Bildirimler Tümünü Okundu Say
Bildirimleri görmek için giriş yapın.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım VIII, Bölüm 25 – “Öleyazanların Dilekleri”

Kısım VIII, Bölüm 25 – “Öleyazanların Dilekleri”

11 Ekim 2026 198Okunma 31 dk okuma
Önceki Sonraki
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
Çevirmen
Qua
Bizleri Desteklediğiniz İçin Çoook Teşekkürler!
DonatusTaha KurtFatih ÇetinAllen WalkerRayko NoraEfe Önal
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

――İmparator Ekselansları, Vincent Volakiya.

Kendisine ciddi bir yüz ifadesiyle bakan Flop tarafından bu şekilde çağrılınca Vincent tek gözünü kapattı.

Flop ve Medium, Vincent’ı körüklü ejder arabalarının bir odasına ansızın kapatmıştı; bu güzel sarı saçlı kardeşler, yaptıkları şeyin ne kadar vahim olduğunun farkında değildi.

Biri görse idam cezasına bile çarptırılabilecekleri bir taşkınlıktı bu; üstelik böyle bir şeye kalkışmalarının sebebi başkasından gelen bir mesajı iletmek olduğuna göre akıllarında bir iki tahta eksik olmalıydı.

Üstüne üstlük――

Flop: “Mesajı iletmeden önce, biraz eski bir hikâyeyi anlatmamda sakınca var mıdır?”

Yüzündeki ciddi ifadeyi zerrece bozmadan böyle bir şey söylemişti.

Vincent: “――――”

Flop’un içinden geçenleri okuyamayan Vincent, tek gözü kapalı hâlde sessiz kaldı. Flop bu sessizliği kendi lehine esen bir rüzgâr saymış olacak ki “Unutmadan bir de” diye devam etti:

Flop: “Yüzsüzlük olduğunun farkındayım ama… mesajı dinledikten sonra benim de bir ricamı dinler misin?”

Vincent: “Ulan.”

Flop: “Oya oya, ne korkunç bir surat bu, İmparator Ekselansları! Ama sakın unutma. Duyman gereken mesajı yalnızca ben biliyorum, o yüzden beni öyle düşüncesizce susturamazsın.”

Vincent: “Olbart Dunkelkenn’e emir verip şinobi işkencesiyle ağzından söke söke aldırmak gibi bir yolum da var.”

Flop: “Karşılıklı, barışçıl bir şekilde konuşmamız daha iyi olmaz mı, İmparator Ekselansları?!”

Vincent sesine tehdit katınca Flop hemen iki elini birden kaldırdı.

İmparator’la pazarlığa girişmeye kalkmak, yalnızca yürekli olmakla açıklanacak bir şey değildi. Yine de başta sözünü ettiği o eski hikâye de, fırsattan istifade araya sıkıştırdığı o rica da özellikle gündeme getirdiğine göre onun için önemli meseleler olmalıydı.

Gerçi――

Medium: “Ama abi, pek vaktimiz yok, değil mi? Böyle giderse, Abel-chin geri dönmüyoor~ diye Goz-chinler yaygara koparmaz mı? Ricayı falan geçtim, eski hikâye de nereden çıktı?”

Başını yana eğerek böyle soran Medium’a hâline bakılırsa, abisi onunla hiçbir bilgi paylaşmamış gibiydi.

Vincent: “Sen de sen ol, hiçbir şey sormadan abinin taşkınlıklarına ortak olma.”

Medium: “Eee~? Ama abimin yaptığı bir şey, değil mi? O zaman, ne olursa olsun ben yardım ederim herhâldee~. Benim aile yeminim bu. Abel-chin için de öyle değil mi?”

Vincent: “Ahmak. Volakiya İmparatorlarının nasıl ortaya çıktığını bilmiyor musun?”

Saçma sapan sözleri pervasızca sarf eden Medium, bu cevap karşısında gözlerini kırpıştırdı. Onun bu içten tepkisi üzerine Vincent, “cehaletin de bir sınırı olmalı” dercesine Flop’a kınayan bir bakış attı.

Kulağa hiç hoş gelmese de Volakiya İmparatorluk Ailesi’nde kardeşlerin birbirini öldürerek bir sonraki İmparator’u belirlediği, yediden yetmişe herkesin bildiği bir şeydi.

Bunu bile bilmeyen Medium’a bakınca Vincent, Flop’un öğretme biçimindeki dengesizlikten şüphelendi.

Ancak Flop, Vincent’ın bu bakışı karşısında nedense gülümsedi…

Flop: “O bakışın ne anlama geldiğini biliyorum, İmparator Ekselansları. Kız kardeşimin bu kadar cahil olmasına şaşırdın, değil mi?”

Vincent: “Başka ne denebilir ki? Ayrıca, bana her seferinde ‘İmparator Ekselansları’ diye hitap etmeyi de bırak. Bu sıfata uyan başka biri yoksa, yalnızca ‘Ekselansları’ yeter.”

Flop: “Öyle mi, öyle mi? Anladım, İmparator Ekselansları-kun.”

Vincent: “――――”

Gülümsemesini bozmadan başını sallayıp böyle devam eden Flop’a karşı Vincent gözlerini kıstı.

Az önceki ciddi yüz ifadesinden de anlaşılacağı üzere bugünkü Flop yalnızca iyi huylu bir tüccar olmakla kalmıyor, ünvanının ardındaki yüzünü göstermeye niyetli görünüyordu.

Daha doğrusu, Vincent’a karşı içinde bir şeyler taşıyan bir insanın yüzünü.

Flop: “Kız kardeşim, bana sordun ya hani. Neden eski bir hikâye anlatacağımı. Çünkü bizim geçmişimizle İmparator Ekselansları-kun arasında bir bağ var.”

