<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</title>
	<atom:link href="https://www.rezeroturkce.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.rezeroturkce.com/feed/</link>
	<description>Re:Zero Türkçe Novel Oku! Anime, manga ve novel bölümlerini hızla Türkçeye çeviriyoruz. Sen de bu maceraya ortak olmak için hemen tıkla ve okumaya başla!</description>
	<lastBuildDate>Thu, 09 Jul 2026 21:14:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/11/cropped-cropped-kanal-logo1-1-e1763656831618-32x32.png</url>
	<title>Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</title>
	<link>https://www.rezeroturkce.com/feed/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 24,5 – “Altın ile Altın”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8852</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/">Kısım X, Bölüm 24,5 – “Altın ile Altın”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/">Kısım X, Bölüm 24,5 – “Altın ile Altın”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/">Kısım X, Bölüm 24,5 – “Altın ile Altın”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1199" height="1443" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-7.png" alt="" class="wp-image-8853" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-7.png 1199w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-7-831x1000.png 831w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-7-768x924.png 768w" sizes="(max-width: 1199px) 100vw, 1199px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen’in Gözünden, Melih Kaan K, Efe Ç, Muhammet Ali T, Latife Ş, aLorex, Faruk Y.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>——Pekâlâ, ne bok yiyece’me karar vermemin vakti geldi de geçiyo’.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Zaten böylece bekleyip durmak hiç benlik değil. Bu kadar beklememe rağmen ortalığı yakmadım, bunun şerefine bana bi’ madalya falan taksalar ya.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisi adına hazırlanan lüks misafir odasında yaraşır bir kanepede bağdaş kuran Felt dilini şaklattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türlü türlü bahanelerle Felt’in kuyusunu kazıp alıkoymalarının üzerinden epey zaman geçmişti. ——Elbette ki Felt, bunun kendisine ve dolayısıyla Kraliyet Seçimine yönelik bir saldırı olduğunun farkındaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görünüşte Kraliyet Seçimi adaylarının güvenliğini sağlamak amacıyla Kraliyet Sarayında koruma altındaydılar ancak bu fiilen ev hapsiydi. İnsanlarla iletişim kurması da mektuplaşması da bilgi edinebileceği tüm yollar da sonuna kadar kısıtlanmış, sinir bozucu bekleyiş süregelmeye devam ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstüne üstlük yeme, içme ve barınma konusunda zerre kadar şikâyet edememesi bu durumu daha da gülünç kılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “&#8230;Reinhard şerefsizi kesin gene bi’ işler karıştırıyo’.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçinde bulunduğu bu durumdaki hem o aşırı misafirperverliğin hem de maruz kaldığı haksızlığın, tek ve biricik Şövalyesi olan Reinhard tarafından bilinmediğini hiç sanmıyordu. Ancak durumu sorgulamak istese bile bizzat kendisi bir kez bile yüzünü göstermediği için bu fırsatı bir türlü bulamıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Normalde adını anmamla hemen yanıma damlardı, çağırmadı’m hâlde dadanırdı hem de.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece böylesi zamanlarda o sık sık aştığı sınırları özenle yeniden çizen ve kendi niyetini asla belli etmeyen Reinhard epey sinir bozucuydu. Yine de bu meselenin sadece Reinhard’dan ibaret olmama, onun bile boyunu aşan bir engelle karşı karşıya kalmış olma ihtimali yüksekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa sadece o işe yaramaz Reinhard’dan değil, Rom-jii’den de hiçbir haber yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Rachinslerin Crusch-neechanlarla sorunsuz bi’ şekilde buluşmuş olmasını ummaktan başka çarem yok gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kraliyet Sarayına çağrılan Felt’in tek taraflı gerçekleşen konsey öncesinde yapabildiği tek hamle, karmaşık durumun kendi kontrollerinden çıkmasını engellemek amacıyla adamlarını elçi olarak göndermek olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlardan da ses çıkmadığına göre kendi adamlarından—— yoo, kimseden yardım beklemek mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “En azından işime yari’cak birkaç alet olaydı fena olmazdı ama o kadar da dikkatsiz de’iller demek ki.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Az önce yeme, içme ve barınma konusunda şikâyeti olmadığını belirtmişti ama aslında vardı. Yemek takımları hafif ahşap veya seramikle sınırlandırılmıştı, bu yüzden ne silaha ne de alete dönüştürülebiliyorlardı. Kesici aletlerse elbette baştan beri yasaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt’in tek silahı hapsedildiği süre boyunca toplayıp edindiği bilgilerdi. Ayak seslerinden saydığı muhafız sayısı, yemek saatlerinden hesapladığı nöbet değişim vakitleri ve iletişim kurduğu gözetmen askerlerin kişilikleri—— hepsi bu kadardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt bunları kullanarak esaretinden kurtulmayı planlıyordu. ——İdeali, tıpkı kendisi gibi bu Sarayda hapis tutulan Emilia’yı da bu işe dâhil etmekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Aynı Sarayda olmamıza rağmen birbirimizi bi’ kez bile gör’medik, işi epey sıkı tutuyo’lar desene&#8230; Ben bu hâlde’sem Emilia-neechan çoktan delice bi’ şe’ler yapmaya kalkışmış olabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle bir durumda Emilia kesinlikle Felt’i kurtarmaya gelirdi. Buna hiç şüphe yoktu ancak sonrasını düşünüp düşünmediği meçhul olduğundan harekete geçecekse bunu kendisinin yapması çok daha iyiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Felt, o gün yemek vaktinde planını devreye sokmaya karar vermişti—— ya da verdiğini sanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “——Aahn?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pencereden görünen iç avlunun gölgelerine bakarak saati hesaplayan ve yaklaşan yemek vaktini fırsat bilerek pusuda bekleyen Felt, tam da boğazlamayı planladığı nöbetçilerin kapının dışından gelen acı dolu inlemelerini duydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra da yavaşça açılan kapıdan içeri uzanan yüzü görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “&#8230;Görmeyi bekledi’m son yüz seninkiydi. Baştan söyleye’m, o aptal oğlunun yüzünü de baya’dır görmüyo’m.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “… Söylemene gerek yok, zaten biliyorum. O veletle de yollarımız sık sık kesişiyor ne de olsa.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece söylenip acı dolu bir ifadeyle ona doğru bakan kişi; sadece kızıl saçlarıyla, mavi gözleriyle bile Felt’in tek ve biricik Şövalyesiyle ortak noktalara sahip bir adamdı——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>????:</strong> “——Heinkel-sama, etraf müsait mi? Her şey yolunda mı? Kimse yok, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heinkel’in adını seslenen ve bir şeyleri onaylamaya çalışan o ses adamın arkasından duyuldu. Sesin sahibini tanıyan Felt, bu beklenmedik durum karşısında kaşlarını daha da derinden çattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çatılan kaşlarının gevşemesini zorlaştıran şey, kapının aralığından korka korka odanın içine bakan ve Felt’le göz göze gelen o kızdı—— yani Filóre’ydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heinkel ve Filóre’nin ziyareti, Felt açısından tam anlamıyla baş ağrıtıcı bir olaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Buraya tıkılmamış olsam bile yeterince can sıkıcıydınız, bi’ de hapisken mi çıkıp geliyo’nuz be&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Heinkel:</strong> “Hey, saygısızlığının da bir sınırı var be. Filóre-sama onca zahmete girip seni görmeye geldi oysaki.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Filóre:</strong> “Tamam tamam tamam, hiç sorun değil, Heinkel-sama! Felt’le bu konuda tartışmanın ikimiz için de sonuçsuz kalacağını biliyorum. Onun yerine daha fazla meyve verecek konulardan bahsetmeliyiz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Yüksek sesin kula’mı tırmalıyo’ resmen. Meyve verecek konu derken?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Heinkel, her zamanki gibi tavırları kaba olsa da Filóre ona belirli bir saygı gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hapsedilmeden önceki söylentiler doğruysa Kraliyet Seçimine katılmaya karar veren Filóre’nin Heinkel’i Şövalyesi olarak atayacağını ilan etmesi Kraliyet Sarayını birbirine katmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan efendi hizmetkâr sözleşmesi çoktan yapılmış gibi duruyordu ama——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Filóre:</strong> “Tabii ki de meyve verecek bir konu! Üstelik epey de bereketli bir meyve! Açıkçası artık Felt’in sabrının taşmak üzere olduğunu düşünmüştüm. Çünkü ben de aynı durumdayım! Nasıl, haklı mıyım?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “&#8230;Eh, inkâr edemem. Ama senin de sabrının taşması demek——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Filóre:</strong> “——Hapisten kaçalım, Felt. Ben, sen ve Emilia; hep beraber.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylenen sözleri zihninde iyice ölçüp tartan Felt, hiçbir şey söylemeden sessizce tavana baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkenin en görkemli Sarayından ayrılmayı hapisten kaçmak olarak tanımlamak, şaşırtıcı şekilde Felt’in de hoşuna gidecek tarzda bir tanımdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Emilia-neechan’dan tut, Filóre’ye kadar&#8230; Bizim, Kraliyet Seçimi adaylarının kafası nasıl çalışıyo’ be?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan ister istemez böyle mırıldanmak istiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Sonuçta iki aylık esaretin sonunda gelen bu teklif, kesinlikle akılalmaz ve beklenmedikti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="1352" height="1920" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8.png" alt="" class="wp-image-8855" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8.png 1352w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8-1408x2000.png 1408w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8-704x1000.png 704w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8-768x1091.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-8-1082x1536.png 1082w" sizes="(max-width: 1352px) 100vw, 1352px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/112oVic2/status/2072718757794132470?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div><p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/">Kısım X, Bölüm 24,5 – “Altın ile Altın”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-5-altin-ile-altin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 24 – “En Harika Adam”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:24:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8842</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/">Kısım X, Bölüm 24 – “En Harika Adam”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/">Kısım X, Bölüm 24 – “En Harika Adam”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/">Kısım X, Bölüm 24 – “En Harika Adam”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="2048" height="1805" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2.png" alt="" class="wp-image-8846" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2.png 2048w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2-2000x1763.png 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2-1000x881.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2-768x677.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-2-1536x1354.png 1536w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/Hainomajoeraina/status/2055673713069375506">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç, Muhammet Ali T, Latife Ş, aLorex, Faruk Y.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pencereden dışarı fırlayan Natsuki Subaru, kafilenin gerisinde meydana gelen kaza mahalline doğru koştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adımlarında en ufak bir tereddüt yoktu, hatta bu duruşu cesurca bile adlandırılabilirdi. ——Birinin hayatı tehlikeye girdiğinde onu kurtarmayı dünyadaki en doğal şey olarak gören bir adamın sırtıydı bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Ne aptalca&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Seslenmesini görmezden gelerek sonrasını hiç düşünmeden kararını veren siyah saçlı yoldaşının arkasından, Russell Fellow sadece inanılması güç bir şeye tanık olmuş gibi bakakalmakla yetinebildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun bir nedeni de yoldaşının düşünce yapısını bir türlü kavrayamamış olmasıydı. Kendi eylemlerinin önemini defalarca açıklamış ve önceliklerin ne olduğunu ona iyice anlattığından emin olmanın getirdiği bir özgüven de taşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat ondan da öte——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “——Ak Koyun, onu neden durdurmadın?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durumu mantıklı bir şekilde ilerletmek adına yatıştırma görevi veren Russell, Ak Koyun’un asıl niyetini sorguladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun kesinlikle Subaru’nun elinin üzerine kendi elini koymuştu. Onu durdurmak için sözler de sarf etmişti. Buna rağmen ona itaat etmemişti—— yoo, onun kalbi zerre ikna olmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Senin de biliyor olman gerekirdi. Şu an en çok neye öncelik vermemiz gerektiğini, zamanımızın tek bir saniyesi bile başka işlere heba etmememiz gerektiğini biliyorsun. Buna rağmen——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “——ptım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısık çıkan ve tam olarak duyulamayan bu ses üzerine kaşlarını çatan Russell, Ak Koyun’a baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoldaşının fırlayıp gittiği pencereye dönük olan ve onun savuşturduğu eli göğsüne doğru çeken Ak Koyun arkasını döndü. ——Altın rengi yuvarlak gözlerinde iri iri gözyaşı damlaları birikmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Ben&#8230; yaptım. Subaru-san’ı engellemek için elimden geleni&#8230; ama Subaru-san yine de fırlayıp gitti&#8230; o işte böyle bir insanmış!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Nasıl bir?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Sana da de söylemiştim ya Gümüş Tilki! Benim tek yapabildiğim, hâlihazırda var olan duyguları harekete geçirmektir&#8230; Ona asla yapmayacağı bir şeyi yaptıramam ki!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “H-Hemen Subaru-sanların peşinden gidelim! Biz de yaralılara yardım edebiliriz——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı gözleri ve ağlamaklı sesiyle yalvaran Ak Koyun’a karşılık, Russell elini ağzına götürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısılmış gözlerinin derinliklerinde bu dünyadaki her şeyin “değerini” saptayan İlahi Koruması; kurguladığı çeşitli planları yeniden düzenliyor, âdeta baştan dokuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğru cevabın kendisi görünmüyordu. ——Sadece doğru cevaba en yakın seçeneği seçecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Neymiş ya bu, neymiş ya, bayağı neşeli ve keyifli bir durumun ortasındayız sanki, değil mi? Nasıl olsa kavga edecekseniz lafla değil, icraatla konuşun. Hatta atışmak yerine birbirinizi gebertin. Kuhahahaha!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Kara Köpek&#8230; hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Oho? Ne oldu da ne bitti de o suratın o hâle büründü ki? Yoksa karşındakine dokunmana gerek kalmadan sadece gözyaşlarınla insanları uysallaştırabilmeye falan mı başladın ya? Bu numara sadece erkeklerde işe yarar ha! Tabii ben istisnayım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyleyerek ejder arabasına kendinden emin bir şekilde binen kişi Kara Köpek’ti—— Siyah cübbesini ve maskesini çıkarmış, iri yarı ve vahşi yüz hatlarını buruşturan çıplak yüzü, giydiği siyah takım elbiseyle tamamlanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpek, karşılıklı duran Russell ve Ak Koyun’a omuz silkip yakındaki bir koltuğa darmadağınık bir şekilde oturdu&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Ben de öyle sızlana sızlana ne diye oyalanıyordunuz diye düşünüyordum ki meğer o velet elinizi bi’ güzel ısırıvermiş ya! Oysa o kadar uğraşıp oradan çıkabilmenizi sağlamıştım, insanın emeğini öylece çöpe atmayın bari.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Oradan çıkabilmemizi mi?.. Yoksa…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Oy, öyle bakıp durmasana o gözlerle ya. Alt tarafı tekerleğin tekini kırıverdim. Olayı büyüten şey, ödlek yer ejderiydi! O da, bu da, şu da heeeepsi senin iyiliğin içindi. ——Kuhahaha, şaka la’ şaka.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “——Hık, Gümüş Tilki!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koltukta bacak bacak üstüne atıp kötü niyetli bir gülümseme sergileyen Kara Köpek’ten bakışlarını kaçıran Ak Koyun, haklı bir öfkeyle yanan gözlerini Russell’a çevirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisine yöneltilen o samimi öfke karşısında Russell, ağzına götürdüğü elini indirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “——Yola koyulalım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “C-Ciddi misiniz?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnanamıyormuş gibi gözlerini fal taşı gibi açan Ak Koyun’a karşı Russell, başıyla onay verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “En başından beri en büyük önceliğimiz Crusch-sama’yı güvence altına almaktı. Mümkünse diğerlerini de güvence altına almak istiyordum ama uzattığımız eli geri çevirdikleri için bunun bir anlamı da kalmadı. ——Mavi Yılan’ı arkamızda bırakarak doğrulamak istediğim şeyi artık test edemeyecek olmam yazık oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Baaak, ben sana söylemedim mi seni uyarmadım mı ya? Kanalizasyonda onları yakıp kül etseydim sonrasında başımız hiç ağrımazdı diye.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Tartışmanın lüzumu yok. Zamanımız kısıtlı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gidişatını belirleyen Russell, Ak Koyun’a arkasını döndü. Onun sırtında, kaza mahalline yönelen yoldaşına dair her türlü gereksiz ilginin çoktan kesilip atıldığı belliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve o sırta doğru, Ak Koyun kararlı bir yüz ifadesiyle elini uzatmak üzereyken——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Bekle, vazgeç o işten.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözlerle birlikte uzatılan uzun bir bacak, Ak Koyun’un yolunu kesti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koltukta yayılarak oturan Kara Köpek, yolunu kesen şeye bakıp dudağını ısıran Ak Koyun’a doğru elini salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Kendi ağzınla söyledin ya. O herifin asla yapmayacağı bir şeyi ona yaptıramazsın diye.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Ama&#8230; böylesi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “O yüzden ağlama, tek yaptığın baş ağrıtmak. O şerefsiz herifin keyfini düşündüğümden falan da değil. Sadece, belki de gerçekten hiçbir şey yapmana gerek kalmayabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlamıyormuş gibi gözlerini kırpıştıran Ak Koyun’a omuz silkip bacağını uzatmaya devam eden Kara Köpek, elini kaldırarak ejder arabasının arkasını—— yoo, kaza mahallinin olduğu yönü işaret etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ardından——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “——Şamata ve hengamenin niteliği değişti. Bu durumda rotamız ne olacak ki? Kuhahahaha!”</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tozun toprağın havada uçuştuğu kaza mahallinde yarı yıkılmış binanın çökme tehlikesi hâlâ sürüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çöken tavanın keresteleri, ağır yaralanıp bilincini yitirmiş kişiye saplanmıştı ve yara kim ne derse desin ölümcüldü. ——Tabii eğer o anda orada bulunup kesintisiz şifa büyüsü yapmaya devam eden o kişi olmasaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Ferris?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek eliyle şapkasını çıkarıp yüzünü gösteren kişinin—— Ferris’in varlığı karşısında Subaru’nun gözleri kocaman açıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çok ama çok kısa bir süre önce bile onu düşünüyordu. Korkunç, zor zamanlar geçirmiş, buna rağmen Subaru’nun uzattığı yardım elini kibirli bularak geri çevirmişti; bu yüzden şu anda ne hâlde olduğu tam bir muammaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O kişinin Mavi Yılan adıyla aynı grupta yer alacağı aklının ucundan bile geçmezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ne yapıyorsun?! Kulakların yok mu senin?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Bir can söz konusuyken orada öyle odun gibi dikilme! İnsanlar burada ölürse sorumlusu da suçlusu da biz olacağız!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu beklenmedik karşılaşmanın yarattığı şoku, bizzat Ferris’in kelimeleri paramparça etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O çaresiz feryatla kendine gelen Subaru, Ferris’in az önceki talimatını yerine getirmek için—— ağır yaralının vücuduna saplanmış keresteyi çıkarmak amacıyla kucağında taşıdığı Beatrice’i yere indirdi ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hazır mısın, Beako?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bana bırak, doğrusu! ——Murak!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">McMahon Malikânesindeki ve kanalizasyondaki peş peşe savaşların ardından dinlenmek için neredeyse hiç vakit bulamamışlardı. Durumu olabilecek en kötü hâlde olsa da Beatrice bunu en ufak bir şekilde bile belli etmedi, Yin Büyüsünü etkinleştirerek hedefi hafifletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Kaldırıyorum! Hazır mısın?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Değilim diyen aptalın tekidir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sende de ne çene varmış be! ——Nığh, gığhhhh!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris ile bağrışan Subaru, hafiflemiş olan kalası dikkatlice kaldırdı ve yaralının bedenine saplanmış şeyi yerden yavaşça çıkardı. Beraberinde gelen iğrenç his ve sesle birlikte, yaranın içinden oluk oluk kan fışkırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kalas açık yaradan çıkarıldığı anda Ferris asıl hünerini sergiledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Sorun yok. Şimdi acını dindireceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">——O anda etrafı son derece şefkatli, mavi bir ışık kapladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “İnanılmaz&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O ışığa bizzat şahit olan Beatrice’in dudaklarından sessiz bir mırıltı dökülüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisi de şifa büyüsü kullanabilen bir Ulu Ruh olan Beatrice’i bile hayretler içinde bırakan bu manzara, Ferris’in Mavi ünvanını almasının ve kıyas edilemez bir dâhi olarak görülmesinin ardındaki tüm nedenleri açıklıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kullandığı şifa sanatı eskisiyle aynıydı—— yoo, açıkça ondan çok daha yüksek bir ustalığa erişmiş, mucizevi bir seviyeye ulaşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu manzaraya tanık olanlar, en kötüsünü göze alarak olay yerine koşan iyi kalpli insanların tamamıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tümünün bu mucize karşısında büyülenmesini bi’ şekilde anlayabiliyordu. Artık ümidin kesildiği ölümcül yaralar da, kalıcı izlerin bırakacağı derin kesikler de, bu zalimce sonların nicesi de o mavi ışıkla âdeta yeniden yazılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, âdeta gelecek nesillere aktarılacak dinî bir tabloyu andıran bir sahneydi——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Millet! Çıkarabileceğiniz tüm yaralıları çıkarıp tek bir yerde toplayın! Ağır yaralılar ve başından yaralananlar önceliğimizdir! Kendi başına hareket edebilen herkes binanın dışına çıksın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mucize karşısında donakalmış olan insanları, Subaru avazı çıktığı kadar bağırarak gerçekliğe geri döndürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris buradaydı. Bu bir mucizeydi, büyük bir şanstı. Bunu sonuna kadar, tüm gücüyle kullanmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Herkes kurtarılabilir! Dünyanın en iyi şifa büyücüsü burada!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bu ölümüne kararlı sesine gözleri faltaşı gibi açılan insanlar birbirlerine bakıp gür bir sesle “Evet!” diye karşılık verdiler. Böylece yere yığılanları ya da bacakları enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları başlamış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu durumu gören Subaru, elinin tersiyle gözlerinin kenarını silip&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ferris, herkes iş başında! Ben de yardım edeceğim! Ne yapmam lazım?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Bana ayak bağı olma! Söylediklerimi de harfiyen yap! Bu kişiyi tut bi’!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Senin var ya&#8230; Bütün bunları atlattıktan sonra ağzına sıçmazsam adam değilim lan, hele bi’ bekle!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun insanları ikna etmesi umurunda değilmişçesine Ferris’in tüm bilinci kurtarılmayı bekleyen hayatlara odaklanmıştı—— gerçekten de o sivri dili bir yana, Ferris’in becerisi ve kararlarındaki isabetlilik rakipsizdi. Tek bir bakışta yaralıların aciliyetini saptayıp öncelik sırasına koyuyor, her birine uygun güçte şifa büyüsü yaparak sırayla hayatlarını kurtarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Akşam yemeği saatinde bir <span style="text-decoration: underline;">restoran</span> ha&#8230; Bu işe bulaşanların sayısının neden bu kadar çok olduğu şimdi anlaşıldı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hasar alan bölgenin durumunu nihayet gözlemleyecek fırsatı bulan Subaru, ağzına kaçan tozla beraber yere tükürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabalarının oluşturduğu yoğunluk nedeniyle dükkânın içinde de pek çok insan bulunuyor olmalıydı, bu kadar çok yaralı olmasının sebebi buydu. Ancak neyse ki Subaru’nun görebildiği kadarıyla anında can veren kimse yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve eğer anında can veren kimse yoksa——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “——Ölmene izin vermeyeceğim. Sağ salim evine döneceksin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolup taşan şifa ışığı, hayatı tehdit eden o yaraların hepsini tek tek iyileştirip ortadan kaldırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkes kurtulacaktı. Bu sadece kuru bir temenni olmaktan çıkıp, kesin bir gerçeklik olarak meyvelerini vermeye başlamıştı ki——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Hık! Oy, şuraya bakın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aniden bu umutla çelişen bir sesin duyulmasıyla, Subaru dikkat kesilerek başını kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtarma çalışmalarına yardım eden muhafızlardan birinin parmağıyla işaret ettiği yer, yarısı yıkılmış restoranın—— çatlamış sütunlar üzerinde zar zor dengede duran, yarı yarıya çökmüş olan üst katıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yamuk şekilde duran çatı kirişleri can çekişircesine çatırdadı ve binanın ikinci katı yana doğru eğildi—— hemen altındaysa şifayla iyileştiren Ferris ve yaralılar bulunuyordu. Binanın üst kısmı çökecek olursa hiç kimse sağ kurtulamazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu düşündüğü anda Subaru fırlayıverdi—— yoo, koşmaya başlayan sadece o da değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Hık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı muhafızlarından tut astlarına, hatta yoldan geçen bir adam bile yardıma adına ileri atılmıştı. Diğerleri de hemen doğrularak onlara eşlik etmeye çalıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu manzarayı göz ucuyla gören Subaru da dişlerini sıkarak can havliyle bağırdı——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Beatrice!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bununla birlikte Betty tüm <span style="text-decoration: underline;">deposunu</span> tüketmiş olacak, doğ…rusu! ——Murak!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice iki elini öne uzattığı anda binanın çöken kısmı soluk mor bir ışıkla kaplandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yazık ki yer çekimi kanunları gereği, ağırlık değişse bile enkazın düşme hızı da yaratacağı tehlike de azalmıyordu. Böylesi devasa bir kütlenin doğuracağı sonuç gene aynı olacaktı. ——Subaru, tam o noktaya doğru kayıp araya giriverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Nığaa!!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Molozların altına son anda yetişen Subaru, tıpkı bir tavan tuzağına yakalanmışçasına düşen enkazı tutacak şekilde pozisyon aldı. Tabii ki bunu tek başına yapması imkânsızdı. Hemen arkasından gelen muhafızlar da enkazın altına girip omuz verdiler ve hepsi tek bir vücut hâlinde yükü göğüsledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Gığh!.. Hazır zamanımız varken&#8230; aşağıdakileri çıkarın!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neredeyse kan kusacak gibi hisseden Subaru, enkazı tutan herkesin ortak iradesini haykırdı. Bunu işiten gerideki insanlar da hemen harekete geçip Ferris’i ve yaralıları enkazın altından çekip çıkardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkes tahliye edilene dek ne pahasına olursa olsun dayanacaklardı. ——Subaru kendi kendini bu şekilde motive ederken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “&#8230;Gerçi birader senin sesin de hep pek bi’ gür çıkıyo’ yahu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ha? Bi’ dak’ka, sen!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enkazı ayakta tutabilmek için var gücüyle direnen Subaru, hemen yanında kendisi gibi molozları omuzlayan kişiyi fark edince şaşkına döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tanıdık bir yüzdü—— Kraliyet Başkentinde yollarının sık sık kesiştiği meyve tezgâhının sahibi Kadomon’un ta kendisiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu beklenmedik karşılaşma karşısında Subaru’nun gözleri fal taşı gibi açıldı ve aynı anda içini yiyip bitiren bi’ panikle doldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tanınmayı engellen cübbenin kusursuz olmadığını söyleyen Russell’ın uyarısını çoktan çiğnemişti. Subaru’yu tanıyan Kadomon’un önünde kendini böyle açıkça öne atması, gerçek kimliğini ele vermesi demekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “Birader ö’le surat asıp durmasana. Burada insanlara yardım ediyo’ olman, benim kendi gözlerimle şahit oldu’m tek hakikattir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözleri işiten Subaru, elinde olmadan kollarındaki gücün çözüldüğünü hissetti. Yükün aniden artmasıyla Kadomon ve diğerleri “Naohhh?!” diye inleyince Subaru paniğe kapılıp gücünü hemen geri topladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şaşkına dönmüştü. Kimliği ifşa olursa her şeyin biteceğini sanıyordu. ——Fakat iyi ki de geri dönebilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Herkes çıktı! Millet, üç deyince <em>banzai</em> diyip yukarı kaldırıyoruz! Arkaya doğru fırlatın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gıcırdayana dek dişlerini sıkan herkes, hep bir ağızdan “Bir, ‘ki, üç!!” diye kükredi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Var güçleriyle kollarını kaldırıp fırlattıkları enkaz, neredeyse binanın ikinci katının üst kısmının tamamıydı. Herkesin elinden çıktığı anda büyünün etkisi kayboldu ve enkaz, orijinal yıkıcı kütlesine geri döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “KAÇIN KAÇIN KAÇIN KAÇIN KAÇIN KAÇIN KAÇIN KAÇIN!!——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkalarından gelen patlayıcı, ağır bir yıkım gürültüsüyle molozları destekleyen herkes var gücüyle orayı boşalttı. Âdeta öldürme niyeti barındıran o şeyden can havliyle kaçan Subaru, paldır küldür yuvarlanarak yere kapaklandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerde kollarını bacaklarını açmış, boylu boyunca uzanırken toza bulanmış gökyüzüne doğru baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Haah, haah&#8230; H-Hiçbir yerim ezilmedi&#8230; di’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “İçini ferah tutsana. Dünyanın en iyi şifacısı or’da ne de olsa, de’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “İyileştirilebilse bile kopmuş kollarımı veya bacaklarımı görmek istemem ki!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağırıp çağıran Subaru’nun yanında onun gibi yuvarlanan Kadomon, “Öyle tabii” diyerek güldü. Bu gülüşme etraftakilere de yayıldı, enkazı ayakta tutmaya çalışan grubun tamamı sağ salim kurtulmayı başarmış gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şekilde bir işi daha geride bırakmışlardı—— ama rahat bir nefes alamayacaklardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ferris hâlâ tek başına çabalıyor. Ona yardım etmeye gitmeliyim&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “——O biraz zor olabilir, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tembellik etmek isteyen bitkin vücudunu zorla ayağa kaldıran Subaru, bu ses üzerine “Ha?” diyerek arkasını döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesin sahibi Beatrice’ti, sesindeki gerginliğin anlamını Subaru da anında kavramıştı. Kazanın meydana geldiği restoranın dışındaki sokakta yaralılar topluca taşınıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onların tam merkezinde Ferris, hâlâ canla başla yaraları iyileştirmek için çabalıyordu oysaki——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Hain Crusch Karsten’in Birinci Şövalyesi, Mavi Felix Argyle. Kraliyet Sarayına kadar gelmenize hükmedilmiştir. Derhâl itaat edin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira&#8230; Ferris’in etrafını saran Şövalye birliği, kılıçlarını ona doğrultarak etrafını kuşatmıştı.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık otuz kişiden oluşan Şövalye birliğinin tamamı, Kraliyet Şövalyelerine ait olduklarını gösteren beyaz üniformalar giyiyordu. Bu, mantığa o kadar aykırı bir manzaraydı ki Subaru’nun bilinci tamamen bembeyaz bir boşluğa dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaza mahallinin hemen önünde arama kurtarma çalışması yapan bir şifacıya Şövalyeler gerçekten de kılıçlarını çeker miydi ki? İmkânsız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “Ne&#8230; ne saçmalıyo’nuz siz?! Emir mi?! Şu vaziyete bi’ baksanıza!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yaşlı Muhafız:</strong> “Haklı! O kişi şu anda yaralıları tedavi ediyor! O olmasaydı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “——İtiraz etmenizin bir anlamı yok! Bu da Kraliyet Başkentini ilgilendiren çok önemli bir husustur. Kazaya müdahale etmeye muhafız birliği devam etsin. Biz Şövalyeler olarak kendi görevimizi yerine getireceğiz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun yerine Kadomon ve yaşlı muhafız bu anormalliğe karşı seslerini yükselttiler. Ancak bu protestolar, Şövalyelerin başındaki uzun saçlı komutanın kulakları sağır eden öfkeli kükreyişiyle bastırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yarattığı anlık sessizlikte komutan, o keskin bakışlarını Ferris’e—— Şövalyelere tek bir kez bile dönüp bakmadan şifa büyüsü yapmaya devam eden Ferris’in sırtına dikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “Bu bir emirdir! Ellerini çek, Şövalye Felix! Efendinle birlikte Krallığa karşı büyük bir ihanet planlıyorken senin gibi birine tedavi işi emanet edilir mi hiç?! Tedavi ettiğin o kişilere ne yapacağın——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık, benimle taşak mı geçiyorsunuz lan!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O an Ferris’e sarf edilen bu affedilemez sözler karşısında Subaru âdeta patladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elinde olmadan öne fırlayarak Ferris’in sırtıyla Şövalye birliği arasına girdi. Sonra da kılıçlarını doğrultan Şövalyelere—— yoo, Şövalye bile denemeyecek olan o mahlûklara dik dik bakarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Siz Ferris’in şifa büyüsünü bu denli nasıl geliştirdiğini sanıyorsunuz ha?! Sırf yeteneği olduğu için mi bu kadar iyi sanıyorsunuz? İnsanları kurtarmak istediği gün gibi ortada değil mi lan!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ferris’in yaralılara n’apacağını bilmiyor musunuz sanki?! Gayet de biliyorsunuz lan! Onları tedavi edecek! Hayatlarını kurtaracak! Can çekişen insanlara yardım edecek! Kim bakarsa baksın bu, gün gibi ortada! Bu, dünyadaki en harika adamın yapacağı şey!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesi kısılana dek bağıran, gözleri kan çanağına dönen Subaru; neden bu kadar basit bir şeyi bile anlayamadıklarını sorgulayarak kükredi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha demin tüm enerjisini tükettiğine inanılması güç bir canlılıkla ellerini kollarını sallayarak o doğal duygularını haykırıyor, Şövalyelerin yüzlerine tek tek bakarak tüm ruhunu ve bedenini ortaya koyuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “Birader&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bu öfke patlamasını izleyen Kadomon, kısık bir sesle mırıldandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun, muhafızların ve kaza mahallindeki diğer herkesin çoktan hemfikir olduğu bir gerçekti bu. Bu yüzden Şövalye birliğinin arasında da gözlerinde ve ifadelerinde tereddüt belirmiş, kılıçlarının uçları sarsılarak göze çarpar hâle gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat bu samimi duygusal dalgalanmaları——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “——Ben de bu kim diyordum, meğerki hainin iş birlikçisi Natsuki Subaru’ymuş.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nefretle bulutlanmış gözlere sahip komutanın tek bir kelimesi, bu havayı temelinden ezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Komutan “Natsuki Subaru” ismini zikrettiği anda Şövalyeler gözlerini kırpıştırdılar ve hemen önlerinde duran Subaru’nun varlığını nihayet düzgünce idrak ettiler. ——“Algı engeli” aşılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece, az önce o kadar mantıklı konuşan kişinin aranan bir suçlu olduğunu anladıklarında Şövalyelerin tereddüdü görev bilinciyle geri plana atıldı ve az öncekiyle aynı—— yoo, ondan çok daha büyük bir gerilim havası hâkim oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Subaru&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun kimliği açığa çıkmasıyla, kılıçların hedefi olmasıyla Beatrice yanına sokularak onun elini tuttu. Ancak az önce binanın çöküşünü durdururken tüm manalarını tükettiklerinden ötürü şu anda bu durumdan kurtulabilecek hiçbir yolları yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “En fazla, <span style="text-decoration: underline;">Görünmez Takdir</span> ile <span style="text-decoration: underline;">liderlerinin</span> suratına bi’ tane geçiririm ama o kadarcık&#8230; Kusura bakma Ferris. Ateşe körükle gitmiş gibi oldum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “&#8230; Sus. Zaten senden bi’ beklentim falan yoktu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Tahaha.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ama ağzın bayağı iyi laf yapıyor, değil mi? Boş konuşmaya devam edip zaman kazanabildiğin kadar kazan. Ben de o sırada bir kişiyi daha kurtarmaya çalışacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbirlerine dönmeden, sırt sırta vermiş bir hâlde bu kelimeleri fısıldaştılar. Ferris’in içindeki zehri akıtan o acı beyanı karşısında Subaru’nun yüzünde buruk bir tebessüm belirdi ve kararını kesinleştirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşı taraf Crusch hakkında bilgi istiyordu, yani onları burada öldürmeyeceklerdi. O hâlde yalan dolanla, el çabukluğuyla, büyü kullanamayan Natsuki Subaru’nun tarzı olan o savaşa——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “Ne kadar tehlikeli olabileceğinin&#8230; hayır, ne kadar tehlikeli olduğunun bilincindeyiz. Krallığı gereksiz bir kaostan kurtarmak uğruna Natsuki Subaru, seni buracıkta!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Oyy, bi’ dak’ka ya, bi’ dak’ka! Beni gözünüzde çok büyütüyorsunuz ki! Zaten en başından beri vatana ihanet dediğiniz şey de&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “Kes sesini! Her şey Krallığımız uğruna! O çok iyi laf yapan ağzını bizzat ben——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Etrafınızda yalan rüzgârları esiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">——O an soğuk ve asil bir rüzgâr esip geçti.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Ferris.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “&#8230; Evet.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Yaralıların hepsini tedavi et. Üzerlerinde hiçbir hasar kalmaksızın eski hayatlarına dönebilecekleri bir hâle gelene dek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Söylemene gerek yok, zaten benim niyetim de buydu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Anlıyorum. Öyleyse sorun yok. ——Bunu yapman için gereken zamanı ben sağlayacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aralarında değiş tokuş edilen kelimeler pek bi’ azdı. Fakat bu kadarı ikisi için de yeterliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbirlerinin yeteneklerini herkesten çok daha iyi bildiği o ikisi için&#8230; sadece bu kadarı bile yeterli olmalıydı.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1352" height="1920" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3.png" alt="" class="wp-image-8848" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3.png 1352w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3-1408x2000.png 1408w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3-704x1000.png 704w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3-768x1091.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-3-1082x1536.png 1082w" sizes="auto, (max-width: 1352px) 100vw, 1352px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/112oVic2/status/2073348658293277097?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Altın rengi Ejderha Gözü, ışıltısıyla havada bir ışık şeridi çiziyor ve kıvrak hareketleriyle Şövalye birliğini âdeta parmağında oynatıyordu. Şövalyeler dost ateşinden kaçınmak için dağılarak üst düzey bir koordinasyon sergilediler ancak——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Görüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir açık bırakmadan üzerine kapanan kılıç fırtınasının o iğne deliği kadar küçük boşluğuna, ince kılıcının ucunu saplayarak kendine zorla bir yol açan Valkür’ün—— Crusch’ın kılıcının dans eden ışıltısı, Şövalyelerin kılıçlarını ellerinden teker teker düşürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acı içinde feryat edip kollarını tutarak gerileyen Şövalyelerin hepsi, bileklerinden ya da parmak köklerinden aldıkları yüzeysel yaralarla savaşma yeteneklerini yitirerek geri çekilmek zorunda kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu; gereksiz yere can almayan, öldürücü olmayan bir kılıçtı—— diye düşündüğü sırada&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Siz gerçek misiniz? Yoksa sahte mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalyeler:</strong> “——Hık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “İki uçtaki ikiniz temizsiniz, arkaya doğru gerileyen sen ise kötüsün. ——Kaçacak yerin yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu acımasız hükmün hemen ardından geriye çekilen o Şövalye, kılıç tutmayan elini Crusch’a doğru uzattı ve o anda etkinleşen büyünün belirtileri havayı büktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Boşuna kürek çekiyorsun, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice yan tarafta mırıldanırken sözleri Crusch’ın kılıcının ışıltısıyla—— büyüyü daha etkinleşmeden kesip atan o olağanüstü tekniğiyle kanıtlanmıştı. Gözleri şaşkınlıkla açılan Şövalye, çaprazlama bir kesişin yıkıcı darbesiyle yere yığıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru bir anlığına onu durduracak şeyler söyleyecek gibi oldu fakat durumu kavrayıp çevreye dikkatlice bakınca Crusch’ın sergilediği merhametle acımasızlığın haklı bir dayanağı olduğu açıkça anlaşılabiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şövalye birliği içinde Crusch’ı bastırmayı hedefleyenlerle onu açıkça öldürmek niyetinde olanlar birbirine karışmıştı. ——Ve şu âna kadar Crusch’ın biçtiği kişilerin hepsi bu ikinci kategoriye aitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Az önceki Şövalye komutanının pervasızca zıvanadan çıkmasından da anlaşıldığı üzere bu işte belli bir şahsın—— Capella’nın parmağı olduğu açıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla bu en kötü Otorite’nin etkisini, Crusch’ın İlahi Koruması berrak bir şekilde ayırt edebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Üstelik, yanlış anlamadıysam&#8230; malikânedeki hâlinden daha da mı güçlü olmuş?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Yanılmıyorsun, sanırım. O zamankine kıyasla gözünü çok daha ustalıkla kullanıyor, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç boşluk bırakmadan acımasızca ve gösterişten uzak bir şekilde kılıcını savuran Crusch; savaşın ortasında bile Şövalyelerden hangilerinde Capella’nın parmağı olduğunu ayırt ediyor, hatta onları alt etme biçimlerini bile seçiyordu. Sergilediği kılıç tekniği cidden muazzamdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejderha Gözü ona giderek daha çok uyum sağlıyordu. ——Bunun ne anlama geldiğini bildiğinden ötürü bu duruma içtenlikle sevinmesi pek mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “——Hık, bununla beraber herkes tamam! Bitti!