Sezon 4'ü izleme etkinlikleri ve çeviri yayınlamamızı takip etmek için discord.gg/rezeroturkce davetiyle Discord Sunucumuza katılabilirsiniz.
Ana Sayfa / Kısım 1/ Rem ve Subaru Buluşuyor

Rem ve Subaru Buluşuyor

24 Temmuz 2025 921 Okunma 12 dk okuma
Önceki Sonraki

Bölümün ortalama okuma süresi 8 dakikadır. İyi okumalar dileriz.


※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

Çevirmen: Baran

Redaktör: Bertiel

Destekçilerimiz: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz

Destek vermek isterseniz TIKLAYIN!

Discord’a gelmek isterseniz TIKLAYIN!

※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※

…Göğsünün karıncalandığını hisseden kız, pencereden dışarı baktı.

Kız, önce köşkün penceresinden görünen ana yola çıkan kapının önündeki patikaya baktı, ardından arkasına döndü.

Rem: “Roswaal-sama, anlaşılan Nee-sama geri dönmüş. Ama nedense biraz acelesi var gibi.”

Roswaal: “Hmmmm, planlandığındaaaan daha erken dönüyor desene. Bu kadar hızlı döndüğüne göre oradan geceeee yarısı ayrılmış olmalı.”

Kızın göğsündeki karıncalanma nedeniyle raporuna kayıtsızca cevap veren adam, gerçekten de bilmemezlikten geliyormuş gibi konuşuyordu.

Deri bir koltukta oturan ve elinde buhar çıkaran bir fincan tutan adamın uzun, çivit mavisi saçları vardı. Farklı tonlardaki mavi ve sarı gözleri büyüleyiciydi. İlk bakışta, bu adamın zayıf ve yakışıklı biri olduğunu düşünebilirsiniz.

Ancak yüzündeki palyaço makyajı bu şık görünümü bozmuştu.

Roswaal: “Acelesi var demek… Bir şey mi olduuuu acaba? Bilgin var mı bu durum hakkında?”

Rem: “Kusura bakmayın. Bu durum hakkında bir bilgim yok. Ama Beatrice-sama’nın yapması gereken işleri olduğunu duydum.”

Roswaal: “Beatrice mi? Demek öyle… Ama bu, birkaç kemiğin kıııırıldığı anlamına gelir.”

Roswaal, kızın açıklamasını duymasıyla tavana baktı ve bardağını kibirli bir tavırla masaya bıraktı. Ardından upuzun bacaklarının duruşunu düzeltti ve sandalyeyi hareket ettirirken de kıza doğru dönüp şöyle dedi:

Roswaal: “Her hâlükârda, Ram anlamsız şeylerle uğraşmaz… sanırım. Sana zahmet olacak ama Beatrice’i arar mısın? Sanırıııım biraz geç kaldı da.”

Rem: “Anlaşıldı.”

Efendisinin emirlerini aldıktan sonra, üzerindeki hizmetçi kıyafetini hafifçe tutup mükemmel bir şekilde öne eğilerek karşılık verdi. Beyaz bir başlığın altında kısa mavi saçları da vardı.

Hizmetçi eğildikten sonra Roswaal onaylarcasına çenesini sıvazlayıp şöyle dedi:

Roswaal: “O hâlde, lütfen işinin başına dön. …Rem.”

Kız──Rem tekrar resmî bir şekilde eğildi ve sessizce ofisten ayrıldı.

△▼△▼△▼△

Rem, mavi saçları dalgalanırken malikânenin geniş koridorunda hızlı adımlarla yürüyordu.

Burası Lugunica Margrave Roswaal L. Mathers’ın malikânesiydi. Rem ise bu malikânenin baş hizmetçisiydi. Malikânenin çoğu işiyle kendisi ilgileniyor, neredeyse elinden her iş geliyordu.

Roswaal’ın malikânesi bir malikâne için fazlasıyla büyük olmasına rağmen, çeşitli sebeplerden ötürü şu anda sadece iki hizmetçiye sahipti, bunlar: Rem ve ikiz kız kardeşi Ram’dı. Bu yüzden de Rem, işçi eksikliğini telafi etmek amacıyla konağın işlerinin çoğunu kendi başına hallediyordu.

Bugün de iş mevzuları yüzünden malikâneden uzak olan ikiziyle iletişime geçti. Sonrasında da az önceki konuşmalar gerçekleşmişti.

Rem: “Sinestezimden yola çıkacak olursam Nee-sama yaklaşık bir saate döner gibi.”

