Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / IF Hikâyeleri/ Şehvet Rotası – Re: Sıfırdan Başka Bir Dünyada Harem Hayatı

Şehvet Rotası – Re: Sıfırdan Başka Bir Dünyada Harem Hayatı

10 Aralık 2024 9.629 Okunma 48 dk okuma
Önceki Sonraki

IF’in ortalama okuma süresi 38 dakikadır. İyi okumalar dileriz.



ㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤ

Çevirmen: Islandhill, Bertiel
Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, akari, Nurullqhx (TikTok’ta Re:Zero editi yapıyor).

Zorunlu Yasal Uyarı: Bu romandaki bütün karakterler 18 yaşından büyüktür!

ㅤㅤㅤㅤ

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Son zamanlarda Subaru’nun gözlerine vuran kör edici güneş ışığıyla uyanması, bir kural hâline gelmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Hadi artık! Sabah oldu~! Majesteleri, uyanma vakti!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kendisini sabah kuşu olarak tanımlasa da bu tür bir uyanış, bir anda uyanık ve tetikte olmasını neredeyse imkânsız hâle getiriyordu. Güneş ışığı yavaş da olsa zihnini uyku âleminden çağırıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Özellikle son zamanlar derinlemesine uyuyordu. Belki de bu beklenilen bir şeydi, ne de olsa tüm gün hem zihninin hem de vücudunun sınırlarını zorluyordu. Böylesine derin bir uyku, günlerini dolu dolu geçirdiğini kanıtlıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Artık gerçekten ama gerçekten uyanmanız gerek! Uyanın! Artık!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Sus be.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Aaa!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu sesin sahibi, Subaru’nun yatakta ne kadar rahat kıvrıldığını zalimce görmezden gelerek uyandırmakta ısrar etti. Aynı nefesi soluyacak kadar yakındılar, Subaru’ysa onu yakalayıp yakınında tutarak intikamını alabilecek kadar yakındı. Yatağa onunla sürüklenirken üzerine basılan bir kurbağa gibi bağırıp ciyaklamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu yılın sabahları hâlâ rahatsız edici derecede serindi, o yüzden başka birisinin vücut ısısı Subaru’yu ısıtacak şeydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ahh, canlandım resmen. Böyleyken tekrar uykuya dalmak amma güzel olurdu… di’ mi?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Hıh! Şey… buna karşıyım demiyorum ama…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sesi birkaç saniye öncesine kadar uyandırmanın getirdiği sorumluluk ve enerjiyle doluydu ama Subaru’nun tatlı sözlerinden etkilenerek afalladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birbirlerini uzun zamandır tanıyor olmalarına rağmen, Subaru ona tatlı davrandığında onun daha yumuşak, çocuksu tarafı normalde ciddi olan yüzünün arkasında gün yüzüne çıkıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onun bu yanı karşı konulamaz derecede sevimliydi. Yine de Subaru, onun bu yanını bencilce sebeplerden dolayı ortaya çıkarıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Aferin, uslu kızıma. Sabah sevişme seansımızın vakti gelmedi mi?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Ama… düşes bu sabah kahvaltı hazırlamakla görevli. Kızmaz mı?..”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ahh… doğru ya, harbiden de unutmuşum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Hatırlatıldıktan sonra Subaru’nun şevki azaldı. Uykuya direkt tekrar teslim olmak korkunç sonuçlar doğuracaktı. Kendini bırakarak, battaniyeyi üzerinden atmadan önce kollarındaki kızı son bir kez daha sıkıca sıktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sanırım artık kalkmamız gerekiyor. Siktir be, ne güzel bir sabah!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru yatak yaylarının üzerinde zıplayarak esnedi. Hâlâ çektiği yatakta yayılmış olan kıza baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yo, yoo şuna baksana darmadağınsın resmen… bu çok seksiii. Sen her zaman kızların bu kadar utanmazca davranmaması gerektiğini söylemiyor muydun, Petra?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Artık hizmetçi üniformasının kendisine çok yakıştığı bir yaşa gelmiş olan Petra Leyte, dilini çıkardı ve tatlı tatlı gülümseyerek fısıldadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: “Sorun değil. Sizin önünüzdeyken gardımı indirebilirim Subaru-sama… sadece ama sadece sizin önünüzde.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir elini uzatarak onu yataktan çekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ehe, o zaman hadi yemek odasına gidelim. Muhtemelen herkes çoktan gelmiştir.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra gülümsedi ve başını salladı. Subaru’nun elini tutmaya devam ederek yataktan kalktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Petra: “Evet, hadi gidelim Subaru-sama.” dedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İkisi el ele Lugunica kraliyet şatosunun kırmızı halılı koridorlarında yavaş yavaş yürüdüler.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Geç kaldın.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru yemek odasına girdiği anda memnuniyetsizlikten soğumuş asil bir ses tarafından karşılanmıştı. Subaru sesin tehditkâr tonu karşısında sırtından aşağıya doğru akan soğuk ter damlacıklarını hissetmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kendisini sırıtmaya zorladı ve aslında ne kadar gergin olduğunu gizlemeye çalışarak selamlama için elini kaldırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Üzgünüm, benim hatam. Her yerim ağrıyor, sanırım düşündüğümden çok daha fazla yorulmuşum gibi. Sabahları yataktan kalkmak çok zor oluyor.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Zayıf bahanelerinizle bana masal anlatmayın. Neyin gerçek neyin masal olduğunu kolayca ayırt edebildiğimi de unutmayın… Bahse girerim ki sözde ‘uyandırıcınızla’, hizmetçinizle kaçamak yapıyordunuz.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru başını çevirdi ve kendisine yöneltilen keskin bakışlara karşılık olarak umursamaz bir şekilde ıslık çaldı. Birlikte takılıyorlardı, bu inkâr edilemezdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sıra kimde olursa olsun, Subaru’yu uyandırmaya giden kişi flörtleşmenin hedefi olurdu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Gerçek şu ki bana verdiğiniz sözü tutmadınız… sanırım bana böyle davranılmasını beklemeliyim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yo, ben öyle bir şey…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Beni avutmanıza gerek yok. Her şeyin farkındayım. Sevimli genç bir bayan olmadığımın… farkındayım. Etrafınızdaki diğer kadınların aksine, kılıç kullanmanın dışında hiçbir şey için uğraş vermiyorum. Düzgün giyinmeyi ya da makyaj yapmayı da çok az bilirim. Elbette ki sizi tatmin edemem Subaru-sama…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Alışılmadık bir biçimde kendini aşağılayan sözler gelmeye devam etti. Şüphesiz bu duygu gün geçtikçe büyüyordu ve bu sabah nihayet dolup taşmıştı. Konu bu tür şeyler olduğunda tek bir su damla bile tüm barajın patlamasına neden olmaya yetiyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kendine olan güvensizlikleri teker teker birikmiş ve şimdi kendinden şüphe olarak ortaya çıkmıştı. Subaru’nun onun bu huzursuzluğunu şimdiye kadar fark etmemiş olması bir başarısızlıktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “—N’apıyorsunuz?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Şayet kalbimin içini görebiliyorsan neyin peşinde olduğumu da bilmez misin?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Benimle alay etmeyin.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun kucaklamasına yakalanan kız yüzünü çevirdi. Subaru’nun gözlerinin içine bakmayı reddederek, sanki sarılmaktan utanıyormuş gibi omuzları sarsıldı. Fakat onun yarım yamalak direnişi orada başlayıp orada bitti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Tek görebildiğim diğerlerinin ruh hâli. Kalbin, iç işleyişinin genel tabiatını hissedebilsem de her şeyi göremiyorum… Bu yüzden, açıkça ifade etmediğin sürece gerçek niyetini anlayamayacağım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Epey utanç verici bi’ şey düşünüyordum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Majestelerinin düşünceleri utanılacak bir şey mi?.. Yine sizin hakkınızda göremediğim bir şey daha.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kollarına sarılmış olan kızın alaylı gülümsemesini görmektense hissetti. Başını kaldırıp Subaru’ya baktı, bakışları ayrılamaz bir şekilde Subaru’nunkilere yakalandı. Sarılırkenki yüzleri birbirlerine çok yakındı, aralarındaki mesafe bir çırpıda kapanabilecek kadar yakındı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu yüzden Subaru, kelimelerden çok daha etkili olan bir “şeyle” karşılık vermeye karar verdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “—Mhmm.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dudaklarının birleştiği noktada, tereddütle uzanan dilinin yumuşacık dokunuşunu hissetti. Dudaklarından çıkan nefesin sıcak dokusunu, öpüşmeye zorlamasını ve neredeyse daha fazlası için yalvarışını— Subaru, içindeki alevlenen ısının kulaklarının ucuna kadar uzandığını hissedebiliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir süre sonra yavaşça nefes nefese kalarak birbirlerinden uzaklaştılar. Normalde gözü pek olan genç kadın darmadağın olmuştu, gözleri biraz ıslanmıştı, yüz ifadesi netti ve sevimliydi. Subaru bu manzara karşısında kavurucu bir sıcaklıkla sarmalandığını hissetmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ondan böyle bir yüz ifadesi alabilecek tek kişinin kendisi olduğundan emin olunca kavurucu sıcaklık daha da alevleniverdi. Onun dokunuşunu bir kez daha, tekrar hissetme arzusuyla ona tekrar uzandı—

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “—Bu sabahlık bu kadar yeter.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Fakat Subaru’nun uzanmış kollarını engellerken gözlerindeki sisi görmezden gelerek sözünü kesti. Şehvetli ivmesi yarıda kesilen Subaru’nun geri çevrilen elleri rota değiştirmeyi istemeyerek onu kavradı. Genç kadın diğerinin yüzündeki siteme tanıdık, asil bir gülümsemeyle baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Durmazsak bugünün planlarının çoğu aksayacak. Dahası, bundan böyle sizi kendime saklamam uygun değil Subaru-sama. Bu yüzden burada durmalıyız.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Arada bir kendini ânın içinde kaybetmek tatlı bir şey bence.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Sanırım daha önce ‘tatlılıktan’ yoksun bir kadın olduğumu söylemiştim. Yine de her şeyi unutup günü sizinle geçirme düşüncesi beni cezbediyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “—Kadınsı tarafını sadece böyle zamanlarda gösteriyorsun, bu hiç adil değil.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru elini son bir umutla uzattı ancak yukarıdan hızlı bir tokat yedi. Darbeyi engellemek için elini sallayan Subaru, gözlerini hızlı ve zarif bir şekilde birden dönüp giden kadına çevirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Hadi yemek yiyelim. Bu sabahki yemek için itibarımı riske atarım. Elbette majestelerine hizmet hâlindeyken elimden gelenin en iyisini yaparım ama özellikle bu yemeğe güveniyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Romantik olmaya çalışmadığın zaman daha romantik oluyorsun, bunu biliyor muydun? Sanırım bu senin karakterine uyuyor Crusch.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru yenilgiyle yere yığıldı ama masadan gelen ağız sulandırıcı kokuyla kederinden kurtuldu. Genç kadın kalitesinden emin bir şekilde eliyle yaptığı işi işaret etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Crusch: “Meşgul olduğunuzu biliyorum ama en azından yemek masasının etrafındayken sizi sadece kendime saklamak istiyorum— bencillik ediyorsam özür dilerim Subaru-sama.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bunun seni bencil yaptığını düşünüyorsan bu fazlasıyla sevimli bi’ şey, karıcığım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Geniş yemek masasına oturdu, Crusch her zamanki gibi hemen yanı başındaydı. Subaru’ya göz ucuyla baktı, yemeğe başlarken onu gizlice izledi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İlk lokma dudaklarından geçer geçmez Subaru yemeğin çok lezzetli olduğunu haykırdı. Asil gözlerindeki tedirginlik Subaru’nun haykırışıyla ortadan kayboldu. Çatalıyla ağzına bir lokma daha tıkıştırıp yemeğin lezzetini bir kez daha överken Subaru, kendi kendine karıcığının bu yönünün gülünç bir şekilde sevimli olduğunu düşündü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru masasında oturmuş, önündeki dağ gibi resmî evraklarla boşuna mücadele ediyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ne kadar çalışırsam çalışayım bitecek gibi görünmüyor. Böyle şeyler mangalarda ve animelerde sürekli olur ama sanırım gerçek hayatta da olabiliyormuş…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “İşte kendi kendine mırıldanmayı seven birisisi için çok daha fazla iş geldi Barusu. Uzun molalar yok. İşinin başına seni mankafa.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Mankafa mı? Majestelerine hiç saygın yok demek ha?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Evrak dağlarından birini yok ettikten sonra geriye sadece dört yığın daha belge kalmıştı— en azından masanın üzerine acımasızca bir dağ silsilesi şak diye yerleştirilene kadar. Subaru üzerinde dört tane daha, taptaze karlı tepeleri andıran evrak tepesi belirirken tüy kalemini ileri doğru iterek konuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Daha bana ne kadar daha hor bakmayı planlıyorsun ki? Bu ülkede ne kadar fazla güce sahip olduğumu biliyor musun? Bana astınmışım gibi davranmayı kesmenin vakti geldi, kapişş*?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

(Ç.N: Kapiş, İtalyanca kökenli “capisci” sözcüğünden dilimize geçmiştir. Genelde biz kapişi ukalaca, “Anladın mı? Kaptın mı?” anlamında kullanırız.)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Oh, içinde bulunduğun durumu anlıyor musun Barusu? Tek başına ayakta duramayacağını unutma. Ram seni şimdi terk ederse bu belgeler ordusunu yenmene kim yardım edecek?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sözlerini yer yemez, Subaru bedenini ve gururunu Ram’ın ayaklarına fırlatarak yardım için yalvardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Özür dilerim Nee-sama! Lütfen beni terk edeyim deme! Kurtar beni bunlardan!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Pembe saçlı hizmetçi tiksintiyle homurdandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ram: “Hangi ünvanın olursa olsun, bazı şeyler asla değişmez. Bu kadar ileri geri konuşmak yeter— en azından daha tatlı, iyi bir dille konuş.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Burada gerçekten senin insafına kalmış durumdayım Nee-sama! Kelimenin tam anlamıyla yalvarıyorum şu anda! Ya başka birisi beni böyle görseydi? Bütün manşetlerde, ‘Kralın Hizmetçisi, Kralı Âdeta Parmağında Oynatıyor!’ yazardı. Bu skandalın yaratacağı patlamayı hayal edebiliyor musun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Sadece gerçekleri yazmış olurlardı. Ram üstte Barusu altta. Olması gerektiği gibi.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Haklısın! Her zamanki gibi çok ama çok haklısın Nee-sama!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun sesi her zamanki gibi Ram’ın küstahlığı karşısında titreyince Ram bıkkın bir iç çekti. Masaya bir sandalye daha çekti ve kalemlikten yedek bir tüy kalem çıkardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Ram senin için kağıtlarla ilgilenecek. Ram’ın Barusu’dan tek istediği şey onay, bu yüzden cevap vermeye hazır ol.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Pekâlâ! Her zamanki gibi beni kurtarmak için buradasın Nee-sama! Bu ülke sensiz idare edemez!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Minnettarlığını göstermek istiyorsan tavrını değiştir.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Özellikle istediğin bir değişiklik var mı?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Ram’a ‘Ram-sama’ demekle başla.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bunu söylediğimi başka biri duysaydı mahvolurdum!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun gevezelik ederken ellerinin duraksamasının aksine Ram’in çalışma hızı olağanüstüydü. Subaru’nun duyduğu dedikodulara göre Ram, Roswaal’ın evrak işlerini de gizlice onun için yapıyormuş.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru daha önce bizzat böyle bir şey görmemişti o yüzden ilk başta şaşırmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sanırım Roswaal’ın yanında sadece dekorasyon işi için durmuyordun, ha?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Ram kendisine saygısızlık yapıldığını hissediyor.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ağzından yel alsın! Sana iltifat ediyorum. Bir şeylere uzaktan bakınca fazlasıyla aldatıcı olabiliyor, anlıyor musun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Hı-hı. İntikam olarak radikallerin önerdiği, yasayı şimdi onadım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “DURRR!!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onadığını söylemesine rağmen, Ram— Subaru’nun bir şey söyleme zahmetine bile girmediği yasayı, düzgün bir şekilde işleme koymuştu bile. O kadar büyük konuşmasına rağmen, Subaru’nun onu düzeltme ya da azarlama ihtiyacı hissetmemesi ona duyduğu güvenin bir işaretiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram belgeler üzerinde çalışırken Subaru, Ram’ın görünümüne bir göz attı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Yüzü her zaman olduğu gibi gergin ve ifadesizdi. Yüz hatları ilk tanıştıklarından beri olduğu gibi yumuşak ve genç görünüyordu. Gülümsediğinde yüzü çiçek gibi açıyordu ama bu yılda bir kez olan bir olaydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “…Ellerin yine durdu Barusu.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ahh üzgünüm. Yalnızca sana bakakaldım Ram.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “—Tçh.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Tçh mı!? Bunu Rem’e söyleseydim yüzü domates gibi kızarır ve çok sevimli olurdu!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Ram sana, Ram ve Rem’i kıyaslamayı bırakmanı söylemedi mi? Ram seni doğrayacak.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Neyimi doğrayacaksın kiii?!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “İnsan merak ediyor tabii…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram’ın ona yan gözle bakması Subaru’nun kanını dondurdu, Subaru’nun vücudunun derinliklerinden âni bir korku hissi yükseldi. Rem konusunu kötü niyetle açmamıştı ama sinirlerine dokunmuş gibi görünüyordu. Ram sürekli acı bir şekilde, Rem’in kendisinden daha öncelikli olması gerektiğini söylediği için bu Ram’ın hassas noktasıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bu, rekabetçi bir yarışma değil ama sana çoktan âşık olduğumu biliyorsun Ram. Ne de olsa konuşmadığında, hareket etmediğinde ve kişiliğini görmezden geldiğimde aşırı tatlış oluyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Yani birini dinlemek, hareketlerini görmek ve kişilikleri hakkında daha fazla şey öğrenmek birinin ne kadar ‘tatlı’ olduğu kadar önemli değil, ha. Not edilmiştir. Ram, bunları Emilia-sama’ya söyleyecek.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yoo, ben öyle bir şey demedim ki! Ve sana asılmıyordum bile!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram her zaman yaptığı gibi kendisini çok, Subaru’yu az düşünüyordu. Ancak Subaru nihayet bunun sadece bir maske olduğunu kavramıştı, gerçekte kendisine saygısı çok ama çok azdı ve bunu telafi etmek için üstünmüş gibi davranıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu yüzden Subaru, böyle davranmasının, onun utancını gizleme yolu olarak düşünecekti, böylelikle çok da sevimli olmayan sözlerini affedebilecekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Gözlerinde yine o tatsız duygusal bakış var Barusu.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Öyle mi… Üzgünüm.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gözlerini Ram’ın yüzünden çekip elindeki kâğıtlara çevirdi. Böyle küçük, dikkat dağıtıcı şeylerden ne kadar çok hoşlansa da bunu halletmezse başka hiçbir planını gerçekleştiremeyecekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ne de olsa iş iştir ve oyun oynamadan önce çalışmak gerekir.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sonunda dikkatini işine vermiş olan Subaru, Ram’ın ona bakıp kendi kendine mırıldandığını fark etmedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ram: “Ram… Ram’ı ve Rem’i bu şekilde karşılaştırmanı istemiyor Barusu. Çünkü Ram ve Rem’i aynı görüyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sessizliğe gömüldüler. Tüy kalemlerinin beyaz parşömen üzerinde çıkardığı ses, ofisi doldurarak içinde yankılanıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kapıyı şiddetle açarak beyan ediverdi genç kadın.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Sıkıldım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru ona yorulmuş gözlerle baktı. Onu duymamış gibi davranarak dikkatini önündeki masaya dizilmiş evraklara vermeye çalıştı ama kadın üsteleyerek…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Hanımını duymamış gibi davranma. Bu kadar kaba olma.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Oy, ne yaptığına bak! Senin hiçbir şeyini fırlatmadım ki kevâşe!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Davetsiz misafir, görmezden gelinmenin intikamını almak için Subaru’nun üzerinde çalıştığı masayı tekmeledi; masanın üzerindeki eşyalar, yüksek bir gürültüyle yere saçıldı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru masayı düzeltmek ve yere düşmüş eşyaları toplamak için çırpındı. Neyse ki hiçbiri basitçe yere düşerek kırılacak kadar narin değildi ama bu tür şeyler kalbi için iyi değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Her şeyin sağlam olduğunu doğruladıktan sonra Subaru, rahat bir nefes aldı ve ardından suçluya ters ters baktı. Priscilla, kendine özgü kıpkırmızı elbisesi ve kendinden emin ifadesiyle orada duruyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bugün halletmem gerek çok işimin olduğunu biliyorsun. Sana ziyarete gelmeden önce haber yolla demedim mi ben? Böylelikle sana gelmemeni söyleyebilirim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Saçmalamayı kes. Ne zaman boş zamanım olacağını ya da ne zaman ziyaret etmek isteyeceğimi ben asla bilemem. Dolayısıyla da neden senin keyfi kurallarına boyun eğmek zorundaymışım ki? Konuşmadan önce yerini bilesin.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Asıl burada konuşan kişi sensin ki! Mevkim ne kadar değişirse değişsin, neden etrafımdaki tüm egoist kadınlar tarafından hâlâ çöpmüşüm gibi bir muamele görüyorum? Sadece görünüşte kral olmuş olan birinden mi ibaretim?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Saçma sapan konuşma da kes sesini. Bu tavır ve tutumunla elbette ki kimse seni kral olarak kabul etmez. Bu kadar aşağılık ve acınası biri, tahtı elimden gasp etti… Seni asıp uzuvlarını kesmek geliyor içimden.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Kanım dondu resmen!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla sadist, kan kırmızısı bakışlarını; titreyen Subaru’ya doğru çevirdi, yüz hatlarını bıkkınlık ve küçümsemeyle dolduran bir ifade vardı. Genç kadın her zaman olduğu gibi sert ve egoistti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Onunla olmak aşırı yorucuydu ama en sinir bozucu şey argümanlarının her zaman sağlam bir gerçekliğe dayanıyor olmasıydı. Belki de bu yüzden bu kadar tahammül edilmez bir şekilde davranıyordu. Ya da belki de Subaru’nun şu anki pozisyonunu onun hırslarını ezerek elde etmiş olmasıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Yine de tuhaf zevklerin var. Masadaki tüm bu oyuncaklar da ne?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Onlar sadece oyuncak da değil. Son zamanlarda köylerde ve kırsal bölgelerde moda olan bir grup yeni teknoloji. Büyülü cevher ve diğer türlü türlü içeriklerden yapılmışlar. Bu tür şeyleri görmek, insanların yaptığı yeni inovasyonlara olan ilgimi arttırdı.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Hmm? Yeni teknoloji mi dedin? Ne gibi işlevleri var?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hmm, mesela şöyle…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru önündeki nesnelerden avuç içi büyüklüğünde bir metal kutu seçti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla’nın gözleri kutunun işlevine dair bir açıklama arıyormuş gibi kısıldı. Subaru kutunun dibine hafifçe vurdu ve küçük bir sesle kutunun üstünden mavi bir alev fışkırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Ho? Taşınılabilir ateşleme cihazı mı?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Asıl dünyamda bu alete çakmak ya da markalı adıyla çakaman derdik. Bunlar yaygınlaşırsa insanlar… bilmiyorum işte, mangal yapabilir ya da büyü kullanmadan küçük bir ateş yakabilir sanırım? Ve kamp ateşi yakmayı da kolaylaştırır.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Ayrıca yepyeni kundakçıları da beraberinde getirecektir, sanırım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Eh…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çok daha ciddi bir seçeneği dile getirdi. Priscilla, sıradan davranışlarıyla ve konuşma tarzıyla -pek öyle olduğunu göstermese de- oldukça zekiydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun elindeki çakamana baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “İçinde küçük bir parça büyülü ateş cevheri olmalı. Alttaki mekanizma tarafından ateş yaratması için mesaj iletiyordur… Ancak içindeki herhangi bir kusur aşırı ısınmasına ve sonunda patlamasına sebebiyet verebilir. Ve defalarca kullanılan büyülü cevherlerin etkililiğinin ve hızlarının azaldığı biliniyor. Cevherin sık sık değiştirilmesi gerekiyorsa halk arasında popülerleşmesi baya bi’ zaman alacaktır.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Eh!..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Listelediği kusurlar geliştiricinin bahsettiği kusurlarla bire bir örtüşüyordu. Kusurları bir bakışta tanımlayabilmesiyle bir kişinin zayıf noktalarını yakalama yeteneğini yansıtıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Her hâlükârda, göstermek için ilk seçtiğin şey buysa en çok buna güveniyor olmalısın. Örneğin buysa o zaman diğerleri gerçekten içler acısı olmalı.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “K-Kes sesini! Bilinmeyen yeni teknolojilerle böylesine bir mücadele vermek, insanoğlunun macera ruhunun ölmediğinin kanıtıdır. Çağ fark etmeksizin insanlığı ileriye götüren şey de bu ruhtur. Çakamana inanıyorum! Bir gün insanlık için yepyeni parlak bir yol açacaktır!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, Priscilla’nın romantizmden yoksun bir şekilde yumruğunu sıktı. Mavi alevi bir kez daha göstermek için kutunun altına tekrar vurdu ama…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ha? Eehh?.. Bu, ha, gerçekten çalışmıyo—”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Hıh, daha şimdiden bir kusur ortaya çıktı bile. Şu bahsettiğin ‘macera ruhu’ nedir bilmem ama bu oyuncağa umudunu bağlaman… aptallığın da… ÖTESİNDE!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sıkılmış olan yüz ifadesi âniden gerginleşti, sesinin tonu ve şiddeti yükseldi. Yelpazesini göğsünden çıkarıp çakamanı Subaru’nun avucundan alarak fırlatıverdi. Elinden çıktığı anda da patladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, odanın köşesinde, neden olduğu büyük kırmızı alev parıltısı karşısında soluğu kesildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “En beter kusuru böyle bir anda ortaya çıktığı için… bunu geliştiren kişi ciddi şekilde cezalandırılmalıdır. Ne de olsa krallıktaki en önemli kişi sensin ve bu mekanizma seni büyük bir tehlikeye attı.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “O… kadarını yapmayı planlamasam da. Yine de teşekkür ederim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla böylesine hızlı bir karar vermeseydi Subaru ciddi yanıklarla karşı karşıya kalabilirdi. Veya daha kötüsü, patlamadan çıkan metal şarapneller yüzüne saplanabilirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, mucize eseri bozulmamış olan yüzünü okşadı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yüzüm daha da çirkinleşseydi başım gerçekten de belaya girerdi.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bitik bir şekilde sandalyesine yığılıp kalırken Priscilla ona yaklaştı ve…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Yüzün düşündüğün kadar çirkin değil. Hatta bir kez bakıp alıştın mı büyüleyici bile olabiliyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, onun alışılmadık derecede teselli dolu sözlerine şaşırsa da cevap olarak şöyle dedi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Oh, evet.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve ardından, bir ân bile tereddüt etmeksizin Priscilla onun kucağına oturuverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yoo ne yapıyorsun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Sıkıldım demiştim. Ve az önce de hayatını kurtardım, bu yüzden birazcık karşılıklı birbirimize dokunmanın fazlasıyla yerinde olacağına inanıyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Kendime vakit ayırmama sadece resmî görevlerimin bir parçası olarak kabul edilmesi nedeniyle izin veriliyor.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Resmî iş kıyafetlerinin altında dinleniyorsun görüyorum. Ve hepimizin sınırlı zamanı olduğu göz önüne aldığında, bu zamanı bi’ başkasıyla geçirmemek epey israf olacaktır. Bu yüzden zamanını ‘benimle’ geçir.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kucağında ileri geri hareket ederek sallanıyor, alışılmadık bir biçimde yumuşak bir dokunuşla ona yapışıyordu. Bu şekilde birbirlerine sayısızca dokunmuş olmalarına rağmen, Subaru hâlâ Priscilla’ya bu şekilde sarılmaya alışamamıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Genç kadının garip bir sıcaklığı vardı, sanki bunu her yaptıklarında ilk kez yapıyorlarmış gibiydi. Bu da onun büyüleyici ve çekici yanlarından biriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Böyle düşündüğüme göre kötü kadınlar tarafından oyuna getirilmeyi epey seviyor olmalıyım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Priscilla: “Kralı mahvedecek kadar güzel bir kadın olarak bilinmek benim de hoşuma gidebilir… Bana öyle bakmasana. Şu anda o kadar ileri gitmeyeceğim. Arkana yaslanıp kendini kaybet, şimdilik.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Böyle diyerek kollarını Subaru’nun boynuna dolayıverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Parmaklarının narin dokunuşu Subaru’nun boğazını kuruturken, dudaklarını yalamasına sebep olacak kadar büyük bir özlemle bir şeyler istemesine neden oluyordu. Subaru, karşısındaki kadının dudaklarında bir vaha bulmuştu bile.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

(Ç.N: Vaha, çöllerin su bulunan ve tarım amacıyla kullanılan kesimlerine denir. Yani burada kastettiği şey: “Subaru, çölde gezerken çok susamıştı ve bir anda susuzluğunu gidermek için vaha buluverdi.” Bunu nasıl yorumlamak isterseniz artık, ehehe :D)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Oh? Oldukça yorulmuşa benziyorsun. Yeterince uyudun mu?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Yeterince uyuyorum ama aynı zamanda uyandığım anda dur durak bilmeksizin çalışıyorum. Her zaman alışkın olmadığım işlerle deli gibi meşgulüm ve özel hayatım da çok yorucu… Yo, bu hayatı ben kendim seçtim. Söylenmeye ayıracak vaktim yok.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun oturduğu koltuğun karşısındaki koltukta oturan Anastasia tatlı tatlı gülümseyerek…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Bence iş ahlakın en iyi yönlerinden birisi Natsuki.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gözlerini aralarındaki masaya indirmeden önce ona hâlsiz bir gülümsemeyle baktı. Sayısız belge masanın yüzeyine dağılmış ve Subaru’nun da onlara bakmaktan midesi bulanmıştı. Öyle de olsa çoğunluğu resmî görevlerden ziyade hobisinin bir parçasıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Senin sayende Hoshin Şirketi artık Kararagi’nin en büyüğü— Artık Lugunica’ya başım dik gidebilirim. İnsanların bana utanmaz dediğini biliyorum ama ben bile böyle bir yerde kendimi nasıl göstereceğim konusunda endişeleniyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Ben pek bir şey yapmadım ki Anastasia. Öte yandan sen…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia hâlâ gülümseyerek sözünü kesti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Natsuki.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dalgalı saçının ucuyla oynarken bile yüz ifadesi değişmedi. Ama gülümsemesinde her zamankinden farklı bir şey vardı ve Subaru nefesinin kesildiğini hissediyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru yenilgiyle iç çekene kadar sessizlik devam etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Sıkı çalışman sayesinde oldu Anna.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Yemin ederim ki o kadar zamandan sonra hâlâ o ismi kullanmaya alışamadın… Yeterince çabalamıyor muyum diye merak ediyorum. Yoksa üst üste haftalarca ortalıkta olmayan bir eşin olamadığından mı?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hayır. Yeri geldiğinde Crusch ve ben birbirimize karşı hâlâ resmî davranıyoruz, şimdi bile.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Bu bile başlı başına garip. Crusch önünde aşk meşk olaylarına giriyor. Böyle davranırken haysiyetini koruduğunu düşünüyorsa… Şaşırtıcı derecede çok az öz farkındalığı var gibi.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia çekingen elini ağzına götürerek derinlemesine gülümsedi. Görünüşe göre Subaru ona doğru isimle seslenip, konuyu değiştirerek onu iyi bir ruh hâline döndürmeyi başarmıştı. Şimdilik bir felaketten kaçındığı için rahatlamış bir şekilde elini göğsüne götürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Burada benimleyken başka bir kadından bahsettin… Bu yüzden puan kırıyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Oha be, bu çok acımasızca ama.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “İş ve aşk konularında aşılması zor, katı sınırlar koymak düşünceli bir davranış olur. İlişkimize başladığımızdan beri başka bir adam hakkında konuşmadım, değil mi Subaru?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bakışlarındaki ciddiyet karşısında Subaru, sadece sessizce kollarını kavuşturabildi. Birlikte harcadıkları zamanı hatırlarken gözleri yukarıya doğru kaydı. Bu, başını sallayıp onaylaması gereken anlardan biriydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Konuşmadın, sanırım… Off be, yaptığın her şeyde titiz ve kesin oluyorsun, değil mi?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Hihihi. Arada böyle şeyleri yapmak hoş. Ayrıca uzun zaman da oldu.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru başka tarafa bakarken masanın etrafından dolanmış ve şimdi onun yanında oturuyordu. Elini tutarken zarif ve ölçülü bir şekilde gülümsedi, yanaklarında kırmızı bir allık beliriverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Kızarıklığı kısa sürede boynuna kadar yayıldı ve soluk teninin altından kolayca görünüyordu. Ne kadar utandığını ve elini tutmak için ne kadar cesaret topladığını görebiliyordu— işte, o anda, ona daha da âşık oluyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Bugün yatırım sonuçlarımı getireceğini söylemiştin, değil mi?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Evet ve başarılı da oldu. Ne de olsa en çok sevdiğim ilk ve ikinci şeyi içeren bir projeydi, para ve Natsuki.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hâlâ paradan daha düşük bir önceliğe sahip olduğumu görebiliyorum. Ne kadar değişirse değişsin, Anna yine Annalığını yapıyor.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “Birinci ve ikinci arasında kıyasıya bir rekabet var ama. Seni daha iyi hissettirecekse ikinci ve üçüncü arasında devasa bir fark var, ona göre.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Sadece para ya da Subaru’dan bahsederken gözlerindeki o yumuşak bakış beliriyordu. Subaru parayla neredeyse eşit sayıldığı için minnettar olması gerekip gerekmediğinden pek emin değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Anastasia: “—Bir sorun mu var?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yo, bir şey yok.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Boş eliyle Anastasia’nın pofuduk saçlarını okşadı. İnanılmaz derecede yumuşaktı, neredeyse bebek bir kuşun tüyleri gibiydi. Anastasia neredeyse bu his karşısında kedi gibi mırmırlayacaktı, gözlerini kısıp bir kedi misali Subaru’nun göğsüne sokuluverdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birbirlerine sokuldular, çok sevdikleri birine yakın olmanın verdiği hissin tadını çıkarttılar—

