Bölümün ortalama okuma süresi 27 dakikadır. İyi okumalar dileriz.

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤ
Çevirmen: Bertiel
Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, Kyooko, Nurullqhx, Atakan Soner
ㅤㅤㅤㅤ
Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!
Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!
ㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Son birkaç gündür malikânenin içinde epey kasvetli bir hava yayıldı, sen de hissediyor musun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem havadaki gerginlik hissiyle usulca mırıldandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dışarıdan esen kupkuru hava ve serin rüzgârlar, savaş alanında dalgalanan belli belirsiz insan endişesi ve huzursuzluğuyla harmanlanmış gibiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kısa bir süreliğine de olsa Rem birkaç kez harp meydanında bulunmanın ne demek olduğunu kabaca tecrübe etmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet insan bu duygulara kapılırsa üzerinde hissettiği gerilim gün geçtikçe artarak, çöküşünü beklemeye başlardı. Malikâneyi koruyan askerler bile yavaş yavaş metanetlerini yitiriyor gibi görünüyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Muhtemelen bu da içinde bulundukları şartların etkisinden kaynaklanıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “İsyancı ordusu üstünlüğü ele geçirmiş diye duydum… Şimdilerde İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde isyanlar patlak veriyor. İmparatorluk Ordusu sürekli bu isyanlarla uğraştığından dolayı bir türlü onlara aktif olarak karşılık da veremiyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İronik bir şekilde, bu isyancıların eşzamanlı olarak ayaklanmalarını başlatan şey, Rem ve diğer pek çok kişinin de tutsak edilmesine neden olan Guaral Kale Şehri’ndeki savaştı―― İmparatorluk Ordusu’nun, İlahi bir General’in bile seferber edildiği topyekûn taarruzu, karmakarışık isyancı ordu olmasına rağmen, kıl payı püskürtülmüştü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İsyancı ordunun―― başındaki Abel’in asıl İmparator olduğunu bilen Rem için bu, onlardan bahsetmek için kullandığı kafa karıştırıcı bir tabirdi ama direniş güçlerinin büyümeye devam ettiğini duymuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hatta Uçan Ejderha Generalinin önderliğindeki gaddar saldırıyı görkemli bir şekilde defeden yıkılmaz bir şehri öven bir dedikodu bile vardı, bu da umutsuz bir şekilde geri püskürtülen İmparatorluk Ordusundan korkulacak bir şeyin olmadığına olan inancı daha da güçlendiriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Belki de yalan söylemedikleri de eklenebilir ama…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu işin içinde olan biri olarak Rem’in bakış açısına göre, uçan ejderhaların komutanı Madelyn stratejik nedenlerle geri çekilmemişti ve bu kadar büyük ölçüde zarar görmüş bir şehrin galip geldiği sonucuna varmak tartışmalıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gerçi isyancı ordunun bakış açısına göre zafer yine de zafer sayılırdı ve amaçlarını yaymak için bu mükemmel fırsatı kaçırmak için de bir neden yoktu. Bu sayede, her taraftan isyancılar hızla büyüyen isyana katılmaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Stratejik olarak bunda garip bir şey yoktu. ――Gerçekten de garip bir şey yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aynı zamanda isyancıların morallerinin yüksek olmasının başka nedenleri de vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İsyancıların ayaklanmasının eşi benzeri görülmemiş başarısını açıklayan Kale Şehri’nin kıl payı zaferinin yanı sıra bir diğer neden de Kaos Alevi İblis Şehri’nin hükümdarı Birinci Sınıf General Yorna Mishigure’nin bu isyana katılmış olmasıdır.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Olağanüstü yetenekleriyle tanınan bu kaprisli Birinci Sınıf General’in saf değiştirmesi isyancıların ivme kazanmasına neden oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başından beri Abel’in ve beraberinde yol aldığı Natsuki Subaru’nun planı da bu yöndeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “…Sadece takip ediyor da olabilir, hatta hiç işe yaramamış olma ihtimali bile var.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu olayların ne kadarı Subaru tarafından organize edilmiştir ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Subaru’nun hiçbir işe yaramadığı ihtimalinden bahsettikten sonra, bu söylediklerinin ne kadar mantıksız olduğunu kabul etti. Varsayıma göre, hakikaten işe yaramazsa bunun tek nedeni Subaru’nun tüm kelimelerinin ve eylemlerinin engellenmesiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve Subaru’nun çenesini kapalı tutarak en ufak bir harekette bulunmayacağını hayal bile edemediğine göre, muhtemelen en azından bir şeyler başarmıştı. ――Hatta Birinci Sınıf bir General’in taraf değiştirmesini bile sağlayabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yine de muhtemelen gereğinden fazla düşünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “N’apmalıyım?..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İnkâr edilemez bir içgüdü ona bu soruyu yöneltti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İsyancılar aynı anda ayaklanıp İmparatorluğun dengelerini daha önce hiç olmadığı kadar sarsmaya başlamıştı. Kan ve çelik kokularıyla esen rüzgârlar İmparatorluk Başkentinde de esmeye başlamış, hatta Rem ve esir alınan diğerlerine kadar ulaşmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel bu sürecin böyle işleyeceğini ne ölçüde öngörmüştür ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Hatta baştaki doğrudan kendine yöneltilmiş düşmanlık bile onun hesaplamalarının bir parçası olabilir mi?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Muhtemelen isyanın nasıl yayılacağını ve sahte İmparatorun, isyancıların art arda patlak veren feryatlarının ardından ordularını İmparatorluk Başkentinde toplayacağını bile hesaplamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru bile Abel’in büyük planını gerçekleştirmek için bir piyon görevi görüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’ya muhtemelen en başından beri planın tüm detayları anlatılmamıştı. Neticede Subaru, Abel’in amaçları için kullanılacak bir piyondan başka bir şey değildi. ――Bunun sebebinin farkında olmadığından da değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böylesi bir aldatmacadan bihabermiş gibi davranacak kadar pişkindi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Böyle giderse Shudraq Halkı’nın köyünde patlak veren küçük isyan tüm İmparatorluğu sarıp sarmalayacak, ardından da tarih kitaplarına geçecek bir siyasi çalkantıya dönüşecek miydi?