Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım VII, Bölüm 77 – “Kaderin Cilvesi”

Kısım VII, Bölüm 77 – “Kaderin Cilvesi”

17 Eylül 2024 2.360 Okunma 36 dk okuma


Bölümün ortalama okuma süresi 29 dakikadır. İyi okumalar dileriz.


ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤ

Çevirmen: Bertiel

ㅤㅤㅤㅤ

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――Bu, uçan ejderlerin saldırısının yarattığı hasara istinaden hazırlanmış bir rapordur.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia, Otto’nun elinin altındaki evraklara dokunurken yaptığı açıklama üzerine acıyla karışık bir ifadeyle kaşlarını indirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Guaral Kale Şehri “Uçan Ejder Felaketi” tarafından hedef alınmıştı――. Şehri onarıp yaralılarla ilgilenmeleriyle geçen birkaç günün sonunda ortalığın durulduğu söylenebilirdi fakat bunun neticeleri de daha sonra anlaşılacaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’ya göre şehir dehşet verici bir durumdaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şehri çevreleyen ihtişamlı surlar yerle bir olmuştu, yüksekten yağan sayısız kaya parçası da hâlâ şehrin dört bir yanına dağılmış durumdaydı. Yapılardaki tahribat çok büyüktü, yarısından azı hasar görmeksizin ayakta kalabilmişti. Çok sayıda insan can vermişti, Emilia’yla grubunun yatmakta olduğu evin de ikinci katı çökmüştü ve artık içinde yaşayan insanlar yoktu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Keşke…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Keşke oraya azıcık daha erken varabilselerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu tür pişmanlıkların sivri iğneler misali Emilia’nın göğsüne saplanmaya devam ettiğini hissedebiliyordu, bu yüzden――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Buraya daha erken gelebilir miydik diye kafa yormak anlamsız, o yüzden bırakalım bu fikirleri.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Emilia’nın aklından geçenleri okuyabildiği için hemen sözünü kesiverdi. Emilia’nın yüzü, onun sivri dili karşısında düştü. Ardından Otto başıyla pencerenin dışını işaret etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [O zamanlar buna öncelik vermemizin asıl nedeni bir grup uçan ejderin üstümüzden geçmesiydi. Bu gerçekleşmeseydi alelacele hareket etme imkânımız da olmazdı. Başka bir deyişle…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Başka bir deyişle?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Bunu önlemek için elimizden hiçbir şey gelemezdi, zaten farkındasındır. Bu, sebep sonuç sorunu. Biri olmadan öbürü de yürümez. Bunun hakkında endişelenmen fazlasıyla yersiz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto bunu açıklarken yavaşça başını salladığında, Emilia ona zoraki bir şekilde gülümsedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Emilia’nın içten içe neler hissettiğini okumuş gibiydi ve bu hiç de şaşırtıcı sayılmazdı. Otto insanları çok iyi değerlendiren biriydi, yani bu onun için gayet normaldi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ayrıca, Otto’nun sözlerinin onu teselli etme şekli olduğunu da düşünüyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ona “ya tutarsa” senaryolarıyla ilgili endişelenmenin hiç de faydalı bir şey olmadığını anlatıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve böylece Emilia ikna olmuştu ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Ama asıl sorun bunu söyleyiş biçiminde. Söyleyiş biçiminden nefret ediyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra gerçekten de üzgün bir ifadeyle yüzünü öfkeyle başka yöne çevirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’nın hemen önündeki sandalyede oturan Petra, parlak kahverengi saçlarını tarayarak her zamanki sevimliliğine kavuşmaya çalışıyordu. Bu rol son zamanlarda Emilia’ya emanet edilmişti ama Petra’nın seyahatleri esnasında bile kendine bakmaktan asla ödün vermemesi, Emilia’yı her zaman etkilemişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dün şehirde koşuşturmaktan bitap düşmüş olsa da artık yeni bir gün başlamıştı, bu yüzden kendini baştan aşağı yeniden yaratıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu da Petra’nın bulunduğu pozisyonun ve taşıdığı sorumluluk bilincinin bir eseriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ne de olsa o――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [――Bunu Hanımefendimiz, Petra Hanım’dan işitmek beni fazlasıyla üzdü.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun da belirttiği üzere Petra, Emilia’nın grubunu işe alan hanımefendi olarak onları organize etmekten sorumluydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

