Bildirimler Tümünü Okundu Say
Bildirimleri görmek için giriş yapın.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım VII, Bölüm 18 – “Kale Şehri Guaral’daki Çarpışma”

Kısım VII, Bölüm 18 – “Kale Şehri Guaral’daki Çarpışma”

1 Nisan 2023 472Okunma 48 dk okuma

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

Çevirmen: Clumsy

Re:Zero Türkçe tarafından düzenlenmiştir.

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

——Subaru, gözlerini kapattığı takdirde o sahneyi zihninde tekrar yaşayabilirdi.

Bir sürü ağacın sık şekilde bulunduğu yoğun ormanın ortası, çamurlu toprak ve heybetli adamlarla dolu bir atmosfer.

Cadı Canavarının atmosferi parçalayacakmışçasına yankılanan kükreyişi. Savaşın başlamasıyla birlikte yükselecek ve heyecan uyandıracak mücadele ruhu. Ve Cadı Canavarını davet edişindeki rolü nedeniyle Natsuki Subaru’ya yöneltilen yoğun kötülük——

Bu, Subaru’nun bile isteye gerçekleştirme kararı aldığı ve uygulamaya koyduğu bir eylemdi.

Kendi içine bir terazi yerleştirip onun için önemli olan ve olmayan şeyleri kefeye koyarak harekete geçmişti.

Tam bir kararlılık ve zarar verme niyetiyle gerçekleştirdiği bir eylemdi.

Cadı Canavarlarıyla savaşmakta tecrübesiz bir grup, bir tanesiyle gerçekten çarpışacak olursa neler yaşanırdı? Bilmiyordu.  

Anında boyun eğdirilebilirlerdi. Ağır yaralanmış olma olasılıkları da vardı.

Bu konuda pek düşünmek istemese de hayatını kaybedenlerin olması da mümkündü.

——Yo, öyle olduğunu varsaymalıydı.

Yaptığı şeyi haklı çıkardıktan sonra hiç değilse bunun gerçekliğini kabullenmeliydi. Sonuçta böyle bir eylemi kararlaştırıp gerçekleştiren kişi kendisiydi.

Natsuki Subaru, terazinin istediği kefesini seçmiş ve diğerlerinin ölme ihtimalinin olduğu bir planı uygulamaya koymuştu.

Bu diğerleri ne Cadı Tarikatı Üyesi ne Günah Başpiskoposu ne de kötü niyetle başkalarına zarar verecek kötü insanlardı.

Subaru, yalnızca geçimlerini sağlamak için silahlarına sarılanlara saldırmıştı. Tek yaptıkları üstlerinin emirlerine uymaktı. Doğru şartlar altında olumlu ilişkiler kurabileceği kişilerdi.

Dolayısıyla bu durum makul, kaçınılmaz ve doğaldı.

Natsuki Subaru’nun eylemlerinin bedeli, Natsuki Subaru tarafından ödenmeliydi.                

△▼△▼△▼△

Flop: “——Danna-kun, böyle somurtman hiç hoş değil.”

Subaru: “————”

Flop: “Gülümsemeye vakti olmayanın yüzüne şans da gü—— D-Danna-kun!?”

Baltanın keskin ucunun kafatasına saplanışının hemen sonrasında sert bir sesin çınlayışıyla Subaru’nun görüş alanı netleşti.

Açılan görüşünde beliren şeyse parmağıyla alnını dürten Flop oldu.

Uzun kaküllü ve ince suratlı tatlı oğlan. Yalnızca yirmi otuz saniye önce kafasının yarıldığı manzarayı hatırlayan Subaru, çabucak ağzını örterek dizlerinin üzerine çöktü.

Yükselen kusma ihtiyacı. Başına gelen tüm kötü eylemler arasındaki bağlantı—— Kalbi patlayacakmışçasına çarpıyor, organları sıkılıp boğuluyormuş gibi geliyordu. Bu ve kulaklarındaki sağır edici çınlama, Subaru’ya işkence ediyordu.

Subaru için endişelenen Flop’un sesi çok uzaklardan geliyordu. Ama hiçbir ses beynine doğru düzgün kaydolmuyordu.

Subaru: “——Todd.”

Kulaklarındaki yoğun çınlamayı ve organlarının çığlıklarını dinleyen Subaru’nun dudaklarından kısa bir ses kaçtı.

O ses, Volakiya İmparatorluğunda tanıştığı birinin adıydı. Natsuki Subaru’nun ilk defa tam bir düşmanlıkla yaklaştığı biriydi——

Ve saniyeler önce gerçekleşen büyük trajedinin ardındaki kötü niyetli saldırgandı.

Subaru: “————”

Alev alan bar ve boğucu kara dumanlar.

Sarhoş müşterilerin birbiri ardına baltaya kurban gitmesinin ardındaki sebep, dumanların içerisindeki tahriş edici bir maddeydi. Muhtemelen o tarz baharatları bir araya getirerek basitleştirilmiş bir tür göz yaşartıcı gaz yaratmıştı. Ama hakiki olmamasına rağmen anında etki etmişti.

Yangın çıkarmak ve hayatta kalanları arka çıkışa yönlendirmek için büyü taşları kullanmıştı. Orayı kilitleyip açılışının ardından doğacak ani rahatlamayı fırsat bilerek de her birini idam etmişti.

Ve sonra da kendisini dumandan korumak için ıslak bir bez kullanarak Subaru’yu doğrudan, katiyetle öldürmüştü.

Son sözleri, sesi ve hepsinden öte maskeli adamın suratında gördüğü gözleri, gerçek kimliğini ele vermişti.

O kişi Todd’du. ——Buddheim Ormanında ölmüş olması gereken adamdı.

Subaru: “Yo…”

Bu, teyit edilmemiş bir bilgiydi.

İmparatorluk Ordusu kampı, Abel’in komutası altındaki Shudraq saldırısı sonrası harap olmuştu. Yüzün üzerinde zayiat olduğunu duyan Subaru, ne kadar şey duyarsa o kadar acı çekeceğinden korkarak kendisini bundan öte bilgilere kapatmıştı.

Sonra da çabucak Rem’i kapmış ve Abel’le diğerlerini geride bırakma kararı almıştı.

Bu yüzden kamp saldırısından kurtulanları düşünmeye dahi kalkmamıştı.

Buna Subaru’nun Todd’un grubuna karşı bizzat gerçekleştirmeyi seçtiği, Shudraq Halkı saldırısıyla bağlantısız saldırı da dâhildi——

Subaru: “Burası Ormana en yakın şehirse hayatta kalanların buraya kaçması çok normal.”

Kampları saldırıya uğrayan ve kıl payı kurtulan İmparatorluk Askerleri kaçınılmaz olarak Guaral’a yönelmiş olmalıydı.

Ancak bu düşünce Subaru’nun aklının ucundan dahi geçmemişti; düşmanların bekliyor olduğu şehre kayıtsızca adımını atmıştı. Üstelik Rem’i de peşine takmıştı.

Subaru: “…Düşman.”

Bu kelimenin zihninde belirişiyle bir kez daha dilindeki acılığını tattı.

Orijinal dünyasında yaşarken “düşman” yalnızca manga veya oyunlarda karşılaştığı bir şeydi. Başka bir dünyaya ışınlandığında bile bu tabirin hedefi yalnızca Cadı Tarikatı ve Cadı Canavarlarıyla sınırlı kalmıştı.

Yani bu, o kategorilere girmeyen birine “düşman” dediği ilk seferdi.

Ve bu “düşmanı” yaratan şey, Natsuki Subaru’nun kendi eylemleriydi.

Subaru: “——grk”

Ağır bir ses çıkaran Subaru, kuvvetle dişlerini sıktı.

Yanağının içini ısırıp yakıcı acı ve kan tadını kullanarak kendisini zorla gerçekliğe döndürdü. Bu da yetmeseydi ağzının içindeki tüm eti ısırabilir, gıkı çıkmazdı.

Sıkışan organlara, çınlayan kulaklara, titreyen eller ve ayaklara veya felç olmuş bir beyne ihtiyacı yoktu.

Şu anda kötülük ve korkuya yenik düşemezdi.

Yalnızca cesur rolü yapacak olsa bile durum değişinceye dek bu rolden sıyrılamazdı.

Flop: “Danna-kun, topla kendini! Danna-kun! Su içmek ister misin?”

Subaru: “——Hm, ben iyiyim. Affedersin, seni de endişelendirdim Flop-san!..”

Muhtemelen yüzünün rengi ve sesinin tonu hiç de iyi gelmiyordu ama ağır ağır ayaklanırken kendisine söylediği şey, iyi olduğuydu.

Dizlerindeki titreme ve felç olan organlarındaki rahatsızlık hâlâ devam ediyordu. Ancak sonsuza dek çömelip kalamazdı. Subaru güçsüzlüğü tarafından şımartıladururken zaman akıp gidiyordu.

Saldırmak için doğru anı bekleyen Todd’un saldırı planı şimdiye yürürlüğe konmuş olmalıydı.  

