Bölümün ortalama okuma süresi 37 dakikadır. İyi okumalar dileriz.

ㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤ
Çevirmen: Bertiel
Destekçilerimiz: Donatus
ㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤ
Derin bir nefes alarak, âdeta uçarcasına koşarken kollarında tuttuğu kızın başını sarsmamak için elinden geleni yaptı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şehrin güney tarafına bir araba konvoyu gelmişti ve Emilia, İblis Şehri Kaos Alevi’nden bu kadar çok kişinin geldiğini duyar duymaz; gümüş renkli saçları özlemle beklediği kavuşmanın beklentisiyle dans ediverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Çok yakında Subaru’ya kavuşacağız, Beatrice!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kollarında sıkıca tuttuğu kız, göz kapakları kapanık bir şekilde uyuyordu―― Beatrice.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Manasını harcamamak için uzun süredir uyuyan kızı uyandırmak amacıyla, sözleşme yaptığı Subaru’yla temas kurarak mana kaynağını ondan alması şarttı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’nun da manasını almak için Beatrice’e ihtiyacı vardı yoksa başı büyük belaya girerdi, yani ikisinin de kaderi iç içeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Genelde her zaman el ele, sevecen bir şekilde geçindikleri ilişki, Subaru’nun İmparatorluğa savrulup onlardan koparılmasıyla artık ciddi bir sorun teşkil ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru ve Beatrice mümkün olan en kısa zamanda yeniden bir araya gelmeliydiler.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve ek buna olarak――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Subaru.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia, Subaru’nun bir saniyeliğine olsa mümkün olan en kısa sürede güvende olduğundan emin olmak istiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Puck sözleşmeyi kendi rızasıyla bozup ortadan kaybolduğundan beri hiç bu kadar huzursuz hissetmemişti―― yo, bundan daha da fazlasıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Puck kendi başının çaresine bakabilirdi ama Subaru bakamazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’yu anlayabilecek birisinin onun yanında olması gerekiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Ihhh, affedersiniz!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözlerini aralayan Emilia kestirmeden Belediye Binasının önüne vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kapıdan girip merdivenlerden yukarıya tırmanmış olması gerekirken, sabırsızlığı sonucu bunun yerine buzdan bir kolon oluşturdu. Yerden yükselen buz kütlesinin üzerine binen Emilia, Beatrice’i de kucağına alarak bir anda binanın tepesine doğru yükseldi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Muhafızları ve kasabalıları ürkütmüştü belki ama dayanamıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Artık, nihayet――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Ha, Emily?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Buz asansörü en üst katın yüksekliğine ulaştığında, Emilia oradan binaya sıçradı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yere inip yukarı baktığında, çok sayıda insanın Belediye Binası’nda toplandığını gördü ve herkes Emilia’nın âniden ortaya çıkmasına şaşırmış görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tüm bunların arasında, görsel olarak göz dolduran ve aynı zamanda Shudraq Halkını bir araya getiren protez bacaklı bir kız olan Mizelda, Emilia’nın gelişini kolayca kabul etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tahta bacağının ucuyla zemini dürterek Emilia’nın arkasındaki buzdan kolona baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [Büyüyü gayet rahat kullanıyorsun. Bizden çok farklısın.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Mhm, geeerçekten de çok acelem vardı, bu nedenle… Oh, seni ürküttüğüm için üzgünüm! Bi’ saniye içerisinde yok edeceğim!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda’nın etkileyici tepkisi üzerine Emilia buzu alelacele mana hâline getirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Krallık’ta büyüyle ilgili pek çok şey yapmak oldukça yaygındı ancak İmparatorluk’ta sanki çok fazla büyü kullanıcısı yokmuş gibi görünüyordu. İmparatorluk’ta savaşmak isteyenlerin sayısı düşünüldüğünde, bu durum garip geliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [Çoğu zaman, büyü kullanmadan önce onlara vurursan bu onların sonu olur.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Biliyorum. Ama bu sadece yakındaysak işe yarar, uzaktayken değil.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [Uzaktayken de yayım devreye girer. Gerçi, Taritta yay kullanmakta benden daha da iyidir.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gülümseyen Mizelda’ya Emilia da “haklısın” diyerek gülümsemesine eşlik etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birkaç kez duyduğu “Taritta” ismi Mizelda’nın küçük kız kardeşinin ismi olmalıydı. Mizelda’nın gururu ve neşesi olduğu anlaşılan Taritta, güneydoğudaki İblis Şehri’ne gitmek amacıyla Guaral’dan ayrılan grupla birlikteymiş――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――! Doğru ya. Güneye gidenler geri dönmüşlerdi, di’ mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir anlığına aklı başka diyarlara dalıp gitse de Emilia’nın büyüsünü kullanıp alelacele buraya gelmesinin asıl sebebi buydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice’i göğsüne daha da yakın tutan Emilia, en üst kattaki salonu süzdü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kalabalığın arasında alışılmadık seyahât kıyafetleriyle bulunan insanların olması, at arabasıyla seyahât ederken Kale Şehri’ne varan grubun burada olduğunu gösteriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tüm bunların ortasında――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru, orada mısın!? Hepimiz seni almak için geldik! Otto ve Petra-san… Petra Hanım birazdan burada olacaktır!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Etrafına bakınıp kalabalığın içinden uzun zamandır beklediği siyah saçlı çocuğu arıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia kaldıkları konağa bir arabanın geldiğini duyar duymaz Beatrice’i de kucağına alarak aceleyle Petra ve Otto’nun ardından Belediye Binası’na doğru yola koyuldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onlar da Subaru’yu karşılamak için apar topar Belediye Binası’na koşuyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O ikisiyle aynı şeyleri hissettiğini bildiği hâlde soluk soluğa önden koşmaya devam eden Emilia, haksızlık ettiğinin bilincindeydi. Yine de Subaru’yla bir an önce kavuşmak istiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice de aynıydı ama Emilia’nın Subaru’yu görmek için kendince sebepleri vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Hık, Subaru!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birdenbire omzuna arkasından vurulan Emilia, sanki bir elektrik akımına kapılmış gibi tepki verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu o kadar âni olmuştu ki omzuna dokunan kişi de irkilip gözlerini açmıştı. Ancak karşısındaki şaşkın kişi Subaru falan değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Emily…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Frederica… Buraya ilk sen varmışsın. Imm, güzel.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu durum biraz tuhaf bir hâl almıştı, Emilia yüzüne nasıl bir ifade konduracağını hiç mi hiç bilmiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elbette ki Frederica da Subaru için endişeliydi, bu yüzden Belediye Binasına ilk önce onun gelmesi sürpriz olmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Şey, Subaru’yla konuşabildin mi? Bak, Beatrice’i onu görmek için götürmek istiyordum. Ben de Subaru’yla konuşmak istiyorum tabii öncelik Beatrice’in…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [――. Sana söylemem gereken bir şey var.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Ha?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica güzel zümrüt yeşili gözlerinin kenarlarını indirerek, terleyen ve bahane ararcasına konuşan Emilia’ya karşı kasvetli bir sesle konuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica’nın neden böyle bir tavır takındığını anlayamamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Ah, Garfiel…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bakıldığında sadece Frederica’nın değil, Garfiel’in de daha erkenden Belediye Binasına gelmiş olduğu görülüyordu. Petra ve diğerleri çok geçmeden geldiklerinde, Emilia’nın Guaral’a gelen tüm yoldaşları da burada olacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Daha önce birbirlerinden ayrı düşmüş olan Subaru’yu hep birlikte karşılayacaklardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ya da Emilia öyle olmasını umuyordu ama――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Ne yazık ki Subaru-sama Kaos Alevi İblis Şehri’nde tekrar kayıplara karışmış… Subaru-sama arabayla geri dönenler arasında bulunmuyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylece Frederica böylesine yürek parçalayıcı bir bilgiyi kederli bir dille aktardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Ne demek istiyorsun, abim ve Rem-chan götürüldü mü!?