<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kısım 3 Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</title>
	<atom:link href="https://www.rezeroturkce.com/category/yan-hikayeler/kisim-3-yh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.rezeroturkce.com/category/yan-hikayeler/kisim-3-yh/feed/</link>
	<description>Re:Zero Türkçe Novel Oku! Anime, manga ve novel bölümlerini hızla Türkçeye çeviriyoruz. Sen de bu maceraya ortak olmak için hemen tıkla ve okumaya başla!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Dec 2025 16:19:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/11/cropped-cropped-kanal-logo1-1-e1763656831618-32x32.png</url>
	<title>Kısım 3 Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</title>
	<link>https://www.rezeroturkce.com/category/yan-hikayeler/kisim-3-yh/feed/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Felt-chan Gördü!</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[QuantumPunch]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 20:25:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Felt]]></category>
		<category><![CDATA[Reinhard van Astrea]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=5117</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/">Felt-chan Gördü!</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Bölümün ortalama okuma süresi 10 dakikadır. İyi okumalar dileriz. ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: QuantumPunch Redaktör: Bertiel Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/">Felt-chan Gördü!</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/">Felt-chan Gördü!</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 10 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1440" height="1774" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-6_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.png" alt="" class="wp-image-5129" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-6_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.png 1440w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-6_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-812x1000.png 812w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-6_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-768x946.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-6_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-1247x1536.png 1247w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: <strong>QuantumPunch</strong></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir, Hexa</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…Bu sefer olacak, diye düşündüm sıkılı yumruklarımla kızıl kafalının üzerinden atlarken.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Duvardan bir tekmeyle destek alıp tavana doğru sıçradım, sarkan lambalara tutunup bir sarkaç gibi ileri savruldum ve tam da planladığım gibi, ayaklarım halıya değdiği an hızlanmayı başardım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Yaşasın! Bu sefer başardım. Oh olsun sana—— ıyah!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kaçışımın son hamlesini yaparken ensemden yakalandım ve bacaklarım havada çırpınır hâlde kaldı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Öğk” <em>diye bir ses çıkardım, ensesinden tutulmuş bir kedi gibiydim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Felt-sama, bir kızın ‘öğk’ demesi pek münasip değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Öyle mi? Öğk, öğk, öğööökk.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bunu duyunca arkamda bırakmış olmam gereken herife gıcıklık olsun diye tekrarladım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beni hâlâ ensesinden tutulmuş bir kedi gibi tutmaya devam ederken tavana baktı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Yine de sadece birkaç gün içinde yanımdan bir kez olsun ayrılabilmeyi başardınız… Bu epey büyük bir başarı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Beni övmek için övüyormuş gibi yapma! Ve ben sokak kedisi değilim, bırak beni!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “O hâlde bugünü de yine benim zaferim olarak kabul edebilir miyiz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ben bacaklarımı havada savururken Reinhard bana bakıp gülümsedi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Lanet olsun!” <em>diye tısladım; öfke, değersizlik ve türlü çeşitli diğer duygularımın hepsini onun gülümsemesine fırlattım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>O şerefsiz Reinhard tarafından alıkonulalı on gün olmuştu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beni hapsettikten sonra alay eder gibi, ‘Benden kaçabileceğini düşünüyorsanız denemekte özgürsünüz.’ diye bir teklifte bulunmuştu. Ne yazık ki son on gündür, bir düzine kadar kaçış planımın hepsi başarısız oldu. Bu kaçırılma durumundan hâlâ kurtulamamıştım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Sanki tüm malikânede gözleri vardı, ne zaman kaçmaya çalışsam anında orada bitiyordu. Madem öyle, hazır o burada değilken bu zamanı kaçmak için kullanmalıyım…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Buyurun, Felt-sama. Sürekli suratınızı asıp o sevimli yüzünüzü mahvetmeniz çok yazık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Memnuniyetsiz suratıma doğru bir tabak dolusu tatlı uzatıldı ve kokusunu alır almaz midem guruldadı. Tatlıları getiren yaşlı kadın, içgüdüsel olarak karnıma dokunduğumu görünce gülümsedi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard ona ‘Büyükanne’ diyordu ve malikânede çalışan yaşlı çiftin kadın olanıydı. İşi yemek yapmak ve temizlik gibi şeyleri içeriyor gibiydi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Altmış yaşından fazla gösteriyordu ve Reinhard’dan farklı bir anlamda da olsa başa çıkmakta zorlandığım biriydi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Belki de sürekli gülümsüyor olması yüzündendi; bu beni rahatsız ediyor, sanki bana lanet ediyormuş gibi hissettiriyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Büyükanne:</strong> “Bugünkü atıştırmalıklar fırında pişmiş şekerlemeler. Felt-sama, bunlar damak zevkinize uyar mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gözlerim şekerleme ile yaşlı kadın arasında gidip gelirken zaten kırışık olan yüzü, denemem için beni teşvik ederken daha da kırıştı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Sanırım yapmak zorundayım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Daha sıcağı çıkmamış bir şekerlemeyi alıp ağzıma tıktım. Tatlılığı anında ağzımı kapladı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Mmm!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gülümsememe engel olamadım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu malikâneye zorla kapatılmış olsam da onların şık elbiselerinden ve yumuşak yataklarından nefret ediyor olsam da yemekleri bambaşka bir şeydi. Varoşlardakiyle kıyaslanamazdı bile.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Acaba kaçarken Büyükanne’yi de yanımda götürsem olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Büyükanne:</strong> “Fufu, davet edilmek beni mutlu etti ama… ben gidersem Büyükbaba açlıktan ölür. Gerçi, Genç Efendi her şeyi kendi başına halledebilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Tüh, olmadı ya.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Büyükanne tarafından reddedildikten sonra dudaklarımı büktüm.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu arada, Büyükbaba –Büyükanne’nin kocası– aşırı sessiz bir çalışandı. Bahçeyle ilgilenirken, alışverişe giderken falan onu hep böyle suskun görmüştüm. Sonuçta daha önce onunla alışverişe gittiğimde konuşmakta bile zorlanmıştım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Hem kaçmak için gizlice dışarı sıvışsam bile nereye gidersem gideyim bulunuyorum ve sonra yorgun bedenim sürüklene sürüklene malikâneye geri getiriliyor…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Büyükanne:</strong> “İki büyüğünü üzmek iyi bir şey değil. Ahh. Amanın, ne kadar da nazlısınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “İyi de Büyükanne, sen de her kaçtığımda cezalandırmaktan geri kalmıyorsun ki…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard burada olmasa bile Büyükanne ve Büyükbaba yoluma çıktığı için yine de ayrılamıyordum. Hareketleri, onların sıradan yaşlılar olmadıklarını açıkça belli ediyordu. Belki de Reinhard ile tanışıklıkları yüzündendi ya da belki soylularla bağlantısı olan herkes böyledir.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu durumda mesele para, ha… Bu arada Reinhard’ı ortalıkta görmedim, burada değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Büyükanne:</strong> “Evet, Genç Efendi halletmesi gereken bazı meseleler yüzünden Kraliyet Kalesi’nde. Ancak kısa süre içinde dönecektir. Felt-sama’nın yalnız hissettiğini anlıyorum ama lütfen sabredin, Büyükanne size eşlik edecektir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Yalnız falan hissetmiyorum. Yemeğimi bitirdim, gidiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ellerime bulaşan kremayı yalarken yerimden kalktım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Dürüst olmak gerekirse tabağı da yalamak istiyordum ama en son yaptığımda Büyükanne o kadar öfkelenmişti ki sanki dünyanın sonu gelmiş gibi hissetmiştim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Büyükanne:</strong> “Evi toparlayıp temizlemem gerekiyor, bu yüzden size eşlik edemeyeceğim… Lütfen tehlikeli bir şey yapmamaya dikkat edin. Sonuçta Genç Efendi’nin ne yapacağını bilemem.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Çocuk değilim, endişelenmene gerek yok. Yemek için sağ ol.