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru: “Sanırım kişiliğin için bu kadar önemli olan bir konuda ikinci olmak hiç de fena değil.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, şimdilik kalbindeki konumundan memnundu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt, yatağa yayılmış bir hâlde Subaru’yu sert sözlerle karşıladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Onii-chan, bir gün bu yüzden kesinlikle cehenneme gideceksin.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru ceketini, kravatını çıkarıp yakasını gevşetti ve ona doğru giderken düğmelerini açtı. Felt yatağa oturup bacak bacak üstüne atarken konuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Oy, beni dinliyor musun sen?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Dinliyorum. Ayrıca, elbise giyerken öyle yayılmamalısın. Ya da bacak bacak üstüne atmamalısın, eteğin o kadar kısa ki her şeyi görüyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Öyleyse n’olacak yani? Bu saatten sonra görmediğin bir şey kalmadı ki zaten.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Aptal. İstediğim zaman böyle bir şeyi görebilmek harika bir şey ama bunu beklenmedik anlarda bir anlığına görmek de büyünün bir parçası. Senin kadar umursamaz birisini düşünecek olursak ortada bir ödül falan kalmıyor, doğrusu bu beni biraz üzüyor.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, yorumlarından rahatsızlık olduğu için cık cık sesi çıkaran Felt’in yanına yatakta uzandı. Bir süre sonra, Felt de onun yanına uzandı. Sanki görünmeyen bir işaret almışlar gibi aynı anda birbirlerine döndüler.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sana bunu az önce söylediğimi biliyorum ama… Seni gene uyarıyorum, şu anda biri içeri gelirse eteğinin altındaki her ama her şeyi görebilir.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Merak etme. Her şeyi görmelerine izin vermem. Ayrıca bana daha ne kadar çocukmuşum gibi davranmayı düşünüyorsun Onii-chan? Tanıştığımızdan bu yana çok uzun zaman geçti.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Kadın gibi muamele görmek istiyorsan biraz daha kadınsı davranmayı ya da düşünmeyi dene. Hâlâ küçük bir serseri gibi konuşuyorsun, bana sürekli ‘Onii-chan’ diyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Ehhh? Sana Onii-chan dememi söyleyen sendin bi’ kere ki. Bir keresinde seviştiğimizde, bu konuda çok ama çok heyecanlanmıştın…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Dur bi’ dur! O tamamen alkolün işiydi! Şerefsiz içki, içimdeki canavarı serbest bırakıp gerçek duygularımı ortaya çıkardı!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Demek gerçekte böyle hissediyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru utanç içinde yüzünü eliyle kapatırken Felt kıkırdadı ve göğsüne şakacı bir yumruk attı. Subaru o yumruğu nazikçe tutarak elini sardı. Felt küçük bir nefes aldı. El ele tutuştular.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Burada eğlendiğimizi biliyorum ama aslında endişeliyim. Seni sürekli kollayamam… Ve böyleyken seni rahatsız edecek şeyler yapıyor muyum diye endişeleniyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Tanıştığımızdan sonraki ilk ay çok daha rahatsızdım… Sanırım sonrasında da bir süre işler zor geçti.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “O zamanlar sana yardımda bulunmaya hakkım yoktu… Hiçbir şey yapamadığım için hayal kırıklığına uğramıştım ama artık yardım etmek için bir şeyler yapabileceğime göre, yapacağımı biliyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “…Ah.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir hamleyle, Subaru onu kollarının arasına aldı ve Felt’i üzerine çekti. O gün omuzları açık bir elbise giymişti, Subaru da kızaran teninin sıcaklığını hissedebiliyordu. Utanarak elma gibi kızarmış yüzünü kaldırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “D-Dışarısı daha kararmadı bile…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yapmak istediğimiz sürece günün saati önemli değil… Ama sana bu yüzden sarılmıyorum. Yani ama istiyor falansan buna karşı değilim…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “H-Hayır! Ben almayayım, teşekkürler! Yani hazır değilim! Duygusal olarak yani. Ve önce iyi bir yemek yemem lazım!..”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Yo, yoksa beni her gece ziyaret ettiğinde böyle mi hazırlanıyorsun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Y-Yani…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru bu ifşa karşısında bakakalmıştı. Felt ise, kıpkırmızı kesilmiş hâldeydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elinden geldiğince karşı çıkmaya çalıştı ama yapabildiği tek şey kekelemek ve zayıf birkaç itirazda bulunmaktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Başka bir sürü partnerin var Onii-chan… Sadece birkaç günde bir sıra bana geliyor o yüzden… kötü bir performans göstermek istemem.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “───”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Etrafın harika kadınlarla dolu, o yüzden muhtemelen bir numara olamam. Emilia ve Rem gibi kadınlara karşı kesinlikle kaybederim, Priscilla ve Crusch beni g-göğüs bakımından… yeniyor… Gerçi Anastasia’yı yeniyorum, sanırım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir elini büyüme dönemi sayesinde biraz daha gelişmiş olan göğsüne götürdü. Sonra daha hızlı ve daha hızlı konuşmaya devam etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Ama, ben senin bir numaran olamasam bile… ben, ben… yani, en azından böyle yalnız kaldığımızda, senin bir numaran olmak istiyorum. Bu yüzden, en azından, bu kadar çaba sarf etmek istiyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Felt.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “…Ne?! Bekle, böyle düşünmem garip mi yoksa?..”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sen çok ama çok tatlısın!!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “…Haa!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bahane uydurma şekli o kadar gülünç derecede sevimliydi ki Subaru ona daha da sert sarılmaktan kendini alamadı. Yüzünü, alnını ve boynunu kaplayarak ona öpücükler yağdırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt, Subaru’nun aşırı tepkisinden ve öpücük selinden tamamen bunalmıştı. Gözleri kafatasının içinde çılgınca dönüyor, yüzü solgun ve kırmızı arasında hızla gidip geliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “N-N-Ne?!.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sevimli olduğunu zaten biliyordum ama lanet olsun! Bu çok tatlıydı! Beni o sokakta terk ettiğin zaman şok olmuştum ama şimdi çok ama çok sevimli geliyorsun!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Öyle bi’ şey yaptım mı ki?!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Şşş, unut gitsin. Geldi geçti, aradan çok sular aktı. O zamanın acısını yatak odasında senden çıkarıyordum ama bu gece gerçekten nazik olacağım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Demek o yüzden… yani, biraz sert olmanı dert ettiğimden değil de… oh, olamaz! Böyle bir şey demedim, duymadın, unutt!!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru’nun eli, Felt’in üzerinde olmasından dolayı belki de gardını düşürdüğü için o küçük detayı ağzından kaçırdı. Hatasını ve Subaru’nun yüzündeki ukala gülümsemeyi fark edince onu iterek yataktan fırladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Siktirrr! Gerçekten söylememeliydim! Bunu bir daha asla duymayacaksın, anladın mı haa?!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Mhm, hehehe. Biraz sert seviyorsun demek haa? Bunu aklıma yazdım karıcığım!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Kes sesini be! Cehenneme kadar yolun var, biliyorsun değil mi Onii-chan?!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt, orta parmak çekip sırtını dönecekken Subaru elini tutup onu çekti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bekle Felt. Bunu daha önce de söylediğimi biliyorum ama savunmasız ya da kaba taraflarını başka kimseye gösterme, tamam mı? Yanında olmadığım zaman başına bir şey gelmesinden korkuyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Endişelenme. Biliyorsun, yabancılara karşı oldukça vahşi olabiliyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt alışılmadık derecede tatlı bir ses tonuna bürünerek, narin elini ağzına götürerek ve Subaru’ya zarif bir gülümseme vererek bunu ispatladı. Subaru, beklenenden fazla sarsıldı ve bunun üzerine Felt başını hafifçe yana eğdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt:Amanın, Sorun nedir? Hiç de iyi görünmüyorsun.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bunu benim önümde yapma. İstediğin kadar savunmasız ol, yeter ki yapma.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Sen nasıl istersen Onii-chan. Evet, senin önünde o numarayı yapmak biraz korkunçtu. Bir daha yapmayacağım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt, kıkır kıkır güldü ve sonra parmağıyla Subaru’nun hâlâ kül gibi soluk olan yüzünü işaret etti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “O yüzden endişelenmene gerek yok.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Niçin endişeleneyim ki?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Benim için mesela… diğer insanların önünde etekle uzanmak falan. Ben… ben o tür şeyleri sadece senin önünde yapıyorum, Onii-chan.”
ㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “───”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu konuyu bırakmak isteyen Felt kapıya doğru döndü ve dışarı çıkmak istedi ama Subaru’nun onu salmaya hiç niyeti yoktu. Çabucak kolunu yakaladı ve onu tüm gücüyle çekti—