――Emilia’nın grubu, ortadan kaybolan Subaru ve Rem’i aramak için Vollachia İmparatorluğu’na adım atmışlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birçok dolambaçlı yollardan ve çeşitli zorluklardan sonra İmparatorluğa varmışlardı, ancak bekledikleri gibi sınırı normal yollardan geçmek zordu ve nihayetinde ülkeye kaçak yollardan girmişlerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunu yaparlarken takma isimler kullanıp seyahatlerinin amacıyla ilgili sahte bir hikâye uydurmak zorunda kalmışlardı ne de olsa Emilia ve Roswaal’ın gerçek kimlikleri açığa çıkarsa işler sarpa sarabilirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sonuç olarak Emilia’ya eskortluk yapmak üzere “Emily” rolü verilmişti ve koruması gereken kişiler de――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Petra Hanım ve Beatrice Hanım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [İmparatorluğa geliş gayemiz Beatrice Hanım’ı sağlığına kavuşturmaktı… ve bu aslında aradığımız şeyi bulduğumuzda gerçekleşecek bir hedef, yani tamamen yalan sayılmaz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Anlıyorum ama nedense… biliyorsun işte, her şeye rağmen sorun yok gibi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Sözlerini yarıda kesmen beni endişelendiriyor, dolayısıyla bana söylesen çok daha iyi olur.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Sanırım? Otto-san tanıdığın üzere, Efendi’mizin kötü huyları sana da bulaşıyor olmasın?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Sormamam gerektiğini biliyordum be!..]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto başını ellerinin arasına alarak öylece kalakalmıştı, bu sırada da Emilia söylemek üzere olduğu sözleri aceleyle geri aldı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto bu durumdan pek hoşnut gözükmüyordu ama Emilia Roswaal’ın zekâsını fazlasıyla güvenilir buluyordu. Bu yüzden kamptaki en zeki iki kişinin de aynı şekilde düşünmesi çok cesaret vericiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gerçi, bunu söylemek Otto’nun daha da fazla eziyet görmesine neden olacak gibiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her neyse――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Ayrıca Garfiel sayesinde şehirde çok daha az yaralımız var, di’ mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Bu kuşkusuz doğrudur. Bence Petra Hanım’a, Frederica-san’a ve tabii ki Emily sana da yardımcı olduğun için büyük bir teşekkür borçluyuz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun başıyla verdiği yanıt üzerine Emilia nihayet yanaklarındaki gerginliği atabildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in sıkı çalışması, Frederica ve Petra’nın da yardımları Emilia’yı gururlandırıyordu. Bu, kendisinin ve değerli arkadaşlarının gurur duyabileceği bir çabaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Otto-kun, Zikr-san ve diğerleriyle de konuşarak geeerçekten iyi bir iş çıkardın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Şanslıyız ki Zikr-san ikna edilebilecek biriydi, bu bakımdan yaşanan zorluklar asgari düzeydeydi. Ayrıca tesadüfen rastladığım Mizelda-san’a da müteşekkirim, beni her konuda bilgilendirdi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Otto-san’ın yüzü tam da Mizelda-san’ın sevdiği cinsten, değil mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Daha önce hiç böyle bir şey hakkında bu kadar açık sözlü birisiyle karşılaşmamıştım, yani epey afalladım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, sırıtarak küçük yumruğunu havaya dikmiş olan Petra’ya zoraki bir gülümsemeyle baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’nın da karşılıklı olarak konuştuğu Mizelda’nın bi’ hayli güçlü ve nazik bir kadın olduğunu biliyordu. Tanışıklıklarının başından beri kendilerine karşı nazik bir tavır takınmış, fazlasıyla ilgi alaka göstermişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de bir yanı Otto ve Garfiel’e niçin farklı davranıldığını merak ediyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Mizelda-san’ın Otto-kun’un yüzünü sevdiğini biliyorum ama Garfiel de sevimli ki…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: [Belki de Garf-san’ın kaşlarıyla burnu arasındaki kırışıklıklar çok sık olduğu içindir. Ayrıca, belki de Ram nee-sama’dan ayrı düştüğü için canı sıkkındır.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: […Ben en iyisi hiçbir şey söylememeye devam edeyim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra parmağını düzgünce kendi şekilli burnunun üzerine yerleştirerek Garfiel’e ilişkin bu yorumu yaptı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia, Garfiel’in değişen yüz ifadelerinin de büyüleyici olduğunu düşünüyor, bu yüzden Mizelda’nın Garfiel’e daha iyi bakmasını istiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tüm bu konular bir yana――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: [Ama şehrin temizliğinin ilk safhası bitmeye yaklaştıysa…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Evet.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto, Emilia’nın sözlerini başıyla onaylayıp bir kez daha pencereden dışarı baktı. Otto’nun bakışlarının hemen önünde, bunca tahribata rağmen hâlâ ayakta duran şehrin simgesi―― Belediye Binası duruyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Guaral Kale Şehri’nin nüfuzlu sakinleri orada toplanmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Başka bir deyişle――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Nihayet, işleri daha ileriye taşımak adına konuşmaya başlayabileceğimizi düşünüyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto bunları söylerken tartışma başlamıştı bile.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [Oy, bana hiç teşekkür etmedin, babalık.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel yarı yıkık dökük şehrin surlarını tırmanırken bir önceki ziyaretçinin arkasından seslendi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İşin doğrusu, seslenmek istediği biri de değildi ama sırtı görünür görünmez geri dönmesi ona kaybetmiş gibi hissettireceğinden dolayı, rekabetçi mizacı bu isteksizliğine üstün geldi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her şey bir yana, neden arkasını dönen o olmak zorundaydı ki?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garipliğe katlanamayıp arkasını dönmesi gereken biri varsa o kendisi değil, bi’ başkası olmalıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu düşünceyle, bir serserininkine benzer laflarla söze başlamıştı ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――Tçh.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel, dilinin kuvvetli bir şaklamasıyla gelen cevapla birlikte seçiminden ötürü ânında pişmanlık duydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İnatçılığının neticesinde daha da nahoş bir deneyim yaşamıştı. Kafasının ta içinde Otto’nun tepkisini işitebiliyordu, “Eh, tabii tabii” diyen bir kızgınlık vardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her ne olursa olsun, bu hiç de hoşnut olmadığı biriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gerçi önceki ziyaretçinin halkına yaptığı saygısızlık sırasında Garfiel orada olmasa da sonradan duyduklarına göre bu hadise bile, adamdan hoşlanmaması için fazlasıyla yeterliydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in Heinkel Astrea hakkındaki değişmeyen izlenimleri bunlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel hafif deri zırhıyla, belindeki düzgün kılıcıyla nöbet tutuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Garfiel bunu şehirde huzuru korumak için takdire şayan bir çaba olmaktan çok, yapacak hiçbir işi ve gidecek hiçbir yeri olmadığını saklamak için yaptığı bir gösteriş olarak değerlendirmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ondan yayılan alkol kokuları ve etrafındaki boşalmış içki şişeleri de bunun kanıtıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Uçan ejder felaketi sırasında, Heinkel gelişmiş uçan ejder sürüsüne karşı son derece vahşi bir hücuma geçmiş gibiydi ancak İlahi bir General karşısında acıklı bir şekilde hezimete uğramıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de küçük Schult, Heinkel’i savunabilmek için bol keseden sallamıştı ama Utakata açık sözlüydü, “O hiçbir şey yapamadı” demişti. Muhtemelen gerçek buydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunun kanıtı da Garfiel’in yaralıları şifa büyüsüyle iyileştirirken muhatap olduğu kişiler arasında en ağır yaralan kişinin Heinkel olmasıydı. Almış olduğu yaralar öylesine korkunçtu ki Garfiel’in iyileştirme büyüsü olmasaydı muhtemelen hâlâ yatak döşek yatıyor olacaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Bu dil şakırdamasının bir nevi teşekkür mü olması gerekiyo’? Hayret bir şey, bu benim muhteşem benliğimin bildiği sosyal görgü kurallarından epey farklı, oy.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel, karşı tarafın düştüğü durumu göz önünde bulundurmasına rağmen ağzından küfür eksik olmadı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel de yenilgiyi tatmıştı. Bunun ne denli sinir bozucu olduğunu anlıyordu, bu yüzden yenilmiş olduğu gerçeğini insafsızca deşmek istemiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de karşı taraf kibar olmayı reddettikçe Garfiel, en azından bir alaycı bir şekilde laf atmak için can atıyordu. Heinkel hakkında hiç de olumlu bir izlenime sahip olmadığından söz etmiyorum bile.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Burası İmparatorluk. Benim anlayamadığım bazı sosyal görgü kuralları olmalı ama… Sen Krallık’tansın, değil mi? Üstüne üstlük Kılıç Azizi’nin babasısın, bir de ha?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Şaşırtıcı benliğimin de dediği gibi, o çetin bir götün teki. Böylesine güçlü birisinin harika ebeveynlere sahip olacağını düşünürdüm ama sen kibar olma inceliğini bile göstermedin――…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――Ebeveynler ne kadar harika olursa olsun, bu çocuklarının da o kadar harika olduğu anlamına gelmez.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel yılmış görünüyordu, arkasını bile dönmeden alaycı dırdırına devam etmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de görmezden gelineceğini varsaymıştı ama hiç ummadığı bir cevap gelmişti. Garfiel’in gözleri irileşti ama Heinkel hâlâ arkasına dönmeden şöyle dedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Ve tam tersi. Bir canavarın ebeveynlerinin de birer canavar olması için hiçbir neden yok.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Oh…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Hakaret etmede aşırı kötüsün. İlla birini kışkırtmak istiyorsan git de Priscilla Hanım’dan azıcık ders al. Şimdiki hâlinle çuvalladın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Gağk.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hakaret ederek üstünlük sağlama çabası fark edilerek eninde sonunda misliyle iade edilmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gerçek kışkırtmanın tam olarak ne olduğunu yeni öğrenen Garfiel afalladı. Durum böyle olunca da konuşma sona ermişti. Ama arkasını dönüp gidecek olursa, kelimenin tam mânâsıyla hezimete uğramış olacaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Nihayetinde Garfiel inadından vazgeçmedi ve Heinkel’den kısa bir mesafe uzakta oturarak, artık savunmasız olan şehri koruyacak surlardan eser kalmamış olan güney ufkuna baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sayısız uçan ejderin saldırısına uğrayan meşhur Guaral Kale Şehri’nin surları ağır tahribata uğramıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yüksek rakımdan fırlatılan kayaların verdiği tahribat çok büyüktü ve yıkılan duvarlar mümkün olduğunca hızlı bir şekilde onarılmaya çalışılsa da, şehrin savunma kabiliyeti önemli ölçüde zayıflamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Özellikle de şehrin güney suru en büyük tahribata maruz kalmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İlk saldırıya maruz kalan batı suru da berbat bir durumdaydı ama onunla kıyaslanamazdı bile. Surları bir kenara bırakırsak tüm bölge yerle yeksan olmuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Duyduğuma göre Emilia-sama… Yo, Emily ve Priscilla dedikleri Prenses İlahi bir General’le savaşmışlar ama…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hemen altlarındaki feci manzaraya baktığımızda savaşın ne denli şiddetli geçtiğini açıkça görmek mümkündü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Binaların çoğu orijinal şeklini koruyamamıştı, dehşet verici bir şok dalgasıyla da yoluna çıkan her şeyi silip süpürmüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