Gerçek zamanlı iletişim kurabildikleri, uzak mesafeleri ortadan kaldıran bir büyü olsa da bu kız kardeşlerin buna ihtiyacı falan yoktu.

İkizlerin sahip olduğu sinesteziler──Rem ve kız kardeşi Ram, güçlü duyguları ve küçük düşünceleri birbirlerine aktarabilen özel bir yeteneğe sahiplerdi. Rem, kardeşinin döndüğünü ve hafif bir sabırsızlık hissettiğini tam da bu sinestezi sayesinde hissetmişti.

Ancak bu noktada kız kardeşinin kendisinden istediklerini yapıp yapamayacağı da belirsizdi.

Rem: “Keşke Ulu Ruh burada olsaydı her şey çok daha kolay olurdu… Beatrice-sama?”

Rem, çok fazla şey istemenin bir anlamı olmadığını söyleyerek bu zorlu mücadeleye cesaretle göğüs gerdi.

Görev oldukça basitti: Gördüğü her kapıyı açmalıydı.

Ancak malikânede neredeyse 100’e yakın kapı vardı. Bu elbette ki kolay bir iş değildi.

Rem: “Hangisindesin, Beatrice-sama?”

Üzerinde “referans odası” yazan kapıyı açtı. Karşısında bir sürü kitap ve sayısız kitaptan oluşan bir yığın vardı. Normaldi, çünkü burası bir referans odasıydı.

Normalde referans odasında kimse olmazdı. Rem de zaten uğraşmazdı.

Rem: “Beatrice-sama? Beatrice-sama?” 

Rem ona sesleniyorken, alışılmadık bir hızla da kapıları takır takır açıyordu. Bunu beş dakika boyunca yapmasının ardından…

Beatrice: “Off! O kadar sinir bozucu ve gürültücüsün ki artık tahammülüm kalmadı be!”

Yalnız bir kız, diğer odadan gürültülü ama bir o kadar da tatlı bir ses ile geliverdi.

Saçları fırfırlı ve büyüleyici kıyafetlerle süslenmiş bir kızdı. Kızın oyuncak bebek misali görünüşünü gören Rem, içtenlikle önünde eğildi.

Beatrice: “Hem bağırıp duruyorsun hem de susmak bilmiyorsun, sanırım! Gecenin köründe benden ne istiyorsun be!?”

Rem: “Affınıza sığınıyorum, Beatrice-sama. Şükürler olsun ki hâlâ uyanıksınız.”

Beatrice: “Hıh, uyuyordum, sayende de uyandım. Amma da cesurmuşsun, küçük hanım.”

Kız──Beatrice, göğsündeki kitabı tutarken, önünde eğilmiş olan Rem’e kibirli bir şekilde homurdandı. Beatrice, oldukça kibirli ve kendini beğenmiş davranıyordu ama Rem’in pek de umurunda değildi.

Beatrice, bir soyludan bekleneceği üzere; Rem’e, hizmetçiye, olan davranışları tam olarak beklendiği gibiydi.

Rem: “Bu arada Beatrice-sama, Roswaal-sama’nın size ihtiyacı varmış. Bana ‘gerçekten yardıma ihtiyacım var’ şeklinde belirtti.”

Beatrice: “Ayakçısını yollayarak ayağına çağırıyor beni, epey kibirli bir adama dönüşmüş, sanırım. Benimle onun arasında hiyerarşik bir ilişki olmadığını unutmuş, doğrusu.”

Rem: “…”

Bu bencilce davranışlardan hoşlanmayan Beatrice, gece geç saatlerde çağrıldığından beri huysuzlanmaya başlamıştı.

Beatrice: “Haah. Tepem atmadan acele et de bana yolu göster, sanırım.”

Rem: “!.. Teşekkür ederim. Hemen göstereyim.”

Beatrice bu kısa süreli sessizliği bozarak, sonunda pes ettiğini belli eden bir hoşgörüyle konuştu. Onun bu anlayışı sayesinde Rem, Beatrice’i koridorda yönlendirerek yürümeye başladı.

Beatrice: “Mm… Nii-chan’ın talimatlarını duydum. Banyo, temiz bir havlu ve misafir odası hazırlamamı söyledi, sanırım.”

Rem: “Misafir odası mı dediniz?”

Beatrice: “Evet. …o aptal kız birini buraya getiriyor, sanırım.”

Beatrice gözlerinde duygudan yoksun, biraz da hoşnutsuz bir şekilde mırıldandı. Rem, onun söylediklerine doğrudan yanıt vermese de kafasında talimatları değerlendirdi.