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kocaman yuvarlak gözlerini açarak bağıran kız, ayaklarını tak tak yere vuruyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Örgüler, tokalar ve çeşitli düğümlerden oluşan garip bir saç modeli olan altın saçlı bir kızdı. On ikiyle on üç yaşlarındaymış gibi görünen kız, şaşkınlık dolu bir yüz ifadeyle etrafındaki yetişkinlere bakıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Guaral Kale Şehri’nin Belediye Binası’nın en üst katındaki geniş odada toplananlar, bu şehrin, daha doğrusu bu İmparatorluğun kargaşası içinde çeşitli pozisyonlarında yer alan kişilerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylesi bir hengâmenin ortasındayken Otto Suwen, bir şekilde olsa da bu işin içine düştükleri için kafasını kuma gömmek istiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gerçi bu, kılıçlarla delik deşik edilmiş bir kurdu tasvir eden bayrakları kaldıran insanların önündeydi. Böylesine zayıf bir tavır sergilemenin akla hayale sığmayacağına inanarak ifadesini dimdik tuttu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garip Saçlı Kız: [Geri geldim ve ne göreyim; şehir darmaduman olmuş, surlar da yok, resmen felaket! Diğer şeylerin yanı sıra abim ve Rem-chan da burada değil, tir tir titriyorum, başım çatlayacak gibi oluyor!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Aa, uu!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tam bunu söylediği anda, kızın gözbebekleriyle kafası dönüp dururken öfkeyle ayağını yere vuruyordu. Yanında da aynı yaşlarda başka bir kız vardı, onu takip ederek sarı saçlı bu genç kız da sızlanmaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yetişkinler, kızların çift kişilik cazibesi karşısında şaşırıp afallamış görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Durum, birinin öne çıkıp olayları ele almasını gerektiriyordu ancak Otto, hareket etmesini engelleyen gizemli bir huzursuzlukla boğulduğunu hissederken devreye girip girmemesi konusunda tereddüt ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: […Imm, bu sızlanıp duran kızı bir yerlerde görmüş olabilir miyim acaba?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Konuşmak için öne çıkan kızın yanında, Otto anlamlı bir sözcük söylemeyen diğer kızın kendisine bir şekilde aşina olduğunu düşünmeden edemedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto genellikle sohbet ettiği kişileri unutmamaya özen gösterse de, çok içtiği zamanlarda hafızası silikti. Emilia Kampı’nda çalışmaya başladığından beri hafızasını kaybedecek kadar sarhoş olmaktan kaçınmaya çalışıyordu ama bunun sarhoşken karşılaştığı bir çocuk olup olmadığını merak ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garip Saçlı Kız: [Abim ve Rem-chan nasıllar? Bilen birileri var mı…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [――Daha da ileri gitmeden önce bir şeyi açıklığa kavuşturalım mı, küçük hanım?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garip Saçlı Kız: [Hmm? Neyi, Zikr-chin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto düşüncelere dalmışken kıza yaklaşan şehrin temsilcisi Zikr’di.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto onunla birçok kez konuşmuştu ve onu güvenilir bir iş ortağı olarak görüyordu. Sadece İmparatorluk’ta iletişim kurabileceği biri olması bile onu nadir bulunan biri yapıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr kalın kaşlarını kaldırarak kızı tepeden tırnağa süzdü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Algılarımda bir hata yoksa, bu genç hanım kesinlikle Medium Hanım’dır, değil mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Ha? Tabii ki de öyleyim, neyin var senin? Sadece görerek bile anlayabilmen gerekir.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ellerini kalçalarına koyup göğsünü şişiren kızın adı―― Medium’du, hemen yanında başını sallayan hatırlayamadığı kız da aynı duruşu sergilemişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözler üzerine Zikr tedirgin bir yüz ifadesiyle Medium’un yanındaki kıza baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [――Abel-dono, bu…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Olbart Dunkelkenn’in tekniğinden kaynaklanıyor. Verdiği cevabın yanlış olmasının asıl sebebi aldığı eğitimden kaynaklanıyordu, bu durum yüzünden değil.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Anlıyorum. Birinci Sınıf General Olbart’ın tekniği demek… Zarar görmediğinize çok sevindim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Tabii buna zarar görmemek diyebilirsen.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr açıklamayı duyduktan sonra elini yavaşça çenesine koyup düşünüyormuş gibi baktı. Bunu Zikr için açıklığa kavuşturduktan sonra Abel sakince kollarını kavuşturarak Medium’a baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Arkamızdaki herkes şaşkın olmalı. Senin küçüldüğünü gördükleri için.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Benim mi? …Ah! Anlıyorum! Herkesten çok ama çok özür dilerim! Küçültülmeye o kadar alışmıştım ki fark etmemişim, bilmediğinizi! Subaru-chin’le birlikte küçültülmüştüm!!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Küçücük bedeniyle Medium elini kaldırarak durumunu açıkladı. Bunu duyduktan sonra bile Otto durumu bir türlü kavrayamadı ama orijinal imparatorluk grubu bir şekilde ikna olmuş görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafası karışıp yeterince bilgi sahibi olmadıklarını inkâr edemese de bu taraf, daha da önemlisi, az önce söylediklerinde Otto ve arkadaşlarının gözden kaçıramayacağı bir şey olduğunu düşünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Subaru.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uau…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aynı anda, muhtemelen aynı anlama gelen belli belirsiz bir fısıltı duyuldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium’un yanındaki yüzü asık kız, daha önce çıkan iniltiden açıkça ayırt edilebilen bir ses tonuna sahipti. Kızınkiyle aynı anlamı çağrıştıran sesi çıkartan kişiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Sen de mi Subaru için endişeleniyorsun?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kızın ortaya çıkışı karşısında kaşlarını indiren Emilia’ydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kollarında uyuyan Beatrice’le birlikte Emilia, Subaru’nun İblis Şehri’nden dönen grupta olmadığını duyunca en çok hayal kırıklığına uğrayanlardan biriydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onun ve Petra’nın hisleriyle kıyaslandığında, Otto’nun hislerine hayal kırıklığı demek haddini aşmak olurdu. Ancak bunun nedeni, tekrar buluşmanın o kadar kolay olmayacağına dair içinden geçen bir önsezi de değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her hâlükârda――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu, aau.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Hayır, bunun senin kabahatin olduğunu düşünmüyorum. Subaru’nun burada olmaması beni geeerçekten hayal kırıklığına uğratsa da şu an surat asmanın zamanı değil. Subaru çok daha fazlasını yaşamıştır.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Benim için endişeleniyorsun? Teşekkür ederim. Senin de çok şey atlattığını da biliyorum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Depresif görünümlü kızla Emilia birbirleriyle bu şekilde iletişim kuruyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kızın ağzından dökülen kelimelerin net bir karşılığı olmasa da Emilia kızın gözlerinin içine baktığında, sanki ne demek istediğini anlarcasına karşılık veriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu bile kalbi kırık Emilia’nın kararlılığının kanıtıydı, Otto’nun yardım edemeyip rahatladığı bir iletişimdi bu. Ancak――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [――Natsuki Subaru’nun arkadaşlarının ta buralara kadar geleceğini hiç beklemiyordum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, salonda âdeta soğuk ve kuru bir rüzgâr gibi esen bir sesti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia bakışlarını kaldırarak bu ses tonuyla konuşan kişiye, az önce Zikr ve Medium’la karşılıklı konuşmuş olan ve yüzünde Oni maskesi olan adama doğru çevirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’nın ametist gözleri, yüzünde Oni maskesi olan siyah saçlı adamı görünce kısıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Sen de mi Subaru’nun arkadaşısın?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Benim hiç arkadaşım olmaz. O da beni bu gözle görmez. Bizim ilişkimiz bir dava uğruna beraber çalışmamızın sonucu sadece.