“Dokuz İlahi General”den biri olan ejderha soyuyla yapılan savaşın kapanışı beyaz bir ışığın önderliğinde gerçekleşmişti―― Garfiel de şok dalgasının onu havaya savurduğu esnada şehirdeydi. Emilia bu olayın asıl sebebini açıklığa kavuşturmuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――Ejderha Kükreyişi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yer ejderleri, su ejderleri, uçan ejderler ve benzerleri ejder türleriyken “Ejderhalar”, bunların çok üstünde yer alıyordu.

(Ç.N: Öncelikle Re:Zero dünyasında iki farklı ejder/ejderha sınıfı var. Bunlar az önce de söylediği gibi Yer, Su, Uçan gibi türlerin her aldığı ejderler alt sınıftır. Fakat Felaket Ejderhası Valgren ve İlahi Ejderha Volcanica gibi daha güçlü kabul edilen varlıklar ejderden çok ejderhadır. Aslında İngilizcede bunu ayırmak için ejderha ve Ejderha yani büyük harfle ayırmışlar fakat ben daha kolay anlaşılsın diye bundan sonra alt sınıftakilere “Ejder” üst sınıftakilere “Ejderha” diyeceğim.)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ejderhalar, tüm mantıkların üstünde olduğu rivayet edilen bir güce sahiplerdi. Sadece tek bir nefesleriyle her şeyi yerle bir ediyorlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şayet Emilia ve Priscilla ikilisi buna karşı koymaya çalışmasaydı tahribatın daha da büyümesinden korkuluyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: […Ne olursa olsun, muhteşem benliğim her daim yanlış zamanda yanlış yerde oluyo’.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’yı ve o sırada olan Priscilla’yı başarılarından dolayı överken kalbinde acı bir duygu mayalanıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Pleiades Gözcü Kulesi’nde onlara eşlik etmemekle Garfiel, Emilia’nın tanıştığı İlahi Ejderha Volcanica’yla yüz yüze gelme fırsatını kaçırmıştı. Bununla da kalmamış, bu kez aynı şehirde olmasına rağmen başka bir Ejderha’yla da yüz yüze gelme şansını kaçırmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun deyişiyle balığın oltadaki kancadan kurtulduğunu söylemek zorundaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Surat asmasının nedeni, çok eski zamanlardan beri varlığından sıkça söz edilen bir Ejderha’yla karşılaşamaması değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çünkü Garfiel’in üstlendiği rol, güçlü düşmanlarla savaşıp onları alt etmekti. Kampın hedeflerini sekteye uğratmaya çalışanları alt etmek ve askerî bir memur olarak rolünü yerine getirmekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Etrafta dolaşıp yaralıları tedavi etmek kesinlikle görevlerinin bir parçası değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Dahası, İmparatorluğa girdiğimden beri hiçbir şey de yapamadım ki.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kendilerini Vollachia İmparatorluğu’na kaçak yollardan sokarken bile Garfiel hiçbir işe yaramamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sınırdan geçmelerine yardımcı olacak kişilerle görüşmek için Otto’nun ailesine, Suwen Ticaret Şirketi’ne bel bağlamışlardı. Ve yol boyunca onlarla bir anlaşmazlığa düştüklerinde, Petra müzakereleri uygun bir şekilde neticelendirmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bundan sonra, İmparatorluğa girer girmez sorun çıkınca da Frederica durumun üstesinden gelmek için kendi kanını kullanmış, Garfiel’in tek yaptığı da sevmediği bir herifi susturmak için onu bayıltmak olmuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

