
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
Çevirmen: Clumsy
Re:Zero Türkçe tarafından düzenlenmiştir.
※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※
——Aklına yansıttığı görüntüyü stabilize etmek, hayal gücüne uygun şekilde buz yapma işinde çok mühimdi.
Subaru zamanında Buzul Savaş Sanatını teklif ettiğinde Emilia, bunun çok işe yarayacağını düşünmüş ama altından kalkabileceğinden emin olamamıştı.
Subaru: “Her şey yolunda! Endişelenmene gerek yok! Emilia-tan bunu kesinlikle becerecektir!”
Subaru’nun kararsız hâldeyken kendisine başparmağını kaldırarak böyle söyleyişini hatırlıyordu.
Şimdi düşününce bu söylemi de tamamen asılsızdı—— yo, Emilia Subaru’nun “Çünkü seni seviyorum.” gerekçesiyle kendisini desteklediğine inanıyordu.
Emilia, “aklına görüntüsünü yansıttığı” silahları yaratma konusunda sayısız illüstrasyon üzerinde çalışmıştı.
Şarkıların aksine, illüstrasyonlar üzerine çalışmak onun uzmanlık alanı değildi, yine de Subaru ile tekrar tekrar çizim yaparak, kesin bir ilerleme kaydetmişti.
Emilia’nın Subaru ve Beatrice’in arasında çizim yaparak gerçekleştirdiği çalışmalar esnasında Ram hayrete düşmüş, Otto buruk bir şekilde gülümsemiş, Frederica ve Petra zaman zaman onlara katılmış ve Garfiel neyin daha iyi olacağıyla ilgili tavsiyelerde bulunmuştu. Roswaal da sıklıkla belli bir mesafeden Emilia ve Beatrice’in çizim yapışını izlemişti.
Bunlar Emilia için inanılmaz, muazzam değerde ama geride bırakmaya mecbur kaldığı anılardı.
Herkes için kaybolmuş olsa da Subaru tarafından hatırlanan anılardı. Bu düşüncenin belirişiyle de Emilia’nın göğsünde sıcacık bir duygu filizlenmişti.
Emilia: “Bir hiyah ile bunu, cesarete dönüştüreceğim!——”
İşte Emila, filizlenen bu duygunun harekete geçirici gücüyle ve üretmiş olduğu buz silahlarıyla yanı başında ilerleyen yedi buzdan askerle birlikte gözlerinin önündeki İlahi Ejderha Volcanica’yı alt etmeye koyuldu.
Daha önce de açıklandığı üzere buz şekillendirme işinde “görüntüyü yansıtmak” büyük önem taşıyordu. Silahlar konusunda doğal olarak geçerli olan bu şey, buzdan askerler için de geçerliydi. Başka bir deyişle buzdan askerler, Emilia tarafından “yansıtılması” kolay bir şekle sokulmuştu.
Özetlemek gerekirse, Emilia’nın yanında çarpışan askerler, yedi adet Natsuki Subaru’ydu.
Emilia: “Ama gerçek Subaru’dan çok daha güçlü ve hızlılar!”
Subaru münasebetsizlik ve eğlenme sevgisi bağlamında yenilmeyecek olsa da onun yapısı, onu temel alarak buzdan yaratılmış askerlerden farklıydı.
Askerlerin gücü, Emilia tarafından onlara verilen mananın yoğunluğuna dayanıyordu ve basit buz heykelleriyle karşılaştırılamazlardı. Buz silahlarıyla aynıydılar ve çelikten aşağı kalır yanları yoktu.
Emilia: “Hadi!”
Emilia’nın emrine itaat eden buzdan savaşçılar öncü kuvvet olarak Volcanica’nın menziline doğru koşmaya başlıyordu.
Volcanica hareket etmiyor, Gözcü Kulesinin Birinci Katının merkezindeki devasa sütuna yaslanmış şekilde kalmayı sürdürüyordu, önceki kuyruk saldırısının menziliyse dört ila yedi metreydi.
İşte o anda ejderha, Emilia’nın sütuna sıkıca tırmanma arzusunu saptamışçasına büyük bir hızla mavi kuyruğunu savurdu.
Yalnızca havada açılmış bir delik şeklinde tasvir edilebilecek eksantrik bir ses yükseldi, bir an sonraysa öncü kuvvet olan buz savaşçılarının üst bedenleri un ufak edildi. Göğüs bölgelerinden gelen doğrudan darbeye maruz kalan buz savaşçılarının gövdeleri ikiye ayrılırken Subaru’nun hatlarını ve keskin gözlerini almış olan kafaları havaya uçtu.
Emilia: “Üzgünüm! Ama benim varlığımdan bağımsız olarak da hedef alınacaktınız!”
Emilia mihenk taşlarına dönen buzdan askerlerden özür dilese de artık Volcanica’nın neyi amaçladığını tam olarak anlamıştı.
İlahi Ejderha Alzheimer’a yakalanmış olsa ve Sınav konusu kafasından çıksa da sütunu hedefleyen rakipleri durdurma arzusu bariz şekilde baki kalmıştı.
Bu, hayatının varlığı veya yokluğundan bağımsızdı. Böylece Emilia, bir hareket şekli benimsedi.