Subaru: “Hey Flop-san, senden bir iyilik isteyebilir miyim? Hana geri dönüp Rem’den kronik hastalığımın ilacını alabilir misin?”

Flop: “İlaç mı? Kötü bir hastalığın mı var, Danna-kun?”

Subaru: “Aynen, parlak bilek hastalığım epey kötüye gidiyor.”

Flop: “Oh amanın! Daha önce hiç duymamıştım!”

Rastgele bir hastalık ismi işiten Flop’un gözleri şaşkınlıkla irileşti.

Flop’un iyi niyetinden faydalanmak Subaru’nun ağzında acı bir tat bıraksa da bunu görmezden gelerek kendisini başka bir şansı olmadığına ikna etti. Şimdilik Flop’u bir an önce kendisinden olabildiğince uzaklaştırmaya öncelik vermesi gerekiyordu.

Todd’un hedefi intikam almaksa ve Flop ile Subaru ayrılırsa Todd’un Subaru’nun peşine düşmekten başka şansı olmazdı.

Ve Flop’un güvenliği garanti altına alındığında Subaru, kendisini korumaya odaklanabilirdi.

Henüz doğru seçeneğin ne olduğunda karar kılmış olmasa da——

Subaru: “Barda Rowan’la buluşabilir ve sürpriz saldırıdan kaçma işini ona bırakabilirim. Ama…”

Son derece gelişi güzel bir plan yapmaktan öteye gidemiyordu.

Adımlarını duraksatacak ve işleri ağırdan alacak vakti olmadığı için şu anda düşünebildiği en iyi seçeneği eyleme dökmek ve bir mucize ummak zorundaydı.  

Subaru: “Rem anlayacak olmalı…”

Flop hana dönüp de adı sanı duyulmamış bir hastalıktan bahsettiğinde Rem, Subaru’yla ilgili bir anormallik olduğunu çözecek olmalıydı. Subaru öyle olmasını umuyordu.

Bunu çözdüğü takdirde de Flop’un oraya dönmesine izin vermeyeceğine inanıyordu.

Bu düşünce şekli isteklerle dolu olsa da Subaru’nun o anda düşünebildikleri bundan ibaretti.

Subaru: “Flop-san, lütfen!”

Flop: “P-Peki! Burada bekle! Başını dik tut, Danna-kun!”

Subaru’nun içten ciddiyetine maruz kalan Flop, hana geri dönüş yoluna koyuldu. Onu gönderen Subaru’ysa aceleyle bara gitme kararı aldı.

Sarhoş Rowan’ı bir an önce ayıltacak, suratına parayı çarpacak ve onu bir kez daha tutacaktı. Rowan geçen sefer pusuya düşürülmüş olsa da adil bir mücadelede kazanacak güce sahip olmalıydı. Subaru, bu konuda da umutluydu.

Şansa bayağı bel bağlıyor olsa da umudu Rowan’dan yanaydı. Onun Volakiya’nın en güçlüsü olması için yalvarıyordu——

???: “——ah?”

Ancak tam da bu şekilde yalvarırken ansızın arkasından gelen boğuk bir ses işitti.

Pek popüler olmayan bir ara sokakta olması gereği bu ses yalnızca tek bir kişiye ait olabilirdi. Problemse o sesin sahibinin bu sesi çıkartmak için hangi duyguları deneyimlediği ve bunun ne anlama geldiğiydi.

Subaru’nun bu seslerin hayra alamet olmadığını anlaması çok kısa sürdü.

Flop: “Uu, uuuaaaahhhhh!!——”

O boğuk sesin hemen ardındansa aksi istikamete giden Flop’un çığlığı yükseldi.

Anında kafasını çeviren Subaru, Flop’un yüzüstü yere devrildiğini gördü. Oraya yığılmış hâlde sağ bacağını tutuyordu. Uyluğuna ufak bir bıçak saplanmıştı.

Ve etinin derinliklerine dek saplanan bıçak, Flop’un koşma kabiliyetini elinden almıştı.

Subaru: “Flop-san!”

Koşu pozisyonundan alelacele dönen Subaru, dudaklarını ısırarak yerde kaydı. Sonra da hiç duraksamaksızın toprağı tekmeleyip bacağı yaralı Flop’a doğru koştu.

Beklentileri bir kez daha aniden altüst olmuştu.

Ayrıldıkları takdirde Todd’un kesinlikle kendisine öncelik verip peşine düşeceğini düşünmüştü. Ama hesaplamalarının aksine Todd, bir anda saldırıya geçmişti.

Ayrıca o anda, orada saldırıya uğramak da Subaru’nun beklentilerinin ötesindeydi.

Subaru: “Flop-san! Seni hemen tedavi görebileceğin bir yere götüreceğim!”

Çeşitli pişmanlıkları olan ve vicdan azabı çeken Subaru, Flop’un yanına koşturdu. Flop, bacağındaki acı yüzünden ıstırap içerisinde kıvranıyordu ancak Subaru’nun şu anda onu tedavi etmeye ayıracak vakti yoktu.

Ona destek çıkmalı ve insanların olduğu bir yere gitmesine yardım etmeliydi—— Yo, işlerin ana yolda ezildiği zamanki gibi gelişmesine izin veremezdi. Zor kullanması gerekse bile onu bara sürüklemeliydi. En iyi seçenek buydu.

Bıçağın bacağına saplanmış olması bir umut ışığıydı. Çünkü ana atardamarlardan biri delinmediği sürece hayatı için gerçek bir tehlike doğmazdı——

Subaru: “————”

Düşünceleri bu noktaya ulaştığındaysa zihninde ani bir soru belirdi.

Flop’un hayatının tehlikede olmaması iyi haberdi. Ama bu nasıl olmuştu? Bardaki katliamın gerçekleştirilme yöntemine bakıldığında düşmanın öldürme yeteneğinin birinci sınıf olduğu anlaşılıyordu.

Ama buna rağmen Flop’a bacağından saldırmıştı. Peki sebep neydi?

Bu bilgi mangalardan gelse de savaşta keskin nişancılar tarafından kullanılan bir teknikle ilişkiliydi.

Uzaklardaki düşmanlarına karşı tek taraflı saldırılar gerçekleştirmek için kendilerini gizleyen keskin nişancılar, bir grup düşmanla karşılaştıkları zamanlarda onları öldürmek yerine ağır yaralayarak elde tutmayı tercih ederlerdi. Sonra da yaralı yoldaşlarını kurtarmaya çalışan kişileri pusuya düşürüp ölümün elini onlara uzatırlardı.

Bu, yoldaşlık hissine sahip olan ve ardında hiç kimseyi bırakmayanlardan faydalanan kâbusvari bir yöntemdi.

Peki Subaru neden şu anda böyle bir şey anımsamıştı? Çünkü——

Subaru: “Hass——”

Bir terslik olduğunu hissettiği saniyede yerdeki Flop’un hemen yanındaki sokakta koyu renkli bir ışık parladı.

Hemen sonrasında da önden gelen keskin bir saldırı, kafasını koruma amacıyla ellerini kaldırmış olan Subaru’ya ulaşarak onu geriye uçurdu.

Subaru: “Gaahh!?”

O sert darbeyi tamamen yiyerek uçurulan Subaru, kafasını sertçe yere çarptı. Görüşü beyaza döndü, kulaklarındaki çınlama kuvvetlendi. Bu yaşanırken de momentumla birlikte geri itilerek bir kez daha yuvarlandı.

Saldırının gerçek formunu ve gerçekleştirildiği mesafeyi çözmeye çalıştı. Onu tam anlamıyla engelleyemediği için de elini alnında gezdirdiği anda ılık bir his duydu. Alnının sert saldırıyla kesilmiş olması mümkünken——

Subaru: “——ah?”

Alnına dokunmaya çalıştığı sağ kolu, önkolun bileğinden dirseğine dek kopmuştu.

Subaru: “G-gyaaaaaaahhhh!”

Beyaz kemiği ve pembe kas lifleriyle çaprazlama kesimi görünen sağ kolu, kalp atışlarıyla senkronize bir şekilde kan pompalıyordu. Subaru paniklemiş hâlde yaraya baskı uygulayıp kan akışını durdurmaya çalışsa da sol avcu da ortasından kesilmişti ve ezilmiş parmaklarının her biri farklı bir yöne bakıyordu.

Bu da rakibinin saldırısına modası geçmiş şekilde maruz kaldığının göstergesiydi.

Öncelikle söyleyeceği bir şey varsa o da hiçbir tedbir almaksızın Flop’un yanına koşmanın bir hata olduğuydu.

Hata, hata, hatahatahatahatahahahaha——

???: “——Öhöm”

Akan kanları bastıran Subaru, paniğe kapılmış, acı ve kayıp hissiyle tetiklenmişti.

Bir elinde balta tutan adamsa Subaru’nun hemen önünde boğazını temizlemişti—— O adam, ara sokakta beliren kişiydi. Turuncu saçlarını bandanayla bağlamış genç bir adamdı. Todd’du.

Bu defa yüzünü gizlememişti.

