
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
Çevirmen: Bertiel
Ek Düzenleme: Qua
Redaktör: akari
Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen’in Gözünden, Melih Kaan K, Efe Ç, Muhammet Ali T, Latife Ş, aLorex, Faruk Y.
Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!
Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
——Pekâlâ, ne bok yiyece’me karar vermemin vakti geldi de geçiyo’.
???: “Zaten böylece bekleyip durmak hiç benlik değil. Bu kadar beklememe rağmen ortalığı yakmadım, bunun şerefine bana bi’ madalya falan taksalar ya.”
Kendisi adına hazırlanan lüks misafir odasında yaraşır bir kanepede bağdaş kuran Felt dilini şaklattı.
Türlü türlü bahanelerle Felt’in kuyusunu kazıp alıkoymalarının üzerinden epey zaman geçmişti. ——Elbette ki Felt, bunun kendisine ve dolayısıyla Kraliyet Seçimine yönelik bir saldırı olduğunun farkındaydı.
Görünüşte Kraliyet Seçimi adaylarının güvenliğini sağlamak amacıyla Kraliyet Sarayında koruma altındaydılar ancak bu fiilen ev hapsiydi. İnsanlarla iletişim kurması da mektuplaşması da bilgi edinebileceği tüm yollar da sonuna kadar kısıtlanmış, sinir bozucu bekleyiş süregelmeye devam ediyordu.
Üstüne üstlük yeme, içme ve barınma konusunda zerre kadar şikâyet edememesi bu durumu daha da gülünç kılıyordu.
Felt: “…Reinhard şerefsizi kesin gene bi’ işler karıştırıyo’.”
İçinde bulunduğu bu durumdaki hem o aşırı misafirperverliğin hem de maruz kaldığı haksızlığın, tek ve biricik Şövalyesi olan Reinhard tarafından bilinmediğini hiç sanmıyordu. Ancak durumu sorgulamak istese bile bizzat kendisi bir kez bile yüzünü göstermediği için bu fırsatı bir türlü bulamıyordu.
Felt: “Normalde adını anmamla hemen yanıma damlardı, çağırmadı’m hâlde dadanırdı hem de.”
Sadece böylesi zamanlarda o sık sık aştığı sınırları özenle yeniden çizen ve kendi niyetini asla belli etmeyen Reinhard epey sinir bozucuydu. Yine de bu meselenin sadece Reinhard’dan ibaret olmama, onun bile boyunu aşan bir engelle karşı karşıya kalmış olma ihtimali yüksekti.
Ne de olsa sadece o işe yaramaz Reinhard’dan değil, Rom-jii’den de hiçbir haber yoktu.
Felt: “Rachinslerin Crusch-neechanlarla sorunsuz bi’ şekilde buluşmuş olmasını ummaktan başka çarem yok gibi.”
Kraliyet Sarayına çağrılan Felt’in tek taraflı gerçekleşen konsey öncesinde yapabildiği tek hamle, karmaşık durumun kendi kontrollerinden çıkmasını engellemek amacıyla adamlarını elçi olarak göndermek olmuştu.
Onlardan da ses çıkmadığına göre kendi adamlarından—— yoo, kimseden yardım beklemek mümkün değildi.
Felt: “En azından işime yari’cak birkaç alet olaydı fena olmazdı ama o kadar da dikkatsiz de’iller demek ki.”
Az önce yeme, içme ve barınma konusunda şikâyeti olmadığını belirtmişti ama aslında vardı. Yemek takımları hafif ahşap veya seramikle sınırlandırılmıştı, bu yüzden ne silaha ne de alete dönüştürülebiliyorlardı. Kesici aletlerse elbette baştan beri yasaktı.
Felt’in tek silahı hapsedildiği süre boyunca toplayıp edindiği bilgilerdi. Ayak seslerinden saydığı muhafız sayısı, yemek saatlerinden hesapladığı nöbet değişim vakitleri ve iletişim kurduğu gözetmen askerlerin kişilikleri—— hepsi bu kadardı.
Felt bunları kullanarak esaretinden kurtulmayı planlıyordu. ——İdeali, tıpkı kendisi gibi bu Sarayda hapis tutulan Emilia’yı da bu işe dâhil etmekti.
Felt: “Aynı Sarayda olmamıza rağmen birbirimizi bi’ kez bile gör’medik, işi epey sıkı tutuyo’lar desene… Ben bu hâlde’sem Emilia-neechan çoktan delice bi’ şe’ler yapmaya kalkışmış olabilir.”