Medium: “Nee?! Öyle mi?! Bizimle Abel-chin arasında mı?! Neymiş, neymiş?!”

Flop: “Hahaha, dur bakalım, ne kadar olsa da bu kadar unutkanlık fazla, kız kardeşim. İmparator Ekselansları-kun, İmparatorluğun İmparator’u. Yani Dokuz İlahi General’le de bağı olduğuna göre――”

Medium: “――Balle abiden mi bahsediyorsun?”

Şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmış olan Medium’un yüzündeki canlılık bir anda sönüverdi.

Onun ağzından çıkan birinin lakabı, hemen öncesinde de Dokuz İlahi General sözü. Bu ikisi birleşince, Vincent’ın zihninde de malum tek bir isim belirdi.

Vincent: “Sizler Balleroy Temeglyph’in yakınları mısınız?”

Flop: “Hı hı, öyle, İmparator Ekselansları-kun. Hani şu kan kardeşi denen şey herhâlde. Hayatımızın en hassas dönemini birlikte geçirdiğimiz, kıymetli mi kıymetli, biricik ailemiz!”

Yumruğunu sımsıkı sıkıp sesini yükselterek böyle cevap veren Flop’a karşı Vincent bir iç çekti.

Medium kaşlarının ucunu düşürmüş, bir abisine bir Vincent’a bakıyordu. Yüzünde apaçık bir şaşkınlık ve hüzne benzer bir şey belirmişti.

Flop: “Bu ejder arabasında Yüksek Sınıf Kontes Serena Dracroy da yolculuk ediyormuş. Aslına bakarsan, ben ve kız kardeşim bir dönem Kontes Dracroy’un da himayesinde kalmıştık.”

Medium: “Serenabla…”

Flop: “Bu arada, bu, Kontes Dracroy’un Medium kendisine yabancı gibi davranmasın ve yanlışlıkla bile olsa gerçek yaşından büyük bir kadın muamelesi görmesin diye zorla kullandırdığı bir lakap. Eğlenceli, değil mi?”

Vincent: “Asıl konuya gel.”

Anlamsız konuları uzatıp karşısındakinin dikkatini dağıtmak, seyyar satıcıların yöntemiydi.

Bu kardeşlerin Serena’yla ilişkisini de ikisinin Balleroy’la bağları olduğunu söyledikleri anda tahmin edebilmişti. Ne de olsa Balleroy Temeglyph aslen Serena Dracroy’un astıydı ve bariz yeteneği sayesinde Dokuz İlahi General rütbesine yükseltilmiş, geleceğinden çok şey beklenen bir General’di.

Ne var ki o Balleroy’un akıbetini öğrenen pek çok subay ve askerin bakışları hayal kırıklığına dönerdi.

İmparator’a karşı isyan çıkarmış, bunda başarısız olmuş ve sonunda feci şekilde ölmüştü―― Balleroy’un dünyaca bilinen sonu buydu; bu ikisinin ailemiz dediği adamın tarih kitaplarına geçecek akıbeti bu şekildeydi.

Vincent: “――Hayır.”

Belki de bir Nafâni olarak dirildiği için, Balleroy Temeglyph’in tarih kitaplarında bırakacağı kayıt isyan değil, İmparatorluğu yıkıma sürükleyen bir varlığa dair olacaktı.

Vincent, aklından geçen bu gerçeği Floplara söylemedi.

Çünkü şimdi burada Nafâni olmuş Balleroy’un lafını açarsa kendi istediği konunun giderek daha da sapacaklarını tahmin edebiliyordu.

Her hâlükârda――

Flop: “Haklısın, asıl konuya gelelim. Eski hikâye de o kadar uzun değil zaten. İşin özünü, hiç niyeti yokken Medium söyleyiverdi çünkü.”

Kaşlarının ucunu hafifçe düşüren Flop, başını ağır ağır iki yana salladı.

Onun sözleri karşısında Medium hiçbir şey anlamamış gibi bir surat yaptı ama Vincent bu konuda bir şey demedi. Durmaksızın yan yollara sapan kardeşlerin sohbetini, yalnızca saptığı zaman düzeltmenin yeterli olacağını düşündü.

Flop: “Ben ve Medium yetimdik, berbat bir kurumda büyütüldük. Oradan kurtarıldık ve gittiğimiz yer Kontes Dracroy’un topraklarıydı… Balleroy’la orada tanıştık ve kan kardeşi olduk. Buraya kadar tamam mıyız?”

Vincent: “――Devam et.”

Flop: “Epey curcunalı günlerdi. Ben de Medium da dış dünya hakkında fazlasıyla cahildik, gördüğümüz her şey bize yepyeni geliyordu. Kontes Dracroy çok geniş bir bakış açısına sahip biri olduğundan gidecek yeri olmayan bizlere bile eğitim aldırdı.”

Vincent: “Buna rağmen, kız kardeşinde pek sonuç vermemiş.”

Medium: “Ben, Balle abilerle birlikte takılmayı daha çok seviyordum da ondan…”

Dudaklarını büzen Medium, keyfini birazcık da olsa geri kazanmıştı.

Flop’un anlattığı Dracroy topraklarının işleyişi Vincent’ın da kulağına gelmişti ve beklenmedik biçimde, böyle bir toprak yönetimi takdire şayan bulunabilecek bir şeydi.

Haşlayan Hanım diye anılan ve çoğu zaman asıl o sert mizacıyla değerlendirilen Serena Dracroy’un özel yanı, kalıplaşmış düşüncelere bağlı kalmayan fikirlerindeki esneklikti.

Volakiya İmparatorluğu’nda olaylara uzun vadeli bakma gibi bir anlayış pek yoktu.

