Bildirimler Tümünü Okundu Say
Bildirimleri görmek için giriş yapın.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım VII, Bölüm 83 – “Harp ve Çatışma Bölgeleri”

Kısım VII, Bölüm 83 – “Harp ve Çatışma Bölgeleri”

4 Ocak 2025 2.751Okunma 23 dk okuma


Bölümün ortalama okuma süresi 18 dakikadır. İyi okumalar dileriz.


※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

ㅤㅤㅤㅤ

Çevirmen: Bertiel

Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, Kyooko, Nurullqhx, Atakan Soner

ㅤㅤㅤㅤ

Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!

Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!

ㅤㅤㅤㅤ

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

――İsyanın fitilleri alevlenerek Vollachia İmparatorluğu’nun dört bir yanına yayıldı.

Son birkaç gündür İmparatorluk, sanki son birkaç yılın sükûneti bir uydurmacadan başka bir şey değilmişçesine çalkalanıyordu, bünyesinde biriken kana susamışlığı adeta bir bulamaç hâline gelene kadar körüklüyordu.

Vollachia İmparatorluk Ailesi’nin tarihi boyunca nesiller boyu bir kan deryasına dönüşen bu korkunç geleneğe, şimdiki İmparator’un bir son vermesi bekleniyordu.

Gerçi İmparator’un hükümdarlığı sırasında bazı çatışmalar yaşanmış olsa da büyük bir kargaşa olarak değerlendirilen durumdan kaçınılmıştı.

Halkın, ülkenin kuruluşundan bu yana ilk kez “barış”ın tadını çıkarıyor olması gerekiyordu.

Ancak――

???: “Dışarıdan bakıldığında, İmparatorluk halkı huzurlu ve güvenli bir yaşam istemiyordu.”

Koltuğa bağdaş kurarak oturmuş, savaşın durumunu gösteren haritaya bakarken acı bir ruh hâliyle mırıldandı.

Vincent Vollachia, yani İmparator; ülkeyi hangi prensiplerle yönetiyordu bilinmez ama barışı da tesadüfen sağlamış değildi.

Her yıl fiziksel ve zihinsel olarak tükenmesine rağmen İmparatorlukta eşi benzeri görülmemiş bir barış dönemi inşa etti.

İnsan, istenmediklerini bu kadar erken fark ettiklerinde kalplerinde oluşan hayal kırıklığını ancak hayal edebilirdi. ――Halk aptaldı, İmparatorsa acınacak hâldeydi.

???: “Benim bakış açıma göre, ne için ölebilecekleri ihtimalini arttırmak için can atıyorlar bilmiyorum… Bu deli insanların aklından ne geçiyor bilmiyorum. O adam… ıh, evet, Jamal ve diğerleri.”

Boş zamanlarında imparatorluk halkının gururunu nasıl da savunduğunu anımsıyordu.

Todd Fang, artık yüzü silik olmayan o adamı hatırlamaya çabalarken kendini toparladı. Dikkatsizce bir söz söylerse, Jamal’ı unuttuğu anlaşılırsa bu çok can sıkıcı olurdu.

En azından Jamal, kendisine ilgi ve saygıyla yaklaşılmasını bekleyen bir kadına karşı kalbinde ve zihninde bir şeyler yaşamak zorundaydı.

???: “――Todd, yoruldun mu?”

Birdenbire, haritayı açarken Todd’un görüş alanının ucunda, eğilmiş bir kadının yüzü belirdi.

Doğrusu, bu yürek burkucuydu. Kadın az önce arabanın üstünde olmalıydı. Todd’un sezgileri kadının onun yanına ne zaman geldiğini kavrayamadı.

Ancak dünyada böyle çok fazla usta vardı. Adil bir dövüşte yenemeyeceğimiz rakiplerin varlığından korksaydık dünya yaşamak için çok zor bir yer olurdu.

Çoğu insan kazanmak için öldürmemiz gerektiğini düşündüğü için, karıştırdığı için bocalıyordu.

Asla kazanamayacak olsalar bile, bazı insanlar var ki onları kolayca öldürebilirlerdi.

Todd böyle bir rakibi tehdit olarak görmüyordu. Hâliyle yanındaki kadını―― Arakiya’yı da tehdit olarak görmüyordu.

Arakiya: “Todd?”

Açık pencereden içeri süzülen Arakiya, vagonun koltuğuna oturdu―― daha doğrusu dizlerini kırarak koltuğa kabaca çömeldi.

Uzun süredir İmparatorluk Başkenti’nde yaşıyor olmasına rağmen, şehrin görgü kurallarına hiç hâkim değildi.