Emilia: “Lütfen asker-sanlar!”
Buzdan savaşçılar, Emilia’nın endişeli sesiyle uyum içerisinde gümüş saçlı genç kıza yetişmek için atıldı.
İlkinin parçalanışıyla geriye altı tane kaldı, derken her biri farklı yönlere yönelip belli belirsiz bir zaman farkıyla merkezdeki sütuna yöneldi.
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Yaklaşan buz savaşçılarının varlığını hisseden İlahi Ejderha , sesli mesajını bir kez daha tekrarladı.
O mesajın duyacak kulakları olmayan oyuncak bebeklerin nazarında anlamsız kelimelerin dizilişinden farksız olduğunu görmek Emilia’nın güçlü bir terk edilmişlik ve yürek burkucu bir ıstırap duymasına yol açtı.
Volcanica, bu şekle bürünmüş olmasına rağmen “Bir şeyleri” korumaya çalışıyordu.
Bu sözü ne için, kimin için ve ne amaçla verdiğini bilmese de——
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Kaşla göz arasında savrulan bir kuyrukla silahlarını kuşanmış iki buz savaşçısı paramparça edildi.
Her biri ani bir karşılık vermek adına defansif bir pozisyon almış olsa da birinin belinin altında ne var ne yoksa havaya uçtu, diğerininse sağ üst yarısı aynı şeyi yaşadı ve ikisi de doğru düzgün bir hamle yapamadan un ufak oldu.
Bu nedenle geriye kalan dörtlü, kontrol etmek adına saldırı duruşundan orijinal konumuna dönen kuyruğa yöneldi. Alzheimer olmasının yanı sıra bacakları ve belinin de güçsüzleşip dengesizleşmiş olma ihtimali vardı.
Eğer ayağa kalkmakta bile zorlanacağı bir hâle geldiyse o kuyruğu zapt etmek yeterli olurdu.
Emilia: “Kendinizi hazırlayın!”
Bu emirle üç buz savaşçısı, kuyruğu hareketsiz hâle getirme gayesiyle kollarını birleştirdi.
Arkasındansa üç savaşçıyı aynı anda biçmeye teşebbüs eden İlahi Ejderha’nın ıssız kuyruğunun sesi yükseldi. Kullanım şekli olarak Subaru’nun kırbacına benzese de hızı ve kudreti bambaşka bir ligdeydi.
Söz konusu Subaru’nun kırbacı olsaydı Emilia tarafından çıplak elle yakalanabilirdi ama ejderin kuyruğuna bunu yapması imkânsızdı.
Sıradan bir canlının tüm gücünü tüketebilecek kudrette olan İlahi Ejderha, kuyruğunu böcek kovalamaya benzer bir kayıtsızlıkla savurmuştu.
Ve o kuyruğun yarattığı etki bir kez daha belleri bükük hâlde yan yana dizilmiş olan üç buz savaşçısına ulaştı. Fakat bu defa, yankılanmış olması gereken kırılma sesi yankılanmadı.
Çünkü Emilia, eğilmiş hâldeki üç buz savaşçısının arkasında onları destekleyen bir buz duvarı yarattı.
Darbenin geleceğini biliyorduysa önlem de almalıydı.
Tüm bedenlerine çatlaklar yayılmış olmasına rağmen, keskin bakışlı genç oğlanın görünümüne bürünmüş olan buz savaşçılarının ağızlarının kenarları kalkmıştı. Ve sonrasında da ayrı bir rol üstlenmiş olan son savaşçı, darbeyi durdurmuş olan üçlünün arkasından sıçradı.
Son buz savaşçısının kullandığı şey, Sasumata olarak bilinen bir silahtı.
Uzun bir oka benzer bir mızrak ucuna, saplama değil de rakibe boyun eğdirme, yakalama görevini üstlenme amaçlı kavisli bir parça sabitlenmişti.
İşte son savaşçı o sasumatayı baskılamak için kullanarak İlahi Ejderha’nın kaba kuyruğunu yere sabitledi.
Ejderha kuyruğu hareketi kesmiş olsa da kuyruğun en ince ucu bile kütük iriliğinde olunca tek bir sasumatayla bastırılması imkânsızdı, bu nedenle çatırdamış olan üçlü de art arda kendi sasumatalarıyla işi ele aldı.
Ve elverişli dört noktanın sasumatalar tarafından tutuklanması sonucunda İlahi Ejderha’nın kuyruğu bile engellenirken——
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Bir an sonra dünyanın parçalanması misali bir sesle birlikte dört savaşçının sıçrayan bedenleri bütünüyle oyuldu.
Kalçalarından yukarıya doğru ne varsa temiz bir şekilde silindi ve geriye yalnızca alt bedenleri kalan buz savaşçıları paramparça oldu. Bunun sorumlusuysa hareketsiz hâle geldikten sonra ciddileşen kuyruk değildi—— pençelerdi.
Yerde kalmayı sürdüren Volcanica, kuyruğu yerine sol ön uzvunu kaldırmıştı.
Emilia’nın buzdan askerleri öylece, kesin olarak, kaçışı olmaksızın yok edilmişti.