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet böyle olursa isyanın merkezinde yer alan Abel ve Subaru’dan gelecekte nasıl bahsedilecekti?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve tüm bunlar olurken, bu kadın tam olarak neyi başarmalıydı ki――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Hey.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ah…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Ne diye uzaklara dalıp gidiyorsun? B-Bunu yapmak isteyen kişi de sendin ki. Hakkıyla, evet, hakkıyla üstlen sorumluluğu ve gereğini sonuna kadar yap.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözlerle Rem, gözlerini fal taşı gibi açarak düşünceler içinde kaybolmuşken gerçekliğe geri dönüverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem ilk bakışta koyu kahverengi saçlarıyla oynayıp duran bir kadına ――Katya’ya dikkat kesildi. Karşısındaki makyaj masasının üzerindeki aynadan sert bir ifadeyle Rem’e dik dik bakıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dağınık saçları Rem’in parmak uçlarına dolanmıştı. Rem, Katya’nın saçlarını düzeltmenin tam ortasında olduğu için de bu çok doğal bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Üzgünüm. Bir şeyler aklıma takıldı da.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Anlatmana gerek yok, her zaman herkesin aklına takılan bir şey vardır, değil mi? Her konuyu bir bahaneymiş gibi anlatma.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “――Ah, yapmamalısın demiyorum ama.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Çok ileri gittiğini düşünen Katya beceriksizce kendini düzeltti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Özür dileyen Rem istemeden de olsa yavru bakışlı kızın tavrından memnuniyet duymaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya Aurélie―― Başbakan Berstetz’in malikânesinde esir tutulan bir kadındı, tıpkı Rem gibi ev hapsindeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yaralı Flop’u iyileştirmek için getirilip, endişeli Berstetz tarafından ev hapsine alınan Rem’in aksine Katya’nın burada bulunma sebebi biraz farklıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İçinde bulundukları koşulların ayrıntılarını birbirlerine anlatmış değillerdi ama tanışmalarına nazaran bu denli konuşabilmeleri bile birbirlerine oldukça ısındıkları anlamına geliyordu. Oysa Katya en ufak bir söze sinirlenip kendisine yaklaşma zahmetine giren biriyle arasındaki mesafeyi iki katına çıkaracak türden biriydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Nasıl bir yüz ifadesi yapıyorsun? Epey sinir bozucu.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Üzgünüm. Şimdi bile, ben bile bu ifadeye tam olarak alışamadım. Sanki bir yabancıdan çıkıyormuş gibi hissediyorum.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “K-Korkutucu şeyler demesen olmaz mı? Hafızanı kaybetmenle sonuçlanan hikâyeyi duyduktan sonra artık ne zaman ciddileştiğini bile anlayamıyorum, resmen ödüm kopuyor!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kasvetli bir şekilde aynaya bakan Katya, kendi parmağını ağzına götürüp ısırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne zaman bir şeyler kötü gitse Katya’nın tırnaklarını bu şekilde yeme alışkanlığı vardı. Rem onu çok kısa bir süredir tanısa da -iyi ya da kötü- kendini diken üstünde hissettiğinde sık sık bu davranışa yönelirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tırnaklarını yiyen Katya’nın serzeniş dolu bakışları aynaya yansımışken, bir yandan da kendisine ve arkasında duran Rem’e bakıyordu. Tekerlekli sandalyede oturan kadının arkasında Rem hâlâ makyaj masasının üzerindeki aynadan yansımasına bakıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne de olsa Katya’ya söyledikleri de fazlaca abartılıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
“Anıları” olmayan Rem bile bunun bir yabancının değil, kendisinin bir ifadesi olduğunu çoktan kabul etmişti. Her gördüğü ve dokunduğu şeye sinirlenmeyi kaldıramazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Louis’in, Shudraq Halkı’nın, Medium’un, Flop’un, Priscilla’nın ya da Schult’un iyiliğinden şüphe etmeye kalkışırsa ondan geriye boş bir benlikten başka bir şey kalmaz mıydı ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madem bunu biliyordu, ona yardım elini uzatan ilk kişiye yardım etmenin zamanı gelmemiş miy――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Saç işinde epey iyisin.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Eh?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Dediğim gibi, saç işinde bayağı iyisin. Her şeyi unutmadan önce belki de mesleğin olarak bunu yapıyordun… Ama bu mümkün değil, değil mi? A-Aptalca şeyler dedim. Unut gitsin. Sadece unut. Unut.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya aynadaki yansımasına bakarken Rem’in dalgın dalgın saçlarını düzelttiğini görünce kızardı. O henüz farkına bile varmadan Rem saçını yapmayı bitirmişti ve becerisi açıkça övgüye değerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İki eliyle de başının iki yanından sarkıttığı örgüyü yumuşak bir şekilde sabit tutan Katya, dudaklarını titreterek Rem’e baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Yine uzaklara dalıyorsun… Madem bu kadar sıkıcı bir insanım. O zaman! N’olursun bana bakma, evet, git başkasına bak!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Olmaz, malikânedeki diğer herkesin işi başından aşkın.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “O zaman, etrafta aylak aylak dolaşan tek kişi ben miyim ki? Ve onca insan varken kalkıp bir de bana mı geliyorsun…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Olay bundan ibaret değil. Rica ediyorum lütfen beni böyle zor bir duruma sokma.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Hangimiz sokuyormuş!..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tekerlekli sandalyesinin tekerleklerini çeviren Katya odanın arka bölümüne doğru kaçmaya başladı. Tırnaklarını yiyerek, başını kaldırmış yukarıya doğru bakarken, sınırları ihlal edilmiş bir kedi kadar vahşiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in belirsiz tavrı Katya’yı iyice tedirgin ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Katya-san, yanlış anlaşıldığım için özür dilerim. Katya-san’ın bulunduğu odaya sırf malikânedeki tek müsait kişi olduğun için gelmemiştim.