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Demek sen onun dava arkadaşısın. Sana Abel diye hitap etti, Zikr-san’ın daha önce bahsettiği kişi sen misin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Adamın yanıtı sert ve keskindi ama Emilia istifini bozmayarak Zikr’e döndü. Onun sorusu üzerine Zikr sırtını doğrultarak “Evet” dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Bize liderlik edecek pozisyonda olan kişi, Abel-dono’dur. Bana yalnızca verdiği emir üzerine bu şehir emanet edilmişti.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Söz açılmışken şehir epey aşınmış ve yıpranmış kesinlikle.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: […Bunun için hakikaten de epey mahcubum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr yüzünü ekşiterek şehrin uğradığı zarar nedeniyle―― Abel’in huzurunda derin bir saygıyla eğildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr’in acı dolu yüzü mantıksız azarlamalardan duyduğu hoşnutsuzluktan çok, görevini yerine getirememesinden duyduğu pişmanlıkla doluydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asıl olay yerinde bulunan Otto, Zikr’in ve şehirdeki diğer herkesin şehrin bütünüyle yok olmasını engelleyebilmek için ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyordu ama――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Abel-chin, böyle acımasız şeyler deme! Herkes elinden geleni yaptı!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Öyle olsa bile, kardeşin senden koparıldığı için sen de öfkeli sayılmaz mısın?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Abim o kadar çok çalışıp çabaladı ki onu götürdüler! Abim götürülmeseydi çok daha büyük belanın içinde olabilirdik! O benim abim! Götürülse bile abim çok havalı!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’in açıklamasına sert bir şekilde karşı çıkan Medium oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Konuşmanın gidişatına bakılırsa kardeşi muhtemelen Rem’le birlikte kaçırılan erkek tüccardı. Mizelda onun nazik ve arkadaş canlısı bir kadın katili olduğunu söylemişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kuna ve Holly’nin anlattığı diğer hikâyelere göre de bu adamın ve Rem’in kaçırılması, “Dokuz İlahi General’in” parçası olan ve düşmanın uçan ejderlerini geri çekmesine yol açan en önemli etkendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başka bir deyişle Medium’un abisi hakkında söyledikleri çok da yanlış değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İblis Şehri’nden yeni dönmüş olan Abel’in bu durumdan haberdar olması da mümkün değildi――.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Zikr.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Buyrun efendim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Daha önce söylediklerimi göz ardı et. Başından beri Madelyn Eschart ve bir grup uçan ejderle başa çıkmaya çalışıyordun. Şehrin terk edilmesinin gerekebileceği bir ortamda sergilediğin çaba ve çalışmalardan dolayı takdir edilmeyi hak ediyorsun.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [――! Onur duydum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tereddüt etmeden devam eden sözler, Medium’un iknasının bir sonucu değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başından beri bu sözler Zikr’e söylenmek üzere hazırlanmıştı. En başından beri, Guaral’ın uğradığı zarar için onu suçlamak gibi bir niyeti yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: […Abel-chin’in kişiliği tam anlamıyla berbat!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Durun.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium ve kız, kollarını kavuşturarak duran Abel’e iki koldan saldırdı. İkisi de ona yapışıp kollarını çekiştirip belinden dürterken Abel kısa bir karşılık verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Oradaki ilişkileri hakkında aşağı yukarı bir fikir edinilebiliyordu――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Yani? Bu konuda ne zaman ilerleme kaydedeceğiz ki?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu esnada, gelişmeleri sessizce izleyen kadın nihayet dudaklarını araladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu tilki kulaklı güzel, son derece sıra dışı bir duruşa ve aşırı göz alıcı bir kişiliğe sahip biriydi―― bir anlamda, sadece orada bulunmasıyla bile fark edilmesi kaçınılmaz olan biriydi, tıpkı sıra dışı bir güzelliğe sahip Emilia ve alışılmışın dışında Oni maskesiyle göz dolduran Abel gibi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her ne kadar açıkça ifade edilmese de bu aşikârdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel ve Medium’un surlarla çevrili şehri terk edip İblis Şehri Kaos Alevi’ne gitmesinin asıl sebebi oydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Birinci Sınıf General Yorna Mishigure.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözcükleri kim mırıldanıyordu?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de odadakilerden biri bu isimle seslenmişti. Ancak hiç kimse itiraz etmediğine göre bunun doğru olduğu apaçık ortadaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Yorna Mishigure.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İblis Şehri Kaos Alevi’nin hükümdarı, İmparatorluktaki en güçlü askeri komutanlar olan “Dokuz İlahi General’in” bir mensubuydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onun kendi saflarında olması, bu geniş İmparatorluğun dengelerini sarsacak büyük bir lütuftu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’nun kaybolduğu seyahâtte, aslında onu saflarına katmayı planlamışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Birinci Sınıf General Yorna, öncelikle ziyaretiniz için teşekkür etmek isterim. Ben Zikr Osman, Vollachia İmparatorluğu’nun İkinci Sınıf Generaliyim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [Yol boyunca adını sıkça duymuştum. Şahsen, Medium ve Taritta’nın söylediği gibi yakışıklı bir adama benziyorsun.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Medium Hanım ve Taritta Hanım mı?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sert bir şekilde konuşmaya başlayan Zikr, Yorna’nın cevabı karşısında gözlerini kırpıştırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun zamanı olmasa da bakışları Medium ve diğer uzun boylu kadına kaydı. Erkek kıyafetleri içindeki kahverengi tenli kadın muhtemelen tartışmanın konusu olan Taritta’ydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İkili Zikr’in bakışlarına gülümseyip başlarını sallayarak karşılık verdi. Nazik, erkeksi davranışları nedeniyle “Kadın Düşkünü” olarak tanınan Zikr utanmış olsa da çok mutlu görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Duygularını yatıştırmak istercesine öksürerek boğazını temizledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr: [Peki, Birinci Sınıf General Yorna, Abel-dono’nun saflarında savaşmaya gönüllü müdür?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [Öyle de diyebilirsin. Benim kendi amaçlarım olsa da… çıkarlarım Abel’inkilerle uyuşuyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Karar verilmiştir. Yorna Mishigure’le yaptığımız anlaşmada herhangi bir sorun yok.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna lüks bir kimono giyip elinde altın bir pipo tutuyordu. Her ne kadar geçmişindeki ününden dolayı endişeli bir kadınmış gibi görünse de tavırları sakin ve derli topluydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto’nun grubu Kaos Alevi’nin ciddi şekilde hasar aldığını duymuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu yüzden Guaral’a büyük bir araba kafilesi gelmiş ve bu kadar çok sayıda insanı aynı anda ağırlamak zorunda kalmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve İblis Şehri’nin maruz kaldığı tüm yıkımın ortasındayken…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Subaru bir yere gönderildi.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sohbete gümüş bir çan gibi çınlayan sesiyle katılan Emilia oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hikâyeye farklı bir açıdan giren Abel’in bakışları Oni maskesinin ardından Emilia’ya yöneldi. Emilia, açıkça belli olan nahoş bakışlara rağmen geri çekilmedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice kollarındaydı, Petra ve Frederica sessizce yanında duruyordu, Garfiel’in de yüzünde asabi bir ifade vardı. Otto da buna biraz katkıda bulunmuş olabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gerçekten de Emilia’nın sözleri onlar için sadece bir kuru gürültüden ibaret olabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak onların da kendi sorunları vardı. Konuşma, sınırı aşarak oraya ulaşmaya çalışan bu insanları görmezden gelerek devam etseydi sorun olurdu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Bir kez daha, en baştan başlayalım. ――Ben Emily, sen de Abel’sin, değil mi? Subaru’nun dostu… Yo, dava arkadaşı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [――. Evet.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru seninle başka bir şehre gidiyordu… Sonra, Yorna-san’a korkunç bir şey oldu, sonra da ayrı düştünüz. Doğru muyum?