Bunun nedeni ya o kişinin bu tür bir eğitim almamış olması ya da çevresindeki insanların onu doğru dürüst yetiştirmemiş olmasından kaynaklanıyordu. Onun gibi güçlü insanlar güçlü oldukları için kendi başlarına bırakılmaları alışıldık bir durumdu.

Vollachia’da güçlü olan herkes birinci sınıftı.

Böylece, yakışıksız ya da saygısız davranışları olsa da güçlü olduğu için Arakiya’yı kimsenin suçlayamayacağı bir kısır döngü oluşmuştu. Elbette ki ondan daha güçlü biri olsaydı onun davranışlarından şikâyet edebilirdi――

???: “ ‘Mavi Şimşek’ Arakiya’dan da fazla ucube birine layık bir isim.”

Kim olursa olsun Vollachia İmparatorluğunda, İmparatorluğun en güçlüsü olan Birinci hakkındaki dedikoduları duymak için bolca fırsatı olurdu.

İyisiyle kötüsüyle, Birinci hakkındaki her bir dedikodu İmparatorluğun ezoterik* değerlerince bile kötü kabul edilirdi. Her şeyden öte, Arakiya’nın yetiştiriliş tarzına sahip biri için de uygun değillerdi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
(Ç.N: Ezoterik, “içrek” ya da “gizli” anlamına gelir. Sadece belirli bir grup ya da kişi tarafından anlaşılan ve genellikle sıradan insanlardan gizlenen bilgi, öğreti ya da inançları ifade eder. Ezoterik bilgiler, genellikle derin bir anlayış ve özel bir eğitim gerektirir. Terim, felsefe, din, mistisizm ve okültizm gibi alanlarda sıkça kullanılır.)

Sonuç olarak, Arakiya’nın bu hareketi muhtemelen yaptırıma tâbi tutulmamıştı.

Elbette Todd’un bu hususu düzeltmek için bir nedeni yoktu ama yine de yaptı――

Todd: “Arakiya, düzgün otur. Bu çirkince.”

Arakiya: “Oturayım mı? Ben? Koltuğa?

Todd: “Başka ne olabilirdi? Koltuğun ne için kullanıldığını zannediyorsun ki?”

Yüzündeki tuhaf ifadeyle soruyu duyan Todd yüzünü buruşturarak cevap verdi. Bunun üzerine Arakiya merak etse de itaatkâr bir şekilde koltuğa oturmanın doğru bir yol olduğunu kabullendi.

Ancak bacakları iki yana açık olduğu için Todd, dizlerine vurup onları toplamasını sağladı.

Todd: “Oradaki insanlar da güçlülerin nasıl davrandığını görmeli. İmparatorlukta, güçlü olduğun sürece her şey mübahtır ancak askerlerin de kalpleri vardır. Sen bile, bir üstünle iyi veya kötü niyetle savaşmanın sana daha kolay gelip gelmeyeceğini de düşünmüyorsun, değil mi?”

Arakiya: “…Neye varmaya çalışıyorsun? Neyse, tek başıma savaşacağım.”

Todd: “Muharebe alanını yerle bir ettikten sonra, hayatta kalanları kim avlayacak? Cesetleri kim toplayacak? Teslim olanlarla kim pazarlık edecek?”

Arakiya: “――――”

Todd: “Hatta madem tek başına kalıp savaşmak istiyorsun, ben ne güne duruyorum? Sözlerin çelişkilerle dolu.”

Hafif bir tartışmanın ardından sert bir yüz ifadesi takınan Arakiya suskunluğa gömüldü.

Neyse ki artık bu yüzün, İmparatorluğun en güçlü İkinci kişisinin içinde bastırılmış bir öfkeyle değil, haklı olduğunu itiraf eden bir yüz olduğunu biliyordu.

Başlangıçta, bir şeylerin farkına varıp varmadığı konusunda titiz davranıyordu ama artık geri adım atmıyordu.

Bir kez alıştı mı, Arakiya bir çoban köpeğini eğitmek gibiydi.

Onu bir çoban köpeğinden ayıransa köpeğin kendisinin de muazzam güce sahip bir kurt olmasıydı.

Yine de bu şekilde düşündüğü için kendi kendine gülüyordu.

Arakiya: “Todd, yoruldun mu? Biliyordum.”

Todd: “Yorulduysam uzun süren yolculuk yüzündendir. Sen epey çalışkansın. İmparator Ekselansları, Başbakan ve diğerlerinin seni neden bu denli kullanışlı bulduğunu şimdi anlıyorum.”

Arakiya: “…Gerekliymiş demek ki.”

