Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / Kısım 5/ Takip Eden Yıldız Olmaktan Vazgeçtiğim Gün – Bölüm 3

Takip Eden Yıldız Olmaktan Vazgeçtiğim Gün – Bölüm 3

30 Haziran 2025 641 Okunma 6 dk okuma
Önceki Sonraki

Bölümün ortalama okuma süresi 5 dakikadır. İyi okumalar dileriz.




※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

Çevirmen: Egehan Kılıçarslan

Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte

Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!

Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

???: “Ne diyeceğimi bilemiyorum. Sana bu kadar bağlanmalarına doğrusu şaşırdım prenses.”

Ses kaygısızdı ama biraz boğuk geldiği için anlaşılması güçtü. Sesin, birbirine sürtünen metallerin gıcırdayan sesine karışmasının ve boğuk çıkmasının tek bir sebebi vardı: sahibinin kafası zifiri kara bir çelik miğferle tamamen kaplıydı ve konuşurken miğferin bağlantı yerleriyle oynama gibi bir huyu vardı.

Bu adamın son derece sıra dışı, hatta uçuk kaçık denilebilecek bir kıyafeti vardı.

Başını siyah çelik bir miğfer korusa da bu zırhın etkisi yalnızca başıyla sınırlıydı. Kaslı vücudunu bir haydudunkini andıran kaba bir kıyafet örterken ayaklarında ise alışılmadık deri örmesi çizmeler vardı. Omuzlarından sarkan eski püskü bir pelerin boynunu gizliyor, sırtına enlemesine astığı geniş ağızlı ve kaba kılıcı ise hemen göze çarpıyordu.

Her hâliyle baştan aşağı tuhaftı ama en çok dikkat çeken bir ayrıntı vardı.

 …Miğferli adamın sol kolu omzunun altından itibaren yoktu.

Bu uçuk kaçık kıyafetine eşlik eden özel bir kaybı olan adam, sadece orada durarak bile anormal bir hava yayıyordu. Hele ki kızıl saçlı kadının –Priscilla Barielle’in– yanında dururken bu daha göze çarpıyordu.

Priscilla: “Nesine şaşırdın ki Al? Bu güzellik, sıradan insanlarda içgüdüsel bir tapınma arzusu uyandırır. Tıpkı yavru kuşların annelerine taparkenki çaresizliği gibi… Bu onların doğasında var.”

Al: “Bu sadece kendi kafamda kurduğum bir hayaldi ama yine de… Ben sizi her zaman etrafına daha fazla hayran toplamaya çalışmayacak biri olarak düşünürdüm, prenses.”

Priscilla: “O zaman seni yanıma almam için bir sebep kalmazdı değil mi?”

Al: “Siz öyle deyince doğru geldi. Sanırım kafam karıştı gibi.”

Priscilla’ya sesini çıkarmadan katılan Al, kalın sağ koluyla miğferinin tepesini kaşıdı. Merakla etrafına bakınsa da içinden ne geçirdiği anlaşılamıyordu.

Priscilla ise hizmetkârının bu tavrına hiçbir tepki vermedi. Kararlı adımlarla ilerlemeye devam ederken, etrafındaki insanlar onu fark edip seslenmeye başladılar.

???: “Ah, bu Priscilla-sama!”

???: “Sevgili cariye prensesimiz gelmiş!”

???: “Çok yaşa Güneş Prensesi!”

İçlerinden biri onu fark edince, yükselen bu sese tepki veren diğerleri de evlerinden fırlayıp geldiler. Yüzleri neşeyle parlayan köylüler, hep bir ağızdan Priscilla’yı onurlandırıp övdüler.

Priscilla: “Mhmm. Çok iyi. Durmaksızın gayret göstermelisiniz, avam halkım. Benim ihtişamıma baş eğip beni takip ettiğiniz sürece, sizi merhametimden mahrum bırakacak kadar zalim olmam. Gelecekte bunu ihmal etmediğinizden emin olun.”

Priscilla’nın sözleri belirli bir kişiye değil, daha çok orada ona tezahürat yapan herkese yönelikti.

Sesi kesinlikle yüksek değildi ama her yere nüfuz edip ulaşabilen bir gücü vardı. Bu kibirli sözlerin karşısında Al kendini tutamayıp irkilse de…

Avam: “Anlaşıldı!”