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “O zaman, o zaman ne diyorsun sen?! Neden yanıma geldin ki…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ben…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kendisine geçerli bir neden sorulduğunda Rem bir an için düşündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tıpkı Katya’ya verdiği cevapta olduğu gibi, Rem bu durumdayken zaman öldürmek için birini arayacak kadar konumunu hafife almıyordu. Bununla bağlantılı olarak -küçük bir temastan sonra- Katya’nın özellikle de önemli bir kişi olmadığını ve İmparatorluğun sırlarından herhangi birine sahip olmadığını da fark etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir an önce bir şeyler yapmak için acele eden Rem’in bakış açısına göre, Katya’yla yakınlaşmanın kazandıracağı çok az şey olduğuna şüphe yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ama yine de Rem ısrarla Katya’yla ilgilenmeye çalıştı çünkü――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “N-Neden? Söylesene be! Söylemezsen…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Çünkü Katya-san’la arkadaş olduğum için geliyorum.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Katya-san?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İç sesine ciddi bir şekilde bakıp uygun sözcükleri seçmeye çalıştı ama ortaya çıkan tek şey puslu düşüncelerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Katya söz konusu olduğunda herhangi bir kurnaz fikre sahip değildi. Bu bakımdan Katya’ya neden yanında olmak istediğine dair bir gerekçe de sunamıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Katya’yı inandırmayı başaramazsa başı belaya girecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Arkahan*… Arkahan da kim be!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
(Ç.N: Burada Katya “arkadaş” kelimesini hem yanlış anlıyor hem de isim olarak algılıyor. Kısım 4’te Otto da Subaru’nun “arkadaş” kelimesini yanlış anlamıştı hatırlarsanız.)
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ha? Ah, bu birinin ismi değil ki. Arkadaş “yoldaş” gibi bir şey demektir.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Arkahan… ehh, yol… daş?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya sanki akla mantığa sığmayan bir kelime duymuş gibi şaşkınlıkla irileşmiş gözlerle baktı. Katya’nın tepkisi Rem’in birdenbire ondan arkadaş olarak bahsetmenin fazlasıyla aşina bir şey olduğunu hissetmesine neden oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her şeyden önce, Katya’yla olan ilişkisi Rem’in zorla başlattığı bir ilişkiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Berstetz’in malikânesinde gönülsüzce ev hapsinde tutulurken birbirlerini tanımaya başlayan iki insana arkadaş demek biraz düşüncesizce olabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Üzgünüm, kişisel bir söylem oldu. ‘Ev hapsi arkadaşı’ veya ‘ev hapsi yoldaşı’ demek daha doğru olurdu…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “A-Arkadaş!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Evet?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Arkadaş olduğumuzu söyledim. Evet, dedim… Belki pek de sıkı arkadaş sayılmayız ama gene de…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya iki elini yüzüne koyup uzaklara bakarken böyle dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem bu sözler üzerine gözlerini kırpıştırdığında Katya “Ah.” diyerek nefes verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ama hoşuna falan gitmediyse, biliyorsun işte, istediğin zaman bitirebilirsin?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Demek öyle. O hâlde…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Sen, sen bitirmek mi istiyorsun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Bitirmek istemiyorum. Hayır, demek istediğim şey, Katya-san’la ben arkadaşız.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Umulmadık bir şekilde Rem, söz konusu kişinin kabul ettiğini umarak başını salladı. Katya’nın gözleri irileşti, ardından saçlarını çekip tırnaklarını ısırdı ve “Evet.” diye mırıldandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Katya’nın gergin hissettiğinde tırnaklarını yediğini fark etmişti ama şimdi tam önünde bunu yaptığı için Rem, Katya’nın kırılıp kırılmadığını ya da onu korkutup korkutmadığını merak ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla bağlantılı olarak Katya üzgün de gözükmüyordu, bu yüzden Rem onun neden tırnaklarını yediğini bir kez daha düşünmeye karar verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu anlaşılması zor kısım da dahil olmak üzere Rem, Katya’nın yalnız bırakılamayacak biri olduğunu hissediyordu. Rem de fazla bir şey bilmiyordu. Yine de bu, bir arkadaşlığın gerektirdiklerini karşılamak için yeterli olmalıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Buna rağmen, sen, şeyleri…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Şeyleri?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Evet, ıhh, şeyleri işte! …Dışarıdaki isyan hakkında baya bir şey biliyor gibisin.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tırnaklarını yiyip gözlerini yuman Katya birden hatırlamış gibi konuyu değiştiriverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem bir an için onun ne dediğini anlayamamıştı ama Katya’nın saçını yaparken nerelere dalıp gittiğini hemen fark etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Bu konularda yeterince bilgili olduğumu söyleyebileceğimden emin değilim ama esasen buraya bir harp meydanından getirildiğim için bu konulara yönelik bir alakam var. Sizinki farklı mı Katya-san?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Tam olarak sayılmaz, yani hayır. Yine de bu konu hakkında çok fazla kafa yormak istemiyorum. Büyük ağabeyim… O aptal ağabeyim çoktan öldü, savaştan da nefret ediyorum.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――Ah.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bakışlarını yere deviren Katya, iki eliyle parmaklarını dizinde kenetlerken mırıldandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın ağabeyinin ölümü Rem için yeni bir gelişme değildi. Katya için çok önemli biri olsa gerek. Ölen ağabeyinden sık sık bu şekilde bahsederdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’in isyanının en son bölümünde Katya’nın ağabeyi ölmüştü. Belki de ölümü Rem’in dahil olduğu savaşla ilgisiz değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem de yakınlarından biri ölseydi savaştan nefret ederdi. Şu anda bile savaşın hiç var olmamasını diliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Yine de, kulaklarımı tıkasam da bir yere gitmeyecek. Bana Katya-san’ın nişanlısının da muharebe alanında olduğu söylenmişti. Eminim sen de endişeleniyorsundur.