Subaru’nun barda bizzat gördüğü şeytani bakışları taşıyordu. Subaru, o bakışların ardındaki kişinin gerçek kimliği konusunda yanılmamıştı.

Beklenildiği üzere Todd, Subaru’yu öldürmeyi tamamen kafaya koymuş şekilde saldırıya geçmişti.

Subaru: “Ugi-giiiiiiiiiiiiiiii!..”

Sıktığı azı dişleri çatırdayan Subaru, kanlanmış gözlerini Todd’a dikmişti.

Attığı bakışların anlamı öfke miydi, nefret miydi yoksa daha utanç verici şekilde yaşamaya yönelik bir yakarış mıydı bilmiyordu. Her hâlükârda Todd’un karşılığı soğuktu.

Fazla duygu yansıtmayan bir yüz sergiliyor, Subaru’nun kollarını yok eden baltasının keskin ucunu izliyordu.

Todd: “Doğru düzgün keskinleştirmem gerekiyor, aksi takdirde işe yaramaz, pardon pardon.”

Todd, eylemleri üzerine düşündüğü sırada usulca böyle söyledi.

Subaru: “Kah…”

Todd: “Tamamdır.”

Gözleri iyice irileşen Subaru’ysa titreyen dilinin ucundan birkaç kelime çıksın diye uğraştı. Ancak Todd, onun söyleyeceklerine aldırış etmeden kayıtsızca baltasını yukarı doğru savurdu.

Subaru’nun söyleyecekleri de kimliği de onu hiç ilgilendirmiyormuş gibiydi——

???: “Uvaaaahhhhhhh!!——”

Todd: “Voah”

Lakin Todd baltasını tamamen kaldırma fırsatı bulamadan biri, üzerine atladı.

O kişi mahvolan kolları yüzünden acıyla homurdanan Subaru değildi. Subaru’nun tek darbede iş göremez hâle getirildiği bu senaryoda onu korumak adına bir başkası, Todd’un üzerine atlamıştı. Yani Flop.

Sağ bacağına bıçak yemiş olan ve esasında yoğun acısıyla boğuşuyor olması gereken iyi niyetli tüccar, dişlerini oraya geçirecekmişçesine Todd’un sırtına tutunmuştu. Ve oradan Subaru’ya bakıyordu.

Flop: “Danna-kun! Kaçın! Hemen şimdi ka——”

İnce yüzüne bir aciliyet havası yerleşen Flop, güçlü iradeli ifadesi perçinlenirken çenesine bir darbe yedi.

Flop tarafından tutulan Todd, dirseğiyle kuvvetli bir darbe indirirken şiddetten çok uzak olan genç yetişkini kolaylıkla püskürttü.

Sonra da Todd, yere yığılan Flop’a bakarak baltasını kaldırdı.

Subaru: “Du…”

Todd: “Bir, iki veeee üüüüüçç!”

Subaru’ya Todd’u durdurma şansı bahşedilmedi. Todd’un usulca söylediği bu kelimelerden sonra su sıçraması tarzında yoğun, keskin bir ses yankılandı.

Todd’un dirseğiyle indirilen ve yukarı bakan Flop, balta darbesini yüzüne aldı. Ve tüm suratıyla kafasının ikiye ayrılmasıyla cesede dönmesi bir oldu. Kanı aktı, beynindekiler saçıldı, kollarıyla bacakları seğirdi.

Ara sokağın ağır ağır kana bulanışını gören Subaru’nunsa hayretler içerisinde ağzı açıldı.

Acı, kafa karışıklığı ve yenilenmiş bir korku. Subaru’nun normal düşünce süreci, tamamıyla bu duygular tarafından ele geçirilmişti.

Önündeki bu adam, neyin nesiydi böyle?

Subaru: “Bana…”

Todd: “Hm?”

Subaru: “Bana, bana kinlenmeni anlıyorum. Anlıyorum…”

Ölü Flop’un kanlarından kaçınan Todd, yüzünü kendisiyle konuşan Subaru’ya çevirdi.

Subaru’nun gözyaşları ve sümükleri yoğun bir şekilde akıyordu. Kırık azı dişlerinden kanlar sızıyordu ve bunun yanı sıra sağ kolundan çıkan kanlarla kaplanmıştı. Son derece korkunç bir vaziyetteydi.

Bu defa altına yapmamıştı ama bunun bir rahatlama sağladığı söylenemezdi.

Bir kez daha Flop’un ölmesine izin vermişti.

Onu kurtarabileceğini düşündüğü bir yöntem geliştirmiş ama Subaru’nun yetersizliği yüzünden Flop yine ölmüştü. Subaru, onun kız kardeşi Medium’a sergilenemeyecek bir suratla ölmesine izin vermişti.

Subaru: “Ama geri kalanları… geri kalanları! Bu işin… içine… sürükleme!”

Todd’un Subaru’ya kin gütmek için bir sebebi vardı.

Bunun adilliğini kabullenmek zordu ama Subaru’yla Todd arasında yaşananlardan ötürü doğal bir sonuçtu.

Bu nedenle Todd’un Subaru’nun peşine düşmesi kaçınılmazdı. Ama diğer insanları bu işin içerisine sürüklemek kurallara aykırıydı. Korkakça bir hareketti. Adillikten ve haklılıktan çok uzaktı. Şeytaniydi. Öyle değil miydi?

Subaru bu noktada rakibine sözlü olarak saldıracak zihinsel yetilerini bile yitirmeye başlamıştı.

Onun beyanını dinleyen Todd ise kısık bir sesle “Aaah” diye mırıldanarak,

Todd: “Sen, kin derken ne kastediyorsun?”

Kana bulanmış ara sokakta dikilen Todd, soru karşısında başını eğip yanaklarına bulaşan kanı silerek böyle söyledi.

Onun kulağa safça gelen yanıtı ve tavrını gören Subaru’ysa bir an için nefesini tuttu, ancak kontrol edemediği şiddetli bir duygunun patlaması çok sürmedi. Ve tükürüklerini saça saça “Aptalı oynamaya cüret edeyim deme!” dedi.

Subaru: “Pusu kuruyor, tuzağa düşürüyor… dur durak bilmeksizin beni takip ediyorsun!..”

Evet, dur durak bilmeksizin, dur durak bilmeksizin takip ediliyor ve köşeye sıkıştırılıyordu.

Subaru nasıl bir yol izlerse izlesin Todd mutlaka onu öldürmek için bir adım önde oluyordu. Titizlikle tuzaklar hazırlıyor ve yerleştiriyordu.

Subaru’yu hedef almak için onca çaba sarf ediyordu. Şu anda cahili oynamasının hiçbir anlamı yoktu. Bu yalnızca mantıksız bir inattı.

Ve Flop’un ölümüne saygısızlıktı. Subaru’yu utandırmak, öfkesini dışarı vurmanın yolu bu muydu?

Subaru: “Sen…”

Todd: “Neyi yanlış anladığını bilmiyorum ama apaçık ortada olduğu üzere seni öldürmemin sebebi kin falan değil. Şehirde tehlikeli görünen bir adam buldum. Tabii ki sorgulamaksızın öldürecektim.”

Subaru: “————”

Todd: “Zehirli bir yılanı ona kin güttüğün için değil, ondan korktuğun için öldürürsün. Bu amaçla onun canını almak için neyin var neyin yoksa kullanırsın.”

Durumun bundan ne eksik ne fazla olduğunu söyleyen Todd, baltasına yapışmış saç ve deri parçalarını titizlikle kaldırdı. Bunlar Flop’un mahvolan kafasının parçaları mıydı? Subaru şok içerisinde kalakalmaktan öteye gidemiyordu.

Todd’un bu sakin tepkisi ve tavrında yalan yoktu. Hatta gülümsüyordu bile.

Todd’un en başından beri Subaru’ya gerçekleştirdiği saldırılar, sözlerinde ciddi olduğunu kanıtlıyordu.

Todd, Subaru’yu tehlikeli biri olarak görüyor ve onu öldürmeden yoluna devam edemiyordu.

İşte bu yüzden onu dinlemeyecek, onun hiçbir şey yapmasına müsaade etmeyecek veya bilgi almak için onu sorgulamaya kalkmayacaktı.

Ayrıca ondan ormanda yaptığı şey için nefret de etmiyordu. Todd’un bu olaydan edindiği tek izlenim, Subaru’nun tehlikeli bir varlık olduğuydu.

Bunun sonucunda da duygusuz ve tarafsız şekilde onu öldürmeye çalışıyordu.

Todd: “Senle ben aynıyız. ——Ve sana zaman tanımayacağım.”

Diyen Todd, ayağını Subaru’nun göğsüne koyarak onu tekmeledi. Karşı koyamayan Subaru’ysa yüzü öne dönük şekilde yere devrildi. Ve Todd, iki bacağını yana açmış şekilde yerdeki Subaru’nun üzerine geçerek baltasını kaldırdı.

Subaru’nun gözleri irileşti. Doğru kelimeleri aradı.