Avam: “Priscilla-sama içinse!”

Avam: “Çok yaşa Güneş Prensesi!”

Köylüler bunu kötü karşılamak bir yana, onun bu gururlu konuşmasını büyük bir hevesle kabul ettiler.

Al, hanımefendisinin karakterine dair izlenimi ile yerel halkın tavrı arasındaki bu uyuşmazlık karşısında sadece başını iki yana sallayabildi.

Miğferli adam Al’ın, Priscilla’nın şövalyesi olarak seçileli sadece birkaç gün önceydi. Âniden bir şövalye seçmesi gerektiğini fark eden Priscilla, kendi tercihlerini ön planda tutarak bu ihtiyacı karşılamak için bir gladyatör turnuvası düzenlemişti.

Bir baronesin ailesine veya ırkına bakmadan bir şövalye seçeceğini duyurması, turnuvaya yoğun bir katılım sağlamış ve etkinliği büyük bir başarıya ulaştırmıştı. Tüm o karşılaşmaların sonucunda Al, Priscilla’nın takdirini kazanmış ve şövalyelik ünvanını elde etmişti.

İlişkileri hâlâ çok yeni, aralarındaki bağ ise onlara efendi ve hizmetkâr demek için çok zayıftı. Yanında kalmasına izin verildiği süre boyunca Al onu dikkatle gözlemlemişti ama kadın onun için hâlâ bir gizemdi.

Düşünceli gibi görünse de anlık dürtülerini hemen eyleme dökebiliyordu. İnsan onun yerel halka karşı cana yakın olduğunu düşünebilirdi ama hemen ardından yüzünde kanınızı donduracak kadar zalim bir ifade belirirdi. O son derece kadınsı görünen uzuvları bile onu gafil avlayan, kılıcını çalan ve neredeyse kellesini uçuracak kadar vahşi bir güce sahipti.

Sonuç olarak birlikte birkaç gün geçirdikten sonra bile, Al’ın şu anki izlenimi efendisi hakkında hiçbir şey bilmediği yönündeydi.

Priscilla: “Al, orada put gibi dikilmeye daha ne kadar devam edeceksin? Farkındaysan avam halk senin gibi gizemli birinin benim gibi bir güzelliğin yanında ne aradığını feci hâlde merak ediyor. ”

Al: “Öyleyse neden onlara siz açıklamıyorsunuz, prenses?”

Priscilla: “Kelimelerine dikkat et, Al. Eğlenceli bulduğum için bu kaba davranışlarına daha ne kadar göz yumabileceğimi ben bile bilmiyorum. Beni gereksiz yere hoşnutsuz etmemeye özen göstermelisin.”

Tam onun hakkındaki fikri biraz olsun düzelmeye başlamıştı ki olan olmuştu. Bir saniye öncesine kadar yüzünde beliren o iyi ruh hâli, göz açıp kapayıncaya kadar çer çöpe bakar gibi bakan birinin gözlerine dönüşmüştü.

Al: “Ah, affedersiniz benim hatamdı. Düşününce, hangi hizmetkâr tanıştırma zahmetini efendisinin üzerine yıkar ki? Özür dilerim, özür dilerim, affedin chonmage”

(Ç.N: “Chonmage”, geleneksel Japon samuraylarının yaptığı bir tür üstten bağlı saç modelidir. Al, burada bu kelimeyi tamamen anlamsız ve bağlam dışı bir şekilde, tuhaf bir özür kelimesi olarak kullanıyor.)

Priscilla: “Pekâlâ. Seni affediyorum. Ancak şu chonmage’nin ne anlama geldiğini bana sonra anlatacaksın.”

Bu beklenmedik kelime işe yaramış gibiydi ve Al’ın, Priscilla’nın hoşnutsuzluk belirtilerinden kıl payı kurtulmasını sağlamıştı. Bunu teyit ettikten sonra rahatlayarak elini göğsüne koyan Al, yerel halka konumunu açıkladı; Priscilla’ya nasıl hizmet etmeye başladığının hikâyesini esprili bir dille, yer yer abartılarla süsleyerek anlattı.



Önceki Sonraki
5 4 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
0 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle