Bölümün ortalama okuma süresi 21 dakikadır. İyi okumalar dileriz.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤ
Çevirmen: Bertiel
ㅤㅤㅤㅤ
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Aşağılayıcıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dişlerini gıcırdatarak birbirine geçirdi, içi öfkeyle doldu, ruhu öfkeyle çatladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O n’apıyordu? Aşağılık insanlar tarafından oyuna getiriliyordu, yapılması gerekeni yapmadan köşeye sıkıştırılıyordu, böyle bir şeyin gerçekleştirilmemesi gerektiğini bilerek kozunu oynamak zorunda kalmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Ne kadar da çirkin.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu utanç verici bir gösteriydi, ejder soyundan gelenler asla bu kadar kolay göstermemesi gereken şeyi ortaya çıkarmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Orada başka bir ejder soyundan olsaydı muhtemelen bu korkunç durum yüzünden yüzlerini kapatırlardı. Madelyn’i öldürmeden önce, bu çıkmaz ve ejder soyuna getirdiği utanç için onu lanetleyeceklerdi; Madelyn zaten hem kendisine hem de diğer herkese yönelttiği öfkeyle ölmek üzereydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ama bu asla gerçekleşmeyecek.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başka ejder soyundan gelen yoktu. Madelyn hep yalnızdı. Bu yüzden――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――İşte bu yüzden, ne pahasına olursa olsun eşi olmasını istediği kişiyi öldüren kişiyi öldürmek zorundaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Flop-san, lütfen bana yardım et. Bu küçük kızı içeri taşımalıyız…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Soluk bilincinin sınırlarından, birinden geliyormuş gibi hissettiren bir ses duydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hayır, birinden değil, bu ses bir insandan geliyordu. Başka ejder soyundan gelen kimsecikler olmadığı için insanların dilini konuşan herkes insandı, kendisinden temelde farklı varlıklardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve böylece kendisinden farklı olan varlıkların ellerinde, elde edilen çok tanıdık bir aşağılanmayla karşı karşıya kaldığında tepesi attı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elbise giymiş kıpkırmızı bir kadın ve yanında kar getiren gümüşten bir kadın.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu kadınlar, Madelyn’in bilincini bembeyaz keserek korkunç derecede yüksek bir hassasiyetle iş birliği yapmışlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sanki biri ona rehberlik ediyormuş gibi vücudunu kaldırdı ve kolunu sesin geldiği yere doğru uzattı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gözlerinin önündeki ince sırtı parçalayacaktı ve sonra――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Bana salak denmesi umurumda bile değil.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başka birinden gelen bir ses duydu ve hemen ardından gözlerinin önündeki siluetin yerini bir başkası aldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O ince sırtın itilmesiyle gözlerinin önünde ince biri duruyordu. Pençelerini savurduğu kişi de oydu ve bunu, elindeki eti çok da sığ olmayan bir şekilde parçalayan bir keskinliğin yarattığı geri tepme hissi takip etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her yere kan sıçradı, ince bir figür, ejder soyundan gelenin gücüyle çaresizce yere yığıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ben yaptım, diye düşünmüyordu. İronik bir şekilde yanıt alamaması, parçaladığı ince figürün kavurucu nefretinin hedefi olmadığını fark etmesini sağladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Öyle olsa bile…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Peki, sıradaki kim?!.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dişlerini gösterdi, sanki kendini pençeleriyle parçalamak istiyormuşçasına kükredi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Artık ölmüş olan rakibinin bedenini tekmeleyerek bedenini bir sonraki avını aramanın getirdiği vahşete teslim etmek üzere hareket etti. Bunu yaparken yere yığılmış düşmanının figürüne baktı――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Ha?..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yerde bir adam yatıyordu, uzun; altın sarısı saçları yere dökülmüş, soluk teni kana bulanmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Onu tanımıyordu. İnsan ırkına mensup olanların yüzlerini kabaca ayırt edebiliyordu ancak bu adam ayırt edebildikleri arasında değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle dikkatini çeken şey adamın kendisi değil, taşıdığı şey olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yere yığılmış adamın yırtılmış ve kanlar içinde kalmış zayıf göğsünde, boynuna taktığı, bir canavarın dişinden yapılmış, bir süs eşyası vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Hayır, bir canavarın dişinden değil.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