Çocukların çoğundan ne iş gücü ne de savaş gücü olarak bir şey beklendiğinden pek çok çocuk doğar, içlerinden kabiliyet ve koşullar bakımından şanslı olanları hayatta kalır, pek azı da güçlü biri olarak büyük başarılara ulaşırdı.

İnsanın kendi ailesinden olanlar bir yana, çocukları küçük yaştan eğitip geniş çapta yetenekli insan yetiştirme girişimlerinin neredeyse tamamının kâğıt üzerinde kalıp boş bir teori sayıldığı bir ülkeydi burası.

Flop ve Medium, bu ender fırsata kavuşmuş iki kardeşti. ――Yoo, yeteneği keşfedilen Balleroy da onlardan biriydi elbette.

Flop: “Tabii ki her şey eğlenceden ibaret değildi, Kontes Dracroy da bize hep nazik davranmadı. O zamanlar Kontes Dracroy’un kendisi de toprakları babasından daha yeni gasbetmişti, o yüzden epey meşguldü.”

Medium: “Başımıza bi’ sürü tehlikeli şey de geldi, di’ mi?”

Flop: “Kontes Dracroy’un canına kasteden suikastçıların saldırdığı zamanı diyorsun. Sıkıntılı günlerdi.”

Özlemle anılarını yâd eden ikiliyi dinlerken Vincent, hâlâ konunun özünü arıyordu.

Gerçi konunun özünü çok geçmeden kestirmişti. Böyle söylemek tuhaf kaçabilir ama insanın duymaya alıştığı sözler, üzerine çevrilmesine alıştığı bakışlar vardır.

Bu ikisininkiler de muhtemelen onlardan çok farklı değildi.

Yani――

Flop: “O günleri birlikte atlattık, biz kardeşlerle Balleroy arasında güçlü bir bağ vardı. Aramız böyle olduğu içindir ki sana sormak istiyorum, İmparator Ekselansları-kun.”

Vincent: “――――”


Flop: “Kan kardeşimiz Balleroy Temeglyph -herkesçe bilindiği gibi- önünü göremeyen budala bir hain olarak haddini aşan bir arzunun peşinde canından oldu… Gerçekten öyle mi?”

Soruyu soran Flop’un yüzüne yeniden bir dinginlik gelmişti.

Kendileri için kan kardeşi, İmparatorluk için bir hain; böyle bir konumda bulunan Balleroy Temeglyph’in ölümünün iç yüzünü soruyordu Flop, Vincent’a.

Tahmin ettiği gibi sık sık duyduğu sözler, sık sık üzerine çevrilen bakışlardı bunlar.

Savaş meydanında ölmek savaşçının şerefi, kılıçla delinse bile boyun eğmemek Kılıç Kurdu’nun yoluydu.

Bunların yüceltildiği Volakiya İmparatorluğu’nda bile herkes yakınlarının ölümünü kutlayabilecek değildi. Ölümde bir anlam, bir sebep aramak insan duygularının doğal gereğiydi.

Bu yüzden Flop’ların ona burada bunu sorması da alışık olduğu bir feryattı.

Vincent: “Ne sebeple şüphe edersin? Halkın arasına kadar yayılmış söylentilere yalan yanlış şeyler karıştığını, onlara itimat edilemeyeceğini mi düşünürsün?”

Flop: “Yok, öyle değil. Sadece… olayı bizzat yaşamış biriyle böyle konuşma fırsatı elime geçmişken dedikodulardan çok daha inanılır bir hikâye duymak istemem tuhaf olmaz, değil mi?”

Vincent: “Gerçi bu konuşma fırsatını zorla yaratan sizlersiniz.”

Meseleyi biraz işine geldiği gibi eğip büken Flop’a Vincent bunu da ekledi.

Ardından bir süre, alışılmadık biçimde düşüncelere daldı.

Halk arasında anlatılan Balleroy Temeglyph’in ölümü.

Tarih kitaplarına da geçecek olan ölümü, giriştiği isyanın başarısızlığıyla gelen feci bir ölüm olarak bilinirdi.

Flop ve Medium’un duyduğu da bundan ne fazlası ne eksiği olmalıydı. Vincent’ın da Balleroy’un ölümünden sonra itibarını iade etmek gibi bir düşüncesi yoktu.

Bundan ne fazlası ne eksiği olan bir hikâye; söylentilerin yayıldığı dünyadaki hakikat buydu.

Flop: “Cevap vermeni istiyorum, İmparator Ekselansları-kun. Bunu öğrenirsem ben de sana mesajı――”

Vincent: “… Neyi arzuladığınızı bilmem, lakin…”

Duyduğunuz söylentiler yanlış değildir, diye cevap verecekti Vincent.

Ancak――

Medium: “――Abel-chin.”

Cılız, kısacık bir sesleniş Vincent’ın sözünü kesti.

Vincent: “――――”

Odanın kapısının önünde durup dışarı çıkmasını engelleyen Medium―― Yoo, artık böyle bir niyeti yoktu.

Orada öylece duran Medium, bir kadına göre uzun olan bedeninin omuzlarını büzmüş, kollarını sımsıkı kendine sarmış hâlde Vincent’a bakıyordu. Mavi gözlerinde yaşlar birikmişti.

Yaşlı gözleri, can dilenenlerde de yalvaranlarda da görmeye alışkındı.

Bu yüzden, bunun Vincent’ın yüreğini sarsması söz konusu bile değildi. Yalnız, yüreği sarsılmamıştı ama soğukkanlı zihnine bir an düşünme fırsatı doğmuştu.

――Flop ile Medium’un… neyi arzuladığını bilmiyordu.

Evet, Vincent böyle cevap verecekti.

Fakat gerçekten öyle miydi? İkisinin neyi arzuladığını biliyor olmalıydı. İkisinin istediği şey apaçık ortadaydı ve Vincent da buna sahipti.