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın sergilediği bu eşsiz güç, Ferris’in tedaviyi tamamlaması için ihtiyaç duyduğu zamanı ona tamamen kazandırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alnından terler süzülen Ferris olduğu yerde doğrulmaya çalıştı. Bedeni yalpalayıp yere yığılacak gibi olduğunda da Subaru aniden uzattığı eliyle ona destek oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris’in narin bedenini kollarının arasına alıp, ona omzunu vererek sımsıkı destek oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Böyle anları da hiç kaçırmıyorsun, değil mi Subaru-kun?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Her daim böyle bir fırsat kolluyormuşum gibi konuşmasana! Yalnız kanka var ya, harbiden acayip havalıydın be!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Kulağımın dibinde bağırmasana. Bir de beni daha düzgün tutuver, her an yığılıp kalacak gibiyim de.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Amma da çok şey istiyorsun. Ama&#8230; Crusch-san!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris üzerine düşeni yapmıştı. Crusch’ın da artık Şövalyelerle olan bu savaştan geri çekilme vakti gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası, onun gücüyle bu çevrelemeyi doğrudan yarıp geçmek mümkün olabilirdi ama——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Yine yolun yarısında uyuyakalırsa bu sefer cidden ayvayı yeriz, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Harbiden öyle, ben de tam olarak bundan korkuyordum! Crusch-san, lütfen aklınızda bi’ plan falan olduğunu söyleyin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ne yazık ki bende öyle bir şey yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hııııı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bu yüzden gerekli hazırlıkları yapmıştım. ——Kara Köpek!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm umutların tükendiğini hissettikleri anda, Crusch’ın seslenerek umudunu bağladığı isim epey tehlikeliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, Beatrice ve hatta Ferris’in bu ismi duyunca hep birlikte “Iyyy” diye yüz ekşittikleri o andan hemen sonra——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Kuhahahahaha! Benden o kadar da nefret etmeyin yahu, azıcık sevin beni! Ana karakterin sahneye çıkma zamanı geldi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duyan herkesin midesini bulandıran o sinsi kıkırdama dört bir yanda yankılanırken bu yabancı sese anlam veremeyen Şövalyeler ve etraftakiler şaşkınlık içinde bakındı. Fakat kahkahanın sahibi hiçbir yerde görünmüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine hepsinin görüşünü kapatan şey, devasa bir siyah duman bulutu oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bu, gözleri yanıltacak sis perdesi. Zararlı bir şey değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyah dumanın ortasında yükselen şaşkınlık ve kaos dolu sesler arasında Crusch yanlarına doğru koşarken bunu sessizce bildirdi. Crusch’a güveni tam olsa da işin ucunda o Kara Köpek olunca endişesi ister istemez ağır basıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Bir sorun olacağını sanmıyorum. Öyle olmasaydı Subaru-kun ve ben yine burada geride bırakılırdık, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Çok haklısın! Tamamdır. O zaman şimdi buradan—— <span style="text-decoration: underline;">Görünmez</span> <span style="text-decoration: underline;">Takdir</span>!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O anda Ferris’in sözlerini onaylayarak başını sallayan Subaru’nun göğsünden görünmez siyah bir el fırladı, dumanı delip geçerek üzerlerine doğru hamle yapmaya çalışan Şövalye komutanının suratının tam ortasına patladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Gağh!” diye feryat ederek burnundan kanlar fışkıran komutan sırtüstü yere serildi. Bunu göz ucuyla gören Crusch da&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “O kişi temizdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ciddi misin ya?! Sahtelerden biri değil miydi o?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sana karşı aşırı bir öfke ve nefret beslediğini hissettim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Şövalye Zeolle değil miydi o? Kraliyet Seçimi sırasında saraydaydı. Ondan dolayı olmasın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Tamam, anladık be! O <span style="text-decoration: underline;">episodu</span> tek bir puana sabitlesek mi artık ya!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İster Subaru’nun masumiyetinin kanıtı olsun ister hedef alınmasının sebebi olsun, eylemleri her daim aynı yere bağlanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sitemleri bir kenara bırakan Subarular, o yoğun siyah dumanın arasında gözden kaybolarak oradan uzaklaştılar. ——Arkalarından birkaç Şövalye onları kovalamaya yeltendi fakat&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “Biraderin de diğerlerinin de peşine düşemezsiniz, izin vermem. Zaten siz Şövalyelerin bugünkü tavırları da hiç ama hiç hoşuma gitmemişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önlerini kesip geçişlerini engellemek için karşılarına dikilenler, Kadomon ve geçit muhafızlarıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu beklenmedik yardım karşısında şaşkınlıkla “Amca?!” diye haykıran Subaru’ya Kadomon sırıttı ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kadomon:</strong> “Devam et birader, sizi desteklece’m! Hem seni hem de Emilia-sama’yı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık! Aah&#8230; o dürüst oyunuzu kazanmak adına kesinlikle geri döneceğim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Natsuki Subaru’yu Emilia’nın Şövalyesi olarak gören Kadomon’dan gelen bu destekleyici sözler karşısında Subaru neredeyse ağlayacakmış gibi cevap verdi ve o siyah dumanın içine dalıp ilerlemek için bacaklarına tüm gücüyle yüklendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar uzaklaşırken arkalarında Şövalyelerin öfkeli bağırışlarıyla onlara direnen muhafız birliğinin o kararlı haykırışları büyük bir gürültüyle göğe yükseldi——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yaşlı Muhafız:</strong> “——Denetim bitmiştir! Bırakın geçsinler, Şövalyeler! Bırakın da biz muhafızlar da işimizi yapalım!!”</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Yo, döndünüz demek? Çoktan öldünüz sanmıştım be.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Rachins, müttefik olmamıza rağmen bize hiç mi hiç faydan yok be&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaruların kaçmalarını sağlayan o yoğun siyah dumandan çıkıp ana kapının dışında bekleyen ejder arabasına hızla atladıklarında onları el sallayarak karşılayan kişi Rachins’ti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışarıda bunca kargaşa koparken kılını bile kıpırdatmaya yeltenmeyen Rachins’in bu taş kalpliliği Subaru’yu cidden şaşkına çevirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sende hiç insanlık yok mu be adam? Cadı Tarikatçısı falan mısın yoksa?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “İnsanları salak salak şeylerle itham etmesene lan! Hiçbir şey yapmadığımı söylemen de aynı şekilde ayrı bir iftira! Gidip tüm pazarlıkları falan bizzat yaptım. Haksız mıyım, Düşes-san?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dilini çıkaran Rachins, öyle söyleyerek konuyu Crusch’a yöneltti. Bu sesleniş üzerine, sol gözündeki göz bandını yeniden takmış olan Crusch “Haklı” dercesine başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Rachins Hoffman’ın ağzı iyi laf yapar. Gerçekten de, pazarlıkları yapan da sonuçlandıran da oydu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Pazarlıklar mı? Yani bu&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Şüphesiz ki o da bizimle, Natsuki-dono.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pusuya yatmış gibi hissettiren bu ses üzerine Subaru’yla Beatrice’in omuzları “Piyo” diye sıçrayıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesin sahibi, ejder arabasına Subaruların ardından gecikmeli olarak binen Russell’dan başkası değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanındaki Ak Koyun ve Kara Köpek ile ejder arabasının kapısını kapatan Russell, arabacıya yola çıkması için işaret verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabasının aniden hareket etmeye başlamasıyla resmen arabanın içi, kaçışı olmayan bir yüzleşmeye dönüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Öncelikle, herkesin sağ salim dönmüş olması en iyi sonuçtur. Şüphesiz ki şansımızın yaver gitmesiyle oldu bu, söylemek istediğim pek çok şey olsa da—— Mavi Yılan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Mıh&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Varlığını gizli tutma şartını koşan sendin. Buna rağmen böyle hareket edince bunu sır olarak saklamamıza imkân da kalmıyor. Yoksa bunun bizim suçumu olduğunu mu söyleyeceksin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Biliyorum. Bunu şartların ihlali olarak nitelendirmeyeceğim. Zaten şahsi mevzuların konuşulacağı bir yerde de değiliz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell’ın ilk laf attığı Ferris, göz ucuyla şöyle bir Crusch’a baktı. Ancak Crusch bu bakışı fark etmiş olmasına rağmen Ferris’e hiçbir tepki vermedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkisinin arasında dolaşan atmosfer cidden fazlasıyla karmaşık bir şeydi, bu yüzden——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Beako, ne yapsak ki. Atmosferin ayarlarıyla oynayıp ortamı canlandırmayı denesem mi? Bi’ şansımı deneyeyim mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bi’, Bi’ bekleyip kendini tut, doğrusu! Burası arkamıza yaslanıp vaziyeti ‘gözlemlememiz’ gereken bir sahne, sanırım. Ondan ziyade&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Natsuki-dono, bundan sonra lütfen bu tür davranışlardan sakının.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Gıh&#8230; Sanırım bana kızdınız, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çekinerek Russell’ın yüz ifadesini süzse de -bekleneceği üzere- bir istihbarat teşkilatı liderinin ne düşündüğünü okumak imkânsızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell’ın ifadesi âdeta durgun bir denizdi ancak talimatlarına düpedüz karşı çıkarak olay yerine fırlayan Subaru’ya kızmamış olması imkânsızdı. ——Bu ifadeyi gizli bir öfke olarak hesaba katmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Kızmaktan ziyade hayal kırıklığına uğradım. Neye öncelik vermeniz gerektiği konusunda dilimde tüy bitene kadar anlattığımı sanıyordum. ——Crusch-sama’nın sözleri olmasaydı o alanda kalma riskini göze almazdım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Crusch-san’ın sözleri mi? Bu da ne&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Büyütülecek bir şey yok. ——Şu anda burada bulunanlar arasında Natsuki Subaru’dan başkasına güvenmeye hiç niyetim yok. Sen olmasaydın o bahsedilen Altı Dil ile iş birliği yapmayı da reddederdim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu!.. Bu benim için cidden, bayağı büyük bir onur ama!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasıl yorumlandığına bağlı olarak bu sözler epey aşırı olsa da Subaru, etrafındakilerin—— özellikle de kendisine fazladan koşul dayatan Russell’ın ve karmaşık bir ilişki içinde olduğu Ferris’in bakışlarını feci şekilde kafaya taktı. Ancak Russell’ın ifadesi yine değişmedi; Ferris ise yorgunluğunu bahane ederek koltuğuna oturmuş, yüzünü başka tarafa çevirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her hâlükârda Altı Dil, Crusch’tan vazgeçmeyi göze alamazdı. Kaza mahalline geri dönen Subaru, Beatrice ve Ferris’i geride bırakamamaları da tamamen Crusch’ın dik duruşu sayesindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yalnız, şöyle bir durum var, Russell-san&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet? Bu olayın ardından herhangi bir fikriniz değiştiyse&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Fikir değişikliği demeyelim de&#8230; Muhtemelen yine böyle bir şey yaşanacak olursa ben de, Ferris de onları kaderlerine terk edemeyecektir. Bu yüzden sizden bir ricam olacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “&#8230; Dinliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bundan sonra da mümkün olduğunca en az zayiat veren planlarla ilerlemek istiyorum. ——Olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yalvarış üzerine Russell gözlerini hafifçe irileştirdi ve arkasındaki Kara Köpek “Kuha” diyerek güldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mantıksız bir şey söylediğinin farkındaydı. Ancak bu defaki olayda gerçekten de hiç kimse ölmemişti. Capella’nın pençesine düşenlerle uğraşmak zor olsa da sınırlarına kadar direnmeleri mümkündü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru böyle düşünürken Russell henüz tek bir kelime bile edemeden——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “B-Ben de! Ben de&#8230; Subaru-san’ın tarzının&#8230; iyi olduğunu düşünüyorum&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Zayiatın en aza indirgenmesinden daha ideal bir şey olamaz. Şüphesiz ki bir işi başarabilmek için öncelik sırasına uyulması gerektiğine inanırım ama&#8230; benim şahsi önceliklerimde, hayatlar en üst sıralarda yer alır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun ve Crusch, Subaru’nun fikrine katılmışlardı. Ferris’in karşı çıkması da zaten imkânsızdı. Kara Köpeğin alaycı gülümsemesinden bahsetmeye gerek bile yoktu ama şaşırtıcı bir şekilde Rachins bile burnundan solusa da bunu inkâr etmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve elbette ki Subaru’yla aynı amacı güden en iyi partneriyse——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Elbette Betty’nin fikri de Subaru’ninkiyle aynı, doğrusu. Ne de olsa Subaru her zaman pervasızca imkânsızı başararak herkesi susturdu, sanırım. Bu sefer de farklı olmayacak, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Baş belası demeden baş belası demiş kadar olsan da teşekkürler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyleyip gülümseyen Subaru, Beatrice’i kucağına alıp koltuğa paldır küldür oturdu. Zaten oturmuş olan Ferris’in soluna geçmişti. Ardından diğer yanına da Crusch oturmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’yla Beatrice’i aralarına alan Crusch ve Ferris ikilisi yan yana dizilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Olacak iş değil. Oturacağım yeri yanlış seçmişim ya. Iıı, sanırım en iyisi yerimi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Subaru-kun. Yanındaki kişiye söyleyebilir misin? O gizemli güç bedene tuhaf bir yük bindirebilirmiş, bu yüzden ona ‘çok fazla bel bağlamasan daha iyi olur~’ de, olur mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Oh, şey&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Natsuki Subaru, yandaki kişiye şunu ilet: ‘Muhtemelen kısa bir süreliğine uykuya dalacağım. Bedenim hakkında endişeleniyorsa ben uyurken beni dilediği gibi inceleyebilir’ diye.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yuh ama be, ikinizin de bana ihtiyacı var mı sahiden?! Açıkça birbirinizle konuşsanıza! Gayet de konuşabilirsiniz bence!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ne elini çenesine dayayarak uzaklara dalan Ferris ne de kollarını kavuşturup gözlerini yuman Crusch, Subaru’nun feryatlarına kulak asmaya niyetliydi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1313" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6.png" alt="" class="wp-image-8850" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6.png 1920w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6-2000x1367.png 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6-1000x684.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6-768x525.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/resim-6-1536x1050.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/ku_neruru_11/status/2070141661083304127" type="link" id="https://x.com/ku_neruru_11/status/2070141661083304127">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Krallığı kurtaracak güvenilir üyeler arasında Crusch ve Ferris’in de bulunması epey güven verici ve sevindirici olsa da aralarındaki ilişki henüz minnettarlıklarını açıkça ifade edebilecekleri bir kıvama gelmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Önümüzdeki yol&#8230; önümüzdeki yol zorluklarla dolu olacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle diyerek omuzlarını çökerten Subaru, çenesini kucağındaki Beatrice’in başına yasladı. Bu ağırlığı hisseden Beatrice ise yavaşça aşağıdan Subaru’nun saçını okşamaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Emilia’yı da, kendi yollarını çizen yoldaşlarını da, Lugunica Krallığı’nı da tümüyle kurtarmak adına savaş başlayacaktı. Kesinlikle şu ana kadarkileri aratmayacak kadar çetin bir savaş olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Natsuki Subaru güçlü bir irade ve kararlılıkla, uzaklaşan başkent manzarasına bakarken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Mektubunda böyle bir şeyden hiç bahsetmemiştin, Roswaal. Emilia-sama’yı galibiyete ulaştırmak için, ona gereken Şövalyelik eğitimini vermedin mi?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek sızlandı. Hesapta olmayan bir yükü omuzlamak zorunda bırakılan istihbarat teşkilatı lideri, epey afallamış bir hâldeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#Yayınladığımız tarih itibariyle güncele gelmiş bulunuyoruz! Subaru gene Subaruluğunu yapsa da kıçımızı Crusch kurtarmış oldu, böylelikle Krallıktan çıkmış olduk. Gerçi çıkarken başımıza bir şey gelir mi o meçhul. Otto cephesinde de problem olmadan umarım ki Başkenti terk edebilirler. Herkes bir araya geldikten sonra Başkenti geri alma planlarını merak ediyorum. Acaba Vollachia’dan veya başka şehirlerden -Kararagi’den- falan yardım gelecek mi? Farklı şekilde Emilia cephesi de kaçmaya yeltenecek mi yoksa durumunu kabul mü edecek? Bunların hepsi şimdilik belirsiz olsa da tek yapabileceğimiz şey okumaya devam etmek! Sonraki bölümlerde görüşmek üzere!</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/">Kısım X, Bölüm 24 – “En Harika Adam”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-24-en-harika-adam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım VIII, Bölüm 21 – “Kaçınılmaz Kader”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[akari]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 15:15:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 8]]></category>
		<category><![CDATA[Abel]]></category>
		<category><![CDATA[Groovy Gumlet]]></category>
		<category><![CDATA[Heinkel]]></category>
		<category><![CDATA[Natsuki Subaru]]></category>
		<category><![CDATA[Ubilk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8748</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/">Kısım VIII, Bölüm 21 – “Kaçınılmaz Kader”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Setsuna Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/">Kısım VIII, Bölüm 21 – “Kaçınılmaz Kader”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/">Kısım VIII, Bölüm 21 – “Kaçınılmaz Kader”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="1024" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/F2TZsQdb0AAf9gI.jpg" alt="" class="wp-image-8755" style="width:640px;height:auto" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/F2TZsQdb0AAf9gI.jpg 640w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/F2TZsQdb0AAf9gI-625x1000.jpg 625w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://twitter.com/MaryHan52623048/status/1685711522679619584?s=20" type="link" id="https://twitter.com/MaryHan52623048/status/1685711522679619584?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Setsuna</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör:</strong> <strong>akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoğun içkimsi ve toprağımsı koku tüm meyhaneyi sarmalamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Girişin yakınlarında boş alkol şişeleri ve fıçılarının yanı sıra muhtemelen bir zamanlar insan şeklinde olan toprak kuklalarının enkazı yığılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunların tamamı barda içki içip homurdanan şu iki yaşlı adam tarafından yapılmıştı――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Oo? Bu delikanlıyı bir yerlerde görmüştüm sanki&#8230; Sen ne diyo’n kızıl kafa?! Şu Kıl Yumağı Delikanlıyı gözün ısırıyor mu?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Kimmiş lan kıl yumağı? Taşak geçme benimle! Ne zamandır bir şey yiyip içmedim biliyo’n mu?! ÖLDÜM LAN AMINA KOYAYIM!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanakları kızarmış adam mutlu mutlu sırıtarak dizlerine vururken Groovy, ona sertçe çıkıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi saçı arkadan bağlı orta yaşlı adam Groovy’nin şikayetini duyduktan sonra nedense ani bir keyifle gülmeye başladı ve “Kaçınılmaz oğlum, kaçınılmaz!” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tamamen kafayı bulmuş gibi görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi saçlıdan fayda gelmeyeceğinden Groovy; bakışlarını diğerine yani kızıl, orta yaşlı adama çevirdi. Sandalyede sessiz sessiz otururken elindeki şişeye ters ters bakıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Oy! Kızıl kafa piçi! Sen de bu mavi saçlı orospu çocuğu gibi misin lan?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Kafa:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Görmezden gelmesene! Aç şu çeneni ve buraya&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Kafa: </strong>“――Kes sesini.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha Groovy cümlesini bitiremeden gümüş bir parıltı, misilleme olarak kendisine fırlatıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yerinde otururken Groovy’nin boynunu hedefleyen yatay bir kesik atmıştı. Meyhaneye ilk girdiğinde de aynı türden bir şey yaşanmıştı ama bu, rakibin hayati organlarını hedef alan saf bir kılıç ustalığıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rakibi Groovy olmasaydı ölümcül bir saldırı olabilirdi ama&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Sen kiminle savaşmaya çalıştığını sanıyo’n lan, GÖTVEREN?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy, kılıcın sadece burnunun ucunu sıyıracak şekilde ustaca sıyrıldı, bir adım attı ve tek bir yumrukla aradaki tüm mesafeyi bir anda kapattı. Eldiveniyle donattığı yumruğu, kızıl orta yaşlı adamın gövdesine inerek onu şok dalgasıyla duvara fırlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acılı çığlıklarıyla birlikte “Kahh” diye öksüren kızıl saçlının bedeni dönerek uçtu. Adam kendini savunamadan duvara yapıştı ve Groovy, yan gözle ona bakarak havada dikey olarak dönen içki şişesini yakaladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kızıl saçlının içtiği alkolü muazzam bir iştahla boğazından aşağı indirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Kaah! Yaktı lan yaktı!.. Su, yemek falan isterdim aslında ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“――Bravo, bravo! Baksana şu işe, sen de boş adam değilmişsin la’, Kıl Yumağı Efendi. Kızıl kafa aslında baya’ güçlüdür he, kolaycacık yeniverdin lan adamı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Haah?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duvarın orada tepetaklak kalan kızıl saçlı adama dönerek bir baktı. Mavi saçlı ise diz üstüne çökerek savaşmak istemediğini işaret edercesine başını eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “Büyük zahmet verdik, Kıl Yumağı Efendi! Biz iki kanki iki gezginleriz ve rastgele gezinirken bu yerleşkeyi buluverdik ama hâli ta biz geldiğimizde de böyleydi. Köylüler gitmiş, şu toprak topaklar burayı ele geçirmişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “&#8230;Siz iki salak piç de ölülerden geriye kalan içkileri mi içelim dediniz yani?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “İşe bakın ki maalesef tamamıyla haklısınız! Öyle sıkılmıştık ki kapıdan giren bir sonraki toprak ahmağın adam mı kadın mı olacağına dair iddiaya girmeye başladık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aptalca sırıtan mavi saçlı adam, içinde bulundukları durumun aciliyetini tınlamayan o iddianın detaylarını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu detaylar pek de önemli değildi ama Groovy, iddianın bedeli sahip olmadıkları alkol mü yoksa kendi canları mı bilemiyordu. Bu adamların nerede yaşayıp nerede öleceği tamamen keyiflerinin kahyasına kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “――Ne siktir boktan bir şey bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “Ha, o ne demek la’?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy: </strong>“Şerefsiz herif, diz üstüne çöküp katananı sunmayı biliyorsun ama burnumun buram buram aldığı sikik savaşma niyetin hiç de öyle demiyor&#8230; Beni öldürmeye fırsat kollarken bana öylece bakma lan, piç kurusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy burnunu çekti ve mavi saçlı adama doğru baktı, adam ise endişeli bir yüz ifadesiyle yanağını kaşıyarak “Ehh” diye karşılık verdi. Karşı çıkmama sebebi ise hemen küçük bir kurgu uyduramamasından ziyade, saçma bir bahanenin Groovy’nin öfkesini körükleyecek olmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mavi saçlı, orta yaşlı adam kızıl saçlı dövülüp kenara atıldığından beri Groovy’i öldürme isteğini kelimeleri ve tavırlarının arkasında saklıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak kuklalar tarafından kovalana kovalana bu mekâna dalıp daha dinlenemeden böyle sıkıntılı bir rakiple karşı karşıya gelmişti―― Tam bunları düşünürken de Groovy bir şey fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “&#8230;Piç, boktan kokunu hatırlıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy, daha önce bir yerlerde aldığı bu pis kokuyu hatırlayınca tüyleri diken diken oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aldığı her kokuyu hatırlayamazdı ama ayırt edici kokular da vardı ve unutulmaları zordu. Ölüm tutkusuyla hafifletilmiş bu kokuyu alınca rakibinin kim olduğunu hatırlamaya çalıştı ki――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “――Lan göt, sen Cecilus’un şu sikik babası mısın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklına gelen kişiyi dile getiren Groovy, rakibine gözlerini dikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi saçlı adam, Groovy’nin keskin bakışları altında nahoş bir ifade yaptı ve</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “Öf, hatırladın beni.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “SİKTİR LAN ORADAN! Sırf hatırlanmayayım diye beni mi öldürecektin lan piç?! Taşak geçme benimle! En başta sen nasıl hayatta kaldın ki?! Cecilus öldürmedi mi seni?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “Sebebini sorsan da diyebileceğim tek şey ‘hayattayım çünkü hayatta kaldım’ olur. Hâliyle hayatta kaldığım ortaya çıkarsa benim için fena kötü olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başını gevşek gevşek sallayan mavi saçlı orta yaşlı adam utanmazca cevap verdi―― İlahi Generallerin ilki Cecilus Segmunt’un babasının ta kendisiydi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1363" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1.jpeg" alt="" class="wp-image-8767" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1.jpeg 1920w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1-2000x1420.jpeg 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1-1000x710.jpeg 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1-768x545.jpeg 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/image-1-1536x1091.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><br>Oğlu Cecilus’la Kristal Saray’ı sık sık ziyaret ederdi, hâliyle Groomy ile pek çok kere denk gelmişti ancak İmparatorluk Sarayı’nda kutsal değerlere küfrettiği gerekçesiyle kendi öz evladı Cecilus tarafından infaz edilmişti. Şu anda ölü olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “Her yere suçlu ilanlarımı asmışlardı, öldüm sandıysan hafızan falan kaymıştır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Cecilus piçi işi batırmamıştır dedim o kadar. Götverenin tek güven veren tarafı kılıç ustalığı. Onu da batırdıysa bok parçasından başka bi’ sikim değil. Ailesinden biri diye sağduyusu tutmuş olma ihtimali falan yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “――Olay o değil. O çocuğun kılıç ustalı’nın ailesel bağlardan dolayı körel’ceği falan yok</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kesin beyana tanıklık eden Groovy, karşılık vereceği kelimeleri söylemekten vazgeçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi saçlı adamla Cecilus’un arasındaki baba oğul farkını pek bilmiyordu ama karşısındaki Cecilus’u <em>o Cecilus </em>yapan babanın ta kendisiydi. Onun da bir işe yaramayan canavar olduğunu düşünmek zor değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cecilus’un yeteneklerinin babasına sökmemesi de mantıklı bir açıklama olabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy: </strong>“Siktir&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kovalana kovalana onca kaçtıktan sonra yaşayan insan bulmuştu bulmasına ama ikisi de ayyaşın tekiydi―― Üstüne biri aranan bir suçlu çıkarken diğeri de sahroşken etrafa saldıran bir tipti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şansına küfretti ve çaresizlik içinde kıvranmak istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Kafa: </strong>“Uf, Gahh&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“Oo, bakıyorum da kızıl kafanın canını bağışlamışsın. Ne naziksin, Tüy Yumağı Efendi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “&#8230;Kendimi falan tutmadım. Kızıl kafa piçi sağlam çıktı o kadar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duvara tepetaklak yaslanmış kızıl yaşlı adam, Groovy’nin vücudunun iç kısımlarını lapa hâline getirmeyi amaçladığı darbesini yemişti ve ağzından gelen kusmukla neredeyse boğuluyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy, bu perişan hâlinde bile mavi ve kırmızı saçlı orta yaşlı adam ikilisini yenebilirdi ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam:</strong> “&#8230;Dışarısı amma sıkıntılı, di’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi saçlı adam lafını bitirdiği gibi yerleşkenin içine iğrenç bir toprak kokusu yayıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük bir çoğunluk, Groovy’i yakalama yolunda köyü sarmalamış gibi görünüyordu. Kuşatmanın yavaş yavaş onlara yaklaştığını burnuyla da fark edince Groovy acı içinde kıvrandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu iki orta yaşlı adamı ölümüne dövüp kuşatmayı yararak olabildiğince sert savaşabilirdi. Sonrasında da bu iki ayyaştan daha iyilerini bulup kazandığı zamanla bir iki bir şey atıştırabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">De böyle bir şey olabilir miydi ki? Madem olmazdı――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy: </strong>“&#8230;Piç kurusu, gel bir anlaşma yapalım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“Dikkatle dinliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlâ diz üstünde bekleyen mavi saçlı adam katanasını zarifçe yanına koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı adam daha az önce aynı duruş ve tutumla bu adamı öldürmeye yer aradığından ona “yalancı şerefsiz” demek istedi ama öldürme açlığından gelen koku sahiden de kaybolmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna öfkelenen Groovy konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Ne pahasına olursa olsun Ekselansları ve diğerlerinin yanına dönmeliyim. Bunun için siz iki asalağı kullanmak zorunda kalsam bile. Tam da bu yüzden&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Birinci Sınıf General yetkimle seni arananlar listesinden çıkaracağım sen de bana eşlik edip İmparatorluk Başkentine gitmeme yardım edeceksin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu umutsuz Groovy’nin son çaresiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gücü yerinde olsaydı bu iki adama güvenmeyi aklının ucundan bile geçirmezdi ama şu an inatçılığı yere yığılsaydı kimin işine yarardı ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Başıma şu akıl almaz olayı veren kişi orospu çocuğunun tekinden başka biri olamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrusu, Vollachia İmparatorluğunu sarsan iç savaşın ardında gölgeler altında birçok şey olup bittiğini hissedebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı tarafına göz kulak olmak, İmparatorluk Başkentinden çok uzaklara gönderilmesinin kesin bir sebebi olabilirdi ama öyle olsa bile Vincent’ın başka amaçları olduğundan biraz da olsa şüpheleniyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emre uysalca itaat etmiş olma sebebi Vincent’ın hükmüne güvenmenin mantıklı olduğunu düşünmesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâl böyleyken Groovy&#8217;nin o güne dek inandığı şeylerin cevabını alabilmek uğruna geri dönmekten başka çaresi yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam da bu yüzden――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “KABUL EDİYO’N MU ETMİYO’N MU ACELE ET DE KARAR VER, SİKTİĞİMİN GÖTVERENİ!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy’i dişlerini göstererek bağırdı, karşısındaki mavi saçlı orta yaşlı adamsa düşünürcesine bir gözünü kapattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklından geçenler anlaşılması güç adam cevabını veremeden Groovy’nin arkasından yüksek bir gürültü geldi. Meyhanenin kapısı dışarıdan parçalanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ruhsuz toprak kuklalar, kapıyı kırmanın verdiği güçle içeri daldılar. Elleriyle Groovy’nin küçük sırtına ulaşamadan―― Bir kılıç ışıldayıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak kuklaların başları kınından çıkmış katanadan gelen bir kesikle gövdelerinden ayrıldı ve çamur parçalarına dönüştüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunları yapan mavi saçlı adam, katanasını sakin bir şekilde kınına geri soktu ve ayağa kalktı. Ardından, yüzü kızarık adam boş elleriyle çenesindeki sakallarını sıvazlayarak,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“Beni arananlar listesinden çıkaraca’n da cebime ekstra ne kadar düşecek?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy: </strong>“Baştan aşağı piç kurusunun tekisin, siktiğimin şerefsizi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gamsız soruya bir cevap olarak Groovy; uzun, derin bir nefes aldı. Devamında başı dönmeye başladı ve</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Groovy:</strong> “Siktir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii ki Groovy’nin de fiziksel gücünün kaçınılmaz bir sınırı vardı ve aşılmıştı. Hâliyle bilinci kapkaranlık nehir yatağına gömüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Saçlı Adam: </strong>“Hay Allah, uyuyakalıp ufak tefek ayrıntıları sonraya bırakmak da&#8230; Tüy Yumağı Efendi, siz de ne hoş biriymişsiniz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aygın baygın yerde yuvarlanan küçük hayvan adam yürekten horuldamaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dokuz İlahi Generalden Vollachia İmparatorluğunun askeri gücünün zirvesi Groovy Gumlet’e yukarıdan bakan yüzü içmekten kızarmış Rowan Segmunt, başını yana eğerek düşüncelere daldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Groovy, daha az önce sunulan şartlar göz önüne alınırsa kendisine sözünün eri biri denilebilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir düşününce şartlar yeterliydi. Uyuyan Groovy’nin kalbine saplayıp kaçmayı da düşünmüştü tabii ama böyle de anca kaçak hayatı yaşardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan:</strong> “Diyelim öyle yaptım, kimin faydasına ki? Üstelik şu anki önüme düşen şansı değerlendirsem daha ileriye dönük bir hamle yapmış olurum. ――Sonunda hayatımın üçüncü perdesine geldim be!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rowan, zeminde sert adımlarla ilerlerken sol bacağının hafif ağrısı kafasına takılmıştı fakat sonrasında her şeye tepki vermeye gerek kalmadığını fark ederek kendi kendine kıkırdadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii yine de ilk önceliği buradan kanlı canlı çıkmaktı, hâliyle toprak topakları fark ettiği gibi Groovy’i kaldırarak barın dışına koşmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonrasında duvar yanında tepe taklık kalmış arkadaşı―― Heinkel’e yöneldi ve güzel bir tekme koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan: </strong>“Hop kızıl kafa, günaydııın! İşler sarpa sardı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Heinkel:</strong> “Hıh, ha?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan:</strong> “Seni burada bıraksam rüyama girerdin be! Kızıl kafa, hayatın boka battıysa kalan en iyi seçeneğin şu kılıcını kuşanıp benimle sırt sırta savaşmak!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rowan bunları epey derin ve yüksek bir sesle söyledi ve Heinkel gönülsüzce gözlerini fal taşı gibi açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Terse dönmüş görüşüyle Rowan’a ve onun omzundaki Groovy’e baktı, yavaşça bacaklarını sallayarak tekrardan dik pozisyona geldi ve devamında anlık baş dönmesiyle sendelemeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Heinkel:</strong> “Bu ne la’?.. Bok gibiyim&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan: </strong>“Birinci Sınıf Generalden yediğin yumruktan sonra böyle diyebilmen etkileyici. Neyse hadi, buradaki tüm içkiyi içtik, sonraki mekâna geçme zamanı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Heinkel: </strong>“&#8230;Bu hayvan adam n’olcak? Yice’z mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan: </strong>“Açlıktan ölürsek belki ama şu anlık öyle bir niyetimiz yok. Hadi bakalım&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rowan, Heinkel’in ağzının ucundaki içkiyi koluyla sildikten sonra sırtına güzelce vurdu. Sonra Groovy’i omzuna iyice yerleştirdikten sonra geriye döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toprak topakların hepsi birden meyhaneye daldı. Onlarla yüzyüze gelen Rowan, katanasını tek eliyle kınından çıkarttı ve yüzüne büyük bir gülümseme takındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rowan:</strong> “Yaşamaya devam et ve bekle, savurgan oğlum. ――Göksel Kılıca ulaşmana daha çok yolun var.”</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Büyük Felaket vahametini alaşağı edecek iki ışık vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kehanet zincirlerle sarmalanmış Yıldız Gözlemcisi Ubilk’ten gelmişti―― Yok, kendisi muhtemelen bunun bir buyruk olduğunu söylerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vollachia İmparatorluğunda el üstünde tutulup saygı duyulan ve çok sayıda olayı öngörmüş, Yıldız Gözlemcisinden gelen bu beyan, Subaru’yu derinden etkiledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslına bakacak olursak Subaru kehanetlere de önsezilere de pek inanmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle şeyleri çeşitli psikolojik oyunlardan gelme sahtekârlıklar der geçerdi. Tabii, bu farklı dünyada zihinsel oyunlar denilemeyecek olayların meydana gelebileceğinin farkına varmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa Subaru’nun Ölümden Dönüşü nasıl bakıldığına bağlı olarak en kötü geleceği önleme olarak değerlendirilebilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii mümkün olsaydı geleceği ölmeden görmek tercihi olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her neyse――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Kelimeleri kullanamayan bir kız, demek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir deyişle Subaru, doğru bilgiyi iletmek uğruna onca çaba sarf eden Yıldız Gözlemcilerinden değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu betimleme aklına birini getirince Subaru, nefesini tuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Subaru ne kastettiğini anlayamadan yanındaki Abel, Ubilk’e soğuk bir bakış atarak,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Bahsettiğin ışıklardan biri Groovy Gumlet’se eğer kendisi ölü.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ubilk:</strong> “Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ubilk, bu beyanın ardından gözlerini pörtletti ve ağzını şaşkınlıkla araladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olması gereken de buydu zaten. Birinin büyük duyurusunun söz konusu kişisinin ölmüş olduğu söylenseydi herkes bu tepkiyi verirdi. Aslına bakılırsa Subaru da Abel’in beyanına epey şaşırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abel, Subaruların şaşkınlığı görmezden gelerek kollarını kavuşturdu ve hafifçe omuz silkti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“Yıldızların benimle olduğunu kibirle ilan eden ağızdan çıkan bunlar mı yani? En hafif tabirle, hayal kırıklığı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Dur, dur, bi’ dakika! Doğrulanmış gibi söylemesene! Daha kesin değil bile!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“Ahmak. Madem gelmiyor, ölmüştür.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“‘Ölmüştür’ ile ‘Öldü’yü bir tutmasana! En kötü senaryoya öyle takıyorsun ki kafanda milleti öldürüyorsun ya!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, Ubilk’i gereksizce kışkırtmaya çalışan Abel’in sözlerine sert bir şekilde karşılık verdi. Şu anda Ubilk’i kandırmanın bir âlemi yoktu, bu yüzden de verdiği bu karşılık yerindeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru ve Abel’in tartışmasına yanıt olarak Ubilk, bariz bir rahatlamayla iç çekerek</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ubilk:</strong> “Ö-Öldü mü kaldı mı söylenmedi kiii~. Birinci Sınıf General Groovy ööölmemiş~ desek daha iyi olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“Uzun süredir ne kendisinden haber ne de batıya yönelen orduda da bir hareket yok. Madem nerede olduğunu bilmiyoruz öldüğünü farz ederek konuşmak daha yapıcı olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yapıcı derken bina mı diyo’n? Mezarlık falan?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun laflarına alay olarak yoran Abel’in gözlerinde bir ciddiyet belirdi. Subaru da madem geri adım atmaya sebep yok ben de dilimi çıkarırım fikriyle Ubilk’e döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıldız Gözlemcisine olan güveni hâlâ sallantılıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ubilk-san, Yıldızların seninle iletişime geçtiği an şu Groovy denen kişi kesinlikle hayatta mıydı? Öyleydiyse şu adamı ikna etmek daha kolay olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ubilk:</strong> “Üüüzgünüm~ ama yıldızlardan elde ettiğim tek bilgi bu isimlerin Büyük Felaket’e karşı durabilecekleriydi. Bu kişiler hayaaatta~ mı değil mi bilemem.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Yani ölü Groovy Gumlet, Büyük Felaket’e karşı bir önlem mi almış?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ölü mü değil mi tartışması can sıkıcı hâle geldiğinden Subaru, kafa yormamaya karar verdi ancak Abel’in gelişigüzel söylediği sözler gelecek için önem vaat ediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Madem Ubilk’in söylediği kehanet doğruydu o zaman sadece Groovy’e özgü, bu felaketi durdurmaya yönelik bir unsur bulunmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna ek olarak――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――Rui.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ubilk’in belirttiği ışıklardan biri Birinci Sınıf İmparatorluk Generali Groovy Gumlet’se diğeri de o olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O, Subaru ve Rem’in yanında Vollachia İmparatorluğuna ışınlanan kızın ta kendisiydi. Onlarla bir sürü zorluğu aşmış, körüklü ejder arabalarında onlara eşlik etmişti ve ayrıca bu dünyadaki bile en sıkıntılı kişiliklerden biriydi. Ubilk’se onun, felaketi durdurmaktaki kilit noktalardan biri olduğunu söylemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rui ve Groovy, bu ikilinin arasında düşmanı yenmeye yarayacak ortak bir nokta olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“Groovy Gumlet Lanet Araçlarının Ustası olarak bilinir. Büyüye ve Lanet Sanatlarına aşinadır ki bu iki tekniği birleştirerek teçhizat oluşturabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki o da Subaru’yla aynı mantığı yürütmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abel, Groovy’nin eşsiz yeteneğini açıklamıştı. Bu öyle bir yetenekti ki başkaları tarafından kopyalanamazdı, muhtemelen ışıklardan biri olarak seçilme sebebi de buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yani Birinci Sınıf Generalden biri olarak epey güçlü biri olmalı, di’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“İşin ehli olduğu su geçirmez bir gerçek. Duyuları -özellikle koku duyusu- hayvan adamlar arasında bile son derece keskindir ki İmparatorluktaki kimse eline su dökemez. Tabii, bu aptal Yıldız Gözlemcinin aktardığı koşullara göz gezdirecek olursak ilgi odağımız savaşçı yetenekleri değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Anladım&#8230; Büyü ve Lanet sanatları demek ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice ve Roswaal, büyü konusundaki hünerlerini gayet sergilemişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nafânilerin içine pusmuş Özceklerin, şüphesiz ki onları canlandıran mekanizmanın tam merkezinde yer aldığını keşfetmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat ne Beatrice ne de Roswaal Ubilk’in bahsettiği bu iki ışıktan birilerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olayın özündeki asıl konu, olağanüstü büyü kullanıcılarından ziyade――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru &amp; Vincent: </strong>“――Lanet Sanatları olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru ve Abel, Sipsiyah gözleri kesişirken aynı anda bunu dediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karara sadece kendisinin değil de Abel’in de varması Subaru’nun kanaatini güçlendirdi. Groovy, çok ama çok yüksek ihtimalle Lanet Sanatlarına dair yeteneğinden dolayı nafânilere karşı önlem olarak seçilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyü temelli bir yaklaşımın yanı sıra işin içine Lanet Sanatlarına dayalı bir yaklaşım katmak, nafânilere karşı kullanılabilecek birtakım önlemler bulmaya yarayabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Groovy Gumlet bir yana, Lanet Sanatları bilen tek kişi Olbart Dunkelkenn. Bu türden bilgiye sahip herkesi bir araya toplamamız elzem. Peki, sizin tarafta durumlar nasıl?