En azından Kale Şehri’nde olduğu söylenen siyah saçlı valkür “Natsumi Schwartz” sayesinde bir umut doğmuştu, tam da Subaru’yla nihayet bir araya geleceğini düşündüğü sırada――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Kaptan gittiğinden beri birbirimizi özledik… Sonuna kadar şanssızdık, her şey benim muhteşem benliğimin suçu gibi.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette bunun aşırı düşünmekten kaynaklanan paranoya olduğunun da tamamen farkındaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tıpkı Garfiel ve diğerlerinin İmparatorluğa vardıklarında büyük maceralar yaşamış olmaları gibi, Subaru da İmparatorluğa fırlatıldıktan sonra orada büyük maceralar yaşamıştı. Ne eksik ne fazlaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Fırlatılıp atıldığı bir yerde bile hemen ciddi bir olaya karışması Garfiel’in tanıdığı Subaru’ya çok benzeyen bir durumdu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――İmparatorluğun zirvesi için yapılan bir çatışma, bu gerçekten büyük bir iş, Kaptan.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kale Şehri’ni―― yo, Vollachia İmparatorluğu’nun tamamını etkisi altına alacak büyük bir savaşın habercisiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ne tür bir tesadüf kendisini böyle bir durumun tam ortasında bulmasına neden olmuştu ki? Yine de diye düşündü Garfiel, elbette bu Subaru’nun kim olduğunun bir sonucuydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia ve diğerlerinin yanına dönmek için canla başla umutsuzca çırpınırken, yolda karşılaştığı insanlarla kaynaşmış ve onları yüzüstü bırakamayarak durmadan koşmaya devam etmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şu anda çok uzaklarda bir yerlerde, güneydoğudaki büyük bir şehirdeydi ve nüfuzlu insanlarla pazarlık yapıyor gibiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sonuç ne olursa olsun, sağ salim dönebilirse iyi olacaktı――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――Oy, velet.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Ahhğ?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Dişlerin epeydir deli gibi takırdayıp duruyor. Uslu durup çeneni kapatamaz mısın?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel bu sözleri birdenbire düşüncelere dalmış olan Garfiel’in yüzüne tükürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sinirlenmiş gibi görünen kızıl saçlı adam parmağını ağzına götürerek köpek dişini işaret etti. Bu, Garfiel’in dişlerini takırdatma huyunun sinirlerini bozduğu anlamına geliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Ha, neden benim muhteşem benliğim senin söylediğin herhangi bir şeyi dinlemek zorunda kalsın ki? Madem kulaklarına bu kadar dokunuyo’, o hâlde istediğin zaman çekip gidebilirsin.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [En iyi hakaretin bu mu, huysuz velet seni? Buraya ilk ben geldim. Yerini bil.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――Hık, İlahi bir General’den tırsan bir adam bu kadar küstah olmamalı!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Daha önce olduğu gibi köşeye sıkıştırılmaktan nefret eden Garfiel, bunu güçlü bir şekilde haykırarak iade etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunu iddia ettikten sonra Garfiel patavatsızca bir laf ettiğini anlamıştı. Ancak rakibi yine de rakibiydi. Bu denli sert bir şekilde karşılık vermek, bunun için kendini suçlu hissetmek zorunda kalmak――.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Ahh, haklısın valla. ――Korktum. İşte bu yüzden böyle oldu.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Babalık?..]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Ayrıca Priscilla Hanım’ın da modunu mahvettim, şimdi de körkütük sarhoş olacağım. Aah, ne kadar iflah olmazım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Heinkel’in cevaben söylediği sözler zayıf kalınca Garfiel’in aklı karıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elindeki alkol şişesini ağzına götürerek yudumlarken Heinkel, alçak bir sesle homurdanarak âdeta dünyayı lanetliyordu―― Yo, bizzat kendi varlığını lanetliyor gibiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sanki dünyanın kendisi onu yüzüstü bırakıp gitmiş, tavırları tamamen çaresizliğe yenik düşmüş gibiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: […Rakibin İlahi bir Generaldi. Onlar İmparatorluğun en güçlü askerî birliği, doğal olarak da onları alt edemedin, babalık.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu acınası manzarayı seyretmeye dayanamayarak bu teselliyi dillendirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunu bizzat dile getirmiş olmasına rağmen, Garfiel bu sözü hiç utanmadan söylemiş olmasına hayret etti. Az önce Heinkel’ı İlahi bir General’e kaybettiği için sözlü olarak aşağılarken, şimdi de kaybetmesinin doğal olduğunu söyleyerek onu avutuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tutarsızdı, muhtemelen teselli etmekte tamamen başarısız olmuştu. Garfiel de Heinkel’le aynı durumda olsaydı kendisine de aynı şey söylendiği için küplere binerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Heinkel, Garfiel’in tesellisi karşısında omurgasız bir kahkaha patlattı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Kazanamamış olabilirim ama gerçekleştirmem gereken bir vazifem var. Hele ki Priscilla Hanım’la gitmenin meyvelerini toplayacaksam… Heh, ne sikim bir şaheser ama.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Şaheser?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [On yılı aşkın süredir peşinden koştuğum şey sürekli parmaklarımın arasından kayıp gidiyor. Ne kadar yol alırsam alayım, zavallı tabiatımı asla değiştiremeyeceğim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel’in kendini durmaksızın yargılaması üzerine Garfiel onu farklı bir gözle bakmaya başladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Başlangıçta Heinkel’in Su Geçidi Şehri’nde gerçekleştirdiği pervasız hareketlerinden dolayı, Garfiel’in onun hakkındaki izlenimi düşmanca ve tiksinti doluydu. Kısa bir süre ardından, tam da bu düşüncelerinin doğrulandığını düşündüğü anda, Heinkel’in kendini lanetlediğini görmesi Garfiel’in edindiği izlenimleri yeniden değerlendirmesine yol açtı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Karşısında zayıf, tükenmiş, sefil bir adam dikiliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ağzından dökülen kelimeler hem kendisine hem de başkalarına karşı birer bıçak gibiydi ama keskinlikleri içler acısıydı. Bu sözler yalnızca başkalarına yönelik olsaydı Garfiel onları yalnızca küçümseyip işi bitirirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Heinkel’in bu bıçakları kendisine de yönelttiğini fark ettiğinde, Garfiel göğsünde nahoş bir şey hissetmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Piç herif, neden bu şekilde çürüyüp giderken hiçbir şey yapmama küstahlığını gösteriyo’n ki. Sen hâlâ yaşıyo’n. Öyleyse…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――. Merak ediyorum da neden hâlâ hayattayım ki?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――Hık, sahiden de seni kurtaran adamın karşısında bunu söylemeye nasıl cüret edersin?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel, Garfiel’in öfkesine davetiye çıkarırcasına kendini yüzüstü bıraktığına dair homurdanmayı sürdürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in cevabı üzerine Heinkel ona bakıp sanki ilk kez fark ediyormuş gibi “Ah” diyerek mırıldandı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Şimdi sen söyleyince, beni iyileştiren de sendin ki. Gelecek sefer daha dikkatli ol.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Aah?!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Kendini gelecekteki dertlerden kurtarmak için nefret ettiğin adamları terk etme fırsatını kaçırma.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel bunu dile getirirken omurgasız bir kıkırdamada bulundu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel bunu duyar duymaz görüş alanının koyu kırmızıya boyandığını hissederek kendini adamın yakasına yapışmış, yakın mesafeden içki kokan yüzüne kaşlarını çatarken buldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ayaklarının dibinde kırılan bir içki şişesinin çıkardığı hafif şangırtıyı duydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunun asıl nedeni Garfiel’in onu yakasından yakalayıp büyük bir güçle vücudunu yukarı kaldırarak, içinde hâlâ içki bulunan içki şişesinin Heinkel’in elinden surun zeminine düşmesiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Düşen içki şişesini bakışlarıyla takip eden Heinkel bir iç çekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Ziyan oldu, değil mi?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Piç herif, tüm söyleyeceğin şey bu mu?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel direnmeden uyuşuk gözlerini Garfiel’e çevirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ruhsuz mavi gözleri, Garfiel’in konuştuğu Reinhard’ın ve bakışlarıyla etkisi altına girdiği Wilhelm’in gözleriyle aynı soydan geliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de Garfiel onların aynı soydan olduğuna inanmakta zorlanıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir insanın gözleri nasıl olur da bu kadar donuklaşabilirdi ki?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu iki gözün en ücra derinliklerinde dalgalanan duygular, kim bilir kaç ay kaç yıl içerisinde bu denli körelebilmişti ki?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Neden böylesin lan? Neden bana o gözlerle bakıyo’n ha?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel, İlahi bir General karşısında mağlubiyete uğrayarak Priscilla’nın keyfinin kaçtığını söylemişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İşin aslı tam olarak bilinmese de Garfiel, İlahi bir General’e karşı koyacak güçten yoksun olduğu için birini suçlamanın fazlasıyla düşüncesizce olduğuna inanıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

En azından, zamanında gelmediği için savaşma şansı bulamayan Garfiel’in bakış açısı buydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in bakışlarıyla, sözleriyle Heinkel’in gözleri hafifçe dalgalandı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tam karşısındaki adama, Garfiel’e bile odaklanmamış olan gözleri sonunda Garfiel’le buluştu ve açıkça Garfiel gözlerinin içine yansıdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve ardından――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――Eşim…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Alkolü yeni yutmuş olmasına aldırmaksızın, Heinkel’in kısık sesle dökülen dudakları kupkuruydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ama sonunda anlamlı sözcükler duyduğunda Garfiel azı dişlerini sıkarak bocalayan adamın bundan sonra söyleyeceklerini dinlemeye karar verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Garfiel’in beklediği sözler yine duyulmamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――Ah.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Oy?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hâlâ yakasından tutulan Heinkel’in gözleri bir kez daha Garfiel’e odaklanamadı. Bakışları Garfiel’in yanından geçip arkasında duran şeye doğru yöneldi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Garfiel bunun can sıkıcı ve rahatsız edici olduğunu düşündü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [At arabası.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel söylenen sözler karşısında arkasını dönmekten kendini alamadı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel’i tuttuğu için Garfiel’in sırtı şehrin güney tarafına dönüktü―― o ufkun ötesinden, gerçekten de onlara doğru yaklaşan küçük bir çizgi görülebiliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gözlerini zorlayan Garfiel bile bunun bir ejder arabası mı yoksa bir at arabası olup olmadığını anlayamadı ama Heinkel’in “at arabası” dediğine inanırsa o――

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [――Hah, demek dışarı çıkıp giden grubun görkemli geri dönüşü.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel farklı kelimelerle Garfiel’in düşüncelerini onayladı, Garfiel nefesini tuttu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çizgi hâlâ sadece bir tırnak büyüklüğündeydi ama dış hatları biraz daha belirginleşmeye başlamıştı, Garfiel’in merakla beklediği ve arayış içinde olduğu kişinin bindiği araba da olabilirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Oy, bırak beni, velet.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in gözleri bekleyiş ve heyecanla parlıyordu, üzerinde içki kokan nefesler uçuşuyordu. Önüne baktığında Heinkel’in asık suratıyla karşılaşınca kaşları çatıldı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İçinden geldiği gibi konuşmak isteyen bir adamın görüntüsü artık yoktu ve geriye kalan tek şey, çevresindekilere iğrenç ve pervasızca laflar eden nefret dolu bir adamın yüzüydü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bunu fark ettiği anda Heinkel boynunu eğerek Garfiel’in ellerinden kurtuldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel bunun hem fiziksel hem de duygusal anlamda kaçmak anlamına geldiğini hissetti. Parmaklarının ucuyla yakalaması gereken şey soğuk bir şekilde elinden kayıp gitmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Beklediğiniz kişi geliyor gibi görünüyor. Neden acele edip onları karşılamaya gitmiyorsun?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: […Piç herif, seni…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Gözcü görevimi yerine getireceğim. Sonuçta benim işim bir şey gördüğümde bunu rapor etmek. Sarhoş olsam bile en azından bu kadarını yapabilirim… Gerçi bu muhtemelen bana pek de artı puan kazandırmayacak.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel elini sallayarak sarhoş bir şekilde sendeleyerek Garfiel’e sırtını döndü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir an için onu durdurmak için arkasından seslenip seslenmemekte tereddüt etti ama sonunda ağzından hiçbir kelime çıkmadı. Tıpkı Heinkel’in de dediği gibi, Garfiel’in kalbi çoktan sabırsızlanmaya başlamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir an önce ufkun ötesinden yaklaşan çizgiye doğru koşmak istiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel: [Bu fırsatı kaçırırsan çok trajik olur, ne dersin? O son sözlerin peşinden sonsuza kadar koşacaksın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Geride sadece bu sözleri bırakan Heinkel, Garfiel’den önce surdan atladı. Şaşırtıcı bir şekilde şehrin içine güvenli bir şekilde inerek şehrin merkezine yöneldi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Heinkel’in bu son sözleri ve içinde barındırdığı içten duygular Garfiel’in kalbine bir diken gibi batacaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Şimdi――…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