O nereden geldi… O nereden geldi… Oneredengeldioneredengeldioneredengeldioneredengeldioneredengeldioneredengeldi――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un ona doğru koşup omzundan itmesiyle Rem bahçedeki çimlerin üzerine düştü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu kuvveti beklemiyordu. Yerden kuvvet alacak vakti olmayan Rem’in vücudu, yeşilliklerin üzerine yanlamasına yuvarlandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Flop’a aniden ne yaptığını sormak artık gereksizdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Çünkü çok daha anlamlı bir cevap Rem’in önünde, parlak kırmızı renklerle serilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Flop-san!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elleri çimlerde olan Rem’in sesi bu sahne yüzünden çatladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Önünde, Rem’in birkaç saniye önce bulunduğu yerde sırt üstü yatan Flop’un vücudunda, omuzdan bele kadar derin oyuklar vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Keskin bıçakların açtığı yaralara benzeyen dört yara, Flop’un vücudunun ön kısmını canlı bir şekilde kesmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve Rem, yaranın kendisini koruma girişiminin bir sonucu olduğunu hemen fark etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunu gerçekleştiren de Rem’in yardım etmek için koştuğu küçük kızdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Gök mavisi saçlı bir kız, Flop’un etini oyduktan sonra pençelerinin ucundan kan damlayan kolunu savurarak hareketsiz duruyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop, Rem’i öldürmeye teşebbüs eden küçük kızdan korurken yaralanmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem hemen onun yaralarını kontrol etmek için kendini yukarı kaldırmaya çalıştı,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Geçmeme izin ver! Flop-san! Yaralarını görmeme izin ver… Kiya!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Rem Flop’a yaklaşmaya çalışırken küçük kızın ince kolları tarafından engellendi. Kız, Rem’in önünde duran Flop’a doğru bir adım attı; sonra Rem’in omzunu tuttu ve onu aşağıya doğru itti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Flop’un işini bitirmeyi bile planlayabileceğinden korktuğu için kanı tüm vücudunda hızla dolaşmaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve tam bu sırada küçük kızın kolu Flop’u boynundan yakaladı ve sertçe tutarak onu ayağa kalkmaya zorladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Neden bir ejderin dişi… Neden Carillon’un dişi senin boynunda asılı?!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kendisine umutsuzluk ve keder damgasını vuran kız, bu soruyu çığlığa benzer bir sesle sordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sorunun anlamından emin olamayan Rem’in düşünce silsilesi bir an için durakladı. Ama bu sırada, kız gözleri kapalı bir şekilde Flop’a hâlâ “NEDEN LAN?!” sorusunu yöneltmeye devam ediyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bilinci karanlığa gömülmüş hâlde kalan Flop’tan hiçbir yanıt gelmedi. Bununla birlikte, vücudundaki yaralar durmaksızın kanamaya devam ettiğinden dolayı, yaşamın kalan közlerinin solmakta olduğuna dair kesinlikle hiçbir şüphe yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [BANA CEVAP VER LAN! Bİ’ CEVAP! BUNU YAPAMAZSAN!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [L-Lütfen dur! Bilinci yerinde değil! Ölecek!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [――Hık.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Flop’u hırpalayan küçük kızın koluna yapıştı, sanki ona tutunmak ister gibiydi. Küçük kızın altın rengi gözleri Rem’in müdahalesi yüzünden öfkeyle döndü ama Rem ve ruhu, gözlerinin yoğunluğuna direndi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un hayatı söz konusuyken gözünün korkmasına imkân yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Onu hemen tedavi etmeme izin ver! Aksi takdirde, Flop-san…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Onu tedavi etmenin ne anlamı var ki?! Zaten ölecekse bu gerçekleşmeden önce…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Şifa büyüsü! Şifa büyüsü yapabilirim!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in çaresiz yalvarışı küçük kızın kollarının hafifçe gevşemesine neden oldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ağır yaralı olan Flop’un sadece basit bir tıbbi tedaviyle kurtulması mümkün değildi. Ama şifa büyüsü farklı bir konuydu. Küçük kızın altın rengi gözleri Rem’i ilk kez gerektiği gibi yansıtıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: […Onu kurtarabilir misin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Yapacağım. Ne pahasına olursa olsun!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [O zaman çabuk yap lan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in sözlerine mi güvenmişti, yoksa başka seçeneği olmadığını mı anlamıştı?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tek taraflı bir kararla küçük kız Flop’un vücudunu iterek Rem’in üzerine düşmesine neden oldu. Ancak Rem’in onun bu tavrını protesto edecek vakti yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Bu korkunç görünüyor…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Teslim edilen Flop’un yaralarını değerlendiren Rem, korkunç manzara karşısında kendi kendine mırıldandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un beyaz derisi sanki bir canavarın pençeleri tarafından parçalanmış gibi dört açık yara bırakarak parçalanmıştı. Yaralar derin ve acı vericiydi, bir ağaç dalının çamuru oymasına benziyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sürekli akan kan, Flop’un başının etrafına sardığı bez tarafından durduruldu ve yaranın üzerine iyileştirme büyüsü uygulandı―― hemen ardından Rem’in tüm vücudunu bir yorgunluk hissi sardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Hık.