Emilia’ysa ejderhanın güçsüz olduğuna inanıp oyuna gelmekten ucu ucuna kurtulmuştu.
Emilia: “Madem uzuvların ve kuyruğun gayet iyi çalışıyor!.. Öyleyse önemli beynin ne diye durdu ki, kahretsin!”
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Emilia: “Amaaan, anladık artık!——”
Emilia dışında herkesi iyice çileden çıkartacak bir tekrardı.
Ancak Emilia’nın azimli, mücadeleci ruhu parçalanmayacaktı. Parçalanabilecek yegâne şey buzdan askerlerdi ki doğal olarak bu da Emilia’nın kalbini bir nebze sızlatıyordu.
Emilia: “Neyse! Hiçbir şey öğrenmemiş değilim.”
Parçalanan buz savaşçılarının ölümünün nafile olmadığını söyleyen Emilia, kuyruğun menziline yöneldi.
Buzdan sasumataların kuyruğu bastırışı sağlam bir şekilde devam ediyordu, bu da dört buzdan askerin fedakarlığını değerli kılıyordu. Bu nedenle doğal olarak Emilia’yı hedefleyen şey kuyruklar değil pençeler olacaktı, ancak——
Emilia: “İki elinin menzili kuyruğununkinden kısa, öyle mi? Ve ayrıca…”
Pençeler Emilia’yı yakalayamadan buz mızrakları yanından geçip gitti ve İlahi Ejderha’ya yaklaştı.
O mızrakların sorumlusu, bir kez daha Emilia’nın arkasında, orijinal pozisyonlarında doğan buz savaşçılarıydı—— Emilia’nın yaratabildiği maksimum buz savaşçısı sayısı yediydi ama onları parçalandıkları anda yeniden yaratabiliyordu.
Başka bir deyişle, Emilia gücünü tüketene dek buz savaşçıları defalarca ayaklanabilirdi.
Tıpkı gerçek Natsuki Subaru gibi.
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Emilia: “Kiyaaa!?”
Menzilinin dışındaki aralıksız buz mızrağı yağmuru karşısında Volcanica, ön ayaklarını yere çarptı.
Bu tek darbeyse Emilia ve buz savaşçıları da dahil olmak üzere ilk katın tamamını yutan, pençelerinin ebedi bir işareti gibi görünen bir şok dalgası üreterek âdeta uzayı parçaladı.
Emilia: “————”
Şok dalgasının vücudunda yarattığı etkiyi durduran Emilia, ametist rengi gözlerini kıstı.
Volcanica’nın korumakta olduğu ana sütun sağlamdı ve o sütunu dikkatlice gözlemleme fırsatı olmamıştı. Uzaktan bakıldığında diğer beş sütundan bir farkı varmış gibi görünmüyordu ama henüz bir karara varmak için çok erkendi.
Bununla birlikte Emilia’nın en çok ilgilendiği şey merkezdeki sütunun kendisinden ziyade——
Emilia: “——Tepesinde yer alan şey, yani kulenin zirvesi!!”
Korkusuzca rüzgâra doğru adım atan Emilia, tüm gücüyle olduğu yerin zeminini tekmeledi.
Henüz Volcanica veya sütun konusunda harekete geçmekten çok uzaktı. Ancak o noktadan ilerlemek, doğru yanıttı.
Bu esnada buz savaşçıları başlangıçtaki parçalanmış hâllerinden sıyrılmış, belleri bükülmüş, kolları desteklenmişti.
Ve ilerleyen Emilia’nın ayaklarını yakalayarak onun tek seferde daha da yükseğe sıçramasına yardım ediyorlardı.
Ejderin kuyruğu sabitlenip dikkati sütuna kaymıştı, işte bu fırsatı değerlendiren Emilia, en çok ilgilendiği yer olan üst kata yönelmişti.
Kendisinin de pervasızca kullanamayacağı bir bileşim söz konusu olsa da içgüdüleri ona buraya dek geldikten sonra ulaşılması gereken noktanın zirve olduğunu söylüyordu.
Buz savaşçılarının yardımıyla yaptığı büyük sıçrayışla birlikte tek seferde Volcanica’nın kafasının üzerine ulaşan Emilia, sütunun üst yüzeyine vardı. Peki oradan en tepeye çıkmalı mıydı——
Emilia: “——Ha?”
Ancak tam da parmaklarıyla sütuna uzanmaya teşebbüs ettiği anda ayaklarını sessiz bir ısı dalgası sıyırdı.
——Yo, sessiz değildi. Ses, aşırı güç ve sıcaklığın ellerinde ölüp gitmişti. Bizzat ses konseptini öldürmüşse sessiz bir fenomene dönüşmüş olması bir muamma olmazdı.
O sırada Emilia’nın algısı, Birinci Katta konumlandırılmış buz savaşçılarının ortadan kaldırıldığını tespit etti.
Onun görüşünü korumak için elini uzatan biri, destek olarak buz mızrakları fırlatan dördü ve sasumataları desteklemek için koşturan ikisi aynı saniyede ortadan kayboldu.
Ve bunu başaran şey ne Volcanica’nın kuyruğu ne de ön ayaklarıydı.
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Evet, heybetinden asla ödün vermeyen ağzından kavurucu havaya ait bir ölüm feryadı yükselmişti.