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kollarımı sallayarak yemek odasından ayrıldım ve malikânede aylak aylak dolaşmaya başladım. On gündür burada olduğumdan malikânenin çoğunu keşfetmiştim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Doğal olarak dışarı açılan kapılar kilitliydi ve ilk gün pencerelerden atladığım için de pencereler artık açılmayacak şekilde değiştirilmişti. En kötü ihtimalle kaçmak için pencereleri kırabilirdim ama bunu en son denediğimde üç kişi üzerime atlayıp beni yakalamıştı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Yine de buradan kesinlikle çıkacağım…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Böyle bir konforun içinde yuvarlanıp gitmenin fena olmayacağı doğruydu ama ne olursa olsun geri dönmem için bir sebebim vardı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Rom-jii… acaba iyi midir?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Varoşlarda geride bıraktığım tek aile üyemin adıydı bu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>On gün önce, yaptığım bir sakarlık yüzünden olaya karışmış ve yaralanmıştı. Hemen ardından Reinhard tarafından yakalanmıştım, bu yüzden Rom-jii’nin güvende olup olmadığını kontrol edememiştim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ölümcül bir yara değildi ama soracak olsaydık onun bile kolayca cevap verip geçiştiremeyeceği bir şeydi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “İşte bu yüzden ne olursa olsun geri dönmeliyim ama kaçmak için ne yapabilirim?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Düşüncelerimi bitirirken durakladım—— yürüdüğüm koridorun sonunda bir kapı vardı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu kapı… normalde kimse girmesin diye kilitli olurdu, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kapının üzerinde büyük, pürüzlü bir çan vardı ve oraya girmemem konusunda uyarıldığımı net bir şekilde hatırlıyordum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Şu anda üzerinde anahtar yoktu ama kapı kolunu çevirince kolayca açıldı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yakında kimsenin olmadığını doğrulamak için etrafımı kontrol ettim ve odaya giriverdim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Serin bir yerdi ve ilk düşüncem loş bir oda olduğu yönündeydi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gündüz olmasına rağmen pencereler kalın perdelerle kapatılmış, içeriye güneş ışığı girmesi engellenmişti. Oldukça kasvetli olan bu odada merkezdeki yatağın dışında dikkat çeken hiçbir şey yoktu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yatağın yanında bir şamdan duruyordu ve zayıf ışığı bu odadaki tek aydınlatmayı sağlıyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Ne, ne kadar sıkıcı. Dürüst olmak gerekirse hep bir hazine ya da benzeri bir şey sakladıklarını düşünmüştüm ama——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İlk başta odanın bir hayal kırıklığı olduğunu düşünsem de nutkumun tutulmasına sebep olan şeyi fark ettim. O kadar şok ediciydi ki kalbimin patlayacağını sandım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…Yatakta uyuyan bir kadın uzanıyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Beni ürküten şey orada bir kadının uyuyor olması değil de daha çok onun uyuyan birisi gibi nefes alıp vermiyor oluşuydu. Ondan böyle bir izlenim almıyordum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gözlerimle teyit ettikten sonra bile durumun böyle olmadığı anlaşılıyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu… ne böyle? O…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Yaklaştıkça bile ondan yaşayan bir insanın varlığını hissedemiyordum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bunun onun bir ceset ya da bir oyuncak bebek olduğunu düşünebilirsiniz ama durum bu değildi. Yanakları ve dudakları kanının hâlâ aktığını gösteriyordu ve yakından baktığınızda nefes alıp verdiğinden göğsü yükselip alçalıyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Hayatta olmasına rağmen yaşamına dair hiçbir iz yoktu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Anlayamıyorum. O kim ya? …Yoksa o şerefsiz Reinhard, başka kadınları da mı hapsediyor?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “…Bu korkunç bir yanlış anlaşılma. Değerlendirmenizin çok beklenmedik olduğunu söylemeden edemeyeceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Iyaaah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Arkamdan bir ses duymak aklımı başımdan aldı. Çığlık attım ve ellerimle yatağın diğer tarafına atladım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Girişe baktım, orada Reinhard duruyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Kapıya yaslanmış, alnına düşen saçlarını kenara iterken yüzünde nadir görülen sıkıntılı bir ifade vardı.</em></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="1350" height="1920" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh.jpg" alt="" class="wp-image-5449" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh.jpg 1350w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh-1406x2000.jpg 1406w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh-703x1000.jpg 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh-768x1092.jpg 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/G2msmsEWoAAX9Lh-1080x1536.