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu his, uçan ejderlerin baskınında yaralanan birçok kişiye şifa büyüsü yaptıktan sonra ortaya çıkmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yorgunluğu azaltmak için şifa tekniklerini kesinlikle ihtiyacı olan hastalarla sınırlamış olsa da o kadar çok enerji gerektiriyorlardı ki yorgunluk kaçınılmazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sonra Flop’un tedavisi geldi, ölümün eşiğinde olan birinin. Zihinsel olarak da yükü ağırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Yine de pes etmek bir seçenek değil…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle Rem kendi kendine böyle bir ihtimalin olmadığını söyledi ve dikkatini Flop’un yaralarına odakladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem konsantre olurken Priscilla’nın sözleri Rem’in zihninde yeniden canlandı. Rem anılarını, içinde bulunduğu koşulları ve görevlerini düşünürken bu sözler ona bir tavsiye niteliğindeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru ve diğerleriyle yollarını ayırdıktan sonra şehirde Priscilla’nın yanında geçirdiği günlerde ona verilen sözler――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Yaraya değil, yaşamın kendisine odaklan. Çünkü yaşayan bir canlının bedeni yalnızca kandan ibaret değil, aynı zamanda içinde dolaşan her türlü görünmeyen şey de var. Bunun ötesinde, iyileştirme sanatlarının kavraması gereken şey var.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Bunun ne olduğunu net bir şekilde açıklayamam çünkü iyileştirme sanatlarını kullanmıyorum. Ben buna kolaylık olsun diye yaşam diyorum. Sen nasıl istersen öyle adlandırabilirsin. Ancak――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Unutma Rem; sen hafızasını kaybetmiş, temelini yitirmiş, zavallı bir kızsın. Her şeyini kaybettin ama hâlâ insanları iyileştirme gücüne sahipsin. Bu senin özün.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [――Hiç kimse olduğu kişiden kaçamaz. Sözlerimi hatırlamaya çalış, gayretli ol.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Yaşamı, gör.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Buradaki mevzu acı veren yaraların, onarılması değildi; bundan ziyade Flop’un içinden akan ve korunması gereken şey olan yaşamın, kendisini kontrol altına alınmasıydı. Ya da muhtemelen, hayatını kurtarmak için akan şeyin büyütülmesi bile gerekiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İyileştirme büyüsü yalnızca oyulmuş eti doldurmak, yaraları kapatmak ya da acıyı dindirmekten ibaret değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Esasen, iyileştirme sanatları yaraları iyileştiren bir büyü değil, hayat kurtaran bir büyüydü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunun farkında olur ve tekniği hayata müdahale etmek için kullanacak olsaydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Flop’un gittikçe sönen hayatını koruyarak onu ölümün eşiğinden kurtarması da mümkün olmalıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kalan sınırlı gücünü en iyi şekilde kullanmak isteyen Rem’in iyileştirme teknikleri, en üst sınıra kadar çıkarak gerçek potansiyellerine ulaşmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bağlanması gereken yaşamın iplerini birleştirmek, durdurulması gereken yaşamın akışını durdurmak ve yaşamın solmakta olan ışığına yeniden hayat vermek. ――Flop’un hayatını kurtaracaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Flop-san!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sığ ve zayıf hâle gelen solunumu, solgun ve kansız hâle gelen yanaklarının rengi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her ikisi de yavaş yavaş istikrar belirtileri göstermeye başladığında, Rem tepki almak için seslenmeyi denedi. Rem’in çağrısı üzerine Flop’un uzun kirpikleri titredi, mavi gözleri hafifçe açıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un bilinci hâlâ boştu. Ancak iyileştirme büyüsü uygulamaya devam ederse hayatta kalabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bununla birlikte Rem rahat bir nefes almak üzereyken Flop’un dudakları titredi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sonra hafif bir nefes vererek konuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop: […Yapma, beni tamamen iyileştirme.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Hah?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu inanılmaz sözler kulak zarlarına hücum etti ve Rem boğuk bir şekilde nefes verdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şok o kadar büyüktü ki konsantrasyonu bozuldu, iyileştirme büyüsünü bile devam edemedi. Flop’un göz kapakları tekrar kapandı, Rem iyileştirme büyüsüne odaklanmak için acele edemeden bilinci kayıp gitti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu kez Flop tamamen baygındı; Rem iyileştirme büyüsünü yaraya odakladı, daha önceki sözlerinin anlamı konusunda hâlâ yarı şaşkındı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop neden böyle şeyler söylemişti ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Beni iyileştirme derken ne demek istemişti?