Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım VII, Bölüm 79 – “Kızıl Kahkahaların Kükreyişi”

Kısım VII, Bölüm 79 – “Kızıl Kahkahaların Kükreyişi”

30 Ekim 2024 2.074 Okunma 25 dk okuma


Bölümün ortalama okuma süresi 21 dakikadır. İyi okumalar dileriz.


ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

         

ㅤㅤㅤㅤ

Çevirmen: Bertiel

Destekçilerimiz: Donatus

ㅤㅤㅤㅤ

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

――Priscilla’nın âniden ortaya çıkmasıyla başlayan kasırga, sözcüklerinin yarattığı güçle devam etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak o anda salonda, sanki herkesin zamanı durmuşçasına yanılgılı bir sükûnet ve durgunluk hâkim oldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu, yanlış duyulamayacak bir beyandı ama kız ne mânâya geldiğini tam olarak anlayamamıştı. Sesten doğru bir anlam çıkartamıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

“Anne (Hahaue)”, beyninde bu kelimenin ne anlama geldiğini bulması biraz zaman aldı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [――? Yorna, Priscilla’nın annesi mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia merakla başını eğerek Priscilla’dan duyduğu “hahaue*” kelimesini hemencecik “kaasama” anlamına geldiğini hemen anladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

(Ç.N: Bildiğiniz gibi Japoncada anne demenin birçok yolu var: Okaa-sama, kaa-sama, hahaue gibi. Genelde anne derken hahaue kullanılmaz çünkü hem Japoncada bu kelime eskimiştir hem de fazlasıyla resmî bir hitaptır. Eski Japoncada soylu ailelerin çocukları annelerine saygıyla hitap etmek için “hahaue” kalıbını kullanırdı. Yani, ikisi de anne anlamına geliyor ama birisi çok resmî diğeri daha gündelik. Ayrıca Priscilla, annesine “hahaue” diye hitap ettiğini de unutmayalım.)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, zihnindeki karmaşayı kontrol altına alarak tüm dikkatini üzerinde toplayan iki kişiye―― Yorna ve Priscilla’ya baktı. Gözlerini kırpmadan bakan Yorna’yla soğukkanlı bir ifadeyle de bakan Priscilla’ya baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her ikisinin de saç ve göz renkleri bambaşkaydı, dahası ırkları da farklıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette ki farklı kana sahip melezlerin ebeveynlerinde, hangisinin kanının baskın olup olmadığı tartışma konusuydu ancak Priscilla ve Yorna’nın görünüşte hiçbir benzerlikleri de yoktu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tabiri caizse her ikisinin de göz alıcı güzellikleri vardı ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Şayet her insan sırf benzedikleri için aileymiş gibi davransaydı dünya ağzına kadar büyük ailelerle dolu olurdu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto bu sonuca vararak şaşkınlığını dizginledi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de Priscilla ve Yorna’nın ilişkilerini öğrenmek bir şeyler ifade ediyordu. ――Priscilla’nın sert tavrı ve kişiliği kesinlikle güçlü bir imparatorluktan çıkmışçasına hissettiriyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Kendime çevrilen nahoş bakışları hissedebiliyorum ama dert değil.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Priscilla’nın bakışlarındaki inceliği hissederek gözlerindeki tehditkâr bakış nedeniyle nefes almayı dahi unuttu. Otto’yu bir kenara bırakan Priscilla, Emilia’ya bakarak şöyle dedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Yarı-şeytan, dediğin gibi. Onun “Dokuz İlahi General”den biri olduğunu hiç hayal etmemiştim. Küçüklüğümden beri böyle tahmin etsem de şimdi bizzat duyunca durum bi’ garip oldu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Gerçekten mi? Şaşırdım kaldım. Ama lafı açılmışken sanırım ikiniz de birbirinize çok benziyorsunuz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla elindeki yelpazeyle çenesini desteklerken Emilia başını sallayarak cevap verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto daha önce ikisi arasındaki dış görünüş benzerliklerini inkâr etmişti, bu yüzden Emilia’nın sürpriz değerlendirmesi onu endişelendirse de bunu şimdilik bir kenara bırakmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sorun şuydu ki――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna: [――Bekle.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla’nın sözlerinde beklenmedik bir şey duyan Yorna, ona beklemesine yönelik bir çağrıda bulundu. Gözlerini kapatıp az önceki tedirginliğini yüzünden sildi, ardından…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna: [Biraz şaşırmış olsam da bu kabul edilemez bir beyan. Neden annen olduğumu düşünüyorsun ki…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Böyle aptalca bahaneler uydurmayı bırak. Beni oyuna getirmek istiyorsan önce ruhunu değiştir. Görünüşünü ne kadar değiştirirsen değiştir, benim kırmızı gözlerimi kandıramazsın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna: [――Hk.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna’nın yapmacık sakin yüzü Priscilla’nın kararlı ve sert cevabı karşısında bir kez daha gerildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla’nın üslubu gayet açıktı ve ek olarak başkalarıyla uzlaşmak gibi bir niyeti de yoktu. Bu durum konuşulanların tam olarak ne anlama geldiğini kavramayı zorlaştırsa da Yorna için son derece ölümcül gibi görünüyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna, Priscilla’nın bakışlarından ve dilinin keskinliğinden ötürü bariz bir şekilde sarsılmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bundan öte, bu olay karşısında güçlü bir sarsıntı yaşayan tek kişi Yorna da değildi――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――Absürt.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yaşanan durum karşısında duyulan şaşkınlık açıkça dışa taşmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Silikti, dikkatten kaçabilecek kadar silikti ama diğer gruptan geliyordu ve Otto, Oni maskesinin arkasından taşan sesi gözden kaçırmadı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sakinliğini ve rahatını bozmak istemeyen bir adamdan ziyade, soğukkanlıymış gibi görünen Abel’den gelmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