Başlangıç olarak kulağına yinelemelerinden biri ulaşan Emilia, öldürülen ses konseptinin dirilişini idrak ederken aynı anda parmakları sütunun en üstündeki yüzeye uzandı.
Ve bedenini bir şekilde, çaresizce düzelterek aşağı baktı.
Kavrulup beyazlamış Birinci Kat, orada alabildiğince uzanıyordu.
Birden fazla noktadan için için yanıyormuşçasına beyaz dumanlar yükseliyor, orada olduğu varsayılan buz savaşçılarının enkazları bile görünmüyordu. Böyle bir ısı, böyle bir kudret, böyle bir yok oluş——
——İlahi Ejderha Volcanica’nın nefesi her şeyi yakıp yok etmişti.
Emilia: “Kuyruğunla bacakların işliyor, hatta alevler bile saçabiliyorsun ama buna rağmen!”
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Emilia: “Amaaan, anladık yahu! Anladık! Gerçekten anladık, yani… oh.”
Meydana gelen olayları hesaba katarak acısız bir şekilde yanıt veren Emilia’nın gözleri ansızın irileşti.
Çünkü İlahi Ejderha’nın gözleri sabit bir şekilde yukarıyı hedeflemişti, o sarı gözbebeklerinin içlerindeyse Emilia’nın yansıması yer alıyordu. Ve——
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Diyen Volcanica, iki mavi kanadını da açarak olduğu yerde ayaklandı.
△▼△▼△▼△
Emilia: “Oh yok artık—— Hık.”
Aşağıda meydana gelen olayların ne denli tehlikeli olduğunu anlayan Emilia, büyük bir panik içerisinde kulenin en üst yüzeyine doğru elini uzattı.
Onun bu işle meşgul olduğu sıradaysa Volcanica, sasumatalar tarafından tutulan kuyruğunu özgür bırakarak yavaşça kanatlarını çırpmaya çalıştı.
Uçmaya niyetliydi.
E neticede o İlahi Ejderha Volcanica’ydı, uçmak onun için doğal bir işti—— fakat Emilia uçan bir ejderhaya hiç tanık olmadığı için gerçeklik duygusu zayıftı.
Her şeyden önce, bu kadar devasa vücutlu bir canavar gerçekten göklerde uçabilir miydi?
Emilia: “Bugüne dek sadece Puck ve Roswaal’ın uçtuğunu görmüştüm…”
Bir ruh olan Puck’ın ve eksantrik bir büyücü olan Roswaal’ın uçması kaçınılmazdı.
Emilia’nın duyduğu kadarıyla güney Vollachia İmparatorluğunda tıpkı Yer Ejderleri ve Su Ejderleri gibi Kanatlı Ejder isimli uçan ejderler de yaşıyordu, yani Volcanica da bir Kanatlı Ejder olarak değerlendirilebilirdi.
Ya da belki de o ejderlerle İlahi Ejderha’yı aynı sınıfa koymak başlı başına bir hata olurdu——
Emilia: “Hoop-pa! Hoop-pa! Hiyaah! Şaah!”
Coşkulu çığlıklar atan Emilia, erişebildiği en yüksek hızla kulenin zirvesine doğru tırmanıyordu.
Uzaktan bakıldığında dudak uçuklatacak bir hıza ulaşmış olsa ve sağduyu sınırlarının ötesinde bir çaba sarf etse de her şeyi geride bırakıp öne atılabileceği bir koza sahip değildi.
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Emilia’nın bu sesi eskisinden de yakın bir mesafeden işitişi bir halüsinasyon değildi.
Aşağıda ne var ne yoksa geride bırakmayı başaramadığı için o beyan, kendisiyle aynı irtifaya ulaşmıştı.
——O iki mavi kanadın aynı anda açılışıyla inanılmaz irilikteki bir cüsse havada dalgalanıyordu.
Görkemli ve asil İlahi Ejderha Volcanica, çöküşünden bihaber bir varlığın baskısıyla kum tepeleri göğünde süzülüyordu.
Gelişmekte olan korkutucu havası olsun, aciz rakibine diktiği gözlerindeki ışıltı olsun, kuyruğu veya uzuvları ve hatta nefesi olsun hiçbir yönü efsanelere konu olan son derece üstün bir ejderha oluşuna ihanet etmiyordu.
Bununla birlikte bu gerçeğe ihanet eden tek bir şey varsa o da——
Emilia: “Ben! Birinci Katın da üzerine çıkmaya niyetliyim, yani senin düşmanın olmayabilirim!”
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Emilia sütuna tutunurken Volcanica tehdidi, işitecek bir kulağa sahip olmadığını ifade eden bir sesle onu takip etmeyi sürdürüyordu.
İçine bir nefes çeken Emilia azıdişlerini sıkıp “var olmayan basamak” gücünü kullanarak savrulan kuyruğun üzerinden atladı.
Emilia: “Yiihuuuuu!!”
Elverişli Buzul Savaş Sanatıyla—— sütuna tırmanmak yerine yanlarına basamaklar yerleştiriyor, üzerlerinde zıplayarak ivmeleniyordu.