Misafir odası hazır ve nazırdı. Bir tek yatak çarşaflarını değiştirip odayı havalandırmak yeterdi. Ardından küveti ısıtıp temiz bir havlu hazırlamak gerekiyordu—Rem, böylece gelen kişinin yaralı olduğunu da anlamıştı.

Beatrice’e neden ihtiyaç duyulduğunu da bununla beraber anlamıştı.

…Beatrice, Rem’le asla kıyaslanamayacak kadar büyük bir şifacıydı. Uzaklardan gelen yer ejderinin homurtusunu işiten Rem, ejder arabasının yaklaştığını hissedebiliyordu.

△▼△▼△▼△

…Yatağa uzanmış siyah saçlı çocuk, uykusunda sanki ölmüş gibi derin derin nefes alıyordu.

Şafak vakti içeri alınan çocuğu iyileştirmek fazlasıyla zaman almıştı, pencerenin dışında da güneş turuncu bir ışık yayarak batıya doğru giderek batıyordu. Gecenin yaklaşması uzun sürmeyecekti.

Emilia: “Artık rahatlamıştır… evet.”

Yatağın yanındaki sandalyede oturan gümüş saçlı kız, bir rahatlama ifadesiyle gülümsedi—o kızcağız Emilia’ydı.

Bu çocuğu getiren ve tedavi edilmesini isteyen Emilia’ydı. Ortalık biraz olsun sakinleşince Rem ona sessizce bir soru yöneltiverdi.

Rem: “Emilia-sama, artık her şey yoluna girdiğine göre, bana neler olduğunu anlatmanızın zamanı gelmedi mi sizce de…”

Emilia: “Hımm, haklısın. Imm, bu çocuğun adı Subaru. Başkentte başım derde girmişti…  ama o ortaya çıkıp bana yardım ediverdi. Ona hem canımı hem de başka birçok şeyi borçluyum.”

Rem: “Öyle mi?”

Rem, Emilia’nın belirsiz açıklaması üzerine yanındaki kişiye, kendisine tıpatıp benzeyen pembe saçlı ikiz kardeşine baktı.

Ram ise yüzünde en ufak bir ifade belirtisi olmadan başını sallayıp şöyle dedi:

Ram: “Ben de tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Emilia-sama ile ayrı düştüğümüz sırada olmuş her şey.”

Rem: “Ayrı mı düştünüz?.. Emilia-sama’ya eşlik ediyordunuz sanıyordum.”

Ram: “Aslında, Emilia-sama’yı cesaretlendirmek ve onda güçlü bir sorumluluk duygusu oluşturmak içindi.”

Rem: “Nee-sama’dan beklendiği gibi… Çok etkilendim.”

Ram, biraz küstahça konuşmuş olsa da Rem, söylediklerini koşulsuz kabul etti. Kız kardeşlerin bu şekilde etkileşimini gören Emilia ise kahkahasına engel olamadı.

Emilia: “İkiniz geeerçekten de çok iyi anlaşıyorsunuz. Ama beni kahkahaya boğmasanıza. Bu çocuk rahat rahat uyusun istiyorum da.”

Rem: “Demek bu çocukla, Nee-sama’yla ayrı kaldığınız sırada tanıştınız.”

Emilia: “Yoo, tanışmamıştık. Subaru benim… benim, benim neyim oluyor ki?”

Emilia parmağını çenesine koydu ve yüzünde ciddi bir ifadeyle düşünmeye başladı. Rem’i oyalamaya çalışıyor gibi görünmüyordu. Gerçekten de bir cevap bulamıyordu.

Eğer bir şeyi saklamaya çalışmıyorsa bu oğlan Emilia’nın hakkında çok az bilgisi olan biri olmalıydı çünkü açıklama yapmakta zorluk çekiyordu.

…O zaman belki de Emilia’ya yaklaşmaması gereken bir insan da olabilirdi.

Ram: “…Rem. Bu kişi Emilia-sama’nın hayatını kurtardı. Roswaal-sama da bunu kabul etti. Ne kadar aptal görünürse görünsün, o bizim misafirimiz. Bunun ne anlama geldiğini anlıyorsun, değil mi?”

Rem: “Ama… Nee-sama-”

Ram: “Rem.”

Rem, kalbinin derinliklerine bakan ablasına hiçbir şey diyemedi.

Emilia sessizleşen kız kardeşlere şaşkınlıkla baktı, sonra yavaşça oturdu.