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Onun için endişelenmem!… O a-adam ne olursa olsun ölmez. Ama.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Kardeşin için de aynı şeyleri düşünmüştün, değil mi?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de bu İmparatorlukta doğmuş olmak, özellikle de soylu bir ailede doğmuş olmak kaçınamayacağınız bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ağabeyi savaşta can vermiş, nişanlısı da aynı şekilde cepheye gitmişti. Rem bir İmparatorluk Askeri olarak harbe girme konusunda karışık duygulara sahipti. ――Abel düşmanlarına asla merhamet göstermezdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Askerler eskiden onun astları olsalar bile aynı şey geçerliydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Tuhaf…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her şeyden önce Rem, Abel’in ne felsefesinden ilham alıyordu ne de onunla aynı fikirdeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başta, İmparatorluk kampındayken esir düşmüştü ve Subaru onu oradan kurtarmak için Abel ve Shudraq Halkı’nın yardımını istemişti. Subaru bu borcu ödemek için onlarla iş birliği yapmıştı ――Rem de telafi etmek amacıyla onlarla beraber hareket etmişti, ancak böyle bir şey yapma zorunluluğu olmamalıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elbette böyle bir şey yaşanmamalıydı ancak bu çoktan mazide kalmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Louis-chan, Priscilla-san, Mizelda-san’ın grubu, Flop-san ve diğerleri için…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’le bağlantılı insanların ya birbirlerine göz kulak oldukları ya da birbirlerine kol kanat gerdikleri söylenebilir.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu tür insanlar Abel’le aynı yolda yürüyorlardı. Daha ne olduğunu anlamadan Rem kalbini bu duruma karşı kapatmakta güçlük çekiyordu. Ancak bu tür şeyler ne düşman İmparatorluk Askerlerini ne de Katya’yı ilgilendiriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya Rem’in içinde bulunduğu durumun gerçeklerini bilseydi, Rem’i affeder miydi?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya çok sevdiği ağabeyinin yasını tuttuğu için Rem ona kalbini açacak cesareti bulamıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Sen?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ah, yok bir şey. Şayet dışarıda olup bitenlerin ayrıntılarını biliyor gibi bir hâlim varsa galiba bunun nedeni son zamanlarda malikânenin dışındaki yerlerde toplanmış olan insanlardan kaynaklanıyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Malikânenin dışındaki yer… Ah, şu adamlar.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in anlattıklarını duyan Katya’nın sesi bir nebze alçaldı ve gözleri daha da sertleşti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın bu tedirgin tepkisi anlaşılabilirdi. Her şeyden önce, Katya çekingen ve insanlara karşı güvensizdi, Rem’in ona yaklaşabilmesi için çok çaba sarf etmesi gerekmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onun bakış açısına göre, malikânede giderek daha fazla insanın varlığı hiç de hoş bir durum değildi. Üstelik ülkenin dört bir yanından toplanan isyan bayraklarıyla beraber daha da artmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “O kadar çok kişi var ki sence gerçekten de burada, bunların arasında mıdır İmparator Ekselansları’nın…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――Gayrimeşru çocuğu.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Çoktan anlaşıldım, bu yüzden saklayacak bir şeyim yok.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in cevabını yarıda kesen Katya rahatsız bir yüz ifadesi takındı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gereksiz bir kelime kullandığını düşünüyor gibiydi ama Rem buna aldırmadı. Üstelik kelimenin anlamı da fazlasıyla etkileyiciydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Berstetz Fondalfon’un malikânesinde, Rem’in de ev hapsinde tutulduğu malikânenin ayrı bir bölümünde, İmparatorluğun dört bir yanındaki savaş alanlarından gelen çok sayıda genç toplanmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Siyah saçlı Veliaht Prens’in de taşıdığı ortak özelliklere sahiplerdi, hepsi de genç erkeklerden oluşuyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ekselanslarının bir oğlu olmayışının ne kadar da tuhaf olduğuna dair bir sürü hikâye dolaşıyordu…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tüm bunları kısık bir sesle mırıldanan Katya, Rem’e malikâneye getirildikten hemen sonra Berstetz’le bire bir görüştüğü zamanı hatırlattı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’i tahttan indirerek yerine sahte bir imparator geçiren Berstetz, ihanetinin nedeni olarak Abel’in İmparatorluk görevinden istifa ettiğini iddia ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İhmal ettiği şeyse tahtın varisinin olmayışıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ekselansları hiçbir zaman kendine bir İmparatoriçe edinmedi ve …önceki tüm imparatorların birçok eşi ve çocuğu oldu …bu yüzden bir sonraki İmparatoru belirlemek onlara da düşüyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Geleneksel uygulama da bu yönde. Yine de Abel-san, …Hayır, İmparator Vincent bu kurala uymadı. Ardından siyah saçlı bir Veliaht Prens’le ilgili dedikodular çıktı.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Anlaşılan o ki İmparatorluğun Ekselanslarının ellerine bırakılamayacağını söylemek istiyorsunuz. Tamamen saçmalık.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Saçmalık mı diyorsun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, yere bakarken içten bir nefretle mırıldanan Katya’ya kaşlarını kaldırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın isyankâr sözleri, savaşın nedenlerine yönelik kızgınlığından ziyade savaşı başlatanlara duyduğu öfkeden kaynaklanıyor gibi görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Katya-san, İmparator Vincent hakkında ne düşünüyorsun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ben, ben asla İmparator Ekselanslarını yargılayacak kadar hadsiz bir şey yapamam! …Ama güçlülerin egemen olduğu bir İmparatorlukta benim gibi birine yer yoktur ve … barış zamanlarında da ikisi arasında pek bir fark yoktu. Bu sayede içim rahattı.