Emilia: “Uzuvların da özgür olacak mı acaba… kiyah!”
Derken ansızın çektiği ikiz buz kılıçlarını sallayarak kendisine çarpan kuyruğu enerjik bir şekilde uzaklaştırdı.
Tahmine dayanarak gerçekleştirilen bu hamleyle birlikte Emilia’nın her iki kolu da kuvvetin etkisiyle bileklerinden dirseklerine dek uyuştu, ayağa kalkması için gereken birkaç saniye boyunca yeni bir silah kullanamayacakmış gibi görünüyordu.
Ancak Emilia’nın aldığı hasarın aksine Volcanica’nın yaptığı tek şey kuyruğunu sallamaktı.
Faniliğine rağmen meydan okuyucu taraf karşısında aynı tavırları sergileyerek kuyruğunu savuran İlahi Ejderha’nın çabası rakibini düşürmeye—— yo, sütunu ele geçirmeye çalışan o rakibi ezip geçmeye yönelikti.
Emilia: “——Hık.”
Yaklaşan kuyruğa tepki olaraksa Emilia’nın nefesi kesilmişti.
Geri püskürtülecek olursa yeniden sütuna ulaşacak enerjisi kalmayacaktı. Ve pullarla kaplı o kuyruktan doğrudan bir darbe yiyecek olursa korkunç bir durumda kalacağı da kesindi.
O kuyruk saldırısının bağlantı kurmasına izin veremezdi.
Emilia: “Hâlâ… geeerçekten sıkı çalışabilirim!!”
Kollarını kullanamıyordu. Ama ayaklarını kımıldatabiliyordu. Tepeyi hedefleyebilirdi.
Zirveyi hedeflemek adına basamaklarını oluşturmuş olsa da yeterli olmazdı. Tek seferde yapabileceği buz manevralarının bir sınırı vardı. Onca emeğin boşa gitmesine izin veremezdi.
Dayanaklar amacını yerine getirirse o sonsuzluk tarafından karşılanırdı——
Emilia: “——Şimdi anladım!”
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Derken tam da harika bir fikir bulduğu saniyede yeni bir kuyruk saldırısı Emilia’ya yaklaştı.
Emilia ise basamakların sıradan gücünü kullanarak bundan bir şekilde kaçındı. Ve sütuna doğru tasarladığı yeni basamağı ortaya çıkartıp akıllıca bir hamleyle o eli kendi elini uzatarak kavradı.
Emilia: “Lütfen, asker-san!”
Emilia’nın bu kelimelerine cevaben buzdan yapılmış kollarını gıcırdatan kişi, Subaru’nun şeklini almış ve yakılarak yok edildikten sonra tekrar yaratılmış bir buz savaşçısıydı—— ama yalnızca üst bedenden ibaretti.
Sadece bir basamak ve dayanak değil, Emilia için güvenilir bir müttefikti de—— ve sırasıyla yalnızca üst bedenlerinin ardı ardına sütundan çıkışlarıyla bir “Buz Yolu” oluşturuyorlardı.
Sütundan sadece üst bedenleri çıktığı ve bacaklarını yaratma zorunluluğu olmadığı için de Emilia, sayılarını yediden yukarı çekebiliyordu.
Onlardan yaklaşık on tane yaratarak sütundan çıkartan Emilia, ellerinden faydalanıp yukarıya çıktıkça çıkıyordu.
Emilia: “Hiyah! Yah! Şiiiyah! Tamamdıır!”
Kelimenin tam anlamıyla buzdan çıkan üst bedenlerin ellerini ödünç alan Emilia, sütunun en üst yüzeyine doğru tırmanıyordu.
Bu esnada Volcanica onu engellemeye teşebbüs ediyor ama sütundaki adamlar yan taraftan ona mâni oluyordu.
Sütunu koruma niteliğiyle hapsedilmiş olan Volcanica, buz savaşçılarını o sütunda bırakamıyordu.
Üretilen buz savaşçıları Volcanica’ya buzdan kılıçlar ve baltalar fırlatıyor, İlahi Ejderha’ysa onları püskürtüyor, sütundaki savaşçıları kuyruğu veya uzuvlarıyla tek tek avlıyordu.
Emilia buna rağmen sütunun yukarısına, yukarısına, yukarısına yönelirken——
Emilia: “Bu nokta biraz zorluymuş gerçi!”
Tehlikenin üstesinden gelmek biraz canlı bir izlenim olsa da buzdan askerlerin gücü ve fedakarlığı sayesinde Emilia’nın elleri nihayet sütunun en üst yüzeyine ulaşıyordu.
Ancak yaklaşık on metre daha ilerlediğinde kulenin en üst katmanına ulaşacak olsa da sütunun en üst yüzeyi fare korumasına* benzer şekilde bükülüydü, yani o noktadan sonra tırmanmak son derece zor olacaktı.
Ç.N: (Fare koruması, farelerin halatlar üzerinden tekneye geçmesini ve tersi yönde hareket etmesini engellemek için teknenin bağlama halatlarına takılan basit bir disk parçasıdır. Yani bunu, dışarıya doğru kıvrılan bir sütun olarak düşünün; bu sayede fareler, tekneye tırmanmak için baş aşağı durmak zorunda kalır.)
