Bölümün ortalama okuma süresi 21 dakikadır. İyi okumalar dileriz.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤ
Çevirmen: Bertiel
Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, Kyooko, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus
ㅤㅤㅤㅤ
Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!
Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!
ㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――“Dev Göz” İzmail, Tepegöz Kabilesi’nin yiğit bir savaşçısı, klanının umuduydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yiğit yüzünün tam ortasında dev mavi bir göz, bakışlarını hiç tereddüt etmeksizin istikbale dikmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Adından da anlaşılacağı üzere, Tepegöz Kabilesi tek bir gözden fazlasına sahip olamayan bir ırktı. Çoğu ırkın bir çift gözle doğduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, tek bir gözün hayatta kalma açısından neredeyse hiçbir avantajı olamazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu bağlamda, Tepegöz Kabilesi hayatta kalma becerisi yetersiz, zavallı bir ırk mıydı?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Kesinlikle, bu inkâr edilebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tek bir göz küresine sahip olan Tepegöz Kabilesi için, tek gözün yokluğuyla azalan hayatta kalma becerilerinin zayıflığına karşın, o tek göz küresinin pek çok özelliği vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Diğer ırklara nazaran çok daha uzağı görebilen bir görme yetisinin yanı sıra, kişiden kişiye değişmekle beraber, mana veya ısının yoğunluğunu da anlayabilenler ya da hareket algılamada anormal derecede üstün olanlar vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kem Göz Kabilesi de kendine has özelliklere sahip gözleri olan bir başka ırk olsa da eşsiz yeteneklerine karşılık, genellikle zayıf bedenlerle doğan bu ırktan farklı olarak Tepegöz Kabilesi fiziksel olarak da güçlüydü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yani bir anlamda “Göz” savaştaki diğer tüm yeteneklerden daha üstündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gündelik hayatta, insanın görebileceklerinden elde edebileceği bilgi miktarı algının büyük bir kısmını oluştururken, bunun hayatta kalmaya doğrudan bağlı olduğu harp alanında daha da belirgin hâle geldiğini söylemeye gerek yok.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu bağlamda, Tepegöz Kabilesi mükemmel savaşçılar yaratmak için gerekli donanımlara sahip üstün bir ırk olarak adlandırılabilir.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Esas konumuza dönecek olursak “Dev Göz” İzmail’den bahsedelim.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Henüz yirmi bir yaşlarında olan İzmail, eğitimli bedeniyle muazzam savaş baltasını kullanabilen bir savaşçıydı. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, yüzünün tam ortasında göz kırpan tek bir mavi gözü, hem Tepegöz Kabilesi mensuplarının mükemmelliğinden hem de diğer kabile mensuplarının tehditkâr havasından dolayı tir tir titrediği bir şey hâline gelmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tepegöz Kabilesi’nin güzellik anlayışına göre gözün şekli ve iriliğinin yanı sıra, gözün rengi ve parlaklığı da pek çok puanlamaya tâbi tutuluyordu ancak İzmail’in gözü her açıdan son derece birinci sınıftı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Doğar doğmaz iri mavi gözüyle sıradanlardan farklı bir yol çizeceği düşünülerek küçük yaştan itibaren “Dev Göz” lakabıyla anılan İzmail, kabilesinin tüm umutlarını da yeşerten bir çocuktu, büyüyüp genç bir delikanlı olurken, aynı zamanda da bir savaşçı oluvermişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kendisinden daha uzun bir savaş baltası kullanan “Dev Göz”, harp meydanında tozu dumana katardı―― Vollachia İmparatorluğu’nda savaşların patlak verdiği bir çağda yaşıyor olsaydı bu lakap sadece klanında değil, tüm ülke çapında ünlenirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gelgelelim, devir onun büyüyüp adam olmasını bekleyememişti, o da rehavete kapılarak durgunluk ve rahatlama ortamına giriverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birçok kişi İzmail’in bu talihsizliğine lanet okuyordu. Yine de kaderi onu yüzüstü bırakmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Doğu’da patlak veren isyan alevleri çok geçmeden tüm Vollachia’ya yayılarak, savaşma olanağından yoksun İzmail’i de harp meydanına çağırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Savaşma şansım oldukça――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu savaş baltasıyla savaşta kimsenin yapamayacağı işler başaracağım.