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Kafan karıştığı için mi böyle tuhaf bir şey söyledin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu bir olasılıktı. Kendisinden dökülen kan miktarı düşünüldüğünde, bir anlığına bile olsa bilincini geri kazanması bir mucizeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Farkındalığı çoğunlukla puslu olan Flop’un anlamsız şeyler söylemesi hiç de şaşırtıcı değildi. Ancak kısa süreli tanışıklıkları olsa da Rem’in Flop’a olan güveni tamdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop her şeyi dikkatlice düşünen ve her zaman dürüst fikrini ortaya koyan biriydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un az önce söylediklerinin, sahip olduğu her şeyi bi’ anda tüketmesinin sonucu olduğunu da varsayalım.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de bunları sadece saçmalık olarak değerlendirmek fazlasıyla samimiyetsiz olacaktır.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Neden iyileşmemesi gerektiğini söyledi?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Hayır, ilk olarak Flop ne demişti? “Beni iyileştirme” demedi. “Beni tamamen iyileştirme” dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Sen… Seni tamamen iyileştirmemi istemiyor musun?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
“Tamamen iyileştirme” ifadesi tuhaftı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İyileştirmeyi durdurmak değil, tamamen durdurmak üzereydi. Ancak onu tamamen iyileştirmezse Flop’un hayati tehlikesi devam edecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in manasının da bi’ sınırı vardı. İlk olarak dediği şeyin anlamını kavrayamamıştı. Flop’un hayatını bir şekilde kurtaracaktı ancak o zaman――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Ah.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu noktaya kadar düşünen Rem, durumu yanlış açıdan baktığını fark etti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un tedavisine o kadar konsantre olmuştu ki çevresini tamamıyla göremez olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bunu gerçekleştiren kız, Flop’un yaralarını iyileştiren Rem’in, arkasında duruyordu. Daha da önemlisi, uçan ejder sürüsü hızla donan şehrin üzerinde uçmaya devam ederek şehrin çeşitli yerlerindeki şiddetli savaşlarına devam ediyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Hiçbir şey değişmeyecekti. Flop’un yaraları iyileşmiş olsa bile.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un bu söylemi Rem’e bir olasılığın varlığını hatırlattı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Sadece söyle bana, sen kimsin?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem arkasını bile dönmeden bu soruyu arkasındaki kıza yöneltmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem konuşurken yüzünü ona dönmemiş olsa da kız, Rem’in sorusundaki öznenin kendisi olduğunu anlayabilmişti. Hemen ardından küçük kızdan dişlerini gıcırdatan bir ses geldi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Lan, bu şekilde konuşmanın vakti ve zamanı değil. Endişelenecek vaktin varsa o zaman acele et de o adamı iyileştir lan!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Ben de onu iyileştirmek istiyorum! Ama…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Ama ne!?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Ama! Konsantre olamıyorum çünkü senin kim olduğunu merak ediyorum. Böyle devam ederse büyüye devam edemeyebilirim.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir bahane bulamayan Rem, son derece çocukça bi’ bahaneyle karşılık verdi. Bu duruma karşı, karşı taraftan öfkeli bir cevaba neden olursa Flop’u parçalayan pençeler, şimdi Rem’e yönelmesi hiç de şaşırtıcı olmazdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Rem’in bu zayıf yanıtına karşılık kız çalkantılı bir nefes verdi ve…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: […Madelyn.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: […Ne dedin sen?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Madelyn Eschart! İmparatorluğun Birinci Sınıf Generaliyim, lan!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne kızgın ne de sabırsız olarak tanımlanabilecek bir ses tonuyla kız yani Madelyn, Rem’in sorusunu yanıtladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şaşkınlığın bir kısmı cevap vermiş olmasından kaynaklanıyordu ama daha da şaşırtıcı olan Madelyn’in unvanıydı. Kendisini İmparatorluğun Birinci Sınıf Generali olarak adlandırmıştı, Rem bu pozisyonun bu topraklarda ne anlama geldiğini biliyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve bu anlayış, Rem’in içinde filizlenen olası şüphelerle örtüşüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Başka bir deyişle…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [――Sen ne bok yiyorsun lan? N’için?..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [NEDEN O ADAMI İYİLEŞTİRMEYİ BIRAKTIN LAN?!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir kez daha derin bir nefes alan Rem, Flop’un yarasının üzerinde tuttuğu elini geri çekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Doğal olarak da Flop’un yaralarını iyileştiren büyü yarıda kesildi. Bu da Madelyn’in sinirlenmesine neden oldu, Rem’in yakasından tutarak kendine doğru çekmeye zorladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kolunun kuvvetinden etkilenen Rem, cesaretle Madelyn’e baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve sonra――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [BANA CEVAP VERSENE! NE BOK YİYORSUN DİYORUM LAN!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Flop-san’ı iyileştirmeye devam etmemi istiyorsan bir şartım var.