“Priscilla” diye seslenirken maskesinin ardındaki hafif tedirginliği de gizliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [Ciddi misin? Yorna Mishigure, Sandra Benedict mi?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [――Demek sen de bunu bilmiyordun, Abel. Ama seni suçlayamam da. Bunu kendi sözlerim dışında bilebilme şansım yok.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Ama Priscilla bilmen için de sana kimse bir şey söylemedi ki?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Sözümü kesme. Sesini kes, yarı-şeytan.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Bu şekilde söylemek zorunda değildin…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel’in sorusuna soğukkanlı bir şekilde cevap veren Priscilla, sözünü kesen Emilia’yı da susturmak için ters ters baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her ne olursa olsun bu, Otto da dahil olmak üzere Krallık’ta ve İmparatorluk’ta neler olup bittiğini bilmeyenleri dışarıda bırakan bir görüşmeydi. Otto özellikle Priscilla’nın iç işlerine yönelik konularla ilgileniyordu zira o da bir Kraliyet Adayıydı ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Beklenmedik yeniden birleşme konuşmanızı erteleyiverin. Önceliğimiz bu çocukla ne bok yiyeceğimiz olmalı!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel havadaki değişime aldırmaksızın sivri dişlerini göstererek kükredi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

O yeşil gözlerinin delip geçtiği düşmanı Louis’ti, hâlâ Yorna ve Medium onu koruyordu. Garfiel haklıydı, onunla ne yapacaklarına karar verene dek ne ileri ne de geri adım atabilirlerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette ki Otto’nun kafasında Louis’in kontrol altına alınıp özgürlüğünden alıkonulması gerektiği tartışılmazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Muhteşem benliğim, onu öldürmemizi söylemese de onu bağlayıp dizginlememiz gerektiğini söylüyo’. Muhteşem benliğimin tek ödün vermeyeceği şey de bu… “Tinos’un uzuvları yok oluyor.”]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [――Bu muhtemelen kardeşimin duymak istemeyeceği bir şey olurdu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Ha?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’yla aynı görüşte olan Garfiel bu söz karşısında sivri dişlerini gösterdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Konuşmalarını bölen kişi, Priscilla’yla en üst basamağa çıkmış olan Al’dı. Hâlâ aynı eksantrik görünüyordu, tek koluyla ensesini hevessiz bir tavırla kaşıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Her şeyden önce senden özür dilemem gerekiyor. Kaos Alevi’ne beraber gittikten sonra kardeşimi evine döndüremediğim için özür dilerim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Al… asıl özür dilediğin için teşekkürler. Ama Subaru’yla kavuşamadığım için hayal kırıklığına uğrayan tek kişi de ben değilim, en çok da Beatrice hayal kırıklığına uğradı.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Oh, o hâlde o kızdan ve diğerlerinden de özür dilerim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al, Subaru’nun gelemeyişinden dolayı özür dilerken başını öne eğdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al’ın her zamanki ciddiyetsiz tavrına rağmen, özrü içten görünüyordu. Ancak içten bir özür her zaman affedilmeyi ya da iyi bir imajı beraberinde getirmez.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Fazlasıyla kolay özür dilemek sizden faydalanmak isteyenlerin sayısını artırmaktan başka işe yaramaz. Hatta mademki özür dilemek istiyorsun, ben de bu işe burnunu sokmamanı isterdim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Bu sert oldu. Ancak daha önce de söylediğim gibi, bu küçük kıza dediğiniz gibi bir şey yapmak kardeşimin… Natsuki Subaru’nun hiç istemeyeceği bir şey.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Neden lan neden! Sadece gelişigüzel konuşup bizimle kafa buluyorsun…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [――Ben de ufaklığı öldürmeye kalkıştığımda, kardeşim beni durduruverdi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in sinirlenerek söylediği sözler Al’ın kupkuru sözleriyle bastırıldı. Garfiel’in nefesinin daralmasına neden olan bu yanıt üzerine Al omuzlarını silkerek Louis’e başını salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Sizler de böylesiniz. O kızı gebertmeyi istemem gayet doğal, değil mi? Ama o zaman da bile…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Natsuki-san yapmamanı mı istedi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Duyduğumda kulaklarıma inanamadım desem yeridir. İlk başta yanında tanımadığı bir kız çocuğu olduğunu sanmıştım ama sonra onun bir Günah Başpiskoposu olduğunu fark ettim. Kızı bizzat kendi bedeniyle korumaya çalışıyordu. Kardeşimin uçuk kaçık fikirleri olduğunu biliyordum ama bu, hayal gücümün de ötesindeydi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu sözleri sarf ederken Al’ın bakışları kaskının içinden Louis’e kaydı. Bakışların etkisiyle Louis “Uh―…” diye mırıldandı ama Medium ve diğerlerinin arkasına saklanmak yerine doğruca ona baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