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Felt: “Ayyy──!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Felt çok tatlı! Süper şirin! Felt-chan en sevimli!!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ve öpücük yağmuru bir kez daha yağmaya başladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Sol gözüne n’oldu Subaru?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Felt’i çok fazla utandırdım ve o da yumruğuyla öpmeye karar verdi işte. Böyle şeyler yaptığında bile hâlâ çok şirin oluyor… Sanırım kendimi biraz fazla kaptırdım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem konuşurken ona hafif bir gülümsemeyle baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Lütfen daha dikkatli ol. Sonuçta artık bekar biri değilsin.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gece geç bir saatti ve Subaru ziyaret etmek için odasına gelmişti. Gülümsemesi karşısında düşüncelerini boş verdi ve yanına gelerek durdu. Tam yerini ona vermek üzereyken Subaru elini tutarak onu durdurdu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sen de dikkatli olmalısın. Ailemin iyiliği için kendime iyi bakmam gerektiği doğru ama bu senin için daha da geçerli.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Rem’in çok üzgün. Çok meşgulsün Subaru-kun, böyle zamanlarda sana destek olmak için daha sıkı çalışmam lazım…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Beni yanlış anlama. Tek yapman gereken şey mümkün olduğunca dinlenmek, böylece böyle birlikte olduğumuz zamanda bana en güzel gülümsemeni gösterebilecek kadar güçlü olursun. Bu isteyebileceğim en iyi destek olur. Ne de olsa…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Konuşurken Rem’in oturduğu yerin önünde diz çöktü ve ona doğru uzandı. Elini nazikçe, daha önce ince olan artık yeni bir hayatın başlangıcıyla hafifçe şişmiş olan Rem’in karın bölgesine koydu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Rem’in seni duygusal olarak destekleyebildiği için mutlu ama seni fiziksel olarak da desteklemek istiyor, Subaru-kun. Petra’nın bu rolümü almasından dolayı biraz sinirleniyor olabilirim, hehe.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dilini şakacı bir şekilde dışarı çıkararak, şu anki hareket kabiliyetinin yoksunluğu yüzünden duyduğu hayal kırıklığını örtbas etmeye çalıştı. Rem’in birçok hizmetçilik görevi, çok amaçlı hizmetçi rolünü muhteşem bir şekilde üstlenen Petra’ya devredilmişti.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

O sırada Rem, zamanının çoğunu içinde büyüyen çocuğa bakarak geçiriyordu. Annelik son zamanlarda giderek daha fazla zamanını alıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Son zamanlarda çok fazla çorap yapmışsın, ha.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Rem’in ilk başta örgü örmekte iyi olduğunu düşünmüyordu ama yaptıkça daha eğlenceli hâle geldi. Ve çocuğun nasıl büyüyeceğini düşündüğünde, daha büyük çift çoraplar yapmaktan kendini alamadı. Önce bir başparmak büyüklüğündeydiler, sonra bir yumruk, sonra bir elma ve sonra da bir kavun…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Neden çocuğumuzun böyle devasa çoraplara ihtiyacı olsun ki?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Yani şey, Rem’in onun büyük ve güçlü büyüyeceğine inanıyor, o yüzden…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bunu giyebilmesi için şimdiye kadar tanıdığım en büyük ve en hantal yaşlı adamdan da büyük olması gerekiyor! Bunu hayal bile etmek istemiyorum!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru ne olursa olsun çocuğunu seveceğinden emindi ama bu, onun için bile çok fazlaydı. Rem onun kendi düz cevabına kıkır kıkır güldü ve her şeyin bir şaka olduğuna dair ona güvence verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Rem’in onların yarısını yaptıktan sonra çok büyük yaptığını fark etti. Onları söküp tekrar deneyecek. Senin için yaptıklarını da.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ah, benim için de mi yapmıştın? Teşekkürler, bu beni çok mutlu etti. Her dikişine sevgini kattığını biliyorum… Onları asla çıkarmayacağım!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Lütfen. Bu eldivenleri, bu çorapları, bu haramakiyi*, atkıyı, kulak kapatıcıları, şapkayı, iç çamaşırı, ceketi, ayakkabıları, dizlikleri al…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