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Şart?.. Ne diyorsun sen, birdenbire saçmasapan――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Lütfen şehre saldıran uçan ejder sürüsünün geri çekilmesini sağla. Bu şartı kabul etmediğin sürece, iyileştirmeye devam etmem mümkün olmayacak.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve böylece, doğrudan uçan ejder sürüsünü yöneten küçük kıza müzakereler teklif edildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Onu sonuna kadar iyileştirmemeli.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, Flop’un şifreli sözlerini bu şekilde yorumlamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bilinmeyen nedenlerden ötürü Madelyn, Flop’un hayatta kalmasını fazlasıyla umursuyordu. Flop’a olan bağlılığının ardında bir neden olmalıydı, şu anda onun ne olduğuna sadece Rem karar verebilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un hayatını pazarlık kozu olarak kullanarak şehre yapılan saldırıları durdurabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Belki de insanların insanlık dışı olarak tasvir edeceği bu davranış, Rem’in gerçekleştirmekte kararlı olduğu bir şeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un kendisinin bunu istediğini söyleyerek herhangi bir bahane uydurmayacaktı. Şu anki düşüncesi, Flop’un hayatını kullanarak Kale Şehri’ni içinde bulunduğu durumdan kurtarmaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu, Flop’un sözlerinin ardındaki gerçek niyetten farklı olsa bile, Rem zaten çoktan bu planı takip etmeye başlamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Ne?..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn kendisine yöneltilen talep karşısında şaşkınlıkla haykırdı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu çok doğaldı. Rem de Flop’un sözlerini duyduğu anda aynı şekilde kafası karışmıştı. Aynı şeyin Madelyn’e de olduğunu anlamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak ona karşı hiçbir şekilde sempati duymuyordu. Bu Rem’in sahip olabileceği bir şey değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Flop’un iyileşmesini durdurmuş olmanın getirdiği tedirginlik hissi Rem’in göğsünü yavaşça yaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İçten içe tek istediği iyileştirme büyüsüne hemen devam edip onun hayatını kurtarmak için her şeyi yapmaktı. Kaybolup gitmeye yüz tutmuş hayatı, parmak uçlarında kayıp gidiyordu; bu kritik karar, hayatının geri ona verilip verilmeyeceğine karar verecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Her geçen anda Flop’un şansı daha da azalıyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Ona ne olacak? Lütfen çabuk karar ver.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sabırsızlığını yüzüne yansıtmamaya çalışan Rem, Madelyn’i bir karar vermesi için zorladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’e köşeye sıkıştırılanın kendisinin değil, kendisi olduğu fikrini yerleştirmeye çalıştı. Bunu yaparak Flop’un yetersiz şansını mümkün olduğunca korumayı umuyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bir süre önce tüm şehri sarsan beyaz ışık hâlâ büyük bir etki bırakıyordu, malikâneyi koruyan Kuna ve Holly ortalıkta görünmüyordu. Kendilerine gelmeleri biraz zaman alacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu kördüğümün dışarıdan çözüleceğini ummak bir seçenek bile değildi. Sonuç tamamen Rem’in ellerindeydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Madelyn-san, zaman kalma――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [――Sakın bu ejderhaya tepeden bakayım deme lan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Gah!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’i zorlama girişimleri, Madelyn’in avucunun boğazına dayanmasıyla kesildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’in minik eli Rem’in boynuna kenetlendi ve başka bir kelime daha söylemesini engelledi. ――Hayır, Madelyn ilk etapta pazarlık yapma fikrini reddetti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Altın rengi gözleri öfkeyle alev alev yanıyordu, Rem’in kendi şartlarını dayatma çalışma cüretine tahammül edemiyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’in çocuksu görünümüne ihanet eden korkutucu, güçlü ejder enerjisi Rem’i ezdi ve kalbinin korkuyla sinip kalmasına neden oldu; içinde, pervasız hareketini derhâl geri adım atma hissi doldurdu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Dizlerinin üzerine çöküp kibri için af dileme hissiyle doldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ama――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kendisini bu kadar güçlü bir düşmana karşı korumak için Rem’in önünde duran Subaru’yu hatırladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru, her ne kadar gülünç bir kadın kılığına girmiş, çirkin ve utanç verici bir görüntü sergilemiş olsa bile, yine de orada durdu; Rem’i korumak için hayatını riske attı ――Hayır, bu tek bir olayla da sınırlı değildi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem’in gözünde Subaru ne özel ne de güçlüydü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Subaru, önündeki tehlikelerden korkmasına rağmen asla geri adım atmamıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Subaru’yu gözünün önüne getiren Rem, hareket edemeyecek kadar korkuyla dolduğu için kendisini azarladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ne bakışlarını aşağıya doğru çevirdi ne de havlu atmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
(Ç.N: Havlu atmak, yenildiğini kabul etmek demektir.)