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Rahattı demek…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya duygularını açıklarken kekeleyip duraksarken Rem’in gözleri kısılmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’in yeteneklerinde bir eksiklik yok gibiydi ve Berstetz, varislik meselesi olmasa isyan etmeyi de düşünmeyeceğini söylemişti. Aslında İmparatorluk o kadar uzun süredir barış içindeydi ki Katya gibi düşünenlerin sayısı da muhtemelen az değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Savaş olmadığı sürece, daha az insan hayatını riske atacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın ağabeyi savaş başlar başlamaz ölmüş ve nişanlısı da savaş alanına sürüklenmişti. Katya’nın bakış açısı göz önüne alındığında, savaş hakkında olumlu bir izlenim edinmek zor olacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “O yerde gerçek bir Veliaht Prens’in bulunduğunu sanmıyorum.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel’in gerçekten bir çocuğu olsa da olmasa da Rem bu sonuca varmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in cevabını işiten Katya kısık bir sesle “Neden?” diye sordu. Rem başını uzaktaki o kişiye doğru döndürerek bakışlarını kaçırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “O farklı alanda esir tutulanlar ülkenin dört bir yanındaki isyanlara katılan Veliaht Prensler… En azından kendilerini öyle tanıtıyorlar.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “B-Ben de öyle duymuştum da… Ama mümkün mü ki?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Bana kalırsa İmparator Ekselanslarının kendi başına buyruk bir oğlunun bir isyan başlatıp, hemen ardından kendisini yakalatması kulağa pek de iyi düşünülmüş bir senaryo gibi gelmiyor.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya böyle bir şeyi kesin bir şekilde doğrulamakta güçlük çekiyordu. Hakkında konuşamayacağı çok sayıda koşul ve bilgi kırıntısı vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu Veliaht Prensler birçok savaş alanından esir alınmakla kalmayıp, gerçeklerin ortaya çıkarılabilmesi için canlı olarak da ele geçirilmişlerdi. Konağın bu ayrı kısmında, konumlarıyla ilgili konunun ele alınacağı zamanı beklemek üzere toplanmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, gerçek İmparator olan Abel’in karakterini zaten bildiğine göre, konu çocuğuna gelince daha temkinli davranacaktır. En azından onun bu denli aptal olacağını düşünmüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her şeyden önce isyancılar tarafının destekçileri, başlarında Abel olduğu için onlarla iş birliği yapamaz mıydı?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Baba ve oğlun sahtekâr İmparatoru devirmek için birlikte çalışacakları düşünüldüğünde, bu kadar çabasız yakalanan Veliaht Prens’in gerçek olduğuna inanmak zordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Tabii ki, emin olmamızın bir yolu da yok…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem bile onun düşünce ve fikirlerinin kusursuz olmadığını beyan edemezdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Abel bile her şeye kadir değildi. Öngörülemeyen bir hata yüzünden yakalanabileceği ve hareket edemez hâle gelebileceği bir senaryo elbette vardı. Ancak savaşta yenilmek de esir düşmek de farklı bir hikâyeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet esir alınmayı da kapsayan bir plan yapılmış olsaydı belki bunu göz önünde bulundurabilirdi ama farklı bir hanede yaşayan Veliaht Prenslerden birinin bunu planladığı açıkça görülmüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ben, ben hiçbir zaman kendimden emin değilim ama sen ne düşünüyorsun… İmparator Ekselansları hakkında?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――Onunla hiç tanışmadım. Sanırım bizzat kendisi bile bu yönde ısrar ederdi. Ama acaba uzaktaki Veliaht Prens’le ilgili fikrimi paylaşacak insanlar o kadar az mıdır ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Demek istediğin, insanları sahte bir şeyle mi kandırıyorlar? Böylesine korkunç bir şeyin amacı ne olabilir ki…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “…Muhtemelen insanları saflarına katmak için iyi bir yoldur.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorun biyolojik oğlunu bir propaganda hamlesi olarak kullanmak taht üzerinde hak iddia etmek için mümkün olan en iyi bahane olacaktır.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Duyduklarına göre, Vollachia İmparatorluğu’nda İmparatorluk tahtının ele geçirildiği hiçbir olay yaşanmamıştı. Ancak İmparatorluğun mantığı İmparatorluk tahtını gasbetmeyi yasaklamıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Birisi İmparatorluk Başkentini ele geçirir, tahtı ele geçirir ve İmparatorun başını uçurursa o kişi bir sonraki İmparator olurdu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu tür bir planı gerçekleştirmek için gerekli insan gücünü toplamak amacıyla bir sonraki İmparator adayını desteklemek çok uygun bir bahaneydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ayrıca Veliaht Prens halka açık bir yerde hiç görülmedi, kendisi hakkında siyah saçlı ve siyah gözlü olmasının dışında hiçbir şey bilmiyoruz, bu yüzden insanlar menfaatleri için bir şeyler uydurmakta özgürler.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Ih, bunları uyduran insanlar kimler?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Sanırım onlar da isyanın bir parçası…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın sorusu, kendinden ziyade tutsak Veliaht Prenslerin etrafındaki insanları düşünmesine neden oldu. Güya “yoldaşlar”, Veliaht Prens ellerinden alınmış olsaydı paçayı kolay kolay kurtaramazlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatora karşı gelenler için tek bir varış noktası vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Seni kullanırlar, senden faydalanırlar, sonra da bunun için ya ölürler ya da tutuklanırlar. …Böylesine aptal insanlar bunlar.