Arakiya, suskunluğa gömülen Todd için duyduğu endişeyi bir kez daha dile getirdi. Todd, Arakiya’nın endişelerini bertaraf etmek için tepki gösterince Arakiya’nın bakışları yere düştü.

Arakiya da muhtemelen bir araç olarak kullanıldığının farkındaydı.

Hayat hikâyelerine pek düşkün biri olmadığından ve Todd da onunla pek ilgilenmediğinden bu konuya girmemişti ama gelecekteki davranışlarını düşünerek sormaya değebilirdi.

Todd’u tanıyan insanlar kendi rızalarıyla ona daha yakın hissedebileceklerse kayda değer bir anlaşma olabilirdi.

Todd: “Sen――”

Arakiya: “Haritada tam olarak neye bakıyordun?”

Ancak konuşma hamlesi, konuyu değiştiren Arakiya tarafından tamamen bastırıldı. “Mmm,” Todd kelimelerinde tıkanıp kalırken Arakiya’nın görebilmesi için haritayı eğdi.

Harita tüm Vollachia’yı gösteriyordu ama Todd’un kendi sezgilerine göre şurasını burasını çizdiği, sadece belli başlı şehirleri ve topografyayı gösteren sadeleştirilmiş bir versiyondu.

Arakiya haritaya bakarken biçimli kaşları bir karış havaya kalktı.

Arakiya: “…Anlayamıyorum.”

Todd: “Kuşkusuz.”

Arakiya anlamadığını söylese de Todd onu cahil olmakla suçlamıyordu.

Aslında bu Arakiya’nın bilgi eksikliğinden değil, haritanın Todd’dan başka kimsenin deşifre edemeyeceği bir şekilde yazılmasından kaynaklanıyordu.

Herhangi bir özel kelime ya da sembol kullanılmamasına rağmen, başkalarının bilgiyi anlayamaması için ya anlamları yeniden düzenlenmiş ya da kasıtlı olarak yanlış semboller kullanılmıştı.

Harita, kazara düşürülse bile Todd’un hareketlerini ifşa edemezdi. Üstelik olası bir yakalanma durumunda, haritanın deşifre edilmesi amacıyla hayatta tutulabilirdi.

Üçüncü el dediğimiz bu hamle, aksiliklerin önüne geçeceği için buna değerdi.

Todd: “Önemli notlar çatışmanın yerini ve ölçeğini belirtir. Anlamsız notlar sadece dikkat dağıtır. Hangisinin ne olduğunu sana söylemeyeceğim.”

Arakiya: “Bilmiyorum, yani söylesen bile… Elinde çok fazla var mı?”

Todd: “Evet, Ekselansları tahta çıktığından beri hiç bu kadar çığırından çıkmış bir durum görmemiştim.”

Her ne kadar konudan bağımsız bir soru olsa da Arakiya’nın sorusu İmparatorluk genelinde meydana gelen isyanlara atıfta bulunuyordu.

Bu sadece İmparatora karşı bir isyanın ifadesi değildi, aynı zamanda gerçek İmparatorluk Askerleri ile isyancılar arasında sık sık çatışmalar yaşanmakta ve isyan çağrısı tüm bölgeye yayılmaktaydı.

Ancak bu olay sadece bir başlangıçtı, İmparatorluk tahtını gasp etmeyi planlayan isyancı ordunun haklı davasının sembolü haline gelen şey――

Todd: “İmparator Ekselanslarının gayrimeşru çocuğu, siyah saçlı Veliaht Prens.”

Arakiya: “Ekselanslarının çocuğu… sahiden var mı?”

Todd: “Yani. Doğru ya da yanlış olması önemli değil, asıl mesele böyle bir dedikodunun kulaktan kulağa yayılarak, alevlerin giderek daha da güçlenmeye devam etmesi.”

Arakiya: “――――”

Todd: “Bu yüzden dört bir yandan çalışkan insanları çağırıyorlar. Ne yazık ki ben de işe alındım.”

İmparator tarafından kişisel olarak seçilen Dokuz İlahi General’den biri olan Arakiya’nın, güya ulaşılamaz bir varoluş düzleminde ikamet eden İmparator Vincent Vollachia’yla konuşabilecek bir konumda olması doğaldı.

Arakiya’nın ahlaki değerlerine ne derece güvenilebileceği meçhuldü, ancak onun bakış açısından bile İmparator’un gayrimeşru çocuğunun isyancı ordusunun eline geçmiş olması şüpheli görünüyordu.

Ancak Todd’un da söylediği gibi, bunun doğru olup olmaması önemli değildi.