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu İzmail’in en büyük gururuydu, klandaki herkesin sorgusuz sualsiz inandığı gelecek vizyonuydu. İmparatorlukta, askerî yeteneklerin zirvesindekiler Dokuz İlahi General adıyla bilinen kişilerdi ancak bu kişilere bahşedilen şansın aynıları kendisine de bahşedilmiş olsaydı hepsini hayrete düşürebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle “Dev Göz” İzmail İmparator’un mutlaka devrilmesi gerektiğini haykırdığında, kabilesindeki tek bir kişi bile buna karşı çıkmamış ve siyah saçlı çocuğun bulunmasına katkıda bulunmuşlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Nasıl ki isyanın ayak sesleri tüm İmparatorluğa yayıldıysa siyah saçlı Veliaht Prens’in varlığı da aynı şekilde yayılmıştı―― Mesele onun gerçekten var olup olmaması değil, ortada meşru bir iddianın olmasıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Basitçe söylemek gerekirse siyah saçlı bir çocuğa sahip olmaları, Vollachia İmparatorluğu’nda başlayan büyük isyana katılmak için yeterliydi ve bu fırsatı fark edemeyenler o anda katıldıkları haklı davayı baltalamış oluyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu durumu sessizce izleyenler, üstünlük mücadelesine dışarıdan bakıp seyredenler, İmparatorluğun geleneklerine karşı geliyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――İmparatorluk halkı güçlü olmalıdır.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, o günden bu yana İmparatorluğun dört bir yanına, hatta başkentle bağlantısı bile olmayan insanlara dahi yayılmış bir ilkeydi. Bu ilkeyi anlayamayanlar ne bu büyük isyana katılmaya ne de ardından İmparatorlukta yaşamaya hak kazanmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail emellerine kavuştuğunda hepsinin kökünü kazıyıp daha güçlü bir ulus yaratacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu amaçla da――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――Bu Vollachia İmparatorluğunda hüküm sürecek kişi benim!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ayaklarının uçlarıyla devasa taş surun dibine basıp havalandığında, İzmail’in bedeni göklere yükseldi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dışarıdakiler için muhtemelen yıkılmaz olduğu sanılan, içeridekiler içinse hiçbir surette düşmanın aşamayacağı bir surun üzerinden kolayca geçip ayaklarını surun üzerine dayadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Surların tepesine inen İzmail’i görünce yaylarını çekmiş olan askerler paniğe kapılıp bellerindeki kılıçları çekmeye çalışsalar da çok yavaş davranmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “İmparatorluğun askerleri için ne kadar utanç verici!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sırtında taşıdığı savaş baltasının kabzasını kavramasıyla da sağ kolundaki kaslar şişiverdi ve ardından bir flaş patladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Havaya savrulan devasa balta hiç ses çıkarmadan havada süzülürken önüne çıkan beş askerin üst bedenleri de aynı anda tuzla buz oldu. Bellerinden yukarısını kaybedenlerin alt bedenleri ağırca yere yığılıp kaldı, oluk oluk kan boşalırken çevresindeki askerler de feryat edip bağırmaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kulak zarları, bu insanların yoğun bir endişe ve yeterli bir korkuyla kaplı olduklarını sezince…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Yazık.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tetikte ve endişeli savaşçılardan ziyade, korkaklıklarına yenik düşenler fazlasıyla hayal kırıklığı yaratıyordu. İzmail mavi gözünü bir kez kırparak gördüğü dünyayı değiştiriverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O anda capcanlı renklerle sarılı dünyasından parlak renklerin silinip gittiğini ve görüş alanının koyu renklerle kaplandığını gördü. ――Yo, sadece koyu renkler de değil. Karanlığın içerisinden kırmızı, sarı ve de mavi ışıltılar belirdi. Bunlar canlıların taşıdığı duygulardı, onları birer renk olarak algılamak da İzmail’in gözüne has bir özellikti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözünün gücüyle İzmail, düşmanın savaşma isteğine sahip olup olmadığını, ne tür becerilerde ustalaştığını ve bir savaşçı olarak geçmişine dair bir fikir edinebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözünün eleyip seçtiği renklere ait görüş alanıyla beraber, İzmail düşmanlarını seçti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yani――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Yok olun ey korkaklar!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İleriye doğru hamle yapan savaş baltası; mavi ışıltıyla parlayan, zihinleri harp meydanından çoktan kopmuş, önceliklerini kendilerini korumaya veren bu vasat insanlara doğru savruldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kendisine sırtını çevirenleri biçerek, koşup kaçmaya çalışan bacakları yok sayarak, canını kurtarmak için yalvaranların yüzlerini paramparça ederek surun tepesine ölüm ve kan yağdırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve işte böylece öfkeleniyor, mavi ışıltıların birbiri ardına arttığını gördükçe de hayal kırıklıkları daha da büyüyüp yoğunlaşıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Bu nasıl bir saçmalıktır? Burası İmparatorluk Başkenti, Vollachia İmparatorluğunun Yüce İmparatorunun bölgesi!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Savaş baltasını surların iç tarafına doğru çeviren İzmail, surun tepesinden öfkesini kusuyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Uzaklarda, hiç kimsenin yenemediği güçlü bir ulusun sembolü olan Vollachia İmparatorluğu’nun merkezindeki, dünyanın en güzel kalesi olarak kabul edilen Kristal Saray görülebiliyordu ve İzmail birkaç dakikadan daha kısa bir sürede oraya ulaşabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kristal Saray’a dalacak, orada dizilen askerleri yenip tahtta oturan İmparator’un kellesini alacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail’in istediği şey de buydu. Ancak bu――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Böylesine korkak askerlere zulmederek kazanılabilecek kadar ucuz bir şeref değil ki bu!