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Katya-san…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ne, ne var? Yanlış bir şey mi söyledim ki? Az önce ‘sen de mi rehin tutuluyorsun’u söyleyen sendin? Onların benden daha iyi insanlar olduğunu mu söylüyorsun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın sesi öfke nöbeti geçiriyormuş gibi titreyerek gözlerinin dolmasına neden oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de o uzaktaki insanlardan bu denli kötü niyetle farklı olmakta diretmesinin altında yatan neden, sandığının aksine bu insanlarla ne kadar çok ortak noktası olduğunu fark etmesiydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya sık sık kendi yetersizliklerinden dolayı kendini lanetliyordu, çünkü yaşadığı esaretin getirdiği farkındalığı ve duyduğu vicdan azabını―― başta nişanlısı olmak üzere çevresindekilere de taşıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem nasıl hissettiğini bildiği için ne söyleyeceğini bilemiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Karşı çıkarsa sahtekâr ilan edileceğini, herhangi bir anlayış göstermesi hâlinde de kibirli olmakla suçlanarak hakarete uğrayacağını biliyordu. Bu noktada, bir tartışmaya neden olmadan Katya’nın kalbini rahatlatabileceği kadar yakınlaştıklarına da ikna olmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne söylemesi gerektiğini kara kara düşünen Rem, hayal kırıklığıyla bastonunu kavradı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve sonra da――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “――Amma baş ütülüyorsun lan geveze kız.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu sözlerle beraber feci soğuk bir ses odada çınladı ve Rem’le Katya nefeslerini tutarak sustular. ――Yo, Rem buna tahammül edebilirdi ama Katya edemezdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya şok olmuş bir vaziyette gözlerini Rem’in arkasındaki pencereden avluya bakan odaya çevirdi. Ses pencereden geliyordu, başka bir deyişle konuşan kişi de oradaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya karşısındaki kişiyle doğrudan göz teması kurunca olduğu yerde donakaldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ah, ıh…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: “Bu kadar gürültü yetti be. Göze batmayı kesin. Bu ejderhanın huzurunda yaptıklarınız saygısızlıktır.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kesik kesik nefes alarak gözlerini açan Katya, soğuk bir sesle adeta çarpılmıştı. Sanki tüm vücudu sıkıca o ses tarafından kavranıyormuş gibi, Katya’nın boğazı bile doğru düzgün yanıt verememişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Katya’nın tir tir titrediğini görünce dudağını ısırıp arkasına baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Orada――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――Madelyn-san.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Şifacı kız, n’apıyorsun burada? İşini hallediyor olman gerekirken. Bu ejderhanın yokluğundan ötürü aklını mı kaybettin?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Amacım böyle bir şey değildi.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu katı sesin kendisine yönelmesiyle beraber, bu kez gözdağı aldığını hisseden Rem oldu. Ancak Rem, Katya’yı bu bakışlardan koruyarak doğrudan karşı tarafla yüzleşti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Avluda, odanın penceresinin dışında, çok hoş giysiler içinde minyon bir kız duruyordu ve kafasından iki siyah boynuz yükseliyordu―― Madelyn Eschart.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dokuz İlahi Generalden biri olup Rem’in bu malikâneye getirilmesinden sorumlu olan kişiydi. Defalarca Berstetz veya Vincent’ın emriyle malikâneden ayrılıp geri döndüğünde, Rem kızın ortaya çıkışına şaşırırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Mesele onun ortaya çıkması falan da değildi. Vahşi görünüşünden kaynaklanıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn kendinden emin bir şekilde avluda duruyordu, görünüşü yapış yapış siyah kanla kaplıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Kan mı bu? Yaralandın mı?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Konuyu başka yere çekme. Ben, ejderha olan, kesinlikle sana o insanın yaralarını iyileştirmeni söylemiştim.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Konuyu değiştirmiyorum. Flop-san’ın yaraları her adımda uygun şekilde tedavi ediliyor. Daha da önemlisi, bana cevap verin lütfen. Bu kan…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “――Ejderhanın kanı değil bu. Kurbanların sıçrayan kanı.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn kaşlarını çatarak elbiselerini sıyırırken Rem’in sorusuna cevap verdi. Çıkardığı çatır çutur ses muhtemelen kurumuş kanın, çoktan elbisesine sonra da cildine yapışmış olmasından kaynaklanıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, bu kadar çok kanın kurbanlara ait olduğunu öğrenince nefessiz kaldı. Nasıl bir şekilde yaralamanız gerekirdi, belki de bu kadar çok kanla yıkanabilmek için kaç kişiyi yaralamanız gerekirdi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Dövüştün mü?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Dövüş, kendinize denk gördüğünüz bir rakiple yapılan bir şeydir. Bu ejderhaya denk olabilecek herhangi bir varlık var mı sence? Bu ejderhanın tek yaptığı şey avlanmak. Hem de can sıkıcı kısıtlamalarla avlanmak.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Can sıkıcı…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Siyah saçlıların yaşamasına izin verin. Geri kalanlarını da öldürün.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Madelyn’in doğrudan konuşma tarzına kayıtsızca cevap veremedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Madelyn’in Veliaht Prensleri çeşitli harp meydanlarından geri getirerek ayrı bir yerde esir tutmakla görevli olduğunu anlayabiliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beklendiği gibi, Veliaht Prens’in emniyete alınma emrini veren kişi muhtemelen Berstetz’di.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İsyanın asıl amacı göz önüne alındığında, Abel’in sahiden gayrimeşru bir çocuğu olmuşsa bu durumda temel gerekçe de ortadan kalkmış olacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Berstetz’in bundan korkup korkmadığını ya da memnun olup olmadığını da bilmiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kız bilmiyordu ama――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Öldürmek için değil de ele geçirmek için demişse…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şayet gerçek Veliaht Prens bulunursa yaşlı adamın memnun bir şekilde öleceğini hissediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu Rem’in kalbini ürperten bir varsayımdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her hâlükârda――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Öyleyse başka bir Veliaht Prensi daha tıkmak için mi döndünüz? Yoksa Flop-san’ın şifacısı olarak kaytarmadığımdan emin olmak için mi?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Geveze, bu ejderhanın seninle çene çalmak için bir nedeni mi var? Sakın kendini kaptırayım deme. Bu durumda, sen olmasan bile, İmparatorluk Başkentinde sayısız şifacı var…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Bu şifacılar sır saklayabilir mi? Başbakan görevlendirmediyse böyle bir kişiyi bulmak çok zor olacaktır.