Sahipti, yine de anlatmıyordu. Vincent’ın işleri halletme yöntemi buydu.

Ne var ki bu yöntemin başına “bugüne kadarki” ibaresi geliyordu.

Vincent: “――――”

“Bugüne kadarki” yöntemi, Vincent’ın her şeyi kendi düşüncesiyle kararlaştırdığı yöntemdi.

Ama o “bugüne kadarki” yöntemle Vincent, sadık bir hizmetkârının çelmesini yemişti. Saf kafalı bir adam da kesin gözüyle baktığı o tahminlerinin isabetsiz olduğunu yüzüne bir yumrukla çarpmıştı.

“Bugüne kadarki” yönteminin bir sınırı vardı.

Vincent’tan beklenen, “bugüne kadarkinden farklı” bir yöntem olmalıydı.

Ve o yöntemi elde etmek için de――

Vincent: “――Balleroy Temeglyph’in ölümünün, halk arasında yayılan söylentilerden farklı bir iç yüzü vardır.”

Evet, Vincent “bugüne kadarki” yöntemden farklı bir cevabı seçmişti.

△▼△▼△▼△

Flop ve Medium: “――――”

Vincent’ın cevabını duydukları anda Flop ve Medium’un yüzü değişti.

Flop’un gözleri hafifçe büyüdü, Medium’sa afallamış hâlde gözlerini kırpıştırdı. İkisi de şaşırmış görünüyordu ama şaşkınlıklarının niteliği farklıydı.

İkisinin tepkileri arasındaki bu farktan Vincent durumu anladı.

Vincent: “Flop O’Connell, sen gerçeğin söylentilerdeki gibi olmadığını biliyordun, öyle değil mi?”

Medium: “Ha… abi?”

Flop: “Biliyordum demek biraz yanlış olur. Anlatılan söylentiler Balleroy’a hiç mi hiç benzemiyordu, bu kadarını Medium bile düşünüyordu.”

Medium: “E-Evet…”

Söz kendisine getirilince Medium, şaşkınlığı silinmeyen bir yüzle başını salladı.

Ama kız kardeşine başını sallatan Flop, Vincent’ın sorusunu tam anlamıyla yalanlamamıştı.

Vincent’ın o bakışı karşısında Flop başını hafifçe yana eğdi…

Flop: “Yoksa İmparator Ekselansları-kun, Balleroy’la yakın olduğum için olanları önceden bizzat ondan dinlediğimi ve ağzından laf almaya çalıştığımı mı düşünüyor?”

Vincent: “… İhtimal dâhilindedir lakin yok denecek kadar azdır. Benim bildiğim o adam, hata payını zerre kadar artırmamak için harekete geçeceği âna dek kimseye ağzını açmamış olmalı.”

Flop: “…Öyle. Bence de dediğin gibi, İmparator Ekselansları-kun. Sevindim. Görünüşe göre seninle, benim de iyi tanıdığım Balleroy hakkında konuşabileceğim. Ne de olsa…”

Vincent: “――――”

Flop: “O olaydan beri, İmparatorluğun neresinde Balleroy’un adını duysak ben de Medium da tanımadığımız birinden bahsediliyormuş gibi hissettik.”

Biçimli kaşlarını çatan Flop’un mavi gözleri hüzünlü bir yalnızlıkla titreyiverdi.

Doğruydu. Vincent buna şaşırmadı bile.

Öyle olsun, böyle bilinsin diye söylentileri ayarlayan Chisha; bu yönde talimat veren Berstetz; böyle yapılmasını emredense Vincent’tı.

Hepsi Balleroy Temeglyph’in hain olmasının sebebini -işin iç yüzünü- gizlemek içindi.

O iç yüzü de――

Flop: “――O isyan, Balleroy’un gerçek niyeti değildi.”

Medium: “ABİ!?”

Flop’un ağzından dökülen sözler üzerine Medium çığlık atarcasına bağırdı.

Yuvarlak gözlerini kocaman açıp başını hızlı hızlı iki yana salladı…

Medium: “Çok tuhaf bu, saçma ya. Sonuçta Balle abi… Abel-chin, sen de! Bir şey söylesene! Abime saçmaladığını söyle…”

Vincent: “Düzeltmem gereken bir şey olsaydı düzeltirdim. Yoksa düzeltmem. O kadar.”

Medium: “Düzelteceğin… hiçbir söz yok yani…”

Afallayıp sözcükleri boğazında düğümlenen Medium’un yüzünden olup biteni kavrayamadığı okunuyordu.

Öte yandan Flop derin ve uzun bir nefes verip dile getirdiği şüpheyi―― Balleroy’un ölümünün iç yüzünü, Vincent’ın yalanlamadığı gerçeğini sindirdi.

Halk arasındaki söylentilere göre Balleroy Temeglyph, İlahi Generallik konumuyla yetinmeyip daha yükseğe göz dikerek isyan çıkarmış ve yenilip ölmüş budala bir zavallıydı.

Bu, Vincent Volakiya’nın tahtının sarsılmazlığını kanıtlamış ve tahtı arzulayan kimselerin pervasızlık ateşini zayıflatma işlevi görmüştü.

Vincent: “Kaderin cilvesi, bizzat kendi tertibimle bu seferki iç savaşa arka çıktım ve zayıflattığım o alevi yeniden harladım.”

Flop: “… Haklısın, huzur kısa sürdü. Ama bu muhtemelen sadece sonucun o şekilde kullanılmasıydı, en baştan amaç bu değildi herhâlde.”

Vincent: “――――”

Flop: “Balleroy’un amacı başkaydı. İmparator Ekselansları-kun yalnızca sonuçtan yararlandı, işin başlangıcı ise bambaşka olmalı. İmparator Ekselansları-kun, o amacı da biliyor musun?”