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bizim tarafta sadece Beako’da bir iki şey var da işe bak ki ben hâlâ lanetliyim. Roswaal’la Nee-sama bilgili mi acaba&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “――. O kısmı atlayacak olursak, onlara bildiklerini döktürmemiz gerekmekte.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulgarm Cadı Canavarları tarafından ısırılıp lanetlendiği zamanlarda Subaru’ya lanetin etkilerinin hâlâ vücudunda gezindiği söylenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki bu, günlük hayatını etkilememişti. O da bu yüzden akışına bırakmıştı ancak lanet, vücudunda tanımlanamayan bir yumru gibi hissettirdiğinden Subaru, “hiç endişelenmedim” dese yalan olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her hâlükârda Abel’in de önerdiği gibi öncül uzman Groovy’nin bilginliğine ulaşmak için lanetler hakkında bilgi toplamak gerekliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru bunları düşünürken Abel, sessizce “Ayrıca” diyerek</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“――O kızın İmparatorluğun lehine ne sağlayabileceğine dair düzgün bir cevabın var mı peki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuşma doğal olarak Rui’ye kaydı ve Abel’in sorusu, Subaru’ya yöneldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru soruyu cevaplamadan ağzını kapatarak Abel’i bir anlığına bekletti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat o bir an, iki oldu, üç oldu ama hâlâ düzgün bir cevap gelemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soru gayet kesindi aslında, Subaru’nun da soruya bir cevabı olduğu da gayet belliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“Sana o almayı bölüştüğümüz zaman demiştim. ――Kastettiğim şey, kimliği bir Günah Başpiskoposu olan birini anında idam etmemiz gerektiği değildi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abel, suskunluğa kapılan Subaru’nun yerine cevaplarcasına Rui konusunun daha da üstüne gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru ve Abel, utanç verici kavgalarından sonra bir almayı bölüşüp yemişlerdi ve konuşmaları esnasında da Rui’den bahsetmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abel, o zamanlar da Rui’yi kimliğinden dolayı cezalandırmayacağını söylemişti ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Şu an bile bu fikirlerde bir değişiklik yok. ――Çünkü o kızın nasıl tanımlanacağına karar verecek şahsiyet ben değilim, sensin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Rui’yi ben mi&#8230; tanımlayacağım?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent: </strong>“O kızın davranışlarıyla derinden ilgili olan ben değilim, sensin. O kız bile kaderini bir başkasına emanet etmiş olmalı ki arzulanan o kişi ben değil, sen olmalısın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru boğazında bir kuruluk hissederken Abel, işte bu gerçeği vurguladı ve bakışlarını Subaru’dan geri Ubilk’e çekerek</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Yıldızlardan duyduklarında bir hata yok, değil mi? Büyük Felaket’e karşı durabilmek için o kızın varlığının kilit önem taşıması mesela?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ubilk:</strong> “――. Yok, öyküm tamamen aaaynı~. Birinci Sınıf General Groovy’de olduğu gibi yıldızların o kızda ne gördüğünü bileeemiyorum~.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zincirlerin şıngırtısı eşliğinde Ubilk, aynı ikilemin tohumlarını yeniden ekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz nasıl filizleneceğini, nasıl tomurcuklanacağını ya da hangi çiçekleri açacağını bilmiyordu. Subaru, bunu bilmese bile, çiçeklerin ne açmasına ne de solmasına izin vermeden tohumları öylece yanında taşımaya devam edemeyeceğini tamamıyla anlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru bu gerçeklikle baş etmeye çalışırken diğerlerinin dertlerini ne takan ne de anlamaya çalışan İmparator, Subaru’ya bir zerre merhamet içermeyen şu sözcükleri söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Vincent:</strong> “Tez vakitte bir sonuca var. Tabii, o almanın tadı ve tüm büyük lafların yalandan ibaret değilse.”</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “――Subaru, istediğini alabildin mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ubilk’in hapsedildiği kabinden çıkınca endişeli endişeli bekleyen Emilia tarafından karşılandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıldız Gözlemcilerinin varlığı Vollachia İmparatorluğunda neredeyse tamamen gizli bir bilgi olarak kabul ediliyordu. Bu yüzden de Subaru hariç Krallıktan kimsenin odaya girmesine izin verilmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, Ubilk’ten bilgiyi çoktan almıştı bile ki Abel, onun Yıldız Gözlemcisinin diyeceklerini duyması gerektiğini düşünmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Aldın mı dersen evet aldım. Alamadın mı dersen evet alamadım&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “&#8230;Ne saçma bir cevap, doğrusu. Vakit kaybıydı mı demek istiyorsun, sanırım?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hayır, öyle demezdim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaşlarını çatan Beatrice, konuşması farkında olmadan daha da kötüleşmiş Subaru&#8217;nun yanına hızlıca koşarak elini tuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat ne Beatrice ne Emilia ne Otto ne de tesadüfen burada olan Garfiel, Subaru’nun cevabını aceleye getirmek istemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onların bu davranışlarının İmparatorluk halkınınkinin aksine düşünceli olmasının getirdiği belirsiz bir hisle, çok özlediği o sıcacık şefkatlerine boğulmak istedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――Böyle devam edemez.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, sürekli sırtını dönerek kaçabileceği bir şey değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durum, onun dürüst olmayan tavırlarını aşacak bir raddeye gelmişti. Hepsinden öte, yüzleşmekten kaçınmasını hoş görecek kişilerden ayrı düştüğü bu zamanda en çok acı çekecek kişi Subaru olmayacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam da bu yüzden――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Millet, İmparatorlukla ayriyeten alakası da olsa sizinle konuşmam gereken ciddi bir konu var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Ciddi bir konu, bizle mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Aynen.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, Emilia’nın sorusunu başıyla onayladı ve derin bir nefes aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konu; buradaki, hatta burada olmayıp da Subaru’nun değer verdiği kimsenin kaçınamayacağı, kaçınmamaları gereken bir konuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve konu ise――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――Oburluk Başpiskoposu, Rui Arneb hakkında adamakıllı konuşma vakti.”</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="768" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/07/6d61d647cc401d68a6ce37afd5c82012.png" alt="" class="wp-image-8756"/></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><br># Selamlar! Ağzı bozuk Groovy&#8217;miz yine yaptı yapacağını. Bu bölüm benim ilgimi çeken yer daha çok Ubilk&#8217;le olan konuşmadan sonraki Rui Arneb yerleri oldu. Bakalım sonraki bölüm hakkında neler öğreneceğiz diye sorgularken görüşmek üzere!</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/">Kısım VIII, Bölüm 21 – “Kaçınılmaz Kader”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-8/bolum-21-kacinilmaz-kader/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gecekonduların Kimsesiz Kurdu Felt-chan’ın Gürültülü Günleri</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 18:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 1]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8740</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/">Gecekonduların Kimsesiz Kurdu Felt-chan’ın Gürültülü Günleri</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Mazrain Redaktör: Bertiel Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/">Gecekonduların Kimsesiz Kurdu Felt-chan’ın Gürültülü Günleri</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/">Gecekonduların Kimsesiz Kurdu Felt-chan’ın Gürültülü Günleri</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="703" height="1024" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-24.png" alt="" class="wp-image-8743" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-24.png 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-24-687x1000.png 687w" sizes="auto, (max-width: 703px) 100vw, 703px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Mazrain</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör:  Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">1<br><br>“Kimsesiz kurt” terimi kulağa hoş geliyor ancak aslında sadece çevrenizle uyum sağlayamadığınızı ve dışlandığınızı gizlemek için kendinize taktığınız bir isimdi bu. Küçük kız, bunu çok küçük yaşlardan beri acı verici bir şekilde farkındaydı.<br><br><strong>???: </strong>“Lanet olsun! Çok inatçılar. Benimle uğraşmayı kesin la’!”<br><br>Küfürbaz kız, kaba konuşma tarzına rağmen berrak gözlere sahipti. Kızıl gözler ve sarı saçların birleşimi nadirdi ve gecekondu mahallesinin bayat havası ve tozundan etkilenmemişti. Zarif yüzü ve hatları da kız ile çevresi arasındaki uçurumun sebebiydi.<br><br>Ancak kızın kendisi, başkalarının onun hakkında ne düşündüğünden etkilenmiyordu. Ve tam şu anda, dış görünüşü ona sorun çıkarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Lanet olsun! O velet nereye kayboldu?! Bulun onu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek gürledi bir adam. Onu arayan ve burnunu tutan kişi; tuhaf saç kesimli, orta yaşlı bir adamdı. Burnundan kan geliyordu ve yüzünde, kızın ayakkabısının darbe izi vardı. Burnu kanayan adama on kadar arkadaşı eşlik ediyordu. Burnu kanayan adamın emirlerini dinliyor, kaçış yollarını tamamen kapatıp kızı köşeye sıkıştırmayı garantiliyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Adam kaçıranlardan beklendiği gibi, işlerini çok iyi biliyorlar. Ah, kahretsin, sıçıp batırdım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçük bedenini bir sokağın içine attı, etrafını saran adamlara dik dik baktı ve dilini şaklattı. Etrafını dikkatlice gözlemledi ama yolların hiçbiri bu karmaşık ara sokaklardan dışarı çıkıyormuş gibi görünmüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “——Kız işte orada! Kaçmasına izin verme… gağh!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Kes lan sesini, şişko.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek karşılık veren küçük kız, zıplamış ve bulunduğu an adamın yüzüne tekmeyi yapıştırmıştı. Kızın neredeyse iki katı cüssesindeki adam bayılıp yere yığılmıştı. Küçük kız, onu orada bırakarak koşmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkadaşlarını kaybeden adamlar panik içinde onu kovalamaya başladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Siz harbiden de çok inatçısınız lan! Ah, kahretsin! Rom-jii’den azar işiteceğim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek bağırdı Felt, içinde bulunduğu duruma göre oldukça rahat bir tavırla ve kirli ara sokakların arasında hızla zıplayarak rüzgâr gibi koştu.<br><br>2<br><br>Kimseye güvenecek yeri olmayan bir yetim olarak Kraliyet Başkenti Lugunica’nın gecekonduları, kendini bildi bileli onun evi olmuştu. Ancak burayı hiçbir zaman “evim” diyebileceği bir yer olarak hissetmemişti. Üstelik gecekondularda yaşayan herkes onunla aynı şeyi hissediyordu. Sadece rahat bir yaşam süren insanlar böyle düşüncelere sahip olma lüksüne sahipti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gecekondudakilerin tek derdi o günü çıkarabilmekti. Elbette ki Felt için de durum farksızdı. Gecekondulardaki diğer yetimler gibi o da kendi ayakları üzerinde durmaya başladığından beri -başkalarından yardım alamayacak yaşa geldiğinden beri- kurnazlığı ve mahir elleriyle hırsızlık yaparak geçimini sağlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlikte yaşamayı seçen diğer yetimlerle arası pek iyi değildi. Kendi cinsinden insanlar tarafından sık sık sevilmezdi ve başkalarıyla sosyalleşmekten yorulduğu için yalnız kalmayı tercih etmişti. Tek istisna, ailesi olarak gördüğü tek kişiydi. Sert görünümüne rağmen çok şefkatliydi ve Felt’in koruyucusu rolünü üstlenmekten memnundu. Ancak Felt’in onun nezaketine fazla güvenmek istememesinin sebebi, içindeki küçük gururuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aile dediği kişi, ara sokaklarda çalınan eşyaları satarak geçimini sağlıyordu. Ama bu işi yapmasına rağmen insanların ona getirdiği çalıntı mallar için adil bir ücret öderdi. Felt gururunun lekeli olduğunu biliyordu ama bu onun için önemli bir ritüeldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Bu yüzden Felt, kendi başına hareket etme ısrarı yüzünden ona sorun çıkardığında kendini çok kötü hissediyordu. Yani…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu sefer de kendi başıma halledeceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt, atladığı çatıda tek başına sessizce beklerken kararlılığını pekiştirdi. Aşağıya baktığında adamların hâlâ etrafta koşuşturarak onu aradıklarını gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar gibilerin kini de kindi. Sadece kaçıp durmak meseleyi kökünden çözmeyecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt’i kovalayanlar, başkentin yeraltı dünyasının en alt tabakasındaki bir grup çocuk kaçakçısıydı. Bölgeye yeni geldikleri söyleniyordu ama hiçbir kural tanımadan hareket etmeleri katlanılır gibi değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Sanırım baya’ yufka yürekli oldum. Onları kendi hâllerine bırakmalıydım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu belaya nasıl bulaştığını hatırlayan Felt, dudaklarını büktü ve hatasından pişman oldu. Şu anda saklandığı ara sokakları pek bilmiyordu. Gecekondular olarak bilinen yer, Başkentin alt bölgesine yayılmıştı ve bunlardan üç tane vardı. Felt, Ticaret Mahallesi bağlı bir yerde yaşıyordu ama şu an bulunduğu alan ağırlıklı olarak depolardan oluşuyordu ve bu yüzden buraları pek de bilmiyor sayılmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haydutlarca kovalanmasının sebebi, günün kazancını ararken onların “işlerini” yaparken görmesiydi. Felt normalde, gecekondularda işler zaten böyle yürüdüğü için “kaçırılan kişiye yazık oldu” diyerek görmezden gelip geçerdi ama bu sefer kaçırılan kişiden gözlerini alamamıştı. Kurumuş bir ağaca benzeyen yaşlı bir adamın elinden çekip alınan küçük bir kız görmüştü ve bu görüntü onun içinde, araya girip liderlerinin yüzüne var gücüyle tekme atmasını sağlayan bir ateş yakmıştı. Ondan sonra yaşlı adamın ve küçük kızın kaçmasına yardım etmeyi başarmıştı ancak haydutlar onu fark edip çılgınca peşine düşmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte olaylar böyle gelişmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Buraların yabancısıyım. Üstelik burası onların bölgesi olduğu için insanları kovalamakta da çok iyiler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Organize suçlarından dolayı rahatsız olsa da durumun ne kadar kötü olduğunun farkındaydı. Kendi yaşına göre güçlü olduğundan -daha doğrusu, başını belaya sokan durumlardan tekme atarak kurtulma yeteneğine güvendiğinden- emin olsa da bir düzine adamı alt edebileceğini düşünecek kadar kendine güvenmiyordu. Ayrıca, bu işe ne kadar vakit harcarsa sayıları o kadar artacaktı ki bu, durumu daha da kötüleştirecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bölgeme geri dönebildiğim sürece bir şeyler yapabilirim——</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Aaa, az daha ayvayı yiyorduk!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Binaların kenarından sessizce baktığı anda, keskin bir tahta parçası yüzünün yanından vızıldayarak geçti. Tehlikeli nesnenin sesini duyunca sırtından aşağı soğuk terler dökülmesiyle beraber, hemen ardından aşağıdan birinin küfrettiğini duydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Aptal herif! Yüzünü ne diye hedef alıyo’n?! Yüzünde yara izi oluşursa onu okutamayız lan!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek azarladı Burnu Kanayan Adam, yüzü beyaz bir bezle kaplı olduğu için burnunun kanaması durmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yüz hatlarımın onları mutlu edecek bir şey olduğunu hiç bilmiyordum ama eğer bana karşı nazik olmaları için onlara bağırıyorsa yapabileceğim bir şey var demektir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Hadi bakalım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek atladı Felt, merdiveni kuran ve ona ulaşmak için yukarı tırmanan adamın yüzüne tekme atıp diğer adamların da yere düşmesine neden oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Gaah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek homurdandı adam. Felt, bununla da yetinmedi, şaşkına dönen adamların kafalarına basmaya devam ederek akrobatik bir beceriyle kuşatmayı yardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ne?! Ç-Çok hızlı! Kaçmasına izin vermeyin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek bağırdı Burnu Kanayan Adam.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Emirleriniz beni yakalamak, dövmek değil ki. Böyle bir hatayı ben bile kolayca fark edebilirim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Takla atarken aynı zamanda son kişiye de tekme indirdi ve ağzından tükürükler saçarak bağıran Burnu Kanayan Adam&#8217;ın ayaklarının dibine kondu. Kendisine doğru savrulan kolu savuşturup üzerine yürüdü, ardından boyuna göre oldukça uzun olan bacağını kullanarak ona bir tekme attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnu Kanayan Adam, kızın parmak uçlarının etine -en hassas bölgesine- gömüldüğünü hissetti; bu epey büyük bir hasara yol açmıştı. Acı içinde haykırarak dizlerinin üzerine çöktü. Felt hiç tereddüt etmeden kafasını onun burnuna geçirdi. Başı, bezin içinden geçip burnunun ucuna çarptı ve adamı ezip geçti. Adam, burnundan kanlar akarken ve ağzından köpükler gelirken yere serildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hak ettin! Rakibinin ‘sıradan bir çocuk’ olduğunu düşünerek gardını indirdiğinde işte böyle olur!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek bağırdı Felt. Liderlerinin bu kadar kolay saf dışı bırakıldığını gören haydutlar, bir an için onu kovalamakta tereddüt ettiler. Onlar kararsızken Felt dil çıkarıp hızlandı ve bir kez daha rüzgârla bir oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etrafının sarılmasından ve yabancı gecekonduculardan kurtulduğunda rahatlayacak kadar güvende hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bunca şeyi yaptıktan sonra işlerini bitirecek olan o darbeyi vurmaya da gerek kalmaz, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Küçük bir kızdan dayak yemişlerdi sonuçta, belki bir süre kesin gıkları çıkmazdı; ne de olsa itibarları onlar için önemli. O hâlde en sona kadar sakladığım şey boşa gidecek ki.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Her neyse, benim için çok da fark etmez. Ama bunlar cidden beni yordu, hem de bayağı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ellerini başının arkasında birleştirip kalabalığın arasına iç çekerek karıştı. Bunu yaparken de eli o sırada dikkatsiz bir şekilde yanından geçen birinin cebine uzandı. İçinde bulunduğu duruma rağmen hâlâ birkaç fazladan kuruş kazanmaya çalışıyor olması gerçekten etkileyiciydi.<br><br>&nbsp; 3<br><br><strong>Felt:</strong> “Sanırım gerçekten de yufka yürekli oldum çıktım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Epey para kazandıktan sonra omuzları düşük bir şekilde kendi bölgesine geri dönmüştü. Tam bugün işleri yoluna koyacak kadar para kazandığını düşünürken bela kapısını çalmakta gecikmemişti. Hayal kırıklığını ve cesaretinin kırıldığını gizleyememesi şaşırtıcı değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Bize kan kusturdun ama artık işin bitti, lanet velet seni.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünde kötücül bir gülümsemeyle duran kişi, yardımcılarının omuzlarına yaslanarak zaferinin gururunu yaşıyormuş gibi görünen Burnu Kanayan Adam’dı. Yüzü eskisinden daha fazla bezle kaplıydı ve dizleri titriyordu, bu da ne kadar yaralı olduğunu gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Sana samimi bir öneri: Bu kadar pertken evine git de yat zıbar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Taşak geçmeyi kes lan! Bu kadar yerin dibine girmişken kim kuyruğunu kıstırıp kaçar ki lan?! Hayatın için yalvardığını duymadan sittin sene gitmem, götü kalkık velet seni!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Burnun da taşakların da un ufak oldu diye orospu gibi davranmayı kes la’…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt’in pişmanlık duymayan cevabını duyunca gözleri kızaran adam, tükürük saçarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Senin gibi küçük bir orospu, bunu ne denli acıttığını asla anlayamaz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek bağırdı. Etrafındaki haydutlar, biraz solgun yüzlerle onu onaylayarak başlarını salladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ne kadar da ilgi manyağı bir grup be.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptığı şiddette neyin bu kadar büyütülecek bir mesele olduğunu anlamayan Felt, onu kovalayıp kendi gecekondu bölgelerinde etrafını bir ağ gibi örmeye çalışan haydutların bu kadar inatçı olmasına şaşırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tamam da beni nasıl buldular ki?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Şaşırmış görünüyorsun, sana açık konuşayım… Etrafındakiler senden nefret ediyor, değil mi? Bayağı kuş gibi öttüler de.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “…Sen de onlar gibi dırdır edip duruyorsun, pek bir farkınız yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun gibiler üstünlüğü ele geçirdiği gibi neden üstün olduklarını anlatıp dururlardı. Ayrıca, bunun arkasındaki sebebin genellikle basit ve önemsiz olduğu da bir gerçektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu seferki cevap da basitti: Kendisinden nefret eden insanlar, küçük bir miktar para karşılığında kızı satmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İnsanlarla pek takılmamamın ve neden sadece bir kişiye güvendiğimin sebebi işte bu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Oh! Sakın ha tuhaf bir şey yapmaya kalkayım deme, ona göre. Sana başta söylemiş olayım: Arkadaşlarım bu yerin etrafını tamamen sardı. Senin gibi bir velet için bile gerçekten abartılı bir merhaba partisi yaptığımız için mutluluktan ağlıyor olmalısın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Haklısınız, harbiden de gözlerimi yaşarttınız. Bir çocuk yüzünden bu kadar gaza gelmen çok acınası değil mi, sence de?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Seni kaçmana izin verip itibarımın yerle bir olmasından yüz kat daha iyidir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birçok ayak sesiyle birlikte haydutlar, kaçış yolunu kapatmak için Felt’in arkasında toplandılar. Önünde ise az önce ara sokakta basamak olarak kullandığı adamlar vardı. Benzer şekilde, gözünün görebildiği diğer ara sokaklara da haydutların sıkıca yerleştirildiğini görebiliyordu. Kaçış yoktu. Buna harcadıkları çaba inanılmazdı ve bu, ciddi oldukları anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Seni incitmeyeceğiz ama başka şekilde bedelini ödeteceğiz, ona göre velet.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Sizlerin Kraliyet Başkentine yeni geldiğiniz söylentileri doğru mu? Sadece biraz merak ettim de.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnu Kanayan Adam kaşlarını çattı, onun korkmasını bekliyordu ama aksine sözlerinde korkudan eser yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Tamam be tamam.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt bunu bir “evet” olarak kabul edip başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “O zaman sizlere benden bi’ tavsiye: Bir dahaki sefere -bu işlere girişmeden önce- Kraliyet Başkentini biraz daha araştırın. ——Tabii, bir dahaki seferiniz olursa.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnu Kanayan Adam sesini yükseltemeden Felt cebinden bir şey çıkardı ve ağzına götürdü. Bu, kendi bölgesine dönmeden önce kalabalıkta hiçbir şeyden haberi olmayan birinden çaldığı bir şeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Muhafızları çağırmak için bir düdük mü?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Doğru” diye cevap vermek yerine düdüğü üfledi ve tiz ses ara sokakta yankılandı. Ses, haydutların hemen kulaklarını tıkamasına neden oldu ancak şaşkınlıklarının ardından gelen şey rahat bir tavırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnu Kanayan Adam, etrafındaki yarı sakin insanlara dönerek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Sen… bizi harbiden korkuttun. Ama basit bir düdük en fazla yapabilir ki…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak ifadesi kısa sürede huzursuzlukla gölgelendi. Onlar da duymuştu. Askerî botların ara sokağa birbiri ardına girişiyle oluşan, yeri sarsan o ağır sesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Ne?! Nasıl bu kadar çabuk geldiler?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Buraya yeni geldiğiniz için bilmiyor olabilirsiniz ama muhafızlar düzenli olarak böyle bölgelerde de devriye gezerler. Doğal olarak yerlisi olduğum için devriyelerin ne zaman ve nerede olduğunu ben de biliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Felt&#8217;in kendi bölgesi saydığı gecekondularda muhafızların devriye gezdiği gündü. Sonuç olarak Felt, kolay kapkaçları aramak adına dışarı çıkmakta acele etmemişti ve bir şeyler ters giderse diye muhafızları kozu olarak kullanmayı da düşünmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Haydutların peşime düşeceğinden yüzde yüz emin olamasam da -ne olur ne olmaz- diye bu düdüğü dalgın bir muhafızdan ödünç almıştım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt, muhafızların moralini yükselterek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İiih! Çocuk kaçakçılaaarı! Durun! Kaçırılıyooruuum!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek elinden geldiğince nazlı bir sesle bağırdı. Burnu Kanayan Adam hızla arkasına döndü ama Felt çoktan dizilimlerinde bir boşluk bulup çatlaktan süzülerek geçmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnu Kanayan Adam çatıdan çatıya atlayan Felt’e dik dik baktı ve ardından öfkeyle bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Adam:</strong> “Seni küçük piç… arğh!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “O zaman zekâ savaşlarında küçük bir piçe kaybetmesene. Kirli oynadığın zaman bizi asla yenemezsin, aptal herif.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Patronları anlaşılmaz bir çığlık atarken muhafızlar sokağa vararak haydutlarla çarpıştılar. Öndeki muhafız özellikle güçlüydü ve haydutların bir yaprak gibi birbiri ardına savrulduğunu görmek tatmin ediciydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Ve böylece Kraliyet Başkentinin yeraltı dünyasının bu yeni yetmeleri, kimse isimlerini hatırlayamadan yok edilmiş oldu.<br><br>&nbsp; 4<br><br><em>Peki, son kazancım ve bunun için harcadığım çaba beni kâra mı geçirdi yoksa zarara mı?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Diye düşündü Felt, üzerindeki tozları silkeleyerek. Düdükle birlikte birkaç cüzdan çalmış olsa da içlerinde pek bir şey yoktu. Yine de o çocuk kaçakçılarına acı dolu bir deneyim yaşatmak, harcadığı çabaya değecek bir keyif vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de gerçekçi açıdan bakınca Felt, keyfin sadece geçici bir şey olduğu ve insanın karnını doyurmadığı sonucuna vardı. <em>Bu yüzden bugün tek kazancım cüzdanlardaki paralardan ibaret.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu, hedefime ulaşmak için kesinlikle yeterli değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt’in hedefi -hırsızlıktan pek bir şey kazanamadığı için hâlâ uzak bir amaç olsa da- eninde sonunda kendini gecekonduların yoksulluğundan kurtulacak kadar para biriktirmekti. Bu gerçekleştiğinde de ailesi olarak gördüğü tek kişiyi de yanına alırsa çok daha mutlu olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yenilenmiş bir kararlılıkla görüş alanına giren binaya doğru yürümeye başladı ancak varmadan önce adımlarını durdurdu. İnsan olduğuna inanılması güç kadar iri bir silüet, büyük binanın önünde durmuş ona el sallıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Aman be, utandırmasana beni… Rom-jii, ben geldim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bununla birlikte Felt, gün boyu yüzündeki en büyük gülümsemeyle ailesine doğru koştu.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>S O N</strong></p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/">Gecekonduların Kimsesiz Kurdu Felt-chan’ın Gürültülü Günleri</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/gecekondularin-kimsesiz-kurdu-felt-chanin-gurultulu-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsekai / Reenkarnasyonun Kısa Hikâye Kâğıdı</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8728</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/">İsekai / Reenkarnasyonun Kısa Hikâye Kâğıdı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Shaweth Redaktör: Bertiel Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/">İsekai / Reenkarnasyonun Kısa Hikâye Kâğıdı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/">İsekai / Reenkarnasyonun Kısa Hikâye Kâğıdı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1472" height="1472" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/kapaksavet-1.png" alt="" class="wp-image-8732" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/kapaksavet-1.png 1472w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/kapaksavet-1-1000x1000.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/kapaksavet-1-768x768.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1472px) 100vw, 1472px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Shaweth</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör:  Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Hey Subaru, Subaru. Çoook ucu ucuna yetiştiriyoruz! Anlaşılan çalışmaya başlamamızın zamanı geldi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu kadar seni panikleten şey ne, Emilia-tan? Bu kadar panikleyip durman kötü bir şey, biliyorsun. Tatlı mı tatlı yüzün mahvolacak&#8230; Bi’ dakika ya, hâlâ çok tatlısın ki..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Yaa, böyle konuşmanın sırası değil ki. Baksana, bu bizim Re:Zero’yu tanıtma şansımız, o yüzden cansiperane çabalamalıyız!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Günümüzde ‘cansiperane’ tabirini kim kullanır ki… Aman, neyse ne! Emilia-tan’la eğlenme fırsatı bulmuşken bunu kaçırır mıyım hiç! Re:Zero’yu tanıtma zamanı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Imm, Re:Zero’nun asıl adı ‘Re:Zero – Sıfırdan Başka Bir Dünyada Hayata Başlamak’tır ve tanıtımın ana noktası da, yani bu hikâyenin konusu da&#8230; Subaru’nun hiç aşina olmadığı bir dünyada fazlaca kez öldüğü bir hikâye hakkında.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu gerçekten anlaşılmaz bir şey mi yoksa bana mı öyle geliyor ya, sanki bu hiçbir şey yapmaksızın sürekli ölüyorum gibi bir his veriyor gibi ama?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Zaman döngüsü türünde bir hikâyenin temellerini İsekai ve Ölümden Dönüş oluşturuyor, hoşlandığı kıza yardım etmek için geeerçekten de çok sıkı çalışan sıradan bir çocuğun hikâyesi. Hey, Subaru, bu hoşlandığın kız kim ki&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Aaah, aaah, aah! Saf bir oğlanın kalbindekileri açığa çıkaracak o kısımları açıklayamam ki! Her neyse bu hikâye hayal kırıklığından ibaret; cahil, beceriksiz, güçsüz ve pervasız bir karakterin hikâyesi. Tek silahıysa ölerek zamanı geri sarma yeteneği ve pes etmeyen o azmi! Bu yazım harbiden berbat değil mi ya?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Onun ölümüyle dünya geriye sarılıyor. ——Önceki döngüsünde kurduğu önemli bağlar da anılar da tek başına en baştan başlayan Subaru’nun hafızasında kalıyor. Bu çoook acımasız ve üzücü bir hikâye.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ama öyle olsa bile bunu tekrar ve tekrar yapacağım. Bana karşı ne kadar nazik olduklarını, hep beraber nasıl güldüğümüzü kimsecikler hatırlamasa bile; her biri her daim kalbimde olacak. Herkesle harika vakit geçirdiğim o anılar da, yarın onlarla yeniden o harika vakitleri geçirebileceğime dair umutlarım da her zaman ama her zaman benle beraber yaşayacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “Başka bir dünyada geçen zaman döngülü bir fantastik evren: ‘Re:Zero – Sıfırdan Başka Bir Dünyada Hayata Başlamak’. Çok zayıf bir çocuğun bitmek bilmeyen azminin, cesaretinin ve mücadelesinin hikâyesi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Beni unutmuş olsanız bile ben sizleri asla unutmayacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emilia:</strong> “5. cilt ve ilk kısa hikâye koleksiyonu çoktan yayımlandı bile! Mükemmel yorumlarımızla satışta! Lütfen mahallenizdeki kitapçıdan siz de satın alarak bizleri destekleyin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sorumluluğunu yerine getirirken süper düper hevesli oluyorsun. Gerçekten de meleksin, Emilia-tan! EMT!!!”</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>S O N</strong></p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/">İsekai / Reenkarnasyonun Kısa Hikâye Kâğıdı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/isekai-reenkarnasyonun-kisa-hikaye-kagidi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>36</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ejderha Krallığı: Meili’nin Cadı Canavarı Gözlem Günlüğü II</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[akari]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 22:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 6]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Felt]]></category>
		<category><![CDATA[Meili]]></category>
		<category><![CDATA[Reinhard van Astrea]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8707</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/">Ejderha Krallığı: Meili’nin Cadı Canavarı Gözlem Günlüğü II</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: akari Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/">Ejderha Krallığı: Meili’nin Cadı Canavarı Gözlem Günlüğü II</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/">Ejderha Krallığı: Meili’nin Cadı Canavarı Gözlem Günlüğü II</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="1200" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/felt.png" alt="" class="wp-image-8709" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/felt.png 900w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/felt-750x1000.png 750w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/felt-768x1024.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">——Meili’nin çektiği çilelerle çığır açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkadaşları Annerose ve Clind’in eşliğinde Lugunica Krallığı’nın kraliyet başkentinde bulunan Lugunica Kraliyet Sarayı’nı alışılagelmişin dışındaki bir yöntemle ziyaret etmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Clind’in ne idüğü belirsiz gücünü kullanarak -bir nevi ışınlanarak- aniden karşılarında bitiveren Meili ve arkadaşlarına bakan, kalenin güvenliğinden sorumlu kaya gibi sert çehreli şövalye başını ellerinin arasına alarak şöyle dedi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şövalye:</strong> “Böyle adamlar ortalıkta cirit atıyorsa ne kadar koruma dikersek dikelim önemli şahsiyetleri korumamızın hiçbir imkânı yok&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili pişmandı ve onun için kötü hissediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında Meili, Elsa ile ortak olup suikastçılık zanaatını icra ettiği dönemlerde Clind gibi yeteneklere sahip biri yanlarında olsaydı işlerin tereyağından kıl çeker gibi tıkır tıkır yürüyeceğini düşünyordu. Bu açıdan bakılınca Clind’in Annerose’a hizmet eden çocuksever bir sapık olması büyük bir şanstı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Clind:</strong> “Maalesef, öyle canımın istediği gibi tepe tepe kullanabileceğim türden bir güç değil. Karşılığında uygun bir bedel ödenerek gerçekleştirilmiş bir eylem olarak görmenizi rica ederim. Teşekkürler.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili’nin omzu sarsıldı. Zaten o adamın düşüncelerini okuyabildiğini hissettiğinden beri huzursuzdu lakin hemencecik Clind ya da şövalye hakkında endişelenmenin vakti olmadığını anladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Pleiades Gözcü Kulesi’ne giden yolu açabilen kız sen misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyleyip Meili’nin önünde dikilen şey, adeta bir canavardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cadı canavarlarını yönlendiren Meili’nin doğrudan dövüşme yeteneği olmasa da yine de savaşmaya bayılan Elsa’ya eşlik ettiği için şimdiye dek pek çok farklı rakip görmüştü. Çeşit çeşit… Güçlüsü de vardı, zayıfı da.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak önündeki düşman, Meili’nin ömrü hayatında hiç görmediği türden bir canavardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Yani, bu kadar gerilmene gerek yok… deseydim bile muhtemelen pek inandırıcı gelmezdi, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Seni korkutmak istemiyorum. Sana yalnızca bir soru sormak istiyorum, öncelikle…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Canavar, tam önünde durduğu için yerinden kıpırdayamayan Meili’ye sesleniyordu. O mavi gözleri, Meili’nin narin omuzlarına çevrildi ve ardından——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “…O cadı canavarını nasıl evcilleştirdin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili ürktü sonraysa küçük bir yaratık aniden kafasına sıçradı. Kıskaçlarını havaya doğru salladığı gibi genç adam şaşkınlıkla hafifçe kaşlarını kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Vay be.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diğer herkes o kadar sakin değildi, kargaşa grubun arasına hızlıca yayıldı. Meili; kafasındaki çıtçıt diye çıkan kıskaç seslerini duyduğu gibi refleks olarak yüzünü kapadı, ne yapacağını bilmediğinden kafası iyice karışmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Meili! Sakinleşsene biraz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen yanı başından Annerose, tiz bir sesle Meili’yi sakinleştirmeye çalışıyordu lakin beklenmedik bir durumun içine düşen ve kafası darmadağın olan Meili’yi sakinleştirmek mümkün değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdiye kadarki hayatı boyunca bedeninin derinliklerine işlemiş olan savunma içgüdüsüne uyarak cadı canavarını serbest bırakıp etraftaki her şeyi kırıp geçirmek taş üstünde taş bırakmamak dürtüsüyle yanıp tutuşurken——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sarışın Kız:</strong> “Aptal, kızı telaşlandıran sensin, o yüzden ilk sen bi’ geri çekil bak’im.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aniden duyulan bir ses ve kuru bir gürültü, büyük salondaki karmaşayı bıçak gibi kesti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili, “Ha?” diyerek başını kaldırdığında önünde dikilen canavarın geri adım attığını gördü. Onun yerine öne çıkan ise anlaşılan canavarın sırtına kuvvetlice bir şaplak indirmiş olan sarışın kızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O kırmızı gözleriyle Meili’yi süzdü, ardından başının üzerindeki varlığa—— Küçük Kızıl Akrep’e bakarak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sarışın Kız:</strong> “Ben senin hâlinden anlarım. Sırf kalabalıklar diye sanki karşılarında acayip bi’ şey varmış gibi dik dik bakıyorlar, hepsi birbirinden ucube bunların.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kız konuşurken parmağını Küçük Kızıl Akrep’e doğru uzattı, Küçük Kızıl Akrep de kıskaçlarıyla orayı hedef aldı. Kız, “Ayy!” diyerek acı içinde parmağını geri çekti ve neşeyle sivri dişlerini göstererek sırıttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sarışın Kız:</strong> “Heh, amma da heybetli bir böcekmiş ha. Kıskaçları da amma keskinmiş, di’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “&#8230;İnce bir parmak falan olursa çat diye koparıverir benceee~.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sarışın Kız:</strong> “Vay vay, harbi mi diyorsun? Desene kıl payı yırttık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözü kara olmaktansa kural tanımaz bir tavır sergileyen kızın bu hareketleri karşısında Meili elinde olmadan doğal bir tepki vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sırada gülümseyen kızın arkasından bir ses yükseldi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Felt-sama, lütfen son derece dikkatli olun. Küçük de olsa o bir cadı canavarıdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Cadı canavarlarını yönlendirebildiği iddia edilen bücür bu, di’ mi? Zaten başının üstüne koymuş ve gıkı çıkmıyor, demek ki anlatılanlar fasa fiso değilmiş, sahiciymiş. Hem zaten&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Canavarın uyarısına karşı kız, çekik gözlerini keskinleştirerek cevap verdi ve aynı sert bakışlarla büyük salondakileri dipte yan yana dizilmiş olan o koskoca yaşlı heyeti süzdü:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Siz yaşlı moruklar hiçbir şey öğrenmediniz, di’ mi? Beni görmeye geldiğinizde de bu tarz bir boka sokup sinir ettiğinizi hatırlamıyo’ musunuz? Ya da siz, bi’ grup aptal falan mısınız?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Felt-sama, adaylardan biri olsanız bile bu tarz davranışlara müsaade edileceğini mi-”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Ben daha nişanı parlatmadan önce de böyleydim. Asıl siz, yaşlı başlı adamsınız diye kulaklarınızı tıkayıp duymamazlıktan gelmeyin. Saygı görmek istiyorsanız önce siz saygı gösterin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kollarını kavuşturmuş kızın, bu terslemesi üzerine kel kafalı yaşlı adam—— Bordeaux, kalın kaşlarını çatarak dut yemiş bülbüle döndü. Bu atışmayı kenardan izleyen uzun sakallı bir başka ihtiyar ise “Hoh hoh hoh” diye güldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miklotov denen yaşlı adam, uzun sakalını keyifle sıvazlayarak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “Lafı gediğine oturtmayı iyice öğrenmişsiniz, Felt-sama. Bu da Kraliyet Seçimleri adayı olduğunuzun bilincine vardığınızın bir kanıtı mıdır acaba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Orası muamma. Adaylık bilinci denen o baş belası şey hâlâ içimde tam olarak var mı yok mu meçhul ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miklotov’a yanıt veren kız—— Felt, arkasındaki uzun boylu adamı başparmağıyla işaret etti. Bu hareket karşısında kızıl saçlı canavarın gözleri fal taşı gibi açılırken kız devam etti:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “En azından bu herifin efendisi olduğumun bilincindeyim. Eğer bu herif yine farkında olmadan etraftakilerin ödünü patlatmaya kalkarsa durumu toparlamak için araya girmek de bana düşer herhâlde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “Hımm, öyleyse Felt-sama’nın da teşrif etmiş olması bizler için de büyük bir talih olmuştur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Şunu baştan açık açık söylesenize işte. Neyse, sadede gelelim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendinden yaşça epey büyük olan muhatabıyla uluorta ve pervasızca konuşan Felt, aniden arkasına döndü. O iradesi güçlü kırmızı gözlerin hedefi olan Meili, hafifçe kaskatı kesildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt-sama içten bir tavırla gülümsedi ve:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Ben Felt. Kraliyet Seçimleri adaylarından biriyim ve şuradaki ‘Kılıç Azizi’nin efendisiyim. Memnun oldum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle diyerek pat diye Meili’nin omzuna vurdu ve bir canavar terbiyecisi olduğunu açıkça ilan etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Canavar lakaplı Reinhard van Astrea’nın rolü, Felt’in araya girmesiyle sakinleşen Meili karşısında çocuk oyuncağı gibi hemencecik son bulmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Kesinlikle kendisi bir İlahi Koruma’ya&#8230; ‘Cadı Canavarı Yönlendirme İlahi Koruması’na sahip. Cadı canavarlarını boyunduruk altına almaya yarayan, çok nadir bulunan bir İlahi Koruma türüdür.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reinhard, Meili’ye bakar bakmaz durumu şıp diye çözüvermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette amaç Meili’nin yeteneğine inanılmasını sağlamak olduğundan Reinhard’ın kefil olması minnet duyulacak bir şeydi ancak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Baştan söyleyeyim, bizim tarafın da bunu kanıtlamak için hazırlığı vardı. Bu meseleden ötürü size borçlandığımızı sanmanızı hiç istemem doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Borç mevzusunda baya’ takıntılısın ha. Yaşın küçük ama gözün pekmiş. Dert etme, Reinhard şöyle bir baktı diye bunu bir borç harç meselesi yapacak değilim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Öyleyse ne âlâ.