Dağcılıkta uzmanlaşmış kişilerin bile sıkıntıya düşeceği bir durum olsa da şansına Emilia, ağaçlara tırmanma konusunda uzmandı. Zamanında bu tutkusu, Fortuna ve Archi’den azar yemesine bile yol açmıştı.
Emilia: “Parmaklarımın uyuşukluğu da geçti, artık onları kullanabileceğim!..”
Böylece uyuşan parmaklarını hissetmeye başlayan Emilia, bükük ve kaba sütunu yakaladı.
Eğimin tersine çıkan buz savaşçısının elini tutarak bacaklarını dengesiz göğün üzerinde sürükledi. Yine de buz savaşçısının desteği sayesinde tırmanışı dengeli oldu.
Şimdi geriye kalan tek şey, Volcanica’nın teşkil edeceği engeldi——
Emilia: “——Hık.”
İşte o anda hafif bir gevşemeyle birlikte kader, oyununu oynadı.
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Bu sözcükleri telaffuz ettiği sırada kuyruğunun sütuna indirdiği ağır darbeyle birlikte güçlü sarsıntılar patlak verdi. Darbenin dalgalanışı tüm sütuna yayılırken de o sütundan yalnızca üst bedenleri yükselen buz savaşçıları adamakıllı çatırdayarak bir anda paramparça oldu.
Ve eğimli bölgeden Emilia’ya el veren buz savaşçısı da bir istisna olmadı.
Emilia: “——Ah.”
Emilia’nın tuttuğu el omuz hizasından parçalanırken desteğini yitiren genç kızın bedeni düşüşe geçti. Buz savaşçısı gözlerinde keskin bir ifadeyle onu durdurmaya çalışsa da artık iki elinin de uzanması mümkün değildi.
Ancak ansızın eli ayağı bütünüyle çekilen Emilia’nın riskli sütun tırmanışının boşa gitmesi, her şeyin geçersiz olması ve yeniden Birinci Kata dönmesi—— gibi bir şey gerçekleşmedi.
Emilia: “Kiyaaa!”
Tırmanmaya çalıştığı sütunun yüksekliğine bakılırsa Emilia’nın onlarca metrelik bir düşüş yaşaması gerekiyordu. Bu önsezi üzerine derin bir nefes alsa da kalçaları beklenmedik bir hızla, bir şey tarafından yakalandı.
O şey bir buz savaşçısı değildi. Algıladığı üzere sütundan çıkan tüm buz savaşçıları paramparça olmuştu.
Üstelik ellerinin dokunduğu şey kaba ve katıydı——
Emilia: “Yoksa…”
Volcanica: “——Ey, kulenin tepesine ulaşmış olan sen. Birinci Katta ilerle, her şeye kadir arzuhâl sahibi.”
Bu ses çok yakınlardan ulaşırken Emilia, kuvvetli rüzgârları ve kalçalarının altındaki hissiyatı teyit etmiş oldu.
O yakınlıktan ötürü gecikmeli bir farkındalığa erişti—— Yani İlahi Ejderha Volcanica’nın sırtına düşmüş olduğunu anladı.
Emilia: “——Hık! Dikkatin dağılmasın! Bu noktada…”
Volcanica’yı basamak olarak kullanıp bir kez daha sütuna ulaşabilirim.
Planladığı şey buydu ama üzerine bunu kolaylıkla gerçekleştiremeyecek olmanın sıkıntısı çökmüştü.
Kanatlarını çırpan Volcanica, Emilia’yı üzerinden atma niyetiyle yükseliyor ve bedenini eğip büküyordu.
Emilia: “——Ah, aaaaaağh.”
Bedenine saldıran güçlü, kudretli rüzgârlara direnen Emilia, çaresizce ejderhanın omurgasına tutunuyordu.
O ana dek hiç hissetmemiş olduğu fiziki rüzgârlar arasında—— tutunduğu şey, her biri kocaman ve kuvvetli kayalara benzeyen pullardı ve böyle devam ederse uzun süre direnemeyecekti.
Ayrıca Volcanica, gökyüzünde özgürce kanat çırpmakla yetiniyordu.
Ejderha nefesi şöyle dursun, kuyruk veya pençe saldırısının bile tadına varmıyordu.
Yalnızca üzerine tutunan Emilia’yı düşürecek bir şiddetle uçuyordu.
Emilia bunu yitirecek olursa bir daha asla——
Emilia: “——Bir daha asla Subaru ve geri kalanların yüzüne bakamam.”
Dikkatsizce ağzını açacak olursa ciğerleri şiddetli rüzgârla parçalanabilirdi.
Gözkapaklarının ardında değer verdiği insanları canlandırarak bakışlarını eğiyor, azıdişlerini iyice sıkıyordu.
Bu ölmek zorunda olduğunu kabullendiği anlamına gelmiyordu.
Emilia’nın değer verdiği insanları düşünmesinin altındaki amaç, ileriye bakabilmekti.
Onların desteğini alarak ileri itilmek, önüne bakacak cesareti bulmaktı.
Emilia: “————”
Muazzam rüzgârlar tarafından yutulurken bile gözkapaklarını açılmaya zorluyordu.