Ölümden Dönüşle çeşitli olayların arka planını çözüyordu. Galibiyet elde etme yöntemi buydu. Ancak Günah Başpiskoposlarının üzerinde dahi işe yarayan bu stratejinin işe yaramadığı anlar da oluyordu.

O anlardan biri de——

Subaru: “——Bekle.”

Todd: “Beklemeyeceğim.”

——Rakibinin kalpsiz bir cani olduğu bu andı.

△▼△▼△▼△

Flop: “——Danna-kun, böyle somurtman hiç hoş değil.”

Subaru: “——Hık”

Flop: “Gülümsemeye vakti olmayanın yüzüne şans da gü… Me-mesele nedir? Bir anda betin benzin attı?”

Bir baltanın kafasına doğru indiğini gören çoğu insanın yüzündeki kan çekilirdi, bu çok doğaldı.

Subaru, kansızlıktan üşüyen ellerini yüzüne götürdü. O soğukluğu duyan elleri yaşadığı ve iyi olduğunu onaylarken içinde bir rahatlama ve korku çalkalandı.

Subaru: “Lanet olsun, yine mi…”

Ne yapmalıydı? En ufak bir fikri dahi yoktu.

Süre bağlamında Subaru’nun başına gelen her şey sadece yirmi dakika içerisinde gerçekleşmişti. Bu yirmi dakika içerisindeki ölümlerinin sayısıysa beşi bulmuştu bile.

Pleiades Gözcü Kulesindeki son turunda bile galibiyet arayışındaki on beşi aşkın Ölüm tecrübesine rağmen işleri adım adım halledeceği özgüvenini taşımıştı.

Ama bu defa, elinde hiçbir şey yoktu.

Natsuki Subaru’nun biriktirdiği cesetler, galibiyetine katkı sağlıyormuş hissi vermiyordu.

Söylenebilecek tek bir şey varsa o da——

Subaru: “——Şu anda bile, izleniyorum.”

Todd şimdiden Subaru’yla Flop’u izliyordu.

Ve Subaru Flop’tan ayrıldığı anda Todd, acımasızca Flop’u yem olarak kullanacaktı.

Tabii Subaru Flop’u kullanarak kaçabilecek merhametsizlikte olsaydı işler değişebilirdi ama bunu yapamayacağı için Flop saldırıya uğradığı takdirde onu kurtarmak için her şeyiyle çabalayacağı kesindi.

Bu defa işler Rem’in güvenliğiyle Todd ve bölüğünün iyiliğini kefeye koyduğu seferden farklıydı.

Flop, kendisine tamamen yabancı kişilere ya da daha doğrusu Subaru’nun grubuna karşı çok iyiydi. Subaru, onu ölüme terk etmeyi bir seçenek olarak göremezdi.

Dolayısıyla Flop’tan ayrılacağı bir strateji geliştirmesi mümkün değildi.

Aynı zamanda hana dönme seçeneği de elinden alınmıştı.

Todd’un Subaru’nun varlığını hangi noktada tespit ettiği belirsizdi ama bu bar yolunda yaşandıysa hanın ve Rem’in konumu açığa çıkmamış demekti.

Evet, Rem’in konumu tespit edilmemişti. Bu gayet inanılasıydı.  

Todd Rem’in yerini biliyor olsaydı mutlaka ondan faydalanır, Subaru’yu daha sistematik şekilde öldürmek için onu kullanırdı. Subaru’nun Todd’un kurnazlığına olan inancının, Rem’in onun eline düşmediğini kanıtlaması ironikti.

Subaru: “Her neyse…”

Dudaklarını ısıran ve eliyle yüzünü örten Subaru, çaresizce kafasını çevirdi.

Zaman, bir şekilde yeterli zamanı bulamıyordu.

Flop’la yollarını ayırırsa Todd anında saldırıya geçecekti.

Aksine rakibinin hücumunu ve karşı saldırı gerçekleştirmeyi beklemeye gelince—— Ehh, karşısında ilk saldırısından kaçınsa bile yenemeyeceği bir rakip vardı. Subaru’nun elinde herhangi bir silah olmadığı için rakibinin mücadele gücünü tek seferde ortadan kaldırması gerekecekti. Bu da imkânsızdı.

Ana caddeye kaçacak olursa Todd, pervasızca bir ejder arabası sürecek ve onları ezerek öldürecekti.

Üzerlerine gelen ejder arabasından kaçınmayı başarsalar bile Todd’un sokaktaki kaosu fırsat bilme ihtimali yüksek olacaktı. Üstelik kontrolden çıkan ejder arabası, masum seyircileri de işin içine sürüklerdi. Hayatta olmazdı.

Başka bir rota seçtikleri takdirde yöneldikleri her sokak Todd’un avlanma sahası olacaktı.

Kuzey, doğu, güney ve batı, her yöne hâkim olmak imkânsızdı. İlk saldırının altından kalksalar bile karşı saldırı planı aynı olacak ve saldırı güçleri bulunmayacaktı. Mümkünatı yoktu.

Sonuç olarak yapılacak en iyi şey Flop’la birlikte bara koşturmak ve Todd saldırıya hazırlanmadan ona karşı çıkacak savaş güçlerini hazırlamak mı olurdu ki?

Ortadaki engel, sarhoş Rowan’ı ne denli ciddiye alabileceğiydi ama şu anda aklına gelen galibiyet şansı en yüksek plan buydu. Başka bir şey düşünemiyordu.

Subaru: “Kahretsin, kahretsin…”

Düşman edinmek için amma da sıkıntılı bir rakipti!

Günah Başpiskoposları söz konusu olduğunda güçlü yönlerini zayıflığa dönüştüren Otoritelerine güvenmek iyi oluyordu. Otoritelerinin mekanizmaları üzerinde çalıştıkça zayıf noktaları daha bariz hâle geliyordu.

Fakat Todd böyle bir şeye sahip değildi. O yalnızca elinden gelen ne varsa yapıyordu. Bunu kendisi de ifade etmişti.

Belirli bir şeye güvenmiyor ve etrafa vereceği hasarı dikkate almıyordu.

Subaru’yu öldürdükten sonra etraftakilere bu durumu nasıl açıklayacağı bile tamamen muammaydı. Sonrasında olacakları hiç umursamadığı belli oluyordu.

Öldürülmesi gereken kişiyi öldürme sürecinde gereksiz düşüncelerin müdahalesinden korkuyordu.

Flop: “Danna-kun? İyi misin? Bir terslik varsa hana geri dönebili…”

Subaru: “Y-Yo! Hayatta olmaz! Bu kötü bir fikir.”

Subaru büyük bir güçle karşılık verirken Flop, Subaru’nun sesine şaşkınlıkla bakakaldı.

Bu olayın yaşanışıyla da Subaru, kendi zihinsel kırılganlığına ciddi ciddi lanet okudu. Böyle tuhaf tavırlar sergilemeye devam ederse Todd’un şüphelenmesine yol açacaktı.

Bu durumda da Ölümden Dönüşün kıymetli avantajı ortadan kalkacaktı.

Subaru’nun çoktan kavradığı şeyler haricinde Todd’dan yararlanabilmesinin tek yolu, varlığının Subaru tarafından bilinmediği şeklindeki önyargısıydı.

Pusu ve tuzak, kaçış ve karşı saldırı, Todd’un niyetlendiği yöntem her ne olursa olsun Subaru’nun bunu beklediğini bilmemeliydi.

Şey, aslında——

Subaru: “——Bir saniye.”

Umutsuzca Todd’a karşı bir önlem geliştirmeyi düşünen Subaru’nun aklına ansızın bir fikir geldi.

Todd belli bir yola sadık kalmıyor, çevreye vereceği zararı bile hesaba katmıyordu. ——Yine de umursamadığı şey, çevreye verdiği zarardı. Kendisine değil.

Sürpriz saldırılarının hedefi de kendisine verilecek hasarı çarpıcı ölçüde azaltmaktı.

Todd bunu kendi ağzıyla belirtmişti.

Zehirli bir yılanı ona kin güttüğün için değil, ondan korktuğun için öldürürsün demişti.

Ve böyle söylediyse——

Subaru: “——TODD! Burada olduğunu biliyorum!”

Flop: “Ne ne ne!?”

Aklından geçen bu düşünceye uyan Subaru, avazı çıktığınca bağırdı.

İrkilen Flop ise bu ani gelişme karşısında sıçradı. Ancak bunu yaşayan tek kişinin Flop olmama ihtimali bir hayli yüksekti.

Subaru ve Flop’un peşine takılarak onları izleyen Todd da irkilmiş olmalıydı.

Todd’un anlık şaşkınlığına güvenen Subaru, bakışlarını keskinleştirerek ifadesini tehditkâr bir şekle soktu. Ve olabilecek en rezil, en kötücül tavra bürünüp gözleriyle etrafı tarayarak,

Subaru: “Amma da ısrarcı bir piç çıktın! Onca şeyden sonra geberip gitmişsindir diye düşünüyordum ama şansın yaver gitmiş anlaşılan! Yine de bu defa paçayı kurtarmana müsaade edeceğimi sanmıyorum! Lanet olasıca canını alacağım!”

Başarabildiği en tehdit edici ses tonunu kullanan Subaru, kötülük ve pislik dolu lanetlerini sıralıyordu.

Ara sokağın neresinde gizleniyor olursa olsun Todd’un kulaklarına ulaşabilecek bir ses kullanıyor ve “Natsuki Subaru varlığının farkında” mesajını veriyordu.

Subaru: “Gerçekten bana karşı galip gelebileceğini mi sanıyorsun? Saçmalığın daniskası! Beni çok güldürüyorsun, hahahahaha! Acınası bir şekilde koşup kaçışını görmeyi iple çekiyorum!”

Tahrik ve alay şeklindeki iki kozunu kullanan Subaru, ara sokağın ortasında kahkahalara boğuldu.

“Tanrıya şükür ki sahne korkum yok” diye düşünen Subaru’nun utanmaz kişiliğine içtenlikle minnettar olduğu ilk seferdi. Aksi takdirde sesindeki titreme, yüzündeki korku ve gözlerindeki dehşet açığa çıkardı.

Bu duyguları gizleyebilmesini rezil kişiliğine borçluydu.

Flop: “D-Danna-kun?”

Subaru: “Şıışş. Flop-san, sessiz ol.”

Subaru’nun ani değişimi karşısında tamamen afallamış olan Flop’u susturan Subaru, onu kolundan çekerek cesurca yürümeye başladı.

Geldiği yoldan dönmeleri mümkün değildi. Her şeyden önce Todd’un gizlenme noktasının oralarda bir yerlerde olduğu teyit edilmişti.

Bu yüzden yolun ortasında adımlarını duraksatıp kafasını ara sokağın derinliklerine doğru çevirerek,

Subaru: “Oh evet, istediğin zaman üzerime gelebilirsin. Seni dilediğince parçalara ayıracağım.”

Todd’un görüp göremeyeceğinden emin olmasa da son bir tahrik unsuru olarak orta parmağını kaldırdı.

Bu sayede cüretkâr bir gülümseme eşliğinde ara sokağın sonuna ilerlerken kalbinin deli gibi attığını gizlemeyi başardı.

Subaru: “————”

Dürüst olmak gerekirse bu tam bir kumardı.

Todd’un Subaru’nun tahriklerine öfkelenip baltasını savura savura ara sokağa atlama ihtimali de vardı ki bu, gayet de olası bir senaryoydu. ——Yine de Subaru, bunun gerçekleşmeyeceğine güveniyordu.

Todd öfkeye kapılmayacaktı. O adam, en iyi hamleyi ağır ağır düşünüp gerçekleştiren bir tipti.

İşte bu yüzden Subaru’nun blöfleri Todd üzerinde işe yarayacak olmalıydı.

Subaru’yu sokakta görüp öldürme arzusu güden Todd’un aklından geçenler izlendiği takdirde Subaru’nun ortadan kaldırılması gerektiği sonucuna varılırdı, çünkü Subaru, onun gözünde bir saatli bomba gibiydi. Onu kafeslemek için sürpriz bir saldırıya başvurup zafer elde etme yöntemi yalnızca sonuca yönelik bir araçtı ve işe yaradığı sürece her şey yolunda giderdi. Ama artık böyle bir seçeneği kalmadığına göre ikinci en iyi seçeneğe başvuracaktı.

Todd, yöntemleri konusunda çok seçici değildi.

Onunla Günah Başpiskoposları arasındaki fark da buydu. Subaru da Todd’un bu uyum yeteneğini avantaja dönüştürecekti.

Subaru: “Sıradaki adım…”

Anın sıcaklığıyla aklında beliren stratejiyi uygulamış olsa da henüz sıradaki adımlarını belirlememişti.

Todd’un Subaru’ya yönelik temkinliliği artarsa bir sonraki saldırı dalgasına dek elinde olan zaman da artardı. Subaru da elinde bu fırsat varken “Savaşmak” ve “Kaçmak” arasında bir seçim yapmak zorundaydı.

“Savaşmayı” seçerse bardaki Rowan’ı bu işe dâhil etmesi gerekirdi. Daha iyi bir alternatif belirmediği sürece onun gücünden faydalanmak en iyi seçenekti.

“Kaçmayı” seçerse de hana gidip Rem’i alır ve şehirden kaçardı. Ve kendisini kötü hissetse de büyük olasılıkla güvenlikleri tehlikede olacağı için Flop’la Medium’dan onlara eşlik etmelerini istemesi gerekecekti.

Şehirden kaçmaya karar verdikleri takdirde Subaru’nun gidebileceği yerse——

Subaru: “——Demek bu yüzdendi.”

Flop: “Danna-kun?”

Arkasındaki ara sokak konusunda temkinli olsa da gözleri ansızın kanlandı.

Todd’a yönelik korkusu, Flop’a yönelik vicdan azabı, Rem’e yönelik endişesi, Emilia’ya yönelik sevgisi, Beatrice’e yönelik özlemi, içinde ne var ne yoksa o saniyede âdeta unutuldu.

Ve onların unutuluşuyla yüzeye çıkan duyguya tutunan Subaru, gözlerini sımsıkı kapattı.

Sonra da——

Subaru: “——Blöflerim anlaşılmadan önce çabucak Guaral’ı terk etmemiz gerekiyor.”                

△▼△▼△▼△

Sıradaki eylemine karar veren Subaru, vaktini boşa harcamadı.

Hareket planıyla birlikte ara sokaktan ayrılışı sonrasındaysa Todd, herhangi bir hamle gerçekleştirmedi. Anlaşılan Subaru’nun tahrikleri karşısında ekstra temkinli hâle gelmiş, yani bu tahrikler etkili olmuştu.

Ancak blöflerinin etkisi bir noktada sona erecekti.

Subaru: “Kesinlikle yakında yakama yapışacaktır. Buradan bir an önce uzaklaşmamız gerekiyor…”

Tek seçenekleri kaçmaktı.

Kararını veren Subaru, Flop’a kısa bir açıklama yapıp onu peşine takarak az önce ayrılmış oldukları yere—— yani beş kez ölmeden önce çıkış yaptığı hana koşturarak merdivenlere fırladı.

Sonra da Rem ve diğerlerinin kaldığı odanın kapısına atılarak telaşla içeri daldı.

Subaru: “Rem! Sen iyi mis… vooa!?”

Medium: “Uvah! Ne, demek sizdiniz! Neredeyse öldürecektim sizi!”

Kapı alabildiğince açıldığı saniyede Subaru’nun boynuna hareketi kesen bir palanın buz gibi bıçağı değdi. Ve palanın sahibi olan Medium silahını kınına yerleştirip mahcup mahcup “Paardon, pardon” dedi.

Medium’un arkasından, odanın derinliklerinden tüm bu etkileşimi irileşmiş gözlerle izleyen Rem ise,

Rem: “B-Bir anda neler oluyor böyle! Gittiniz sanmıştım, ne çabuk döndünüz…”

Subaru: “Rem!”

Rem: “——Hık”

Subaru’nun ani dönüşüne şaşıran Rem, yüzünün rengi değişmiş genç adamı azarlamaya başladı. Ama Subaru, onun söyleyeceklerini dinlemek yerine yanına koşturarak kollarını bedenine doladı.

Narin bedeninin bir anda kucaklanışıyla da Rem’in nefesi kesildi ve omuzları ufaldı.

Ve sonra da,

Rem: “…Bırak beni lütfen.”

Subaru: “…Ah, evet, benim hatam pardon. Birazcık fazla gaza geldim…”

Rem: “O-Onu anladım. Görünüşe bakılırsa ciddi bir şeyler yaşanmış.”

Onun gerçekten güvende olduğundan emin olan Subaru, Rem’i usulca kendinden uzaklaştırdı.

Subaru’ysa kendisini az önce gelemeyen azara hazırladı. Ama Rem, onu azarlamak yerine uzunca bir iç çekip bu tavrına göz yumarak konuşmaya devam etti.

Rem: “Peki öyleyse. Ne oldu?”

Subaru: “…Gerçekten kötü bir herif tarafından tespit edildim. Onu atlatmayı başardım ama bu bize çok fazla zaman kazandırmayacak. Artık burada kalamayız. Daha yeni geldiğimizi biliyorum, o yüzden gerçekten üzgünüm ama…”

Rem: “Yani şehirden ayrılmamız gerekiyor, değil mi? Anlaşıldı. Rui-chan, çantalarımızı alır mısın lütfen.”

Rem, uzun uzadıya bir açıklama için zamanları olmadığını anladı ve mevcut durumu sessizce kabullendi.

Ve olabilecek onca şey varken Rui de gerçekten Rem’in söylediğini yaparak çantaları sırtlandı. ——Bir dakika, bu işte bir terslik vardı.

Subaru: “Neden… Siz neden çantalarınızı açmadınız? Hâlbuki hana yerleşmiştik…”

Rem: “————”

Subaru: “Bir saniye, Rem, acaba sen, bir ihtimal…”

Rem, Subaru’nun sorgulayıcı bakışları altında sessizliğini korudu.

Ancak bu sessizliği de Subaru’nun kati şüphelerini sesli yanıtlaması kadar etkiliydi.

Subaru: “Demek bu yüzdenmiş… Buraya gelme teklifimi böylesine kolay kabul etmene şaşmamalı…”

Flop: “——Düşünüp taşınacak çok şey olduğuna eminim, Danna-kun, ama şimdi vakti değil, haksız mıyım?”

Subaru: “Flop-san.”

Rem’in tavrının doğurduğu anlaşılamazlığı sindiren Subaru elleriyle alnını örterken Flop, omzuna dokundu. Ve onun ciddi çehresi Subaru’yu harekete geçmeye teşvik etti.

Şu hayatta bir kez karşılaşabileceği kıymetli zırvalığıyla kazandığı zamanı boşa harcayamazdı.

Flop: “Kardeşim, biz de bu üçlüyle birlikte şehirden ayrılacağız. Bana Danna-kun’un peşinde tehlikeli bir metres olduğu söylendi! Oka-san ve Yeğen-chan’ı da kurtarmamız gerekiyor!”

Medium: “Vooah, tamamdır abi! Ama, şey, ben botlarımı çoktan çıkartmıştım!?”

Flop: “Öyleyse tekrar giy, kardeşim! Ayakkabılar defalarca giyilebilirler! Onların gücü de budur!”

Medium: “Ohhh! Harikasın abi! Sen gerçek bir ayakkabı dehasısın!”

Flop’un kararlı ikna sözlerini işiten Medium, bunu kabullenerek hızla botlarını giymeye koyuldu.

Rem’in bedenini kaldırıp kucaklayan Subaru’ysa kardeşler arasında bir etkileşim olduğu için müdahale etmemesine rağmen tüm bunları bir hayli şüpheli buldu.

Rem: “Bekle! Hiç değilse sırtına alsaydın…”

Subaru: “Bu bir acil durum tahliyesi! Ve tahta oturağımız da kağnıda… Flop-san! Araç nerede!?”

Flop: “Hanın ahırında! Ve müsaadenle şunu söyleyeceğim, Botecliffe’in bizim üçüncü kardeşimiz olduğunu söylemek abartı olmaz! O, geride bırakamayacağımız küçük tatlı erkek kardeşimizdir!”

Medium: “Abi! Bote-chin bir kız!”

Flop: “Küçük tatlı kız kardeşimizdir!”

Rui: “Ooh! Ooh!”

Durumun aciliyetine rağmen ekipteki herkes inanılmaz gürültü çıkartıyor ve Subaru, kollarında Rem’le alelacele merdivenlerden iniyordu.

Subaru: “Gürültü için üzgünüm! Lütfen oda ücretini kabul edin!”

Hanın resepsiyon masasının yanından geçen Subaru ve grubu, bu şekilde kalmadıkları için iade istemeksizin hanın kapısından fırladı.

Ve doğruca ahıra giden grup, orada eşyalarını barındıran kağnıyı buldu.

Subaru: “Bir Falo tam gaz koşarsa nasıl bir hıza ulaşır!?”

Flop: “Hahaha, onu bir kez bile tam gaz koşturmadım ki. Ee kardeşim, sen ne diyorsun?”

Medium: “Bilmem ki, ama muhtemelen abimden hızlıdır!”

Bu güvenilmez yanıtı işiten Subaru, Rem’i kağnının arkasına doğru kaldırdı. Rui de hemen içeri atılırken Subaru, onu da Rem’in yanına fırlatarak ahırın kapısını açtı.

Flop ve Medium’un da şoför koltuğuna oturuşuyla kaçış hazırlıkları tamamlandı.

Ardından——

Rem: “Umm, metres nedir? Flop-san’ın yaptığı açıklama da neyin nesiydi?”

Subaru: “Şimdi zamanı değil! Flop-san, Botecliffe’i tam gaz koştur!”

Flop: “Aahh! Ben ne yaptığımı biliyorum, merak etme! Hadi koş, Botecliffe!!”

Subaru da arabanın arkasına tırmandı ve Rem tarafından sitem dolu gözlerle kolu çekiştirilse de onun sorusunu yanıtlamadan Flop’a seslendi.

Bunu duyan Flop ise dizginleri tutup dayanıklı Gözü Pek Öküzüne—— Botecliffe’e arkasından bağırdı.

Ve böylece kağnı ilerlemeye başladı. Ağır ağır, usul usul.

Subaru: “Bu acayip yavaş! Resmen yürüyor!”

Flop: “Botecliffe! Benim için koş! Hadi abinin sözünü dinle, Botecliffe!”

Rem: “O seni abisi gibi görmüyor anlaşılan…”

Rem’in sözleri kulağa gerçekmiş gibi gelse de Botecliffe’in koşma hızı—— Yo, yürüme hızı değişiklik göstermiyordu. Bu gidişle sahiden Subaru Rem’i sırtına alsa ve herkes koşsa daha hızlı giderlermiş gibi duruyordu.

Ve tam da Subaru’nun içindeki aciliyet hissi yoğunluğunu arttırırken——

Medium: “BOTE-CHİN! KOOOOŞŞŞ! Yoksa seni akşam yemeğim yaparım!”

Botecliffe: “——Mööö!!”

Barbar kılıçlarını çeken ve kafasının üzerine kaldıran Medium, onları birbirine sürtüp ses çıkartırken bu şekilde bağırdı.

Gülümsemesi tüm yüzünü kaplıyordu ve belki de tavrından sözlerinin gerçek olduğunu sezmiş olacak ki Botecliffe, bir saniye sonra kuvvetli, tok bir ses çıkarak sokak boyunca şiddetle koşmaya başladı.

Subaru: “UVOOAAAHH!!”

Ani ivmelenme ve sallanma yalpalamalarına sebep olurken aracın arkasındaki Subaru’nun çığlığı yükseldi.

Ahırdan uçarcasına çıkan Botecliffe ana caddede koşturuyordu ve bu ani istikamet değişikliğine kapılan Subaru’nun araçtan fırlamasına ramak kalmıştı ancak Rem, çabucak elini kavradı.

Subaru: “Ah, az daha gidiyordum! Beni kurtardın, Rem! Elin çok pürüzsüz——”

Rem: “Haa?”

Subaru: “Hemen bırakmasana!”

Doğal olarak ağzından gereksiz bir düşünce kaçırdı ve elini bıraktığı Subaru, kafasını araca çarptı. Ama neyse ki dışarı fırlamadan yerleşmeyi başardı ve tam gaz koşan kağnıdakilerden eksilen olmadı.

Yola devam eden araç, şehir kapısına yönelmiş şekilde hızla yokuş aşağı ilerliyordu. Sağa sola hareket edip diğer ejder arabalarından, kağnılardan ve köpek arabalarından kaçarkense dikkatleri üzerine çekiyordu.

Subaru: “Ana yolu atlatınca denetlemelerin gerçekleştiği ana kapıya ulaşacak olmalıyız…”

Rem: “İşler o kadar sorunsuz ilerlemeyecekmiş gibi görünüyor.”

Subaru: “Ne? Bekle, oi oi oi oi!”

Rem’in hızla ilerleyen kağnının ötesinde işaret ettiği noktaya bakan Subaru’nun gözleri irileşti.

Yollarında, ulusal Kılıç Kurdu mührü işlenmiş zırhlara bürünmüş adamlar duruyordu. Ana yolu kapatacak şekilde konuşlandırılmışlardı. Yani İmparatorluk Askerleri, yollarını kesmeye çalışıyordu.

Subaru: “Bu Todd, değil mi!? Plan değiştirip arkadaşlarını çağırmış!”

Onları bekleyen İmparatorluk Askerleri arasında Todd’dan hiçbir iz yoktu ancak Subaru’nun grubunun önünü kesme sebepleri hiç şüphesiz ki Todd’un etkisiydi.

Subaru’nun ara sokaktaki alaylı hareketlerine maruz kalan Todd, tek başına dezavantajlı olacağını anlayarak yoldaşlarını toplamıştı. Kesinlikle son derece mantıklı ve gerekli bir karardı. Subaru, bu kararının doğruluğu ve uygunluğundan nefret edi——

???: “——Sizi bok herifler! Kaçıp kurtulabileceğinizi sanmayın!!”

Ancak konuşlanan askerlerin başında, orada olmayan Todd’dansa başka bir tanıdık sima yer alıyordu.

Sağ gözü göz bandıyla örtülü bir adam. Biri doğrudan kabalık ve vahşilik resmetmişçesine yüz hatları—— Evet, o adam Cemal’di. Todd’a eşlik eden ve şüphesiz ki Subaru’nun Ormandaki tuzağına maruz kalan adamdı.

Todd’un hayatta kaldığını gördükten sonra onun da yaşıyor olması şaşırtıcı değildi ama——

Cemal: “Üzerimize bir Cadı Canavarı gönderdiğine göre amma yürekliymişsin! Ama işin bitti!”

Subaru: “…Benden resmen nefret ediyor. Bir bakıma rahatlatıcı.”

Cemal’in kan çanağına dönen gözlerle bağırdığını gören Subaru, onun tavrının insanlığa daha yakın olduğunu bilerek rahatladı.

Tabii bu, Cemal’in varlığının bir tehdit teşkil etmediği anlamına gelmiyordu. Cemal de dâhil olmak üzere toplaşan tüm İmparatorluk Askerleri düpedüz bir tehditti.

Peki onları nasıl atlatacaklardı?

Medium: “Abi, dizginleri sıkı tut. Sana güveniyorum.”

Flop: “Endişelenme, gönder gitsin kardeşim!”

Subaru’nun bir karar vermesi gereken sınırlı süre içerisinde, henüz sıradaki hamlesini seçememişken şoför koltuğundaki ikili, yani O’Connell kardeşler Flop ve Medium’un yanıtları yükseldi.

Subaru’nun Medium’u durdurma şansı yoktu. Medium bacaklarını şoför koltuğunun ucuna yerleştirip öne eğilip düşerken——

Medium: “——Hoop!”

Ayaklarıyla bastığı koltuğu tekmeleyerek bedenini ok hızıyla ileri fırlattı.

Palalarını çekti, dümdüz bir hatla düşman formasyonunun ortasına daldı.

Medium: “Hiyaaaahh!!”

Topuğuyla toprağı çizen Medium, düşman hattını kullanarak kendisini güçlükle durdurdu. Sonra da kollarını salladı.

Palaları havayı harap ederken yoğun bir şok dalgası oluştu. Zırhlı İmparatorluk Askerleriyse kan kusarak uzaklara savruldu.

Subaru: “O-O güçlüymüüüüüşşş!!”

Rem: “Sen bir kıza böyle mi iltifat ediyorsun?”

Subaru: “Ya ne diyecektim!? İltifat işte! Medium-san hayvan gibi güçlü!”

Rem’in Subaru’nun dürüst düşüncesi hakkındaki acımasız yorumuna rağmen Subaru, Medium’un beklenmedik savaş gücü karşısında bu şekilde bağırdı.

Subaru’nun sesini işiten Flop’sa şoför koltuğunda oturduğu yerden gururla burnunu kaşıyarak,

Flop: “Nasıl ama? Kardeşimin gerçek gücü bu işte! Ben savaşma konusunda tamamen umutsuzum, bu yüzden kardeşim ve ben birbirimizin…”

Subaru: “Eksikliklerinizi telafi ediyorsunuz, değil mi? Şimdi anlıyorum!”

Flop: “Çözmüşsün!”

Subaru’nun cevabı hoşuna gitmiş olacak ki Flop’un gözleri ışıl ışıl parladı ve bembeyaz dişleri görüldü.

Bu, Flop’tan, yani ikinci ağızdan işitilen bir bilgiyken Subaru, artık kendi gözleriyle doğruluğunu teyit edebiliyordu.  

Medium ortalığı dağıtıp birer birer yollarını kesen İmparatorluk Askerlerini alt ediyor, zor kullanarak kağnının geçeceği bir yol açıyordu.

Subaru: “Bu gidişle…”

???: “——Bu kadar kendini beğenmiş olma, boktan kaltak.”

Medium: “Ukyan!?”

Tünelin ucundaki ışığı gören Subaru, yumruklarını sıktı. İşte tam da o andı.

Çekilmiş bir kılıcın ışıltısı Medium’a saldırdı. Ve Medium, saldırıyı palalarıyla engellese de bir kâğıtmışçasına havaya uçtu.

Bu saldırı karşısında şok olmuştu. Onu havaya uçuran adam da iki kılıç kuşanmıştı—— Ve o kişi Cemal’di.

Cemal: “Sayımız zaten azaldı, bu itiş kakışta daha fazlasını kaybetmeyeceğim! Bir an önce ayaklarıma kapansanız iyi edersiniz!!”

Medium: “Kyaah! Vaah! Kardeşim, bu herif güçlüymüş!”

Subaru: “Cidden mi!?”

Grubu öfke dolu bir taciz yağmuruna tutan Cemal, ikiz kılıçlarını savurarak Medium’a saldırdı. Medium saldırıları engelliyor olsa da Subaru, bir yabancının perspektifinden bile mücadele gücü açısından geri kaldığını anlayabiliyordu.

Bu, Cemal’in adamakıllı savaştığını gördüğü ilk seferdi ama yeteneği Subaru’nun öncesinde edindiği izlenime kıyasla çok daha üstündü. ——Bu da Subaru’ya ormanda üzerlerine saldığı Elgina’nın bizzat Cemal tarafından dövülmüş olabileceğini düşündürüyordu.

Subaru: “Durum kötü, mesafe yeterli değil!”

Medium’un yoğun çabaları sayesinde yollarını kesen İmparatorluk Askerlerinin sayısı azalmıştı.

Kağnının momentumu ve atılımıyla onları atlatmaları mümkün olabilirdi, tabii sokağın ortasında tüm heybetiyle dikilen Cemal olmasaydı.

Cemal orada olduğu müddetçe kaçmayı umut edemezlerdi.

Flop: “——Kardeşim!”

İşte o saniyede Flop seslendi.

Köşeye sıkışan Medium, abisinin sesinin yükseldiği yöne baktı. Belki de bu imkânsız durumu tersine çevirmeye yarayacak bir tavsiyede bulunacaktı. Subaru bunu umsa da maalesef——

Flop: “——Başarabilirsin!!”

Flop’un tavsiyesi yalnızca kendisine daha çok inanması şeklindeydi.

Onun bu tavsiyesini işiten Subaru ne düşüneceğini bilemezken Cemal bile afalladı.

Ancak kan bağıyla bağlı olduğu kişinin, yani Medium O’Connell’ın tepkisi bambaşka oldu.

Medium: “Başarabilirim!!——”

Abisi tarafından cesaretlendirilen Medium bu şekilde kükredi ve palalarını da kuvvetle birbirine sürttü.

Tamamen savunmaya odaklı duruşundan azılı bir saldırı duruşuna geçti ve Cemal’in tüm bedenini pala yağmuruna tuttu.

Cemal: “Böyle çaresizce bir saldırının bir İmparatorluk Askeri üzerinde işe yarayacağını mı sanıyorsun?!”

Medium: “Ugii!”

Fakat Cemal tüm o azılı saldırıları ikiz kılıçlarıyla savuşturup kendi saldırılarıyla karşılık verdi.

Medium acı içerisinde yüzünü ekşitiyor, kolları ve bacaklarına aldığı kesiklerden kanlar sızıyordu. Buna rağmen kendini savunmak için kullanabileceği gücü, saldırıya geçip Cemal’in harekete geçmesini engellemek için kullanmaya devam ediyordu.

Medium’un Cemal’i tutmak için geride kalacağı ihtimalini düşünen Subaru, çaresizce “Yo, yapma!” diye bağırmaya kalksa da——

Rem: “Yakala.”

Subaru: “Voah!? Rem, sen ne… İp mi?”

O daha cümlesini kuramadan Rem, platformdaki ipi Subaru’nun göğsüne doğru fırlattı.

Epey uzun, kalın ve sağlam duruyor, araçtaki yükleri korumak için kullanılabilirmiş gibi görünüyordu. Fakat iple ne yapacağını bilemeyen kafası karışık Subaru’nun önündeki Rem,

Rem: “——Hey, göz bantlı!”

Durduğu yerden bu şekilde seslenip platformdaki bir kutuyu kucakladığı gibi yiğitçe bir fırlatışla Cemal’in üzerine savurdu.

Cemal bu sesleniş karşısında arkasını dönüp “Ah?” dedi. Ve gözlerinin önüne ulaşan kutuyu gördüğü anda sıkkın bir kol savuruşuyla, rahatlıkla ikiye ayırdı.

Sonra da tüm bedeni o kutuyu tıka basa dolduran baharatlara bulandı.

Cemal: “Gh, voaa!? Bu… da ne…”

Cemal huzursuzca kollarını sallıyor, görüşü dağılan tozlar tarafından örtülüyordu. İşte tam da Medium, yaratılan fırsatı değerlendirip palasını sırtına indirecekken——

Rem: “Medium-san!”

Kağnı, ona bu fırsatı tanımadan Medium ve Cemal’in savaş alanına ulaştı. Ve Subaru, Rem’in uzatmış olduğu ipi Medium’a fırlattı.

İpe bakan Medium da Cemal’e saldırmaktansa ipi tutmaya öncelik verdi.

Medium: “Anlaşıldı!”

Subaru: “Tamamdır!”

Subaru, Medium’un sesini işittiği anda varıyla yoğuyla ipteki ağırlığa direndi. Ayağını yük platformuna yerleştirdi, Medium’un ağırlığını destekledi ve geri dönmesine yardımcı oldu.

Kağnıya doğru sıçramayı hedefleyen Medium, ipin yardımıyla sıçrayışını gerçekleştirmek için öne doğru bir adım attı.