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İnançlarına yapılan ihaneti hisseden İzmail’in öfkeli sesi âdeta bir yakarış gibiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yine de titizlikle işlenmiş savaş baltası tam olarak düşmanın hayatını hedef alıyordu, her adımında hayatları yok ediyor, “Dev Göz”ün içindeki hayal kırıklığı daha da şiddetleniyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail’in ardından aynı Tepegöz Kabilesi’nin savaşçıları peş peşe surların tepesine ulaştı. Onlar da silahlarıyla kaçan askerleri kovalayıp, yere serip canlarını aldılar.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla gurur duymak istemişti. Tepegöz Kabilesi’nin artık burada olduğunu herkese göstermek istiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Ama rakibimiz sizseniz böyle bir şey olmaz ki…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “D-Dur! Lütfen!..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail’in kederli bakışlarının hedefi olan adam yere kapaklandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Savaşçılardan kaçıp uzaklaşan ve en tehlikeli kişinin önüne düşen adam, İzmail’i yüzünde küçümseyici bir ifadeyle görünce titrek bir sesle “Aah!” diye inledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her iki elini de uzatarak kıçının üzerinde geri geri kaçarken bir yandan da isteksizce İzmail’e başını iki yana salladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asker: “Öldürme beni! Ölmek istemiyorum, istemiyorum!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――Kes artık. Bu kadar onursuz biçimde daha fazla yaşama.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asker: “Ah, aaaaa!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Yeter artık.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Askerin bu zavallı ve acınası tavrı karşısında İzmail’in yüzü buruşuverdi. Artık daha fazla şey duyamayacak kadar mide bulantısıyla dolduğunda, elindeki savaş baltasını havaya kaldırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kana bulanarak parlayan balta ışıldarken askerin gözleri çaresizlikle boyandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Madem bir savaşçısın, bari sana yaraşır bir son sunayım――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asker: “Y-Yanılıyorsun! Ben bir savaşçı da değilim! Asker hiç değilim!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Ne?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Savaş baltasını aşağı doğru savururken, rakibinin hayatını kafatasıyla beraber yarmak üzereyken eli havada durdu. Balta bir hışırtıyla başındaki deriye değmeden durdu, adam da buna karşın gevşeyerek bir “Oh” çekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yine de bu, onun hayatını bir hevesle bağışladığından falan değildi. Az önce yaptığı kısa açıklama, onu durduran şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Asker değilim, derken ne demek istedin? Şu anda tam donanımlı bir asker gibisin.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asker: “Bana zorla giydirdiler! Bunu giyip, başını kaldır ve savaş! Dediler, bunu yaparsam da…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Yaparsan?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Asker: “Affedilecekmişim! Salıverecekler beni, ben de sonunda hapishaneden kurtulacaktım…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözlerini çaresiz adamın yüzüne dikip baktı. Adamın solgun ve soğuk cildinde yalanın izi yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yalan söyleyip size komplo kurmaya kalkışan birinin karşısında belli bir titreme oluşurdu. İzmail’in bu işin inceliklerini gözden kaçırmayan gözü herhangi bir aldatmacaya rastlamadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Mümkün değil.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Az önce gördüklerini sindiren İzmail surun tepesinden etrafına bakındı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Duvara tırmanmış olan Tepegöz Kabilesi tarafından takip edilen İmparatorluk Askerleri duvarın tepesinde perişan bir hale düşmüşlerdi―― Hepsinin de gözlerini yummak isteyeceği bir korkaklıkları vardı ama ne kadar direnseler de bu asla kâfi değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluk Başkentine taarruz ederken, garnizonun mızraklı askerleri bile, daha iyi mücadele vermişlerdi. İzmail, Başkent’in savunmasından sorumlu düzenli askerlerin bu hâlde olmasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Acaba onlar düzenli askerler değil de, kendilerine teçhizat temin edilmiş olan suçlular mıydı?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet öyleyse ne amaçla――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail biraz kafa yorduktan sonra cevabı birdenbire fark ediverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aklından geçenler doğruysa, şu anda surların tepesinde bulunanlar sadece liderliğini üstlendiği Tepegöz Kabilesi’nin savaşçılarıyla onların savaştığı suçlulardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başka bir deyişle――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Tümünü tek hamlede kül et.