Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / Ana Hikâye/ Kısım X, Prolog – “Kader Gecesi”

Kısım X, Prolog – “Kader Gecesi”

4 Şubat 2026 257 Okunma 7 dk okuma
Önceki Sonraki

Bölümün ortalama okuma süresi 5 dakikadır. İyi okumalar dileriz.



※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

Çevirmen: Bertiel

Ek Düzenleme: Qua

Redaktör: akari

Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K.

Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!

Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

——Bu, pek çok kişinin kaderinin raydan çıkıp altüst olduğu bir geceydi.

???: “——aAHHagGHHAAAHHA!”

Ne kadar bastırmaya çalışsa da kopan o feryada engel olamıyordu. Dünyadaki her şeye küfredercesine çıkan o umutsuz inilti, gecenin zifiri karanlığında yankılanıyordu.

Bedeni kıvranırken ağzının kenarlarından köpükler saçılıyor, kanlı gözyaşları da sel olup gözlerinden akıyordu. Eti yırtılıyor, kemikleri çatırdayıp kırılıyor, damarlarını kavuran o cehennem azabı da ruhunu acımasızca paramparça ediyordu.

Bir günah işledim. Affedilmez bir günah. Bunu kabul ediyorum. Tüm kalbimle pişmanım. O hâlde bari, işlediğim bu günahın cezası yaraşır şekilde kesilsin! N’olur!

???: “AHGhghAAGHHHHAAAGHA!”

Bomboş. Avuçlarının içi bomboş.

Avuçlarının arasına aldığını sandığı şey parmaklarının arasından akıp gitmiş, sonsuza dek ulaşamayacağı bir yere dökülmüştü. Sadece yok olup gitseydi yine katlanılabilirdi belki ama gerçek çok daha kahrediciydi, öylece kabullenmek güçtü.

O şey, tam da buradaydı. Bu dünyadaki en aptal faninin içinde, tam da buracıkta duruyordu.

???: “————”

Acı çeken, hıçkırıklara boğulan, dişlerini sıkarak çırpınan bu bedeni, küçük “bir şey” izliyordu. ——Yoo, imkânı yoktu. Bu sadece vicdan azabının ona oynadığı bir kuruntudan ibaretti.

Çünkü çoktan onu uyutmuştu. O bitmek bilmez kâbusun sona ereceğine söz vermiş; bir dahaki sefere göz kamaştırıcı, umut dolu bir sabahın doğacağına inandırmış ve uykuya dalana değin o kızıl saçlarla bezeli başını okşamıştı.

Bu yüzden de kimse onu falan izlemiyordu. ——Fakat onun kâbus dolu o gecesi bir türlü dinmek bilmedi. Umut dolu bir sabahın geleceğine dair verilen o söz hiçbir zaman tutulamadı.

——Keşke ölüp de kurtulsam, diye düşünse de böylesi bir arzuyu dile getirmeye bile hakkı yoktu ki.

Kâbus bitmemişti. Umutlar yeşermemişti. Verilen söz de tutulmamıştı.

Biricik ailesini o geleceğe ulaştırabilmek için pes etmeye kesinlikle hakkı yoktu.

???: “——aAHGhgghhAAagha!”

Çenesi kırılırcasına dişlerini sıkıyor, ıstıraba katlanıyordu. Acıya direniyordu.

Bir sonu olup olmadığını bile bilmediği bu işkenceye dişini sıkmaktan, dayanıp göğüs germekten başka çaresi de yoktu.

???: “————”

——Tüm bunları izleyen o küçük “şey”in varlığı, yalnızca suçluluk duygusunun yarattığı bir halüsinasyondan ibaretti.

△▼△▼△▼△

???: “——Haah, hııh, haaah…”

Kocaman, yalın ayaklarıyla nemli toprağı ezerek ilerlerken defalarca dönüp arkasına baktı.

Peşinde kimse yoktu. Olmasına da imkân yoktu zaten. Çünkü bizzat o alt tabakaya emir veren kişi, bu gecenin karanlık yüzünde bütün ipleri ellerinde tutanın ta kendisiydi.

Yine de bunun içini tamamen rahatlattığını da asla söyleyemezdi.

???: “Siktir, bö’le saçma sapan bi’ iş mi olur!..”

Sinirden sesi titrerken o devasa cüssesiyle, yüzünde acı bir ifadeyle loş karanlığa dikti gözlerini.

Karanlık bir mekândı, yer altıydı. ——Neredeyse kimsenin bilmediği, hâliyle devriye gezen bir muhafızın bile olmadığı, yabancı birinin öğrenmesi hâlinde onun hayatına mâl olacak türden bir geçitti.