Todd: “İnsanların bu dedikodunun önemli olduğunu hissettirmek istemiyorlarsa yılanın başını küçükken ezmeleri gerekiyordu. Çünkü bu karmakarışık yaygara oradaki olayların gerisinden kalmalarının bir sonucuydu.”

Arakiya: “――Bağlantılı mı? Gladyatör Adasıyla.”

Todd: “Bu…”

Bir gözünü kapatan Todd’un sözleri yanında mırıldanan Arakiya tarafından kesildi.

Arakiya, Todd’un oluşturduğu grubun ilk görevi ve İmparatorluk Başbakanı Berstetz’in aldığı gizli bir emir olan Gladyatör Adası Ginunhive meselesinden bahsetmişti, gerçi bu görevde feci şekilde başarısız olmuşlardı.

Bu olay sadece birkaç gün önce gerçekleşmişti ancak Gladyatör Adasındaki tüm Gladyatörleri öldürme emri alan Todd ve Arakiya gurur ve coşkuyla oraya doğru yola çıkıp tam karşıya geçecekleri sırada geri çekilip hiçbir şey olmadan olayı sonlandırmışlardı.

Doğal olarak Berstetz görevini yerine getirmediği için onu azarlamıştı ama Todd’un tehlikenin kokusunu alma sezgileri o adaya inmeyi kesinlikle reddetmesine yol açmıştı.

Orada kesinlikle yüzleşmemesi gereken bir tehdit olduğunu sezmişti.

Todd: “――――”

Sezgilerine yürekten inanan Todd, adaya girmediği için pişmanlık duymuyordu.

Bundan sonra Gladyatör Adasının Gladyatörler tarafından ele geçirilip, her yerde yaşanan isyanın bir uzantısı hâline gelerek, savaşın yayılmasına katkıda bulunması, hayatını tehlikeye atmasının yanında hiç kalırdı.

Todd bu kararından pişmanlık duyacak olsa bile, bu――

Todd: “Saçmalık. Bu hiç de benlik değil.”

Arakiya: “Todd?”

Todd: “Yok bi’ şey. Fazla endişeleniyorsun. Her tarafta isyanlar patlak verse de hiçbiri uzun soluklu olmayacak. ――Yalnızca rüya görüyorlar.”

Todd, Arakiya’nın daha önce sorduğu soruyu reddetmek için zaman tanıdı ve sonra da omuz silkti.

Onu yanıltmak ya da aptal yerine koymak gibi bir niyeti yoktu. Gerçekten de isyancı ordu rüya âlemindeydi. Bu öylesine bir kabustu ki rüya gibi bir ruh hâlindeyken bile, kendilerini iyi hissediyorlardı ama uyandıklarında kendilerine duyacakları nefret ölmek istemelerine neden olacaktı.

Ya da belki de onlar uyanamadan sona erecek bir kâbustu.

???: “――Birinci Sınıf General Arakiya! Birinci Sınıf Er Fang! Vardık neredeyse!”

Todd bunu sarf ettikten hemen sonra, at arabasının sürücü koltuğundan gelen keskin ses onlara ulaşmıştı.

Oturdukları koltuğun altından yükselen sarsıntı yavaş yavaş azalırken, varacakları yere doğru ilerleyen at arabasının hızı da düşmüştü. Ardından araba usulca durdu ve Todd’la Arakiya arabadan dışarı çıktılar.

Todd: “――――”

Her ikisi de küçük bir tepenin üzerinde yan yana durmuştu ve hava, Todd’a âdeta gökyüzünün bitmek bilmeyen bir iç savaşa sürüklenmekte olan İmparatorluğun geleceğinden endişe duyuyormuşçasına görünen yoğun bulutlarla ve karanlıkla örtülüydü.

Bu şiirsel etkiyi yakalamak için başını kaldırdığında, geniş bir düzlükte bir grup tanıdık üniformalının alışılmadık başka bir üniformalılarla kıyasıya çarpıştığı bir harp meydanı görülebiliyordu.

Batı Ovalarında başlayan muharebe meydanında, imparatorluğun ve isyancıların orduları arasındaki çatışma çoktan başlamıştı.

Todd: “Düşman da kim?”

İmparatorluk askerleri çoktan bir karargâh kurmuşken içlerinden biri tepenin üstündeki bu ikiliye doğru yürüyordu.

Todd’un sorusunu duyar duymaz ağzını açan bu kişi korkmuş görünüyordu. Pelerininden anlaşıldığı kadarıyla muhtemelen bir General’di. General şaşkınlık içindeyken, Birinci Sınıf Er’den başka bir şey olamamış olan Todd, onun karşısında son derece küstah bir şekilde konuşmaya başladı.