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Öfkeli haykırışlar ve çığlıklarla yankılanan gökyüzünün ortasında birdenbire sessiz bir ses çınladı, İzmail’in kulak zarlarında.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İşitilmemesi gereken sesin düzeyi, hatta işitilmiş olması bile tüm bedenini alarma geçirmişti. Harp meydanında eşine az rastlanır bir fenomendi, hatta güçlü bir varlığın sesiyle dahi gücün açığa çıkabileceği bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ciddiyetten yoksun gibi gözüken biraz da aptalca bir ses “Dev Göz”ün kulaklarına ulaştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Büyük tek gözünü aralayan İzmail, İmparatorluk Başkentinin gökyüzüne baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Binaların düzenli bir şekilde sıralandığı, sağlam duvarlarla korunan şehrin surlarının içinde, kahverengi tenli bir kadın, bacakları âdeta ateşe dönüşmüş bir hâlde gökyüzünde süzülüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tek gözünü bir göz bandıyla kapatmış olan kadın, kan kırmızısı gözlerini adama doğru çevirdi ve kadın――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “RAAAAAĞĞHHH!――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail kadını görür görmez bir savaş çığlığı atıp surlardan destek alarak havalandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kocaman savaş baltasını savurarak öfkeyle gökyüzündeki kadının üzerine çullandı. Bu öylesine güçlü bir darbeydi ki, hayati bir noktaya isabet etmese bile, vücudunun yalnızca bir kısmını sıyırsa bile, tüm vücuduna acı dolu bir darbe indirecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Vücudundaki her hücre, tüm var gücüyle bir vuruş yapması gerektiğini, duvarın üzerindeki korkak rakibine yaptığından çok daha farklı bir vuruş yapması gerektiğini ve bunu yapmadan kazanamayacağını haykırıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiç vakit kaybetmeden silahını gökyüzünde süzülen kadının incecik bedenine sapladı――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Kaybol.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kadının tek kelimelik sözünün ardından bir ışık İzmail’in tüm dünyasını sararak görüşünü beyaza boyadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Kağh… ıh… hağh… hık…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Öksürdü ve tüm vücudunda bir yanma hissiyle acı çekerken doğrulmaya çalıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Boğazı alev alev yanıyordu ve elini hızla boğazına götürdüğünde yırtık dökük, kömürleşmiş derisiyle parmakları dökülmeye başladı. Verdiği hasarı gördüğünde, hayatta kalmasının bir mucize olduğunu fark etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Yo, bu hiç de mucize değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O anda, yaklaşan alevlerden kendini korumak için savaş baltasını kalkan olarak kullanmıştı. Bu bile, yoluna çıkan her şey ama her şeyi kül edecekmiş gibi hissettiren kavurucu sıcaklık yüzünden mümkün olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak İzmail, muhtemelen hayatta kalmayı zar zor başaran tek kişinin kendisi olduğunu da anlamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tir tir titreyen göz kapağını zorla aralayıp yukarı baktığında, İmparatorluk Başkentinin surlarının kıpkırmızı kızgın alevlerle parladığını ve acımasızca savaşan Tepegöz Kabilesi savaşçılarının yanı sıra silahlandırılmış suçluların da bir anda yanıp kül olduğunu gördü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiç şüphe yok ki çoğu ne olduğunu bile anlamadan alevler tarafından yutulmuştu. Ya da belki de ne olduğunu anlamış olanların, karşılık verebilenlerin acıları uzadıkça uzadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Istırap çekiyorken, hâlâ hayatta kalan tek kişiyken bu ölüm zalimce bir ölümdü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hepsinden daha zalimi de…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Ne, hâlâ hayatta kalanlar mı var? İyi bir şansın varmış… yo, yoksa kötü mü demeliyim? Sen kesin kötü bir adamsın.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yanan bitkilerin ve insan etlerinin yaydığı kokunun ortasında, kül ve isle kaplanmış zemine basan yalnız bir adam belirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Omzunda baltasıyla yürüyen adam başını eğip yanmış arazideki İzmail’e baktı. Adamın korkunç, soğuk ve kavurucu gözlerine bakan İzmail bir içgüdüyle doldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Suçluları surlara yerleştirip İzmail’le, hatta onlarla savaşan diğerleriyle beraber yakan bu adam, bu acımasız stratejiyi yürüten kişiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “S-Sen… herkesi…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Saçmalama, onları yakan kişi ben değilim. Böylesine uçuk bir şeyi yapmam. Bu işi becerebilen bir canavar yaptı. Kin tutacaksan da ona karşı tut.