O mavi gözlerdeki ışık ne donuk ne de zayıftı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir yandan izlerken Otto, Al’ın söylediklerini tarttı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Subaru’nun Louis’i bir türlü zarar verememesinin nedeninin “saflık” olabileceğine inanıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hem Subaru’nun hem de Emilia’nın sahip olduğu “saflık” hem bir zaaf hem de bir güçtü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir kere bıraktınız mı bir daha asla geri getiremezsiniz, Otto da bununla başa çıkmanın her ne kadar zor olduğunu düşünse de asla yok olmasını istemiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Bizlerin, etrafımızdakilerin böylesine “saflık” göstermeden de karar vermeleri mümkün.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Anlıyorum kardeşim. Ama şimdi işimiz zor. Neticede bu kadar insanın içinde konuşuyoruz. Bu işin geri dönüşü yok.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: […Otto-sama.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica sert bir adım atarak Otto’nun yüzündeki ifadeye seslendi. Kadının güzel gözleri herhangi bir şey yapılması ihtimaline karşın endişeyle parıldıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto da Louis’in kimliğinden bahsetmenin çok büyük bir yanlış olduğunu düşünüyordu ――Yo, her şeyden önce asıl sorun Louis’in malûm kişiler tarafından kabul görmesiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Taritta ve Mizelda’nın fikirleri Kale Şehri’nde epey baskındı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yani――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Anladığım kadarıyla onu başıboş bırakmak istiyorsunuz?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Al: [Elbette, yanlış bir şey yapmış olsaydı bizzat ben bağışlamazdım. Ama…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Medium: [Louis-chan her zaman Subaru-chin’i korumaya çalışırdı. Bizimleyken hiç mi hiç yaramazlık yapmadı. Asla yapmayacak da!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Medium, Al’ın sözlerini anlayarak çılgınca bir ses çıkardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Söyledikleri yalnızca iyimser düşüncelerden oluşuyordu, Louis’in bugüne kadarki eylemleri gelecekte de yapıp yapmayacağını garantilemiyordu. Bu, en önemli noktaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Usta’yı yaparken izlemiştim, belki de Yemin Laneti yapabilirim.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――. Bunu yapmayalım. Bir anlığına da olsa mümkün olduğunu düşünmüştüm.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra tereddütle fikrini öne sürse de Otto hemen reddetti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra “lanet işareti”nden bahsetti: söz veren kişinin ruhunu sözlerine bağlar, aynısı Roswaal’ın vücuduna işlenmişti, sözün bozulması hâlinde kişiyi öldürecek bir araç.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Roswaal, “Sığınak”ta ve eski Roswaal malikânesinde vuku bulan olayların arkasındaki asıl kişi, teslim olduğunu göstermek amacıyla bizzat kendisi vücuduna kazımıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anlaşılacağı gibi “lanet işareti”nin amacı, tam anlamıyla “lanetlemek” anlamına geliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Batıl inançmış gibi görünse de bazıları lanetin, yapan kişilere döneceği söylenir. Birileri bi’ başkalarını lanetlerle kendine bağlamaya devam ederse eninde sonunda kendi ruhunu da ateşe atar.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra’nın böylesi bir sorumluluğu üstlenmesine gönlü elvermiyordu, bunu yapıp Louis’in hareketlerini kısıtlayacak bir lanet işareti yazabilse bile bu bir garantiden öteye gitmeyecekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Çünkü içimizin rahat edebilmesi için neleri bağlayabileceğimiz noktasında net bir fikre sahip değiliz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Günah Başpiskoposlarının Otorilerini kimse tam olarak sınırlarını bilmiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onların ne gibi gizli oyunlar çevireceklerini bilmedikleri sürece, nasıl bağlanırlarsa bağlansınlar, Otto’nun Louis’e karşı duyduğu şüphe asla ortadan kalkmayacaktı. Yani, birinin canını almadıkları sürece.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onları dikkatsiz ve pervasız hâle getirecek bir lanet işaretinin var olmaması sayesinde, dikkatlerini sürekli diri tutacaklardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Üzülerek söylemeliyim ki benim vardığım sonuç bu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Ottobro! Emin misin bundan!? O Günah Başpiskoposu!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun düşüncelerini hisseden Garfiel bir haykırışla sesini yükseltti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kesinlikle haklı olmasına rağmen Otto, kendisinin köşeye sıkıştırılıp buna mahkûm edilmesinin doğurduğu hayal kırıklığını anlayabiliyordu, küçük kardeşinin yaşadığı kalp sancısıyla empati kurabilmek istiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Ayrıca, bunu tartışarak da herkesin desteğini alamayız. Hâlâ konuşulması gereken çok şeyin var olduğu bu durumda, aramızın açılmasını da istemiyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Bu yüzden de illa güç kullanacaksak da onların sözlerini dinledikten sonra olmalı, doğru muyum? Ne kadar da dik kafalı.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Böylesine düşüncesizce bir şey yapma niyetinde değilim ama yine de bunu bir iltifat olarak kabul edeceğim, Priscilla-sama.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla, Otto’nun düşüncelerini zekice ifade ederken, hiç olmazsa iyi bir tavır çizmeye çalışıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her ne olursa olsun, Garfiel için verilen bu cevap sinir bozucu bir gerçekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şehirde kayda değer bir nüfuza sahip olan Abel’le Louis’e yönelik muamele karşısında müzakere edilemez bir tutum sergileyen “Shudraq Halkı”nı―― vazgeçirmenin hiçbir yolu yoktu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Louis’i ortadan kaldırmak için Günah Başpiskoposu olmasının dışında hiçbir gerekçe yoktu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve bu da işe yaramadığına göre, ellerinde kalan tek seçenek zor kullanmaktı. Ancak Louis’i öldürerek Oburluk Otoritesi’nin etkilerini ortadan kaldıramazlardı, öldürseler bile tüm İmparatorluğu peşlerine takmanın getireceği dezavantajı almaya değer miydi?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Bu şekilde mücadele etmek hepimizi biraz olsun daha az endişelendirir. Sonuçta işler böyle yürür, değil mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto ve Garfiel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel, dişlerini gıcırdatırken Otto’nun da tek gözü kapalıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’nın ametist gözleri konuşmanın gidişatını izleyerek sonuca varırken parıldadı. Beatrice kollarındayken adını sesleniverdi, “Emily”.