O dikenin varlığını şimdilik rafa kaldıran Garfiel, Heinkel’in yaptığı gibi surların diğer tarafından aşağı atladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şehrin dışına inen Garfiel eğilmiş dizlerini gererek kuvvetli bir depar attı. Bacakları adeta patlarcasına yerden havalanıyor, rüzgârdan bile daha hızlı bir şekilde doğrudan yaklaşmakta olan çizgiye doğru koşuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [Kaptan!..]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Keskin dişlerindeki aralıklardan Garfiel’in dayanılmaz derinlikteki duyguları dışarı sızdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia, Beatrice, Petra ve diğerlerinin duygularını düşünmek korkutucuydu ama Garfiel de Subaru’yla yeniden bir araya gelmeyi ciddiyetle bekleyen insanlardan biriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu yüzden heyecanını depar gücüne dönüştürerek arabaya doğru son sürat ilerlemeye başladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Biraz daha, sadece birkaç düzine saniye daha koşarsa Subaru’ya kavuşacaktı ve――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [――Ah?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve böylece, o dolup taşan beklentiler beklenmedik bir şaşkınlık duygusuna dönüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rüzgârı geride bırakacak kadar hızlı olan hızı giderek yavaşladı ve çok geçmeden rüzgâr onu geçti. Aksine, rüzgâr hariç her şeyi geride bırakacak kadar hızlandı ve sonunda durma noktasına geldi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel’in titreyen zümrüt gözlerinde ufkun ötesinden gelen tek at arabası―― yo, yaklaşmakta olan çok sayıda at arabası ve öküz arabası yansıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Garfiel: [B-Bu…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’yla tereddüt etmeden karşılaşabileceğini uman Garfiel gözlerini kırpıştırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru ve diğerlerinin surlarla çevrili şehirden hangi amaçla yola çıktıkları düşünüldüğünde, mevcut manzara gerçekten de olasılıklardan biriydi ama o sırada Garfiel bu kadar ilerisini düşünmemişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her hâlükârda, şaşkınlık içindeki Garfiel’in önünde, şehre doğru ilerleyen konvoyun başında, onun küstahça ulaştığı mükemmel bir Galewind Atı tarafından çekilen araba duruyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve ardından――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――Sen, ne diye oyalanıp duruyorsun. Madem şehrin elçisisin, o hâlde yapman gereken şeyi yap.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Böylece, yüz ifadesini inceleyen Oni maskeli adam Garfiel’in nefesini tutmasına neden oldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [Yorgun düşmüş olmalısınız, Frederica Hanım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yorgun ve susamış benliğine nazikçe servis edilen çayın aromasını alan Frederica, hafif bir şaşkınlıkla karşısındaki adamın yüzüne baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Nazik yüzünde bir gülümsemeyle Frederica’ya minnettarlığını sunan kişi, yere yakın bir noktadan bakan bir adamdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Doğası gereği uzun boylu olan Frederica, çoğu zaman boy bakımından erkekleri gölgede bırakırdı, ancak bunu bir kenara bıraksak bile karşısındaki kısa boylu ve ufak tefek biriydi… Ancak Frederica birkaç gün içinde onun boyunun aksine kocaman bir kalbinin ve iyi niyetinin de olduğunu fark etmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――Zikr-sama, ilginizi memnuniyetle kabul ediyorum.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Belediye Binası’nın en üst katındaki kalabalığın ortasında ――Zikr Osman adındaki adam, ona bizzat çay demlemişti ve o da bunu memnuniyetle kabul etmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yumuşacık ve sıcaklık aşılayan koku burun deliklerine sızarken Frederica gülümsemekten kendini alıkoyamadı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Aslında böyle bir rol, hizmetçi olan Frederica’nın sorumluluğunda olmalıydı. Ancak Frederica’nın İmparatorluktaki mevcut pozisyonu, yıllar boyunca içine işlemiş olan bu işi yapmakta tereddüt etmesine neden oldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Görünüşte Frederica’nın İmparatorluk’taki rolü üst düzey görevlilerin korumalığını―― yapmak gibi duruyordu. Geriye dönüp baktığımızda Otto ve Garfiel’in rolleri de aynı olduğu için Frederica’nın hizmetçi rolünü bırakmasına hiç gerek yoktu ama artık bir şeyleri değiştirmek için çok geçti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İşte bu yüzden, buradaki tüm sorumluluklarına rağmen çayını bizzat demleyen generalin iyi niyetini kabul ederek, sessizce dilini ve boğazını hafifçe nemlendirmeye odaklandı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Aslında, ilk adımı attığı için tahmin edebileceğiniz gibi, Zikr’in çay demleme ustalığı oldukça muhteşemdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [İmparatorluğun bir generaline göre, bu tür konularda bi’ hayli yeteneklisiniz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Haha, övgülerinizle beni şereflendiriyorsunuz. Ancak diğer Generallerin içtikleri çayın lezzetini üstlenemem. Zira ben ailemdeki birçok büyük ve küçük kız kardeşim tarafından eğitildim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Pekâlâ. Madem öyle, Zikr-sama’nın saygıdeğer büyük ve küçük kız kardeşlerine teşekkürlerimi sunmalıyım. Böylesine telaşlı bir zamanda bile, çayın lezzetinin getirdiği keyfi yaşayabiliyoruz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Gerçekten de bu dünyada neyin işe yarayıp yaramayacağı hiç belli olmuyor… Elbette ki hazırlıklı olmamın esas sebebi kendi ailemden ziyade, sizin gibi bir dünya güzeli içindir, Frederica Hanım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr’in bu rahat tavrında hiçbir art niyet yatmıyordu ve Frederica da doğal olarak onun övgülerini kabul ediyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu sözler yalan da değildi, belki de bu kadar çok kız kardeşle vakit geçirmiş olmasının etkisiydi. Kadınlara duyduğu hayranlık o kadar derin ve saygılıydı ki neredeyse utandırıcıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İlk başta, Kadın Düşkünü adını alan kişinin şehrin baş temsilicisi olduğu söylendiğinde, Frederica bi’ hayli gerilip duruma temkinli yaklaşmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Emily, Petra Hanım ya da Beatrice Hanım’a bir şey olursa endişelenirim.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ancak Zikr’le şahsen tanıştıktan sonra bu endişe ortadan kalkmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Uçan ejder felaketinin yıkımından sonra kaosa sürüklenen şehirde can kurtarma çalışmalarına katılmış olmalarının da muhtemelen bir etkisi vardı ama Zikr ve diğerleri Fredrica ve grubunu seve seve kabul etmişlerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ayrıca Otto’nun şehre gelir gelmez şehrin temsilcileriyle konuşma kararı için de minnettardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Mizelda-san’la tanışır tanışmaz ona kur yaparak gönlünü çelmeye çalıştığını da duydum, Otto-sama böyle zamanlarda hakikaten de güvenilir oluyor.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun bizzat kendisi dinliyor olsaydı, sesi titrerken “Bu biraz yanlış anlaşılma ama!” derdi, Frederica bunu düşünürken sessizce başını salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onun hakkında böyle düşünmesine rağmen, Frederica’ya Otto’nun varlığı fazlasıyla önemli ölçüde yardımcı oldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia’nın grubundaki iki kıdemli üye olan Frederica ve Otto’nun sorumluluğu oldukça ağırdı. ――Ne de olsa Roswaal ve Ram da başka işlerle uğraşıyorlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru ve Rem’in İmparatorluk topraklarında yerini araştırırken, kendilerini ülkeye kaçak yollardan sokan grubun ikiye ayrılmasına karar verilmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ayrılan gruplar Roswaal ve Ram’ın yanı sıra Frederica ve diğerlerinin de dahil olduğu altı kişiden oluşuyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Roswaal ve Ram çifti, Subaru ve grubunu sürekli sorup soruşturarak arayan Emilia’nın grubundan ayrıldıktan sonra, Roswaal’ın tanıdığı İmparatorluk Soylusu’na doğru yola çıktılar.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica, Roswaal’ın yakın olduğu bu kişiyle başlangıçta temas kuramamış olsa da onun nüfuzunun İmparatorluğa kadar uzandığını asla hayal etmemişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her hâlükârda, Roswaal tanıdıklarına güvenerek müzakereler için oraya giderken, Frederica ve diğerleri farklı bir yönde iki kişinin nerede olduğunu araştırmaya başladılar.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sonuç olarak, Frederica ve Otto’nun rolleri de kaçınılmaz olarak daha önemli hâle gelmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Her ne kadar Emilia-sama elinden gelenin en iyisini yapmak için can atıyor gibi görünse de.