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail adamın ses tonunu duyduğunda nefesini tutmuştu, ne alaycı ne de espriliydi ama sanki yürekten buna inanıyormuş gibiydi. Ardından hızla tek gözünün görüşünü değiştirip adamın içini görebilmek için yoğunlaştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak İzmail ardından hayrete düştü. ――Maviydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Güçlü bir savaşçı ruhuna sahip olanlar kırmızı, yüksek derecede gerginlik ve endişe duyanlar sarı, paniğe ya da korkuya kapılarak savaşa sırtını çevirenlerse mavi renkte olurlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail ve diğerlerini başarıyla tuzağa düşürüp toplamayı başarmış olmasına rağmen maviydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu adam savaşçı bile değildi. Hatta korkağın teki bile değildi. O çok daha dehşet verici bir varlıktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “Yaşamana izin veremem!――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gerçekten de İzmail, hem sezgilerinin hem de tek gözüyle gördüğü dünyanın verdiği güçle yerinden fırladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Üzerine yağdırılan alevler iç organlarını yakıp kavururken, sol kolu da omzundan başlayarak tamamen alevler içerisinde kalmıştı. Tüm vücuduna yayılan yaralardan dolayı hareket kabiliyeti en iyi durumda olmasına kıyasla daha yavaştı. Yine de, yanı başında yatan eriyip şekilsizleşmiş savaş baltası bile rakibini öldürmek için yeterliydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tüm gücüyle savaş baltasını doğrudan adama doğru savururken, yanık kolunun çatırtısını ve etinin parçalanışını işitti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Seni hayatta tutamayacağımıza ben de katılıyorum. Üstelik bu epeydir aklımı kurcalıyordu ama…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――Hık!?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Tek gözlü bir adamın bu denli güçlü olmasına imkân yok.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hücuma geçen İzmail’in bakışları altında adam belinden çıkardığı küçük bir paketi fırlatıverdi. Havadayken paket açılıp içindeki siyah barut saçıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İçinde bir nevi baharat bulunuyordu ve sis bombası gibi kullanılmasını engellemenin hiçbir yolu da yoktu. Savaş baltasını kavramakta olan sağ kolu bundan kaçamadı ve eksik olan sol kolundan bahsetmeye bile gerek yoktu ve sonuç olarak görüşü siyah barut tarafından kör edilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
“Guh” diye bir homurtu çıkararak, savaş baltasıyla yaptığı saldırısını yarıda kesip geri çekildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tepegöz Kabilesi’ndekiler her ne kadar mükemmel bir görme yetisine sahip olsalar da onun bu zayıflığından güzelce faydalanılmıştı. Yine de onlar hafife alınamazdı. Tepegözlerin gözlerini hedef almak sıklıkla yapılan bir şeydi, bu yüzden de karşı önlemler de almışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tepegöz Kabilesi’nin iri gözleri anında büyük miktarda gözyaşı salgılayabiliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail: “――Oh.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İzmail gözyaşı salgılaması için gözyaşı bezlerini uyarsa da gözlerini bir daha açamadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hemen ardından, Büyülü Kaya Topu’ndan fırlayan bir gülle gözlerini kapatmış olan İzmail’e isabet ederek “Dev gözü”nü tamamen yok etmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd, Tepegöz Kabilesi’nin gözlerinin önünde top gülleleriyle paramparça edilmesine karşın iç çekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onlar için titizlikle hazırladığı tuzak sayesinde fazla zorlanmadan işlerini bitirmişti. Ama başlangıçta adil bir şekilde dövüşmeyi deneseydi kazanma ihtimalinin olup olmadığından emin değildi, o tam da böyle bir uzmandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Sigorta mutlaka sahip olunması gereken bir şey.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Uçup parçalanan Tepegöz Kabilesi’nin cesetlerine ve ortalığı yıkıp geçen güllelerin yarattığı yıkıntılara bakarken, Todd sıkıca sıktığı yumruğunu gökyüzüne kaldırarak surlardaki topçulara atışa devam etmelerine gerek olmadığını bildirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Düşmanın öncü birliklerinin surlara çıkmasını sağlayıp, önlerine de ölümlerinin tamamen anlamsız olan kuklaları koyarak düşmanı surlarda oyalayacağız. Ardından muazzam bir ateş gücüyle düşmanı cayır cayır yakacağız, Gerçekten de basit bir stratejiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak hızlıca sonuç almıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Çoğu zaman, kendilerine güvenen kimseler düşman hatlarını ilk yarıp ilerleyen mızraklar olur.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun gibi çok sayıda insanın yer aldığı savaşlar söz konusu olduğunda; öncüler, daha doğrusu zafer arzusuyla yanıp tutuşanlar, savaşta öncü saldırının ne denli önemli olduğunu çok iyi anlamışlardır.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mesela, rakibin kim olduğu fark etmeksizin itiş hamleleri işe yararsa daha sonra can sıkıcı olabilirlerdi. Öncüleri durdurmak iki bakımdan da gerekliydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
(Ç.N: Öncü kelimesi (先鋒) aynı zamanda mızrak anlamına gelen bir kanji de içerir, dolayısıyla hem öncünün hücumunu hem de mızrağın metaforik olarak ileri itilişini ima etmektedir.)