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Daha önce hiç bu kadar naif fikirler ya da bu kadar zayıf bir kararlılık sergilememişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Hatta…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [Bu ne saçmalık lan?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [Beni öldürsen bile… Kaybedeceksin…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’in gözleri, Rem’in boğulurken soluk soluğa kalmış hâlde söylediği cümle karşısında şaşkınlıkla irileşti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn öfkeyle Rem’i öldürseydi Flop’la konuşma fırsatını kaçıracaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Nihâyetinde, Madelyn’in karşı karşıya olduğu kararın doğası ve özü değişmemişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İki seçeneği vardı: Ya şehri yerle yeksan edecekti ya da Flop’un yaşamasına izin verecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
İmparatorluğun Birinci Sınıf Generali olarak kendisine verilen rolü yerine getirmek Madelyn’in göreviydi. Ancak Rem, Madelyn’in tavrında ve sözlerinde başarı için çok küçük bir ihtimal bulmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn gerçekten de Flop’la konuşmak istiyordu. Emin olmak istediği bir şey vardı. Madelyn için bu şeyi teyit etmek ne kadar önemliydi?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem, bunun içinde bu savaşın sonucunu belirleyebilecek değerli bir şey görmüştü――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Ne, yapacaksın?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Rem: [――Lütfen seç. Öldürecek misin yoksa yaşatacak mısın?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Beyaz renkli bilinci yavaş yavaş berraklaştı, etrafındaki dünya yavaş yavaş renklendi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Ağh.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bilincinin uyanmasının yanı sıra, tüm vücudunda korkunç derecede ağır ve baskıcı bir his hissetti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sanki vücudunun üzerinde moloz yığınları vardı, tüm varlığına baskı yapıp nefes almasını zorlaştıran ağır bir histi. Onu elinden geldiğince itmek için kollarını hareket ettirdi ve…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [Hınn, nğahhh…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Sıkışmış kollarını sıkışmaktan kurtardığında baskı yüksek bir gümbürtüyle kayboldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak o zaman bunun kendi hayal ürünü olmadığını fark etti, gerçekten de bir moloz yığınının altındaydı ve aniden nefes almasının neden bu kadar zor olduğunu anladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Buna ikna olduktan sonra neden enkazın altında kaldığını hatırlamaya çalıştı――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Doğru. Priscilla’yla birlikteydim, Madelyn’le dövüşüyordum.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Az önceki yaşananları hatırlayan Emilia çevredeki manzarayı gözlemledi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Önündeki şey, şehir manzarasının artık çoraklaşmış enkazıydı. Binalar çökmüş, yıkıntıları havaya uçmuş, toprak dümdüz olmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Güçlü bir rüzgârın savurduğu dökülmüş yaprakları andıran bu manzara karşısında Emilia hafif bir nefes aldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Oraya buraya yağan beyaz kar, Emilia’nın yarattığı buzullaşma alanının sonucuydu―― Subaru’nun “Buzul Çağ” adını verdiği özel bir teknikti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Emilia’nın bilincini beyaza boyayan şey, gökyüzünden düşen başka bir beyazlıktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu――,
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [――Volcanica’yla aynı hissi veriyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Göklerden yeryüzüne inen beyaz ışık, Madelyn’in iradesiyle tetiklenen bir saldırıydı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Neyin geleceğini bilmemesine rağmen Emilia hemen harekete geçti ve Priscilla’yla güçlerini birleştirerek beyaz ışığın önünü kesmek için buzdan bariyerler koydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Buz kalkanının katmanları parçalandı ve sonunda Priscilla’nın değerli kırmızı kılıcı parladı――
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Ondan sonra da enkazın altındaydım ve… Bu hiç iyi değil! Peki ya Priscilla?!]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Olanları hatırlayan Emilia, görünürlerde olmayan Priscilla’yı aramaya başladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia enkaz altında kaldığına göre, hemen yanında bulunan Priscilla’nın da aynı durumdan zarar görmüş olması şaşırtıcı olmazdı. Öyleyse Emilia gibi fiziksel olarak güçlü birinin aksine Priscilla’nın dışarı çıkamayarak enkazın altında kalma ihtimali vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ona hemen yardım etmeliydi. Bir an önce yardım etmezse onun adına üzülüp çaresizce titrerdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Priscilla! Priscilla, neredesin!? Cevap ver bana! Seni hemen çıkaracağım!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