Neyse ki Todd’un yanındaki Arakiya’yı fark edince doğruldular.

General: “Kunohelemente sakinleri konsoloslarını öldürdükten sonra büyük bir sevinç içindeler. Anlaşılan o ki konsolos daha yeni atanmıştı.”

Todd: “Hamle zamanlaması kötüymüş. Konsolos da epey şanssızmış… Öyleyse coşkuyla yanıp tutuşan o gruptaki haşereler mi?”

General: “Daha doğrulayamadık. Kendisinin orada olmadığına inanıyoruz.”

Todd: “Burada olsaydı en başından itibaren yüzünü gösterirdi. ――Birinci Sınıf General Arakiya.”

Arakiya: “Mm…”

General’den istediği raporu aldıktan sonra başını sallayan Todd, Arakiya’yı çağırdı. İç çeker gibi bir cevapla arkasını dönerek, İmparatorluk içerisinde ikinci sırada yer alan biri olarak yeteneklerini tam anlamıyla sergilemek için bu fırsata hazır olduğunu söyledi.

Bunu da hâllettikten sonra geriye kalan tek şey Todd’un gereksiz engellerle karşılaşılmadığından emin olmasıydı.

Todd: “Sinyali iletip birliklerinizin geri çekilmesine başlayın. Tümüyle geri çekilmeye odaklanmanızı öneririm. Aksi takdirde――”

General: Aksi takdirde?”

Todd: “Birinci Sınıf General Arakiya, alevlerinin kimi yakacağını seçemez.”

Bu özellikle tehdit amaçlı bir söylem değildi ama duyan General üzerinde benzer bir etki yaratmış gibi görünüyordu.

Hafifçe nefes alıp Arakiya’ya baktılar. Arakiya her zamanki soğukkanlı tavrıyla bu bakışı fark edince General’e baktı.

Göz bandının örtmediği kıpkırmızı gözle karşı karşıya kalan General’in yanakları sertleşti.

General: “Davulları çalın! Askerler geri çekilin!”

General derhâl vites değiştirerek karargâhtaki astlarına keskin bir ses tonuyla talimatlar verdi.

Mantıksız sıradan askerlerin aksine, düzgün bir General’in olduğu bir savaş alanı neyse ki sonuca daha hızlı ulaşılabileceği anlamına geliyordu. Ancak bu, harp meydanını sevimli kılmıyordu, bu yüzden nahoş görevlerini çabucak bitirmeleri gerekiyordu.

Todd: “Arakiya, davulları duyup geri çekilen askerlere vurma.”

Arakiya: “Ya diğerleri?”

Todd: “İstediğini yap.”

Arakiya’nın gözleri, kendisine istediğini yapmasının söylenmesinden dolayı hafif bir şaşkınlıkla parladı.

Todd hemen bunu söyleyiş tarzının kötü olduğunu düşündü. Akla hayale sığmayacak şeyler yapabilecek güce sahip bir kadındı ama Arakiya savaşmayı pek seviyor gibi görünmüyordu.

Bu yüzden ona savaş meydanında istediğini yapmasını söylemek uygun değildi――

Todd: “――Sana karşı çıkan herkesi öldür.”

Bu, en iyi emir veriş şekliydi.

Arakiya: “――――”

Davul sesleri havada yankılanır yankılanmaz, tepeden baktıklarında savaş meydanı bir anda değişti.

Kılıç dövüşü sırasında birbirlerine vurulan çelik ve çeliğin duyulabilir sesleri kaybolup gitti; onun yerine öfkeli kükremeler, savaş çığlıkları; hücum edenlerin, geri çekilenlerin büyük sesleri savaş alanını kasıp kavurmaya başladı.

Ancak bu da uzun sürmedi.

――Sağanak halinde yağan patlayıcı alevler, geri çekilerek kaçmaya çalışan avcı özentilerini küle çevirdi.

Önlerindeki müttefikleri, yanlarındaki yoldaşları, hatta kendi uzuvlarından biri alevler içinde kalırken çılgınca kovalamacadan sıyrıldılar, avcı olmadıklarını fark ettiler.

Artık avcı değil de sadece birer av olmuşlardı.

Todd: “――――”

Bir elinde çocuk gibi oyun oynarcasına bir dal tutarak, bacaklarının alt kısımlarını alevler içinde bırakan Arakiya, tepenin üzerinden yükseldikçe yükseldi, gökyüzüne ulaşmasının ardından da gökten durmaksızın alevler yağdırdı.

Bu gösteri için uygun bir betimleme yapmak gerekirse dünyanın kaderini değiştirebilecek kadar korkunç bir taktiksel savaş silahıydı.