Düşünmek için çok vakti olmuştu. Flop’un duraksamadan konuşmasının sebebi bu olmalıydı.

Balleroy ölmüş, gerçeklerden farklı söylentiler yayılmış, Flop da gerçeğin nerede olduğunu durmadan düşünmüştü. Bu sayede bin yılda bir ele geçecek bu fırsatı kaçırmamıştı.

Büyülü Keskin Nişancı, Balleroy Temeglyph.

Onun o isyana katılmasındaki amaç da――

Vincent: “――Özel bir görevle Lugunica Krallığı’na gidip canından olan Birinci Sınıf Er Miles’ın, intikamını almaktı.”

Flop: “――Hık.”

Vincent: “Şaşıracak ne var, Flop O’Connell? Bu da senin zaten bildiğin bir gerçek olmalı. Her fırsatta İmparator’u sınamaya kalkıyorsun. Saygısızlıktır bu.”

Nefesi kesilen Flop’un tepkisi üzerine Vincent böyle deyip burnundan soludu.

Az önce Balleroy hakkındaki söylentilerin doğru olup olmadığını sormasıyla aynı şekilde, bu da Flop’un Vincent’a kurduğu bir tuzak olmalıydı.

Flop’un bu konuşmayı sürdürmeye değip değmeyeceğini anlaması içindi.

Ancak Vincent’ın bu sözü üzerine Flop “Yok” diyerek başını iki yana salladı.

Yüzünde hem şaşkınlık, hem de iki ayrı türden şaşkınlığın karışımı olan bir ifadeyle…

Flop: “Yüzsüzce bahane uyduracak değilim. Seni sınamaya çalıştığım doğru. Ama…”

Vincent: “Ne?”

Flop: “…Cevabın ve Miles abinin adının geçmesi beni şaşırttı.”

Vincent: “――――”

Sesine de şaşkınlık yansıyan Flop’a karşı Vincent gözlerini kıstı.

Sınandığı ilk cevap bir yana, ikincisi şaşılacak bir şey değildi. Balleroy’la yakın bağı olan Birinci Sınıf Er Miles’ı biliyordu. ――Yoo, yalnızca Miles’ı değil.

Vincent: “Bana hizmet edenlerin adını, görünüşünü ve konumunu bilmem gayet doğaldır. Subaylar ve askerler kimin emrini alıp bütün varlıklarını ortaya koyuyorlar sanırsın?”

Öyle olmasa bile İmparator’un konumu, sırtına sürekli bıçak doğrultulmasından farksızdı.

Canlarını ortaya koymalarını emrettiğine göre… bunu yapacak kişileri tanımalıydı. Canını almaya gelebileceklerine göre… yüzlerinin yabancı olup olmadığını bilmeliydi.

Ve emirlerine uyup canından olanların adları… unutulmamalıydı.

Vincent: “Ben Krallıktakilere benzemem. Tek tek her subayın, her askerin ölümüne yüreğimi dağlamam. Yalnızca hatırımda tutarım. Bu yüzden… Birinci Sınıf Er Miles’ı da Balleroy Temeglyph’i de――”

Medium: “Abel-chin, unutmayacak mı?..”

Vincent: “――O kadar. Teselli etmem.”

Medium’un cılız, kesik kesik sözlerine Vincent böyle cevap verdi.

Bunun üzerine Vincent, Flop ve Medium’a bir şey daha ekledi.

Vincent: “Şayet Balleroy’un itibarının iadesini arzuluyorsanız bu gerçekleşmeyecektir.”

Medium: “——! N-Neden?”

Vincent: “Yayılan söylentilerle gerçeğin farklı olduğu bilinirse her söylentiden kuşkulanıp kötüye yoracak kimseler türer. Onların çoğalması İmparatorluğun temelinde lüzumsuz çatlaklar açar. Böyle bir şeyi…”

Flop: “Balleroy da istemezdi. Öyle değil mi?”

Ne kadarını anlamıştı kim bilir ama Flop bunu Vincent’a teyit ettirdi.

Artık gizlemenin anlamsız olduğunu düşünen Vincent başıyla onayladı. Medium’un yüzündeki şiddetli sarsıntı gitgide büyüyordu.

Flop o kız kardeşine, bir abiye yakışır şekilde şefkatle, ama biraz da sertlik katarak…

Flop: “Kız kardeşim, kendin söyledin ya? Ne yaparsam yapayım yardım edeceğini. aile yemini bu. Ben de aynısını göğsümü gere gere söyleyebilirim.”

Medium: “Ö-Öyle ama? İyi de, bunun ne ilgisi var? Bu…”

Flop: “Balleroy gerçekten İmparator Ekselansları-kun’u öldürüp isyan çıkarmaya niyeti olsaydı bizden yardım isterdi. Bu; başarı ihtimalini azıcık bile yükseltecek olsaydı, cidden bunu planlasaydı öyle yapardı.”

Medium: “――Ah.”

Flop’un sözleri üzerine Medium’un gözleri kocaman açıldı.

Onun da az önce dile getirdiği “aile yemini”―― Bunun ne denli bağlayıcı olduğunu Vincent bilmiyordu, ama İmparator’a karşı bir isyana davet edilseler bile geri çevirmeyecekleri kadar güçlü bir anlam taşıyorsa Flop’un tahmini doğruydu.

Flop: “Balleroy’un isyanı gerçekten başarıya ulaştırmak gibi bir niyeti yoktu. Öte yandan, Miles abimin intikamını almak gibi bir amacı vardı. Bu ikisinin çelişmesi, Balleroy’un Miles abimin katili olarak İmparator Ekselansları-kun’u görmediği anlamına geliyor.”