(Ç.N: Haramaki yani Türkçesiyle göbek bandı, Japon giysilerinde mideyi örten bir parçadır. Sağlık ve moda nedenleriyle giyilirler.)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Çocuğumuzun eşyaları için hiç iplik bıraktın mı ki!?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem, örülmüş renkli eşyaları birer birer çıkarıyordu. Hepsini tek seferde giyse, sadece evrak işleriyle uğraştığı sırada bile on dakika içerisinde aşırı ısınırdı. Bu kadar yetenekli bir insanı hobisiyle bu kadar uzun süre baş başa bıraktığı için belki de bu sonuç kaçınılmazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hepsini birden giyerek çalışmak gerçekten zor olur… Bunları sırayla giymemde bir sakınca var mı?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Sorun değil. Rem’in onları kabul ettiğin için çok mutlu. Bu, Rem’in örmek için harcadığı onca zamana değdi.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Rem…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Yani, hediyelerinle istediğin şeyi yapmakta özgürsün. Dolabının arkasında tozlansa da, dökülen bir sütü temizlemek için kullansan da, kirli bir sandalyenin üzerine oturmak için sandalyenin üzerine koysan da Rem’ine her şekilde uyar.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Onlara değer verip her birini giyeceğim! Onları kirleteceğimi düşünmeye bile kalkma!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ne demek istediğini, Rem’in ona verdiği her bir eşyayı giyerek gösterdi. Dayanılmaz derecede sıcaklamasına rağmen bu hali Rem’i çok memnun etti ve sevinçten alkışladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Şunaaaa bak ufaklık, baban ne kadar da nazik. Rem’in yakında seni onunla tanıştırmak istiyor, böylece ona ne kadar enerjik olduğunu gösterebilirsin, ha~.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Benimle böyle tanışırsa, üstüm başım iplikle kaplı olmadığı zaman beni tanımayabilir. Babacık bu konuda biraz endişeli.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Endişelenme. O Rem’inin çocuğu, o yüzden tıpkı Rem’in sevdiği gibi o da seni sevecek. Bu yüzden ne giyersen giy, elbette seni tanıyacaktır.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Evet ama yarısı da bana çekecek. Burada çekinik gen konusunda endişeliyim!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Sen hep harikasın Subaru-kun. Sana biraz bile benzeyecekse o da senin gibi harika olacaktır.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru somurtuyordu ama Rem karnını ovarken her zamanki gibi nazik bir tonda konuşuyordu. Ona dair olan düşünceleri, her zaman olduğu gibi gerçekçi olmayan bir şekilde olumluydu. Subaru, bir gün onun beklentilerini karşılayabilmek için daha çok çalışmaya devam etme isteğiyle doldu. Rem, ona büyük bir güç veriyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Baksana Subaru-kun. Erkek mi istersin yoksa kız mı?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bu zor bir soru… Sana benziyorsa cinsiyet fark etmeksizin süper güzel görünecektir. Ama benim gözlerimi miras alırsa… ve bir kızsa kendimi çok kötü hissederim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru gözlerini annesinden almıştı ve bu gözler, annesi bir çocukken ona pek çok soruna neden olmuştu. Gözleri o kadar haşindi ki sınıfındaki kızlar ondan korkar ve haraç olarak ona şeker verirlerdi. Annesi her zaman şekerlemelerle dolu olurdu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru annesini tanıdığı için annesi muhtemelen gözlerinin ne kadar sorunlu olduğunu hiç fark etmemişti… Ama Subaru, teorik kızının anneannesi kadar habersiz olmayacağını tahmin ediyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bu kaba görünen gözlerim oldukça kalıtsal. Görünüşe göre annemin hem babasında hem de dedesinde varmış. Yani muhtemelen çocuğumuzda da olacak.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “O zaman erkek olsun mu diyorsun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Öte yandan, asıl dünyamda şöyle bir söz vardı: ‘Önce prenses, sonra prens’… yani bir kıza sonra da bir erkek çocuğa sahip olmak, her iki çocuğu da yetiştirmeyi kolaylaştırır falan filan demek.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Tanrım, hangisi? Rem’in ne istediğini anlayamıyor!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem’in yanakları Subaru’nun seçenekler arasında gidip gelmesinden duyduğu rahatsızlıkla şişti. Subaru sırıtarak Rem’in yanaklarını dürttü ve ağzından hava çıkmasını sağladı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hangisinin olduğu önemsiz diyorum. Hayır, hangisi olursa olsun onu aynı derecede seveceğimi söylüyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Subaru-kun…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Kız olursa ona prenses gibi davranacağım. Ne zaman ne isterse istediği her şeyi vererek onu şımartacağım! Ortaokula geçene kadar ‘Baba, bir gün seninle evlenmek istiyorum!’ demesini istiyorum. Kızım ortaokula kadar bana bu kadar çok âşık olursa dünya üzerindeki tüm babalar arasında kazanan grupta olurum. Sanırım, bu kadar tatlı bir eşe sahip olduğum için çoktan kazanan grupta olsam da.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem, Subaru’nun coşkusundan kıpkırmızı kesildi. Subaru, onun kızarmış sevimli yüzünü görünce aniden parmağını kaldırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ama erkek olursa onun en büyük engeli, en zorlu rakibi, suç ortağı ben olacağım! Tıpkı babamın bana yaptığı gibi. Geleneği devam ettireceğim: acımasız olacağım, aynı bir aslanın yavrusunu defalarca dipsiz bir uçuruma atması gibi! Aahh, bu da eğlenceli geliyor be!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “İşte bu yüzden… cinsiyet konusunda endişelenmene gerek yok. Sadece tüm gücünü sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için kullan Rem. Her şey yolunda olacak, söz veriyorum. Seni seviyorum, sen de beni aynı şekilde seviyorsun. Çocuğumuzun sıradan olma ihtimali yok, o her şekilde harika olacak.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “Doğru, haklısın.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem, abartılarına karşılık onu güzel, hoşnut bir gülümsemeyle kutsadı. Onun sevimliliği karşısında Subaru’nun derisinin altındaki kaşıntı dayanılmaz bir hâl aldı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Rem.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Rem: “───”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tek yaptığı ona ismiyle seslenmek ve yüzünü yaklaştırmaktı ama Rem onun ne istediğini biliyordu. Rem gözlerini kapadı ve Subaru, Rem’le dudaklarını birleştirdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru, Rem’in dilinin yumuşak ve tereddütlü sürtünmesini hissetti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Birbirlerine sıkıca sarıldılar, aşk her hareketlerini dolduruyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

△▼△▼△▼△

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Off, başka zorlu bir gün daha!..”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru evrak işlerini toparlamayı bitirip odasına döndü, yürürken sert omuzlarını döndürüyordu. İlgili bir departmanlardan birisinde gecikme olmuştu, bu yüzden günün başında teslim edilmesi gereken bir yığın evrak bir anda ona verilmişti. Üstelik, saçma bir şekilde tüm bu evrakların aynı gün içinde tamamlanmasını istiyorlardı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ah gerçekten de benden yararlanıyorlarmış gibi hissediyorum. Japonların ‘hayır’ deme yetersizliği beni gerçekten mahvediyor… Sanırım insanları kesin bir dille reddetmeye başlamalıyım, ha?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Ama bunu yaparsa işleri gecikebilir ve rahatsız olan taraflar kesinlikle ortaya çıkardı. Bunu hayal ettiğinde, kimseyi reddedecek cesareti olduğundan şüphe ediyordu. Kral olsun ya da olmasın, içindeki çekingen alt sınıf adamı hâlâ yaşıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bir kralın bu kadar çaresiz olması gerçekten normal mi?

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Artık çok geç. Ben zaten kralım. Şikâyet etmek ve hüngür hüngür ağlamak istesem bile kimse beni dinlemek istemez…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Ağlamak için yaslanacağın bir omuz olabilirim Subaru.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru kendi kendine konuşuyor, geride bıraktığı yorucu günü ve ertesi günün getireceği zorlukları düşünüyordu. Odaya girdiğinde onu açık pencerenin pervazında oturan genç bir kadın karşıladı. Gümüşi saçları gece esintisinde sallanıyor, ay ışığında sıvı gümüş gibi parlıyordu. Gülümseyerek Subaru’ya döndü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

???: “Hoş geldin. Bugün harika iş çıkardın.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru bir anlığına nasıl konuşulacağını unuttu. Kısmen beklenmedik ziyareti karşısında yaşadığı şoktan, kısmen de gülümsemesinin aşırı çalışan zihnine bir anda merhem olmasından dolayı. Ama en çok—

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ne… Ben ne?..”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gözlerinin arkası aniden duygular ile dolmaya başladı. Yanaklarından aşağı sıcak bir şey aktı ve ani duygu seline karşı koymaya çalışarak kolunu gözlerine götürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Tutmaya çalıştı. Emilia’nın yüzünü görür görmez gözyaşlarına boğulması muhtemelen Emilia’yı üzecekti ama elinde değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Hassiktir be… Emilia-tan burada ama ben, durduramıyorum…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Subaru.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “B-Ben iyiyim. Hem de zımba gibiyim. Birazdan biter… sadece gözüme bir şey kaçtı da…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “───”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru aklına gelen her bahaneyi uydurdu ve yüzünü başka yöne çevirdi. Emilia’nın onu çirkin bir şekilde ağlarken görmesini istemiyordu. Hayır, kimsenin onu böyle görmesini istemiyordu. Bu tür bir zayıflık göstermek için artık çok ama çok geçti. Buraya gelmek için çok yol kat etmiş ve pek çok insanı kenara itmişti. Bu kadar narin olamazdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Etrafındaki kadınlar, hedeflerini kendisi için almasına kızmamışlardı… Aksine, onu şefkat yağmuruna tutuyorlardı.  Onların affı, Subaru’nun ilerlemesi için yeterliydi… ya da genellikle öyleydi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ben… ben…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Tanrım. Her zamanki gibi inatçı ve çocuksusun Subaru.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “—Ah.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia, Subaru’nun dudaklarından çıkan lafları parmağıyla susturdu. Emilia eğilip dudaklarını yaklaştırınca Subaru’nun gözleri büyüdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dokunuşu onu bir şimşek gibi çaktı. Dilinin ucundan vücudunun geri kalanına yayılan uyuşma hissi onu bunaltmakta olan duyguları silip süpürdü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dudakları birbirinden ayrıldı. Subaru’nun gözleri hâlâ duygularla doluydu ve Emilia onun başını göğsüne yasladı. Bir çocuğu teselli edermiş gibi yavaşça sırtını ovmaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: “Çok mu zordu?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “…Yo, devam edebilirim ki.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Yardım ister misin?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Dişimi sıkıp daha da fazla çalışacağım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Kendini çok fazla zorlamıyorsun, di’ mi?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Birazcık zorluyor olabilirim. Ama şimdi kendimi zorlamanın tam zamanı.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Uzun, çok uzun zaman önce bir kez onun tarafından böyle teselli edilmişti. O zamanda ona yapışmış, yüzünden sümükler akarak hıçkıra hıçkıra ağlamış, tüm zayıflıklarını ve şikayetlerini dökmüştü.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