???: [――Cıvıldamayı kes, yarı-şeytan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Priscilla!?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Acıya rağmen bedenini zorlayan Emilia, yakınındaki enkazı itti. Sorusuna bir cevap alan Emilia, aceleyle sese doğru koştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve orada yıkılmış şehir surlarının kalıntıları üzerinde, birikmiş enkaz dağının diğer tarafında Priscilla’yı buldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Enkazın üzerinde oturan Priscilla, kendisine doğru koşan Emilia’ya homurdandı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Ne çirkin bir inatçılık. Sanırım hayattasın.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Evet, benim için endişelendiğin için teşekkürler. Sen de iyisin Priscilla… di’ mi? Ama iyi görünmen içimi rahatlattı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Hmph.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’nın rahatlamış bir şekilde göğsünü okşadığını gören Priscilla iç çekti, her zamankinden biraz daha yorgun görünüyordu. Muhteşem kırmızı elbisesinin orası burası yırtılmış, açık teni toz ve morluklarla lekelenmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla her zaman tertemiz olduğundan dolayı ona bakmak daha da acı verici görünüyordu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Emilia gözlerini üzüntüyle aşağı doğru indirdiği sırada, Priscilla ona hoşnutsuzlukla bakarak “Bana tepeden bakayım deme”, dedi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Endişeli düşüncelerinle beni güldürme. Seninle ben her şeyden önce taht için yarışan düşmanlarız. Gerçek arzun, benim çöküşümü dilemek olmalı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Hmph, işte yine kötü şeyler söylüyorsun. Priscilla’nın incinmesini istemiyorum. Ayrıca…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Ne?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Cidden beni rakibin olarak görüyorsun. Bu biraz şaşırtıcı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia, Priscilla’nın kendisiyle kesinlikle ilgilenmediğini düşünmüştü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu değerlendirme; Crusch, Anastasia ve Felt gibi diğer Kraliyet Seçimi adaylarının gerisinde kaldığının farkında olan Emilia için şaşırtıcı ve sevindiriciydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu muhteşem insanların yanına koyulması çabalarının takdir ediliyormuş gibi hissettirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [――――]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Ah, ama güvendeysen Priscilla, hızlı hareket etmeliyiz; Madelyn’in nereye gittiğini bilmiyoruz ve şehri tehlikeden kurtarmalıyız!..]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Şehrin içinde bulunduğu kriz sona erdiğine göre, Priscilla’nın sağ salim kurtulmuş olmasına sevinmekten başka yapabileceği bir şey yoktu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Doğru, Madelyn’in uçan ejderlerinin saldırılarını durdurmasını diliyordu ama Priscilla’yı ararken Madelyn’in yerini tespit edemediğine göre kaçmış olması pek muhtemeldi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn’e güvenilemeyecekse Emilia ve diğerleri, uçan ejderleri kendi başlarına uzaklaştırmaları gerekecekti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu nedenle savaşta yardımcı olmak amacıyla uçan ejderlerin en kalabalık olduğu yere aceleyle gitmeyi düşündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscillia: [――Dur, yarı-şeytan.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Seni beklemek isterdim ama dinlenemeyiz, acele etmeliyiz…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Gerek yok. ――İstediğimiz şekilde ilerliyor.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Aceleyle koşmayı bırakan Emilia arkasına döndü ve şaşkınlıkla bakarken “Ha?” diye bir ses çıkardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’yı durduran Priscilla, molozların üzerinde otururken başını kaldırdı. Onun bu hareketi Emilia’nın dikkatini çekti ve yukarıya, beyaz karların serpildiği bulutlarla dolu gökyüzüne baktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla’nın söylediklerinin ne anlama geldiğini ancak o zaman anladı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: […Uçan ejderler, gidiyorlar mı?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Bu cümle ağzından çıkarken Emilia’nın gözünün önüne, daha önce şehrin semalarını istila etmiş olan ve insanları ayrım gözetmeksizin avlayan uçan ejderler geldi. Kanatlarını açarak gökyüzünde yavaş yavaş uzaklaşıyorlardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia bir an için bunun ne anlama geldiğinden emin olamadı, sonra “Belki…” diye düşündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Madelyn isteğimizi dinledi…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Saçmalık.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Belki değil? Ama uçan ejderlerin gitmelerini emredebilecek tek kişi Madelyn sanırım…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
En hoş olasılık Priscilla tarafından reddedildi ve Emilia bunun üzerine düşündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Elbette, başkasının emirlerine uyan, uçan ejder bile kendi hayatını bir hiç uğruna feda edecek kadar intihara meyilli olamazdı. Muhtemel bir yenilgiyle karşılaştıklarında geri çekilirlerdi ve örneğin sürünün lideri yenilirse aceleyle kaçmaları bile mümkündü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ancak Madelyn’in yenilgisi sürünün liderinin yenildiği anlamına gelir mi ki?