Subaru ve Rem onu geri alacak, sonra da ön kapı aşılacak ve——

Cemal: “Size, kaçabileceğinizi sanmayın dedim!”

Derken öfkeli Cemal, baharat bulutunun içerisinden sıyrılarak ileri atıldı.

Ve gözünü atlama pozisyonu almış olan Medium’un sırtına dikerek tüm acımasızlığıyla onu ikiz kılıçlarıyla indirmeye teşebbüs etti.

Medium bir saniye sonra Cemal’in saldırısıyla bir kan denizine devrilecekken——

Cemal: “Buh,”

Rem: “Bu, nehirde yaşananların karşılığı!”

Suratı, Rem’in platformdan fırlattığı tahta oturakla buluştu.

Ve O’Connell kardeşlere teslim edilişiyle rolünü tamamlamış olan icat, Cemal’in yüzüne çarptığı anda paramparça oldu.

Böylece Cemal devrildi, Medium’sa kağnıya geri döndü. Palalarını platforma atan kız, kollarını uzatarak kendisini yere bıraktı.

Medium: “Oh yo, yo, oh yo! Kıl payıydı! Abi, resmen kıl payıydı!”

Flop: “Oh, aynen öyle, kıymetli kardeşim! Siz ikiniz de iyi iş çıkardınız, Danna-kun ve Oka-san! Bizi kurtardınız!”

Medium: “Aynen, aynen! Teşekkürler! Bizi kurtardınız!”

Subaru: “Yo… yok canım. Asıl siz bizi kurtardınız.”

Yük platformuna dönmüş olan Medium ve bu duruma sevinen Flop.

Gelin görün ki kardeşlerin minnettarlığı yersizdi. Asıl o ikili, bu şehirde başından sonuna dek Subaru ve grubunu kurtarmıştı ve kurtarmaya devam ediyordu.

Üstüne üstlük Subaru, kardeşleri kendi zorlu koşullarına da bulaştırmıştı. Tüm bunları nasıl telafi edecekti?

Kapı muhafızı: “Durun!—— Durun! Dur… Voaaa!?”

Bir muhafız, hızla ilerleyen kağnıyı durdurmaya çalışsa da en sonunda altında kalmamak için kenara sıçradı.

Kağnıysa hızından hiç ödün vermeden muhafızı geride bırakıp üzerinde Subaru ve yoldaşlarıyla ön kapıya yöneldi. Denetleme sürecini kargaşaya bürüyerek şehirden bir an önce çıkıp gideceklerdi.

Ne rezaletti ama. Subaru ve grubu Guaral’da üç saat bile kalamamıştı.

Öyle ya da böyle denetleme alanını geçen grup, ön kapıyı aştı. Subaru Botecliffe’in elinden gelenin en iyisini yapmasını istiyordu, çünkü peşlerindeki takipçiden kurtulmak için koşmaya devam etmek zorundaydı.

Sonra da Flop ve Medium’a bahsetmesi gereken bir——

Subaru: “————”

Platformun kontrol edilemez sarsıntıları arasında kağnı, ön kapıyı aşarak şehirden çıktı.

Görüş alanı açılan Subaru, ufku ve geniş arazileri görebilir hâle geldi. Kağnı nihayet kaçışını tamamlamak üzereydi.

——İşte tam da o saniyede kapıların üzerinden bir siluet atıldı ve havada bir balta yükseldi.

???: “Orghhhh!”

Subaru’nun kafasının tepesine, onu bir bambu gibi ikiye ayırma arzusuyla alçalan tek bir balta saldırısı.

Bu ne Rem ile Medium’un ne de Flop ile Rui’nin tepki verebileceği bir saldırıydı. Kâbus gibiydi, insanın tahmin etmediği sürece hazırlıklı olamayacağı bir şeydi.

Ama——

Subaru: “——Biliyordum.”

Subaru, balta saldırısını Medium’un platforma bıraktığı palayı kullanarak karşıladı.

Subaru, kendisi ve yoldaşlarının kaçmayı başardıkları anın, yani gardlarını en çok indirecekleri zamanın fırsat bilineceğini ve gerçekleştirilecek tek bir saldırının hedefinin—— kendisinin kafası olacağını biliyordu.

——Çünkü Todd’un yapacağı şey tam da bu olurdu. Subaru’nun beş kez üst üste deneyimlediği şey, bu güvenceyi veriyordu.

Todd: “E seni öldürmeliydim sonuçta!”

Subaru: “Ghk!..”

Todd, gözlerinin ardında ışıldayan bir kötülükle baltasını bastırdıkça bastırıyor, Subaru’yu parçalamaya çalışıyordu.

Subaru’nun baltayı palayla karşılayabilmesi iyi olmuştu ama elleri darbenin etkisiyle uyuşuyordu ve silahını düşürmesi an meselesiydi.

Ne Rem ne de Medium Subaru’nun hayatını tehdit eden bu silahlı mücadeleye vaktinde müdahale edebilirdi.

Subaru hayati bir darbeden kaçınmayı başarmış olsa da böyle giderse Todd tarafından öldü——

???: “Aa, uu!!”

Subaru: “Voah!”

O saniyede Todd’un baltasındaki kuvvet azaldı.

Kaşları çatık hâlde neler olduğuna bakan Subaru, Rui’nin kollarıyla Todd’un bedenini sarmaladığını gördü. Sarı saçlarını sallıyor, Todd’un şiddet eylemine son vermek için çaresizce çabalıyordu.

Todd: “Araya girme, velet!”

Rui: “Auh!”

Ancak Rui’nin müdahalesinden silkinerek kurtulan Todd, dirseğini merhametsizce kızın suratına geçirdi. Ve dirseği yiyen Rui, tiz bir çığlık eşliğinde devrildi.

Subaru: “——Hık, orospu çocuğu!”

Bu olaya tanık olan Subaru, dişlerini sıkarak Todd’a uyguladığı kuvveti arttırdı.

Todd’un bu ani hareketle sendeleyişi, silahlarının birbirine kilitlenişinin ardından Subaru’yla arasında bir mesafe yarattı. Ancak Subaru hâlâ Todd’un menzili içerisindeydi. Todd, baltasının uzun kabzasını kaldırdı. Sıradaki darbe gelmek üzereydi.

Ama bu gerçekleşmeden önce——

Subaru: “——İzliyorsun, değil mi!? Hadi yap, Kuna! Holly!”

Subaru, Todd balta saldırısını gerçekleştiremeden önce avazı çıktığınca bağırdı.

Sesinin nerelere dek ulaşabileceğinden emin değildi.

Emin değildi, ama——

Kuna: “Bay bay, Subaru. Unutma, izliyor olacağım.”

Holly: “Yep~!”

Bu sesler neredeyse bir yanıtmışçasına kafasının içerisinde yankılandı—— aynı saniyede rüzgârla ilerleyen bir şeylerin sesi havayı delip geçti.

Ve sonra da o şey, dosdoğru uçup Todd’a saplandı——

Todd: “Kah,”

Todd, ufak bir acı nidasıyla birlikte yana doğru bükülerek çılgınca bir hızla uçuruldu.

Platformun üzerinde kalamayarak kağnıdan yana doğru fırladı, düşüşünü kırmayı başaramayınca da sert zeminde yuvarlandı.

İki kez, üç kez yuvarlandı, derken bedeni giderek uzaklaştı.

Subaru: “Hah… hah…”

Rem: “A-az önce ne yaşandı?..”

Fırlatılıp atılan Todd, artık kağnı platformunda değildi. Dizlerinin üzerine çöken Subaru palayı olduğu yere bırakırken Rem, dirsek saldırısı yiyen Rui’yi kollarının arasına almıştı.

Rem’in yüzünde az önce yaşananlardan kaynaklı bir karmaşa varken Subaru, kapıları aştıkları takdirde yardım alabileceklerini anlatan bir güven duygusu taşıyordu.

Bu kesinliğin kaynağıysa——

Subaru: “O rezil, kahrolasıca İmparator… Geri döndüğümde suratına yumruğu indirmeyi ihmal etmeyeceğim…”

Her şeyi biliyor olması gereken o kötü adamın yüzünü gözünde canlandıran Subaru, zehrini saçarak kağnının platformuna sere serpe yayıldı.


#Todd ve Cemal mücadelesinden bin bir güçlükle sıyrılan ekip, okçu kızlarımızın yardımını aldı. Ve Subaru’nun sözlerine bakılırsa imparator kardeşimiz tüm bunların olacağını biliyormuş, Subaru’yu geri dönmeye mecbur kalacağını bilerek yollamış. Öyleyse bir kez daha okçularımız ve genç imparatorumuzla buluşacağız gibi görünüyor. Hadi bir sonraki bölümde görüşmek üzere!

5 1 oylama
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
1 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
! Madri~el
Üye
27 Eylül 2026 18:08

Spoiler
Abel hıyarı Subaru’yu test ediyor herade şehirde saldırı yiyeceğini bildiğinden Kuna ve Holly’yi geri çağırmamış hakikaten yüzüne yumruk atmalık adam