O zamanın hatıraları, yanaklarını kızartmıştı— ama sadece utançtan değil; bir gurur duygusu da vardı. O zamanlar güçsüzdü, zayıflığına lanet etmekten başka bir şey yapamıyordu. Şimdi durum farklıydı, kendini ileriye taşıyacak kadar olgunlaşmıştı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “O zamanlar gerçekten de bir çocuktum. Ama şimdi gerçek bir erkek oldum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “…Az önce garip bir şey mi düşünüyordun?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Harika kokuyorsun Emilia-tan. Hemen başlayabilir miyiz?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Eh? Hayır. Daha duş yapmadım bile, dışardan az önce geldim…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia âniden her zamanki tavrına dönerek Subaru’nun kucağından uzaklaştı. Parmaklarını Subaru’nun saçlarında gezdirdi ve boşta kalan kolunu sanki Subaru’nun bakışlarından saklıyormuş gibi vücuduna sardı. Böyle bir hareketin sadece partnerini daha da heyecanlandırdığının farkında değildi. Onu bu kadar büyüleyici yapan da saflığıydı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Ayrıca, bu gece benim sıram da değil.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Bu gece kimsenin sırası değil. Bu gece dinlenme gecem— Ferris arada bir yalnız uyumazsam kesinlikle genç yaşta öleceğimi söyledi. Dolayısıyla bu gece dinlenme gecem.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia çekingen bir tavırla konuştu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Bu da kalmamam için bir başka neden.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru parmağını kaldırdı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Kalbim küt küt atıyor, hırıltılı bir şekilde nefes alıyorum ve soluk soluğa kaldım… Ama tüm bunlara katlanıp seninle sarılmaktan mutluluk duyarım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia şüpheyle ona baktı.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Kendini gerçekten tutabilir misin ki Subaru?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Kalbimi kırıyorsun be! Ben sözümün eriyimdir, bi’ kere. Hiçbir şey yapmayacağım diyorsam yapmam… Yapabilirim! Kesinlikle bir şey yapmayacağım!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Üzgünüm, ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ben de ne dediğimi anlamadım, hatta unuttum bile. Ama söylemek istediğim şey, güvenilir bir adam olduğum. Peki ya sen Emilia-tan? Aynı yatakta uyursak bana olan aşkının patlamayacağından emin misin yani?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Bu konuda endişelenmene gerek yok. Bu tamamen imkânsız.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Ah, ne güçlü bir inkâr…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Demek istediğim o değildi…”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia mırıldandı, Subaru’nun incinmiş ifadesi karşısında kendine kızmış görünüyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Söylediği şeylerin Subaru’yu ne kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiş gibiydi… Tanıştıklarından beri değişmeyen bir özellikti. Subaru, konuşmadan önce biraz daha düşünmesini diliyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Elbette herkesin, ne kadar konuşulursa konuşulsun asla düzelmeyecek bazı kusurları vardır.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Bu gece ona ders vermenin bir anlamı yok. Her neyse…

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Sanırım birazdan yatacağım… Ne dersin Emilia-tan? Benimle futonun* altında sarınıp yatmak ister misin?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

(Ç.N: Futon, Japonların yer yatağı.)

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Ha? Yani, yorgunum ve birlikte vakit geçirmeyeli çok uzunnnn zaman oldu… Pekâlâ. Seninle uyuyacağım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Pekâlâ o zaman.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia uzattığı eli zarifçe tuttu. Subaru onu sanki bir dansa rehberlik ediyormuş gibi kendine yaklaştırdı. Narin bedeni Subaru’ya yaslandı ve bir anlığına sadece sessizce birbirlerine sarıldılar.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

İkili yavaşça ve rahatça yatağa birlikte girdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “O halde iyi geceler Emilia-tan. Beni rüyanda tekrar göreceğinden eminim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Evet, seni bulmak için elimden geleni yapacağım… Pişt, Subaru?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “N’oldu?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “…Seni seviyorum, sana âşığım.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Dedi ve ardından, yüzünü yastığa bastırarak ondan saklandı. Subaru karanlık odada zar zor görebiliyordu, aydınlık için ay ışığına güveniyordu—

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Emilia-taaan.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “B-Bekle!.. Az önce kendini tutacağını söylememiş miydin ki?”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Subaru: “Verdiğim söze sadık kalacağımı söyledim ama aslında kendimi kontrol edeceğime dair hiç söz de vermedim.”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Bana kelime oyunu yaptın… Mhm!”

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Zaten aynı yatağı paylaşıyor olmaları büyük bir şanstı. Subaru, Emilia daha fazla itiraz edemeden dudaklarını kendi dudaklarıyla birleştirdi ve ona olan aşkını ifade etmek için tüm vücudunu kullandı. Emilia ilk başta itiraz etse de yavaş yavaş karşı koyma isteğini kaybetti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Emilia: “Yemin ederim ki çocuk gibi davranıyorsun, Subaru!..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gecenin derinleşmesiyle birlikte böyle şikâyet etse de kelimelerinin ardında, utangaç birisi yatıyordu.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
S O N

Önceki Sonraki
4.2 20 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
15 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle
Arkey
Arkey
12 Aralık 2024 18:38

peakbaru

Anonim
Anonim
16 Aralık 2024 17:43

What if okumayalım uzun zaman olmuş teşekkürler bu what if te Subaru hakikatten mutlu iyi bir yola sapmış bakalım bizim kıskançlığın sonu nasıl olucak

KOKONAT
15 Mart 2025 17:10

comment image

akaih
akaih
27 Mart 2025 14:03

müko birşeydi

servankesar
servankesar
5 Nisan 2025 14:27

comment image

Ekmek542
21 Mayıs 2025 18:31

Felix yok beğenmedim

Oğuzhan Güneş
Yanıtla  Ekmek542
24 Temmuz 2025 16:51

felix erkek aq

Ekmek542
21 Mayıs 2025 18:32

Çevirmen abi neden resim koydun?

Shaweth
Üye
24 Haziran 2025 16:03

Tappei’nin yazdığı en derin lore’a sahip hikayesi bu olabilir. Tam bir yazarlık harikası. ABSOLUTE CINEMA!

enes gunay
31 Ağustos 2025 00:58

re zero if it was peak

Danismaz
12 Kasım 2025 21:00

Gönül isterdi ki animesi olsun…

Wojkalthechessfather
17 Kasım 2025 22:14

Lust rotası da bok gibi rotaymis diyalog gorecem dedim okurken kendimi “dark romance”adı altında 3 metre kurt adamın 1.40 minyon kızı tecavüz etmesini okuyan orta yaşlı millenial kadınlar gibi hissettim

Wojkalthechessfather
Yanıtla  Wojkalthechessfather
17 Kasım 2025 23:22

2 diyalog okuyana 1 sks sokus bedava

Animekızıtofaş
28 Şubat 2026 21:33

Boşa harcanmış potansiyel subarunun kral olma olayı ilgi çekici ama harem olmalı mıydı cidden kendimi dünyanın en boş hentai sini okuyomuş gibi hissetim

Suat
28 Şubat 2026 23:18

Pedo olaylari hariç çok beğendim okurken sıkıldığımı bile hatırlamıyorum