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Özür dilerim… Beatrice Hanım. Çok ama çok endişelisiniz, biliyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Beatrice: [Doğru anladığın sürece yeterli, sanırım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birbirlerine fazlasıyla yaklaştılar ve bakışıp konuştular, Beatrice’in yuvarlak gözleri kısıldı. Emilia, Beatrice’in duygularını anlayarak başını sallayarak bakışlarını Louis’le Medium’a çevirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ona bir kız kardeş gibi sırtını dayayan kız da bakışlarına karşılık verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [O küçük kız… Louis geeerçekten de tehlikeli olabilir. Otto-kun ve diğerlerinin söylemeye çalıştığı şey buydu, anlıyorsun değil mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Medium: […Evet, biliyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Ama Louis’in tehlikeli veya kötü bir şey yaptığını da görmediniz, Louis size veya Subaru’ya bi’ şey yaptı mı?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Medium: [Hmm, bizi korumaya çalışmıştı. Doğru söylüyorum, yalan değil. Doğru değil miyim? Abel-chin, Al-chin, Taritta-chan ve Yorna-chan?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Doğrudan Emilia’ya bakan Medium, en doğru kelimeleri seçebilmek için elinden geleni yapıyordu. Karar verir vermez, kendisiyle beraber İblis Şehri’nden dönenlere aynı fikirde olup olmadıklarını sordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her ikisi de Priscilla’yla daha önce yaşadıkları tartışmanın etkisinden hâlâ kurtulamamış olduğundan dolayı Abel ve Yorna durgun bir tepki verdi ama Al omuz silkerken Taritta başını salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Taritta: [Haklısın, Louis kesinlikle herkesi korumaya çalışıyordu. Bence Subaru’ya fazlasıyla düşkündü.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [“Küçük Kız Kullanıcısı’ndan beklendiği gibi” derdim de atmosfer bu şakayı kaldırmaz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Beatrice: […Bu lakap Betty’nin hiç de hoşuna gitmiyor, doğrusu! Dikkatli ol, sanırım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Beatrice’in hoşnutsuz, kısık sesi bir an öncesine kadar var olan düşmanlığı az da olsa yumuşatmıştı, belki de Beatrice Louis’le nasıl devam edeceğini Emilia’nın takdirine bırakmaya karar vermişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de aynı sonuca varmış olsalar bile, Emilia bunu Otto ve Beatrice’in söylediklerine uygun hale getirmeliydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ardından, Emilia Louis’e bakarak konuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Subaru hakkında endişeliydin. Yalan söylediğine inanmıyorum. Bu yüzden de sana inanmak için bu kadar uğraş veren bu kız kadar, ben de sana inanmak istiyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――Hık, Emilia-sama o kız!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Garfiel bile ilk defa bizimle karşılaştığında çok hırçındı. Ama şimdi bizimle geeerçekten de çok iyi arkadaş, değil mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel ve Louis’in farklı durumlarda ve koşullar altında oldukları hesaba katıldığında, Emilia’nın söylemi biraz samimiyetten yoksundu. Ancak Emilia dile getirdiğinde tepki göstermenin bi’ hayli zor olduğu da bir gerçekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Durum ilerledikçe Garfiel’in yanakları acıyla sertleşti. Emilia’nın verdiği yanıt ise ufak bir “Özür dilerim” şeklindeydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Zor olacaktır. Ama gene de en başından bu kadar düşmanca tavır takınmak yerine, doğru düzgün konuşabilirsek bu çok daha iyi olurdu. Elbette ki bazen en başından düşmanca takınmamız gerekebilir…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Hepinizle bir aradayım, herkesin benimle iyi geçinmesinin çok güzel olacağını düşünüyorum. Onlarla arkadaş olmak istiyorum.  Bunun için de önce sıkıca sıktığımız yumruklarımızı yumuşatıp açmamız gerekiyor.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia bunu söylerken kollarının arasındaki Beatrice’e doğru baktı. Beatrice ona nazikçe bakarak başıyla küçük bir onay verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Beatrice’in başını salladığını gören Emilia da yavaşça öne doğru adımını attı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorna’nın tam karşısında, gözleri parıldayan Garfiel’in yanından, sonra da küçük Louis’i arkasına alarak koruyan küçük Medium’un önünden geçip gitti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve ardından――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Bunu söylemenin geeerçekten dolambaçlı bir yolu ama… İnanmak istiyorum; Zikr-san’a, Mizelda-san’a, Subaru’ya, Rem’e, çok nazik davranan diğerlerine, Medium-chan’a ve onlara inanan diğer herkese de inanmak istiyorum. Bu yüzden lütfen Medium-chan’ın inanıp güvendiğe kişiye, sana inanmama izin sağla.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Louis: […Ah, uu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Sana çok iyi davranıp inanan çocukların olduğunu bilmek geeerçekten çok güzel.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunu söylerken Emilia sağ elini nazikçe Louis’e uzattı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sol eliyle Beatrice’i tutarken Emilia belini indirerek Louis’e doğru yaklaştı. Emilia’nın bu hareketi Louis’i korumaya çalışan Medium’un bile ansızın ona doğru hamle yapmasına neden oldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Louis-chan.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Böylece sesleniverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Belki de Louis’in ellerini uzatmasına neden olan şey onun seslenişiydi ya da belki de Emilia’nın sözlerinin insan kalbinden mahrum Günah Başpiskoposu için bir anlamı vardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia sağ elini uzatırken Louis de kendi sağ elini onunkinin üzerine koydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto bir anlığına bunun sonucunda Otorite’sinin Emilia üzerinde etkin hâle geleceğinden korktu ancak Otto bu endişesinden pişman olup bunu tüm kalbiyle reddetmesi gerektiğini hissetti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her şekilde――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Louis: [Uau.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Hmm, ben de Subaru için endişeleniyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birbirlerinin ellerini kucaklayan Emilia, cevap olarak gülümsedi ve böylelikle hem Otto hem de Emilia Kampı için karar verilmiş oldu. Sonuç olarak konu “beklemeye alındı”.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