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “――Kendini kaptırma demedim mi lan.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, cevabında istemeden de olsa ısrarcı olmaya çalışmıyordu. Madelyn pencereye doğru bir adım atarak altın rengi gözbebeklerini sanki bundan rahatsız olmuş gibi küçülttü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu vahşi, ürpertici varlığı görünce Rem sırtından aşağıya doğru hafif bir ürperti hissetti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “A-Aptal! Gerekmedikçe bir şey söylemesene! D-Dedikleri hiç de doğru değil!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve ardından, gıcırdayan tekerlekleriyle Katya büyük bir telaşla dışarı çıktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya, solgun yüzü daha da beyazlaşarak pencereden bakan Madelyn’e döndü, bakışlarının altında boğazı titriyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “D-Dediği hiçbir şeyi ciddiye almak zorunda değilsin, endişe etme… endişelenme! K-Kız her şeyi unuttuğu için hiçbir şey bilmiyor, o bir aptal.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “K-Katya-san…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “O bir aptal ama onun burada bulunması en iyisi, bu yüzden, d-durun. …Ih, doğru dürüst! Bırakayım da işini doğru dürüst yapsın. Ve sarı saçlı olanı da iyileştirecek…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Katya’nın telaşla seçtiği kelimeler karşısında sessizce yutkundu. Madelyn’in gözleri Katya’nın enerjisi karşısında kısıldı ve ona baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ardından, yüzünde aşırı derecede tehlikeli bir ifade olması durumunda ne yapacağını düşünen Rem, Katya’yı kendi vücuduyla korumaya hazır bir şekilde Madelyn’in bir sonraki hamlesini bekledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve ardından da――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “――Bu ejderhaya karşı geleyim deme, senin gibi zayıf bir şeyin. Bir dahaki sefere olmaz.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Eehk!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn elini pencere eşiğine koyup sıkarken bir yandan da kayıtsızca konuşuyordu. Duvar hafif bir dokunuşla ezilirken Katya’nın boğazı şiddetli bir sesle düğümlendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Katya’nın tavrını affedilemez bulmasına rağmen Madelyn bu durumu görmezden gelmeye karar vermiş görünüyordu――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Lütfen Katya-san’a zayıf biri diyerek söylediklerinizi düzeltin. Zayıf bir insan sizinle bu şekilde konuşmazdı.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “D-Dur! Dur, aptal! Öl! Aptal! Dur!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: Katya-san! Ama…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Aması yok! Sadece dur! Öl! Dur!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya, bastonuyla yürüyüp Madelyn’le yüzleşmek için arkasını dönmeye çalışan Rem’e tosladı. Zayıf olduğu için bu zayıf bir çarpma girişimiydi ve Rem bile bunu kolayca durdurabilirdi ancak Katya kollarını uzatırken çaresiz göründüğü için doğal olarak Rem bundan sıyrılmadı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’e de Madelyn’in Katya hakkındaki aşırı küçümseyici ifadesini düzeltmesini istemişti ama Katya onu böyle çılgınca durdurduysa yapabileceği bir şey yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn homurdanarak Rem’e sırtını dönerken Rem de doğrudan itirazından vazgeçmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Ağzına dikkat edesin, kız. Yerine başka bir şifacı bulmak için ciddi ciddi uğraşacağım.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Lütfen bekle. Nereye gidiyorsun?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “O adamın yanına. Bu ejderhanın o adamla konuşması gereken şeyler var.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Flop-san’ın bulunduğu yere gidecekseniz lütfen üzerinizdeki kanı yıkayıp kıyafetlerinizi değiştirdikten sonra gidin. Yaralı olduğundan dolayı, ruh hâlini de dikkate almalısın. Lütfen bunları göz önünde bulundurun.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Sen…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiç tereddüt etmeden, Rem gitmek üzere olan kıza arkasından bunları açıkladı. O sırada Madelyn bir kez daha suratını ekşitti ve Katya, Rem’in kolunu çekiştirirken “Öl!” dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Rem ölemezdi, Flop’un ölmesine izin veremezdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her tarafı kanla kaplıydı, bu son derece pisti, hijyenik de değildi. Ejderhaların ya da İmparatorluğun sağduyusu ne olursa olsun, Rem bu konuda taviz veremezdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Banyo yap.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “…Anladım.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ayrıca lütfen kıyafetlerini de değiştir. Üzerine uygun bir sürü güzel elbisemiz de var…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Anladım, dedim ya lan! İnatçı kız seni!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dişlerini gösterip sesini yükselten Madelyn’in çığlığındaki aşırı güç Rem’i ve bu vesileyle Katya’yı rüzgâr gibi çarpıp nefeslerini tutmalarına neden oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yine de Madelyn muhtemelen Rem’in talimatlarına karşı gelmemesi gerektiğini anlamıştı. Bu, Flop’un onu ikna etmeyi başararak elde ettiği en büyük başarıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir gün Madelyn’in de bu şekilde taraf değiştirmesini sağlayabilecek miydi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Bu ejderhaya kibirli gözlerle bakma, kız. ――Planladığın her şey nafile.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Nafile olduğunu söyleme bence. Ne yaparsan yap.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “Demek istediğim bu değil lan. Diyorum ki bir şey yapmak için vaktimiz yok.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Vaktimiz mi yok?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem başını eğerek gözlerini kıstı ve Madelyn’in sözlerinin gerçek mânâsını anlamaya çalıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak gerçek mânâsını anlamaya çalışmasına da gerek yoktu. Madelyn Rem’den nefret ediyor olmalıydı ama yine de ejderhanın gururundan ve yaşam tarzından dolayı, yalan söylemekten ve kandırmaktan nefret ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu bakımdan söylediği sözlerin ne anlama geldiğini net bir şekilde açıkladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şöyle dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: “İmparator’a karşı çıkanlarla hesaplaşmak için nihai savaş çok yakında lan. Bu ejderha bu amaçla çağrıldı. ――Senin rolün de bu noktada sona eriyor lan.