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica’nın dudakları, en kıdemli üye olmasının nedeniyle motivasyon ve sorumlulukla dolup taşan Emilia’nın hevesini düşününce aralandı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia kampında kıdem sıralaması sıkı sıkıya yapılsaydı en kıdemlilerin Puck ve Beatrice, ardından da Emilia olması gerekirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’dan ayrıldıktan sonra, Beatrice’in manasını yenilemesi zorlaşmıştı, bu nedenle de kullanımını belli bir seviyede tutmak için “Eko-modu”na geçmişti ve günün büyük bir kısmını uyuyarak geçiriyordu. Bu yüzden bir sonraki en büyükleri olan Emilia da elinden gelenin en iyisini yapmak için can atıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette nihai karar Emilia’ya bırakılmıştı ama bu noktaya gelene kadar yapılan tartışmalar özellikle Frederica, Otto ve Petra arasında özenle gözden geçirilmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Surlarla çevrili şehre gitmelerinin nedeni, duyduklarından şüphe edecek kadar akılalmaz bir söylentiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [İmparatorluğa karşı ayaklanan isyancı ordu ve onun başındaki elebaşını destekleyen siyah saçlı bakire…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica adının “Natsumi Schwartz” olduğunu ilk duyduğunda anlamını kavrayamamış ve düşünceleri tümüyle duruvermişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica ayrıca, daha önce duyduğu isimle aynı isimde birinin beklenmedik bir şekilde İmparatorluk’ta var olup olmadığını da merak etmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Otto-sama bunun arkasındaki asıl amacı fark edemeseydi acaba ben de fark edebilir miydim ki?]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Nihayetinde, söylentilerle yayılan kişinin isminin Subaru’dan gelen bir mesaj olduğunu izah eden Otto olmuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto: [Ne de olsa bu adam çapraz giyinmenin her amaca hitap eden bir yol olduğunu düşünüyor… Hatta, korkarım ki bu yöntemin bi’ hayli faydalı olduğunu düşünmesi bile, onu cesaretlendirebilir.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Otto’nun tepkisi bu yöndeydi, yüzündeki ifade kızgınlıkla kabullenme arasındaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Grup, Subaru’nun Lugunica Krallığı’ndaki pozisyonunun bilinmesinden dolayı, isminin Vollachia İmparatorluğu’nda duyulmasını engellemek için tedbirler aldığı kanısına varmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sonunda sadece Emilia, tanıdığı bir kadının adının kullanılıyor olmasından dolayı kafası karışmış bir şekilde “Neden Natsumi’nin adı?..” diye sormak zorunda kalmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her hâlükârda――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Natsumi Hanım’ın dönmesi pek uzun sürmeyecek. Sonunda Emily ve Petra Hanım’ın istekleri de gerçekleşmiş olacak.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――Öyle olacak, kesinlikle.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr, bir yandan çayının aromasının tadını çıkarırken bir yandan da düşüncelerine dalmış olan Frederica’ya başıyla selam verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tıpkı söylediği gibi, aramakta oldukları iki kişiye kavuşmalarının ya da en azından Subaru’yla bir araya gelmelerinin çok da uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşmesi bekleniyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica ve arkadaşları Natsumi Schwartz isminin bir mesaj olduğunu varsaymakta yanılmamışlardı ve Subaru’nun gerçekten de bu surlarla çevrili şehirde bulunduğu doğrulanmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sorun şu ki Subaru başka bir işi çözmek için şehirden ayrılmasının ardından, aradıkları diğer kişi olan Rem’in başına bir şeyler gelmişti――.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: […Keşke Rem Hanım’ı koruyabilseydik.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Durumun vehameti ortadaydı. Ne sizi ne Zikr-sama’yı ne de bir başkasını suçlamak için bir neden yok. Yine de ortaya çıkan tablodan ötürü kesinlikle pişmanım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica, gözleri kısılmış olan Zikr’in sözleri karşısında başını gevşekçe salladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica ve diğerleri şehre vardıklarında, kaybolan tek kişi Subaru değildi; aynı zamanda Rem de kaybolmuştu. Üstelik Rem, uçan ejder felaketinin tam ortasındayken kaybolmuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Şehre saldıran İlahi Generalin geri çekilmesini sağlamak için kendini bir rehin hâline getirdiği söyleniyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――. En kısa zamanda uyanır uyanmaz, senin Ram’ın küçük kız kardeşi olduğuna ikna olacağım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem için endişelenirken Frederica’nın dudakları bu tür duygularla doldu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica, “adı” ve “anıları” Oburluk Günahı Başpiskoposunun Otoritesi tarafından çalınan Rem’i hatırlamıyordu. En azından onun uyanık olduğuna dair hiçbir anısı yoktu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica’nın tek bildiği Subaru’nun Rem’in kişiliğiyle ilgili anlattıklarıydı, ikiz kız kardeşi Ram’a tıpatıp benzediğiydi. Ancak onun da Ram gibi cesur ve gözü pek olduğu anlaşılıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Öyle olmasaydı muhtemelen Dokuz İlahi Generalden biriyle müzakere masasına oturamaz ve varlığı tehlikede olan koca bir şehri kurtaramazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――――]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ardından müzakerelerini kabul eden diğer tarafın Rem’i hayatta tutmak için bir nedeni vardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Mantıklı bir şekilde düşünüldüğünde, bu inanç onun tek kurtuluş yoluydu. Şayet böyle olmasaydı Frederica ve diğerleri derhâl kaybolan Rem’in nerede olduğunun peşine düşerlerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yine de doğruyu söylemek gerekirse onun peşinden koşmaktan kendini alamıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [Ram orada olmuş olsaydı, o… Hayır, o kız zekidir, muhtemelen böyle bir şey yapmazdı.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onu yakından tanıyan Frederica’ya göre Ram’ın hangi seçeneği tercih edeceğini kestirmek zordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram zekiydi. Ama aynı zamanda da derin bir sevgiye sahipti. Her gece Rem’i ziyaret eden Subaru kadar, hatta ondan daha fazla küçük kız kardeşinin odasını ziyaret ettiğini biliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onları birbirlerine kavuşturmak istemişti. ――Neticede, ne kadar küstah olursa olsun Ram onun biricik koruyucusuydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Frederica Hanım, lütfen bu konuda çok fazla endişelenmeyin. Şehirdeki durum şimdilik yatıştı. Nihayet gelecek hakkında konuşmaya başlayabiliriz.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica elini nazikçe göğsüne koyduğunda, Zikr onu düşünerek böyle konuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Söylediği gibi, surlarla çevrili şehre saldıran uçan ejderlerin bıraktığı yaralar nihayet sarılmıştı ve koşullar artık gelecekte ne yapılacağını tartışmak için elverişliydi. Elbette bundan sonra ne olacağı tartışmaların yönüne bağlı olacaktı ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: [――İkinci Sınıf General Zikr!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica tam da Zikr’in açıklamasına cevap vermek üzereydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Köşeye sıkıştırılmaktan farksız olan derin duygularla gerilmiş keskin bir ses Belediye Binasında yankılandı. Merdivenlerden koşarak çıkan ve onlara doğru koşan Zikr’in astlarından biriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr ona dönerek “N’oldu?” diye sorduğunda, adam yumruğunu göğsünün önüne koydu ve…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ast: [Rapor aldık. Şehrin güney tarafına çok sayıda araba geliyor, hepsi de İblis Şehri’nden.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica: [――! İblis Şehri’nden. O zaman!..]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica istemeden de olsa Zikr’in raporuna tepki gösteriverdi. Normalde duyduğu utanç tepkisinden daha ağır basabilirdi, ancak şu anda bu onu en ufak bir şekilde rahatsız etmiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr, Frederica’nın heyecanı karşısında derinden başını salladı ve…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Geri mi döndüler? Beklendiği gibi, kusursuz zamanlamaya sahip bir müttefiksiniz. Hemen Priscilla Hanım’ı, Petra Hanım’ı ve diğerlerini çağırın.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ast: [Emredersiniz!]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica’nın kalbi, beklediği kişinin geri döndüğü müjdesiyle çarpmaya başladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem’in güvenliği için duyduğu kasvetli endişe duygusu, az öncesine göre önemli ölçüde azalmıştı. En azından şimdilik, bununla amaçlarının yarısının gerçekleşmiş olması gerektiğini düşünüyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr: [Her şey yolunda Frederica Hanım.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr, rahatlamış bir şekilde göğsünü okşayan Frederica’ya nazikçe gülümsedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onun bu sözleri üzerine Frederica, “Gerçekten” diyerek teşekkür etmeye çalıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ama――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ast: [İkinci Sınıf General, işin doğrusu şu ki…]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Frederica’nın sözleri İmparatorluk Askerinin sözleriyle kesiliverdi. Dahası, adam belli belirsiz bir tedirginlikle konuşmaya başlayınca Frederica nefesini tuttu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zikr de aynı endişeyi hissetmiş görünüyordu ve alçak sesle konuşan astına dönerek “Sorun ne?” diye sordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Astı cevap olarak önce biraz tereddüt etti ve ardından――…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ast: [Araba İblis Şehri’nden geri dönse de Natsumi Schwartz Hanım arabada yokmuş… Kaos Alevi’nde de izini kaybettiklerini söylüyorlar.]