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [Evet, haklısın. Yine de “korkunç bir şey oldu”, şeklinde kesip atmamalıyız.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hem Abel hem de Yorna, az önce anlatılanları onaylarken düzgün biçimli kaşlarını kaldıran Emilia’ya başlarıyla onay verdi. Onların tepkilerini, özellikle de Yorna’nın sözlerini aldıktan sonra Emilia bunları gönül rahatlığıyla kabul etti ve “Demek öyle.” dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tarafların bakış açısına göre dışarıdan birinin üstünkörü sözleri rencide edici olabilirdi, dolayısıyla Emilia da sözlerinin bu kapsama girdiğini bildiği için kelimelerini itinayla seçmeye özen gösteriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru’nun diğerlerinden ayrılmasından sonra tam olarak nereye gittiğini söyleyemiyorsunuz. Tüm aramalara rağmen onu bulamamışsınız ve birçok insan da evsiz barksız kalmış. İşte bu nedenle şehre bu hâlde döndünüz ve biz de şu an bu meseleyi burada ele alıyoruz… Değil mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Yanlışınız yok. Yine de bu denli büyük bir trajedide, işin ciddiyeti düşünüldüğünde, kaybolan kişinin güvende olabileceğine inanmak zor――…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Subaru iyi. Eminim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia hafif ama gür bir sesle konuşarak Abel’in sözünü kesiverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sesindeki bu özgüven, Abel’in siyah gözlerinin Oni maskesinin altından kısılmasına neden oldu. Abel’in derin düşüncelerle parlayan gözleri, Emilia’nın sözlerinin dayanağını araştırmaktaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yeterince emin olduktan sonra Abel bir süre duraksadı ve hemen ardından Emilia’ya “Nasıl bu kadar eminsin?” diye sordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [İblis Şehri’nde neler yaşandığının tüm ayrıntılarını dahi bilmezken. Bu gibi şartlarda, tek bir yanlış hareketi ölümüyle sonuçlanabilecekken bir de kayıplara karışması… ――Böyle bir durumda, hayatta kalabileceğinden nasıl bu denli emin olabiliyorsun ki?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto ve diğerlerinin şu ana kadar duydukları tek şey Kaos Alevi’nin yok edilişiydi ve bunun akılalmaz bir felaketten kaynaklandığına dair dedikodulardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’ın sözlerinin gerçek olup olmadığını bilmiyorlardı ve gerçekleri ne denli dramatikleştirdiğini de anlamak imkânsızdı. Ancak Otto bunun boş beleş bir blöf olmadığından emindi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aynı zamanda, konuşma biçiminde de ufak bir tereddüt hâkimdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’in ses tonu soğuktu olsa da onlar hakkında daha fazla şey öğrenme isteği hissediliyordu. ――Yo, bu daha çok Otto ve diğerlerinden yararlanarak Subaru hakkında bilgi edinmek istiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’nun kendisinden bir şey sakladığını düşünüyor gibi bir hâli vardı. Subaru’nun krallıktaki pozisyonuyla ilgileniyorsa bu bilgiyi pervasızca paylaşamazlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Emily, bu…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru’ya inanıyorum ve Subaru’nun biz yanına gidene kadar elinden gelenin en iyisini yapacağına da eminim. Durum ne kadar zor olursa olsun.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yöneltilen sorulardan korkan Otto konuşmayı kendince kontrol etmeye çalıştı ama Emilia ondan önce davranarak cevap vermişti. Ancak bu elle tutulur bir temele değil, idealist bir güven beyanına dayanıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu ne Otto’nun çekindiği ne de Abel’in istediği şeydi. Doğal olarak Abel de bu cevap karşısında hayal kırıklığına uğrayarak başını öne eğdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Bunların hiçbirinin ikna edici bir yanı yok. Mantığınızın böyle olması büyük hayal kırıklığı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Öyle mi? İnsanların bana inanmalarının geeerçekten de çok güzel ve önemli olduğunu düşünüyorum. Birilerine güvenebildiğimde kendimi güvende hissediyorum ve onların da bana güvenmesi bana güç katıyor. Sen farklı mısın?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Ne olursa olsun, duygu denen şey sadece duygudur. Bunun haricinde, karar verme mekanizmamızı etkileyemez.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’nın gözleri Abel’in cevabı karşısında bocaladı, başını sallayarak tek gözünü kapattı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto araya girme fırsatını kaçırsa da ikisinin siyahla beyaz kadar farklı olduklarını anlamak çok da zor değildi. Yani kalplerin kıymetine inanan Emilia’yla inanmayan Abel arasındaki uçurum böyleydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu uçurum muhtemelen hayata bakış açılarındaki farklılıktan kaynaklanıyordu ve kolay kolay kapanacak gibi de görünmüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [――Hiç kimse Natsuki Subaru’nun yaşayıp yaşamadığından emin olamaz. Her zaman ölümden kıl payı kurtulduğu için bu sefer de aynı şeyin olacağının hiçbir garantisi yok.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözler Abel’in bu konuşmada vardığı son nokta gibiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia bunu duyduğunda dudakları birbirine yaklaştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Subaru’yu mu kastediyorsun――…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hızla Abel’e baktı ve bir şeyler söylemek için atıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak kızlardan biri, onun sözlerine devam edebilmesinden çok daha hızlı bir şekilde atıldı. O kişi, Emilia’nın kollarındaki gözlerini kapatmış olan küçük kızdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Subaru’nun hayatta olduğunu doğrulamak istiyorsanız Betty’de var, doğrusu.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Beatrice!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Sama!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Göğsüne sarılan Beatrice, kendine özgü bir şekle sahip olan gözlerini araladı. Gözleri irileşen Emilia hemen ona seslendi ve Frederica da aceleyle onursal unvanını ilave etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Olayları gizlemek için yeterli olsun ya da olmasın, Beatrice’in sözleri Abel’in ve neler olup bittiğini bilmeyen diğerlerinin dikkatini çekmede kesinlikle etkili oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Natsuki Subaru’nun yaşayıp yaşamadığından nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Bu çok basit bir şey, sanırım. Çünkü Betty ve Subaru aslında ruh aracılığıyla birbirlerine bağlıdır.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [――Ah, demek durum böyle. Şayet o çocukla birbirlerine derinden bağlıysalar buna mantığım yatar.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Evet, sözleşmeyle birbirine bağlılar. Bu yüzden de…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Bu kız güçten kuvvetten düşmüş bir hâlde, ha? Bu aklıma yattı işte.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Net bir açıklamalarının olmamasına rağmen, Abel ve Yorna olayı çözmeyi başarmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice’in bir Ruh olduğunun ifşa edilmesi, İmparatorluğa sahte kimliklerle girmiş olan Otto ve diğerleri için hiç de iyi olmamıştı ama bu ikili muhtemelen bunu çoktan fark etmişti bile.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla beraber, maksatları İmparatorluk Başkenti’ndeki İmparator’a karşı isyan etmek olan Abel ve ekibinin, İmparatorluk emirlerini ihlal ettikleri gerekçesiyle kendilerine bir şey yapacaklarını düşünmek de zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [İkna olduğunuza göre o hâlde durumu anlamışsınızdır. Natsuki-san’ın rahatının ve konumunun haricinde, yaşayıp yaşamadığını teyit edebilecek yöntemlerimiz var. Beatrice-sama böyle söylediğine göre, nerede olursa olsun… Natsuki-san’ın gönderildiği yerde hayatta olduğundan eminiz.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [――Öyle mi? O hâlde belki de Tanza çok daha iyi durumda olmalı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto’nun ilave sözleri üzerine Yorna’nın kaşları hafifçe aşağı indi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir insanın adı gibi görünen bu kelimeleri fısıldadı. Konuşma şeklinden hayatını kaybetmiş biri olduğu anlaşılıyordu. ――Görünüşe göre onun da İblis Şehri’nin yok edilmesiyle bir bağlantısı vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yine de bunu derinlemesine incelemek için Yorna’nın yarattığı dünyaya dalmaya hazır olmak gerekirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Im, biraz geçmişe sarabilir misiniz?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Petra-chan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Sama!