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn kendini kaybetmiş olarak görse bile, Emilia ve Priscilla’nın ortak çabalarıyla durduramadıkları bulutların üstünden gelen ışın da söz konusuydu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Tehlikede olan daha ziyade Emilia ve diğerleriydi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Madelyn, yanındaki uçan ejderlerle savaşmaya devam etseydi savaşı biraz daha uzatabilirdi.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ve yine de――…
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [O hâlde, neden geri çekildiklerine dair bir neden olmalı.]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia: [Geri çekilmelerinin bir nedeni mi? Bu ne olabilir ki?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [Ben bile her şeyi ayırt edemiyorum. Belki de Madelyn, Bulut Ejderhası’nın varlığı keşfedildiği için geri çekilme emri almıştır. Ya da…]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia, Priscilla’nın ne diyeceğini görmek için bekledi, bunu düşünürken elini ağzına götürdü.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Emilia’nın beklentisinin birkaç saniye sürmesine izin verdikten sonra Priscilla bakışlarını, onlardan uzaklaşan uçan ejderlere yöneltti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Priscilla: [――İmparatorluk Başkentinin emirlerinden daha öncelikli olması gereken bir şey mi var?]
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
△▼△▼△▼△
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Priscilla’nın mantığının doğru ya da yanlış olduğu, uçan ejder sürüsü yokluğunu hissettirdikten sonra ortaya çıkacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Uçan ejder sürüsünün lideri Uçan Ejderha Generali Madelyn Eschart’ın saldırısı şehri yıkımın eşiğine getirmiş, çok sayıda şehir sakini ve şehri savunan kişi yaralanmıştı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Ardından, Vollachia İmparatorluğu’nda eşi benzeri görülmemiş buz mevsimi ve göklerden gelen ve tüm şehri yıkıma uğratan korkunç beyaz ışık geldi… Herkesi şehrin kıyametten kurtulamayacağına inandıran bu umutsuzluğun ortasında, bu tehditler aniden ortadan kayboldu. Şehir bu beklenmedik bir şekilde, ölümden kıl payı kurtuluşla sarsıldı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Yeniden inşa etmek isteseler bile, öncelikle uğradıkları zararın boyutunu ve yaraların iyileştirilip iyileştirilemeyeceğini tespit etmeleri gerekecekti. Bu, dökülen kan damlalarını teker teker saymaya benzeyen ürkütücü ve zorlu bir görev olacaktı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Kale Şehri’nden kurtulanlar buna başlamadan önce, listeye eklenmesi gereken bir gerçek vardı.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Uçan Ejderha Generali Madelyn Eschart, uçan ejderha sürüsüyle birlikte geri çekilmişti.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
Uçan ejderhalarıyla birlikte Kale Şehri’nden uzaklaşmasıyla eş zamanlı olarak iki kişi de ortadan kayboldu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
――Flop O’Connell olarak bilinen tüccar ve Rem adındaki kız aniden ortadan kaybolmuştu.
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
#Hayda! Daha yeni kavuştuk derken kayboluverdiler! Flop da ne kral adammış, beton yetmez krala. Rem de bence Madelyn’e karşı güzel bir müzakere gerçekleştirdi. Peki, şimdi ne olacak? Rem ve Flop nereye götürülüyor? Madelyn, Flop’un boynunda ne gördü? Ve daha fazlası bir sonraki bölümde!
ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Çeviri için teşekkürler. Yeni bölüm için beklemedeyizz
Yeni bölüm yayımlandı, iyi okumalarr.
Remi neden aldın it
Ceviri için teşekkürler
Ceviri için teşekkürler
Ya yeter be neden bir türlü kavuşamıyorlar bee
flop iyi ki ölmedi, bir shaula vakası daha kaldıramam.
Madelyn değişik bir çar
Rem le flop a ne olacak acaba içimden Bi ses Subaru nün tanzayla oldukları yer hernereyse onlara yakın bir yere gitmiş olabilirler diyo
re zero şartlarında korkutucu derecede iyi bir gelişme olur muhtemelen .d