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meseleyi yaşayan asıl kişi olan Meili bir kenarda dururken Annerose ve Felt birbirleriyle denk şartlarda laflıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her hâlükârda Meili’nin yeteneği olan cadı canavarlarını yönlendiren İlahi Koruma’nın varlığı kanıtlandığına göre Bilgeler Konseyi ile yapılacak olan görüşmelerde de bir adım öne geçilmiş demekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yani——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Pleiades Gözcü Kulesi’ne giden yol, Emilia-sama’nın emri altında olan Meili Portroute-san sayesinde açılabilir durumdadır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annerose, orada saf tutmuş olan Bilgeler Konseyi’nin tüm ileri gelenlerine karşı gururlu bir edayla bu ilanda bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun sözleri üzerine yaşlı bilgeler arasında hararetli bir tartışma baş gösterdi fakat mevzuya sonradan dâhil olan Felt ve Reinhard konunun biraz gerisinde kalmışlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kollarını kavuşturan Felt, kafasını yana eğerek:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Pleiades Gözcü Kulesi dediğiniz yer&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Emilia-sama, Subaru ve Anastasia-sama’nın gittiği kuledir. Doğunun en ucunda, Augria Kumulları&#8217;nın ötesinde yer alan, ‘Bilge’ Shaula’nın ikamet ettiği kule.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “&#8230;Gerçi o çıplak abla pek öyle ‘Bilge’ gibi bir izlenim vermiyordu yaaa~.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duyduğu konuşma üzerine ağzından gayriihtiyari bu lafı kaçıran Meili, hemen avucuyla ağzını kapattı ama iş işten geçmişti. Dikkatleri üzerine çeken Felt ve Reinhard, Meili’ye doğru bakıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkisi de kafasında Küçük Kızıl Akrep’i taşıyan Meili’nin yanı başında bitiverdi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Anlaşıldı, şimdi çaktım köfteyi. Demek kuleye giden o cadı canavarı kaynayan yolda senin sayende o yaratıklar size ilişmeden yürüyüp gidebiliyo’nuz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Şu anki konuşma tarzınızdan anlaşıldığı üzere, siz zaten Pleiades Gözcü Kulesi’ne gidip çoktan geri dönmüş gibisiniz. Emilia-sama ve diğerleri sağ salim döndüler mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> &#8220;Dur, durun bir dakkkka! Bana kafama göre konuşmamam söylendi falan filan yaaa~!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üzerine gelinen Meili, eli hâlâ ağzındayken örgülü saçlarını sağa sola sallayarak sessizliğini korumakta diretti. Küçük Kızıl Akrep de ikisini tehdit edercesine kıskaçlarını takırdatıp iğnesini dikerek Meili’ye destek çıkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili’nin bu telaşlı hâli karşısında “Öhöm” diye boğazını temizleyen Clind, yardıma yetişti. Felt ile Reinhard’ın önüne geçip Meili ile aralarına girerek:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Clind:</strong> “Efendimle birlikte, Felt-sama ve Reinhard-san’ın yardımları için son derece müteşekkiriz lakin Meili-san da oldukça çetrefilli bir konumda bulunuyor. Felt-sama, yaşınıza tezat teşkil edecek derecede çocuksu bir görünüme ve göz kamaştırıcı bir ruha sahip olsanız dahi bu hususta taviz verilmesi imkânsızdır. Şükranlarımı sunarım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu ne be! Ne uğursuz ve tuhaf laflar eden bir herifsin sen&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Clind’in o tekinsizce parıldayan gözlerinin hedefi olan Felt’in yüzü gerildi. Felt’in önüne hafifçe kolunu uzatarak efendisini koruyan Reinhard ise Meili ve Clind’e bakarak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Çetrefilli konum derken asıl mesele o tarafta galiba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Clind:</strong> “Çok isabetli bir tahmin. Keskin bir zekâ.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belini derinlemesine bükerek reverans yapan Clind, Reinhard’ın bu sorusunu onayladı. Bu içerik Felt’in kafasında pek bir şimşek çaktırmadı ama daha açıklama yapılmasına fırsat kalmadan durum hareketlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meililerin olduğu tarafta değil, Annerose ile Bilgeler Konseyi arasında bir hareketlilik oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Moklotov:</strong> “Meili-san’ın bu nadide yeteneğinin ve krallığın doğusundaki Pleiades Gözcü Kulesi’ne giden yolu açmada ne denli büyük bir fayda sağlayacağının bilincine vardık. Peki bunun mukabilinde krallıktan ne talep ediyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Amcam&#8230; Uçbeyi Mathers, geri dönen Emilia-sama ile yaptığı görüşmelere dayanarak kulenin kullanımı için insan gücüne ihtiyaç olduğunu belirtmektedir. Bu personelin ve muhafızların temin edilmesini istiyoruz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “Hımm. Krallık adına ‘Bilge’nin kulesinden faydalanma fırsatı doğmuşsa bu talebi geri çevirmek için bir sebep yoktur fakat herhâlde istekleriniz sadece bununla sınırlı kalmayacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sakalını sıvazlayan elini durduran Miklotov’un gözleri aniden kısıldı. O bakışlardaki beklenmedik keskinlik, Meili’de hafif bir şaşkınlık uyandırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dışarıdan bakıldığında sevecen ve yumuşak başlı görünen Miklotov’un, krallığın karar mertebesinin lideri olarak o koltukta boşuna oturmadığı belli oluyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “——Evet, başka taleplerimiz de mevcut.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miklotov’un o delici bakışlarına maruz kalmasına rağmen Annerose hiç istifini bozmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendinden yaşça küçük bir kızın bu metanetine ve mangal gibi yüreğine bakan Meili, onda doğuştan gelen o asilzade kumaşını ve o yaşa kadar gururla beslediği güçlü benliğin varlığını apaçık hissedebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili’nin bu hayran dolu bakışları altında Annerose, elini uzatarak orada öylece dikilen Meili’yi gösterdi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Pleiades Gözcü Kulesi’ne ulaşmak için olmazsa olmaz bir yeteneğe sahip olan bu kız&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “Evet, ne olmuş o kıza?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Lugunica Krallığı dâhil diğer ülkelerde pek çok suça iştirak etmiş bulunmaktadır. Bu suçlardan ötürü kendisine muafiyet tanınmasını ve can güvenliğinin garanti altına alınmasını talep ediyoruz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Ne——?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annerose’un bu talebiyle Bordeaux gözleri fal taşı gibi açılmış hâlde ayağa fırladı. O gür sesiyle şaşkınlığını uluorta belli eden Bordeaux, zangır zangır titreyen parmağını Meili’ye doğru uzattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Bu çocuğun karıştığı suçlar da neyin nesiymiş?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Kundaklama, sabotaj ve suikast faaliyetleri&#8230; Bilinenler arasında Uçbeyi Mathers’ın malikânesine baskın düzenleyip oradakilerin canına kastetme girişimi de yer almaktadır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Clind:</strong> “Haddimi aşmayarak bir ekleme yapacak olursam uçbeyinin topraklarındaki bir köyün asayişini bozmak ve köylülerin canını tehlikeye atmak gibi sabıkalar da diğer suçları arasında sayılabilir. İlave bilgi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Düpedüz katıksız büyük bir suçlu bu adamlar kırk yıldır ne yapıyor be!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bordeaux yumruğunu masaya öyle bir indirdi ki büyük salonda devasa bir gürültü yankılandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Havanın giderek gerildiğini ve kendisine yönelen bakışların nefretle keskinleştiğini hisseden Meili, onların bu tepkisini son derece doğal karşılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşılarındaki kişi bir çocuk bile olsa işlediği günahların hak ettiği doğru dürüst tepki tam olarak bu olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emilia, Subaru ya da Petra gibi Emilia safındaki insanların gösterdiği o yumuşak tepkiler asıl anormal olan taraftı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Neden böyle bir şeyi kendi rızanızla gelip itiraf etme gereği duyuyorsunuz ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Felt-sama, biz bu mevzuya&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Biz kulak kabartmazsak ceza meza davası alıp başını gidecek. Benim merakım o tarafa değil, buraya. Hiç söylemeseniz de yırtacağınız bir mevzuyu ne diye kaşıyıp duruyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reinhard’ın sözünü kesen Felt, doğrudan Meili’ye soruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir an için sanki kafasından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi Bordeaux’nun o öfkeli suratına bir nebze olsun sükûnet geldi, Miklotov da dâhil olmak üzere diğer bilgelerin gözleri de Meili’nin vereceği cevaba çevrildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun üzerine Meili, kelimelerini dikkatle seçmek ister gibi bakışlarını yere indirdi. Meili’ye cesaret vermek istercesine omzuna konan Küçük Kızıl Akrep, kıskaçlarını tıkır tıkır çarparak ona tempo tuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ondan güç alarak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “Ben şimdiye kadar bir sürü kötü şey yaptım ama&#8230; Yine de bana, yaşamak senin de hakkın diyen insanlar var yaaa~.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “O insanları geeerçekten çok aptal, di’ mi? Ben de aynı kafadayım işte. Ama o insanlara yük olmak, onlara ayak bağı olmak istemiyorum. O yüzden deee&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “İleride bir gün bu husumetler ortaya çıkmadan evvel, kendi rızanızla her şeyi döküp saçarak defteri kapatmak istiyorsunuz, öyle mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parmağını dudağına götürüp yarım yamalak bir açıklama yapan Meili’ye bakan Miklotov, gözlerini kıstı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili içinden “Kendi adıma amma da çıkarcı bir hesap” diye geçirirken yine de başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “Evet, tam bir yüzsüzlük, di’ miii~?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Miklotov: “Öyle de denebilir belki ancak sahip olduğunuz o İlahi Koruma’nın bu bedele değecek kadar kıymetli olduğu da bir gerçek. Hımm&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Annerose:</strong> “Miklotov-sama? Aklınızdan ne geçiyor acaba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “——Eğer bu af ve muafiyet karşılığında krallığa hizmet etmenizi talep etsek buna ne dersiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağız arayan bu Miklotov sorusu karşısında Meili’nin nefesi kesildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kafasını yavaşça iki yana sallayarak:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “O iş bana gelmez yaaa~ &#8230;Ben nerede yaşamak istediğime şımarıklık da deseniz çoktan karar verdim çünküüü~.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Kuha ha ha ha! Amca resmen avucunu yaladın be!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Felt-sama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meili’nin bu cevabına kahkahayı basan kişi Felt olurken onu azarlayan ise Reinhard’dı fakat Felt, şövalyesinin sözlerini geçiştirircesine elini salladı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Aklında gerçekten işe almak yoksa kıza kur yapıp durma moruk. Reddetmek de insanı yoruyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Miklotov:</strong> “Yahu, Felt-sama gerçekten laf cambazı olup çıkmışsınız. ——Bu arada hazır böyle bir araya gelmişken bunu bir nasip sayarım. Sizden bir ricam olacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Kapı dışarı edilmediğimiz an anlamıştım zaten. Reinhard’ı kastediyorsun, di’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek gözünü kırpan Felt’in bu cevabına karşı Miklotov, kırış kırış yüzüyle tebessüm etti. Onun yanında Bordeaux asık bir suratla iç çekerken Annerose ve Clind da işlerin nihayete ermiş olmasının rahatlığını yaşıyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Maalesef bu işin asıl odağındaki kişi olması gereken Meili mevzuyu tamamen kaçırmıştı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meili:</strong> “Şeyyy, sonuç olarak bana ne olacak aca~baaa?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fellt:</strong> “Belli ya işte, gidip işe yaradığını göstereceksin. Tehlikeli bir durum yok ortada. Ne de olsa&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>&#8220;——Ben de seninle birlikte geleceğim.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, öne çıkan Reinhard dudaklarında bir tebessümle Meili’ye elini uzattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O ele yukarıdan aşağıya doğru bakan Meili içinden geçirdi: ——Özgürlüğe giden yol, öyle ucuza kapılan cinsten bir şey değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">《Son》</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/">Ejderha Krallığı: Meili’nin Cadı Canavarı Gözlem Günlüğü II</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ejderha-kralligi-meilinin-cadi-canavari-gozlem-gunlugu-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 23 – “En İyisini Ara”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 21:02:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8693</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/">Kısım X, Bölüm 23 – “En İyisini Ara”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/">Kısım X, Bölüm 23 – “En İyisini Ara”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/">Kısım X, Bölüm 23 – “En İyisini Ara”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1440" height="1920" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17.png" alt="" class="wp-image-8695" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17.png 1440w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17-1500x2000.png 1500w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17-750x1000.png 750w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17-768x1024.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-17-1152x1536.png 1152w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/liankhangthang/status/2057707901066805591?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Defalarca kez başını kaldırıp baktığı Lugunica Kraliyet Sarayı o kadar uzaklardaydı ki tebeşir beyazı duvarları akşam karanlığında neredeyse yutulup gidiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Emilia.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dudaklarından bir mırıltı hâlinde dökülen bu ismin ardında Subaru’nun kalbini parçalayan derin bir keder yatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kraliyet Başkentinin zirvesindeki o Sarayda tutsak edilen kişi Emilia’ydı&#8230; Subaru’nun en büyük arzusu da onu bir zindana kapatmak değil, eninde sonunda o tahta oturtmaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “&#8230;Emilia Kraliyet Adayıdır, doğrusu. En azından görünüşte ona saygılı davranıyor olmalılar, sanırım. Onu zindana kapatmalarına imkân yok, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Biliyorum. Bunu biliyorum, gerçekten de biliyorum. Ama&#8230; mesele o değil ki&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ah, üzgünüm&#8230; Sırf beni neşelendirmeye çalışırken hem de.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Sorun değil, sanırım. Bunalmış Subaru’yu cesaretlendirmek de <em><u>partnerinin</u></em> ayrıcalığıdır, doğrusu. Petra ve Rem kıskançlıktan ağlayıp duruyorlardır, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Petra’yı bilmem de Rem için aynı şeyi söyleyemem. Pek kıskanacakmış gibi durmuyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzüne acı bir tebessüm yerleştiren Subaru, şu durumda bile hâlâ gülümseyebildiğine kendi de şaşırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha biraz öncesine kadar, kendi çaresizliğini ve geride bırakmaktan başka çaresi olmadığı Emilia’yı düşündükçe kalbi paramparça olacak gibi hissederken Beatrice’in yanındaki varlığı bile gerçekten de muazzam etkiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göz ucuyla ona baktığında küçük Ruhun o şirin ve kendini beğenmiş yüz ifadesini gördü, ardından dudaklarından hafif bir iç çekiş döküldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Subaru, Beatrice ve Altı Dil’in karakoldaki ekip; Russell’ın talimatları doğrultusunda planlandığı gibi yola çıkmak için hazırlıklara başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karakol, ne cüretkârdır ki Ticaret Bölgesindeki en büyük depolardan birindeydi. Soylular Mahallesiyle sınır olan savunma duvarının hemen yakınında yer alması, Altı Dil’in gizlenme becerisinin ——başkentin silüetine karışıp orada doğal bir şekilde varlıklarını sürdürmelerinin ne kadar muazzam olduğunu gözler önüne seriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu an Subaru’yla Beatrice; karakolun arkasına geçmiş, kaçış hazırlıkları tamamlanana kadar Emilia’nın içinde tutulduğu Lugunica Kraliyet Sarayını seyrediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz bilinci yerine gelmeyen ve uyumaya devam eden Crusch’la başkentten kaçmaya hiçbir direnç göstermeyen Rachins’in yanı sıra Subaru ve Beatrice de oradaydı. Onların dışındaki ana üyeler Ak Koyun, Kara Köpek—— ve hepsine liderlik eden Russell vardı fakat bunların haricinde kılık değiştirme ve bilgi saptırma görevlerini üstlenen pek çok personelin olduğu da aşikârdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrudan Krallığa bağlı bir istihbarat teşkilatı olmalarından bekleneceği üzere yürüttükleri operasyonun çapı oldukça büyüktü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Yine de onca gücümüze rağmen tamamen gafil avlandık, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ama sonsuza dek yenik kalmayacağız. Bu kaçış, daha sonra yapacağımız büyük geri dönüş için hızlanma aşamasından ibaret.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Hızlı bir başlangıç, sanırım. ——Biraz şaşırdım, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yenilgiye boyun eğmeyen azmini dile getiren Subaru’ya, elini tutan Beatrice aniden böyle mırıldandı. Bunu duyan Subaru “Şaşırdın mı?” diyerek başını yana eğdiğinde Beatrice hafifçe kaşlarını çattı ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Subaru’nun başkentten ayrılmaya bu kadar çabuk karar verebilmesine şaşırdım, sanırım. Emilia’yı geride bırakmak da, Ottolarla buluşamamak da senin için zor bir seçim olmalıydı, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Orası&#8230; kesinlikle öyle, şu an bile öyle hissediyorum. Miklotov-san’ın yanına gitmeden önce Emilia-tan’la öğle yemeğinde ne yiyeceğimizi konuşuyorduk. Güya bugün Emilia-tan, Rem ve Petra’yla birlikte beslenme çantası hazırlayacaktı ve dört gözle beklememi söylemişti&#8230; ama geldiğimiz duruma bak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Subaru&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Çok acı verici, çok zor. Ama Beako, sen de karşı çıkmadığına göre bunun en doğrusu olduğunu biliyordun, değil mi? Sen de anlamıştın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ses tonunu acınası bir şekilde düşüren Subaru’yu, kısa bir süre sonra Beatrice başını ağır ağır sallayarak onayladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O an bunu dile getirmemiş olsa da Beatrice başkentte kalmanın kaçınılmaz olarak yenilgiyle sonuçlanacağından emindi. Yine de karar vermesi için Subaru’yu aceleye getirmemiş olması, tamamen onun hassasiyetinden ve Subaru’nun bu kararı kendi içinde kabullenmesini istemesindendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birisi ona dayattı diye çaresizce boyun eğmesini değil, Subaru’nun kendi hür iradesiyle bu seçimi yapabilmesini arzulamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Benim Beako’m her zamanki gibi hem şirin mi şirin hem de çok ama çok acımasız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Üstelik bu şirinlik de acımasızlık da ömür boyu garantilidir, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ne büyük şans. Beako Sigorta’yla sözleşme imzaladığıma gerçekten memnunum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saçlarını şefkatle okşarken partnerinin bu güvenilirliği Subaru’nun içini ferahlatmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normalde olsa hemen “Bırak beni, doğrusu~!” diye bağırıp kaçmaya çalışacakken şimdi sessizce buna izin vermesi Beatrice’in onun duygularını gözetmesinden kaynaklanıyordu muhtemelen.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam o sırada——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Yola çıkış hazırlıkları tamamlanmak üzere. İkiniz de hazır mısınız?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlara seslenen kişi Ak Koyun’du.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyah takım elbisesinin üzerine beyaz bir cübbe—— tıpkı Subaru ve Beatrice gibi o da Algı Engelleme cübbesine bürünmüştü ve toplu olan saçlarını serbest bırakarak eskisinden biraz daha farklı bir havaya bürünmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Algı Engelleme ile hafif bir kılık değiştirmenin bir araya gelmesiyle, kimliğini tamamen gizlemeyi başarmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Heh?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “N-Ne oldu? Bende tuhaf bir şey mi var?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ah, kusura bakma, ondan değil. Sadece <em><u>takım elbiseli</u></em> hâlinden oldukça farklı bir izlenim bıraktın da. Aslında bu hâlin, Ak Koyun-chan lakabına çok daha iyi uyuyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Bu&#8230; doğru olabilir. Gümüş Tilki beni yanına almadan önce&#8230; henüz Annemin yanındayken genellikle böyle şeyler giyerdim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ah, özür dilerim. Sana kötü anılarını hatırlattım sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstemeden de olsa kötü anılarını deştiği için özür dileyen Subaru’ya, Ak Koyun “Hayır” diyerek hafifçe gülümsedi. Sonra uzun, lacivert saçlarını okşayarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “&#8230;Asıl benim özür dilemem gerekir. Üzgünüm.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “?.. Neden özür diledin ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Kendi çıkarlarımız doğrultusunda sizi acele ettirdiğimiz için&#8230; Normalde karar vermek için daha fazla zamana ihtiyacınız olurdu, Natsuki Subaru-san.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakışlarını yere indirip sanki kendisi daha çok acı çekiyormuş gibi konuşan Ak Koyun’a bakarken Subaru’nun yüzünde istemsizce tebessüm belirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Capella’nın emrindeki Sevgili Çocuklardan ayrılıp şimdi Russell’ın yönettiği Altı Dil’in bir üyesi olan Ak Koyun, özündeki bu merhametle ne bir kötünün astı olmaya ne de casusluk yapmaya elverişliydi. Ne de olsa Subaru’nun karar vermek için harcadığı zamanın yükünü bile kendi omuzlarına almaya çalışıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Benim yükümü de kendi üstüne almana gerek yok. Aceleye getirildiğimi falan da düşünmüyorum. Aksine, kararımı verebilmem için gereken bilgiyi sağladığınızdan dolayı minnettarım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Natsuki Subaru-san&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yine de kendini suçlu hissetmekten alıkoyamıyorsan en azından şunu yapmayı bırakır mısın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Eh?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bana ‘Natsuki Subaru-san’ diyerek tam adımla seslenmeyi yani. ‘Natsuki-san’ veya ‘Subaru-san’ diyebilirsin. Öbür türlü kendimi diken üstünde hissediyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Omuz silkip olabildiğince dostane ve rahat bir tavır takınan Subaru’nun bu ricası üzerine Ak Koyun’un gözleri fal taşı gibi açıldı, bir süre şaşkınlıktan dudakları aralanıp kapandı durdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun’un bu hâline şahit olan Beatrice, Subaru’nun yanı başında derin bir iç çekti ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Fazla derin düşünmene gerek yok, doğrusu. Bu kelimelerle ne demek istiyorsa direkt onu kastediyor, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu gereksiz dipnot da neydi şimdi ya&#8230; Başka ne anlama gelebilirdi ki zaten?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Betty bilmiyor, doğrusu~. Betty söylemeyecek, sanırım~.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu resmen ‘biliyorum ama söylemeyeceğim’ diyen birinin tavrı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice kulaklarını tıkayıp yüzünü başka yöne çevirirken Subaru küsmüş bir ifadeyle dudaklarını büzdü. İkisinin arasındaki bu atışma ortamdaki gerginliği dağıtmış olmalı ki o âna kadar şaşkınlık içinde olan Ak Koyun’un omuzlarındaki tüm yük bir anda kaybolup gidiverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ardından——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “——Yani size sadece Subaru-san ve Beatrice-san dememde bir sakınca yok, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Evet, hiç sakıncası yok. İstersen ona Becchin bile diyebilirsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Becchin mi?! Subaru bile Betty’ye hiç böyle seslenmemişti, doğrusu!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “S-Sanırım pek olumlu bir tepki alamayacağım, o yüzden böyle kalsın&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oldukça mütevazı bir yanıtla Ak Koyun, Beatrice’e “Becchin” deme şeklindeki o tarihî ayrıcalıktan vazgeçti. Yine de bu duruma pek üzülmüş görünmüyordu, bunun yerine sanki başka bir derdi varmış gibi endişeli gözlerle Subaru’ya baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru bu duruma kaşlarını çatarken Ak Koyun’un dudaklarını kıpırdatması bir oldu——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Şey, Subaru-san, Ti——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Oy! Sikikler, ne kadar daha oyalanacaksınız lan! Kıçınızı kaldırın da çabuk gelin buraya!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak tam o sırada kaba ve çatallı bir ses tonuyla Rachins araya girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in zaten keskin olan gözlerindeki o fazladan bilenmiş parıltı karşısında Ak Koyun korkuyla “Hııhk!” diyerek omuzlarını büktü. Subaru’ysa Ak Koyun’u arkasına alıp koruyarak dik dik Rachins’e baktı,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Harbiden bu cübbe sana hiç yakışmamış be, biliyorsun değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Kes lan, karışma sen! Hem ben niye en başta Russell Fellow’un köpeği olmak zorundayım ki! İşlerinizi gidip köle sözleşmesi yaptığınız heriflere yaptırın lan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “K-K-Köle sözleşmesi falan yapmadık biz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ak Koyun-chan, sen böyle panik yapınca cidden öyleymiş gibi duruyor ama&#8230;”</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1385" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-20.png" alt="" class="wp-image-8698" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-20.png 1920w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-20-1000x722.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-20-768x554.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-20-1536x1108.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/otto06010/status/2059548051799453910?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in bu kaba yorumlarını bu kadar ciddiye alan Ak Koyun’u yatıştırdıktan sonra Subaru, bir kez daha uzaklardaki Saraya doğru bakıp derin bir iç çekti. ——Tek duası o kızın güvende olmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Emilia da Subaru için aynı şeyi diliyordur, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “İkimiz için de öyle olsa gerek. Sadece benim yerime böyle dilemesi beni daha çok mutlu eder, üstelik bu tam da Emilialık bir hareket olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek bir bakışıyla kalbinden geçenleri anlayan Beatrice’e böyle karşılık veren Subaru, içindeki o peşini bırakmayan bağlardan sıyrılmak istercesine Saraya arkasını dönüp ilk adımını attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yollarına devam ederek karakolun içinden geçtiler ve dışarıda bekleyen ejder arabasına doğru ilerlediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sırada hızla boşalmakta olan karakolun içinde, kucağında kocaman bir kutuyu dışarı taşımaya çalışan cübbeli birinin sırtı gözüne ilişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kutunun içinde ne olduğunu bilmese de epey ağır olduğu belliydi, zira onu taşıyan kişi epey zorlanıyor gibi görünüyordu,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bunun dışarıdaki ejder arabasına taşınması gerekiyor, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Ah&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hızla yardım elini uzatan Subaru, kutuyu onun yerine bir çırpıda kaldırdı—— yoo, bir çırpıda kaldırdığını söylemek yalan olurdu. Bayağı ağır olduğundan epey güç harcaması gerekmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki kutuyu tek başına kaldırıp karizmayı çizdirmediği için içten içe rahatlayan Subaru’ya karşılık, kutuyla cebelleşen kişi—— şapkasını gözlerine kadar indirmiş olan o şahıs şaşkın bir tepki verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “?.. İyi misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşısındaki kişinin bu şaşkın hâli üzerine Subaru başını yana eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şapkasından ötürü yüzü görünmüyordu ama ince yapılı biriydi. Gerçi yüzünün görünmemesi bile Kara Köpeğe nazaran çok daha az şüpheyi barındırdığı için pek de sorun sayılmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun asıl garipsediği şey, o kişinin bu garip tepkisiydi. Ancak bunu sorgulayacak vakit kalmadan o şahıs başını eğip apar topar oradan uzaklaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Teşekkür bile etmedi, ne kaba biri, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yok canım, bazen <em><u>utangaç</u></em> insanlarla karşılaşırsın işte. Herkes Garfiel kadar cana yakın ve karizmatik olacak diye bir kural yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Neden lafı birden Garfiel’a getirdin ki&#8230; Gerçi anlamıyor da değilim, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karizma sadece dış görünüşle ilgili değildi; aynı zamanda kişinin hâl ve hareketlerinde, söylediği sözlerde de kendini belli ederdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamptaki bu ortak görüşü Subaru ve Beatrice başlarını sallayarak onaylarken kucağında yükle bekleyen Subaru’yu fark eden Ak Koyun “Affedersiniz” diye seslendi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Bunu size taşıttığımız için&#8230; Mavi Yılan-san’la daha sonra konuşacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yoo yoo, lafı bile olmaz da&#8230; az önceki kişi Mavi Yılan mıydı? Yanılmıyorsam benim yanıklarımı iyileştiren kişi oydu, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Eh, ah, evet. Kendisi aşırı yetenekli bir şifacıdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun duyduğu bu kod ada—— Mavi Yılan ismine tepki vermesi üzerine Ak Koyun bunu doğruladı. Koyun, köpek, tilki derken şifacının bir yılan olması oldukça havalı ve stilistik bir seçimdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bildiği kadarıyla, yılanlar ve tıp birbirinden ayrılamaz kavramlardı. Bunun bir örneği, Yunan mitolojisinde hekim Asklepios’un asasına dolanmış bir yılandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tabii, bu durumla Mavi Yılan ismi arasındaki bağlantının sadece bir tesadüften ibaret olduğu açıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Öyleyse asıl teşekkürü benim etmem gerekiyor. Sadece bu yükünü taşımakla ona olan borcumu ödemiş sayılmam.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Ah&#8230; ama yine de biraz zor olacaktır. Mavi Yılan-san başkalarıyla konuşmayı pek sevmez&#8230; Gümüş Tilki de bize onun bu isteğine saygı göstermemizi tembihlemişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hımm? İnsanlardan hoşlanmayan bir hekim ha&#8230; Giderek daha da usta bir hekimmiş gibi gelmeye başladı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yetenekli ama huysuz&#8230; bu, manga ve animelerde karşılaştığı usta doktorların en belirgin ön koşuluydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de Ak Koyun’un bu uyarısını kabul eden Subaru, Mavi Yılan’la daha fazla iletişim kurma fikrinden vazgeçti. Bunun yerine, tekrar yük taşırken zorlandığını görürse yardım edip borcunu azar azar ödemeye karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her neyse——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Gidelim. Yeniden geri dönebilmek uğruna.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nitekim, sanki kendi benliğinden başka kimseyi bilgilendirmiyormuşçasına Natsuki Subaru bu sözleri beyan etti ve yanındaki Beatrice’le birlikte birbirlerine sıkıca sarılarak karakolun dışına adım attılar.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “——Algı Engelleme’nin işleyiş prensibi, kişinin doğal olarak yaydığı izlenimi ve varlığını hafifçe değiştirerek göze batmasını en aza indirmektir. Yani&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yani?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Sıkı bir gözetim ağının ortasında size sadece geçici bir koruma sağlayacaktır. Ona fazla bel bağlamayın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabasında Russell’ın karşısında oturdukları sırada bu sözleri duyan Subaru, usulca başını salladı ve hem kendi şapkasını hem de yanındaki Beatrice’in şapkasını daha da aşağı çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Altı Dil’in hazırlıkları tamamlanmış durumdaydı, Kraliyet Başkentinden ayrılan tüccar kafilesi kılığına bürünmüş ejder arabası kafilesinin ortasındaydılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tedarik edilen ejder arabaları hiç de lüks değildi. Kraliyet Başkentinin sokakları bir yana sıradan seyyar satıcının yolları aşmak için kullanacağı türden, gösterişten tamamen arındırılmış standart modellerdi. Kendilerini bir tüccar kafilesi olarak gizlemek için kafile bir iki değil, tam on arabadan oluşuyordu; Subaru bunun aslında daha fazla dikkat çekip çekmeyeceğinden endişe ederken——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Lütfen içiniz rahat olsun. Şu an Kraliyet Başkentine gergin bir atmosfer hâkim. Bu durumdan hoşnut olmayıp geçici olarak başkenti terk etmeyi seçen pek çok kişi var. Biz de bu kalabalıktan yararlanmak amacıyla onların arasına karışıp yola koyulacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “O gergin atmosfer derken&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Elbette ki bu, tehlikeli kaçakların şehrin içinde pusuya yatmış olma ihtimalinin yarattığı bir korkudur. Küçümsenmeyecek sayıda krallık askeri seferber edilmiş durumda ve sıkı aramalar yapılıyor. McMahon Bey’in ölümü halktan gizlense de bu olağanüstü hâlin havasını örtbas etmek için pek de yeterli görünmüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu gayet doğal&#8230; Herkes büyük bir endişe içindedir herhâlde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kafasında canlandırdığı başkent atmosferinin doğrulanmasıyla Subaru, Şehvet’in komplolarına alet olan halka acıdı. Bunun üzerine Russell, gözlerini hafifçe kısarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Natsuki-dono; yoksa siz sadece Emilia-sama ve kampınızın üyeleri için değil, başkentteki vatandaşlar için de mi endişeleniyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hı? Yoo, onlar için endişelendiğimden değil de sanırım iyi olup olmayacaklarını merak ediyorum. Karşımızdaki Capella bile olsa Otoritesini kullanarak durduk yere sıradan vatandaşları ucubeleştirecek kadar ileri gitmez&#8230; diyemiyorum, hislerimin asıl nedeni bundan dolayıdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saraydaki karar alma mekanizmasının bir parçası olan Bilgeler Konseyini ya da üst düzey soyluları taklitleriyle değiştirmek, ülkeyi ele geçirmek için kesinlikle en uygun yöntemdi. Onlara kıyasla, Otoritesini sıradan vatandaşlar üzerinde kullanması basit bir zorbalıktan öteye gidemezdi ancak Capella’nın bu tür zulümleri bile zevkle gerçekleştirebileceği de bi’ gerçekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette ki Pristella’daki eylemiyle kendi varlığını ve Şehvet Otoritesinin gücünü herkese duyurmayı, böylece Altı Dil’i meşgul etmeyi amaçladığı açıktı ancak——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Ya da, Russell-san?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zihni tam da o noktaya ulaştığı sırada Subaru, Russell’ın sessizliğe büründüğünü fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun seslenmesi üzerine parmağıyla çenesindeki keçi sakalını sıvazlayıp tek gözünü kısan Russell, kısa şekilde “Yok bir şey” diyerek lafa girdi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Natsuki-dono’nun endişeleri gayet yerindedir. Bir teselli olur mu bilmem ama Altı Dil de başkentten tamamen elini eteğini çekmiş değil. Durum değerlendirmesi ve bilgi sızdırma operasyonları için epey bir üyemiz geride kalacak. Onların bu çabalarına olan inancınızı korumanızı rica ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Evet, üzgünüm ama bunu ancak Russell-san ve ekibine bırakabilirim. Keşke on yirmi tane daha kolum ve beş altı tane daha bedenim olsaydı da size daha çok yararım dokunsaydı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Ne saçma bir benzetme, doğrusu. Subaru şu anki hâliyle bile gayet kusursuz, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “ ‘Gayet kusursuz’ olan bu değerlendirme için teşekkürler&#8230; Her neyse, o cephede sadece size ve ekibinize güvenebilirim, Russell-san. İstihbarat teşkilatı Altı Dil’in gerçek gücünü gösterin bana!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru yumruğunu sıkarak ona gösterdiğinde Russell bunu onaylarcasına başını salladı. Bu cevabı güven verici bulan Subaru, dikkatini arabalarının arkasına—— diğer ejder arabalarına yöneltti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önce de belirtildiği gibi, Altı Dil’in tüccar kafilesi süsü verdiği ejder arabalarının sayısı on civarındaydı ancak Subaru’yla Beatrice en öndeki arabada bulunuyordu ve diğerleri kafilenin dört bir yanına dağılmıştı. Subaru’nun zihnini en çok kurcalayan şeyse karakoldayken bir kez bile gözlerini açmayan Crusch’ın durumuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanalizasyonda bayıldığından beri bilinci hâlâ yerine gelmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam uykuya dalmadan hemen önce Crusch, Ejderha Gözü’nün etkisinden bahsetmişti ancak bu sadece kendi tahminiydi ve aslında o Ejderha Gözü’nün ne olduğuna dair hiçbir fikirleri yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi Beatrice de yorgunluk dışında başka bir neden olmadığını söylemişti ama——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Crusch-sama için mi endişeleniyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yani&#8230; evet. Ama siz de aynı durumda değil misiniz? Sevgili Çocuklarla savaşmak için Crusch-san’ın gücüne ihtiyacınız varsa sizin de huzursuz olmanız gerekir, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Elbette ki endişelerimiz var. Ancak tıbbi teşhiste uzman olan kişi, Crusch-sama’nın fiziksel durumuyla ilgili endişe edilecek bir şey olmadığını onayladı. Elbette Natsuki-dono’nun bahsettiği o Ejderha Gözü hakkında şüphelerimiz var ancak&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Şimdilik ona iyi bakıp uyanmasını uysalca beklemekten başka çaremiz yok, ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Haklısınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Endişelerine böylesine nezaketle verilen bu cevap karşısında Subaru, elinden bir şey gelmediği bunca şeye karşı iç çekerek hayıflandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekte, Crusch’ın sağlığını her şeyden çok önemseyen taraf Altı Dildi. Onun iyiliği için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarından şüphe yoktu. Hatta bu amaçla o usta şifacıyı bile bulmuşlardı——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Doğru ya, adı Mavi Yılan-san’dı, değil mi? Az önce ayaküstü karşılaştık da Crusch-san’la o mu ilgileniyordu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “&#8230; Mavi Yılan’la mı karşılaştınız?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Eh? Evet, gerçi ayrılmadan hemen önce ayaküstü yanından geçip gittim. Benimle tek kelime bile konuşmadı. Ak Koyun da söylemişti gerçi, biraz <em><u>utangaç</u></em> biriymiş sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “&#8230;Öyle de denebilir. Genel olarak yanılmış sayılmazsınız. Crusch-sama’nın durumuyla bizzat Mavi Yılan ilgileniyor. Gönlünüzü ferah tutun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlardan çekinen ya da onlardan pek hazzetmeyen Mavi Yılan’ın Subaru’yla karşılaşması büyük bir sürpriz olmuş olmalıydı, zira Russell’ın cevap vermeden önce ilk kez bir anlığına duraksaması Subaru’ya bir bakıma ferahlatıcı gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Mavi Yılan’ın Crusch’la ilgilendiğini duyup bir yandan rahatlarken diğer yandan da——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ferris de epey endişeleniyordur şimdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch tarafından tek ve biricik Şövalyelik görevinden azledilen ve Subaru’nun aralarını düzeltme teklifine omuz silken Ferris&#8230; Kraliyet Başkentindeki mezarlıkta yollarını ayırdıklarından beri nerede olduğu meçhuldü ama hâlâ başkentin içinde bir yerlerde olduğundan şüphe yoktu. Elbette ki mevcut kargaşanın haberleri şimdiye dek onun da kulağına çoktan ulaşmış olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En azından Wilhelm’la bir araya gelip fevri bir harekette bulunmaktan kaçınması en iyisi olurdu—— diye aklından geçirdiği sırada&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Durduk mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabasının durduğunu hissetmesiyle aniden kaskatı kesilen Subaru, beklenmedik herhangi bir duruma karşı hazırlıklı olmak için hemen kollarını Beatrice’in omuzlarına doladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Subaru’nun bu tepkisine karşı, karşısında oturan Russell “Sakin olun” diyerek gülümsedi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Kraliyet Başkentinin ana kapısının önündeki kontrol noktasına gelip sıraya girmişiz. Normalde de kalabalıktır ama epeyce bekletileceğiz gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Epeyce bekletileceğiz derken&#8230; hava kararmak üzere olmasına rağmen gerçekten de herkes Kraliyet Başkentinden çıkmaya mı çalışıyor?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Kulağı delik olanlar, hızlı karar verenler, kârı ve zararı ayırt edebilen keskin gözlüler&#8230; Sınırlı bir kesim olsa da bu tür insanlar için gece veya gündüz fark etmez. Yarın bu hava biraz daha yayıldığında muhtemelen daha da büyük kitleler harekete geçmeye başlayacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Sanki İmparatorluktaki olayların bir tekrarını yaşıyoruz, doğrusu. O zaman da insanlar İmparatorluk Başkentinden sürüler hâlinde kaçmıştı, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Benim de aklıma aynısı gelmişti. Doğal olarak buranın İmparatorluk Başkentiyle aynı kaderi paylaşmasını istemiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice’in söylediklerini başıyla onaylayan Subaru, Vollachia İmparatorluğunun başkenti Lupuganada yaşanan olayları anımsadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük Felaket’e önderlik eden Sphinx’in ellerinde İmparatorluk Başkentinin Nafâni Şehrine dönüştürülmesi ve Abel’in emriyle imparatorluk halkının başlattığı kitlesel tahliyeler, hafızasında hâlâ tazeliğini koruyordu. Ne var ki bu; sadece Vollachia’nın yukarıdan aşağıya, katı bir hiyerarşiyle yapılandırılmış olması sayesinde sorunsuz ilerleyen bir şeydi ve aynı başarıyı Lugunica’da beklemek zor olacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha da kötüsü -nafânilerin aksine- Capella’nın Sevgili Çocuklarını görünüşlerinden ayırt etmenin hiçbir yolu da yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Crusch-sama’nın İlahi Koruması tam da bu yüzden var, biz de tam da bu yüzden varız. ——Natsuki-dono; size bunu söylememe gerek dahi yok sanırım ama ne olursa olsun, her zaman en iyisini aramaktan vazgeçmeyin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ses tonunu biraz alçaltan Russell’a, Subaru doğrudan baktı. Russell bu sözleri bir tüccar edasıyla değil de istihbarat teşkilatının lideri—— Altı Dil’in başı olarak dile getirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözler, muhtemelen bu tutumun her şeyden önemli olduğunu kendine de hatırlatmak amacıyla söylediği sözlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Aramak&#8230; en iyisini aramak&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet, aynen öyle. Krallık uğruna, gelecek uğruna ve değer verdiğiniz o kişiler uğruna; sebebi ne olursa olsun, nihai hedefe ulaşmak adına her zaman en iyinin peşinden gidin. Hedefe ulaşmak acı verici seçimler yapmayı gerektirse bile, o seçimleri bile göze alabilmelisiniz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soğukkanlı, en ufak bir sıcaklık bile barındırmayan bir tonla konuşmuştu. Ancak bu, Subaru’nun kalbine dokunmadığı anlamına gelmiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Coşku dolu, duygulara hitap eden sözlerin etkileyici olacağı şüphesizdi. Ancak Russell’ın sözlerinin böyle bir sıcaklıktan yoksun olmasının sebebi, onları zaten şekli değiştirilemeyecek kadar dövüp çelik gibi sertleştirmiş olmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demir en uygun zamanda dövülmeliydi, böylelikle istenen şekli de vermiş olurdu. ——Ancak şeklini çoktan almış soğuk bir demiri tekrar ısıtıp dövmenin, bile isteye o sabit şekli bozmanın bir anlamı da yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “——Kontrol noktasına geldik gibi. İşlemleri hallederim, lütfen bekleyin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dur kalk, sonra bir daha dur kalk&#8230; Bu döngüyü tekrarlayan ejder arabasının küçük penceresinden sürücü tarafından çağrılan Russell, ayağa kalktı ve yolcu kabininden indi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun arkasından bakan Subaru da derin bir iç çekti. Sonra yanındaki Beatrice lafa girdi,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Aman ne güzel, doğrusu. O adamın&#8230; Roswaal’ın arkadaşı olmasına şaşmamalı, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Senden de bu beklenirdi, Beako. Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Baktıkları yön farklı olsa da izledikleri <em><u>yollar</u></em> birbirinin aynısı resmen&#8230; En iyisini aramak, ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Subaru zaten bunu hep yapıyor, doğrusu. Betty sana kefil olur, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki Subaru’ya tembellik ettiği söylenmiş gibi Beatrice epey gücenmiş görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette Russell’ın niyeti bu değildi ve Beatrice de bunu biliyordu. Ancak aynı zamanda, elinden bir şeyler gelen insanların her zaman bu tür iç sıkıntılarına mahkûm olacağının da farkındaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Denetim oldukça sıkı gibi görünüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru ayağa kalktı ve sürücü koltuğuna açılan küçük pencereden dışarıyı göz ucuyla süzmeye başladı. Beatrice de yanından uzanıp “doğrusu” mırıltısıyla dışarıya göz attıklarında, Kraliyet Başkentinin ana kapısındaki standart işlem gişelerinin yanında geçici olarak kurulmuş bir gözcü kulesi ve denetim noktası gördüler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gişelerde sadece geçiş izinlerinin ve kargo manifestolarının teslim edilmesi isteniyordu, normal şartlarda Kraliyet Başkentine giriş çıkışlar asla bu kadar katı olmazdı. Ancak Soylu Mahallesinin girişinde uygulanan o üst düzey güvenlik önlemleri, artık buraya kadar taşınmış gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet, bu durum bizi de son derece endişelendiriyor. Bu sebeple hızlı hareket etmek biz tüccarların doğasında vardır. Gerekli geçiş belgelerimiz ve manifestomuz hazır. Bütün kargolar hâlihazırda onay mühürleriyle etiketlendi, yine de her şeyi tekrardan kontrol etmek ister misiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru baktığında Russell kontrol noktasındaki nöbetçi muhafızla bunları konuşuyordu ve denetimin sorunsuz ilerlediği anlaşılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hemen yanında duran Ak Koyun, Algı Engelleme cübbesinin altından Russell’ın muhafızın önüne ardı ardına serdiği belgeleri taşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sessiz ama tartışmasız derecede baskın ve tehditkâr tavır karşısında muhafızın kafası karışmış ve bunalmış görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Muhafız:</strong> “Belgelerde bir eksik göremiyorum ve Ticaret Loncasının mührü de geçerli görünüyor. Manifestodaki ürünlere gelince&#8230; çoğunlukla tıbbi malzeme mi taşıyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Daha da önemlisi, teslimat hızının doğrudan insan hayatıyla bağlantılı olduğu malzemeler bunlar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ticaret Loncasının başkan ünvanını kullanan ve dahası kargonun içeriğini ahlâki meseleye bağlayarak konuşan Russell’a karşı, muhafız tek kelime edecek bir açık bulamıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve en nihayetinde, işin zirve noktasında――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Yalvarıyorum size&#8230; bu ilaçlar olmazsa köyümdeki herkes!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesini titreterek konuşan Ak Koyun, hiç de rol yapıyormuş gibi görünmeyen bir tavırla muhafızın ellerine sarılarak yalvarmaya başladı. Bu içten yakarışı gören muhafızın yüzündeki tereddütse nihayet tamamen silinip gitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun ellerini tutarken muhafız oldukça ciddi bir ifadeyle boğazını temizleyerek…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Muhafız:</strong> “P-Pekâlâ. Ortada herhangi bir sorun görünmüyor. Geçişinize izin veril――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “――O kadar acele etme! Prosedürleri öylece es geçebileceğini sana kim söyledi?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhafız tam geçiş izni verecekken ve Ak Koyun bu habere sevinecekken aniden araya bir engel girdi. Yandan uzanıp araya giren kolun sahibi, yaşlı bir adamdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhtemelen bu muhafızın rütbece üstü olan biriydi. Nöbet kulübesinden fırlayıp gelen bu komutan, astının elindeki belgeleri çekip aldı ve içeriğini gözden geçirirken,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Komutan:</strong> “Ticaret Loncasına ait belgeler ve denetlenmiş bir kargo ha? Ama kural kuraldır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Böyle düşünmeniz takdire şayan fakat sence böylesine kuralcı bir yaklaşımın işe yarayacağı bir durumda mıyız?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Komutan:</strong> “Tam da bir tüccara yakışacak sözler. Ancak tüccarların kendilerine has yöntemleri olduğu gibi, biz muhafızların da onuru vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Öyle mi? ――Harikaymış.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Komutanın sözleri üzerine muhafız saygıyla başını eğerken Russell da durumu kabullendiğini belirtti. Görüş açısının kenarındaki Ak Koyun’un yüreğinin ağzına geldiği çok belliydi, aynı gerginlik Subaru’yla Beatrice için de geçerliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerekli belgelerin tam olduğunu ve dikkat dağıtmak için paravan arabaların da hazır bulunduğunu biliyordu ama yine de&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “V-Vaziyet vahim&#8230; Beako! Çabuk ol da <em><u>cebime</u></em> gir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Hemencecik paniğe kapılıyorsun, sanırım! Betty ne kadar şirin ve minik olsa da oraya sığamaz, doğrusu! Ondan ziyade biraz daha ağırbaşlı dur――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabasının incelenme ihtimali yüzünden telaşa kapılan Subaru’yla Beatrice âdeta birbirine girmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O esnada Subaru’yla Beatrice’in yaydığı gergin titreşimleri sezmiş olacak ki aniden arkasını dönen Russell, kafiledeki herkese güven vermek istercesine hafifçe el salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, bunu görünce bir planı olduğuna kanaat getirip rahatlarken tam o anda olan oldu――</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Bekleyen kafilenin arkasından güçlü bir sarsıntı, parçalanma sesleri ve bir sürü çığlık yükseldi.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başlangıçta Subaru bu sarsıntıyı ejder arabasının harekete geçmesine, o gürültüyü arabanın gıcırtısına ve duyulan çığlıkları da bir nevi sevinç nidasına yormuştu; neredeyse her şeyi tamamen yanlış yorumlamak üzereydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şey böylesine aniden, hiçbir belirti göstermeden gerçekleşivermişti ki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “N’oluyor?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şoktan rengi atan Subaru, kucağında Beatrice’le ejder arabasının koltuğuna fırladı ve arkadaki büyük pencereden kafilenin arkasına―― kargaşanın geldiği tarafa baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerinin önüne serilen manzara; darmadağın olmuş bir kafile dizisi, gökyüzüne yükselen toz ve duman bulutu, bu dumanların içinden can havliyle fırlayan insan silüetleri ve ardında yarı yarıya yıkılmış gibi duran bir binaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu bir&#8230; kaza mıydı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Öyle görünüyor, sanırım. Tekerleği veya benzer bir sorun yaşayan ejder arabası yüzünden zincirleme bir kaza yaşanmış olmalı, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ve gidip de yol kenarındaki binaya toslamışlar, öyle mi? Çok fena, bir sürü yaralı olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tıpkı Russell’ın belirttiği gibi, başkentin içindeki kargaşa yüzünden yaşanan bu olağandışı izdihamın bir sonucuydu bu. Trafiğin kilitlendiği bu bekleme sırasının ortasında meydana gelen tek bir kaza, hâliyle büyük bir zincirleme kazaya yol açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaç kişinin yaralandığı bilinmiyordu ama hemen gidip kaza yerindeki insanları kurtarmaları gereki――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “――Natsuki-dono, geçiş iznini aldık. Arabalarımız hareket ediyor. Lütfen yerinize oturun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Panik içinde ne yapacağını bilemeyen Subaru’yla Beatrice’in yanına, arabaya geri dönen Russell işte bu sözleri söylemişti. Bunu duyan Subaru “Russell-san” diye seslenecekken&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Eh?.. Az önce ne dediniz? Ejder arabaları hareket mi ediyor?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet. Görevliler arkadaki kazaya müdahale etmek için gittiler. Belgelerinde eksik bulunmayan bizim geçişimize müsaade ettiler. Hem zaten bu sıkışık sırayı da açmaları gerekiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “İyi de&#8230; ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Ortada yaralılar var, sanırım. Kafiledeki kargoların tıbbi malzeme olduğunu söylemiştin ya, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Hepsi birer bahaneydi. Taşınan kargo sadece envanter listesinde yazanlardan ibaret değil. Kargoyu açacak olurlarsa her şey gün yüzüne çıkar. Size daha önce de söylemiştim: Her zaman en iyisini aramalısınız diye, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünde ve sesinde en ufak bir sertlik barındırmıyordu fakat sözlerinin içeriği fazlasıyla keskin ve acımasızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sözler zihnine bıçak gibi işlerken Subaru bu acı pratiğin böylesine erken gelmesi karşısında yanaklarının kaskatı kesildiğini hissetti. ――Russell’ın ne demek istediğini anlıyordu. Evet, onu çok iyi anlıyordu ama yine de&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “――Ak Koyun, lütfen Natsuki-dono’ya durumu açıkla.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “――Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başını eğip sessizlik içinde dişlerini sıkan Subaru’nun bu tavrı karşısında iç çeken Russell, arkasına seslendi. Ve orada duran kişi, az önce ejder arabasının içine göz atan Ak Koyun’dan başkası değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boğazında nefesi düğümlenmiş bir hâlde, ıslak ve iri gözlerini Russell’a çevirdi. Ne var ki onun yüzüne bile bakmadan arkasını dönen Russell, bir kez daha “Ak Koyun” diyerek seslendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu duyan Ak Koyun; hızla arabanın içine sokulup elini, pencere pervazında duran Subaru’nun elinin üzerine koydu――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Subaru-san, lütfen beni dinleyin. Her şey yoluna girecek. Muhafızlar kesinlikle yardıma koşup icabına bakacaklardır. ――Her şey iyi olacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Ak Koyun… chan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acımasız bir karar veren Russell’a itaat eden Ak Koyun, Subaru’ya işte böyle yalvarıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir anlığına Subaru’nun içinde şiddetli bir isyan ateşi parlasa da Ak Koyun’un titreyen elleri ve sesi, aslında onun da bu durumu görmezden gelmek istemediğini açıkça gözler önüne seriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Umutsuzca, tüm gücüyle uğraşıyor ve her şeye rağmen en iyisine bağlı kalmak için elinden geleni yapıyordu. ――Öyleyse bu noktada Subaru ne yapmalıydı ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “――Subaru.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kucağındaki Beatrice ona bu şekilde seslendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerindeki bakış, Subaru’ya duyduğu güvenin ve sarsılmaz azminin bir ışıltısıydı. Subaru neyi seçerse seçsin onunla gideceğine, tıpkı o kanalizasyonda birlikte cehennemin dibine kadar yürümeye söz verdikleri ankiyle tıpatıp aynı ışıltıydı bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, günahın yükünü birlikte omuzlamak anlamına gelse bile Beatrice bundan asla çekinmezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Şimdilik, hareket etmeliyiz&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet, aynen öyle. Bu bilgece bir karar, Natsuki-dono. Şu anda yapılabilecek en iyi şey bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun’un elinin altında, pencere pervazında duran elini usulca indirdi Subaru. Onun bu hareketini fark eden Russell, rahatlamışçasına konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, doğruydu. Russell’ın söyledikleri tamamen haklıydı. Bu noktada ona uymak en doğrusuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kaza bir nevi ilahi bir lütuf olarak bile tanımlanabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zira arabaları neredeyse aranacak ve yakalanmalarına saniyeler kala gerçekleşmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhafızların tüm çabalarını kurtarma çalışmalarına yöneltmesi sayesinde buradan rahatlıkla sıyrılabileceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Her şey, Kraliyet Başkentini ve Krallığı kurtarmak uğrunaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu yüzden——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geri çekilmenin en doğrusu olduğunu kabul etmeye kendini zorladığı, kendiyle hesaplaştığı tam o anda gözlerini bir türlü alamadığı pencerenin dışındaki o manzarayı gördü Subaru.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Beyaz cüppesinin eteklerini dalgalandırarak doğrudan kaza alanına koşan Mavi Yılan’ın silüetini gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">――</p>



<p class="wp-block-paragraph">――――</p>



<p class="wp-block-paragraph">――――――<em>Ne kadar da aptalsın, Natsuki Subaru.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Her zaman en iyisini arayıp bulmamız gerektiğini söylemiştin, değil mi Russell-san?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “?.. Aynen öyle. Kararınız gayet doğru. Derhâl yola çıkacağız. Biz&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “ÖYLEYSE!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “——Hık?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Öyleyse benim için en iyisi&#8230; BURADA KURTARABİLECEĞİM HİÇ KİMSEYİ GERİDE BIRAKMAMAKTIR!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu avazı çıktığı kadar bağırarak söyleyen Subaru, az önce indirmek üzere olduğu elini yeniden pencere pervazına koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından kendi elinin üzerindeki elleri silkip atarak fal taşı gibi açılmış gözlerle ona bakan Ak Koyun’a ve hemen ötesindeki Russell’a “Kusura bakmayın!” diye bağırıp&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hadi gidiyoruz, Beako! Gücünü bana ödünç ver!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Seve seve, sanırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kucağındaki Beatrice’le birlikte arabanın penceresinden kendini dışarı attı Subaru. Arkasından Russell’ın kendisine seslendiğini duyabiliyordu ama durmadı. Duramazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kazalar ilahi bir lütufmuşmuş. Nasıl bir saçmalıktır bu. Kazalar birer trajedidir. Kesinlikle kurtuluşa götüren bir yol falan değildir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sen haklıydın! Ben yanılmışım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğrudan oraya koşan Mavi Yılan’ın sırtını görmemiş olsaydı bunu fark edemeyecekti bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi Yılan yüzde yüz haklıydı. Sadece o sırta bakmak bile utançla dolup taşmasına yetiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ne kadar da aptalsın, Natsuki Subaru.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Neden bunu anlayamıyorsun ki&#8230;&nbsp; Natsuki Subaru.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Canlarını feda etmeye gönüllü insanlar olsa bile bu senin huyunu değiştirmez ki.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>——Bu hiçbir şeyi ama hiçbir şeyi değiştirmez ki.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “N’oluyor be!? Oy, burası çok tehlikeli! Muhafız olmayanlar derhâl——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Burada yaralılar var, değil mi! Yardım edeceğim! Herkesi çekip çıkaracağız buradan!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toz dumanla kaplı kaza alanının hemen önünde eliyle ağzını kapatan o muhafız—— yani az önce ejder arabasının geçişini engelleyen yaşlı komutan, yanına koşa koşa gelen Subaru’yu görünce gözlerini kocaman açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kucağında küçük, şirin bir kız çocuğuyla birdenbire ortaya çıkan bir adamdı sonuçta; karşı tarafın afallaması son derece doğaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu şaşkınlık, Subaru ve Beatrice’i durdurmak için geçerli bir sebep değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Büyü kullanabiliyor! Kesinlikle işe yarayacaktır! Yardım etmemize izin verin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Muhafız:</strong> “——Çıh, ne kadar çok el o kadar iyidir. Gelin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O anlık tereddüt, yaşlı muhafızın insan hayatına kıymet veren tutumunun karşısında kâğıttan bir duvardan farksızdı. Tek bir nefeste o tereddüt duvarını yıkıp geçen komutanın yönlendirmesiyle, Subaru ve Beatrice hemen kaza alanına daldılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toz dumanın havaya uçuştuğu, acı inlemelerin ve çocuk ağlamalarının yankılandığı o alan, tıpkı uzaktan gördükleri gibiydi: Tekerleği yüzünden tek bir ejder arabasının sebep olduğu zincirleme bir kaza ve bu kazaya kurban giderek yarı yarıya çökmüş bir binanın oluşturduğu felaket tablosuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanlar içinde kalanlar ve bitkin düşüp hareketsiz yatan insanlar vardı. Huzursuzca tepinen yer ejderleri, dört bir yandan yükselen yardım çığlıkları ve öfkeli bağırışlarla ortam korkunç bir kargaşaya dönüşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu manzarayı kendi gözleriyle görünce nereden başlayacağını bilemeyerek, nereye yardım eli uzatması gerektiğini düşünerek bakışlarını etrafta gezdirdi——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——BURAYA! Gelin de buraya yardım edin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ses her şeyden daha gürültülüydü, birbirine karışan o ses şapkasını yararak doğrudan Subaru’nun kulak zarlarını delip geçmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O tarafa baktığında havada uçuşan toz dumanın ardında yere çömelmiş, beyaz cüppesine bürünmüş hâlde molozların altında kalan bir yaralıya ellerini uzatan o kişiyi—— Mavi Yılan’ı gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mavi Yılan’ın yanına koşan Subaru yaralının durumunu gördü—— kırık bir kiriş parçasının gövdesini delip geçmesiyle bolca kan kaybeden ağır bir yarası vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Yılan:</strong> “Beatrice-chan’ın büyüsüyle şu kirişi hafifletip çıkarın! Yapabilirsin, değil mi?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Evet, yapabiliriz! Yapmasına da&#8230; sen bunu nereden&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mavi Yılan:</strong> “Ahhh, yeter artık! Çok kalın kafalısın be!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öfkeyle bağırıp hemen ardındaki saniyede, ağır yaralının yaralarına şifa büyüsü uygulamaya devam eden Mavi Yılan, şapkasını hızla çekip çıkardı. Altından boynuna kadar inen keten rengi saçları ve o saçları yararcasına varlıklarını belli eden yarı insan kedi kulakları ortaya çıktı——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Ferris?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük bir şok içinde kalan Subaru’nun dudaklarından bu isim dökülüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa orada olacağını hiç ummadığı o tanıdık yüzdü bu—— ölmekte olan canları kurtarmak için herkesten daha hızlı olay yerine koşan kişi, Mavi ünvanlı Ferris’ti, canla başla kendini paralıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">#Evet! Yaklaşık bir ayın ardından toplu bölümlerle Kısım 10’a dönüş yaptık, güncele de bir bölüm kaldı. O da yakın zamanda gelecektir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">#Subaru ne kadar olayları zora soksa da neyse ki bildiğimiz şekilde davranmaya devam ediyor. O usta şifacının Ferris olduğunu tahmin etmiştim, Subaru her zamanki gibi çok geç fark etti. Ayrıca Ferris’in isminden de kod adından da kısaca bahsetmek ve fikrilerimi belirtmek istiyorum. Yıllarca Ferris olarak yazıldı fakat alternatif olarak yazılma şekli tahminen Felis şeklindedir. Neden derseniz Felis, Latincede “kedi” anlamına gelir. 1799 yılında da Fransız gökbilimci Jérôme Lalande gökyüzünde hiç kediye benzer bir takımyıldızı olmadığı için üzülmüş ve haritaya yerleştirmiş. Gökyüzünde kendisi Antlia ile Hidra takımyıldızları arasında yer alıyor. Fakat kendisi modern takımyıldızlarında yer almamaktadır ancak en parlak yıldızı HD 85.951’e 2018 yılında Felis adı verilmiştir. Bu da Hidra takımyıldızının bir parçası yapmıştır onu. Fakat ne tesadüftür ki Hidra da bildiğiniz üzere su yılanıdır, yani bir nevi maviliklerde yaşayan “Mavi Yılan”dır. Zaten aynı Hidranın başları kesilince yenilenmesi gibi Felis’in de Ölümsüz Kralın Ayiniyle bir geçmişi olduğunu, yani kendini ölümsüze yakın şekilde iyileştirdiğini biliyoruz. Suyun İlahi Korumasından ötürü de vücuttaki suyu kontrol ederek başkalarına zarar verebileceğini de biliyoruz. Felis ile Hidrayı artık nasıl yorumlamak isterseniz öyle yorumlayın çünkü bundan tonca şey çıkabilir. O hâlde sonraki bölümlerde görüşmek üzere!</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/">Kısım X, Bölüm 23 – “En İyisini Ara”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-23-en-iyisini-ara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 22 – “Temelin Atılışı ve Reddediş”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8689</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/">Kısım X, Bölüm 22 – “Temelin Atılışı ve Reddediş”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/">Kısım X, Bölüm 22 – “Temelin Atılışı ve Reddediş”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/">Kısım X, Bölüm 22 – “Temelin Atılışı ve Reddediş”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="591" height="905" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/Resim1.jpg" alt="" class="wp-image-8690"/><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/Ro_ka_ro_ka">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Bu; Altı Dil’in sığınağında Natsuki Subaru’nun Lugunica Krallığı’nı yiyip bitiren devasa tehlikeye dair bilgilendirildiği anla aynı zamana denk gelen, Kraliyet Başkenti Lugunica’nın ticaret bölgesinden bir kesitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“――Düşman nası’ yaptıysa yaptı, Ejderha Yazıtı’nı çoktan ele geçirip tüm yetkiyi avcuna aldı. Şu an Kraliyet Sarayı’nın içinde bulundu’u durum bu. Bilginin eksik yerlerini kendi tahminlerimle dolduruyo’m ama yine de genel hatlarıyla yanıldı’mı sanmıyo’m.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“&#8230;Öyle görünüyor. Bu, neden peşimize düştüklerini de açıklar. En azından Kraliyet Sarayı’nın emir komuta zincirinin ele geçirilmiş olduğunu varsaymalıyız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“Garfiel, iyi misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Ha? A-Ah, iyi’m&#8230; yoo, açıkçası aklımın ucundan dahi geçme’cek bi’ skalada konuşuyo’nuz&#8230; bu yüzden ne desem bilemiyo’m.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başını iki yana isteksizce sallayan Garfiel, fazlasıyla dürüst duygularını açığa vurdu. Ancak Otto, küçük kardeşi gibi gördüğü çocuğun böyle hissetmesini son derece doğal buldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230;İçinde bulunduğumuz durum düşünüldüğünde normal.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası kafa karışıklığı ve şaşkınlıkla boğuşan yalnızca Garfiel değildi, Otto da aynı durumdan muzdaripti. Aralarındaki tek fark, kamptaki rolleri gereği Otto’nun düşünmeyi bırakamamasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu an köşeye sıkışmış olmalarına rağmen Garfiel üstüne düşen görevi eksiksiz yerine getirmişti. ――Yoo, yalnızca Garfiel da değil. Herkes tek yürek olmuş, elinden gelenin tamamını ortaya koymuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görevini yerine getiremeyen tek kişi, utanç verici biçimde silahı elinden alınmış olan kendisiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“――Çıh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odanın duvarına sırtını dayamış, tek dizini kucaklayarak oturan Garfiel’ın boğazından acıyla karışık bir inilti çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Garfiel gibi akıl dışı bir dayanıklılığa ve iyileşme gücüne sahip biri düşünüldüğünde yüzünden şiddetli bitkinlik ve acı izlerinin silinmemesi normalde imkânsızdı. Bu da Garfiel’a o darbeyi indiren rakibin―― Reinhard’ın sahip olduğu gücün, akıl sınırlarını aşan olağanüstü bir şey olduğunu gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Reinhard’ın Ottogillerin önünü kesmesinin, ellerindeki tüm kozları kullanarak onu zar zor aşmalarının üzerinden bir süre geçmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir dakikadan bile kısa süren bir savaştı ama bittiğinde herkes perişan olmuştu. Özellikle Reinhard’la kafa kafaya çarpışan Garfiel’ın hâli berbattı. Otto’ysa her ne kadar rakibin gardını düşürmek için bilerek hamle yapmış olsa da çenesinin ucunu sıyıran tek darbeyle hareket edemez hâle gelmiş olmaktan utanç duyuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zar zor koparıp aldıkları zafer, üstelik beklenmedik takviye birliklerinin gelişi sayesinde mümkün olmuştu. O duruma düşülmüş olması da dâhil olmak üzere, Otto’nun ders çıkarması gereken şeyler fazlasıyla çoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de şu anda böyle bir muhasebe yapabiliyorlarsa bu ancak kendilerine katılan takviye birliklerinin onlara geçici olarak güvenli bir sığınağa getirmesinden dolayıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“&#8230; Onu atlatıp buraya gelebilmeniz bile büyük iş yahu. Kendisine zorla biçilen bir görev de olsa sıradan askerlerden oluşan yüz kişinin bile elinden bir şey gelmezdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Ne olursa olsun, asla oynamamamız gereken bir kartı oynadık onun yüzünden. O kızın kendi hayatından vazgeçtiği şey çok büyüktü. Ben o kişiyi asla affedemem.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“&#8230;Öfkende gayet de haklısın. O da nefret edilmeyi göze almıştır. Kılıç Azizi olmak budur işte. Benim bile Kılıç Azizi’ne duyduğum öfke hiç sönmüş değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Bu&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşısındaki kişinin koca avucunu kendi kel başına götürmesiyle Otto sessizce gözlerini kıstı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devamında soracağı şey bir soru muydu yoksa bir çıkarım mıydı fark etmezdi. Her hâlükârda ağzını kapatmasının nedeni, söylememesi gereken bir şeyi çoktan ağzından kaçırdığının farkına varmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>????: </strong>“――Sanırım bahsettiğiniz öfke Reinhard’a değil de karıma yönelik, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağzını kapatan Otto’nun yerine giriş kapısını açan yaşlı kılıç ustası―― Wilhelm, kesinlik dolu bir sesle konuşmayı devralıp o gerçeği dile getirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Odaya giren Wilhelm’ın yanında Rem ve kısa saçları olan, yaşlı bir adam vardı. Önce Rem’i içeri aldıktan sonra adama dönerek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Conwood sana da zahmet verdim, kusura bakma. Bize sığınak sağladığın için minnettarım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Conwood: </strong>“Ha, bir zamanlar küstahlığın ve bencilliğin vücut bulmuş hâli olan Wilhelm Trias-san’dan böylesine kibar teşekkür duymak da&#8230; yarın kar bile yağar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Sen ne&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Conwood: </strong>“Şaka yapıyorum. ――Hem bu doğal olan. Doğal olan bu, Wilhelm. Benim sana yardım etmem, teşekkür gerektirmeyecek kadar doğal bir şey.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Samimi bir üslubun ardından sesi böyle titreyen adamın sözleriyle Wilhelm’ın yanakları gerildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adam, eski dostunun bu tepkisini eğlenceli bulmuşçasına gülümsedi. Ardından odadaki Otto ve Garfiel’a bakarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Conwood: </strong>“Sizin yoldaşınız Natsuki Subaru-dono’ya Beyaz Balina Avı sırasında borçlanmıştım. Öylesine büyük bir borç ki bu, ömrüm boyunca ödesem anca öderim. Kimsenin buraya girmesine izin vermeyeceğim, içiniz rahat olsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230;Dükkân sahibi, teşekkür ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Conwood: </strong>“Söyledim ya. Asıl teşekkür borcu olan benim&#8230; Natsuki Subaru-dono’nun Cadı Tarikatı’ndan olduğuna kimse inanmaz. Crusch-sama da öyle.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyleyen adam, Wilhelm’ın omzuna vurup kapıyı kapatarak dışarı çıktı. Kapının ardında kaybolduğunu gören Otto, “Rem-san” diyerek seslendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Wilhelm’ın rehberliğiyle ulaştıkları bu yer, sığınak olarak sunulan bir meyhanenin özel bir odasıydı. Ottogiller bu odada durum açıklaması yaparken Rem başka bir odadaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun nedeni――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Petra-chanlar iyi mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“&#8230;Şimdilik dinleniyorlar. Petra-chan kendinden geçmiş hâlde, Meili-chan da onu yatıştırmaya çalıştı ama&#8230; ikisi de uyuyakaldı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Demek öyle&#8230; anladım. Teşekkür ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Hayır, ben pek bir şey yapmadım. Daha da önemlisi görüşmeler nasıl ilerliyor?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“――Mevcut durumu teyit ettik denebilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Otto açık mavi gözlerini odanın derinliklerine yönelten, gergin yüzlü Rem’e böyle cevap verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rem’in bakışlarını takip ettiklerinde özel odadaki koltuklardan birine oturmuş olmasına rağmen başı hâlâ Otto ve Wilhelm’dan daha yüksekte duran iri yapılı bir adam vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kel başlı, güneşte yanmış gibi koyu tenli, yaşlı ve dev cüsseli bu adamın adı――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“――Valga Cromwell. Vaktiyle Krallığın iç savaşını büyüten başlıca sebeplerden biri.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“&#8230;Ne yazık ki kimden söz ettiğinizi bilmiyorum. Ben Rom-jii; varoşlarda yaşayan, iri yarı ihtiyarın tekiyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Ne kadar da utanmazca. Göğsünde açtığım yara nerede? Onu pek gösterişli olmayan beyaz göğüs kıllarının altında mı saklıyorsun?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Giderek daha da saçmalıyorsun. Benimle ilgisi olmasa da hiç yaşlanmasam keşke. Demek o meşhur Kılıç İblisi’nin zihni bile ilerleyen yaşına karşı koyamıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Seni şerefsiz――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“&#8230;İkiniz de lütfen kavga etmeyin. Yukarıda Petra-chanlar dinleniyor. Birbirimize düşmenin sırası değil, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir adım atarak ikilinin arasına giren Rem, iki adama sırayla sert bakışlar yöneltti. Onun keskin bakışı karşısında Wilhelm başını eğdi, dev cüsseli adam―― kendisine Rom-jii diyen yaşlı dev de öksürüp Rem’e uyacağını belli etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Araya giren Rem’in kararına minnettar olmakla birlikte, Otto az önceki o gergin atışmayı görünce bir bakıma ikna olmadan edemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Otto da Ejderha Dostu Lugunica Krallığı’nın vatandaşlarından biriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kılıç İblisi Wilhelm van Astrea’nın Yarı İnsan Savaşı’nın kahramanı olduğunu, Valga Cromwell’in de o iç savaşta Yarı İnsan İttifakı’nı yöneten kişilerden biri olduğunu biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Valga Cromwell’in bir şekilde hâlâ hayatta olabileceği aklının ucundan bile geçmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette, Rom-jii’nin kendisi Valga’yla bi’ ilgisi olduğunu reddediyordu ve bunu asla kabul etmeyecekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her neyse――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Size Rom-san diye hitap edeceğim ama&#8230; Wilhelm-san’ı takviye birlik olarak gönderdiğiniz için teşekkürler. O olmasa şimdiye dek işimiz bitmişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Abartıyorsun bile diyemem valla. Şu hâlinizle Saray’da yakalansaydınız Kraliyet Seçimi adayı veya şövalyesi olmayan kişileri istedikleri gibi ortadan kaldırıp üstünü de istedikleri gibi örtebilirlerdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“İstedikleri gibi ortadan kaldırmak&#8230; böyle bir şey&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“En kötü ihtimali hesaba katmak gerek. Bundan hoşlanmayıp iyimserliğe kaçsanız da karşı tarafın elini hafifleteceğine dair hiçbir işaret yok&#8230; Hele ki Miklotov öldüyse daha da öyle, de’ mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durumu karamsar olarak değerlendiren Rom-jii’nin sözlerine karşı Rem’in dili tutuldu ama Otto da onunla aynı fikirdeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsan her zaman en kötüsünü varsayarak ilerlemeliydi. Sonuçta, ölümün tam ortasında bir çıkış yolu bulmaya yarayan da buydu. Kendisi bile bunun karamsarlık olduğunu düşünüyordu ama.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Oy, Wilhelm-san, az önce harbiden kurtardın bizi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sırada duvar kenarında oturan Garfiel, hafifçe elini kaldırarak Wilhelm’a seslendi. Bu hitap üzerine Wilhelm, “Garfiel-dono” diyerek ona döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Yeteneklerimin yetersizliği adına özür dilerim. Reinhard’ı gafil avlayabilmek adına sizi de kesmem icap etti, yoksa kılıcım Reinhard’a ulaşmayacaktı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Ona ben de hazırdım, göğüs gerdim zaten sorun yok. O taraftaki yara ner’deyse kapandı bile&#8230; Ama Kılıç Azizi’nin elinin kenarıyla indirdi’ darbe hâlâ kapan’cak gibi değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Ondan önce, Wilhelm-san, sen n’apıyordun? Bizim Kaptanla sizin Düşes-san’ın birlikte kaçtı’ söyleniyo’ galiba ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Tabii. Benim tarafımda neler olduğunu da anlatayım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle diyen Wilhelm, ağırbaşlı bir tavırla hem kendisinin hem de efendisi Crusch’ın başına neler geldiğini, buraya kadar olan durumu anlatmaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Subaru-dono’yla Emilia-sama konağı ziyaret ettikten sonra, hepinizi uğurlayan Crusch-sama odasına kapandı. Elbette ben de dâhil, ev halkından hiç kimseyi yanına yaklaştırmadı; doğru düzgün yemek yemeyi bile ihmal ediyordu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Bu&#8230; fazlasıyla endişe verici olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Kesinlikle. Bu hâliyle devam edemeyeceğini herkes biliyordu. Bu yüzden Crusch-sama’nın babası olan eski Dük Meckart Karsten-sama’dan yardım istemek üzere gerekli yerlere gitmek adına konaktan ayrılmıştım. Fakat ben yokken――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“――Crusch-sama, tek başına konaktan ayrılıp Miklotov McMahon Bey’in malikânesine gitti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Aynen öyle. Haber kulağıma ulaştığında durum çoktan geri döndürülemez hâle gelmişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Wilhelm, pişmanlığını gizlemeyen bir ifadeyle kendi yetersizliğine yanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Crusch özellikle Wilhelm’ın bulunmadığı ânı kolladıysa illaki, er ya da geç olacak bir mevzuydu, yani onun suçlanacak bir yanı yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de sonuç bu hâle vardığına göre Kılıç İblisi’nin kendini suçlaması da kaçınılmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Doğal olarak da Crusch-sama’nın böyle çılgınca bir eyleme kalkışacağı düşünülemezdi. Ben de derhâl Kraliyet Sarayı’na çıkıp eski tanıdığım Bordeaux Zergev Bey’e başvurdum. Ancak sözümü dinlemek bir yana, dönüş yolunda askerleri peşime taktı. İşte o sırada da――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“――Ben seslendim ona. Açıkçası benim için de zor bir karardı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“&#8230;Ben de Krallık askerlerini zor kullanarak kesip yararak geçmek niyetinde değildim. Bu adamı gün ışığında görür görmez gözlerime inanamadım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“İkiniz de yeter artık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Silinemeyen öfkeyle eski mevzular, ikisinin sözlerine ister istemez zehir karıştırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rem’in hafifçe azarladığı adamları bir kenara bırakan Otto’ysa ikisinin nasıl bir araya geldiğini anlamıştı. Wilhelm’ın onlara katılana kadar yaşadıklarını da.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“O zaman Rom-san’ın tarafı nasıl? Epey bu duruma hazırlıklıymışsınız, daha doğrusu kararınız epey hızlı verilmiş diyeyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Şüphelenmene şaşırmam ama ben de sizin gibi son anda hareket edebildim, aramızda büyük bi’ fark yok. Fark etmemi sağlayan şey keskin burnum diyebilirim&#8230; Eskiden beri yaklaşan tehlikeyi sezme konusunda içgüdülerim epey kuvvetlidir. Bir süredir paslanmış olsam da son zamanlardaki karmaşayla pasımı söküyor gibiyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Anladım, demek öyle. ――Pekâlâ.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Koca omuzlarını çevirerek sakince böyle cevap veren Rom-jii’nin üzerine Otto daha fazla gitmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa şu anda aynı durumdalardı, konumları gereği karşıt kamplarda olsalar da. Kozlarını saklamaları doğaldı ve bunda kusur bulmak asıl problemdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En azından Rom-jii, eylemleriyle Ottogilleri o vahim durumdan kurtarmıştı. Şimdilik bu eylemden şüphelenmek yerine onu el üstünde tutmak gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Ürkütücü bir gençsin, biliyo’n mu? Gözlerin hiç gülmüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Kusura bakmayın. Tüccarlar, dışarıdakilere gülümserken içten içe kıs kıs gülerler ama son zamanlarda pek tüccar gibi kendimi sergileyemiyorum. Bu hâlime ben bile katlanamıyorum. ――Yine de yufka yürekli bir tüccar yakınlarını ölüme götürecekse şu an böyle birine hiç ihtiyacımız yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230;Kusura bakmayın, biraz fazla konuştum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Omuz silkerek cevap verdikten sonra Otto, az önceki sözlerin gereksiz olduğunu fark edip kendini uyardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca düşünce olarak kalsa neyse de dile döküldüğü anda söz de silahla aynı şeydi. Karşı karşıyayken aniden silahını çeken biri, delik deşik edilse bile şikâyet etmeye hakkı olmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan Dil Ruhu’nun İlahi Koruması aşılması, kendisinde sandığından daha fazla iz bırakmıştı. Kendisini İlahi Korumasına teslim etmenin tehlikeli olduğunu, âdeta büyü gibi kendine tekrar edip durmuştu ama son zamanlarda ona fazlasıyla yaslanmıştı. Şimdi de bunun bedelini ödüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“――Her hâlükârda burada bulunan sizlerin de bizlerin de konumu aynı. Efendilerimiz haksız yere karalanıyor, Kraliyet Sarayı da buna göz yumuyor&#8230; hayır, daha doğrusu bizzat öncülük ediyor. Amaçlarıysa Kraliyet Seçimi Adaylarını saf dışı bırakmak, Kraliyet Seçimi’nin doğrudan temelini yıkıp Krallığı ele geçirmek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Bu nedenle, Emilia-san da o kişi de karalanıyor&#8230; Wilhelm-san ve Rom-san’ın desteklediği kişiler de aynı durumda, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Emilia-sama, Felt-sama, Düşes-san&#8230; geriye Anastasia-sama’yla Kilise’nin yeni adayı Filóre-sama mı kalıyo’ yani?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Onu ben de merak ediyorum. Bilgeler Konseyi ya da yuvarlak masa toplantısına katılmış olanlar her türlü yolu mübah görüyorsa Anastasia-sama’yı karalamak için de sayısız yol bulurlar. Anastasia-sama Kararagi kökenli olduğundan Şehir Devletleri’nin Krallığı işgal etmeye hazırlandığını söyleyebilirler&#8230; ya da Vollachia İmparatorluğu’nda Emilia-sama’yla iş birliği yapıp Priscilla-sama’ya suikast düzenlediğini――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“――Hık, lütfen şaka yapmayın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aklına gelen kötü niyetli senaryoları sıralayan Otto’ya Rem böylece sesini yükseltti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açık mavi gözleri buğulanmış, nefesi hızlanmıştı. Yumruklarını sıkıca kavrayan Rem, Otto’nun varsaydığı Priscilla’nın ölümü―― ve bu ölümü aşağılayan söylemleri karşısında öfkesini açıkça gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Priscilla-san’ı&#8230; o kişinin ölümünü aşağılamalarına ve kullanmalarına asla izin vermem! Gerçekten böyle bir şey söylemeye kalkarlarsa onları affetmem!.. Abel-san’ın kulağına giderse de Vollachia’yla savaş çıkar!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Açıkçası bu hiç de şaka denecek kadar uzak değil. İmparatorlukla dostluk antlaşması yapma başarısını beraberinde getiren Emilia-sama’ya kötü muamele etmek, Emilia-sama’yı tanıyan İmparatorluğun yüzüne tükürmekle aynı şeydir. Savaş başlatmak için aptalca bir sebep olsa da tarihte savaşların aptalca sebeplerce çıktığı birçok örnek var. Üstelik&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“――Varsayalım ki savaş çıktı, Reinhard var. Kraliyet Sarayı’nı ellerinde tutmak, Kılıç Azizi’ni hareket ettirebilmek anlamına da gelir. Bugüne kadar böyle olmaması için Kılıç Azizi’ne emir verme yetkisi sıkı şekilde denetleniyor gibiydi ama&#8230; artık düşman yetkiyi ele geçirdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Böyle bir şey&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gerçekten de en kötü ihtimalden ibaretti ama Rom-jii, Otto’nun bu düşüncesini reddetmek bir yana eksik kalan kısımları tamamlayarak kâbusun yolunu döşedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylesine korkunç ihtimal karşısında az önce Reinhard’la tek bir çarpışmayla bile az daha canlarından olacak olan Rem’le Garfiel’ın dili tutuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca tek bir kişi――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“――Korktuğum gibi Kılıç Azizi’nin İlahi Koruması, ha?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kılıç İblisi, neredeyse kimsenin duyamayacağı bir sesle böyle mırıldandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230;Duruma bakılırsa düşmanın Kraliyet Seçimine saldırma niyeti olduğu açık. O hâlde kısa süre önce sahneye çıkan Filóre-sama ve onu destekleyen İlahi Ejderha Kilisesini düşman olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca, şunu da teyit etmek istiyorum: On beş yıl önce kaybolan prenses――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“――Felt, Felt’tir; o kadar. Bundan başka bi’ cevap yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sessizliğin konuşmayı durgunlaştırmasını istemeyen Otto, durumu toparlayıp gerçekleri teyit etmeye çalışmıştı ancak Rom-jii’nin bu sözü onu sert ve açık bir biçimde kesti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunun üstüne binen inkârla beraber sadece bununla yetinmenin fazla haksızlık olacağını düşünmüş olmalı ki Rom-jii, kendisine çevrilen bakışlara “Yine de” diye ekleyerek devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“İlahi Ejderha Kilisesinin kayıp prensesi sakladığı mevzusu bana saçmalık gibi geliyor. Kraliyet Sarayı’yla arasına mesafe koymuş olsa bile Kraliyet Seçiminin başlamasının üzerinden bir yıldan fazla süredir bu meseleyi gizli tutmaları, Krallığın varlığının tehlikede olduğu bir durumda kabul edilemez.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kesin bir görüşle belirsiz bir tavrı aynı anda sergileyen Rom-jii’nin bir şey sakladığı apaçıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğal olarak da yaşlı deve yönelen Kılıç İblisi’nin bakışları daha da keskinleşti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">On beş yıl önce, Kraliyet Şövalyelerinin başı olan Wilhelm’ın kayıp prensesi arama çalışmalarından sorumlu olduğunu duymuştu. Felt’le Filóre’nin üzerine düşen bu prenses şüphesinin cevabını öğrenmek istemesi, herkesten daha güçlü olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan Yarı İnsan İttifakı’nın üç büyüklerinden biri olduğundan şüphelenilen kişinin yüreği de o bakışlardaki saplantıya yenilip ağzından laf kaçıracak kadar zayıf değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her hâlükârda――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“&#8230;Durumun ciddiyetini kavradım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küçük bir nefes veren Rem, sırtını dimdik doğrulttu; duygularını zorla kenara bırakmış gibiydi. Ardından Ottogillere, odadaki diğer herkese sırayla göz gezdirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Açıkçası, şu an burada olmayan o kişi için de çok endişeleniyorum ama Saray’daki Emilia-san da Nee-sama tehlikede da tehlikede, değil mi? İkisini nasıl&#8230; hayır, Felt-san da var. Onları oradan nasıl çıkaracağız ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Karşıda Reinhard’dır, şövalye birliği Komutanıdır, böyle adamlar oldukça direkt ön kapıdan dalmak seçenek olmaktan çıkıyo’. Bu, ‘Gaddogi Guadozeado’nun dağlarda saklanma’ hikâyesine döner, bi’ yol lazım bize Otto Abi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reinhard’la savaşın yükünü hâlâ taşıyan Garfiel, Rem’in fikrine katılarak bundan sonraki planı bekleyen gözlerle Otto’ya baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette ikisi de Saray’da alıkonulan Emilia için endişeliydi ancak daha da önemlisi, hizmetkâr olarak yanında giden Ram’ın akıbetini merak ediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ikisine bunu söylemek Otto için gerçekten çok acıydı ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“――Hayır, bundan sonra önceliğimiz Kraliyet Başkentinden kaçmak olacaktır. Kraliyet Sarayı’ndaki Emilia-sama’yı da, Ram-san’ı da, Felt-sama’yı da çıkaracak durumumuz ve zamanımız yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel ve Rem: </strong>“Ne――?