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birdenbire, bir anlık suskunluğun bozulmasını istemeyen Petra elini kaldırarak söz hakkı istedi, Emilia da yine dikkatsizce ona hitap edince Frederica hemen yardımına yetişiverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra gururla ayakta dikilirken kendisine tamamen yabancı olan bir grup yetişkinin de dikkatini çekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Az önce Medium-chan kendisinin ufacık bir bedene dönüştürüldüğünü söylemişti. Gerçekten doğru mu?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Oh, tabii ki de doğru! Eskiden sırık gibiydim! Şuradaki sarışın oğlanla hemen hemen aynı boydaydım… Imm, yo, o bayanla hemen hemen aynı boydaydım!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [Öncelikle neden benim muhteşem benliğimi yok ediyo’n ki?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Neyi kastettiğini biliyorum. Gerçi, boyumla ilgili duyduklarım benim de pek hoşuma gitmiyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium’un bu sözleri üzerine Garfiel ve Frederica sırayla cevap verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak kimse yalanlamadığına göre Medium’un hikâyesi muhtemelen doğruydu. Buna inanmak oldukça güçtü fakat anlaşılan bir insanın bedeninin küçülmesine yol açan gizemli bir şeyler vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de bunun anlamı――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Yoksa Subaru da mı küçültüldü?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra ciddi ve biraz da sert bir ses tonuyla sordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, Otto ve diğerlerinin görmezden gelemeyeceği kadar büyük bir soruydu. Sadece İmparatorluğa gönderilmiş olan Subaru’yla bir araya gelmek zaten yeterince zorken, bir de vücudunun küçültülmesini içeren bir durumla karşı karşıya kalmayı beklemiyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yanlış duyduğuna dair dua etmek isteyen Otto, duasının hiçbir zaman karşılık bulmadığına ve bulmayacağına da ikna olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto’nun duygularını bilmeyen Medium başını hafifçe sallayarak “Evet.” dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Subaru-chin de tıpkı benim gibi! Belki biraz daha küçüktür? Her neyse, onu benden de çok küçük yapmışlardı! Ama Subaru-chin ve Yorna-chan’ın birlikte Büyükbaba’yı patakladıklarını duymuştum, yani Subaru-chin harika!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Öyledir, Subaru harikadır!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Haklısın Medium-chan, harikadır.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Tabii ki öyle, sanırım. O Betty’nin partneri, doğrusu!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Söylenenler hoş karşılanmasa bile, Medium’un çekinmeden sarf ettiği övgüler kulaklara müzik gibi çalınıyordu. Hatta Emilia, Petra ve Beatrice Subaru’ya yönelik övgüleri duyduktan sonra iyice havalara girmişlerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne Garfiel, ne Frederica ne de Otto kendilerini üzgün hissetmişlerdi. Hissetmemiş olsalar da bu övgülerdeki istenmeyen bir bilgi nedeniyle Otto bi’ hayli endişelenmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Natsuki-san da küçültüldüyse… Tahminimce o da mı çocuk oldu? Kadın gibi giyinmek yetmemiş, şimdi de bir çocuk mu oldu… çocuklaştırıldı mı? Ne kadar da yaramaz bir herif…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Gerçekten de Subaru-sama’nın rahatsız edici partneri olmasından dolayı üzgünüm… Ama endişeliyim de Clind’le tanışmasına müsaade edemem.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Bu bir yana, eminim ki daha önemli başka kaygılarımız da var…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylesine olağanüstü bir nasıl meydana gelmiştir ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu olağanüstü olay gerçeklikten çok uzak olduğundan dolayı, geriye döndürülüp döndürülemeyeceği ve döndürülürse de herhangi bir etkisinin olup olmayacağı konusunda bazı endişeleri vardı. En kötü senaryoda, Subaru’nun küçük kalmasına rağmen Emilia’nın şövalyesi olarak Lugunica Krallığı’na dönme ihtimali bile vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Eh, yetenek bakımından çok da farklı sayılmaz zaten.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru bunu duysaydı gerçekten de çılgına dönerdi ancak şayet onu bulabilirlerse bu katlanılabilir bir kayıp olarak kabul edilebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O andan itibaren sağlıklı bir şekilde büyüyebilirse, bir yarı-elf olan Emilia’yla ilişkilerinde de çok fazla sorun yaşamayabilirdi. O büyüyene dek bekleyebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Yapamam… Galiba ben de biraz haddimi aşıyorum gibi.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İlgilenilmesi gereken önceliklerin sıralaması karman çorman olmuş gibiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şu anda Subaru’yla bir araya gelememeleri bir talihsizlikti ama Beatrice sayesinde onun hayatta olduğundan artık emindiler.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Artık Zikr ve diğerleriyle―― Yo, şayet temsilcileri Abel’se onlarla iş birliğine devam edip etmeyeceklerine karar vermek zorundaydılar.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [――Beatrice-sama? Neden bu kadar bitkin görünüyo’n?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [――?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elini çenesine dayayıp seçenekleri değerlendirmek üzere olan Otto, dikkatini Garfiel’in söylediği sözlere çevirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel’in bakışları Emilia’nın kollarındaki Beatrice’e döndü. Beatrice uyandı ama yorgunluktan kaçınmak için Emilia’nın kollarında kalmaya devam etti, Subaru’nun az önceki övgülerinden doğan iyi hâli de gözleri açıldığında kısa ömürlüydü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Titreyen gözlerinin gördüğü şey Medium değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sanki kız kardeşlermiş gibi yanına kıvrılmış başka bir kız daha vardı. Beatrice henüz adını bile duymadan ona baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: […Neden buradasın, sanırım.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Cevap ver, doğrusu! Hayır, lüzumsuz bir şey yapmayı düşünme bile, sanırım!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Soruyu titreyen bir sesle sorduktan hemen sonra Beatrice’in ifadesi değişirken sesi yükseldi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu ses üzerine, başını eğmiş olan küçük kız şaşkınlıkla yerinden sıçradı, doğal olarak Otto ve diğerleri de Beatrice’in tepkisi karşısında şaşırdılar.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [B-Beatrice… sama, sorun nedir? Birdenbire o kıza bağırıp çağırdınız da…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Bağırmak yapılacak en mantıklı şey, doğrusu! Otto! Farkında bile değilsin, sanırım?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Ben mi? Neyi… oh.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu azarlamayla karşılaşınca, şaşkın Otto’nun zihninin derinliklerinde bir şey ortaya çıktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İlk başlarda, kızı gördüğünden beri içinde var olan ama Beatrice’in tavrı yüzünden giderek daha da netleşen, belli belirsiz bir duyguydu bu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Evet, Otto da bu kızı tanımıştı. İlk kez ziyaret etmekte oldukları İmparatorluk’ta ortaya çıkmaması gereken bir déjà vuydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [İnanamıyorum, o kız…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto kıza bakarken zihninde sarsıcı bir olasılık belirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Havada süzülüp duran olasılık, Otto’nun bulanık hafızasının bir köşesine zorla yerleştirilmiş gibi görünen bir şeydi. O esnada Otto’nun bacağındaki kesik açılmış, acı ve kan kaybından dolayı bilinci gidip geliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yani, bunu yapanın kim olduğunu net bir şekilde göremese de――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Beatrice, Otto-kun, n’oldu? İkiniz de o kıza bakıp duruyorsunuz…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto ve Beatrice’in tepkisiyle kafası karışan Emilia, ona hitap ederken saygı ifadeleri kullanmasa da kimse onun sözlerini tamamlamamıştı. Ve ardından, buna artık lüzum da kalmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Çünkü kafa karışıklıklarının daha fazla sürmesi için bir neden kalmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Oburluk, doğrusu.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Eh…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice sakin ama sert bir ses tonuyla konuşurken Emilia’nın gözleri fal taşı gibi açıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak donup kalan sadece Emilia değil, onun sesini duyan diğer herkes de donup kalmıştı, o anda Beatrice’in sesi odadaki herkesin dikkatini çekmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylelikle herkes bu küçük kızın kimliğine kulak misafiri oluverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Bu kız, Oburluk Günah Başpiskoposu… Louis Arneb adındaki bir kız, sanırım.]