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Pekâlâ, rakibin ilk taarruzunu püskürttük ama bundan sonra ne yapmayı düşünüyorlar?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her ne kadar son derece güçlü olan Tepegöz Kabilesi’ni yenmiş olsalar da, İmparator Ekselansları’nı öldürmeyi denemeye cesaret edeceklerin sayısı hiç de az değildi. Bu, İmparatorluğun dört bir yanından toplanıp gelen savaşçı kabilelerin gövde gösterisiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tepegöz Kabilesi’nin yanı sıra; uzuv ve göz sayısı, vücut parçalarının büyüklükleri, tenlerinin ve kanlarının rengi, konuştukları diller açısından farklılıklar gösterenlerle de nasıl başa çıkılacağını düşünmek bile, başlı başına zahmetli bir işti, bir de dağlar kadar insana karşı hazırlık yapıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Rakip ne kadar çok acayip kabileyle bir araya gelirse gelsin, ciddi bir etki yaratacaklarını sanmıyorum. Her hâlükârda…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd bunları mırıldanırken, Arakiya da tüm vücudu girdap gibi dönen bir rüzgâra bürünmüş hâlde tepesinde uçuyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tepegöz Kabilesi’nin hücumu, eşzamanlı saldırılarla devam edecek olmalıydı ama bu fırsatı kaçırmış olanlara da hücum etmek istiyordu. Üstelik şehri çevreleyen yıldız şeklindeki surların kalelerinde, Todd’un grubunun sorumlu olduğu yerden ayrı olarak dört noktada, bu bölgelerden sorumlu muhafızlar taarruza geçmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Mor dikenleriyle kudurmuşçasına hücum ederek ilerlemeye çalışan yarı-insan, yarı-at Centaurluların büyük ordusunu biçti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Aşırı büyüklükteki Uçan Kanatlı Bıçak gökyüzünü yırtıp geçti ve vücutlarının bir kısmını silah olarak kullanan Silahlıları lime lime etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Zeminden fırlayan taş golemlerin yumrukları, uçamayan kanatları olan zavallı Kanatlıları yere serdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Katliam sanatında ustalaşmış bir grup sapkın, her birinin alnında ışıldayan bir taş bulunan Işıldayanları da topluca katletti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Canavarlar da işin içindeyse o hâlde, safımız için epey iyi bir karşılaşma olacaktır.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Doğayla bütünleşip Tepegöz Kabilesi’ni âdeta tek nefeste, parlak kızıl alevlerle yakıp küle çevirmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluk Başkenti Lupugana’yı koruyan surların kalelerinde birbirine denk güçte beş canavar duruyordu. Beş kalede beş canavar bulunurken, tek bildikleri şey coşkuyla bağırıp, hırslarla dolu hayallere sahip olan isyancıların gücü acaba bunu aşmaya yetebilir miydi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Her hâlükârda, ben olsam, benden böyle bir şey istense bile kesinlikle reddederdim. Her şeye rağmen…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Surlara ulaşmalarını engellemek için bir plandan, yaklaşanları nasıl öldüreceklerine dair bir plandan, öldüremediklerini de nasıl öldüreceklerine dair bir plandan ve kaçmaya imkân verecek bir plandan söz edilebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
En iyi senaryo son plana kadar ilerlememeleriydi ama bir savaşın gidişatını önceden öngörmek de zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
En başta, isyancıların İmparatorluk Başkentine bu denli yaklaşmış olmaları ve hatta bu tür bir savaşın bile başlamış olması, Todd’un savaş başlamadan önce hayal ettiklerinin de ötesindeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Bu olay yüzünden İmparatorluk Başkenti’ne dönmüş olmama rağmen Katya’yla bir türlü görüşemedim… Tatmin olmanız için Katya’yla olan görüşmeme daha ne kadar mâni olmanız gerekecek ki?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, herhangi birine ya da birilerine karşı dile getirebileceği bir serzeniş değildi, illaki dile getirecekse de bu serzeniş dünyanın kendisine karşı olurdu, işte bu nedenle Todd bunu söylerken bir yandan da ölüm saçan kokularla kaplı göğe bakıp, yanıp kül olmuş tarlanın toprağını tekmeliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Çok fazla, çok ama çok daha fazla, çok fazla insan ölecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Acaba kararlı bir adamın elindeki silahlarını indirmesi için daha kaç insanın daha ölmesi gerekiyordu ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Todd: “Bu kadarı da fazla ama, seni savaş manyağı ucube.