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gerçekten de bu, kaderin cilvelerinin bir kez daha süreceğinin acımasız bir beyanıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

#Rem’in ardından, diğer tarafa da gittik. Heinkel’in arka planını öğrenemedik, Garfiel’in karşılaştığı kişinin konuşmasına ve Oni maskesine bakacak olursak tahmin edebileceğimiz birisi. Maalesef ki aradıkları kişinin o olmayışına üzüldüler ama yapacak bir şey de yok. Bakalım sonraki bölümlerde n’olacak? Okumaya devam edelim!

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ



ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

4.7 3 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
7 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle
Çılgın Oyuncu
Çılgın Oyuncu
18 Eylül 2024 10:50

siyah saçlı bakire mi hmm vincent in karısı oldugu ve küçük subarunun çocugu oldugu yalanı sonradan mı çıkmıs acaba

Anonim
Anonim
3 Ekim 2024 17:23

yeni bölüm ne zaman gelir ve çeviri için saygılarımı sunarım pls bugün gelsin (3.sezon re zero ve çalkantılı buluşma) harika gider

Anonim
Anonim
9 Ekim 2024 15:47

Melty pristis kim???

yato zero
27 Haziran 2025 11:28

Garifel e üzülüyorum ya

Aizen Poyraz
13 Ağustos 2025 12:10

Olum Subaru bomba gibi geliyor

baryonnarutotr
15 Kasım 2025 15:42

Epey iyi bir bölüm dü heinkel ‘in fena bı travması var onu çok merak ediyorum öğrenince belki severim başlarda da Abel yerine subarunun geldiği sandım gladyatörlerle beraber aşırı hızlı olurdu da gelmesini isterdim