ㅤㅤㅤㅤ
(Ç.N: Bazılarınızın kafası Beatrice’in bu sahnede Louis’i neden Pristella’dan tanıdığına dair karışmış olabilir. Kısaca söylemek gerekirse bu hafif roman versiyonunu takip ediyor.
Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse internet romanı versiyonunda, Kısım 5 Bölüm 70’te, Louis Ley’in bedenini ele geçirmek için Güneş Tutulması’nı kullandığında, Ley “acımasız yüzlü dev bir adama” dönüşür (tüm bunlar Otto’nun Ley tarafından dizleri yaralandıktan sonra gerçekleşir).
Ancak hafif roman versiyonunda Ley, Meteor tarafından vurulduktan sonra Louis bedenini ele geçirir, aynı “acımasız yüzlü dev adama” dönüşür, Otto’yu yaralayıp kendi görünümüne bürünür. Beatrice’in onu hemen tanıyabilmesinin ve Otto’nun o sırada acı içinde olduğu için de tanımasının biraz zaman almasının nedeni budur.)
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Beatrice’in bu sözleri sarf etmesiyle beraber odayı gergin bir hava sardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [Dalga mı geçiyo’n lan? Günah Başpiskoposu mu? Ne dediğinin farkında mısın, oy?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice’in sözleri yankılanırken şok, dehşet ve kafa karışıklığının yayıldığı anlaşılıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Genç kızın söylediği buydu. Normalde, aklı başında hiçbir yetişkin böyle bir şeyi tereddüt etmeden kabul etmezdi. Ancak Otto ve diğerleri için durum böyle değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hâliyle kızın―― Louis’in görünüşünü hayal meyal tanıyan Otto ve Beatrice’in yalan söylemeyeceğine inanan kamp üyeleri de bunu anında gerçek olarak kabul etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Buna uygun olarak Garfiel öne çıkıp eklemlerini çıtlattı ve dişlerini gösterdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel hemen yeşil gözbebeklerini küçültüp Louis’e dik dik baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [Üstelik bu Oburluk mu? Muhteşem benliklerimizin pataklanacak piçler listesindeki zirveyi ele geçiren o değil miydi? İmparatorluğun yöntemi bu mu lan!?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [B-Bekle! Dedikleri doğru değil! Louis-chan kötü bir kız değil ki!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel’in önünü kapatan Medium, Louis’i korumak için kollarını açtı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Arkasındaki kızı koruma isteği övgüye değer olsa da Garfiel’in öfkesine engel olabilmesi pek mümkün değildi. Her şeyden önce――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Onun kötü bir kız olmadığını söylerken gerçekten de ciddi misin? Bil diye söylüyorum, iki bacağım da o kız tarafından acımasızca oyulmuştu. Hâlâ da bazı cafcaflı yara izlerim var, onları sana göstermemi ister misin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Onu… yapan L-Louis-chan değildi, belki de başka bir kızdır…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Üzgünüm ama, kendisini net bir şekilde böyle takdim etmişti. Şüphesiz ki benden… başka da sayılamayacak sayıda kurbanı olmuştu. Bazıları dostlarımızıdı bazıları da müttefiklerimizin dostlarıydı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [A-ama, ama ama!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözleri dolan Medium, çaresizce onu çürütebilecek bir şeyler bulmaya çalıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak zekâsı çocuksu gibi de olsa, küçülen sadece görünüşü de olsa Otto bu laf düellosunu sonlandırmaya kararlıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her hâlükârda, dünyada hiç kimsenin bir Günah Başpiskoposu’nu savunması olanaksızdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Günah Başpiskoposları ve Cadı Tarikatı mensupları son derece iğrenç varlıklardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İşte bu yüzden, her şeyin sebebi olan Kıskançlık Cadısı’na tıpatıp benzeyen Emilia, imkânsız hayalleri yüzünden alay konusu olmaktan kurtulamıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Belki de Louis-chan önceden dediğiniz gibiydi… ama Louis-chan artık farklı biri!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [Öncekinden farklı derken? Bunu neye dayanarak söylüyo’n lan?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Çünkü! Abimle, Subaru-chin’le ve Rem-chan’la arkadaştı! Bunca zamandır onlarla birlikteydim… ve kız, tek kötü bir şey dahi onlara yapmadı! Yapmadı!