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözleri şaşkınlıkla açılan Garfiel ve Rem aynı anda böyle bağırdı. Hemen ardından Garfiel elini duvara koyup ayağa kalkarak “Otto Abi!” diye kükredi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Kaçmak mı&#8230; kurtarmaya gitmeyece’z mi?! Ne demek istiyo’n la’!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Ne demek olduğu ortada. Söylediğim gibi. Şu an bizim, Saray’da tutsak tutulan Emilia-samaları çıkaracak hazırlığımız da yok, savaş gücümüz de yok. Hazırlayacağım her yarım yamalak bir plan, zor kullanılarak parçalanacaktır ve en sonunda hepimiz düşmanın eline düşeceğiz. Kaybedeceğimiz bir savaşa giremeyiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Kaybedeceğimiz bir savaş&#8230; ama hâlâ orada Nee-sama ve Emilia-san var&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Biliyorum. Ama düşman Kraliyet Sarayı’nı çoktan ele geçirmiş olsa bile Kraliyet Seçimi Adaylarına kolay kolay el uzatamaz. Reinhard-san düşmanın avcunda olsa bile böyle bir şey yapmalarına müsamaha göstermeyecektir. Özgürlükleri kısıtlanacak ama Saray’da oldukları sürece Emilia-samalara dokunma ihtimalleri pek yok. Şahsi olarak benim düşüncem bu yönde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“A-Ama yine de&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olabildiğince sakin, sesine duyguların karışmamasına dikkat eden Otto’nun karşısında duygularını açıkça ortaya koyan Garfiel ve Rem’in sarsıntısı büyüktü. Ancak bu konuşmanın arasına Rom-jii koca elini kaldırıp “Bi’ dinleyin bakayım” diyerek lafa girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Ben de o gençle aynı fikirdeyim. Saray’da olsalar da Feltler bi’ çaresini bulur. Asıl korkunç olan şey, hareketlerimizle o adamlara bahane verme ihtimali. Zaten Cadı Canavarı olayı yüzünden durumumuz kötüleşti. Daha fazlasından kaçınmamız gerekiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Rom-jiisan bile Otto-san’la aynı fikirde mi&#8230; Wilhelm-san, ya siz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“&#8230; Efendinizi ve ablanızı düşündüğünüzü anlıyorum, Rem-dono. Fakat hazırlığını tamamlamış bir düşmana, dezavantajlarını bile bile saldırmak aptalca bir plan olur&#8230; İçime ne kadar sinmese de Valga’nın sözlerinde doğruluk payı var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavaşça başını iki yana sallayarak böyle cevap veren Wilhelm karşısında Rem dudaklarını ısırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun pişmanlığını Otto da acı şekilde anlıyordu. Üstelik Otto, Rem ve Garfiel’ın daha fazla karşı çıkmasını önlemek için bilerek dile getirmediği bir şey vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilgeler Konseyi düşmanın eline düşmüş olsa bile Kraliyet Seçimi Adaylarına zarar veremezlerdi. ――Ama hizmetkârların ve refakatçilerin güvenliği garanti altında değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve refakatçi olmayı kendi isteğiyle üstlenen Ram; bu ihtimali en başından göze almış, bu görevi ne Rem’e ne de Petra’ya bırakmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“&#8230;Otto Abi, Kraliyet Başkentinden ayrılıyo’z diyelim&#8230; peki ya Kaptanlar n’olacak?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230; Buluşmamız onlarla zor. İlahi Korumama da şu an güvenemeyiz. Dikkatsizce biriyle konuşursam iç durumumuz karşı tarafa sızar. Böyle bir riske giremeyiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç değilse Dil Ruhu’nun İlahi Koruması tam anlamıyla çalışıyor olsaydı sayıya dayanarak Subaruları arayabilir, haber gönderebilir ya da buluşma yerini bildirebilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık bu seçeneğin ellerinden alındığı şu anda, hiçbir dayanak olmadan Subaruları aramak imkânsızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Valga, fazla derine inmeyeceğim. Ama <em>senin</em> gibi biri, Crusch-sama’yı ya da Subaru-dono’yu&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“Yalnızca varoşlarda uyuyup kalkan bi’ ihtiyara epey yüksek değer biçiyo’n ama ne yazık ki o beklentiyi karşılayamam. Ağırdan aldığım da yok, elimdekini sakladığım da. Güvenilmez bağlar çoktan koptu. Yeniden bağlamanın yolu da görünmüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Tam gerekli zamanda işe yara&#8230; hayır, bu benim için de aynı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Refleksle iğneleyici bir söz söylemek üzere olan Wilhelm, kendini sorgulayarak bundan vazgeçti. Ona yan gözle bakan Rom-jii’nin gözlerinde de söylediklerinin yalan olmadığını gösteren bir pişmanlık vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak bu çözüme çare yoktu. Bu durum karşısında Rem kendi eteğinin ucunu sıkıca kavradı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Saray’daki Nee-samalara güvenebilirim. Burada olan bizler de güçlerimizi birleştirip bir yol bulacağımıza inanıyorum. Ama yalnızca o kişi&#8230; kesinlikle, pervasızca kendini zorlayıp duracak. Bunu biliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Rem&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Hayır, sadece ben de değil. Garf da Otto-san da biliyor, değil mi? O kişi böyle zamanlarda mutlaka boyunu aşan şeylere kalkışır. Sonra da mutlaka yine çok ağır yaralanır. Buna rağmen&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yanı başında olamıyorum&#8230;</em> Rem’in yürekten sızan bu pişmanlığı karşısında kimse hiçbir şey söyleyemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü burada bulunan herkesin Subaru’yla bir şekilde bağı vardı, Rem’in söylediği gibi onun davranışlarıyla kurtarılmış ve yaralanan hâlini bizzat görmüşlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“&#8230;Beatrice-chan da epey büyük bir yükü sırtlamak zorunda.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu anda Subaru’nun yanında olması muhtemel tek kişi olan Beatrice, Subaru’ya karşı güvenlik ağı olarak işlev görebilecek tek umuttu―― tam Ottogiller böyle düşünürken Wilhelm “Hayır” diyerek öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başını eğmiş Rem’in önünde durup elini usulca onun omzuna koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Endişelenmeniz çok doğal. Ancak Subaru-dono’nun yanında yalnızca Beatrice-dono değil. Crusch-sama da vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“&#8230; Ama herkes Düşesin aklını kaçırdığı söylentisini konuşuyor be. Sahiden de senin gözünden kaçıp konaktan çıktığını söylemedin mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Kes sesini, Valga. Senin gibi şerefsizin teki, onun hakkında ne bilir ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rom: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Dediğiniz gibi kandırılmış olabilirim. Fakat Crusch-sama’nın mutlaka aklında bir düşünce vardır. Bunu bizzat ağzından işitene dek, keyfime göre hükme varamam.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, laf atmaya karşı laf atmak değildi. Wilhelm’ın sesi sağlam bir çekirdeğe sahipti, mavi gözlerinde burada olmayan efendisine karşı böylesi bi’ sadakati taşırken Rem’e ve odadaki herkese baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“Anılarını yitirmiş olsa bile kalbindeki erdemden hiçbir şey eksilmedi. Bu, yalnızca karımdan ötürü ona minnet borcum olduğu için değil. ――Ben tüm kalbimle, bütün varlığımı ortaya koyarak o hanımı tahta çıkaracağıma karar verdim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Wilhelm-san&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“İşte o Crusch-sama orada. Subaru-dono da kendi başına değerli bir adamdır. Beatrice-dono da Subaru-dono’yla birlikteyken narin bir çocuk gibi görünse de uzun yıllar yaşamış Ulu Ruh olduğunu duymuştum. Hiç şüphe yoktur ki bizim bu endişelerimizi boşa çıkaracaklardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavaşça örülen bu sözler; Rem’i ikna etmek amacıyla söylenmekten çok, dünyanın böyle olmasını uman ve güçlü bir inatla yazıp kazımak istiyormuş gibi duruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belli bir kibri dahi içeren bu tavır, bir zamanlar Kılıç Azizi’ni kendi elleriyle alt etmiş ve kaderin pençelerinden gelinini almış olan Kılıç İblisi’nin ağzından çıkınca insana -ister istemez- inanma gücü veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki gerçekten de öyle olacakmış gibi hissettiren, açıklanamaz bir güçtü bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“&#8230;Kaptan’ın söyli’ceği türden bi’ laf bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Wilhelm: </strong>“O zaman benim için de son derece onurlandırıcı bir değerlendirme.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Otto’nun da hissettiği şeyi Garfiel dile getirince Wilhelm derin bir baş hareketiyle onayladı. Kılıç İblisi’nin o sözlerini yakından duyan Rem’in omuzlarındaki güç hafifçe çözüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerinde ve ifadesinde hâlâ endişe kalmıştı ama Rem yine de cesaretle başını kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rem: </strong>“Affedersiniz, kendimi kaybettim. Haklısınız. Beatrice-chan’la Karsten-san’a kalmışsak o kişinin pervasız hareketleri bir iki şeyle&#8230; bir iki şeyle kalır mı ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Tam ikna olacak gibiyken orada takılmanız pek iyi olmadı sanki ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Üç de olsa dört de olsa Beatrice bi’ şekilde halleder!.. Şimdi bizim yapabilece’miz tek şey, buna inanmak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle diyen Garfiel’ın kendisi de hâlâ huzursuzluğunu atamamıştı ama bunu saklayarak dişlerini birbirine vurdu. Rem de ona belli belirsiz bir gülümsemeyle karşılık verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Otto da aynıydı. Bu durumda hiç kimse tüm kaygılarından arınıp hareket edemezdi. İleride istemedikleri bir şey olursa bugün verdikleri karardan pişmanlık duyabilirlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de şu an, bu andaki tereddüdü aşabilmek için bir seçim yapmak zorundaydılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Öyleyse bir kez daha―― Kraliyet Başkentinden ayrılıyoruz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boğazını temizleyen Otto, ardından odadaki herkese bakıp bu kararı bir kez daha ilan etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kraliyet Sarayı çoktan düşmanın eline geçmiş, kendileri de Başkent askerlerinin hedefindeki aranan kişiler hâline gelmişti. Yanlış bir hareket yapsalar Kılıç Azizi üzerlerine salınır, yakalanırlarsa canları bile tehlikeye girerdi; tam anlamıyla çıkmazdaydılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir durumda Kraliyet Başkentinden ayrılmaları, kuyruklarını kıstırıp kaçtıkları şeklinde görülse de kimseyi suçlayamazlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat yine de şunu söylemek gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Bu, kesinlikle bir yenilgi değil. ――Zafere temel hazırlıyoruz; bir dahaki sefere, rakibe mutlaka yıkıcı bir darbe indirip haklı zaferimizi alacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Garfiel: </strong>“Heh, Otto Abi’ye yakışır cinsten, kanı kaynatan bi’ meydan okuma!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“Bu değerlendirmeye hiç katılamayacağım doğrusu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başlarını sallayanların arasında parmağıyla burnunu ovuşturan Garfiel’a, Otto yüksek sesle böyle karşılık verdi. Ardından Rem’e başıyla onay verip duvarın dışına―― Kraliyet Başkentine doğru yöneltti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nerede olduklarını bilmiyordu. Ama bu Kraliyet Başkentinde, Ottogiller gibi çıkmaz bir sokakta çırpınıp durmaları muhtemel olan Subaru’yla Beatrice’i düşündü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaygıları bitmek bilmiyordu. Rem’in söylediği gibi Subaru, mutlaka kendini zorlayacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Onu durdurmak istiyordu. Otto’nun gerçek hisleri buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Otto: </strong>“&#8230;Yine de, her türlü kendini zorlayıp pervasızca bir şeyler yapacaksın, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duvara emilip kaybolması dışında hiçbir yere ulaşmayacak bu mırıltıyı bırakan Otto, şapkasını gözlerine doğru daha da indirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Natsuki Subaru denen insanın, başkalarının beklentisine ya da dileklerine karşılık vermek uğruna kendi canını ve yüreğini hiç tereddüt etmeden terazinin kefesine koyduğunu Otto da acı şekilde biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu yüzden doğrusunu isterseniz ona güvenmek istemiyorum, ona güvenmemeliyim de.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Çünkü herkes gibi Natsuki Subaru’yu “sonunda her şeyi yoluna koyacak birisi” olarak sayarsam onun iyiliğini de kırılganlığını da sömürürüm diye korkuyorum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İşte bu yüzden, bu yüzden, en azından&#8230;</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Lütfen&#8230; o pervasızlık Natsuki Subaru’yu yiyip bitirmesin, onu ezip yok etmesin diye dua ediyorum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İkisi de dünyalar kadar farklı yerde, uzakta olsalar da bu akılalmazlığa ve mantıksızlığa direnmek uğruna yapılması gerekeni yapacaklarını Otto, içten içe buruk şekilde düşündü.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Hapşuu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Üşütmüş olmalısın, sanırım. İyi misin, doğrusu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yoo, birden burnum kaşındı sadece&#8230; Gerçi haklısın, kanım çekildi gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnunun derinliklerine ansızın saldıran dürtüyle hapşıran Subaru, endişeli görünen Beatrice’e gevşekçe gülümsedi ama o acı gülümsemeyi bile sürdüremeden iç geçirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Russell’dan dinlediği hikâye―― Şehvet Başpiskoposu Capella’nın perde arkasındaki oyunları ve Lugunica Krallığı’nın içine düştüğü vahim durum fazlasıyla sarsıcıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Şekil değiştirme yeteneği olanların baş belası olması zaten klasiktir ama&#8230; bu kadarı da fazla be. Otuz yıl boyunca Russell-sanlara hayatı zehredip durmasına şaşmamalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Daha doğrusu hayatı zehrolan taraf krallıktı, bizlerse bunu durdurmaya çalışıyorduk. Yine de mevcut hâlimizle pek de böbürlenecek durumda değiliz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Onları kıyıda köşede durdurup tuttuğunuzu anladım, sanırım. Ama içime yatmıyor, doğrusu. O otuz yıllık çekişme neden birdenbire terazinin öbür kefesine kaydı, sanırım?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Bu&#8230; büyük ihtimalle bizim yüzümüzden.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerinin kenarları düşen Ak Koyun, suçlulukla başını eğerek böyle itirafta bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subarugillerin kuşkuyla bakan gözleri önünde, suçluluk ve kendini kınama duygusunu bakışlarına taşıyarak――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Biz Sevgili Çocuklardan ayrılıp böylece Gümüş Tilkilerle buluşunca karşı tarafın planlarını defalarca tökezletme fırsatı doğdu. Anne de o yüzden fark etmiş olmalı. ――Altı Dil’in kendi izlerini sürdüğünü.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Kendi taraflarından bir hain çıkarsa böyle düşünmesi gayet normal&#8230; yoksa olay şu mu? Capella denen o pislik, elinin altından kurtulan birini bir daha hatırlamayan tiplerden mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Hayır! Tam tersine, böyle şeyleri sonsuza kadar aklında tutan bir kişiliği var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Harbiden öyledir! Ben de öyle düşünüyorum. Gerçekten de iğrenç biri, şu kadın&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Capella’nın çarpık kişiliğine dair algısı bir kez daha pekişen Subaru, sözlerini tükürürcesine dışarı attı. Onun Ak Koyun’la yaptığı bu konuşmayı tamamlarcasına Russell bir parmağını daha kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Onun dediği gibi, düşman bizim elimizdeki kartların çoğaldığını anlamış olmalı. Cadı Tarikatı Pristella’ya topluca saldırdığında o zamana dek sahneye çıkmayan Şehvet’in pervasızca kendini göstermesinin de bize varlığını bilerek fark ettirme amacı taşıdığını düşünebiliriz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Varlığını fark ettirmek mi? Böyle bir şey yapmasının ne anlamı var ki&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“――Altı Dil, şimdiye kadar yedi Capella Emerada Lugunica’yı ortadan kaldırdı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Gerçek bu. Pristella’da doğrulanan Şehvet’le dış görünüş özellikleri uyuşan görgü tanıklıkları geldiğinde doğrulamak adına önlemler alıyoruz. Elbette o sırada Sevgili Çocukları kullanan başka entrikalar da yapılıyor. Bu seferki durum, bütün bunlarla başa çıkmaya fazla zaman ayırmak zorunda kalan benim kusurum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“&#8230;Sormaya gerek bile yok ama o yedi kişi de sahte miydi, doğrusu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet. Söylememe bile gerek yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell; rakibinin kendisini geçtiğini son derece soğukkanlı bir tavırla, duygusuzca açıklıyordu. Ama Subaru onun yerinde olsaydı bunun karşısında “bana bulaşıp durmayın” diyerek öfkelenmeden durabileceğini hiç sanmıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demek o kadar çok trajediye yol açan Pristella’daki zulüm bile Capella için sonradan Altı Dil’i parmağında oynatmak ve Krallığı avucuna almak adına atılmış bir temeldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunca insanın hayatını paramparça edip çarpıttıktan sonra.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“&#8230;Subaru, ne hissettiğini anlıyorum ama sakin ol, sanırım. Canı yanan yalnızca sen olacaksın, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ha? Ah, kusura bakma. Bi’ anlığına&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dişlerini sıkan ve başını eğen Subaru’nun göğsüne, kucağında duran Beatrice’in sırtı hafifçe çarptı. Elini usulca dokunduğu yer, Subaru’nun farkında olmadan tırnaklarını geçirdiği sağ koluydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha yakından bakınca McMahon malikânesinde aldığı yanığın üzerine sarılı mendilin çıkarıldığını ve yerine temiz bir sargı bezi sarıldığını gördü. Sol elindeki tırnakları farkında olmadan o sargının üzerinde gezdirip kaşımaya çalışıyordu. Bu dalgınlığı için özür dileyecekken birden fark etti. ――Yanığın acısı tamamen kaybolmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bunu Russell-san mı yaptı&#8230; yoksa Ak Koyun-chan mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Eh? Aa, hayır, ben yapmadım. Bunu Mavi Yılan-san yaptı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Mavi Yılan?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“――Astlarımdan biri. Yetenekli bir şifacı. Kendi başımıza karar vererek, siz uyurken genel bir tedavi uygulamasını sağladık. Umarım ki sizi rahatsız etmiyordur&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ah, yoo, etmiyor. O kadar etmiyor ki asıl rahatsız olunması gereken şey bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bileğini hafifçe çevirdi, kolunu salladı; gerçekten de tamamen iyileşmiş gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mana eksikliğine rağmen Beatrice’in gücüyle bile ancak ilk yardım yapılabilen yanığı bu kadar iyileştirebildiğine göre, Russell’ın astları da oldukça seçkin kişilerden oluşuyor olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaraları olan Crusch ve Rachins’inkiler de iyileştirilmiş olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçi――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“――Baba…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elini ağzına götürmüş, düşüncelerine gömülen Rachins şu anda bunu düşünecek durumda değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Capella’nın şeytani eli Kraliyet Sarayı’na uzanmış, Bilgeler Konseyi’nin başını çektiği üst düzey soyluların yerlerine başkaları geçirilmişse muhtemelen Rachins’in babası da bunların arasındaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in sözlerinde babasına karşı bir başkaldırı hissedilse de zaman zaman görünen beklenmedik zekâsında, soyuna dayanan sağlam bir çekirdeğin gerçekten de var olduğu hissediliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O çekirdeğin, söz konusu babadan bağımsız olmadığı da açıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Rachins, iyi misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“&#8230;Üstümü soyup yarı çıplak bıraktılar sadece. Bundan dolayı bir şey olacak değil ya.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230; Anladım. Tamamdır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunun niyetini anlamış olmasına rağmen böyle cevap veren Rachins’e, Subaru saygı gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Endişelenmesi doğaldı. Üstelik şu anda Subaru’nun bu endişeyi giderecek bir yolu olmadığı gibi, Rachins’in içindekileri anlatmak istemediği de belliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ailesinden birilerini merak etmenin ağırlığı büyüktü. Deneyimlerinden bildiği kadarıyla, konuşunca insanın mutlaka rahatladığı da söylenemezdi; bu yüzden onu zorlayamazdı. Elbette, karşı taraf konuşmak isterse dinleyecekti ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“――Oooooy oy, şu kasvetli ve baş ağrıtan konuşmanız artık bitti mi be?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam da o hassas havayı paramparça edercesine revirin kapısı şiddetle açıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İçeriye -patavatsız ayak sesleriyle ağır ağır giren kişi- siyah giysiler içinde, soytarı maskesi takmış tehlikeli bir şahıs―― Kara Köpek, bir eliyle büyük bir çuval taşırken içeri girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subarugiller sağ salim olduğuna göre onun da sağ olması doğaldı ama&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Lafın ortasına bam diye girmeyi seven tiplerdensin&#8230; Önemli bir konuşmanın tam ortasındaydık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek: </strong>“Oha gerçekten mi ya, hayatta bu denli meşgul olmak harika olmalı. Zaten böyle ucu ucuna yaşayıp durduğuna göre, önemli konuşma yapmadığın bir an bile yoktur yahu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Kara Köpek, lütfen dur! Natsuki Subaru-san bizim hayatımızı kurtardı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek: </strong>“Oo, örnek kadını oynuyorsun demek. Başkalarına kuyruk sallatmayan kötü bir kadın olmana rağmen kendin de kuyruk sallamaya doymuyorsun; insanın başı değil, kıçı yere düşmeye doyamaz, kuhahahaha!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“~~Hık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpeğin kaba tavrını azarlayan Ak Koyun, onun karşı saldırısıyla yüzü kıpkırmızı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görünen o ki bu ikisi, birlikte Sevgili Çocuklardan kaçmış olmalarına rağmen Subaru’yla Beatrice gibi birbirlerine sımsıkı güvenen bir ilişkiye sahip değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette Subaru, Ak Koyun’un tarafını tutmayı düşünüyordu ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Çok gevezelik ediyorsun, Kara Köpek. Konuyu kısa tut.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek: </strong>“Çıh, yakında ayrılmak için hazırlıklar tamamlanacak, yani hepinizin hazırlanması gerekiyor, olay bu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Vaakiyaa, sanırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Oha, ne lan bu?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaba bir sesle konuşurken Kara Köpek elindeki büyük çuvalı aniden Subarugillere fırlattı. Refleksle geri çekilen Subaru’yla Beatrice’in ayaklarının dibine, yatağın üstüne çuval düşüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun çuvalın ağzını telaşla açınca içinden çıkan şey――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“――Algı Engelleme etkisine sahip cübbeler. Roswaal aracılığıyla temin ettik. Natsuki-dono’yla Beatrice-dono’nun yanında, Crusch-sama için de var. Ah, Rachins-dono için de yedek var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“Beni bonus muamelesi yaptığınız için sağ olun ya!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baştan savma muamele gören Rachins sözlerini tükürürken Subaru uzun zamandır duymadığı Algı Engelleme ifadesiyle kaşlarını kaldırdı ve çuvaldan çıkardığı cübbeyi Beatrice’in dizlerinin üzerine serdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyaz bir kumaştı. Subaru dokunarak bir şey anlayamazdı ama Beatrice “hımm” diyerek başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Evet, buna Roswaal’ın eli değmiş, doğrusu. Bu da o sakallının Roswaal’ın arkadaşı olduğu hikâyesine inandırıcılık katıyor, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bunu üzücü bir haber vermiş gibi söyleme&#8230; neyse, bizim gibi arananlar için bu cübbeler büyük nimet ama yakında ayrılacağız derken? Burası Altı Dil’in üssü değil miydi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Hayır, burası birkaç küçük karakoldan yalnızca biri. Şimdiki Sevgili Çocukların gücüne karşı koymaya yetmez&#8230; en kısa sürede burayı boşaltacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ama bu&#8230; yoo, karşı tarafın ne kadar tehlikeli olduğunu Russell-sanlar benden çok daha iyi biliyordur. Biz sadece işinize sonradan dâhil olmuş durumdayız, kusura bakma. Talimatlarına uyacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihayet sakinleştiğini sanmışken hemen yeniden hareket edeceklerini duyan Subaru, içgüdüsel olarak itiraz etmeye yeltendi ama hızlıca bu fikirden vazgeçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşmanın ne kadar korkunç ve hazırlıklı olduğu fazlasıyla net açıklanmıştı. Russellgillerle buluşamamış olsalardı şu anda bile görünmeyen bir düşman tarafından kovalanmaya devam ediyor olacakları kesindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden Subaru, burada Russell’ın düşüncesine uymaya karar verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Peki hemen mi hareket edeceğiz? Yani, bir sonraki yer buradan uzak mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet. Bir süre alacaktır. ――Ne de olsa Kraliyet Başkentinden ayrılacağız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;Eh?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kulak zarına çarpan açıklamayı doğru dürüst yutamayan Subaru’nun gözleri yuvarlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanlış duymuş olabileceğini düşünerek Russell’ın farklı sözler söylemesini bekledi ama Subaru’nun o beklentisi boşa çıktı, Russell’ın ifadesi değişmedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğal olarak Subaru’nun az önceki sözleri zaman alarak kabullenmekten başka çaresi kalmadı――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“――Buna kolayca razı gelemem, doğrusu. Az önceki konuşmana bakılırsa Saray’daki Emilia’yı geride bırakacağız, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet, öyle. Yanlış anlaşılma olmasın diye baştan söyleyeyim, Kraliyet Başkentinde kaçmakta olan Kamp üyeleriyle birleşmek için de güç ayıramayız. Biz zaten karşı tarafın avcunun içindeyiz. O el kapanmadan evvel hareket etmezsek telafisi olmayan bir durumun içinde kalırız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bu, şey&#8230; ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Bir kez daha söylemek isterim ki: Bu üssü terk edip Kraliyet Başkentinden çıkacağız. Artık bu şehir, Sevgili Çocukların hükmettiği bir şer yuvası. ――Yenilgiye uğrama lüksümüz yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">――Yenilgiyi reddeden Russell’ın güçlü kararlılığı ve gururu karşısında Subaru’nun dili tutuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun kavrayışı saftı. Sığdı. Yetersizdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durum, Subaru’nun hayal ettiğinden de kötüydü; yenilginin ve onları kaybetmenin eşiğindeydi―― farkına bile varmadan idam sehpasına çıkarılmış, başlarının kesileceği ânın hemen önüne getirilmişlerdi. Muhtemelen gerçek buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Subaru, Subaru, Betty’ye bak, doğrusu. Betty tam burada, yanı başında, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Titremeye başlayan Subaru’yu bedenini çeviren Beatrice karşıdan sarılarak tuttu. Küçük avuçlarının sırtını okşadığını hisseden Subaru, nefes almayı tekrardan hatırladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Russell-san’ın dediğini anlıyorum, anlıyorum. Ama Emilia’yı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşmanın eline düşen Kraliyet Başkentinden ayrılarak yenilgiyi reddedecekler ve yeniden ayağa kalkmak adına kendi fırsatlarını yaratacaklardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu niyeti anlıyordu. Mantığı da anlıyordu. Şu anki Kraliyet Başkenti yalnızca tehlikeyle doluydu, cesur bir hamle yapmazlarsa düşmanın tam istediği gibi olacaktı. ――Emilia’yı böylesi bir yerde arkasında bırakıp terk mi edecekti? Ayrı düştüğü arkadaşlarıyla bir araya gelmekten vazgeçip kaçacak mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylesi bir seçenekte, böylesi bir dönüm noktası olan Natsuki Subaru――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“――Ak Koyun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“&#8230;Hık, anlaşıldı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice’le kucak kucağa durup düşünceleri arasında çıkış arayan Subaru’nun karşısında Russell, birden Ak Koyun’a seslendi. Bu sesleniş üzerine Ak Koyun’un sözleri hafifçe boğazında düğümlendi, sonra başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından yatağın yanına yaklaştı ve Subaru’nun elini iki eliyle nazikçe tuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ak Koyun-chan?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Nasıl hissettiğinizi, ne kadar acı çektiğinizi çok iyi biliyorum. Sizin içinde değerli olan birinden bile isteye ayrı düşmek, insanın bedenini ikiye ayıracak kadar büyük bir acı veriyor. Ama o zaman da, hep beraber ölelim de&#8230; diyemeyiz, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Lütfen bize güvenin. Düşes Karsten’in gücüyle, Natsuki Subaru-san’ın gücüyle kesinlikle kaybetmeyiz. O yüzden lütfen&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun; neredeyse ağlayacak kadar titreyen gözlerle, var gücüyle Subaru’yu ikna etmeye çalıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlar kulağa hoş gelen bir şeylerdi, idealist bir düşünceydi; Subaru’nun kendini ikna etmek uğruna belki on kez, belki yüz kez tekrarladığı klişe laflardı. ――Yine de, nedense Ak Koyun’un ağzından duyunca kalbi sarsıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――Russell-san, Saray’daki Emilia da diğerleri&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Karşı taraf da Kraliyet Seçimi Adaylarına el uzatmaktan kaçınacaktır. Özgürlükleri kısıtlansa bile canlarına zarar verilmez. İçeride gözcülük yapan adamım var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Derin bir nefes alıp verdikten sonra böyle soran Subaru’ya Russell böyle cevap verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun endişesini olabildiğince gidermeye çalışan bu cevap, muhtemelen Russell’ın sunabileceği en büyük anlayış ve tavizdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emilia’nın güvenliği düşmanın sağduyusuna, yoldaşlarının akıbeti de her birinin kendi gücüne kalmıştı―― karşı karşıya kaldıkları düşman göz önüne alındığında bunların hepsi dezavantajlı birer kumar olduğu inkâr edilemezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“――Ben… ne olursa olsun Emilia’yı kurtaracağım. Diğer herkesi de. Bunu aklınızdan çıkarmayın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göğsünün derinliklerinde kaynayan kara alevin bütün bedenini yaktığı hissini yaşasa da kararını verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bu cevabı üzerine Beatrice’in bedeni kasıldı, elini tutmaya devam eden Ak Koyun zayıf bir nefes verdi. Onları sessizce izleyen Rachins, Russell’ın ona dik dik bakmasıyla memnuniyetsizliği artsa da karşı çıkmayacağını gösterircesine dilini çıkardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca duvara sırtını dayamış, taktığı maskeye elini götüren Kara Köpeğin――</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek: </strong>“――Kuha, geberip git, şerefsiz herif.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kime söylediği belli olmayan nefret dolu bu mırıltısı, ilaç kokan odanın zeminine düşerek kayboldu.</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/">Kısım X, Bölüm 22 – “Temelin Atılışı ve Reddediş”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-22-temelin-atilisi-ve-reddedis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 21 – “Altı Dil”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8682</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/">Kısım X, Bölüm 21 – “Altı Dil”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/">Kısım X, Bölüm 21 – “Altı Dil”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/">Kısım X, Bölüm 21 – “Altı Dil”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1536" height="1920" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13.png" alt="" class="wp-image-8684" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13.png 1536w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13-1600x2000.png 1600w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13-800x1000.png 800w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13-768x960.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-13-1229x1536.png 1229w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/poppokopopop/status/2058944388924149914?s=20"><strong>Görsel Sahibi</strong></a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Lugunica Krallığı’nın eşi benzeri görülmemiş bir kriz, ulusun yok oluşu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatağın üzerinde doğrulmuş hâlde bunu dinleyen Subaru, önce kendi yanağını çekti. <em>Aovv.</em> Yani burası kesinlikle gerçeklikti, rüyanın devamı falan değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir deyişle——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Keşke kâbus devam ediyor deselerdi… ‘ne oluyor lan’ dedirten şeyler üst üste binip duruyor&#8230; ben lanetli falan mıyım be? Şok edici şeyler gereğinden çok oluyor&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Bu durumda lanetli olan sadece Subaru da olmaz, sanırım. İçin rahat olsun, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“İçim hiç rahatlamasa da benimle beraber lanetlendiğin için sağ ol. Seni seviyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Betty de seni seviyor, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi yanağını çekmekte olan elini indirip bu kez o elle Beatrice’in başını okşadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatağın yanında onunla aynı kaderi paylaştığını söyleyen güvenilir partneri, şu anki durum hakkında Subaru’dan daha fazla şey biliyormuş gibi görünmüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylelikle de bayağı bir şey biliyormuş gibi duran Ak Koyun’la Russell’a bu kez birçok şey sormak istese de——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“——‘Şok edici’. Şaşırmak ya da sarsılmak gibi bir anlamı vardı, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Eh? Aa, evet evet, doğrudur&#8230; doğru olmasına da nasıl? Memleketimdeki kelimeleri Otto dışında bir çırpıda çözebilen pek kişi yoktur da.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Büyütülecek bir şey değil bu. Sadece, son zamanlarda Roswaal’dan gelen mektuplara sık sık böyle aşina olmadığım sözcükler karışıyordu&#8230; Şifre çözmek başlı başına uğraş istiyorken keşke şu yersiz şakalarını da bi’ kenara bırakıverse.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Roswaal’la mektuplaşıyor muydunuz&#8230; doğrusu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun ağzından çıkan sözcüğe neden tepki verebildiğini açıklayan Russell’a karşı Beatrice yuvarlak gözlerini kıstı, temkini belli belirsiz artırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Normalde kendilerine yakın birinin adı geçince insanın biraz olsun içi rahatlaması gerekirdi fakat o kişi öylece, kolayca kabullenilemeyecek olan Roswaal’sa işin rengi değişirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan Russell da aynı şeyi düşünmüş olacak ki “pes doğrusu” der gibi omuz silkip&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Roswaal’ın Natsuki-dono’ya ve kampınızdakilere nasıl davrandığını -beni ilgilendirmese bile- ister istemez düşünüp duruyorum. Yine de onu savunmam gerekiyorsa benim eski bir dostumdur diyebilirim. Sanırsam artık on beş yıllık bi’ tanışıklığımız olmuştur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“On beş yıl mı!.. Bu bir ilişki için&#8230; epey uzun bir süre. Eh, o hâlde belki de Beyaz Balina’nın avında bize güç veren kişi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Ah, o konuda endişelenmenize gerek yok. Ticaretle dostluk bambaşka çizgilerde duran şeylerdir. O zaman Natsuki-dono’ya yardım etmem tamamen kendi kararımdı, Roswaal’ın araya girebileceği bir durum yoktu. Hatta rica etseydi de reddederdim diyebiliriz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Hıh, anlaşılan Roswaal’ı doğru değerlendiriyorsun, sanırım. Bana ‘birbirimizin hâlinden anlarız, <em><u>best fırendiz</u></em>’ falan deseydin hemen şu kapıdan çıkıp giderdik, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Beako, başka birini kötüleyerek karşındaki elde etmeye çalışmak tam Roswaallık bir hareket ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de Russell’ın bu cevabı Subaru açısından sevindiriciydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cruschgillerin planladığı Beyaz Balina avına ittifak yaparak katılabilmek için Subaru’nun kendi başına düşünüp ikna ettiği kişiler Anastasia’yla buradaki Russell’dı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell’la pazarlığa zemin hazırlayan kişi Roswaal olsaydı -sonuç aynı kalsa bile- Subaru’nun kendi gözündeki değerine biraz gölge düşerdi o kadar.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Ş-Şey, Gümüş Tilki&#8230; Konuyu ilerletsek daha iyi olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece araya giren, konunun dışında bırakılmış olan Ak Koyun’du.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaygılı bir şekilde gözlerini yukarı kaldırıp Russell’a bakan kadın, sohbetin pürüzsüz ilerlemesini sağlamaya çalışmış gibiydi fakat o tek cümleye, Subaru’nun aklını kurcalayacak yeni bir unsur daha eklenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“——Gümüş Tilki, ha? Konuyu daha ayrıntılı dinleyebileceğimi varsaymamda sakınca yok, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Elbette. Madem Natsuki-dono’yu böylece karşılayabildik, bizim de önce kalbimizi açıp sizden yardım istemeye hazır olduğumuzu göstermemiz icap eder. Ancak ondan önce&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;Önce?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Natsuki-dono’nun tehlikeli bir unsur olup olmadığını doğrulamak isterim. ——Sizin memleketinizde buna ‘şah çekmek’ mi deniyordu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu da Roswaal’ın mektuplarından mı öğrenmişti bilinmez ama düzgünce kesilmiş çene sakalını okşayan Russell gülümsemesini derinleştirip Subaru’ya baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun istemsizce yutkunmasıyla ağzının bir anda kuruması bir oldu. ——Tehlikeli unsur dendiğinde aklından ilk geçen şey -Kara Köpeğin anlattığı- Subaru’nun Günah Başpiskoposu olabileceği şüphesiydi. Bu dünyadaki tüm hakaretleri yemeyi sonuna kadar hak eden o şerefsizlerle aynı kefeye konulması aşağılayıcıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Russell-san, nasıl kanıtlayacağımı bilmesem de şüpheler doğru değildir. Benim Günah Başpiskoposu olduğum falan&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Kendini sözlü şekilde savunmanın anlamı yok. Cadı Tarikatı’nın korkunçluğu da tam olarak burada yatar. Bunu siz de biliyor olmalısınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“——Bu yüzden lütfen bunu tutun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sarsılmayan, soğuk bir tespitle Subaru başını eğecek gibi oldu. O sırada odanın girişinden yanına yaklaşan Russell’ın uzattığı bir şey Subaru’nun görüşüne girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu görür görmez Subaru nefesini tuttu. Orada duran şey——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;<em><u>Cep telefonum</u></em> mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Boğuk bir fısıltı dökülen Subaru, kendisine verilen cep telefonuna gözlerini dikip baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç şüphesiz cep telefonuydu bu. Üstelik Subaru’nun sevdiği eski tip kapaklı telefonlardandı; çok uzun zaman önce elinden çıkarmış olduğu, eski dünyasından yanında getirebildiği az sayıdaki eşyalarından biriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nasıl elden çıkardığını unutacak değildi. Beyaz Balina avına verdiği yardımın karşılığı olarak onu tam da karşısındaki Russell’a sunmuştu. ——Üstelik cep telefonunun cadı canavarlarını yaklaştığında öten, sensör benzeri bir etkisi olduğunu da söylemişti; bunun yalan sayılmaması için de sözlerini ustaca eğip bükmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yo, şey, Russell-san&#8230; bunu, nasıl desem, mazeretim yok desem yok ama kötü bi’ niyetim yoktu yani; mecbur kaldığım için yaptım, kimin yanlışıydı dersen aşırı derecede suçlu olan gene benim ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“N-N-Ne oldu Subaru, sanırım; sözlerin iyice birbirine girdi, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Böyle bir yerde geride bırakıp geldiğim günahımın iziyle karşılaşacağımı düşünmemiştim&#8230; a-ama! Bu suç yüzünden beni Günah Başpiskoposu saymak çok abartı, yani, onların aksine ben adam gibi özür dilemeye hazırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“——Hayır, gerek yok. Doğruladım. Sizin Natsuki-dono olduğunuz kesindir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günah Başpiskoposları özür dileyemez. ——Yoo, ağız ucuyla “teşekkür ederim” ya da “kusura bakma” diyen Günah Başpiskoposları vardır elbette ama yürekten pişman olup özür dileyen yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden bunu dayanak göstererek Günah Başpiskoposu varsayımını çürütmeye çalışan Subaru, Russell’ın beklenmedik cevabı karşısında tam tersine “Ha?” diyerek şaşırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Doğruladım dedin de elime sadece bi’ <em><u>cep telefonunu</u></em> tutuşturmadın mı?.. Aa, <em><u>cep telefonu</u></em> terimini bildiğim için falan mı? Masumiyetimin kanıtı bu mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Yok, hayır. Bu benim elime geçmeden evvel Natsuki-dono’nun bu aletle ne yaptığını veya adını kaç kişiye yaydığını bilemeyiz. O yüzden böyle dış etkenlerden çok—— bizzat gözlerimle doğruladım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Gözlerinle mi&#8230; tüccar sezgisi gibi bir şey mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Çok da yanlış değil. İlahi Korumadır. Değer Biçmenin İlahi Koruması da denir, gözlerim gördüğü şeylerin değerini tartıp biçebilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi gözlerini işaret ederek Değer Biçmenin İlahi Koruması’nı açıklayan Russell, o parmağı Subaru’nun elindeki cep telefonuna çevirip “Ve&#8230;” diyerek devam etti&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“O Meteor, yalnızca Natsuki-dono’nun elindeyken değerini katbekat artırıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Muhtemelen Natsuki-dono dışında kimsenin doğru düzgün kullanamayacağı bir eşyadır. Benim ya da başkalarının eline geçtiğinde o Meteor hiçbir ışıltı yaymıyor. Ancak sizin elinizdeyken durum farklı. Gerçi sessizliğe gömüleli çok oldu ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;Muhtemelen <em><u>bataryası</u></em> bitmiştir. Buna rağmen hâlâ benim elimdeyken parlıyor mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet, göz kamaştıracak kadar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Demek öyle. Bunu yeniden şarj edebilecek tek kişi de benim, bu yüzdendi ha&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elinde fazlasıyla özlediği o hissi ve ağırlığı tadarak Subaru kendisine söylenen sözleri sindirdi, Russell’ın yaptığı doğrulamanın mantığını çözmeye çalıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cep telefonu Subaru dışında kullanılamazdı. Dolayısıyla Subaru onu eline aldığında parlıyorsa bu o zamanki Subaru’yla şimdiki Subaru’nun aynı varlık olduğunun kanıtıydı——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;Ha? Bi’ dakika yoksa Russell-san, <em><u>cep telefonunu</u></em> alsan bile kullanamayacağını en başından beri biliyor muydun?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Onu tazminat olarak aldıktan sonra ancak emin oldum. Benim ya da adamlarımın elindeyken hiçbir değeri yok. Bir gün bunun hesabını sorma şansı yakalarsam sizi epey şaşırtırım diye düşünmüştüm.