Vincent: “――――”

Flop: “Son olarak… bir şey daha sorabilir miyim?”

Şimdiye dek zaten yeterince yüzsüzce vakit harcamış olmasına rağmen hâlâ tek parmağını kaldırabilen Flop’un cüretine söyleyecek söz yoktu.

Vincent hiçbir cevap vermeyince Flop bunu lehine esen bir rüzgâr saymış olacak ki…

Flop: “Balleroy en büyük dileğine kavuşabildi mi? Miles abinin intikamını alabildi mi?”

Vincent: “… Hayır.”

Flop: “Öyle… demek.”

Vincent kısa kesti, bundan fazla bilgi vermedi.

Flop istese bile vermeye niyeti yoktu. Flop, Balleroy ve Miles’ın, bu iki kardeşinin intikamını almaya niyetlense bile bunu başarması imkânsızdı.

Her şeyden önemlisi, bunu――

Vincent: “Balleroy Temeglyph istemezdi çünkü.”

△▼△▼△▼△

Flop: “Uzun uzun vaktini aldım; kusura bakma, İmparator Ekselansları-kun.”

Vincent’la Balleroy Temeglyph hakkındaki soru cevap faslını bitiren Flop başını eğdi.

Eğilse de bir şeyi değiştirmeyecek bir baştı bu. Gerçekten de upuzun bir konuşma olmuştu.

Vincent: “Böylesine buhranlı bir anda vaktimin ne denli kıymetli olduğunu kavrayamıyor musun?”

Flop: “Malın kıymetini biçmek konusunda kendime güvenirim. Tam da bu yüzden, bana emanet edilen mesajın en yüksek fiyata bu an çıkacağını düşünüp, onu kız kardeşimle benim istediğimiz cevabı almak için kullandım.”

Vincent: “Bu, saygısızlığın da ötesindedir. Üstelik bana yalan söyleme.”

Flop: “Hım?”

Vincent: “Seninle Medium’un istediği cevap değil, senin istediğin cevaptı. O, yalnızca senin bu dileğine eşlik etti. Şu ‘aile yemini’ dediğiniz şey yüzünden, ha?”

Çenesiyle işaret eden Vincent, Flop’un sözündeki yanlışı düzeltti. Bunun üzerine Medium’un gözleri büyüdü, Flop da şaşırdıktan sonra “Öyle” diyerek başını salladı.

Flop: “Cevabı öğrenmek isteyen bendim. Kelle uçuracaksan yalnızca benimkini uçurmanı isterim.”

Vincent: “Ahmak. Senin boş laflarına daha fazla katlanacak değilim. Medium, sen de bana öyle gözlerle bakma.”

Şakalaşmaya ayıracak vaktinin bile olmadığını belirten Vincent, abisinin canının bağışlanmasını dilercesine bakan Medium’a burnundan soluduktan sonra…

Vincent: “Peki, tatmin oldun mu?”

Flop: “Evet, oldum. İmparator Ekselansları-kun’un, vakti bu kadar kıymetliyken bana içtenlikle karşılık verdiğini gayet iyi anladım. Üstelik defalarca ağzından laf almaya çalışmama rağmen hiçbirine düşmedin.”

İmparator’u sınadığını çekinmeden söyleyen Flop’a karşı Vincent sessiz kaldı.

Şayet Vincent’ın cevabı beklentisini karşılamasaydı Flop ne yapacaktı?

Sessizliğin içindeki bu soruyu sezen Flop güldü.

Flop: “O zaman bu mesajı İmparator Ekselansları-kun’a değil Danna-kun’a götürür, İmparatorluğu ona kurtartır, sonra da onu İmparator yapardım herhâlde.”

Vincent: “Sen…”

Flop: “Yok canım, öyle olmadan hallolduğu iyi oldu, çok iyi oldu!.. Sen, intikam almam gereken dünyayı kuranlardan biriydin ama aynı zamanda değildin de.”

Vincent: “İntikam alınması gereken, dünya mı?”

Flop’un rahatlamış iç çekişine karışan bu sözler üzerine Vincent kaşını oynattı.

Bunun üzerine, İmparatorla abisinin konuşmasının yanı başında burnunu çeke çeke duran Medium “Şey” diye cevap verdi…

Medium: “Abim hep söyler. Kötü şeylerin olması, kötü olan tek bir insan yüzünden değilmiş; asıl korkunç olan o insanı kötü yapan dünyaymış~ diye.”

Flop: “Epey kabataslak oldu ama, öyle işte! Yanisi böyle haksız yere kötü şeylerin yaşandığı bir dünyadan hoşlanmadığım için küçük şeylerle bile olsa adım adım onu düzeltmeye çalışmak, benim kendimce dünyadan aldığım intikam.”

Vincent: “… Saçmalık.”

İntikam alınması gereken dünya ve o dünyayı kuranlar.

Tam da Cecilus Segmunt’un ağzından çıkacak laflar gibi diye düşünerek mırıldandı Vincent. Bu mırıltıyı duyan Flop buruk bir gülümsemeyle yetindi, Medium ise kızarmış gözleriyle “Ne demek o ya~” diye kızdı.

Kardeşlerin bu tepkileri karşısında Vincent, içinden bunu daha da saçma buldu.

Flop’un akıl dışı bulduğu dünyayı biçimlendirenlerden birinin Vincent olduğu su götürmez bir gerçekti. Kendince sebeplerle bir değişim düşünüyor olsa bile bunu başaramadığı sürece intikamın hedefi olması değişmezdi.

Buna rağmen Vincent’ı neden bunun dışında tuttuğunu anlayamıyordu.

Bunun sebebinin “bugüne kadarki” yöntemini bırakması olabileceği ihtimalini, “bugüne kadarkinden farklı” bir yöntemi hedeflerken kimin düşüncesini örnek aldığını hatırlayınca aklına getirmek bile istemiyordu.