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Natsuki-san’la mıydı?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium’un umutsuz, nafile direnişi, delicesine sözcükler arayarak bağırmasıyla kulaklarına görmezden gelinemeyecek kadar büyük ve garip bir şey çarpmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru, Louis’le beraber seyahât etmişti. ――Elbette ki bunun nedeni Louis’in kim olduğunu bilmemesinden dolayı olamazdı. Subaru, Louis’in gerçek kimliğini hemencecik anlayabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Otto-san, Subaru hafızasını kaybedecek kadar ileri gitmiş olamaz, değil mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Bir an için içimi bir korku kaplamış olsa da Mizelda-san ve Zikr-san’dan duyduklarıma bakılırsa bu pek de endişe yaratacak bir olasılık değil.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra’nın endişeli sözlerine karşılık Otto, ileri sürülen kanıtlar nedeniyle endişelerini bir kenara bıraktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet burada bulunan Oburluk Günah Başpiskoposu’yla Louis’in birlikte çalışıp Subaru’nun “anılarının” çalındığı bir durum yaşanmışsa bu kesinlikle korkutucu olurdu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’yu hatırladıklarına göre “isminin” yenmiş olması muhtemelen söz konusu değildi ancak “anılarının” yenmiş olup olmadığı Subaru’nun bileceği bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Bu şehirde duyduğumuz tüm Subaru hikâyeleri hâlâ tanıdığımız Subaru’ya ait. Bu yüzden endişelenmene gerek yok, Petra-chan… Petra-sama.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Petra: [Teşekkür ederim, Emily.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aynı sonuca varan Emilia’nın sözleri üzerine Petra da sonunda rahatlamış bir ifade sergiledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’nun “anılarının” henüz yenmemiş olduğunu söylemelerinin nedeni bu olsa da şu anda burada bulunan Louis’le nasıl başa çıkılacağına yönelik bir karar vermek için bunun bir gerekçe teşkil edip etmediğini söylemek zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elbette Subaru’nun neden Louis hakkında hiçbir şey yapmamış olabileceği sorusu da yadsınamazdı ama――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Natsuki-san söz konusu olduğuna göre, muhtemelen genç ve güzel bir kız arkadaş edinmek gibi bir derdi olmamıştır. ――Otorite’nin yetkisini kaldırma şartlarından dolayı olabilir mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Bunu daha önce de konuşmuştuk. Oburluk Günah Başpiskoposu’nu mağlup etsek bile, yitirilen her şeyin geri geleceğine dair elimizde kesin bir kanıt yok.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Can sıkıcı bu durum doğruysa o hâlde neden aceleci davranmadığı da anlaşılabilir.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel’in de söylediği gibi, Oburluk Günah Başpiskoposu’nu alaşağı etmek Kraliyet Adaylarının yanı sıra, onların da en güçlü arzusuydu ve dünya için de vazgeçilmesi güç bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak bu sadece basit bir intikam arzusundan ötürü değildi, esas amaçları Oburluk’un yol açtığı yıkımın geri getirilmesiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet Louis’in canını almak Otorite’nin kurbanlarının eski hâllerine dönmelerini sağlayabilirse ortada bir engel de kalmazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak kurbanlar eski hâllerine dönmezse ne yapabilirlerdi ki? Subaru, aceleci davranmaları hâlinde kurbanları eski yaşamlarına kavuşturabilme imkânını ebediyen kaybedebileceklerinden çekinmiş olmalıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [――Ne düşündüğünü biliyorum Ottobro. Ama bu tıfılın serbest kalmasına göz yumacağımız anlamına gelmez.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto’nun ne düşündüğünü bilmesine rağmen Garfiel bunu küstahça dile getirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aslında haklıydı da. Her ne kadar kızın canını almasının bu olasılığı yok edeceğinden korksa da onu gözetim altına almanın herhangi bir soruna yol açacağına inanmak zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aksine, Günah Başpiskoposunu tek başına bırakmanın doğuracağı tehlikelerin boyutu çok daha büyüktü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle böyle zamanlarda âni kararlar verme eğilimindeki Garfiel güvenilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel giderek daha tehlikeli hâle gelen Günah Başpiskoposu’nu yakalayabilmek için aradaki mesafeyi kapattı. Garfiel’in yaklaşması üzerine Louis küçük bedenini bir “Uu.” sesiyle büzdü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Abel-chin! Bi’ şeyler söylesene!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis’i arkasına alarak koruyan ve Garfiel’le karşı karşıya gelen Medium, Abel’e seslendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu olaylar esnasında araya girmemiş olan Abel, dikkatini Medium’un seslenişine çevirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Ne söylememi istiyorsun ki? Bu konuyla uğraşmak senin görevin.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [Tamam da ben onları bir türlü ikna edemiyorum ki!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Yaptığın hatanın sorumluluğunu bana atma. Ne de olsa buna lüzum yok.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Lüzumsuz denildiği anda Medium’un gözleri dalgalandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de Abel’in zalimce konuşma üslubu Louis’i yüzüstü bıraktığını düşünmesine yol açmıştı. Ama işin aslı hiç de öyle değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel bu işe dahil olmasına lüzum olmadığını söylemişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: [Kadın olsan bile benim muhteşem benliğim sana yumuşak davranmayacak!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Hârikulâde. Aksi hâlde güzelliğimi beceriksizliğine kılıf uydurmak zorunda kalabilirsin.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Duraklayan Garfiel’in tam önünde, Yorna aralarına girerek yavaşça durdu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna, uzun boyunun yanı sıra yüksek tabanlı çarıklarıyla elindeki kiseruyla Garfiel’e tepeden bakıyordu. Yorna’nın dik dik bakışlarına maruz kalan Garfiel dişlerini vahşice gösterdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna, Louis’i savunmaya kararlıydı ve bunu yapacağını da beyan etmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İlk başta Guaral’a Louis’le beraber İblis Şehri’nden geldiğinden beri, onu yok etmek gibi bir amacının olmadığını biliyorlardı ama buna inanmak bile zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Tekrar ediyorum, o kız bir Günah Başpiskoposu. Eminim ki Cadı Tarikatı’nın yarattığı dehşetin Vollachia İmparatorluğu’nda tanınmadığını söylemiyorsunuzdur, değil mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [O barbarların amellerini ve iğrençliklerini biz de biliyoruz. Tabii ki kendilerini Günah Başpiskoposu olarak tanımlayanların kötülüklerini de biliyoruz].
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [Garkla Şehri’nin açılan yaralarının hâlâ sarılmadığını duydum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O büyük imparatorluk şehri, Cadı Tarikatı’na bağlı bir Günah Başpiskoposu olan Açgözlülük’ün saldırısıyla yerle bir edilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Saldırgan, yani Açgözlülük, Pristella’da yenilgiye uğratılmış olsa da Cadı Tarikatı’nın nereye saldıracağını bilmediğimizi tüm dünya biliyordu. İmparatorlukta da doğal olarak böyleydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tüm bunlara, ortadaki gerçeklere rağmen Louis’i başıboş bırakmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: Onlara karşı galip gelebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Bunun fazlasıyla düşüncesizce olduğunu söylemek zorundayım.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel: [Bir şey işime yarayacaksa onu nasıl kullanacağımı da düşünürüm. Herkesin sizin tarafınızı seçeceğini sanarak son derece büyük bir hata yapıyorsunuz.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel, Otto’nun sorularını savuşturdu ve küçümseyici bir tavırla bu durumu dile getirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Söylediği gibi, Belediye Binası’nın en üst katında toplananların tepkisi karışıktı. Elbette Louis’in bir Günah Başpiskoposu olduğunu duyunca iğrenip düşmanca davrananlar da vardı. Ancak Medium ve Yorna gibi, önemli bir kısmı Louis’i ortadan kaldırmakta çekimser davrandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Özellikle de――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [――Tek söyleyebileceğim şey: Subaru da Rem de bizim dostlarımız. Louis’i beraberlerinde getiren de, Louis’in kaderine karar verme hakkına sahip olanlar da onlar.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Frederica: [Mizelda-sama…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [Elbette ki Şef aksini düşünüyorsa o zaman boyun eğeceğim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözlerinde güçlü bir amaç duygusu taşıyan ve bu yönde delip geçen bakışlar atan Mizelda, Louis’i kollayan safta yer almaya karar verdi. Belediye Binası’nda onunla birçok kez konuşma fırsatı bulmuş olan Frederica’nın bu güçlü bakışlar karşısında nefesi kesilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda Shudraq’ın temsilcisiydi ve diğer Shudraqlılar da onu takip edecekti. ――Yo, daha doğrusu şehre dönen Şefi takip edeceklerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda’nın sözlerinin ve bakışlarının hedefindeki kişi, bu kararın kendisine bırakıldığı resmî siyah giysili kadındı. Shudraq’ın yeni Şefi Taritta’ya, ablası “N’apmalıyız?” diye sordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Taritta: [Benim fikrim de ablamınkiyle aynı. Ancak bu kararı Ablam dediği için değil, Louis’i kendimce nedenlerden ötürü koruduğum için verdim. Louis’e minnet borcum olduğu için.