Todd’un verdiği emirler doğrultusunda alevler tüm hızıyla yeryüzüne inip düşmanları cayır cayır yakmaya başladı. Düşmanlarının cayır cayır yandığını görüp de duranlar, bu zampara seyirciler durup bakmak için iki kez düşündüler.

Durmaları hâlinde de Arakiya, alevlerinin kimi cayır cayır yakacağını seçemezdi.

General: “Çalın çalın çalın! Davulları çalın! Herkes geri çekilsin―― hk!”

Savaş senaryosunun adeta sil baştan yazıldığına şahit olan General tüm gücüyle sesini yükseltti.

Her ne kadar tüm İmparatorluk Askerleri savaş alanında ölmeye hazır olsalar da bu bir hiç uğruna ölmekle aynı şey değildi.

Her ne kadar tüm İmparatorluk Askerleri savaş alanında ölmeye hazır olsalar da bu, bir hiç uğruna ölecekleri anlamına gelmiyordu.

Ancak――

???: “――Birinci Sınıf Er Fang! Birinci Sınıf General Arakiya’yı durdurun!”

Alev şeytanının tüm savaş alanını sararak isyancıların savaş formasyonunu çökertişini izlerken, kızgın bir kükreme Todd’un kulak zarlarına çarparak görevini çoktan tamamladığını hissetmesine neden oldu.

Arkasını dönüp baktığında, askerlere geri çekilmelerini emreden General’den farklı bir İmparatorluk Askeri, kapkara isli yüzünde çaresiz bir ifadeyle bağırıyordu.

Todd bunun ne anlama geldiğini merak ederek kaşlarını çatarken, askerin yüzü alevler yüzünden kıpkırmızı oldu.

Asker: “Karşı taraf teslim olduğunu beyan etti! Savaş bitti!”

Todd: “Böylesine kolay bir teklif karşısında sessiz kalabilir miyiz? Bunu söylemek hiç hoşuma gitmese de geri çekilmediğimiz takdirde, bizim zarar göreceğimiz durumdan farklı olarak, hepsini toptan yok edebiliriz. En iyisi gereksiz tüm sorunların kökünü kazımak ve ibretiâlem olsun diye de cezalandırmak.”

Arakiya’nın yeteneği iyi kullanılırsa kendi tarafları tek bir asker bile kaybetmeden zafer kazanabilirdi.

Todd, teslim olup kontrolü ele geçirmelerine izin vermektense onları ibretiâlem olsun diye cezalandırmanın ve isyana katılma kararlarından pişman olmalarını sağlamanın daha uygun olacağını düşünüyordu.

Ancak Todd’un bu düşüncesi, askerin daha sonra yaptığı itirazla tersine döndü.

Asker: “Yapamayız! Teslim olanların yanında Veliaht Prens de var!”

Todd: “――Ne dedin sen?”

İmparatorluk Askerinin raporu üzerine Todd refleks olarak onu yakasından yakaladı. Asker “Guh” diye bir ses çıkarsa da Todd umursamadan yüzünü ona yaklaştırdı.

Todd: “Veliaht Prens neden buraya gelip ortaya şimdi çıktı? Bana burada olmadığını söylediniz.”

Asker: “O-Onu sakladılar… ve birdenbire de ortaya çıkardılar…”

Todd: “Tch, maksatları ellerinde bir kart bulundurmak mıydı? Bu herifler ellerindekinin bile kıymetini bilmiyorlar.”

Yakasından tuttuğu askeri serbest bırakan Todd derin bir nefes verdi.

Sonra başının üzerinde daireler çizen Arakiya’ya bakıp ona seslenip seslenmeme konusunda tereddüt etti. Ve ardından, dikkatlice düşündükten sonra…

Todd: “Elçiyi getirin.”

Asker: “Ha? Ama…”

Todd: “Getirin. Yok olmak istemiyorlarsa onun çılgınca koşarak gelmesi gerektiğini söyleyin.”

Asker, Todd’un soğukkanlı emirlerine karşı çıkmaya başladı ama sonra bunun anlamsız olduğunu fark edip arkasını döndü.

Todd da Arakiya’nın sert gücünü kullanmak istemiyordu ama tartışmaların hızla ilerlemesine yardımcı olduğu sürece bunu yapmaktan başka çaresi yoktu.

――Özellikle de en kötü senaryoda, karşı taraf Veliaht Prens’e sahipken.

Asker: “Birinci Sınıf Er Fang.”

Çok geçmeden, az önceki asker Todd’un yanına döndü.