Gücünün tamamını ortaya koymasını gerektiren koşullar söz konusuydu, aksi takdirde gözkapaklarını açık tutması dahi mümkün olmazdı. Tüm bu koşulların ortasında, ametist gözlerindeki gücü yitirmeden, hayatta kalmanın bir yolunu bulmak adına gözlerini açma cüreti gösteriyordu.
İnsanlar, korku ve güvensizliğe yenik düştükleri anlarda istemsizce gözlerini kapatırlardı.
Ancak Emilia’nın gözkapaklarının ardında resmettiği insanlar, tam da böyle zamanlarda önüne bakan kişilerdi. Tam da böyle zamanlarda gözlerini kapatmayan kişilerdi.
Emilia da gözlerini açık tutmak zorundaydı.
Bir şeylere uzanmak, birinin elini tutmak ve——
Emilia: “——Bu çok tuhaf.”
Sağıyla soluyla, her noktasıyla tüm yüzey mavinin egemenliği altındaydı.
Evet, Emilia’nın bulutların üzerinde bulunuyor olması da bir sebep olabilirdi ama aynı zamanda tutunduğu İlahi Ejderha’nın parlak mavi pullarla kaplı olmasının da etkisi vardı.
Aşırı hızlı olmalarından ötürü her şey hızla geçip gittiği için Emilia’nın atılan bir topun rotasını dahi bir iz şeklinde ayırt edebilen hareketli cisim algısı, dünyayı kendi içerisinde yakalayamıyordu.
Bu nedenle Emilia’nın farkındalığı, mavilik dışında dünyayı kavrayamıyordu.
Volcanica: “——Benim adım, Volcanica. Kadim antlaşma uyarınca zirveye ulaşan kişinin arzusunu talep ediyorum.”
Volcanica, bedenini döndürerek ve bükerek göklerde süzülüyordu.
Emilia’nın tutunduğu bölge, Volcanica’nın kanatlarının merkeziymiş gibi görünüyordu. Tuhaf bir şekilde ejderha, kanatlarını öyle büyük bir uğraşla hareket ettirmiyordu. Kuşların ve böceklerin uçmak için kanat çırpması gerekse de ejderhaların uçma prensibi farklıymış gibi görünüyordu.
Puck veya Roswaal’ın uçma mekanizmasına daha yakın olduğu kesindi. Eğer öyleyse——
Emilia: “Roswaal büyü yapıyordu… Puck da gizemli bir güç kullanıyordu.”
Maalesef bunu Roswaal’la ne denemiş ne de buna niyet etmişti.
Ama Emilia uzun bir süre boyunca tek olduğunu düşündüğü ailesiyle yaşamış ve vakit geçirmişti.
Şu bir yıl içerisindeyse ayrı düşmüşlerdi ve Emilia’nın kendisini inanılmaz yalnız hissettiği pek çok sefer olmuştu. Bazen geceleri gözyaşlarına boğulmasına ramak kalmış ama anıları ona destek çıkmıştı.
İşte o anıların içerisinde var olan ses, şu anda da Emilia’ya umut oluyordu. Yani——
Emilia: “Yalnızca tahmin yürütüyorum ama, sen de boynunun gıdıklanmasından hoşlanmıyor olabilir misin acaba?”
Ametist gözlerini zar zor açık tutan Emilia, bedenini büken İlahi Ejderha’nın uzun boynuna uzandı. O koca ejderha çenesinin altında, tek tip mavi pulların ortasında tek bir beyaz pul yer alıyordu.
——Emilia’nın aklına Puck’la geçirdiği eğlenceli günler geliyordu.
???: “Kes şunu, Lia~. Çok yumuşakça yaparsan konsantrasyonum bozuluyor, bilmiyor musun?”
Emilia: “——Doğru söylüyorsun, Puck.”
Bu yanıtlayıcı sesle birlikte Emilia, bilincini işine odakladı.
Yoğun rüzgârların ortasında doğrudan o beyaz pula uzanacak güce sahip değildi. Ama sütundan öğrendiği bir şey varsa o da karşı tarafın inorganik bir maddeden organik bir maddeye geçse bile yeniden canlandırılabileceğiydi.
Emilia: “——Asker-san.”
Emilia’nın bu idrakiyle birlikte buz askerleri bu sefer de beyaz pulun etrafında göründü.
Yalnızca üst bedenleriyle birbirlerine sıkıca destek veriyorlardı ve ortalarında doğmuş olan asker de elini ağır ağır o beyaz pula doğru uzatıyordu——
Volcanica: “————Haaahraaan!?”
——Böylece Emilia ilk defa İlahi Ejderha’nın tekrarları haricinde bir ses işitti.
△▼△▼△▼△
——Aykırı pul, böyle bir tabir vardı.
Kadim Çin geleneklerinden doğan bu tabir, efsanevi varlıklar olan ejderhaların her birinin boyunlarında dokunulmaması gereken ve “Aykırı Pul” adını taşıyan tek bir pul olduğunu iddia ederdi.
O aykırı puluna dokunulan ejderha öfkeye kapılır ve rakibini mutlaka öldürürdü.