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1350px) 100vw, 1350px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><a href="https://x.com/mukuten_"><strong>Görsel Kaynağı</strong></a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Görünüşe göre biraz gevşeklik etmişim… Bir şeyi gözden kaçırmışım anlaşılan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu hiç senlik değil. Bu arada onun kim olduğunu söylemeye ne dersin? Eğer sessiz kalırsan seni bir sürü kadını kaçıran bir suçlu olarak göreceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “O benim annem.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard soruma hemen cevap verdi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Cevabı sadece </em>“Ne?”<em> diye tepki vermeme neden oldu ve yataktaki kadına baktım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Uzun, altın sarısı saçları vardı ve göz alıcı bir güzelliğe sahipti. En fazla yirmi yaşında görünüyordu. Reinhard onun ablası olduğunu söyleseydi inanırdım. Yalan söylemekte gerçekten berbattı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Benim gözümde sen insanları kaçıran ve bu konuda yalan söyleyen bir suçlusun…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Buna inanmakta zorlanmanızı kınamıyorum ama annem –Louanna Astrea- ‘Uyuyan Güzel’ hastalığından muzdarip ve uykusunda kaldığı sürece görünüşü değişmeden kalıyor. Tam on yedi yıl oldu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “On ye——!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>‘On yedi yıl’ demesini duymak ağzımı bir karış açık bıraktı. Eğer bu doğruysa o zaman on dört yaşında olan benden bile önce uyuyordu. Yoo, bekle…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Reinhard, sen kaç yaşındasın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Bu yıl on dokuz olacağım… Annemle ilgili anılarım sadece iki yaşıma kadar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Annesinden bahsederken buruk bir gülümsemeyle omuz silkti.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Nedense onun bu gayet doğal tepkisi sinirime dokundu ve dudaklarımı büktüm.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Hasta anneni malikânenin bir köşesine kilitleyip orada uyumaya terk ettin, öyle mi yani?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “…Bu sözler oldukça incitici. Maalesef, bu hastalığın nedeni bilinmiyor. En azından bir tedavi keşfedilirse başkentteki ayrı bir konutta iyileşmesini sağlamak için harekete geçeceğiz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “…Böyle bir şeyi bu kadar duygusuzca söyleme.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu, ne anlama geldiğini unutacak kadar çok kez söylediği bir şey olmalıydı. Ezbere bir cevap gibiydi ve bu beni daha da sinirlendirdi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bu senin ailen hakkında bir konu! Hiçbir şey yapmadığın hâlde bi’ de bana gelmiş büyüklük taslıyorsun. Sinirimi bozuyorsun!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Ama gerçekler gerçek olarak kalır. Felt-sama sözlerinde haklıdır ama şimdilik bunu burada bırakmamız gerektiğine inanıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Hah, öyle mi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bu geri zekâlıyla daha fazla konuşursam öfkeden çıldıracağımı hissettim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard’ın annesi, o yüksek seslerden sonra bile gerçekten uyanmadı. Yüzü gözümün ucuyla hafızama kazınırken yataktan kalkıp odadan ayrıldım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Felt-sama.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ancak Reinhard kolumu tutup beni durdurdu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Ona ısıracakmışım gibi bir yüzle baktım ama o umursamıyor gibiydi ve…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Annemin durumu hakkında başka kimseye bir şey açıklamazsanız minnettar olurum. Ayrıca bu odaya bir daha asla girmemenizi istiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Sen!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Ayrıca az önceki endişeleriniz için teşekkür ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bir an için sözleriyle zihnim boşaldı. Ne demek istediğini anladığımda bu herifin ne kadar iğrenç olduğunu fark ettiğimde kan beynime sıçradı.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Neden kızdığımı ve beni neyin kızdırdığının arkasındaki sebebi biliyordu.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Reinhard! Sen cidden iğrenç bir adamsın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Tutulan kolumu geri çekerek odadan fırladım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Arkamdan Reinhard kapıyı kapatıp kilitledi ve yanımda yürümeye başladı. Yüzünde nahoş bir gülümseme olduğunu bilmek için bakmama gerek kalmayacak kadar sinirliydim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Bu arada Felt-sama, bu sabah kraliyet başkentinin muhafız karakoluna gittim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: </strong>“…Ne.