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mizelda: [Ha, demek öyle.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Taritta’nın net cevabı karşısında Mizelda dudaklarını gevşeterek başını salladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto’nun tarafı kız kardeşlerin ilişkilerinin nasıl yürüdüğünü bilmese de Mizelda’nın Taritta’nın fikrini memnuniyetle kabul ettiği anlaşılıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak bu durumu iyi karşılama lüksüne de sahip değillerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice: [Günah Başpiskoposu, üstüne üstlük Oburluk, böyle birisini görmezden gelemezsiniz, doğrusu. Aklınızı peynir ekmekle yemediniz, sanırım.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’nın kollarındaki Beatrice’in sözcükleri metanetle doluydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorgunluğunu baskılayarak bu kadar yol kat etmiş olsa da acil bir durumda yeteneklerini sergilemesi gerekiyordu. Subaru gibi böyle anlarda tereddüt etmeden hareket etmek Beatrice’in kötü bir alışkanlığıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Bu hiç iyi değil, millet lütfen sakinleşin! Bu hâldeyken dövüşmenin――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beatrice ve Garfiel’in ruhları, Yorna ve Shudraq’ınkilerle savaşa hazırlanmak amacıyla yükselirken Emilia kederli bir ifadeyle anlaşmazlığı durdurmaya çabaladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aslında, anlaşmazlığı kaba kuvvet yardımıyla ciddi bir şekilde durdurmak söz konusu olsaydı bunu gerçekleştirebilecek en uygun yeteneğe sahip kişi de Emilia’ydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Guaral’ı dondurabilmek için muazzam manasını kullandığında, Otto bu arada Louis’i emniyete almayı deneyecekti. En kötü senaryoda, Guaral’daki herkesle bağlarını koparacaklardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Günah Başpiskoposu’na göz yummaktan daha tehlikeli――…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İşte o zaman Otto savunmasız bir ânını kollamaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Neyiniz var avamlar sizi, yeterince kavga etmediniz mi? Burası epey kızışmış gibi, haksız mıyım?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Otto: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birdenbire, etkileyici yeni bir ses Belediye Binası’nın geniş salonundaki havayı allak bullak etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu ses, merdivenlerden yavaşça çıkarken ayakkabıları yüksek sesle takırdayan bir kadına aitti. Bir süre önce Otto, Emilia, Abel ve Yorna’nın göz ardı edilmesi imkânsız bir güce sahip olduklarını söylemişti ancak bu sesin sahibi, bu izlenime hiç de uymayan bir havayla doluydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kan kırmızısı elbisesinin etek kısımları havada dalgalanırken zarif bir güzel yavaşça beliriverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Açık tenliydi, turuncuya çalan saçlarıyla cesurca süslenmişti ama bu mücevherlerin ışıltısı bile onun doğal güzelliğinin yanında solup gidiyordu―― Priscilla Barielle.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Guaral Kale Şehri’nde, etkili bir sese sahip olan son kişi de ortaya çıkmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiç telaşlanmadan yürürken arkasından, küçük ve gösterişten uzak hareketleriyle dikkat çeken yardımcısı Schult ve akıllardan çıkmayacak derecede eksantrik görünümüyle Al eşlik ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel, Medium ve diğerleriyle birlikte Al da Subaru’yla birlikte Kaos Alevi’ne gidenlerden biriydi. Dönüş yolundayken Priscilla’yla buluşmaya gitmişti ve şimdi de beraber giriş yapıyorlarmış gibi görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gerçi bir kişinin daha olması gerekiyordu, Heinkel, o da ortalıklarda görünmüyordu ama bu küçük bir ayrıntıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Daha da önemlisi Otto’nun gözlemlerine göre, bu çalkantılı havayı daha da kötüleştirecek gibi görünen bir varlık da katılmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belirsiz ve güçlü olan Priscilla öyle bir varlıktı ki hangi safta yer alacağını tahmin etmek imkânsızdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Daha doğrusu, onu bir düşman olarak değerlendirmeleri sanki çok daha iyi olacakmış gibi geliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Abel ve diğerlerinin döndüğünü öğrenmemin ardından buraya geldim ancak bu kadar kısa sürede böyle bir ortam oluşmasını beklemiyordum. Şehir bu denli harabeye dönmüşken, açlıktan ölen itler havlayacağı yeri bile seçemiyor anlaşılan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Priscilla! Herkes şu anda geeerçekten çok gergin! Bir de sen tuhaf şeyler söyleme.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Saçmalık. Şayet gelmeseydim bile, havayı bir kez daha karla kaplayacaktın. Sana şu kadarını diyebilirim, ne kadar soğutursan soğut, omuzlarımı sergilemekten vazgeçmeyeceğim. Gerçi yine de soğuyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Bunun için üzgünüm ama…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia içeri girer girmez Priscilla’yla saçma bir konuşma yaptıktan sonra özür diledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne var ki cümlenin son kısmının gücünü yitirmesinin nedeni Emilia’nın pişmanlığı değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sert bir cismin yere düşmesiyle çıkan tiz takırtının tüm salonda duyulması yüzündendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium: [――Yorna-chan?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Medium aniden başını çevirip hemen önünde dikilen kadına bakarak mırıldandı. Mavi gözleri Yorna’nın ayaklarının dibine düşmüş olan tek pipoya dikilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna elinde tuttuğu pipoyla oynuyordu, hiç de ucuz görünmeyen zarif bir eşyaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis: [Uu…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Görüşmenin odağındaki Louis inleyerek yere düşen pipoyu yerden aldı. Ancak Yorna kendisine uzatılan pipoyu geri almadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun yerine Yorna’nın bakışları yalnızca Priscilla’daydı, büyük salona yeni ayak basmış olan varlıktaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla’ya bakan Yorna’nın gözleri irileşti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Genellikle sakin ve soğukkanlı görünen Yorna hayretler içinde kalmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kızıla boyanmış dudakları titreyerek aralandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna: [Pr… Prisca?..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla’ya böyle hitap ediverdi. ――Kulağa hiç de tanıdık olmayan farklı bir isimle.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Donup kalan iri gözlü Yorna, Priscilla’ya tanıdık ama bir o kadar da farklı isimle hitap etti. Orada bulunan üç kişi de bu isme tepki verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Biri Zikr, diğeri Abel ve sonuncusu da söylemeye gerek olmasa da Priscilla’ydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Zikr, Yorna’ya şüpheyle, Abel düşünceli bir şekilde ve Priscilla da aşağılayıcı bir ifadeyle bakıverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Sen? Niye bana karşı böyle tavır takınıyorsun… ah.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla kızıl gözleriyle Yorna’ya bakarak hoşnutsuzluğunu gizleyemedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sivri dili hiç duraksamadan Yorna’ya vurmaya hazır görünüyordu ama tam o esnada durdu. Priscilla tekrar dikkatle Yorna’ya baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorna’nın masmavi gözleriyle Priscilla’nın kan kırmızısı gözleri birbirine kenetlendiğinde, bir anlığına sessizliğe gömüldüler.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ardından Priscilla derin bir nefes verircesine bir “Ahh” çekiverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [――Şöyle bir düşününce sen gerçekten de benim biricik annem (hahaue’m*) oluyorsun, değil mi?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ(Ç.N: Hahaue anne demektir, buradaki bağlam bir sonraki bölümde açıklanacak.)
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözlerle hâlihazırda istikrarsız olan ortamdan bağımsız, başka bir patlamaya yol açacak bu olan bu lafları, gayet net bir tavırla dile getirmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
#Ne bomba bir bölümdü! Priscilla’nın annesi Yorna’ymış. Gerçekten de beklemiyordum bunu, Louis en sonunda ortaya çıktı bunu bekliyorduk. Ancak Abel tarafının onu savunacağını hiç beklemiyordum. İşler iyicene kızışacak gibi, bakalım sonraki bölümlerde bizleri neler bekliyor? Okumaya devam edelim!
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elinize emeğinize sağlık keyifli bölümdü
Teşekkürlerr
En sonunda mükemmel seri devam ediyor (bölüm çevirisi için teşekkürler)
yeni bölüm tahmini ne zaman gelir
Birkaç güne gelir tahminen
mum Subaru Bilak , MASAK ak ala gesin mula
Tahmin ettim
Bölüm için teşekkürler. Bu pristila çok güzel bee
Aşırı keyifli bir bölümdü fena Gaza getirdi