――Ancak Otto, Emilia’yla gurur duyuyordu çünkü her ne kadar düşünceleri aynı olsa da Emilia’nın söyleyiş şekliyle kendisinin söyleyiş şekli tamamen farklı olacaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Muhteşem benliğim gözlerimi sen alamayacak gibi, biliyorsun.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Louis’in yargısının “beklemeye” alınmasına karar verilmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Buna cevaben de son ana kadar bunu kabul edemeyeceğini beyan eden Garfiel, Emilia’nın el sıkıştığı kıza karşı tavrını net bir biçimde ortaya koydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in endişeleri ve uyarılarının yerinde olması nedeniyle Otto araya girmedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Bir Cadı Tarikatı mensubunun, hele de bir Günah Başpiskoposu’nun düşüncelerini değiştirebileceğini hayal bile edemiyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun kupkuru, menfaatçi düşünceleri bu sonuca varmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia ve Louis arasında dokunaklı tarihî bir diyalog yaşansa bile. Ancak her ne kadar kendisinin de hoşuna gitmediğini düşünse de Otto bir şey daha düşünmüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

――Beyaz Balina, Büyük Tavşan, Tembellik’in ve Açgözlülük’ün Başpiskopuslarının yenilgileri de akılalmazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Natsuki Subaru, bir yıldan birazcık daha uzun bir süre içerisinde tüm bunları birçok kez gerçekleştirmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dünya bunları Emilia kampının başarıları olarak görse de kamptaki herkes Subaru’nun verdiği katkıların çok ama çok önemli olduğunu biliyordu. Dolayısıyla ihtimalleri iyice hesaba katması gerekiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Natsuki Subaru bir kez daha akla hayale sığmayacak bir şey becermiş olabilirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Hiç hoşuma gitmedi…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu gerçekten ortaya çıktığında, çevresindekilerin Subaru’yu nasıl değerlendirecekleri düşüncesi onu hüzne boğuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Diğerlerinin de Subaru’nun asıl insanî yönünü bir an önce tanımaları gerektiğini düşünüyordu――.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Tartışma durulduktan sonra, müsaade edebilir misiniz?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tartışma ortamının rahatladığı büyük salonda Zikr elini kaldırarak bu sözlerle konuşmaya başladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dikkatleri üzerine çektikten sonra da cümlesine “Müsaadenizle” diyerek giriş yaptı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Priscilla Hanım’la Birinci Sınıf General Yorna arasındaki ilişkiyle fazlasıyla ilgilenmeme rağmen, öncelikle Abel-dono’yla doğrulamamız gereken bazı hususlar var.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [――. Buyur.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Tabii.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çenesini kapalı tutan Abel, bu konu ortaya atıldığında olumlu cevap verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Louis’in nasıl ele alınacağına ilişkin bir yorumda bulunmamış olsa da az önceki şokun kısa bir süre de olsa duraklamasına neden olmuş gibiydi. Kendisine yöneltilen soruyu cevaplandırdıktan sonra Zikr’e bakarak siyah gözleriyle konuşmaya devam etmesini buyurdu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Birinci Sınıf General Yorna’yla iş birliği yapıldığının ve Kaos Alevi İblis Şehri’nin çöktüğünün bilincindeyim… Bunun sonucunda da Natsumi Hanım tehlikeye girdi. Buna ek olarak sormak istediğim şeyse son birkaç gündür yayılan bir söylentiyle ilgiliydi――…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [――Söylenti.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Evet. ――Söylentiye göre bir yerlerde, İmparator Ekselanslarının çocuğu, siyah saçlı bir Veliaht Prens varmış.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr, Abel’e bildirirken saygıyla başını eğdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İmparator Vincent Vollachia’nın oğlunun varlığını iddia eden bu söylenti kulaktan kulağa yayılmış, hatta Otto’nun kulağına kadar ulaşmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Üstelik söylentide İmparator’un oğlunun bir isyancı ordusu olduğundan, yani Guaral Kale Şehri’nde toplanan grubun liderinden ve İmparator’a karşı isyan bayrağını açtığından ya da buna benzer şeylerden söz ediliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak şehirde böyle görünen birini gördüğünü hatırlamıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Raporlara göre bu söylenti Doğu’dan çıkmış. Şimdiden tüm İmparatorluğa yayılmış ama bunun kaynağı…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [Tahmin edeceğin gibi, İblis Şehri’nden çıktı. ――Tahtı sarsmak için güç sahibi olmak gerekir. Ve bu güç de ancak ve ancak büyük bir davanın çatısı altında toplanır.