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Suç dolandırılanın suçudur diyorsun&#8230; hah, Subaru bunu bilseydi yapmazdı, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Gayet iyi kavramışsınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşit şartlarda yapılan bir pazarlıkta Subaru, yalan söylemeden Russell’ı cep telefonunun değerine inandırmıştı. Orada hazır bulunan Crusch’ın Rüzgârı Okumanın İlahi Koruması da bunu kanıtlayabilirdi—— ama Beatrice’in dediği gibi Subaru’nun suçluluk duyması bambaşka bir konuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de hiç ummadığı şekilde yeniden karşılaştığı cep telefonunun Subaru’nun kimliğini garanti edeceği aklına gelmezdi. Böyle demek isterdi fakat bununla sorun tamamen çözüldü de denemezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bunu söylemek istemiyorum ama az önceki kanıtla sadece o görüşmedeki benle şimdiki benin aynı kişi olduğu doğrulandı. Diyelim ki ondan önce bile ben, ben&#8230; ben cadı&#8230; cadı tarikatı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Eh, varsayarak bile çok acı çekiyorsun gibi ama!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Bütün varlığıyla reddediyor, doğrusu. Hislerini anlıyorum, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Her neyse! Ya ben ondan önce de Cadı Tarikatı mensubuysam? Üstelik Günah Başpiskoposuysam?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi adına bile iğrenç bir varsayımdı, ama şüpheyi giderecekse kusursuz bir masumiyet tercih edilirdi. En kötü ihtimal bile olsa bunu bizzat Subaru’nun dile getirmesinde anlam vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya da bunu azıcık bile güven malzemesi olarak görürlerse, kâr sayılırdı ama——,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Ondan önce derken&#8230; Kraliyet Seçimi’nin başladığı ilk zamanlardan mı söz ediyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Evet, aynen.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Kraliyet Seçimi’nin başlangıcı denildi mi Natsuki-dono’nun Kraliyet Sarayı’nda epey gözü kara bir çıkış yaptığı olay akla gelir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“E-Evet, aynen.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Orada bulunan pek çok kişinin düşmanlığını kazanmıştınız neyse ki sonu şiddetle bitmedi, nihayetinde sadece itibarınız zedelenmiş oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“A-Aynen?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“O hâldeki Natsuki-dono’nun yerini Cadı Tarikatı alır mıydı ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Haklısın&#8230; o hâldeki beni Cadı Tarikatı bile gözden çıkarırdı&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayıp olmasın diye bir şey söyleyememişti, bunun yerine acımasız ve dosdoğru gerekçeler üst üste yığılarak Subaru’nun kalbini kırmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası Subaru’nun Kraliyet Sarayı’nda çıkardığı rezaletten haberdar olan Cadı Tarikatı’nın onu kullanabileceklerini düşünerek kendisine yaklaşması büyük bir aptallık olurdu. Eğer onunla daha önceden temas kurmuş olduklarını varsayarsak bu sefer de Saray’da böyle bir şeye kalkışması Subaru’nun tam anlamıyla bir aptal olduğu anlamına gelirdi. ——Kısacası Subaru, kendi davranışlarının aptallığı sayesinde masumiyetini kanıtlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Ruhsal gelişimim dışında o olayın farklı şekilde işe yaracağı kim bilebilirdi ki?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik az önceki konuşmaya bakılırsa o rezaletten sonra Julius’la yaptığı göstermelik dövüş, Julius’un İsmi yenmiş olduğu için hiç yaşanmamış sayılıyordu; bu durumda Kraliyet Şövalyelerinin Subaru’ya duyduğu nefretin akılalmaz boyutlara ulaşması muhtemeldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yok canım, sanmam ama&#8230; şu an peşine düşülmüş olmasında acaba bunun da bir payı olabilir miydi?</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her ne olursa olsun——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“O hâlde Russell-san’ın gözünden masum muyum?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet. Benim gözümde Natsuki-dono, sayısız başarısı ve yeteneğiyle şu anki Lugunica Krallığı’nın en çok sırtını dayamak isteyeceği kişidir; bunu söylemek kesinlikle abartı olmaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Oh, oooh, ooooh&#8230; kurtuldum!.. Şu an yüreğime su serpildi resmen!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Bu adamın sözleriyle neden bu kadar duygulanıyorsun, sanırım?! Subaru’ya herkesten çok inanan Betty hemen yanı başında, senin yanında duruyor, sanırım! Emiliagiller de aynı şekilde, sanırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Elbette buna sevincimden ölürüm ama kendi insanlarının sana inanmasıyla dışarıdan birinin inanması arasında hissettirdiği duygu yoğunluğu bakımından bir fark var. Buna zorluk seviyesi farkı da diyebilirsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Hıh, Betty’nin kalbi kırıldı, sanırım. Subaru bir dahaki sefere bir şeylerden ötürü şüpheli duruma düşerse Betty, Subaru’nun tarafını beş dakikalık bir <em><u>cezanın</u></em> ardından tutacaktır, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Beako benim tarafımı tutana kadar beş dakika bekleyecek miyim?!. O kadar uzun süre dayanabilir miyim ki ya?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünü çevirip yanaklarını şişiren Beatrice’i yatağa çeken Subaru, bağdaş kurduğu bacaklarının arasına onu cuk diye oturttu ve “Öyleyse&#8230;” diyerek yeniden Russell’a döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell’ın Subaru hakkındaki değerlendirmesi tamamlanmıştı. Bu durumda sıradaki iş, Subaru’nun elini çabuk tutup kendi sorularını sormasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Artık anlatma vaktin geldi. Krallığın başının belada olması meselesi de önemli ama o önemli konuya geçmeden önce Russell-san, gerçekten de kim olduğunu bana söylemelisin. Kraliyet Başkenti’ndeki saygın bir tüccardan ibaret değilsin, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette buraya kadar olanları, bir şekilde işinin ehli bir tüccar olmanın arkasına sığınarak açıklamayı başarmıştı. Ancak ilk lafı açan Russell olmuştu. ——Krallığın bekası tehlikedeydi ve bu durum, uzun yıllardır süregelen ezelî bir düşman tarafından ortaya çıkarılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bir ülkeyi yerle bir edebilecek güçte bir düşmanla uzun yıllara dayanan ezelî bir düşmanlık&#8230; sıradan bir tüccarın ağzından böyle sözlerin çıkması akıl alır gibi değil. Russell-san, sana Gümüş Tilki denmesi de aynı şekilde. Oradaki Ak Koyun-chan da dahil olmak üzere, geri kalanınızın asıl işi bambaşka bir şey. O da——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“——Altı Dil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“——?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru tam Russell’ı konuşmaya zorlamak için üzerine giderken beklenmedik bir yönden gelen sesle şoka uğradı ve o tarafa döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesi çıkaran ne Russell ne de Ak Koyun’du. Anlaşılan şu ana kadar sessizce Subaru’nun konuşmasını dinleyen ve uygun ânı kollayan o kişi——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Rachins, ne zamandan beri uyanıksın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Bir süredir. Bu kadar dırdır varken insan nasıl uyumaya devam edebilir ki? Yine de itiraf etmeliyim, Russell Fellow bizzat ortaya çıkınca az kalsın çığlık atacaktım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevap veren kişi, kanepede doğrulmakta olan Rachins’ti. Kanalizasyon suyuyla kirlenen kıyafetlerini çıkarmış, sadece iç çamaşırıyla kalıp vücuduna bir battaniye sarmıştı. Onun bu hâlini gören Subaru, yara almamış gibi göründüğü için bir anlığına rahat bir nefes aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Uyuma numarası yapıp gizlice dinlemeni geçelim de&#8230; az önce ne dedin sen? Altı?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Altı Dil. Basitçe söylemek gerekirse Lugunica’nın gölgelerinde faaliyet gösteren istihbarat teşkilatı&#8230; Gerçekten var olduklarından hiç şüphe etmedim ama başlarında Ticaret Loncası başkanının olacağı hiç aklıma gelmezdi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“İstihbarat teşkilatı derken&#8230; yani <em><u>casus</u></em> örgütü falan mı!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in açıklamasını kafasında idrak eder etmez, Subaru istemeden yerinden fırladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Casuslar—— kurmaca eserlerde zaman zaman boy gösterseler de gerçek hayatta nadiren karşılaşılan şeylerin başlıca örnekleriydi. Ninjalar da benzer bir kategorideydi ama Subaru gerçek bir tanesini kendi gözleriyle görmüş, hatta bizzat ne kadar korkunç olabileceklerini dahi tecrübe etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu kadar ilerledikten sonra böyle bir şeyle karşılaşmak da——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yani Lugunica Krallığı’nda işleri perde arkasından yürüten gölge lider oymuş&#8230; Russell-san’ın gerçek kimliği başından beri buydu ha!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şokla gözleri irileşen Subaru, duruşunu dikleştirdi ve bir kez daha Russell’a baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bu abartılı tepkisi karşısında hafifçe kaşlarını kaldıran Russell, yavaşça başını iki yana salladı&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Bunu bu kadar yüksek sesle etrafa yaymamanız gerekir. ——Ne de olsa tehlikede olan hayat, <em>sizin</em> hayatınız Natsuki-dono.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve böylece, ninjalarla olan tecrübesinin ardından ona bir casusun ne kadar korkunç olabileceğini tattıran bir cevap verilmiş oldu.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Altı Dil, başlangıçta Yarı İnsan Savaşı’nın ardından Krallığın karşı istihbarat faaliyetlerini yürütmek amacıyla kuruldu. Çünkü Yarı İnsan Savaşı’nın o kadar uzamasının temel nedeni, yarı insanların istihbarat toplama kapasitesinin hafife alınmasıydı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Aaa, kulağa mantıklı geliyor. Benim arkadaşlarım arasında duvarlara ya da zemine kamufle olabilen biri bile var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Haklısınız, böyle özel yeteneklere, İlahi Korumalara ve hatta Meteorlara&#8230; bunlara dair bilgiyle donanmış, onlarla başa çıkabilecek kapasiteye sahip uzman bir örgüte ihtiyaç duyuluyordu. Altı Dil işte bu temeller üzerine kuruldu, ben de şu anki Direktörüyüm.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Direktör mü!.. Bu tarafa geldiğimden beri ilk kez duyduğum bir ünvan!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Subaru’nun her şeye teker teker duygulanıp tepki vermesi çok garip, sanırım? Bu insanların şüpheli durumu zerre kadar değişmiş değil, sanırım. Aksine daha da arttı, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Evet, dediğin gibi. Ama bu durumda gizli teşkilat denen şeyin gizemi ne kadar artarsa hatta ne kadar karanlıklaşırsa cazibesi de bi’ o kadar artar ki&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Somurtan Beatrice’in yanağını parmağıyla dürterken Subaru, göz ucuyla Russell’ı süzdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Değişmeyen duruşu ve değişmeyen ifadesiyle karşılık veren Russell’ın gerçek kimliğinin gizli bir istihbarat örgütünün başı olduğunu öğrenince onun varlığı ve etrafına yaydığı baskı çok daha ikna edici bir hâl almıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekten de Altı Dil’in kuruluşu son derece mantıklıydı. ——Subaru’nun kamufle olabilen arkadaşı Pleiades Taburu’ndan Hiain’di ancak Yarı İnsan Savaşı’nda Krallığa karşı savaşan pek çok yarı insan olmalıydı. Ve savaşta işe yarayan tek şey saf savaş gücü değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Bu arada, Rachins-dono Altı Dil’in varlığını nereden öğrendiniz? Babanızdan mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“Ha? O ihtiyarın sırf aileyiz diye Krallığın gizli sırlarını bülbül gibi öteceğini mi sanıyorsun? Sadece böyle bir şeyin var olmasının normal olduğunu düşündüm ve arada sırada kulağıma çalınan söylentilerdeki parçaları birleştirdim. Senin gibi bir herifin onların başı olacağı zerre aklımdan geçmemişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Öyle mi? Demek Rickert Hoffman-dono gerçekten de sadık bir tebaa, örnek alınası. Peki sonrasında babanızla iletişim kurmadınız mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“&#8230;Hey, bir casus olarak o kötü huyların ortaya çıkıyor. Şu anda konuşma sırası sende, benim ona buna dair laf anlatacağım zaman değil. Kendini kaptırma.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Çok haklısınız. Lütfen nezaketsizliğimi bağışlayın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Shihaku gözlerini daha da sivrilten Rachins’e karşı Russell tiyatral şekilde eğildi. Ancak bu karşılıklı konuşma bile, Rachins’in kanalizasyonda açıkladığı o soyu—— ailesinin gerçekten de Krallığın soylularından olduğu gerçeğini kanıtlar nitelikteydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cevabın ardından Russell bakışlarını Subaru’ya çevirdi ve “Tekrar ifade etmem gerekirse” diyerek devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Gizli bilgilere ilişkin ayrıntılara giremem ancak en nihai amacımız ulusun savunmasıdır. Ben de dâhil olmak üzere bu örgüte hizmet edenler statülerini saklar, sahte kimlikler uydurur ve karşı istihbarat işleriyle uğraşırlar. Kraliyet Başkenti’nin Ticaret Loncası Başkanı ünvanım bile sadece gerçeği gizlemek için kullandığım bir paravan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bir paravan için fazla üst düzey bir ünvan değil mi ya bu? Yani sonuçta lonca başkanı diyorsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Gereken kamusal otorite ve nüfuz dengesi dikkatlice hesaba katılarak varılmış bir sonuçtur bu. Endişelenmenize gerek yok, Kraliyet Başkenti’ndeki nüfuzlu kişilerin tamamı örgütümüzün üyesi değil elbette.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“——Ama şu anki duruma bakılacak olursa keşke daha fazla öyle olsaydı demekten kendini alamıyor insan, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet, itiraf etmesi utanç verici olsa da tam olarak dediğiniz gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavaşça başını iki yana sallayan Russell, Beatrice’in bu gözlemine durgun bir ifadeyle karşılık verdi. Bu yüz ifadesinin onun gerçek duygularını ne kadar yansıttığını bilmek imkânsızdı ama nihayet asıl meseleye girebileceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu an Lugunica Krallığı’nı vuran tehlike—— Subaruların köşeye sıkıştırılması ve kötülüğün pençelerinin Emiliagillere kadar uzanmış olması gerçeğinden bağımsız olamazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunların merkezinde ise——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“——Sevgili Çocuklar. Şu an bizim&#8230; hayır, Krallığın en büyük düşmanının adı bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yani bu adamların Kraliyet Seçimi’ni çökertmeye çalıştıklarını mı söylüyorsun?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Yanlış olmaz. Fakat onların yıkmaya çalıştığı şeyin Kraliyet Seçimi’nden ziyade bizzat Krallığın kendisi olduğunu söylemek daha isabetli olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Krallığın kendisi mi&#8230; bunun etkisi de Kraliyet Başkenti’ndeki malum karmaşa, öyle mi? &#8230;Bu arada az önce onların uzun yıllardır süregelen ezelî düşmanımız olduğundan bahsetmiştin, o mesele tam olarak ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Doğrudur. Elimizdeki belgelere göre&#8230; otuz yılı aşkın bir süredir perde arkasında faaliyet gösterdiklerine dair kayıtlar mevcut.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Otu… Hık!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle akılalmaz bir rakamın böylesine sakin bir şekilde telaffuz edilmesi, Subaru’nun tüm beklentilerini altüst ederek gözlerinin şaşkınlıkla açılmasına neden oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beş, en fazla on yıl diye düşünmüştü ama otuz yıl çok uzun bir süreydi. Altı Dil’in Yarı İnsan Savaşı’ndan sonra kurulmuş bir teşkilat olduğunu göz önüne alırsak kuruluşunun üzerinden aşağı yukarı kırk yıl geçmiş olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Oradan otuz yıl demek&#8230; neredeyse kurulduğunuzdan beri onlarla savaşıyorsunuz o zaman&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Kesinlikle. Bu yüzden Altı Dil’in tarihi, Sevgili Çocuklarla yürütülen gizli savaşın tarihi olarak da adlandırılabilir. Ne var ki Sevgili Çocuklar hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bir rakipti, bizse hep bir adım geriden gelmek zorundaydık&#8230; Tüm mesaimizi sırf bu topraklarda istedikleri gibi at koşturmalarına zar zor engel olabilmek için harcıyorduk, acınası bir durum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“Hah, güya Krallığın arkasını kollayan o büyük teşkilat olacaksınız bir de şu zavallılığa bak. Sonsuza kadar dayak mı yemeyi planlıyordunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Söyleyecek sözüm yok. Nitekim Krallığın dört bir yanındaki soyluların ve nüfuz sahibi kişilerin aniden fikir değiştirmesi ya da başka ülkelere istihbarat sızdırarak kendi çıkarlarımıza ters düşecek şekilde hareket etmesi gibi vakalar saymakla bitmez. Direktörlüğü devraldığımdan bu yana geçen on küsur yılda bile bu çıkmazı tersine çevirecek bir hamle yapamadık, yalnızca günü kurtaran geçici önlemlerle yetindik. ——Ancak durum değişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Değişti mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Evet. ——Ak Koyun ve Kara Köpek sayesinde.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu duyan Subaru, sessizliğe bürünerek Russell’ın arkasında bekleyen Ak Koyun’a baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onunla birlikte adı anılan Kara Köpek burada olmasa da Russell komutasındaki Altı Dil’i içine düştüğü o çıkmazdan kurtaranlar bu ikisi olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu nasıl başardıklarını merak eden Subaru’nun sorgulayıcı bakışları karşısında Ak Koyun elini göğsüne götürdü, şirin yüz hatları hafifçe gerilirken söze girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Ben eskiden Sevgili Çocuklardan biriydim. Kara Köpek de aynı şekilde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“——Hık! Düşman üyelerini taraf değiştirmeye mi ikna ettiniz?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Birkaç tesadüfün bizim lehimize geliştiği bir durumdu. Ancak bunun sonucunda onca zamandır savaştığımız Sevgili Çocukların&#8230; asıl doğasını öğrenme fırsatına kavuştuk.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Evet&#8230; Yine de ben de her şeyi tam olarak biliyor değilim. Üzerine konuşabildiğim şeyler de vardı, konuşamadığım şeyler de&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yoo, öyle olsa bile elde edilen kazancın devasa olduğuna eminim. Böyle bir karar vermekle çok iyi etmişsin&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun tereddütlü görünse de bu hâli Russell’ın yaptığı değerlendirmeyle taban tabana zıtlık oluşturuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa kendisi otuz yıldır zerre ilerleme kaydedilemeyen bir savaşın seyrini değiştirecek kadar kilit bir isimdi; Altı Dil’in hissetmiş olması gereken o büyük coşku, çölde vaha bulmaktan farksızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun bu düşünceleri karşısında Ak Koyun hafifçe bakışlarını indirdi ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“&#8230; Evet, açıkçası bu benim için de sürpriz oldu. İçimde böyle bir cesaret olduğunu hiç düşünmezdim&#8230; Hâl böyleyken keşke çok daha önceden&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“——?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Aa, y-yo, hiçbir şey! Neyse, özetle benim durumum bu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ellerini telaşla iki yana sallayan Ak Koyun’a bakarken Subaru kaşlarını hafifçe çatıp sustu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat o aklına takılan noktayı kurcalamadan önce, “Hey” diye Rachins’in serseri tonlu sesi araya girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Şu ihanet meselesine harbiden güvenebiliyor musunuz? Yani düşünsene o piç kuruları sizin onların kıçında dolanmanızdan bıkıp da sizi istedikleri gibi parmaklarında oynatabilmek adına bu ikisini bir tuzak niyetine yollamış olamaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Durum böyle olsaydı bizim çoktan ezilmiş olmamız daha mantıklı olmaz mıydı? Ak Koyun’la Kara Köpek bize katılalı bir yılı geçti&#8230; Bu süre zarfında Sevgili Çocukların kurduğu o karanlık kumpasları bir elin parmaklarıyla sayılamayacak kadar çok engelledik. Niyetleri kötü olsaydı bize bu kadar katkı sağlamalarının hiçbir mantığı kalmazdı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“&#8230;Pek de emin olamazsın. Bence yeterince tedbirli davranmıyorsunuz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“——Lütfen endişelenmeyin. Onların bana ihanet etmesini engelleyecek gerekli tedbirleri zaten aldım. Bu sayede benim güvenimi satın aldılar&#8230; daha doğrusu kazandılar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keskin bakışlarla Rachins ve Russell birbirlerine baktı, aynı zamanda fikirlerini çarpıştırdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun gözünden bakıldığında Rachins’in ne demek istediği gayet anlaşılırdı ama Russell’ın olayları kendi çıkarlarına uygun şekilde hazırlaması onu daha baskın kılıyordu. Rachins’in bir ara sokak serserisi olduğuna dair ilk yargısı da Subaru’nun aklından bir türlü çıkmıyordu, bu yüzden ortadaki karakterlerin taşıdığı prestij ve ağırlık arasında bariz bir fark vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bize bu denli yardım ettikten sonra onun hakkında böyle düşünmem vefasızlık mı olur acaba?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Sadece bizi kaç kez koruduklarına bakacak olursak burada güvende olmamızı sağlamak sakallının hanesine yazılır, sanırım. Ama kanalizasyondaki kurtarılmamızı da <em><u>hesaba katarsan</u></em> serseriyle sakallı arasında durum <em><u>eşitleniyor</u></em>, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Kesinlikle. Benim Beako’mdan da böyle bir matematik beklenirdi zaten——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“——Şey, Natsuki Subaru-san.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bacaklarının arasında oturttuğu Beatrice’le birlikte sallanırken kimin tarafını tutacağına karar veremeyen Subaru, Ak Koyun’un o seslenişi üzerine tuhaf ve beceriksiz bir “Hıh?” sesi çıkardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Subaru’yu büyük bir ciddiyetle süzdüğünü fark etmesiyle birden derin bir şekilde başını eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Sevgili Çocukların elinden kurtulabilmemiz sizin sayenizde oldu. Bu yüzden uzun zamandır size minnettarlığımı sunmak istiyordum&#8230; Gerçekten çok teşekkür ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Eee… rica ederim etmesine de tam olarak neyin hangi kısmı için teşekkür ediyorsun sen bana?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Elbette Cadı Tarikatı’nın Tembellik Günah Başpiskoposunu ortadan kaldırdığınız için!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“&#8230;Petelgeuse’u mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerini yuvarlayıp böyle soran Subaru’ya Ak Koyun güçlü bir şekilde “Evet!” diye başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara geçmişinin simgesi olan Kraliyet Sarayı’ndaki o utanç verici olaydan tutun, cep telefonuyla bağlantılı Beyaz Balina avı meselesine kadar&#8230; Bugünü sanki sürekli olarak Kraliyet Seçimi’nin başlangıcındaki olayları deşip duran tuhaf bir gün ilan etmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Petelgeuse Romanee-Conti’yi yenmiş olmasının övülmesi bir yana, Ak Koyun’un böylesine doğrudan bir minnet duymasının nedenini bir türlü anlayamıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yok artık, sakın bana o şerefsizin Parmaklarından falan olduğunu söyleme?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Parmak mı?.. Öyle bir şey değildi ama yine de onun ölümü Anneyi epey sarsmıştı, biz de o kargaşadan yararlanarak&#8230; işte kaçıp kurtulduk.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Hı? Hı? Hı? Bi’ dakika, bi’ dakika&#8230; İyice koptum ben yine. Petelgeuse’un ölümünün etkisiyle Anne denilen kişi telaşa mı kapıldı? Nasıl bir kargaşadan bahsediyorsun ki?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“——Uzun bir süre boyunca ben de onun gerçek kimliğini bilmiyordum. Ne zaman buluşsak hep farklı bir kılığa girerdi, onunla doğru düzgün konuşabildiğim tek bir an bile olmamıştı&#8230; ama sonunda her şey gün yüzüne çıktı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru kafa karışıklığını açıkça belli etse de heyecanla konuşan Ak Koyun, kabaran duygularını kontrol edemiyor gibiydi. Subaru’nun sorusunu cevaplamak yerine bunca zamandır içinde taşıdığı sırrın kapağını aralarken gözleri parıldıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Benim&#8230; bizim, Sevgili Çocukların, bunca zaman itaat etmeye zorlandığı kişi, o kişi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “B-Bi’ saniye, bi’ saniye diyorum, duygularım daha olan bitene yetişemedi bile&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“——Capella Emerada Lugunica.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“——Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç beklenmedik bir anda kulak zarlarında çınlayan bu uğursuz fısıltı, allak bullak olmuş düşüncelerini tek seferde buz kestirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha işleyemediği onca bilgi ve duygu seli, sanki üzerlerine kova kova soğuk su boca edilmişçesine sessizliğe bürünürken nefesini tutan Subaru, bakışlarını uzun uzun Ak Koyun’a sabitledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadın o bakışa usulca başını sallayarak karşılık verdi ve ince dudaklarını bir kez daha aralayıp tek kelimesini bile esirgemeden açıkça söyledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “——Şehvet Günah Başpiskoposu, Capella Emerada Lugunica. Bize, yani Sevgili Çocuklara zorla kendisine Anne dedirtip bizi boyunduruğuna alan iblisin ta kendisiydi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“—— ———— —————— ——Ciddi misin sen?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun’un ağzından dökülen o ismi idrak edip zihninde işlemesi oldukça uzun sürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parçalara ayırdı, çiğnedi, yuttu, sonra yeniden geviş getirir gibi tekrar düşündü; bu döngüyü defalarca kez tekrarladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun sessizliğe gömüldüğü bu aralıkta Russell “Ak Koyun” diye seslendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesine hafif azarlayıcı bir tını katarak konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Bunları belirli bir sırayla açıklamayı düşünüyordum. O ismi hemen ortaya atmakla çok acele ettin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Ah, ö-özür dilerim! B-Bir an heyecanıma yenik düştüm de&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Kendisini bilgilendirme niyetim zaten vardı fakat bilgiyi kullanırken daha sağduyulu olmalısın. Elindeki kartlar canınla eşdeğerdir. Geçtiğimiz şu bir yıl içinde bunu sana defalarca öğretmiş olmalıydım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“E-Evet&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Omuzları düşen Ak Koyun, Russell’ın bu sözleri üzerine gözlerini yumdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak morali bozulan Ak Koyun’a üzülse de Subaru açısından o azarlama süresi sayesinde aldığı şoktan dolayı işlemeyi bırakan zihni yeniden çalışır hâle gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Şehvet Günah Başpiskoposu, Capella Emerada Lugunica.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cadı Tarikatı’nın Günah Başpiskoposlarının hepsi tek kelimeyle “en beteri” olarak özetlenebilirdi ama Capella’nın doğasındaki o kötülük, diğer Günah Başpiskoposlarıyla kıyaslandığında bile Subaru’nun midesini en çok bulandıranıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onunla yalnızca bir kez, Su Geçidi Şehri Pristella’nın Şehir Binası’ndaki çarpışmada karşılaşmıştı ama açıkçası mecbur kalmadıkça bir daha asla yüzünü görmek istemeyeceği kişilerin başında geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her şey bir yana, Capella’nın adını tam da böyle bir zamanda duyacak olmak da&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Anne, bir de Sevgili Çocuklar&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Yan yana geldiklerinde insanın midesini bulandıracak cinsten kelimeler, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Üstelik onun ağzından çıktığını o kadar net canlandırabiliyorum ki&#8230; Ak Koyun-chan’ın kaçmak istemesine şaşmamalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaşlarının arasını kırıştırıp dudaklarını büken Subaru’ya Beatrice kaygılı gözlerle baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Neyse ki Beatrice Capella’nın gerçek hâlini görmemişti; Subaru da bunun iyi olduğunu düşünüyordu. Günah Başpiskoposları’nın hepsi Beatrice’in ruhsal gelişimi için zararlıydı. Özellikle de Capella.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Anne&#8230; Capella, türlü türlü yerlerden bir sürü çocuk toplar ve o çocukların her birine kendi yavrusuymuş gibi davranırdı. Bizden onu annemiz olarak görmemizi isterdi. Ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Kötülüğü de deliliği de psikolojik baskıyı da&#8230; hepsini gözümde canlandırabiliyorum&#8230; Yine de bu alışkanlıktan kurtulamadın mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Pek kolay değil&#8230; Sonuçta asla unutmayalım diye bu kelime herkesin bedenine kazınmıştı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Acı bir gülümseme bile denemeyecek kadar yaralayıcı bir gülüşle Ak Koyun geçmişi böyle anlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sevgili Çocuklardan ayrılıp Capella’nın boyunduruğundan kaçıp kurtulmuş olmasına rağmen korkusunun kaynağına bugünlerde hâlâ “Anne” diye hitap etmesi, tatmış olduğu o dehşetin ne kadar büyüklük olduğunun kanıtıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve o cehennem gibi konumdan kurtulmasında Subarugillerin Petelgeuse’u yenmesinden ötürüyse——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Gerçekten çok sevindim. O cehennemden kurtulabilmene, Ak Koyun-chan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Natsuki Subaru-san&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Aa ama şu Kara Köpek denen eleman o minnettarlıktan pek nasibini almamış gibi. O herif, benimle birlikte şirin mi şirin Beako’yu da cayır cayır yakıp kömüre çevirmeye niyetli gibiydi. İyiliğe kötülükle karşılık vermeye kalktı. Özür dilemezse affetmem onu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Affetmeyiz, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun parmağını uzatarak yaptığı kesin harekete uyan Beatrice de kendi parmağıyla aynı hareketi yaparak Ak Koyun’u işaret etti. Kendisine doğrultulan iki parmağı ve Subaru’yla Beatrice’in aynı anda göz kırptığını gören Ak Koyun, şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı ve ardından usulca gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“Evet&#8230; Anladım. Kara Köpeğin kesinlikle özür dilemesini sağlayacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Çok iyi olur. Yine de rakip Capella olduğuna göre&#8230; ‘Sevgili Çocuklar’ dediğin şey, Cadı Tarikatı’nın içindeki bi’ birliğin adı falan mı? Petelgeuse’un Parmakları veya Regulus’un Gelinleri gibi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“Bu yakıştırmayı duyarsa Sylphy seni fena pataklar, sanırım. Öyle düşüncesizce konuşma, doğrusu. Zaten Sylphy senden pek hazzetmiyor, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Regulus’u alt ederken benim de hatırı sayılır bir katkım oldu ama&#8230; Neyse, Emilia-tan’ı destekleyenlerin artması her hâlükârda iyidir, ileride bir gün onunla beraber oturup bir numaralı gözdemiz hakkında uzun uzun coşmamız gerekecek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu anda Roswaal Malikânesi’nde beklemede olan üyelerden biri olan Sylphy, aslen Regulus’un gelinlerinden biriydi ama artık Emilia’nın sıkı destekçilerinden biri hâline gelmişti. Böyle düşününce Subaru’nun bir av gibi takip edildiği ve hatta Emilia’nın bile esir düştüğü böylesi bir kriz ortamında -başta Sylphy ve Ryuzu olmak üzere- malikânede geride kalan diğer Ryuzu kopyaları da ciddi bir endişe kaynağıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O cephede, işi ancak Kraliyet Başkenti dışında serbestçe hareket edebilecek birine—— Roswaal’a emanet etmekten başka çareleri yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Oradaki durumu da kafamıza takacağız ama&#8230; senin pencerenden bakıldığında durum nasıldı, Ak Koyun-chan?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun: </strong>“&#8230;En azından ben, kendimi hiçbir zaman o kimlikle görmedim. Hayatım boyunca Cadı Tarikatı mensuplarıyla da hiç karşılaşmadım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Öyle mi&#8230; Yani Cadı Tarikatı’ndan bağımsız bir ekip ya da o Günah Başpiskoposuna ait özel bir birlik gibi bir şey miydiniz? Ne olursa olsun ‘sevgili çocuklar’ falan, sırf isimleri bile insanın asabını bozmaya yetiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birisinden nefret ediyorsan ona dair her şeyden nefret etmen de hiç zor olmuyordu. Subaru’nun yaşadığı durum tam da böyleydi. İşin içinde Capella’nın olduğunu düşündükçe onlara dair her şeyde kusur bulmak istiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru refleksle bakışlarını yan yatakta uyumakta olan Crusch’a çevirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun kendi bacağı ve kolu bir yana dursun, Crusch’ın bedenine akıtılan Ejderha Kanı da Capella’nın ona miras bıraktığı yaralardan biriydi. Pristella’da sadece onun dokunuşu yüzünden formları değiştirilmiş ve şimdilerde buz kütlelerinin içinde uyumaya terk edilmiş yığınla insan vardı. ——Tıpkı Oburluk gibi Şehvet de haddinden fazla insanın hayatını mahvetmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Bu aynı zamanda Russell-sanların otuz yıl boyunca onun izini neden bir türlü bulamadıklarını da açıklıyor. İstediği an şeklini ve kılığını özgürce değiştirebiliyor. Bu yüzden de&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Bugüne dek onun gerçek kimliğini kesin olarak tespit etmek asla mümkün olmadı. Gerçeğin tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkması; Pristella’da bizzat kendi formunu ifşa edip Otoritesi’ni kullanan Şehvet Günah Başpiskoposu’na dair o istihbaratla, Ak Koyunların çok iyi bildiği o varlığın özelliklerinin örtüşmesiyle ancak mümkün oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Yani kadın istediği gibi komplolar kurup perde arkasında oyunlar oynayabilmiş, öyle mi?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Kesinlikle. Lortların ve o büyük güç sahiplerinin aniden fikir değiştirmesi ya da vatana ihanet eden eylemlere girişmesi artık bir sır olmaktan çıktı. ——Büyük ihtimalle her biri başkalarıyla değiştirilmiş olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“O kadının yapabildiklerini düşününce böyle bir şey hiç de imkânsız gelmiyor. Açıkçası bu gelinebilecek en berbat nok——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Russell’ın tahminini onaylayıp işin bu iğrenç tarafını tükürürcesine dile getireceği o an, Subaru korkunç bir şeyi fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tahminin derinlerine inilirse akılalmaz derecede ürkütücü bir gerçeği kabul etmeleri gerekecekti. Ve o gerçek hiç şüphesiz ki—— Krallığın tamamen ve sessizce istila edilmiş olduğu, yani devletin bekasının tehlikede olduğu bir krize işaret ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins: </strong>“Oy, oy, oy, sakın bana&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice: </strong>“——En beteri, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun vardığı o dehşet verici sonuca aynı anda varan Rachins’in yüzü kasıldı, sesi öylesine titremişti ki geriye kalan o korkunç ihtimali kelimelere dökmeye dili varmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Keza Beatrice de ürpermiş bir hâlde, bağdaş kurmuş Subaru’nun bacaklarının arasına iyice büzülüp ona sokuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru: </strong>“Russell-san&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet. Üçünüzün de kafasında canlanan o ihtimal kesinlikle doğru. İşte bu yüzden şu an içinde bulunduğumuz durum Krallığın en büyük felaketidir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevabı duymaktan korkmasına rağmen yine de sormak zorunda kalan Subaru’nun sorusuna, o şokla savaşını çoktan bitirmiş ve bir sonraki aşamaya geçmiş olan Russell derin bir şekilde başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru; aslında duyacağı cevaptan ölesiye korkmasına rağmen yine de sormak zorunda kalmıştı, o şoku çoktan atlatmış ve olayın bir sonraki aşamasına geçmiş olan Russell’sa onaylarcasına ağır ağır başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Altı Dil’in Direktörü, Krallığı koruma görevini omuzlamış o adam, gerçeği şu sözlerle ilan etti&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell: </strong>“Lugunica Krallığı’nın Bilgeler Konseyi’nin yanı sıra üst düzey soyluların büyük bir çoğunluğunun, Sevgili Çocuklara önderlik eden Capella Emerada Lugunica tarafından başka kişilerle değiştirilmiş olduğu ve Ejderha Yazıtı’nın şu an bizzat Şehvet’in eline düşmüş olduğu endişe edilmektedir.”</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1217" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15.png" alt="" class="wp-image-8687" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15.png 1920w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15-2000x1268.png 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15-1000x634.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15-768x487.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-15-1536x974.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/Kirataki_52/status/2056798011825770540?s=20">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div><p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/">Kısım X, Bölüm 21 – “Altı Dil”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-21-alti-dil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kısım X, Bölüm 20 – “Aynadaki Koyun, Maskeli Köpek”</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 20:35:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ana Hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[Kısım 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=8675</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/">Kısım X, Bölüm 20 – “Aynadaki Koyun, Maskeli Köpek”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: Bertiel Ek Düzenleme: Qua Redaktör: akari Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/">Kısım X, Bölüm 20 – “Aynadaki Koyun, Maskeli Köpek”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/">Kısım X, Bölüm 20 – “Aynadaki Koyun, Maskeli Köpek”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1920" height="1078" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9.png" alt="" class="wp-image-8677" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9.png 1920w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9-2000x1123.png 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9-1000x562.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9-768x431.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-9-1536x863.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/8_humi/status/2057430339510001937">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Düzenleme: Qua</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: akari</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa, Arda, Fatih, Drusus Carter, EcBur, ADSA, Rikka Fedaisi, Voi Van Astrea, Lavain, Ahmet B, Selim K, Spacepire, universe, Yağız D, Metin K, equ, Sakuta Hijiri, Emirhan D, Kerem Y, jnxleus, Yusuf Esat Ç, Salim, Elma Can, EuphoriaLux, Efe S, Yiğithan S, The Emre, Arman, Karagürz, Furkan Ş, Kaan Ö, Süleyman Y, Anıl U, Hydra, Bayram Ö, Sweet, Rayko Nora, Rüzgar Yağız C, Alperen&#8217;in Gözünden, Melih Kaan K</strong></strong>, Efe Ç.</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce" style="color: #9b51e0;">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Kızıl.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek bir renk Subaru’nun görüşünü baştan sona kaplamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birdenbire ortaya çıkan palyaço maskeli adamın ne bağlı olduğu yer ne de niyeti anlaşılabilirdi. O şahıs, “tanıştığımıza memnun oldum” ile “elveda” yerine Subarugillerin üstüne dev bir ateş küresi savurmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üzerlerine hücum eden sıcaklığın hissi tenini kavuruyor, az önce loş olan kanalizasyonu öğle vaktiymiş gibi aydınlatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu aydınlık; dar kanalizasyonu kaçacak yer bırakmayacak büyüklükte doldurarak yaklaşan alevleri apaçık görmelerini sağlamaktan başka işe yaramıyor, yalnızca belli belirsiz bir umutsuzluğu körüklüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ı sırtında taşırken günde bir kez kullanma hakkı olan EMT ile EMM’yi çoktan tüketmişti, enerjisi bitmek üzere olan Subaru’nun buna karşı yapabileceği hiçbir şey yoktu——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Siktiiiir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diye hırçın bir ses tükürür gibi bağırdı, ardından da kulağa yapışkan gelen bi’ su sesi duyuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşünün ucunda, az önce yanında olması gereken Rachins’ten iz dahi yoktu. Subaru gibi palyaço maskesinin ortaya çıkışına şaşırmış olan Rachins, yaklaşan alevlere Subaru’dan daha hızlı tepki vermişti. ——Hiç tereddüt etmeden, tek kaçış yeri olan geçidin kenarındaki kanalizasyon suyuna balıklama atlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Subaru! Betty de——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yoo——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in o acil kararını gören Beatrice, Subaru’nun eşofmanına yapıştı. Ardından o cılız gücü ve hafif bedeniyle, bütün kuvvetiyle Subaru’yu kanalizasyon suyuna çekmeye çalıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Subaru, Beatrice’in bu hareketine ayaklarını yere sağlam basarak direndi. Beklenmedik tepkisi karşısında Beatrice’in sesi “Subaru!?” diye çatladı fakat&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bana güven, Beatrice.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dediğinde Beatrice gözlerini açarak bu sözleri kesin bir dille söyleyen Subaru’ya karşı donakaldı. Göz göze geldiler, kendine özgü desenleri beliren yuvarlak gözleri titreyen Beatrice nefesini tutuverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha o bir şey söyleyemeden, alev kütlesi gözlerinin hemen önüne kadar varmıştı bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O ezici ateş gücü, oldukları yere çakılıp kalan Subaru’yla Beatrice’i, sırtındaki Crusch’la birlikte acımasızca yakıp kül—— edemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alev yaklaşmış, tenleri kavrulmuş, bedenlerindeki bütün suyun bir anda buharlaşacağı hissini doğurmuştu. ——Tam da böyle düşündürecek kadar yoğun sıcak hava dalgası Subaru’nun kâkülünü yakacakken birdenbire yok oluverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki bir sihirbazlık numarasıyla, gözlerinin önündeki o güneşin üstü örtülmüş gibi kanalizasyonun aydınlığı bi’ anda karanlığa büründü. Geriye yalnızca Subarugillerin elindeki lamba, geçide düşmüş lagmite cevheri parçalarının yaydığı cılız ışık ve sönmüş alevin kavurduğu kanalizasyon havasının ısısı kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Yoo, geriye kalanlar yalnızca bunlar da değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “——Neden?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Eh?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Neden? Niçin? Tam şu anda, tam oracıkta&#8230; kıpırdamadın ki?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bulanık karanlığın içinde palyaço maskesinin ak maskesi süzülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başını eğip maskesini yana yatıran palyaço maskesi şaşkın bir yüz ifadesindeydi—— gerçekten de ilk başta gösterdiği o tam kötü adam havasındaki maskeyi ne ara değiştirmişse yüzüne göz kısımları çarpı desenli, bambaşka ifadeli bir maske takmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kötü şakasına sinir olsa da Subaru, yanmış kâkülünü nefesiyle üfledi ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Crusch-san’la bi’ işin olduğunu söylemiştin demin. Öyleyse Crusch-san’ı bizimle birlikte yakıp öldürmeye kalkışman saçma olurdu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “&#8230; Ku, kuku, kuhahahaha, bu mu yani? Sırf bu yüzden, başka hiçbir sebep olmaksızın yerinde kaldığını mı söylüyorsun? Yoldaşın olan Ulu Ruh’u bile işin içine katabilirdin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Oynadığım kumarı kazandım sonuçta.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Ne özgüven ama! Kraliyet Seçimi adayının tek ve biricik Şövalyesine de bu yakışırdı! Demek şimdiye kadar da, buraya kadar da kendi aklına ve kavrayışına güvenerek yolunu böylece açtın! Harika, fevkalade, hayran kalmamak elde değil! Hem de baştan aşağı kıskanılacak kadar!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço maskesi, yüksek sesle övgüler yağdıran sözlerinin aksine Subaru’yu zerre değerlendirmeyen bir tonla konuşurken gösterişli biçimde ellerini çırptı. Havayı yarar gibi sert alkış sesleri kanalizasyonda bomboş yankılanırken dişlerini sıkan Subaru, karşısındakinin övgü maskesi takmış hakaretlerini sessizce karşıladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun tek sebebi de karşısındakini boş yere kışkırtmamaktı fakat——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Evdeki hesabın çarşıya uymadı, Subaru zekâsıyla seni aştı, doğrusu. Bunu görmezden gelip alttan alta laf atmaya kalkışman aptalca, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karşılık vermeyen Subaru’nun yerine, bakışları sertleşmiş Beatrice karşısındakine dişlerini gösterdi. Bunu duyan palyaço maskesi de “Tüh be!” der gibi elini başına götürdü ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Nasıl bir fedakârlıktır bu nasıl bir sevgidir bu! Aranızdaki Ruh ile Sözleşmeli bağı, kilide cuk diye oturan bir anahtar gibi. Biri olmadan öteki de var olamaz. İşte tam da bu yüzden! Bağ dediğin şey zehir de olur ilaç da!