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Sizinle birlikte olan yaşlı adam hakkında. Görünüşe göre geçen günkü kargaşadan sonra, tedavisi sırasında muhafız karakolundan kaçmış. Ondan sonra nereye gittiğini bilmiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bunu duyunca istemeden durakladım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard, ‘Çok üzgünüm.’ gibi bir şeyler söylüyordu ama onu dinlemiyordum.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Eğer Rom-jii muhafız karakolundan kaçtıysa bu demek oluyor ki…</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Şimdilik, iyi olduğunu söyleyebilirim…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Güvenliğini size bildirmeden önce söz konusu kişiyi güvence altına almayı tercih ederdim ama…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Ahh, gerek yok. Benim ailem senin kendini bu kadar dert etmen gereken bir şey değil. Hem senin gibi biri varoşlarda yaşamanın pisliğini anlayamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Reinhard’ın göğsünü dürttüm ve sonra sırıtarak mutlu bir şekilde yürümeye devam ettim. O da yanımda yürümeye devam ederken yüzünde biraz rahatlama belirdi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Aniden yüzüyle ilgili bir şey aklıma geldi.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Aslında şu annene gerçekten de benziyorsun, Reinhard.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “…Gerçekten mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bunu söyler söylemez Reinhard’ın yüzünü mutluluk kapladı. Tepkisi beni biraz şaşırtsa da başımı sallayarak </em>“E-Evet.”<em> diye cevap verdim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Gözlerinin ve burnunun şekli tıpatıp aynı. Annen olmasa bile onun ailenden biri olduğuna inanıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Beni hâlâ genç kızları kaçıran ve hapseden bir suçlu olarak mı görüyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Birden fazla kaçırmayı bir kenara bırakırsak beni burada hapis tuttuğun gerçeği ortada!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>…Ama yakında, kesinlikle Rom-jii’nin yanına kaçacağım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bunu düşünerek sinir bozucu Reinhard’ın suratına tükürmekten vazgeçtim.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Koridorda yürürken kaçmak için bir sonraki planımı hazırlıyordum.</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">&lt;<em>Felt-chan Sahne Alıyor bölümünde devam edecek</em>&gt;</p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/">Felt-chan Gördü!</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chan-gordu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler – Ekstra Bölüm☆</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[QuantumPunch]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 19:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Crusch Karsten]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Argyle]]></category>
		<category><![CDATA[Fourier Lugunica]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=5097</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler – Ekstra Bölüm☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Bölümün ortalama okuma süresi 12 dakikadır. İyi okumalar dileriz. ← Mavi&#8217;nin Çalışmaları ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: QuantumPunch Redaktör: Bertiel Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler – Ekstra Bölüm☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler – Ekstra Bölüm☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 12 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<div class="wp-block-columns are-vertically-aligned-center is-not-stacked-on-mobile is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">←<a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/"> Mavi&#8217;nin Çalışmaları</a></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"></p>
</div>
</div>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" width="1200" height="1000" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-7.png" alt="" class="wp-image-5105" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-7.png 1200w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-7-1000x833.png 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-7-768x640.png 768w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: QuantumPunch</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir</strong>, Hexa</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Lugunica Krallığı’ndaki Karsten Dukalığı, yönetimdeki başarısıyla nam salmıştı ve krallığın en iyi topraklarından biri olarak biliniyordu. Buradaki dük ailesi, krallığın kuruluşuna kadar uzanan nesiller boyunca kraliyet hanedanına hizmet etmişti ve hanenin mevcut başı olan Meckart’ın yönetimi hem krallık hem de halkı tarafından büyük saygı görüyordu. Bu nedenle onun mirasını devralacak olan halefi, yani biricik kızı söz konusu olduğunda insanların kafası karışıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun hakkındaki söylentilere