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel kollarını kavuşturup başını yavaşça sallayarak soğukkanlılıkla cevap verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu cevap tatmin ediciydi ama her şeyden önce, İmparator’un tahtını sarsmaya yönelik bir hamle, kendi kamplarının gerçekten bulaşmak isteyeceği bir mesele değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’ya dönecek olursak, onun odağı Emilia’nın bu insanlarla bir kez karşılaşmış olmasına rağmen onları terk edip gidemeyeceğini söyleyebileceği ihtimalini nasıl bertaraf edeceğiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu nedenle, normal şartlarda fark edebilmesi gereken olasılıkları fark etmekte geç kaldığı da söylenebilir.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yani――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: […Siyah saçlı bir Veliaht Prens.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Düşüncelere dalıp gitmiş gibi görünen Petra, bunu azar azar mırıldanan kişiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Güzel kaşlarının üstünde küçük bir kırışıklık oluştururken kara kara bir şeyler düşünüyordu. Ardından, çekingen bir şekilde düşüncelerini ifade etmek istedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunlarsa――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Ihm, Medium-san ve diğerlerinin daha önce söylediklerine bakılırsa Subaru küçülmüştü, değil mi? Tıpkı benim ya da Beatrice-chan gibi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Bize söylenen buydu. Pek hayal edemesem de o Subaru’ysa böyle bir felaketle karşılaşmış olması muhtemel… Ah.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra’nın sözlerini başıyla onaylayan Frederica’nın gözleri, edindiği bilgileri gözden geçirirken büyüdü. Frederica’nın farkına varmasıyla hemen hemen aynı anda Otto da Petra’nın ne düşündüğünü kavramıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve şimdi de kendi düşüncelerinin ne kadar yanlış olduğuna lanet etmek zorundaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Söylentilerdeki İmparator’un çocuğunun Subaru olması mümkün mü?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu ihtimali lanetleyerek reddeden Otto’nun yerine Petra doğrudan meselenin özüne inmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kıpırdamadan duran kızın gözleri Abel’a dikilmişti, Oni maskesinin ardından siyah gözleri onlarla buluştu. Abel en ufak bir tereddüt göstermeden Petra’nın sorusunu onaylarcasına sakince başını salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [Mümkün.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [――Hık, böyle bir şey…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu kısa cevap karşısında gözlerindeki ifadenin keskinleşmesiyle Petra sesini yükseltmeye çalışmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Petra’nın cevap verme hızından hızlı birisi…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――Ku, hahahahaha!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunun gibi, bütün kalbiyle gülen bir ses yankılanıverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Mevcut koşullara aldırış etmeksizin yükselen kahkaha, salonun havasını alt üst etti. Ancak bu kahkahanın hemen ardından kimsenin sesini çıkaramamasının nedeni, bu yüksek sesin Priscilla’ya ait olmasındandı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kahkaha atarken âdeta dişlerini göstermek istemiyor gibi elindeki yelpazeyi ağzına götürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Her şey bir yana, o aptal avamın Veliaht Prens olarak karşımıza çıkması beni kahkahaya boğuyor. Ahh, Abel, cidden sen, kendini kahkahalarla öldürmek mi istiyorsun? Çalışma yöntemini epey değiştirmişsin, haksız mıyım?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [Prenses?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Ne var ki bunda, sen de gülmelisin Al. Yoksa sen de mi bu entrikanın içindesin? Gerçekten de öyleyse amma da maharetlisin ha, güldürdün beni! Söylemeliyim ki bir soytarının vazifelerini hârikulâde bir şekilde yerine getirdin.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şaşkın Al’a dönerek onu öven Priscilla keyifli görünüyordu. Priscilla’nın tepkisinin önceden kestirilemez oluşu, büyük salondaki şevki geçici de olsa alıp götürmüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette ki bu, tüm karmaşayı silip süpürdüğü anlamına da gelmiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Imm, ne demek istiyorsun? Subaru’nun İmparator’un çocuğu olmasının imkânı yok, değil mi? Ne de olsa Subaru, Büyük Şelale’nin ötesinden gelmişti.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Emily, dediğin şey Subaru-sama’nın şakalarından birisidir.