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Ne yazık ki sizler haddinizi çoktan aştınız! Daha fazla ilerlemenize izin vermeyeceğim!!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Surların tepesinde heybetli duruşuyla, tüm vücudunda peristaltizme neden olurken her iki kolunu da genişçe açtı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun hemen ardından, İkinci Sınıf General Kafma Irulux’un vücudundaki iç organlar titreşerek, kollarından muazzam bir güçle mor dikenler fırladı ve arazide dörtnala koşan Centaurluların üzerlerine doğru uçtular―― üst gövdeleri insana, alt gövdeleriyse ata has özelliklere sahip olan bu canlıların ayak tabanları biçilip, gövdeleri delinerek kaskatı toprağa gömüldüler.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Diken saldırılarından kaçan cesur savaşçılar surlara daha da yaklaşıp mızraklarını savurarak fırlattılar.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir atın bacak gücüyle dinçliği üst gövdelerine yansımıştı ve fırlatılan mızrakların gücü de Büyülü Kaya Topu’nunkinden hiç de geri kalır değildi. Yeterli sayıda top temin etmek için muazzam miktarda para gerektiren Büyülü Kaya Toplarının aksine, Centaurluların mızrakları ve biraz da atış menzilleri olduğu sürece, attıkları mızrakların yıkıcı gücü fazlasıyla yeterliydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, İmparatorluk Başkentini çevreleyen savunma surlarıydı. Toprak’ın İlahi Korumasıyla kaplı olduğu için sıradan saldırılar karşısında yıkılmazdı ama bu güçte yüzlerce mızrak tarafından vurulursa bir miktar hasar alabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “Koruduğum kaleyi seçmeniz tamamen sizin talihsizliğiniz.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma böyle ilan ederek, dikenlerini salıveren kollarını ardına kadar açtı. Bu harekete uygun olacak şekilde, dikenler savaş alanını yanlamasına biçerek tepetaklak olan Centaurlu savaşçılara son darbeyi indirecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak dikenlerin peşini mızraklar ve onları fırlatan yiğitler bırakmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle de Kafma dikenleri değil de içine girmiş olan başka bir “böceği” çağırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “――Hık!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kemiklerin acıyla çatırdadığı bir ses yükseldi, Kafma’nın hafif zırh giyen göğsü içeriden patlayarak açılıverdi. Beyaz kaburgaları vücudunun içinden dışarıya doğru açılarak sivri uçlarını titreyerek aşağısına doğru yöneltti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Centaurluların yiğitleri dörtnala ileri atılıp Kafma’nın açık göğsündeki kaburga kemiklerini hedef aldılar ve olabilecek her türlü şeye karşı kendilerini hazırladılar.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne var ki hazırlansalar bile bunun bir faydası olmayacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Hemen ardından Kafma’nın tüm vücudu şiddetle geri tepti ve geri tepmeyle beraber upuzun vücudu geriye doğru savruldu. Sıkıca yere basan topukları surları delip geçerken, Kafma acıya dayanmaya çalışarak önüne baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hemen altında, Kafma’nın kaburgalarını hedef alan cephe hattı tamamıyla oyulmuş, ilerlemekte olan tüm Centaurluları yutarak yok etmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu da dikenler gibi, aynı anda çok sayıda düşmanı alt etmeye uygun yeni bir “böcekti”―― Gerekli bir senaryoda bir kez daha pupa evresinde kalacağı için tedirgindi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “…Ama tam da zamanında başardım. Ben burada oldukça, İmparatorluk Başkentinin surlarından bile geçemeyeceksiniz.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Centaurluları yok eden gövdesine sertçe vurarak açık göğsünün tekrar kapanmasını sağladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yeni “böcek” güçlüydü ama yarattığı tepki de bir o kadar büyüktü. Zihninin ve vücudunun gücünü tamamıyla alıp yok edebilen iki ucu da keskin bir kılıç gibiydi ve seri bir şekilde kullanılmaması gerekiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla beraber, böylesi bir beladan medet ummak pahasına da olsa, buna yeltenmenin bir faydası da vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “Sizi aşağılık isyankârlar, Ekselanslarının yetenekleriyle yarattığı barışı düşüncesizce ayaklar altına almaktasınız.