Ondan da önemlisi――

Vincent: “Demiştin ki ben beklentini karşılamasaydım mesajın içeriğini başka birine iletecek ve onunla İmparatorluğun başındaki tehlikeyi bertaraf edecektin.”

Flop: “Hım? Evet. Danna-kun’a bırakacaktım.”

Vincent: “Kime emanet edileceğinin önemi yoktur. Bilakis, bu mesaj iletilince Büyük Felaket’in bertaraf edileceği söylenebiliyorsa bu hayli mühim bir hamle olmalıdır.”

Vincent’ı oyuna getirip türlü türlü planlar kurmuş olan Chisha’nın geride bıraktığı bir hamleydi bu.

Nasıl bir şeydi ki?

Vincent: “Tek bir kelimesini, tek bir cümlesini atlamadan ilet. Atlayacağın tek bir cümleyle İmparatorluğun akıbetinin değişeceğini bil.”

Flop: “Zaten baştan beri niyetim buydu ama bu çok korkutucu ya! Toplam üç mesaj emanet edildi bana… Öhöm öhöm. İyi yapabileyim diye bana destek ol, kız kardeşim.”

Medium: “Hı hı! Bana bırak, abi! Elinden geleni yap~!”

Vincent’ın tehdidi üzerine gayrete gelen Flop’a Medium yüksek sesle seslendi.

Bu komediyi izleyen Vincent’ın karşısında Flop bir kez daha hafifçe boğazını temizledi,

Flop: “İlk olarak birincisi. ――Cecilus Segmunt’a gelince, Olbart Dunkelkenn’in tekniğini kopyalayıp onu küçülttüm ve Gladyatör Adası’na attım. Muhtemelen kendi gücüyle sürünerek çıkıp gelecektir, şayet gecikirse orada olduğunu bilesin.”

Vincent: “――――”

Flop: “Yani, benim karşımda konuşurken İmparator Ekselansları-kun’la tıpatıp aynı görünüyordu da. Konuşma tarzı da üslubu da öyleydi. Ama aynen böyle söyledi.”

Siyah gözlerini kısan Vincent’a Flop telaşla bunu ekledi.

Ancak açıklamaya gerek yoktu. Gerçekten de, Vincent’ı tahttan uzaklaştırdığından beri Chisha’nın İmparator kılığına bürünüp öyle davrandığı su götürmez bir gerçekti.

Chisha ihtiyatlı biri olduğundan, bir kez olsun eski görünümüne dönmemiş, üslubuyla bile Vincent’ı taklit ederek son anlarını karşılamış olmalıydı.

Başkentteki küçülmüş Cecilus’u gördüğünde, bunu yapanın Chisha olduğunu da aşağı yukarı tahmin etmişti. Amacının Vincent’ı tahttan sürerken ayak bağı olacak Cecilus’tan kurtulmak olduğu da apaçık ortadaydı.

Vincent: “Onu Chisha bile kandıramazdı. Cecilus her zamanki hâliyle başkentte olsaydı, ne hazırlanırsa hazırlansın beni tahttan indirmek mümkün olmazdı.”

Kısacası, planına engel olduğu için onu küçültüp sürdüğünü söylemek doğru olurdu. Karşısındaki Chisha olunca, Cecilus’un küçültülecek kadar gafil avlanması da anlaşılırdı.

Vincent: “İtirazım yok. Devam et.”

Flop: “O hâlde ikincisi. ――Kutsal Alan’ı Surlarla Çevrili Şehir’de bıraktım. Onun var olup olmamasına göre İmparatorluğu yıkıma sürükleyen Büyük Felaket’in asıl vaziyeti anlaşılacaktır.”

Vincent: “――――”

Flop: “Açıkçası bu epey önemli gibi duruyor ama tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum. Dönüp sorabileceğim bir hava da yoktu, o yüzden…”

Kendinden emin olmayan bir tavırla bunları söyleyen Flop’un nefesi kesildi.

Sebebi de bu mesajı duyan Vincent’ın yüzündeki değişimdi.

Vincent dişlerini kuvvetle sıkmış, elini ağzına götürmüş, susuyordu. İki gözünü aynı anda kapatmazdı. Bu yüzden yalnızca sağ gözünü sımsıkı yumdu.

Surlarla Çevrili Garkla Şehri’ne yönelmesinin sebebi, Chisha’nın orada mutlaka bir karşı tedbir bırakmış olacağını düşünmesiydi. ――Ama yanılmıştı.

Chisha Gold’un Surlarla Çevrili Şehir’de bıraktığı şey bir karşı tedbir değildi. “Cevap”tı.

Vincent: “Bir an evvel Surlarla Çevrili Şehir’e girmeliyiz”

Medium: “Dur dur, Abel-chin! Mesajlar üç taneydi, değil mi? Bir tane daha var!”

Durup bekleyecek vakti olmadığından kapıya yönelen Vincent’ı Medium durdurdu. Onun sözleri üzerine adımını kesen Vincent derin bir nefes verdi.

Birincisi Cecilus, ikincisi “cevap”tı; öyleyse üçüncü olarak ne bırakmıştı?

Vincent: “Anlat. Hâlâ kapalı tuttuğu bir kozu varsa――”

Onu da son zerresine değin kullanarak Volakiya İmparatorluğu’nu Büyük Felaket’ten sonuna kadar koruyacaktı.

Bunu dile getiren Vincent’ın siyah gözlerine bakan Flop, emanet edilen mesajı olduğu gibi iletmek için yeniden boğazını temizledi――

Flop: “――Ekselansları.”

Vincent: “――――”

Flop: “Tekerleği çukurdan çıkarmanıza yardımım, buraya kadarmııış.”