Şimdi oradan geçen kendisi -hiç şüphesiz bir yabancı olan kendisi- artık neyin nesiydi ki?

???: “——Siktir.”

Öfkeyle dişlerini gıcırdattı, o devasa yumruğunu duvara geçirmemek için kendini zor tutuyordu. Sebebi ses çıkarmaktan korkması değildi. Kollarında gereksiz bir şey taşımasındandı.

O gereksiz şeyin ağırlığı onu giderek daha da öfkelendiriyor, sinirlendiriyor ve içindeki nefreti daha da körüklüyordu ki——

???: “——Ah.

Beklenmedik bir anda, kollarında taşıdığı o şeyle göz göze geldiğinde ağzından istemsizce bir “ah” mırıltısı dökülüverdi.

İnsanın sinirini bozan ve bu dünyada en çok nefret ettiği o kıpkırmızı gözlerdi onlar. ――Zifiri karanlığın içinde bile o gözlerin yüzüne baktığını ve gözbebeklerinin kısıldığını fark ediverdi.

Bütün avazıyla bağırıp çağırmak, bu gizli geçidi de o yoldan gitmesi emredildiğinde başını eğip itaat eden kendini de yakıp yıkmak… her şeyi ama her şeyi yerle yeksan etmek istiyordu.

İçinden geçen böylesi yıkıcı, kendini cezalandıran ve her şeyi boş vermiş o çaresiz arzuları——

????: “——Ua.”

Pıtır pıtır uzanan o minik ellerin yüzüne dokunmasıyla, üstüne bir de ona gülümsemesiyle… bir anda hepsi uçup gidiverdi.

Her şeyi boş verme hissi de kendini cezalandırma isteği de o yıkıcı düşünceleri de… Hepsi birden gözüne o kadar saçma ve mânâsız görünmüştü ki.

???: “Ne bok yerseniz yiyin, siz insanlar her daim i’rençsiniz.”

İçindeki fırtınaları bilip bilmediği meçhuldü ama o kızıl gözler sonuna kadar yargısında hiç yanılmadı.

Onu terk etmek, fırlatıp atmak, pes etmek, her şeye son vermek için eline defalarca fırsat geçse de o; hepsini elinin tersiyle itmiş ve adımları onu bu geçidin sonuna kadar getirmişti.

Geçitten yukarı çıkarsa onu uçsuz bucaksız bir gece bekliyordu. ——Yapılan Kadim Antlaşma’yı bozup sonu belirsiz olan o geleceği fırlatmak uğruna, bundan daha iyi bir fırsat da olamazdı.

???: “Pişman ol’caksan bari layıkıyla pişman ol.”

Ne var ki bu son fırsatı da demode kalmış inançları ve elinde kalan o bir avuç gururu uğruna reddetmişti.

???: “Beni Kadim Anlaşma’yla zincirleyebildi’ini sanıp da haddini aşma la’. Bekle de gör. ——Siz insanların kökünü nasıl da kazıyıp cesetlerinizi o Büyük Şelale’ye fırlatacağım.”

İçinde fokur fokur kaynayan, yıllanmış o koyu nefreti kuşanmış devasa silüet yürümeye devam etti. ——Kucağındaki o masum gözlerin caydırıcılığının, adımlarını durdurmak için zerre kadar geçerli bir sebep olmadığını kendine tembihlerken.

——İşte bu, birçok kişinin kaderinin rayından çıkıp altüst olduğu o gece yaşananların ta kendisiydi.

△ △ △ △ △ △ △

#Her türlü felaketten bir şekilde sağ çıkan, koskoca Kara Yılan’ın karnını deşip içinden çıkan, keçi oğlu keçi Heinkel Astrea’nın da bu dayanıklılığının ardındaki sır da yavaş yavaş çözülüyor! Kısım 9’dan da birçok kişinin tahmin ettiği üzere Heinkel’de ejderha kanı var gibi görünüyor.

#Öteki yandansa vaktiyle Lugunica’daki yarı insan iç savaşının üç büyük liderinden Valga Cromwell’in -bizim bildiğimiz ismiyle Rom-iji’nin- Ford Lugunica’nın kızının kaçırıldığı gün neler yaşadığına ucundan bi’ bakıyoruz! Yine akıllarda birçok soru işareti oluştu ancak Re:Zero’nun güzelliği de burada ya zaten.

#Bu LN özel bölümünü de çevirip sizlerle buluşturmak istedik. Bakalım sonraki bölümlerde neler olacak!



Önceki Sonraki
5 1 oylama
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
1 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle
Ybo
Ybo
16 Mart 2026 22:40

Ejderha kanını dökecek kadar mal Heinkel’e saygılar.