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir “General” olarak, İmparator Vincent Vollachia’nın hükümdarlığını yakından tanık olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Nadir bulunan ve sürekli hor görülen Böcek Kafesi Kabilesi’nden biri olarak, İmparator Vincent Vollachia’nın yarattığı dünyada yaşamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma Irulux olarak tanınan birisi olarak, İmparator Vincent Vollachia’nın ne kadar büyük başarılara imza attığını kendi gözleriyle görmüştü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne amaçla olursa olsun, hangi kılıç Vincent Vollachia’ya çevrilebilirdi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluktaki dengeleri değiştirmeye çalışan ve hatta hâlâ da değiştirmekte olan bir adamın hükümranlığına başka kim rakip olabilirdi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu yüzden de――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “Sizin gibilerin İmparator Ekselanslarının huzuruna çıkmasına izin veremem.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Yoo, baya’ sağlam bi’ kararlılığın var, de’ mi? Hoşuma gitmedi desem yalan olur şimdi.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hem dikenlerin hem de beyaz bombardımanın arasından sıyrılan bir figür tarladan fırlayarak surlara doğru sıçradı. Kafma kısa boylu rakibine bakarken çekik gözlerini kısmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gençti, yeni biriydi ve Centaurlu yiğitlerin ulaşamadığı yere ulaşabilecek kadar da maharetliydi. ――Basitçe söylemek gerekirse çetin cevizdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
En başından beri, işin kolayına kaçmakta iyi değildi. İşi ağırdan almakta ya da oyun oynamakta da pek iyi değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Kafma, bu rakibin karşısında bir gram bile taviz vermeyeceğini anlamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “Vollachia İmparatorluğu’nun İkinci Sınıf Generali, Kafma Irulux.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylece kendini tanıtan Kafma’nın sırtından çıkarak, giydiği pelerini delip geçen altı şeffaf kanat belirdi. Savaş hazırlığını gördüğünde ――Hayır savaş hazırlığından öte, onun kendini takdim etme şekli olarak algıladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Savaşçıların başka bir savaşçıyla çarpışacakları zaman, isimlerini takdim etmeleri usuldendi. Kuşkusuz, muharebe meydanında işleri bu şekilde yürütmeyen çok sayıda kişi de vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: “――Garfiel.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kafma: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Garfiel: “Muhteşem benliğimin ‘Muhteşem Kaplan’ı Garfiel Tinzel. ――Doğrusu, muhteşem benliğim ismimi vermemem gerektiğini söylese de, bazen seçme şansımız da olmaz de’ mi.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla beraber yüzünde vahşi bir gülümsemeyle Garfiel, kollarındaki iki muhteşem eldivenini göğsünün önünde bir araya getirerek bir çalgının çıkarabileceği bir ses çıkardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluk Başkentinin surlarını korumakla görevlendirilen Kafma, ne kadar uzun sürerse sürsün sonuna kadar dayanmaya hazırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Savaşın daha ilk gününde ortaya çıkan bu hayati çarpışmanın değerini, İmparatorluğun İkinci Sınıf Generalleri arasındaki en güçlü adam hiç de yanlış değerlendirmemişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
#Resimdeki yazıları silmeye uğraşmak istemedim, bölüm baya gecikecekti uğraşsaydım belki ileride düzeltirim. Başkentteki ilk savaşlar bu bölümle birlikte başlamış oldu. Bakalım sonraki bölümlerde savaşın seyri ne olacak? Devam edelim!
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

çeviri için teşekkürler ellerinize sağlık
ellerine sağlık admin çok güzel çeviri olmuş
discordun baglantı süresi geçmiş discordu atabilirmisiniz?
https://discord.gg/zWNZCUhjva
Çeviri için teşekkürler ellerinize sağlık
İlerisi için spoiler:Subaru ölüyormuş
Hiç beklemiyordum
Elineze saglık
Elinize sağlık
Todd kendince haklı gibi de yine sevemiyorum
Güzel bir fight dönecek
Yeni sistem güzel olmuş yapanların eline sağlık
İyi okumalar dileriz!