Yanında yırtık pırtık görünümlü genç bir adam vardı ve giydiği zırhın verdiği cesaretin aksine, mağlubiyetini anlamış olan yüzü kasvetli ve kederli görünüyordu.

Elden bir şey de gelmezdi. Todd bile Arakiya’nın karşı tarafa uyguladığı şiddeti gördüğünde aynı şekilde hissetti.

Ona acımasına rağmen, doğrulaması gereken bir şey vardı.

Todd: “Veliaht Prens’in elinizde olduğunu duydum. İsyanınızın dayanağı bu mu?”

Elçi: “E-Evet. Veliaht Prens İmparatorluk Tahtını arzuluyor. Bu arzuya biz de sempatiyle yaklaşıyoruz, bu ittifakın zeminini oluşturmak adına da…”

Todd: “――Bu bir yalan.”

Elçi: “Aa?”

Todd, önemli bir şey söyleyen kişinin yüzüne dikkatle bakarak sözünü kesti. Bunu duyan adamın yüzünde bir şaşkınlık ifadesi belirirken içini bir ürperti kapladı.

Bu tepki Todd’u ikna etti. ――Anca konuşurlar, icraatları olmaksızın.

Elçi: “Ah.”

Bir sonraki anda, Todd belindeki baltayı savurup dimdik duran adamın kafasını yardı.

Başının tepesine balta saplanmış olan adam hafifçe homurdanarak yere yığıldı ve gözleri yuvalarından fırladı. Todd’un elçiyi öldürmek için yaptığı ani harekete karşılık olarak asker gözlerini hafifçe araladı.

Asker: “Birinci Sınıf Er! Bu tür gelişigüzel hareketler…”

Todd: “Bu herif yalan söyledi. Rakibin yanında Veliaht Prens diye bir şey yok. Bu insanlar konu teslim olmaya gelince en alçak yolu seçmişler. ――Birinci Sınıf General Arakiya şimdiye dek yaptıklarına devam edecek.”

Asker: “Guh… ama… Veliaht Prens gerçekten de buradaysa o zaman…”

Todd: “Burada değil.”

Todd’un bu açıklaması üzerine asker başka bir şey söylemeyerek sessiz kaldı. Todd başıyla onayladıktan sonra yere düşen düşmanın cesedini ayaklarının dibine sürükledi.

Todd baltadaki et ve kanı parmaklarıyla sıyırdı ve uzun bir iç çekti.

Arakiya’yla beraber ülkenin dört bir yanını dolaşarak isyanın köklerini kazımaya çalışıyordu ama bunu her yaptığında Veliaht Prens’in varoluşu önüne engel olarak çıkıyordu.

Vincent Vollachia’nın gayrimeşru oğlu, İmparatorluğun dört bir yanında patlak veren isyanlara meşruluk kazandıracak tek olasılıktı―― Kaç kişi bu gayrimeşru çocuğun görünümü altında isyan etmeye kalkışacaktı ki.

Daha da kötüsü, Başbakan Berstetz’in Veliaht Prens’in mümkünse zarar görmeden yakalanıp İmparatorluk Başkentine geri getirilme emriydi.

Todd: “Ahh, aman ne güzel, söylemeden edemiyorum. ――İmparatorluk Başkentine geri dönmemiz gerçekten de ne kadar sürecek ki?”

İmparatorluk Başkentine dönmek için yapılan her girişim başarısız oldu, bir şekilde bu onları İmparatorluğun dört bir yanına götüren bir gezi hâlini aldı.

Todd, şu anda bile hâlâ İmparatorluk Başkenti’ne dönüşünü bekleyen nişanlısını düşünürken dudağını ısırdı.

Alevler savaş alanındaki her şeyi sarıp sarmaladı ve direnmeyi seçenler ne yazık ki kül olup gitti.

Bu geleceği göremeyip yanlış tarafta durmayı seçenlere hem acıyor hem de onları küçümsüyordu.

İsyan bastırıldı. Morallerini ne kadar yükseltirlerse yükseltsinler, İmparatorluğun ağırlığı karşısında asla zafer kazanamayacaklardı.

Bu konuda kesinlikle hiçbir şüphe olmadığını düşünürken, Todd’un aklına aniden bir fikir geldi.

Todd: “――――”

Büyük bir isyanın başlamasıyla savaşın alevleri her yere yayılıyordu.

Sanki birileri bunu tasarlıyormuş gibiydi, her tarafa yayılan savaş alevlerinin ötesinde birileri olmalıydı.

Durmaksızın, durmaksızın, Todd’un hayatta kalma içgüdüleri birileri yüzünden tetikleniyordu.