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Sahi mi? O zaman gerçekten de o?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [İmparator’un çocuğunun o olup olmadığı iddiasına gelecek olursak bu doğru olamaz. Uydurmadır.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Eh? Eh? Eh?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Baş dönmesi geçirmekte olan Emilia hiçbir şey anlamadığını belirtiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Özetle, Subaru’nun çocuklaştırmasıyla Abel’in grubunun hedefleri tesadüfen örtüşmüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Daha doğrusu, bu olay gerçekleştikten sonra bundan yararlandıklarını söylemek daha yerinde olur.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto da Frederica’nın söylediklerine katılıyordu; bu durumu verimli bir şekilde kullanmışlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel ve diğerleri isyan çıkarmak istediklerinde, bunun gibi iyi bir bahane bulmak istemişlerdi. Bu maksatla isyana önderlik edecek birisinin özellikle de İmparator’un çocuğu olması kadar uygun bir şey olamazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette ki ortada olmayan birini önder olarak kullanmak tam anlamıyla iki ucu keskin bir kılıcı elinde taşımak gibiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Natsuki-san sahiden de var olduğuna göre, onu iki ucu keskin bir kılıç olarak mı kullanacaksınız?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Abel: [Küstahça bir söylem olsa da bu hoşuma da gidiyor. O hâlde sen de anlamış olmalısın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――Her ne kadar sinir bozucu olsa da.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Haklı olsalar da Otto ve diğerleri Subaru’nun içinde bulunduğu koşulların kötüye kullanılmasına kızmakta haklıydılar.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de sinir bozucu olmasına rağmen, Abel’in planladığı seyirde gözle görülür bir değerinin olduğu da doğruydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çünkü――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――Nerede olduğu bilinmeyen Subaru-sama için bu durum, hayatını kaybedebilme olasılığını ciddi anlamda azaltacaktır.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: […Evet.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Frederica’nın anlayışı üzerine acı bir şekilde başını salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia, Garfiel; Otto ve Frederica’nın düşüncelerini kavramakta yavaştılar. Şaşkınlıkları yüzlerinden okunan ikili, “Bu da ne demek oluyor ki?” diye sordular.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Neden bahsettiğiniz hakkında hiçbir fikrim olmasa da…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Muhteşem benliğim Kaptan’a tuhaf bir ünvan verildiğinin farkında. Ama onu isyanın Kaptanı yapmak çok daha tehlikeli olmaz mıydı?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Hayır, belki dikkat çekerdi ama hayatını tehdit eden unsurlar az çok hafiflerdi. Çünkü Veliaht Prens’in değeri ancak ve ancak hayattayken etkili bir şekilde gösterilebilirdi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Veliaht Prens, Vincent Vollachia’nın egemenliğini tehdit eden bir isyancıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İsyancıların safındaki bu varlık, mevcut İmparator’un hem müttefiklerinden hem de düşmanlarından yararlanmayı sağlayacak bir değere sahipti. İsyancı taraf için bunları söylemeye gerek olmasa da hayatta tutulduğu müddetçe onu İmparator’un karşısında da kullanabilmenin pek çok yolu vardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onu idam etmek isyancı ordunun moralini bozabilirken yaşayan bir Veliaht Prens onları haklı davalarından vazgeçmeye zorlamak için de kullanılabilirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Yani, Natsuki-san her nereye savrulursa savrulsun, hatta gözaltına alınsa bile, oracıkta öldürülmekten kurtulma olasılığı da yüksek. Bunun yerine――…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Bunun yerine?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: […Vollachia tahtı için verilen mücadelede, isyandan kaçmanın yolu kapandı.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Böyle bir kutsama almak beraberinde sorumlulukları da getirirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İstese de istemese de Subaru, Vollachia İmparatorluğu’ndaki isyanın tam merkezinde, en yüksek pozisyonda ve isyanın başındaki kişi olarak bulunuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu nedenle――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: [Gülmeden nasıl durabilirsiniz ki?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve bu sözleriyle de daha önceden cevabı bilen Priscilla’nın neden acımasızca güldüğünü nihayet anlayabilmişlerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