Emilia: “Aslında uyanana kadar yanında kalmak istiyorum… ama sabaha kadar uyanmayacak gibi.”

Ram: “Sonuçta, manasının çoğunu bu çocuğu iyileştirmek için kullandığını söylediler. Beatrice-sama’nın tanımadığı birini iyileştirmesine şaşırdım.”

Emilia: “Bu yüzden Puck yarın bir günlüğüne Beatrice’in olacak. Ayrıca Roswaal da… bu gece için malikâneden ayrıldı sanırım.”

Rem: “Aniden çağrıldı, bu yüzden öğleden sonra olmadan malikâneden ayrıldı. Yarın gece dönmeyi planlıyor.”

Emilia: “Demek öyle. O zaman şimdilik odadan çıkalım.”

Kız kardeşlerin cevaplarından sonra rahatlamış görünen Emilia, hızlıca esneyerek onları odadan çıkardı. Son olarak Emilia, parmaklarını yatakta yatan çocuğun, Subaru’nun, perçemlerinin arasından geçirdi.

Emilia: “Subaru uyandığında onunla konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki.”

Rem, sanki Emilia fısıldıyormuş gibi hissetti ve içinde tatlı bir beklenti taşıyormuş gibiydi.

Odadan çıktıklarında, her biri kendi işlerine geri döndü. Emilia’nın başkentte yaşadığı karışıklığı Roswaal’a bildirme işi özellikle önemliydi.

Emilia: “Hmm, bana çok kızacak. Bunu nasıl açıklayacağım ki…”

Emilia omuzları düşmüş bir hâlde malikânedeki özel odasına doğru yavaşça ilerledi. Onu sessizce izleyen Rem, ablasına kısaca veda etti ve akşam yemeğini hazırlamak üzere mutfağın yolunu tuttu.

Rem: “…Ondan önce.”

Rem onların gittiğini doğruladı ve gizlice çocuğun uyuduğu odaya girdi.

Kapıyı sessizce kapattı ve ışıkları kapalı, loş odadaki yatağa doğru yürüdü.

Nefesini tutan Rem’in bulunduğu odada bulunan tek ses, uyuyan çocuğun hafif nefes sesiydi. Çocuğun masum yüzü, Rem’in açık mavi gözlerine yansıyordu.

…Bu şüpheli çocuğun kim olduğunu veya neyin peşinde olduğunu bilmiyordu.

Emilia, onun yalnızca bir canını kurtaran biri olduğunu söylemişti; yine de içindeki bir ses, tamamen masum olduğuna inanmıyordu. Emilia güzeldi fakat öylesine savunmasız görünüyordu ki onu izlemek bile insanın içinin bir tedirginlik ile kaplanmasına sebep veriyordu. Bu hâliyle kötü niyetli insanların dikkatini çekmesi kaçınılmazdı.

…Belki de sorunlar daha ortaya çıkmadan── huzur bozulmadan önce bir şeyler yapmalıyım

Rem, kafasında beliren tehlikeli düşünceler sonrası sessizce çocuğun boynuna uzandı. Ardından da…

Subaru: “Ehehe, sinirliyken bile çok tatlısın… paralel dünyalar, fanteziler…”

Çocuk, yüzünde dağınık bir ifadeyle, salyalar akıtarak uykusunda konuşuyordu.

Rem bunu duyduktan sonra çocuğun boynuna uzanan eli ile ne yapması gerektiği konusunda kararsız kaldı.

Subaru: “…Aagh”

Parmağıyla dürttükten sonra uykudaki çocuğun çığlık atmasını görmek, onu rahatlatmıştı.

Rem: “Sanırım bu misafirle asla iyi anlaşamayacağım gibi… Lütfen en kısa sürede çık git.”

Rem odadan ayrıldığında, geride yalnızca yüzeysel bir nezaket taşıyan hafif bir mırıltı kalmıştı

S O N

Önceki Sonraki
4 1 oylama
Bölümü nasıl buldun?
Lütfen birbirimize karşı saygılı olalım. Spoilerlardan kaçınalım. Güzel güzel yorumlar yazalım!
2 Yorum
En eski
En Yeni En Çok Oy Alanlar
Inline Geri Bildirimleri
Tüm yorumları görüntüle
Fevzi Paşa
24 Temmuz 2025 20:57

rem uzumlu kekim ya remmmm helehelelelelelelele

ahmeddurmazq@gmail.com
25 Temmuz 2025 19:52

go ahead, mr. writer