inanan krallık halkı, onun kılıç delisi bir kız olduğunu düşünüyordu. Onu pek tanımayan kendi halkı ise tuhaf bir kız olduğunu düşünüyordu ama onun gerçek benliğini bilenlerin fikri bambaşkaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O -Crusch Karsten- dük ailesinin adını taşıyabilecek karaktere ve beceriye sahip yegâne kişiydi. Kendini geliştirmekten ve çok çalışmaktan asla vazgeçmezdi. Kendine karşı tavizsiz ve katıydı, bu yüzden onu tanıyanlar onu gerçek bir asilzade olarak görürdü. Henüz çok genç olmasına rağmen omuzlarında ağır yükler taşıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bulunduğu konum gereği ondaki bu değişim, etrafındaki herkes tarafından anında hissedilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetçi 1:</strong> “Geceleri pek uyuyamıyor gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetçi 2:</strong> “Doğru düzgün yemek de yiyemiyor. Crusch-sama normalde çok yerdi ama son zamanlarda tabağında sürekli yemek bırakıyor&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetçi 3:</strong> “Kılıç sallarken bile dalgın görünüyor ki bu çok tehlikeli.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dük hanesinde çalışan hizmetkârlar, daha bebekliğinden beri tanıdıkları Crusch’taki bu değişimden dolayı endişeliydi. Hem askerî personel hem de sivil memurlar olsun, Meckart’ın nüfuzlu hizmetkârları da değişimi hemen sezmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetçi 4:</strong> “Genel kültür derslerinde veya askeri strateji kitapları okurken onda bir anormallik görmedim ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetçi 5:</strong> “Sadece boş zamanlarında böyle davranmasını görmek daha da acı verici oluyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunlara rağmen başkalarına dert olmamaya çalışmasının tam onluk bir şey olduğu konusunda ona yakın olan herkes hemfikirdi. Ve bu durum onları oldukça etkilemişti. Herkesten yukarıda olan birinden -bir yöneticiden- beklenecek son derece güvenilir bir tavırdı bu ama 14 yaşındaki bir çocuğun, hele ki ailenin tek ve biricik kızının sergilemesi gereken bir olgunluk değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu önemseyen insanların görüşlerini dinledikten sonra Meckart, oturduğu sandalyeden yavaşça kalktı. Kalkması biraz zaman aldı; bunun sebebi kızıyla yüzleşmek istememesi değil, yaşlılığı ve zayıf eklemleriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart tarafından çağrılan Crusch, biçimli kaşlarını çatarak sordu:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Dediğine göre&#8230; son zamanlarda tuhaf davranıyormuşum, öyle mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşına göre olgun görünen, on dört yaşında güzel bir kızdı. Kehribar rengi badem gözleri ve parlak, güzel saçları—— ikisini de annesinden almıştı ve Meckart bunları karısının yadigârı olarak görüyordu. Ayrıca karısının da tıpkı Crusch gibi çetin bir kişiliği vardı. Onun kalbini kazanıp evlenmenin, hayatında yaptığı en cesurca şey olduğunu söylemek abartı olmazdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Baba?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Hım? Ah, evet, affedersin. Şey, gitgide Helena’ya benzemeye başladığını düşünüyordum da&#8230; Yok canım, bu konuyla alakasız. Evet, evet, son zamanlardaki hâlinle ilgiliydi konu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Hayır, anneme benzediğimi söylemen beni mutlu etti ama tuhaf davrandığım konusunda sana katılamayacağım. Ne yönden tuhaf davranıyormuşum?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Tavırlarında, çalışmalarında veya soylu vazifelerinde hiçbir sorun görmüyorum. Hâlâ şu erkek gibi giyinme meselesini de konuşmamız gerekiyor ama&#8230; bu seferki konu farklı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart’ın cevabının ortasında Crusch gözlerini kıstı ve bu, Meckart’ın içine bir ürperti saldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch birkaç yıl önce erkek gibi davranmaya başlamıştı. Sevdiği erkek kıyafetlerini giyip sert ve keskin bir dil kullanıyordu. Bu, kendini kılıç sanatına adadığı zamanlarla hemen hemen aynı döneme denk geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart onu yıllardır bu huyundan vazgeçirmeye çalışıyordu ama henüz başarılı olamamıştı. Ancak mesele bu değildi ve Meckart kollarını kavuşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Son zamanlarda iyi uyuyamadığını duydum. Yemeklerini de bitiremiyormuşsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “O&#8230; dönemsel bir şey. Baba, sen de biliyorsun ki kızların her ay yaşadığı öyle bir durum vardır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Ne?! Ah, aa, evet, elbette biliyorum ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir baba olarak, bir kadın meselesi bu kadar pervasızca yüzüne vurulunca soğukkanlılığını kaybetmekten başka bir şey yapamadı. Ancak kandırıldığının farkındaydı, bu yüzden durumu bir cevap için bastırmak adına kullandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Crusch, yalan söylemeyi bırak. O ‘dönemsel’ dediğin şeyin, şimdiki hâlinle zerre kadar alakası olmadığını biliyorum. Çoktan araştırdım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Baba, o yalan rüzgârının senden estiğini görmek için bakmama gerek bile yok&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “H-Her neyse! Tuhaf davranıyorsun! Ve ben bunun sebebini biliyorum!