#Evet, bir bölümün daha sonuna geldik. Açıkçası bölümde bol bol konuşma ve tartışma döndü. Subaru’nun artık sözde Veliah Prens olduğunu biliyorlar, bakalım gelecek bölümlerde Emilia kampının hamlesi ne olacak? Okumaya devam edelim!

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ



5 2 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
17 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle
jovial8961d0fdc1
jovial8961d0fdc1
31 Ekim 2024 07:56

çeviri için çok teşekkürler elinize sağlık

Anonim
Anonim
31 Ekim 2024 14:35

Çeviri için teşekkürler

Anonim
Anonim
31 Ekim 2024 18:27

çeviri için teşekkürler

Anonim
Anonim
31 Ekim 2024 22:35

Ellerinize sağlık ve teşekkürler

Anonim
Anonim
1 Kasım 2024 12:40

Çeviri için çok teşekkürler. 3. sezon bittikten sonra buralar çok canlanacak. Şimdiden yorumumuzu bırakalım 😀

Anonim
Anonim
7 Kasım 2024 19:48

emeğinize sağlık

Anonim
Anonim
10 Kasım 2024 12:18

yeni bölümün ismi ne ve tahmini ne zaman gelir

Anonim
Anonim
12 Kasım 2024 21:45

bertiel sama what if oburlukta subaru’nun saçı niye beyaz??

Anonim
Anonim
12 Kasım 2024 22:05

bertiel sama what if oburlukta subarun’un saçı niye beyaz

furkan
furkan
1 Mart 2025 04:37

Sıçtık

Emre Özgör
Emre Özgör
Yanıtla  furkan
4 Nisan 2025 13:57

Yok yok sıçmadık

yato zero
27 Haziran 2025 12:17

Elinize sağlık. velihat prens subaru ha bu cümleyi kuracağımızı hiç düşünmezdim ya

Aizen Poyraz
13 Ağustos 2025 18:25

Subaru bir canavar

baryonnarutotr
16 Kasım 2025 13:34

Bu bölümler çok iyi akıp gidiyor

Heisenberg
27 Kasım 2025 14:05

Emillia nin Subaru hakkında çok fazla bilgi vermesinden korkmaya başladım umarım Subaru nun başına bela getirecek bişeyler ağzından kaçırmaz