Bu adetten yola çıkarak rakibin dokunulmaması gereken bir yerine dokunma olayı “aykırı pula dokunma” şeklinde ifade edilirdi.
Elbette ki Emilia’nın farklı bir dünyanın tarihi tabirlerinin kökenlerini bilmesi için hiçbir sebebi yoktu.
O yalnızca boğazındaki beyaz pula dokunarak kendisini düşürmek için şiddetle mücadele eden rakibinin dikkatini dağıtmak ve biraz zaman kazanmak istemişti. Ancak——
Emilia: “KiYAAAAAAA!!”
Havaya fırlatılarak yerle göğün etrafında dönüşüne tanık olan Emilia’nın çığlıkları yükseldi.
Ama bu sefer havada asılı kaldığı süre, öncesinde ejderhanın omurgasına iniş yaptığı süreden de kısa oldu. Ve katı bir hissiyatla yakalanırken tamamen savunmacı bir duruş alıp sendeledi.
Olduğu yerde çevikçe ayaklanırken etrafında olabilecek şeyler karşısında temkinliydi.
Emilia: “————”
Boğuk nefesler alan Emilia, bu şekilde etrafına bakındı.
Neyse ki ani bir saldırıya maruz kalacağına işaret eden bir şey yoktu. E bu kadarı da çok normaldi. Çünkü an itibarıyla en temkinli olduğu kişi, yani Volcanica, kendisinden çok ama çok yukarıdaydı.
Volcanica: “——Haahraan!!”
Beyaz puluna dokunulduğu için olağandışı bir tiksinti duymuşçasına ıstırap içerisinde gökte yükseldikçe yükseliyordu.
Onun göğü çatırdatırmış gibi gelen inlemelerinin yankısını işiten Emilia’ysa istemsizce gözlerini devirmekle meşguldü.
Emilia: “Puck’ın hoşuna giderdi ama neyse…”
Zevk almak ya da almamak kişiden kişiye değişecek bireysel bir tepkiydi.
Kendi kendine fazla kendinden emin olmaması gerektiğini söyleyen Emilia, uzuvlarını hissettiğinden emin oldu.
Volcanica tarafından fırlatıldıktan sonra bedenindeki kan akışı birazcık tuhaflaşmıştı.
Bedendeki kan akışının engellenişi duruma bağlı olarak beyne kan akışının olmayışıyla görme kaybına yol açabilirdi ama Emilia, zor da olsa direnebiliyordu.
Bunu teyit ederken de bir şeyin farkına vardı.
Emilia: “——Ah! Burası…”
Etrafına bakınan Emilia’nın karşılaştığı manzara, ilk kata vardığı andan bir kat yukarıya aitti.
Etrafta olması gereken beş sütunun eksikliği, daha yukarılarındaki bir irtifaya ulaşmış olduğunu kanıtlıyordu—— yani burası gerçekten de en üst kattı.
Emilia, Volcanica’nın sırtından düşerek hedefine ulaşmıştı.
Nihayet Pleiades Gözcü Kulesi’nin en üst katına, ayak basılmamış o bölgeye varmıştı——
Emilia: “Vaa, başardım! Çok çalışmama ve sabretmeme değdi!”
Bu duygulandırıcı olaya mütevazı bir tepki veren Emilia, bir elini göğsüne koydu ve çabucak en üst katın merkezine yöneldi.
Kayıtsız davranacak olursa acılar içerisindeki Volcanica geri dönebilirdi.
Subaru ve geri kalanları kurtarmak istiyorsa bu yaşanmadan önce Sınavı çözmeliydi.
Emilia: “Lütfen yanıtını bilmesem bile bana bir soru ver…”
Volcanica’nın Sınavı unutmuş olması bir problemken diğer bir problem de Emilia’nın Birinci Katın Sınavını geçip geçemeyeceğiydi.
Bu korkuyu taşıyan Emilia, en üst katın merkezine yöneldi. Oradan göğe doğru uzanan bir sütunun dibine geldiğindeyse “Ah” dedi ve gözleri irileşti.
İşte oradaydı. Aşağı kattaki altı sütunun sahip olmadığı özellik oracıktaydı.
Yalnızca bu en üst kattaki sütunun sahip olduğu esrarengiz tuhaflıkla karşı karşıyaydı. O şey de——
Emilia: “——Birilerinin, el izleri mi?”
Pleiades Gözcü Kulesi’nin en üst katının merkezindeki sütunun dibinde, siyah bir monolit bulunuyordu.
Ve o siyah monolitin üzerinde el izleri mevcuttu.
——Çeşitli kadın ve erkeklere ait altı adet el izi.
#İlk sınavı Subaru sayesinde, ikinciyi Reid tarafından tacize uğrayarak geçti, üçüncü sınav yerineyse koca ejderhayı gıdıklayarak ulaştı. Yani gerçekten nasıl bir yorum yapsam bilemiyorum bu duruma… Şaka maka bir şekilde monolite ulaştı. Acaba üzerindeki bu el izleri ne anlama geliyor ve oraya ulaşmak bile başlı başına bir sınavken onu bekleyen bir sınav daha mı olacak? Arcı sonlandırmaya giderek daha da yaklaşıyoruz arkadaşlar, hadi okumaya devam!