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tartışmayı kolayca kaybedecek gibi göründüğü için Meckart pat diye ağzındaki baklayı çıkardı. Crusch biraz memnuniyetsiz görünüyordu ama yüzündeki ifadeden sebebini merak etmeye başladığı anlaşılıyordu. Karısınınkilere benzeyen o badem gözlerle sessizce süzülünce midesinin bulandığını hisseden Meckart, sonunda kızının hâlindeki değişimin sebebini açıkladı. Bu sebep şuydu——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Crusch&#8230; Sen şu an Felix’ten ayrı kaldığın için acı çekiyorsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart bunu işaret ettiğinde Crusch’ın kaşı seğirdi. Aksine, bunca zaman gösterdiği tek tepki bu olduğu için babası içinden onun iradesini takdir etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix Argyle -namıdiğer Ferris- Crusch’ın uşağıydı ve Karsten Hanesi’ne değil, doğrudan Crusch’a hizmet ediyordu. Adından da anlaşılacağı gibi cinsiyeti erkekti ama konuşma tarzı, giyimi ve davranışları o kadar feminendi ki ilk bakışta erkek olduğunu anlamak gerçekten zordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart: “</em></strong><em>Belli bir sebepten ötürü Crusch’a büyük bir minnet borcu vardı ve ona tüm kalbiyle hizmet ediyordu. Crusch da onun bu hizmetkârlığına aynı ölçüde bir nezaketle karşılık veriyor. Onlara ideal bir efendi ve hizmetkâr demek—— belki abartı olurdu ama şüphesiz iyi bir ilişkileri var diyebilirim.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Malum Felix şu an kraliyet başkentinde şifa büyüsü üzerine ustalaşıyor. Senin son zamanlardaki davranışların, onun orada geçirdiği süreyle birebir örtüşüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Baba&#8230; Ne diyeceğini merak ediyordum ama anlaşılan sadece olup biteni fazla düşünmüşsün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, Meckart’ın iddiası karşısında hafifçe gülümseyip başını iki yana salladı. Tavrının değişmediğini gören Meckart, hedefi ıskaladığından korktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart’ın karnı ağrımaya başlarken Crusch iç çekerek konuşmaya başladı:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ferris buralarda değilken onun için sık sık endişelendiğim doğru. Oraya Fourier Ekselansları’nın tavsiyesiyle gitti, bu yüzden ona nasıl davrandıkları konusunda bir endişem yok. Sadece klinikteki işlerin aşırı zorlu olduğunu biliyorum. Ama Ferris’in gerçekten gelişmesini istiyorsak orada kalmasına ve ölmek üzere olan insanları tedavi ederek tecrübe kazanmasına izin vermeliyiz. O, her şeyi içine atıp cesur görünmeye çalışan biridir. Başkalarını kendinden önde tutup kendini yıpratmasından endişeleniyorum. Eğer şifa büyüsünün faydası klinik tarafından fark edilirse onu benim komutamdan ayırıp kendilerine bağlayabilirler&#8230; Hayır, öyle bir şey olacağını sanmıyorum ama onun gibi yetenekli bir şifacıyı isteyecekleri çok bariz&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Hop bi’ sakin ol bakalım. Anladım, rahatlayabilirsin. Ferris’in senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beklediğinden çok daha dokunaklı konuştuğu için Meckart afallamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’i Crusch hakkında konuşturduğunda da benzer bir durumla karşılaşmıştı ama aynı tutkuyu kızından da göreceğini hiç düşünmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görünüşe göre Meckart’ın kızı, o kedi kulaklı uşağına tahmin ettiğinden çok daha fazla abayı yakmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Umarım şimdi anlamışsındır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rahatlamış görünen Crusch, Meckart’ın tepkisinden memnun kalmışa benziyordu. Onun bu hafif mutlu ifadesi, kızında sık sık görebileceği bir şey değildi. Bu yüzden Meckart, onun uşağı olan o çocuğa karşı biraz kıskançlık duyarak gülümsedi ve dedi ki:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Evet, anlıyorum—— anlıyorum, o yüzden en kısa zamanda kraliyet başkentine gidip işlerin nasıl gittiğine bir bakalım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Crusch’ın anormalliğini kökünden çözmek için yola koyuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Ooo! Crusch! Buradayım! Benim ben! Geldiğine sevindim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ejder arabası sarayın ana kapısına yanaşır yanaşmaz coşkulu bir ses duyuldu. Meckart dışarı eğildi ve sarı saçlı bir çocuğu—— Lugunica Krallığı’nın Dördüncü Prensi Fourier’i, kendisinden önce arabadan inen Crusch’u geniş bir gülümsemeyle karşılarken gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir dük olan Meckart ve kızı Crusch, ona gereken saygıyı göstermelerinin icap ettiği bir konumdaydılar ancak son birkaç yıldır kendilerine karşı hep dostça davrandığı için onun yanında rahat hissediyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bizi karşılamak için zaman ayırdığınız için teşekkürler, Ekselansları. Bu kadar meşgulken babamın ricasını kabul ettiğiniz için minnettarlığımı ne kadar ifade etsem azdır.” dedi başkente gelmekten pek de memnun olmayan Crusch; anlaşılması zor, iğneleyici bir tonla.