――

――――

――――――――

Vincent: “――Seni koca ahmak.”

Yalnızca bunu söyleyip Vincent odanın kapısına yöneldi.

Taklidi bırakan Flop kendi sesiyle Vincent’ın arkasından “Dursana!” diye seslendi.

Flop: “Aceleyle odadan fırlasan da Garkla’ya varma hızımız değişmez ki! İmparator Ekselansları-kun bir yer ejderinden hızlı koşabiliyorsa o başka tabii!”

Vincent: “Derhâl Surlarla Çevrili Şehir’e gitmeliyiz. İcap ederse ejder gemisini de ne varsa onu da uçururum.”

Flop: “Gökyüzünün de güvenli olduğu söylenemez! Ölü uçan ejderler uçuyor olabilir! Hem daha konuşulacak bir şey kaldı… Medium!”

Medium: “T-Tamam! Anladım, abi!”

Surlarla Çevrili Şehir’e gitmesi gerektiğini düşünen yüreği sabırsızlanıyordu.

Ejder gemisinin tehlikesine gayet makul bir açıdan dikkat çeken Flop, Medium’a emir verip Vincent’ın yolunu bir kez daha kız kardeşine kestirdi.

Vincent: “Ejder arabasını hızlandırmak için de Berstetzlerle bilgi paylaşmak için de acele etmekten iyisi yoktur. Engel olursanız sizi idam ettiririm.”

Medium: “Abi, Abel-chin’in gözleri ciddi!?”

Flop: “Ama iş hayatı ciddiyetle yaşamaya gelirse biz de ondan aşağı kalmayız! İmparator Ekselansları-kun! En başta söylemiştim. Mesajı dinledikten sonra bir ricamı dinlemeni istiyorum diye.”

Vincent: “――――”

İçindeki sabırsızlıkla birlikte Vincent, Medium’la beraber kendisini önden ve arkadan kıstırmış duran Flop’a döndü.

Gerçekten de eski hikâye ve rica diye yüzsüzce iki şart öne süren Flop’tu.

Kabul ettiğini hatırlamıyordu ama mesajı öğrenebilmek için tümden reddetmemişti de.

Vincent: “Söyle bakalım.”

Balleroy’un itibarının iadesinin mümkün olmadığını zaten bildirmişti.

Flop ve Medium’un bunun ötesinde isteyebileceği şeyler arasında, gerçekleştirilmesi imkânsız olan bir şey şimdilik Vincent’ın aklına gelmiyordu.

Fazlasıyla aykırı, kabul edilemez bir şeyse yapacak bir şey yoktu ama――

Flop: “İmparator Ekselansları-kun, bu kriz geçtikten sonra Volakiya İmparatoru’nun tahtına dönüp İmparatorluğu eski hâline… yoo, daha iyi bir hâle getirmek için çabalayacaksın, değil mi?”

Vincent: “İfade ediş tarzına diyeceklerim var lakin ana hatlarıyla öyle.”

Bir kısmı için Vincent’ın kendince bir planı vardı, ancak Chisha’nın planlarıyla ayağının kaydırıldığı şu durumda bunun hâlâ geçerli olup olmadığının görüşülmesi gerektiğini hissediyordu.

Bu yüzden, inkâr edecek bir şey olmadığından Vincent başını salladı.

Bu cevap üzerine Flop “Hı hı,” diyerek, tam istediğini almış gibi gülümseyip başını salladı…

Flop: “O hâlde, ne dersin? Her şey bittikten sonra İmparator Ekselansları-kun bir sürü eş alacaksındır diye düşünüyorum… Medium’u da onlardan biri yapar mısın?”

Medium: “Eeh?”

Vincent: “Ne, bu kadarcık bir şey miydi? Uygundur.”

Medium: “Eeh?”

Zaten Vincent’ın şimdiye dek eş almamış olması, az önce sözü edilen planını gerçekleştirirken gereksiz dertlerden kurtulmak içindi.

O plan çökecekse buna fazla takılıp kalmaya gerek yoktu.

İmparatorluk Seçim Töreni’ne de el atmak gerektiğini hissediyordu.

Bu yüzden Vincent da Volakiya İmparatoru olarak yerine getirmesi gereken yükümlülükle yüzleşecekti, o kadar.

Böyle cevap veren Vincent karşısında Flop rahat bir nefes aldı.

Ve――

Medium: “Eeh?”

Böylece konunun dışında bırakılan tek kişi olan Medium, başını bir o yana bir bu yana eğip durdu.

#Eveeet, bir aylık aradan sonra geri döndük. Fark ettiyseniz yine çevirmen değiştirdik. Önceden bölümleri kontrol ediyordum, şimdi de çeviriyorum diyeyim. “Bir sıkıntı çıkmazsa” da artık bölümler daha sık gelecektir diye umuyorum.

#Bölüme gelirsek Balleroy gerçekten merak uyandırıcı bir karakter. Niye Medium’la Flop bu kadar önemsiyor, kimdir, nedir, kimin nesidir ileride öğreneceğiz diye umuyorum ve Medium ile Abel’e mutluluklar dileyerek sonraki bölüme geçiyorum!

Önceki Sonraki
5 2 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
4 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Bertiel
Yönetici
11 Ekim 2026 20:23

Çeviri için tebrikler! :mutlu:

Ratbenha
Üye
11 Ekim 2026 22:13

Bölümlerin daha hızlı geleceğini öğrenmek sevindirdi ara ara buraya gelip kontrol ediyorum elinize sağlık

YukselGuner
Üye
11 Ekim 2026 22:35

Sağ bolun

edet
Üye
12 Ekim 2026 03:59

Aa bölüm. Çeviri için teşekkürler :slup: hg New çevirmen

Son düzenleme 2 gün önce by edet