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kız böylece konuşuverdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn bu umutsuz gibi görünen sözlerin ardından bahçeden ayrıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Doğruca Flop’un odasına gitmediğine göre muhtemelen Rem’in tavsiyesine uyarak banyo yapıp, kıyafetlerini değiştirecek ve oradan da Flop’un kaldığı odayı ziyaret edecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop bunu kendi içinde anlayışla karşılayacaktı ve kendisine zarar da gelmeyecekse Rem’in onu durdurmak için bir nedeni yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――İsyancı orduyla yapılan nihai savaş.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “N-Nerede yapılacağını söylemedi ama…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “――――”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya tırnaklarını yiyip, uzaklaşmış olan Madelyn’in penceresinin dışındaki hareketlerden endişe duymaya devam ederken Rem’le aynı endişeleri taşıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Endişelendiği şey, İmparatorluk Ordusuyla İsyancı Ordu arasındaki nihai savaştı―― özellikle de savaşın yapılacağı yer ve zamandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’in sözlerinden bunun çok da uzak olmadığını anlıyordu. Ama savaşın yeri neresi olacaktı ki? Topyekûn bir savaş için uygun bir yer var mıydı?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluğun dört bir yanında isyancılar yükselirken ve muharebe alanları oraya buraya dağılmışken, böyle bir rakibi tek hamlede alt etmeye hazırlanabilirseniz bu――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “…Tanrım, gerçekten de çok aptallar. Sen de öylesin. Sen koca bir aptalsın!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Katya-san…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “O İ-İlahi bir Generaldi, iletişim kurulamaz bir ejderhaydı, değil mi!? Yine de bu tür bir davranış ölümle de sonuçlanabilirdi! Madem aptal gibi davranmak istiyorsun, git de kendin öl! Öl, aptal seni!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya ağlamaklı bir sesle Rem’i suçlarken, endişenin yerini anlık durumun verdiği hayal kırıklığı almıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kararlılığını sağlamlaştırmış olan Rem’in aksine Katya çok fazla zorlanmıştı. Hatta Katya müdahale etmemiş olsaydı Madelyn’in öfkesi, Rem’in ölmese de yaralanmasına yol açabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Özür dilerim, teşekkür ederim. Ama Katya hakkında kötü şeyler söyledikten sonra susamazdım…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Sanki umurumda da! Bana n’apacağımın söylenmesine alışkınım! Ve yine de böylesi bir aptal…”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “N’apacağının sana söylenmesine alışman çok saçma. Bu yüzden ne kadar söylersen söyle, aynı durumda yine aynısını yapardım.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın kendini aşağıladığını duymak hiç de hoş bir his değildi. Yine de aşağılamanın da bir nedeni ve karşılığı vardı. Gerçi Rem, kılıçların hiç tanımadığı birine çevrilmesine dayanamazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Yine de dönüp kendime bakmamın da bencilce olduğunu düşünüyorum.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Ben de öyle düşünüyordum, bu yüzden ben….”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun bencilce olduğunu bilse de sesini duyurmaktan vazgeçmek istemiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya’nın gözleri Rem’in cevabı karşısında defalarca kırpışırken ağzı bir karış açık kaldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sonra sivri, ağlamaklı gözlerle Rem’e bakıp tırnaklarını kemirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “S-Sanki umurumdaymış da… Senin meselelerin gibi şeyler, sanki umurumda da! D-Dur artık. Dur. Arkadaş değiliz. Ben de duracağım!..”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “Hayır, durup durmayacağımı ben seçmeliyim. Reddediyorum.”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya: “Ne kadar da tek yönlü konuşuyorsun!”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Katya ona karşılık verirken Rem alaycı bir şekilde gülümseyerek boğazı düğümlendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Göğsündeki sıkışıklığı hafifçe yumuşatırken Rem şöyle düşündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Madelyn’in bahsettiği nihai savaş, madem bu kadar yakındı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: “…Acaba ‘ben’ ne yapabilirim ki?”
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiçbir şey barınmayan boş benliğinin içinde, bir şeylerin canlanması mümkün müydü?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in kalbini böylesine kötü bir şekilde sıkıştıran tek şey de buydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
#Uzun zamandır bölüm atamadığım için telafi etmek istedim. Birkaç tane daha telafi bölümü gelebilir ama söz vermeyeyim. Bölüme gelecek olursak bu sefer Rem ve Katya cephesine gittik. Aralarındaki ilişkiye arkadaşça demek doğru mu bilmiyorum. Fakat bu bölümde nihai savaşın artık çok yakın olduğunu öğrendik. Bakalım sonraki bölümde hangi cepheye gideceğiz! Sonraki bölümlerde görüşmek üzere!
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çeviri için teşekkürler Elinize sağlık
Ya bu epik novel sitesine girilmiyor 2 gündür bi el atsanızda şu eski bölümleri de bu siteye yükleseniz çok güzel olur lütfennnnnnnnnnnnnn
epub hâli var, o kadar bölümü siteye yüklemek çok uzun sürer, discord adresimize gelerek epub hâline ulaşabilirsiniz ama discord’a ulaşamıyorsanız ana sayfaya epub hâlinin indirme linkini ekleyeceğim birazdan
çeviri için teşekkürler amma velakin hızlanmanız çok makbule geçerdi
Çeviri için teşekkürler ellerinize sağlık
Elinize sağlık
Çeviri için teşekkürler
Remde buff mı almiş görünüş açisindan
çeviri için teşekkürler.
Güzel bölümdü
Lan yoksa todd’un nişanlısı Katya olablirimi? Nede olsa abisinin öldüğünü söylemişti Jamal’ın Todd’un nişanlısının abisi oldoğunu biliyiruz. öldüğünü de (öyle sandogıni )sadece Todd biliyor. Hem nişanlısın başkentte olduğunu söylememuşmiydi.bilemedim ama bence ihtamali var