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Laftan anlamaz bir herifsin, doğrusu&#8230; Günah Başpiskoposlarını anımsatan türden bir iğrençliğin var, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Dur dur dur dur, insaf et, merhamet et. Söyleye söyleye Günah Başpiskoposu mu dedin ya! Öyleleriyle aynı kefeye koyulmaya hiç gelemem, hem zaten o şüphe size yöneltilmiş değil miydi ya?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Şüphe mi? Neyle&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Günah Başpiskoposu olmakla! Yukarıda herkes bu söylentiyle çalkalanıyor, Natsuki Subaru. İçinde Tembellik Günah Başpiskoposu olabilir! N’apalım, n’edelim diye ortalık birbirine girmiş durumda!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ellerini sallaya sallaya, sanki eziyet edercesine bunları söyleyen palyaço maskesi, maskesini yine ilk ifadesindeki maskeyle değiştirdi. Her hareketi tek tek sinirlerine dokunuyordu ama Subaru’nun buna değinecek hâli bile yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Günah Başpiskoposu muamelesi görmek Subaru’nun yüreğine çok ağır bir yük bindiriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ben mi, Günah Başpiskoposu&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Şüphenin de bi’ sınırı olur, doğrusu. Öyleyse Subaru’nun şimdiye kadar Cadı Tarikatı’nı yerle bir etmesine ne demeliyiz, sanırım? Aralarındaki iç savaş mı diyeceksin, doğrusu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Kim bilir, bilmiyorum, umurumda da değil! Kimsenin gerçekle ilgilendiği yok; belki de herkes, işine gelen bilgileri kendi lehine olacak şekilde, kendi hoşuna giden bir sahneye dönüştürüp yaymanın peşindedir. Öyle tipler&#8230; insanı çıldırtır, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço maskesi konuşurken bile bedenini abartılı biçimde sağa sola sallıyor, bir türlü yerinde durmuyordu. Yine de en sona eklediği o tek cümle, Subaru’ya gözlerinin önündeki bu tuhaf adamın gerçek düşüncesiymiş gibi geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu hisseden Subaru derin bir nefes aldı, sonra uzun uzun vererek&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Nihayetinde&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Hı? Hıı? Hııımm?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Senin amacın ne peki? Crusch-san’ı götürmeye çalıştığını anladım da. Bunu ne için, kimin için yapıyorsun ki? O kılıkla Krallık askeri olduğuna inanmam.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalnızca Krallık askerleri tarafından kovalanmakla kalmayıp bir de Günah Başpiskoposu muamelesi gördüğü gerçeği yüzünden, Günah Başpiskoposlarına alerjisi olan Subaru’nun dünyası başına yıkılmış. Ama bunları düşünmeyi şimdilik sonraya bıraktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunu yalnızca gözlerinin önündeki palyaço maskesine yoğunlaştırınca akla gelmesi doğal olan soru buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın bedenini ele geçirmeyi hedefliyordu. Ama Krallık askerlerinin yoldaşı falan değildi. ——Öyleyse insanın doğal olarak aklına gelen tahmin, Subarugillere tuzak kuran düşmanın yoldaşı olduğu yönündeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası -Crusch meselesini bir yana bıraksalar bile- o kadar güçlü büyüleri kullanabilen bir rakibe karşı enerjisi tükenmiş Subaru ve Beatrice’in dürüst bir yöntemle kazanma şansı yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir şekilde bilgi çekip çıkarmalı, zaman kazanmalı ve bir çıkış yolu bulmalıydılar—— tam o anda&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——? O şey de ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Hııımm? Ne var, ne oldu, zaman kazanmaya çalışıyorsan&#8230; geh!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun kaşlarını çatarak işaret etmesi üzerine, kendi bedenine bakan palyaço maskesi böyle inledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun işaret ettiği şey, palyaço maskesinin beden biçimini tamamen saklayan siyah giysisiydi—— daha doğrusu, göğüs kısmının içinden belli belirsiz sızarak görünen yanıp sönen ışıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun o yanıp sönen ışığın ne olduğuna dair aklına gelen bir şey vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yoksa Konuşma Aynası mı o?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Aaa! İii! Uuu! Öyle bir şey olması mümkün değil, mümkün değil, tamam mı ya? Baştan söyleyeyim! Benim karnım ışıl ışıl parladı diye sizin kaderiniz değişecek falan değil——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Işığı gitgide güçleniyor, sanırım. Epey önemli bir işi var gibi, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Nııığh!.. Siz! Orada! Tam o noktada! Birazcık bekleyin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tükürükler saçarcasına bunu söyleyip palyaço maskesiyle olduğu yerde Subarugillere sırtını dönüverdi. Bu kadar açıkça gardını indiren duruşu karşısında Subaru istemeden de olsa afalladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırtını dönen palyaço maskesi, giysisinin içinden hışır hışır bir şey çıkardı—— muhtemelen Konuşma Aynası’nı eline almış, aynanın ötesindeki biriyle konuşmaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kadar gardını indirip sırtını dönse bile Subarugillerin kendisi için bir tehdit olmadığını resmen haykırıyordu. Bu da insanın canını sıkmaya fazlasıyla yetiyordu fakat——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Tam zamanı. Oy, beni çıkarıver!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Harekete geçmeye karar verip ağır ağır kıpırdanan Subaru’nun kulağına o kısık ses çarptı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesin geldiği yere hızlıca baktığında da bunun hemen yanlarından akan kanalizasyon suyunun içinden geldiğini gördü—— orada, siyah suyun yüzeyinden başını çıkaran Rachins süzülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Chin! Sen bunca zamandır kanalizasyonun içinde miydin ya?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Dikkatsizce onun dikkatini çekmek istemedim! Bir de suyun dibinde zincirler var; bir tanesi de ayağıma dolanmış, çıkaramıyorum&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bu sebepten ötürü boğulup ölseydin en kötü şekilde ölmüş de olacaktın, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Kes sesini la’! Bi’ el atın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanalizasyon suyunun içinden seslenen Rachins’e bakarak Subaru bir an ne yapacağı konusunda kararsız kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette onu çıkarma işine yardım etmek istiyordu ama Crusch’ı sırtında taşıyan Subaru’nun iki eli de doluydu. Bu durumda Beatrice’e güvenmek gerekecekti fakat hem onun ağırlığı hem de kol kuvvetiyle Rachins’i yukarı çekip çekemeyeceği şüpheliydi. Hatta kanalizasyon mağdurlarına bir kişi daha eklenmesi riski vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyleyse en iyisi, yer çekimine müdahale eden Murak’ı kullanarak eşzamanlı bi’ çıkış yolu——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Ah, siktir, Hassiktir ya! İşimi düzgün yapıyorum ben! Biraz gösterişli olduğu doğrudur, kendi kafama göre davranmadım da diyemem ama emirleri yok saymak ya da çizgiyi aşmak gibi kulağa kötü gelen şeyleri yapmadım ki!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço maskesi sesini yükseltip ayaklarını yere vura vura Konuşma Aynası’nın öbür tarafına böyle yakındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından konuştuğu kişi ona ne dediyse “Tamam tamam!” diye yenilgiyi kabul etmiş gibi, baştan savma bir karşılık verdi ve sonra——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Oy, tut bakalım, düşürmeden yakala!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ha? Eh, Beako!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “——Çok yakındı, doğrusu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arkasını dönen palyaço maskesi, iç çekmişçesine omuzlarını düşürüp aniden bir şey fırlattı. Subaru bunun Konuşma Aynası olduğunu anladığı anda Beatrice’in adını haykırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Az önce de belirtildiği gibi Crusch’ı sırtında taşıyan Subaru’nun elleri boş değildi. Bu yüzden gevşek bir yay çizerek gelen şeyi yakalayabilen kişi, panikle iki elini uzatan Beatrice oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “A-Az kalsın düşürüyordum, sanırım. Sen ne düşünerek&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Aynanın öteki tarafındaki kişi sizinle konuşmak, birkaç kelâm etmek istiyormuş da!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bizimle mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Küskün gibi duran palyaço maskesinin bu sözleri üzerine Subaru’yla Beatrice birbirlerine baktılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra ikisi de ürkekçe, palyaço maskesinin şüpheli bir hareket yapıp yapmadığını kollayarak Beatrice’in elindeki Konuşma Aynası’na eğilip baktılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun üzerine aynanın yüzeyinde, palyaço maskesinin konuştuğu kişinin görüntüsü belirdi——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>???:</em></strong><em> “——Aa, görüntü geldi! Şey, yüzüm görünüyor mu acaba?”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böylece konuşurken aynadaki kişinin görüntüsünü gören Subaru, nasıl tepki vereceğini bilemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü palyaço maskesinin uzattığı Konuşma Aynası’nda belirecek kişinin, çocuk yüzlü bir kız olacağı hiç aklına gelmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tanıdığı bir yüz falan değildi. Yaşı Subaru’dan bir ya da iki yaş küçük olmalıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tepeden iki yana bağlanmış uzun ve parlak lacivert saçları vardı; yuvarlak, iri altın rengi gözleri de fazlasıyla dikkat çekiciydi. Aynanın dar çerçevesi içinde, düzgün yüz hatlarına rağmen bir yerlerde problem varmış gibi hissettiren bu kız; beyaz gömleğinin yakasını derli toplu ince bir kravatla süslemiş, üstüne de simsiyah bir ceket geçirmişti—— gösterişten çok kullanışlılığa önem veren siyah bir takım elbiseyle aynanın ötesinden onlara bakıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kızın ciddi bakışlarıyla içinde bulundukları durum arasındaki uçurum, Subaru’nun kafasını fena hâlde karıştırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sen&#8230; yo, siz kimdiniz ya?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Şey, bana Ak Koyun diyorlar. Oradaki de Kara Köpek&#8230; yani maskeli adam, size fazlasıyla rahatsızlık vermiş olabileceğini düşündüm de&#8230; Özür dilerim.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ö-Özür mü&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini Ak Koyun diye tanıtan kız, bunu söyleyip aynanın ötesinde birden derin bir saygıyla başını eğdi. O hızla aynanın önünden kaybolan kız yüzünden Subaru’nun zihni gelen bilgileri işlemekte zorlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Palyaço maskesi—— kızın Kara Köpek diye çağırdığı adam, açıkça tehlikeli biriydi. Fakat o Kara Köpek’le aynı tarafta olduğu anlaşılan kız, böyle Subarugillere başını eğmişti—— terslikten mi uyumsuzluktan mı bilinmez ama sanki özellikle kafalarını karıştırmaya gelmiş gibiydiler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Açıkçası, sizler hakkında ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum. Zaten vahim bi’ durumdayım, aklım da kalbim de karmakarışık. Bana karar vermem adına bi’ şeyler fırlatın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Bir şeyler mi fırlatalım?”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Düşmansanız düşman olduğunuzu söylemeniz yeterli. ——Sizi yarıp da geçebilirim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Her zamanki gibi, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru bunu ilan edince yanındaki Beatrice de küstah bir ifadeyle başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önceden doğrulandığı gibi, şu anki Subaru’yla Beatrice’in mana eksikliği çoktu; enerjileri bitmiş, ellerindeki kozlar da paramparça hâldeydi. Fakat bunu özellikle söylemelerine gerek yoktu. Elindeki kartlar hiçbir kombinasyon oluşturmayan boş bir el olsa bile, blöf yapmak da isekaide hayatta kalmanın püf noktalarındandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “————”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Subarugillerin sözleri karşısında, aynanın ötesindeki Ak Koyun gözlerini açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duyguları yüzüne kolay yansıyan bir tip olmalıydı. Elinden geldiğince yüzünün şekilden şekile girmesini bastırmaya çalışsa da, gözbebekleri de yüzündeki kaslar da açıkça buna uygun değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üstelik bu, her sabah aynanın karşısına geçen kızın da farkında olduğu bir şeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Çok doğrudan söylediniz&#8230; korkmuyor musunuz?”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Korkuyorum. Fakat <em><u>çıkmazı</u></em> göz önünde tutmayı yeğlerim. Bocalamam durumunda <em><u>çıkmazın</u></em> büyüyüp çığ olmasından çok daha iyidir bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “&#8230; Bir kez daha özür dilerim. Kara Köpeğin size sataşması, bizim hatamızdan ve benim iyiliğimi düşünmesinden kaynaklandı.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Maskeli Adam:</strong> “Sanki bana epey keyfî ve tek taraflı bir şeyler söyleniyormuş gibi geliyor ama kuhahahaha.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi tarafının hatası için özür dileyen Ak Koyun’a karşı, maskeli Kara Köpek kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey bilmiyormuş gibi davrandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle savunulmaya değmeyecek Kara Köpeği bir yana bırakıp aynanın ötesindeki kızın bakışları kıpırdadı—— bu, Ak Koyun’un görebildiği Subaru’nun sırtına dikkatinin yöneldiğinin kanıtıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu doğrularcasına Ak Koyun, Subaru’nun sırtında uyuyan Crusch’a bakarak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Biz, Crusch Karsten-san’ı koruma altına&#8230; hayır, güvenceye altına almak istiyoruz. O hanımın gücüne ihtiyacımız var.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Crusch-san’ın gücüne mi?.. Yoksa sol gözünden mi bahsediyorsun?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru hızlıca, sırtındaki Crusch’ın göz bandıyla örtülü sol gözünü düşündü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onda açıkça meydana gelen değişimin ya da o Ejderha Gözü’nün hedef alınması gayet olasıydı. Ak Koyun’un da özellikle “koruma” yerine “güvence” diyerek düzeltmesi, yalnızca can güvenliğini sağlamayacaklarını kanıtlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat Subaru’nun bu tahminini boşa çıkaran Ak Koyun, “Sol gözü?” der gibi şaşkın bir hâl aldı ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Bana gözle ilgili hiçbir şey söylenmedi. Bizim ihtiyacımız olan şey, Crusch Karsten-san’ın sahip olduğu Rüzgârı Okumanın İlahi Korumasıdır.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——İlahi Koruması&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Evet. O güce ihtiyacımız var. ——Sevgili Çocuklarla savaşmak için.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek Subaru’nun kulağına tanıdık gelmeyen o sözcüğü; güçlü bir kararlılıkla, azimle ağzından çıkarıverdi.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Sevgili Çocuklarla savaş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ak Koyun, o savaş için Crusch’ın İlahi Koruması’na ihtiyaçları olduğunu söylemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın sol gözüne yerleşen Ejderha Gözü’yle alakasız şekilde, onun bizzat kendisini güvenceye almayı amaçladıklarını duyunca Subaru, konuşmanın odak noktasının kaydığını hissetmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten burada hiç tanımadığı bir düşmanın varlığından bahsedileceği aklının ucundan bile geçmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yine kafam karışmaya başlasa da&#8230; şu ‘Sevgili Çocuklar’ dediğin şey tam olarak ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Bizim düşmanımız. Muhtemelen sizin için de öyledir, Natsuki Subaru-san&#8230;”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Bunu, şu anki acil duruma bağlayabilirim, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “——Evet. Şu an Kraliyet Başkenti’ndeki karmaşanın fitilini ateşleyen kişiler onlardır.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karmaşanın merkezindeki düşmanlar oldukları açıkça söylenmesiyle Subaru’nun nefesi kesiliverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açıkçası Ak Koyun’un bu beyanı, şu an Subaru için her şeyden daha önemliydi. Kimin düşman olduğunu, amacın ne olduğunu hiç anlamadan kargaşanın tam ortasında kalmıştı; mevzu buydu. Sırf istediği bilgiyi anlaşılır biçimde ortaya koyması bile Ak Koyun’a duyduğu sempatiyi artıracak kadar değerliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sevgili Çocuklar mıdır nedir, onlarla savaşmak adına Crusch-san’a ihtiyacınız olduğu için bizimle iletişim kurduğunuzu varsayarsak o maskeli herifi müzakereci olarak göndermeniz epey felaket bir <em><u>hata</u></em> değil midir?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “H-Hayır, şey, şu an Kraliyet Başkenti birbirine girmiş durumda ve Kara Köpek kadar becerikli biri olmadıkça insanın dikkatsizce dışarı çıkması dahi tehlikelidir&#8230;”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Aaayrıcaaa, rastgele peşine takıldığım adamın doğru kişi çıkması da tesadüftü, müzakereci olarak seçilmiş falan değilim. Bu yüzden bunu Ak Koyun’un suçuymuş gibi ithamlarda bulunmayın, tamam mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bunu söyleyip nasıl hâlâ böbürlenebiliyorsun, doğrusu? Yoksa ona <em><u>asist</u></em> yapmaya mı niyetliydin, sanırım? Öyleyse sorun senin <em><u>inceliğinden</u></em> çok, insanı anlamıyor oluşundan, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Kuhahahaha, lağım kokulu elbiseli bücüre bak hele. O ağzını kapatıp susturayım mı seni ya?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tehdit amacıyla savurduğu dev alev ve sözleri yüzünden Beatrice’in Kara Köpeğe duyduğu düşmanlık güçlüydü. Kara Köpeğin küçümser tavırlı karşılığı da eklenince Subaru’nun da sempati duyabileceği biri hiç değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna ek olarak Kara Köpeğin az önceki sözlerinde Subaru’nun takıldığı bir kısım da vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Az önce peşine takıldım mı dedin? Bu da demek oluyor ki&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Gözü keskin, fırsatı kaçırmayan bir adamsın, Şövalye-sama! Aynen öyle, harbiden öyle! Hedefi gelişigüzel aramak zaman, emek ve hayat israfı değil midir ya? Bu yüzden ben de başka bir yol kullandım. Yaniii, onu bulacak gibi duran bi’ adamın peşine takılıverdim! Şimdi de kokuşmuş suyun içinde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Kokuşmuş suyun içinde&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Oyy! Sikikler, ne kadar daha keyifli keyifli konuşacaksınız! Beni çıkarın artık lan!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpek kalçasını iki yana sallayarak cevap verince Subaru kanalizasyon suyuna baktı, tam da orada bunca zamandır öylece ortada bırakılmış Rachins öfkeyle bağırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felt’in talimatıyla Kraliyet Başkenti’nin arka sokaklarını iyi bilen Rachins’in Subaruları bulması büyük bir başarıydı ama anlaşılan Kara Köpek ve yanındakiler de bunu kullanmıştı. Gerçi bu yüzden Subaru’nun Rachins’e duyduğu minnettarlığın azalması da yalnızca ufacık bir parçayla sınırlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Onu sonsuza kadar suda çırpınır hâlde bırakmak da olmaz şimdi. Çıkarabilir miyiz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Çıkarabilir misiniz? O kadar pis, kokuşmuş suya batmış birini mi? Benim fikrime göre onu öylece, olduğu gibi batmış hâlde bırakırsak konuşma hijyenik açıdan daha sağlıklı ilerler gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “&#8230;Kara Köpek, ola ki birine sorun çıkardıysan&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Tamam, tamam yaaa! O herifin suya atlamasında benim de azıcık, birazcık sorumluluğum olabilir. Sırtındaki düşesi düşürüp geri kalan herkes kömür gibi yanmış olsaydı işimiz kolaylaşırdı diye minicik, çok azıcık düşünmüş de olsam.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Daha da berbat şeyler söyleyip gözümüzdeki itibarını düşürmeden hemen önce hareket etsen iyi olur, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuşulabilir durumda olan Ak Koyun’un kazandığı olumlu itibar, Kara Köpeğin gereksiz sözleriyle yerle bir oluyordu resmen. O tehditvari ateşin gerçek niyeti ortaya çıkmasıyla onun tehlikeli biri olma itibarı daha da artmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu akıllarında tutarak Subaru’yla Beatrice bir adım geri çekildi ve kanalizasyona düşmüş Rachins’e Kara Köpeğin el uzatışını temkinli şekilde izledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun seviyesindeki bir büyücünün yanında bakışları başka bir yöne çevrildi diye rahat edecek değillerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Subarugillerin bu temkini——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Ah?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanalizasyona doğru çömelmiş Kara Köpeğe değil, bambaşka bir tuhaflığı fark etmelerine yaradı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çıt diye, bir yerde ince porselene tırnak sürtülüyormuş gibi bi’ ses çıkıverdi. Subaru’nun bakışı refleksle sesin geldiği yana döndü. ——Kanalizasyonun derinlerinde, Rachins’in Kara Köpeğin ayaklarının dibine fırlatıp orada bıraktığı lagmite cevherinin zayıf ışığında birinin gölgesi beliriverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kadın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyahla gri arasında bir pelerine bürünmüş, dalgalı koyu yeşil saçlarını yakasının içine tıkıştırmış, gözlerinin altında da belirgin koyu halkalar olan yüzü solgun bir kadın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir anlığına Subaru, bu kadının da Kara Köpek ya da Ak Koyun’un yoldaşı olup olmadığını düşündü. Fakat bunu sormasına fırsat kalmadan görüş alanındaki kadın harekete geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elinin birini gevşekçe aşağı sarkıtmıştı. Diğer sol eliyle de—— göğsünün önüne kaldırmış, parmaklarının arasında da beyaz bir parçacığa benzeyen bir şeyi tutuyordu. O parça, parmaklarının hareketiyle ezilip kırıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Hemen ardından kadının ayaklarının dibinden uzayan çatlak, kanalizasyonun taş döşemesinde bir yılan edasıyla kıvrılarak Subarugillere doğru yaklaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Uoooooh!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dehşet verici değişim karşısında, Kara Köpeğin elini tutmaya çalışan Rachins bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlerleyen çatlak yalnızca zemini değil; duvarlara, tavana, kirli kanalizasyonun taşlarını birbiri ardına aşarak yayıldı ve eski, nemli Kraliyet Başkenti’nin temelini taşıyan temel yapısını sütümsü bir bulanıkla boyadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki gözle görülen her şey camla yer değiştirip duruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “——Kara Köpek!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuhaflık aynanın ötesine de ulaşmış olacak ki Ak Koyun çığlığa yakın bir sesle bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak üzücü gerçek şuydu: O ne kadar sesini yükseltirse yükseltsin, ayna aracılığıyla uzaktaki Subarugillerin tarafına müdahale edemezdi. ——Yine de sesini yükseltmesinin bi’ anlamı da vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Ağlayıp o titrek sesinle çığlık atma be, biliyorum!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü o tek sesle birlikte Kara Köpeğin üstüne sinmiş kötü şakacı tavrı silinip gitmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpek hızla bedenini çevirdi ve yayılmakta olan çatlağın önüne pervasızca dikildi. Maskesinin ardında görünmemesi gereken bakışlarının, karanlığın içindeki kadına keskin biçimde saplandığı anlaşılıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpek gürültülü bir şekilde dilini şaklattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “En kötünün de kötüsü! Sen bu anda, tam burada mı ortaya çıkıyorsun?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Tanıyor musun onu?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Tanımak da karşılaşmak da istemediğim birisidir o. Çatlatan Clarissa—— Sevgili Çocuklardan biri!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpeğin tükürür gibi söylediği isim karşısında Subaru da aynanın ötesindeki Ak Koyun da nefeslerini tuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Clarissa denen o kadın cevap vermedi. Sadece aşağı sarkıttığı elindeki keseden bi’ başka küçük parça çıkardı. Küçük bir taş gibi görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Dur dur dur dur, burada onu kırarsan——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpek onu durdurmak için refleksle bağırdı ama taşın kırılması çok daha hızlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çat diye berrak bir ses kanalizasyonda yankılandı—— ve bunu işaret edercesine sonraki yıkımı vuku buldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Yok artık!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çatlaklarla yarılmış, yarıklar çizilmiş kanalizasyonda yeni bir yıkım vuku bularak ilerledi; Subarugillerin hemen yanındaki duvar sütümsü bi’ renkle bulanıklaştı, ardından tavandan kopan parçalar Subarugillerin üstüne çöküp onları ezmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Beatrice!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Biliyorum, sanırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık veren Beatrice, çöken tavana doğru beş parmağını açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">EMT’yi de EMM’yi de kullanmışlardı, enerjileri bitmiş ve doğru düzgün savaşamayacakları bir durumdaydılar. Yine de yetersiz kaynaklarla idare etmek Subaru’yla Beatrice ikilisinin en önemli kaynağıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Murak!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyülü bu sözler gerçekliği manipüle ederek, üstlerine çöken tavanın parçalarını soluk bir ışığa dönüştürüldü ve öldürücü seviyedeki ağırlıkları da çakıl taşı kadar hafif bir seviyeye indirgendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, o hafif taş yağmurundan sırtındaki Crusch’ı koruyup Beatrice’i de kendine çekerken büyük bir sıçrayışla geriye çekildi—— ve bir sonraki anda da ağırlığı geri dönen çöküntü, kanalizasyonun yarısını dolduruverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “İyi iş, harikasın bücür! O anda hiç de fena olmayan bir karardı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Sen de araya kaynayıp o çöküntüden kurtulduğuna göre, n’olduğunu tane tane anlatman gerekiyor, doğrusu! O kadının kim olduğunu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Özel güce sahip biri! Eşyaları kırar! Parçalar! İçine kapanık, konuşması hiç de keyifli olmayan bir kadındır! Şimdi de bizi gebertecek!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beatrice’in müdahalesinin artığından yararlanıp çöküntüden kurtulan Kara Köpek; gülüyormuşçasına bağırdı, ardından yıkılıp geçidi kapatan molozlara doğru büyük bir rüzgâr yapıp taş parçalarından oluşan böylesi bir fırtınayı koridorun derinlerine boşalttı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saldırı hedefini şaşmadan, koridorun derinlerindeki Clarissa’ya doğru ilerledi fakat—— <em>çat</em> diye yine hafif bir ses duyulduğu anda, hücum eden havadaki taş parçaları kırıldı ve ona varana kadar toza dönüşüverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Eee, o taşları kırmasıyla bir alakası var mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru, Clarissa’nın hareketlerine gözlerini dikti. Sol elinin kırdığı taş tozunun döküldüğünü görünce o anormal yıkımı doğuran mantığın bizzat bu hareketin içinde saklı olduğunu tahmin etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Clarissa’nın elindeki kesede, bunun için kullanabileceği daha pek çok küçük taş bulunduğunu da.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Oy, ateş kullan! Somut olmayan bir şeyi kırıp durduramaz ya!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Mantıklı, kesinlikle haklısın ama ne yazık ki! Ateşi çoktan kullandım, elimde o kart yok artık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Haaah?! ——Bu çok kötü oldu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kara Köpeğin anlamsız reddi karşısında Subaru sarsılırken görüş alanında Clarissa bir sonraki küçük taşı parmaklarının arasına almıştı bile; hareketi pürüzsüzdü, sanki kutsal bir ayini icra ediyormuşçasına.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subarugillerin çevresinde zemin de duvarlar da çoktan çöküşün eşiğindeydi. Clarissa o parçayı kırarsa kanalizasyonun bu bölümü tek seferde paramparça olabilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle giderse——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “——Oyy! Bu tarafa! Buraya doğru gelin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık, Chin?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam o sırada kanalizasyon suyundan umutsuz bir çağrının gelmesiyle Subarugiller o tarafa doğru döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baktıklarında da suyun üzerinde duran Rachins’in bir eliyle kanalizasyonun duvar kenarına tutunduğunu, diğer eliyle de siyah bir şeyi çektiğini gördüler. ——Paslı bir zincirdi bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyah çamura bulanmış zinciri suyun dibinden çekip çıkaran Rachins, yüksek sesle bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Çökeltme havuzu! Ana akıntının yanında, ağzına kadar lağım çamuruyla dolu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Çökel&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanalizasyonun işleyişine dair bu ani açıklamayı duyan Subaru’nun sırtından bir elektrik akımı geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çökeltme havuzu, içinde biriken çürümüş lağım çamuruydu. Bu, en kötü ihtimal demekti——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ciddi misin sen be!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Heh! Kafan çalışıyormuş demek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pis suya sırılsıklam batmış, saçları alnına yapışmış berbat bir hâlde olan Rachins; yine de dört yanı beyaz görünen gözlerini ışıl ışıl parlatıyordu. Aynı fikre ulaşan Subaru’ya sırıttı ve tüm gücüyle kolunu çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Paslanmış, pisliğe bulanmış zincir boğuk bir ses çıkardı—— gırrr diye, suyun dibinden ağır bir ses yükseldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki o sese eşlik eder gibi duvar kenarındaki su yüzeyinden kabarcıklar yükselmeye başladı. Başta minik minik patlayan kabarcıklar giderek çoğaldı ve siyah su yüzeyini bir anda kaynatmaya başladı. ——O anda, zaten kötü kokuyla dolu kanalizasyon havası, bundan da beter, çürük yumurtayı andıran bir kokuyla kaplandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins’in niyetini anlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tereddüt edecek zaman yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Crusch-san’ı——”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırtında uyuyan Crusch’ı düşününce Subaru bir an ne yapması gerektiğinde kararsız kaldı. Bundan sonra yapacakları düşünülürse bilinci kapalı Crusch fazlasıyla tehlikedeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun tereddüt ettiği o anda Kara Köpek harekete geçti. ——Birdenbire Subaru havalanıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sen ne—— hık!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kara Köpek:</strong> “Fırlatıp atmasını, kırıp parçalamasını beklemek yerine en doğrusu bu!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söylerken Kara Köpek; Subaru’yu, Crusch’ı ve Beatrice’i de yanına katarak bir anda kanalizasyon suyuna atladı. Tam suya çakılacakları anda—— Subaru’nun görüşü ansızın siyah bir şeyle kaplandı ve gelmesi beklenen pis su onları karşılamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baktığında da bunun Kara Köpeğin toprak kütlesinden oluşturduğu, Subarugilleri tamamen sarıp içine almaya çalışan ve henüz tamamlanmamış devasa bir top olduğunu gördü——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ak Koyun:</em></strong><em> “Lütfen! İnanın ona!”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ani durumun içinde ayna yansıyan Ak Koyun var gücüyle yalvardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun sözleriyle cesaret bulan Subaru, batmakta olan toprak yarımkürenin içinde hemen yanındaki Beatrice’e Crusch’ın bedenini emanet etti ve kapanmakta olan topun dışına elini uzattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Gel, Rachins!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Bana emir verip patronluk taslama lan!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zinciri sonuna kadar çekmiş olan Rachins beceriksizce duvarı tekmeleyip onlara doğru uçuverdi. Subaru, uzanan Rachins’in kolunu yakaladı ve o ince bedeni tek hamlede yarımkürenin içine çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birbirlerine dolanarak sırtüstü yere yığıldılar. Hemen ardından yarımkürenin tamamen kapanmasıyla küçük taş parçasının kırıldığına dair zayıf ses neredeyse aynı anda duyuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sarsıntı da gümbürtü de kapalı toprak kütlesinin kalın duvarının ötesinden geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat ondan da fazlasını——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rachins:</strong> “Paramparça ol. ——Goa.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun üstüne yığılmış hâlde duran Rachins, bunu tükürür gibi söyleyip parmaklarını şıklattı. ——Hemen ardından kırmızı ışığın toprak duvarın ötesinden yayıldığı görüldü, ardından sesi de darbesi de gecikmeli geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——Hık!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya, resmen karnına yumruk yemişmişçesine sarsılırken Subaru çığlık atıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Suyun içinde olsalar da toprak topunun içinde olsalar da inanılmaz sıcaktı. Kör edici kadar da parlaktı. Kulak zarlarını parçalarmışçasına bir patlama sesi infilak etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “——<em>ah</em>.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sese dönüşemeyen bu çığlık, Natsuki Subaru’nun bedeninin içinde kudurup durdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gümbürtüyle, korkunç bir hızla yer ve gök dönüyor; suyun içine batmış toprak top müthiş bir akıntıya kapılıp defalarca büyük şeylere çarpıyor, dövülüyor, bayılma noktasına hızla gidiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çökeltme havuzunda biriken şey büyük miktarda pislikten doğan yanıcı gazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rachins o çökeltme havuzunun kapağını açmış, dışarı taşan büyük miktardaki gazı da ateş vererek kendilerini hedef alan Clarissa’yla beraber kanalizasyonu havaya uçurmuştu. ——Yoo, kanalizasyona tam olarak ne olduğunu bile bilmiyordu ki. Göremiyordu ki. Duyamıyordu ki. Bilinci oraya ulaşamıyordu ki.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece dalgalanan suyun ve oradan oraya savrulan toprak topun şiddeti içinde yoğrulurken Subaru tüm gücüyle kucaklamaya alışkın olduğu o küçük şeyi, koruması gereken o kişiyi sımsıkıca, çok ama çok sıkıca kucakladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dişlerini sıkıp dayandı. ——Şu an Subaru’nun yapabileceği en iyi şey buydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dişlerini sıkıp dayandı, dayanmaya devam etti, devam etti ve devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilinci, gözle görülmeyen bulanık bir akıntıyla yutuluncaya dek hep ama hep dayanmaya devam etti——</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">△▼△▼△▼△</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Gözlerini açtığında ilk hissettiği şey kokuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çürük yumurta kokusu değildi bu. Pisliğe bulanmış kanalizasyon kokusu da değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burnuna gelen şey alkol kokusuyla kuru bir bezin karışımıydı. Ateş kullanılmadan ısıtılmış olan o hava burun deliklerinden geçip içeri doldu, fazlasıyla temiz hissettiren o havayı var gücüyle içine çektiği gibi—— boğulurcasına öksürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Gağh! Göğh! Öfğhk!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Vaayaaa, sanırım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Deliler gibi öksürerek bedenini sıçratan Subaru’nun göğsüyle karnının üstündeki ağırlık da aynı şekilde sıçrayıverdi, ardından böylece şirin bir çığlık atıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerini açarak bulanık görüşünü birkaç kez kırparak netleştirdi. Zamanla uzanmış hâldeki Subaru’nun hemen yanında asık suratlı Beatrice’i seçebildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Omuzlarına battaniye örtmüş Beatrice’i karşısında görünce Subaru’nun dudakları titredi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Beako&#8230; iyi misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Bi’ şekilde idare ediyoruz, doğrusu. Kıl payıyla kurtulmadık, yüz kıl payıyla falan kurtulduk, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Kıl payındaki kıl, tek bir saç teli anlamına geliyor; sayıyı artırınca işin anlamı da değişir&#8230; Neyse, bunun sırası değil. Senle ben sağlamsak diğerleri de——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Sakin ol bi’, doğrusu. Yaygara koparmadan önce etrafına bak, sanırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öne atılan Subaru’nun alnı, Beatrice’in eliyle şak diye durduruldu. Küçük avcu alnını bastırırken Subaru, gözlerini oynatmasıyla fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun yattığı yerin hemen yanında, başka bir yatakta Crusch da uzanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Crusch-san&#8230; çok şükür. Bir şeyciği yok&#8230; değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Beatrice:</strong> “Duyduğum kadarıyla yok, doğrusu. Ama o zamandan beri bir kez bile gözlerini açmadı, sanırım. O gözün getirdiği yorgunluğun ne kadar süreceği Betty için de belirsiz, doğrusu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Öyle mi&#8230; ah, Chin de buradaymış he. İçim rahatladı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatağın üstünde uyumaya devam eden ve göğsü düzenli aralıklarla inip kalkan Crusch’ı görüp rahatlamışken, onun ötesindeki uzun kanepede Rachins’in battaniyeye sıkı sıkı sarılıp rulo hâline getirilerek yattığını gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerini açmasa da koltuğun rahatsızlığından mıdır bilinmez ama uyurken bile kaşlarının arasını kırıştırmış, anlaşılmaz bir şeyler mırıldanıp duruyordu. ——O pratik zekâsıyla Subarugilleri kurtaran başrole göre epey kaba bir muamele görüyordu, bu düşünceyle Subaru’nun yüzünde buruk bir tebessüm belirdi ama&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “&#8230;Burası neresi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahatlamanın etkisiyle gücü çekilen Subaru, elini yatağa dayayınca nihayet o soruya ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burası yalnızca kokusuyla değil, görüntüsüyle de kanalizasyondan tamamen başka bir yerdi. Taştan yapılma odada pencere yoktu, aydınlatma yalnızca küçük bir lambadan geliyordu. Yatağın yanında sürahi, sargı bezleri ve katlanmış kumaşlar düzenli biçimde duruyordu; aklından belli belirsiz sağlık terimleri geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Ya da bir nevi, gizli bir sağlık ocağı falan mı? Firari bir doktorun sığınağı gibi&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Hık! Uyandınız mı Natsuki Subaru-san?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelişigüzel yargılarını dile getirmesinin hemen ardından, yandan gelen beklenmedik bir ses Subaru’ya ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru dönüp bakınca odanın girişinde bir kızın—— ayna üzerinden gördüğü kişinin durduğunu gördü. Uzun lacivert saçlarını iki yandan bağlamış, siyah takım elbiseli kız—— o Ak Koyun’du.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynadan değil, yüz yüze gördüğü Ak Koyun iki elini göğsünün önünde yumruk yaparak açtı, sonra yine yumruk yapıp tekrardan açtı; bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra da&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Ç-Çok şükür&#8230; sizlerin başına bir şey gelecek diye içim içimi yiyip bitiriyordu&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Bu&#8230; endişelendiğin için teşekkür ederim?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “Evet! Yo! Şey? Hangisi uyar ki?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özür mü dilemeliydi teşekkür mü etmeliydi yoksa sitem mi etmeliydi? Hangisini hangi sırayla ele almaları gerektiğine karar veremeyen Subaru’yla Ak Koyun, aynı anda kısa devre yapıverdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Oradan çıkmama yardım ettin” demesi kesindi. Ama ondan hemen önce, Ak Koyun’un yoldaşı Kara Köpek tarafından tehdit edildikleri de bir gerçekti; bu durumda hangi tepkinin doğru olacağı sorusu son bulmuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam bunu düşünürken——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Ak Koyun, Natsuki-dono’yu zor durumda bırakmamalısın. Sen Kara Köpek’ten farklı olmalısın. Aksi hâlde izlenecek yolu baştan düşünmemiz gerekebilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ak Koyun:</strong> “————”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ses odanın girişinde telaşla bocalayan Ak Koyun’un hemen arkasından gelmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sesi duyup sesin sahibinin kendini göstermesiyle Subaru’nun nefesi kesilip gözleri büyüdü. Daha şimdiden, bugün için fazlasıyla şaşkınlık yaşadığını sanmıştı ama yine de hep üstüne yenisi ekleniyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Ak Koyun’la birlikte ortaya çıkan o kişiyi Subaru da tanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Sen&#8230; Russell&#8230; san?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Subaru’nun tutuk bir sesle dile getirdiği isim, çok daha önce yollarının kesiştiği birine aitti—— Kraliyet Seçimi’nin başladığı ilk günlerde tanıştığı, hemen ardından Beyaz Balina’yı avlama savaşına destek malzemeleri sağlaması için gidip görüşme yaptığı, doğrudan savaş alanında yan yana dizgin tutmuş olmasalar bile aynı düşmana karşı savaşmış sayıldıkları o tüccara.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kraliyet Başkenti’nin Ticaret Loncası Başkanı ünvanını taşıyan Russell Fellow oradaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “――――”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kafasının içinde karmaşa ve şaşkınlık son haddine ulaşmışken Subaru, ağırbaşlı bir duruşla duran Russell’a yalnızca donakalmış hâlde baktı. Subaru’nun bu bakışı karşısında, özenle dikilmiş takım elbisesini giyen centilmen gülümsedi ve derince başını eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nedense o gülümseme Subaru’nun içini ürpertiverdi. ——Bu, sıradan bir tüccarın yüzünde bulunmayacak kadar çok niyeti ve hesabı taşıyan bir gülümsemeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Subaru ürpermekte tamamen haklıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Sizinle böyle karşılaşabilmiş olmamız gerçekten de büyük bir şans, Natsuki-dono. Krallığın karşı karşıya kaldığı ve eşi benzeri görülmemiş bu krizi karşısında, gücünüzü ve ferasetinizi bize ödünç vermenizi özellikle rica ediyorum.”</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="2500" height="3000" src="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-2500x3000.png" alt="" class="wp-image-8680" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-2500x3000.png 2500w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-1667x2000.png 1667w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-833x1000.png 833w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-768x922.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-1280x1536.png 1280w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-1707x2048.png 1707w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2026/06/resim-11-scaled.png 1600w" sizes="auto, (max-width: 2500px) 100vw, 2500px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://x.com/Cep8202/status/2055853146472108464">Görsel Sahibi</a></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>Subaru:</strong> “Krallığın karşı karşıya kaldığı bir <em><u>çıkmaz</u></em> mı, bu şey&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “Evet.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durum hiç de gülünecek gibi olmadığı hâlde, Russell gülümsemesini koruyarak devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylediği şeyse——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Russell:</strong> “——Düşmanın amacı, Krallığı sessiz ve bütünüyle istila etmektir. Şimdilerde krallığın kalbi, yıllardır süregelen ezelî düşmanımızın eline düşmüş olup yok oluşun eşiğindedir.”</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/">Kısım X, Bölüm 20 – “Aynadaki Koyun, Maskeli Köpek”</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/ana-hikaye/kisim-10/bolum-20-aynadaki-koyun-maskeli-kopek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