Öyle bir durumda Emilia kesinlikle Felt’i kurtarmaya gelirdi. Buna hiç şüphe yoktu ancak sonrasını düşünüp düşünmediği meçhul olduğundan harekete geçecekse bunu kendisinin yapması çok daha iyiydi.
Bu nedenle Felt, o gün yemek vaktinde planını devreye sokmaya karar vermişti—— ya da verdiğini sanıyordu.
Fakat——
Felt: “——Aahn?”
Pencereden görünen iç avlunun gölgelerine bakarak saati hesaplayan ve yaklaşan yemek vaktini fırsat bilerek pusuda bekleyen Felt, tam da boğazlamayı planladığı nöbetçilerin kapının dışından gelen acı dolu inlemelerini duydu.
Sonra da yavaşça açılan kapıdan içeri uzanan yüzü görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
Felt: “…Görmeyi bekledi’m son yüz seninkiydi. Baştan söyleye’m, o aptal oğlunun yüzünü de baya’dır görmüyo’m.”
???: “… Söylemene gerek yok, zaten biliyorum. O veletle de yollarımız sık sık kesişiyor ne de olsa.”
Böylece söylenip acı dolu bir ifadeyle ona doğru bakan kişi; sadece kızıl saçlarıyla, mavi gözleriyle bile Felt’in tek ve biricik Şövalyesiyle ortak noktalara sahip bir adamdı——
????: “——Heinkel-sama, etraf müsait mi? Her şey yolunda mı? Kimse yok, değil mi?”
Heinkel’in adını seslenen ve bir şeyleri onaylamaya çalışan o ses adamın arkasından duyuldu. Sesin sahibini tanıyan Felt, bu beklenmedik durum karşısında kaşlarını daha da derinden çattı.
Çatılan kaşlarının gevşemesini zorlaştıran şey, kapının aralığından korka korka odanın içine bakan ve Felt’le göz göze gelen o kızdı—— yani Filóre’ydi.
Heinkel ve Filóre’nin ziyareti, Felt açısından tam anlamıyla baş ağrıtıcı bir olaydı.
Felt: “Buraya tıkılmamış olsam bile yeterince can sıkıcıydınız, bi’ de hapisken mi çıkıp geliyo’nuz be…”
Heinkel: “Hey, saygısızlığının da bir sınırı var be. Filóre-sama onca zahmete girip seni görmeye geldi oysaki.”
Filóre: “Tamam tamam tamam, hiç sorun değil, Heinkel-sama! Felt’le bu konuda tartışmanın ikimiz için de sonuçsuz kalacağını biliyorum. Onun yerine daha fazla meyve verecek konulardan bahsetmeliyiz!”
Felt: “Yüksek sesin kula’mı tırmalıyo’ resmen. Meyve verecek konu derken?”
Heinkel, her zamanki gibi tavırları kaba olsa da Filóre ona belirli bir saygı gösteriyordu.
Hapsedilmeden önceki söylentiler doğruysa Kraliyet Seçimine katılmaya karar veren Filóre’nin Heinkel’i Şövalyesi olarak atayacağını ilan etmesi Kraliyet Sarayını birbirine katmıştı.
Anlaşılan efendi hizmetkâr sözleşmesi çoktan yapılmış gibi duruyordu ama——
Filóre: “Tabii ki de meyve verecek bir konu! Üstelik epey de bereketli bir meyve! Açıkçası artık Felt’in sabrının taşmak üzere olduğunu düşünmüştüm. Çünkü ben de aynı durumdayım! Nasıl, haklı mıyım?”
Felt: “…Eh, inkâr edemem. Ama senin de sabrının taşması demek——”
Filóre: “——Hapisten kaçalım, Felt. Ben, sen ve Emilia; hep beraber.”
Söylenen sözleri zihninde iyice ölçüp tartan Felt, hiçbir şey söylemeden sessizce tavana baktı.
Ülkenin en görkemli Sarayından ayrılmayı hapisten kaçmak olarak tanımlamak, şaşırtıcı şekilde Felt’in de hoşuna gidecek tarzda bir tanımdı.
Felt: “Emilia-neechan’dan tut, Filóre’ye kadar… Bizim, Kraliyet Seçimi adaylarının kafası nasıl çalışıyo’ be?”
İnsan ister istemez böyle mırıldanmak istiyordu.
——Sonuçta iki aylık esaretin sonunda gelen bu teklif, kesinlikle akılalmaz ve beklenmedikti.


Kapakta reinhard ı görünce bi heyecanlanmıştım ama bölüm çok kısaydı bide bu kız masum bence daha çok kullanılıyor havası var
abi site niye 2 gün kaldı