Todd: “――――”

Savaş giderek yoğunlaşıp alevleri kızışırken, gerçek anlamda yanıp kül olan savaş alanı gözlerinin önünde son bulurken Todd, bir anda donup kaldı.

Vollachia İmparatorluğu’nu saran bu savaş, dünya üzerinde kimin isteğiydi? Durum ne olursa olsun, Todd bunu okuyarak ne olursa olsun muradına erecekti.

Bu uğurda hiçbir çabadan, hiçbir özenden ve hiçbir şeyden feragat etmeyecekti. Onu endişelendiren tek şey de…

Arakiya: “――Bağlantılı mı? Gladyatör Adasıyla.”

Aklına Arakiya’nın savaş alanına varmadan hemen önce sorduğu soru geldi.

Aslında Todd geçmişe bakmazdı. Ne yaparsa yapsın, geleceği mutlaka yoluna koyacaktı. Yine de bu mesele onu huzursuz etmeye devam eden tek şeydi.

Todd, Gladyatör Adasına ayak basmadan adayı terk edip geri çekilmişti.

Verdiği kararın doğru olduğundan emindi. Hiçbir pişmanlık duymaması gerekiyordu.

Ancak, yine de, bir ihtimal, pişmanlık duyması için bir neden varsa o da şuydu――

Todd: “O günkü geri çekilişim, hayatımda şah mat olduğum tek andı.”

#Öncelikle herkese yeni yıllar! Umarım 2024 yılınız iyi geçmiştir. 2025 yılını da güzellikle, sağlıkla bitirmemiz dileğiyle. Bomba bir bölümün daha sonuna geldik. Tekrardan Todd’un tarafına, yani savaşın gerçekleştiği tarafa gelmiş bulunuyoruz. Todd’un bakış açısından görüp, düşündüklerini görmek her zaman beni heyecanlandırıyor. Gerçekten de Todd çok iyi yazılmış bir karakter. Bakalım sonraki bölümlerde savaşın alevleri nereye gidecek? Sonraki bölümlerde görüşmek üzere!



4.8 10 oylar
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
13 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Anonim
Anonim
5 Ocak 2025 00:17

Ellerinize sağlık çok güzel çeviri olmuş

Anonim
Anonim
6 Ocak 2025 22:11

5 ay sonra görüşürüz

Anonim
Anonim
9 Ocak 2025 05:54

Çevirmenden tek bir ricam var oda ölümde kalımda hastalıkta depresyonda aşk acısında ve sınavda bile çeviriye devam etmesi. Lütfen hayatın buna bağlı gibi çevir ve asla bırakma geç bölüm atsan bile razıyım yeterki yaşadığın müddet çevirmeye devam et Teşekkürler

Anonim
Anonim
Yanıtla  Anonim
12 Ocak 2025 17:21

mal mısın amk sas

Kiskanclik_baspsikoposu_subaru
Yanıtla  Anonim
2 Temmuz 2026 00:17

ablam o da senin gibi insan kendin yapamadığın şeyleri başkasından bekleyip de enayilik yapma lütfen

YukselGuner
Yanıtla  Anonim
12 Eylül 2026 19:50

Canavar mod

Anonim
Anonim
12 Ocak 2025 17:22

elime sağlık bacım

Anonim
Anonim
17 Ocak 2025 11:06

Bu harika eseri Türkçeye çevirerek bizlere ulaştırdığınız için yürekten teşekkür ederim. Emeklerinizle hikayenin büyüsünü yaşama fırsatı buluyoruz, iyi ki varsınız!

furkan
furkan
2 Mart 2025 07:52

Todd senin için çok fazla beklentim var

İzanagi
Üye
27 Haziran 2025 14:27

Elinize sağlık

Aizen Poyraz
Üye
15 Ağustos 2025 09:09

Todd sen kimdin?

baryonnarutotr
Üye
18 Kasım 2025 14:58

Todd tam oç her şeyi salisesinde anlıyor manyak

Clumsy_Fan
Üye
5 Temmuz 2026 23:08

Çeviri için teşekkürler.

Todd harbiden manyak. Birinin yalan söylediğini kolayca anlayabiliyo, tepki verme hızı insanüstü, sadece kendine güvendiğinden asla güvenilmeyecek biri. Umarım Todd arc 8 den önce ölür yoksa başımıza çok iş açıcak gibi. Bi de Abelin aslında bu darbeyi planladığı ve imparator karşıtlarını belirlemek için olduğuna dair bir teori var ama Tappei böyle bi şey yaparsa koca bi arc çöpe gitmiş olur.

Son düzenleme 3 ay önce by Clumsy_Fan