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Lafı bile olmaz! Senden gelen bir ricayı asla geri çeviremem. Bundan sonra da bana güvenebilirsin! Başkentte bir işin olursa bana haber vermen yeter! Evet!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama koca yürekli Fourier, bunu cömertçe kabul etti. Hatta yüzünde Crusch ile zaman geçirebildiği için ne kadar mutlu olduğu apaçık ortadaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong><em> “Dördüncü prens benim biricik kızıma âşık ve bana ‘Bunun nesi bu kadar korkutucu?’ diye soracak olursanız size sadece şunu söyleyebilirim: Her şeyi. Ama bir baba olarak bunun sevimli bir şey olduğunu içtenlikle hissettiğim bir yanım da var. İlişkileri gelişmeye devam ederse bir gün yan yana durmaları imkânsız olmayacaktır. Eğer bu gerçekten olursa en azından——”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Meckart! Çabaların için müteşekkirim! Anlaşılan sen de Ferris için endişelenmişsin. Eh, onun baba figürü olduğun düşünülürse bu çok doğal!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Ha? Ah, hayır Ekselansları, durum pek öyle değil&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier, dalgın dalgın düşünen Meckart’a kaygısız bir ifadeyle seslendi ve başını salladı. Meckart durumu düzeltmeye çalıştı ama&#8230; Crusch araya girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Doğru söylüyor, Ekselansları. Babam bu sefer beni zorla buraya getirdi. Ona Ferris’i beklememiz ve geri döndüğünde ne kadar geliştiğini görmeyi dört gözle beklememiz gerektiğini söyledim ama&#8230; beni dinlemedi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Anlıyorum, anlıyorum. Ama Meckart’ın hislerini de anlamaya çalışmalısın. Ebeveynler çocuklarını her zaman sever. Bir çocuk birine emanet edildiğinde bu tür duygular zamanla azalabilir ama Meckart’ın durumunda duyguları daha da güçlenmiş, bu yüzden yaptığında yanlış bir şey yok. Ben böyle düşünüyorum!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ne kadar da bilgece. Gerçekten harika bir sezgi&#8230; Peki, Ferris nerede?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O konuşma sırasında nadir bir şey meydana geldiği için Meckart’ın aklı karışmıştı. Crusch istemeden gerçek duygularını saklıyor, Fourier her zamanki gibi yanlış çıkarımlar yapıyor ama meselenin özüne dokunuyor ve bu da Crusch’ın artık gerçek duygularını saklayamamasına neden oluyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong><em> “Belki de yaşlandığımdandır ama gençlerin sohbet hızına yetişemiyorum. Belki de dük hanesindeki yönetim değişikliği çok da uzak değildir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Klinik bugün gerçekten çok yoğun ama Ferris muhtemelen talim alanında çalışıyordur. Orada insanlar sürekli yaralanır, bu yüzden şifa büyüsünü geliştirmek istiyorsan gidilecek en iyi yerdir. Buyurun, bu taraftan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart havlu atmak üzereyken Fourier, bir yandan açıklama yaparak talim alanına doğru ilerlemeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch başıyla onaylıyordu ama anlatılanların ne kadarını gerçekten dinlediği bir muammaydı. Onları takip eden Meckart, kalbinde ince bir değişiklik fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdiye kadar Crusch için endişelenmekten bunun farkında değildi ama içinde Felix’i çalışırken görmeyi dört gözle bekleyen bir tarafı vardı. Bu onun için şaşırtıcı bir keşifti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong><em> “Gerçi Ekselansları’nın sözlerini küçümsemek gibi bir niyetim yoktu.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart, kendini asla Felix’in babasının yerine koyma cüretini göstermemişti ama Felix, onun için sevimli bir aile üyesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong> “<em>Erkek gibi davranan bir kızı ve kız gibi davranan bir oğlu—— biraz garip bir kombinasyon ama sanırım onları derinden kabullenmeye başlıyorum.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Şövalye birliğinden cesur adamlar her gün talim alanında kılıç tokuşturur. Ben de bir gün kılıçta seni yenebilmek umuduyla zaman zaman onlara katılırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bu&#8230; askerler için çok stresli bir talim olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Aynen öyle, aynen öyle! Ah, işte her an görebiliriz!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Askerler için neyin bu kadar stresli olduğu tam olarak belirtilmeden üçü talim alanına ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kraliyet şatosunun bitişiğindeki talim alanı basit bir yapıydı, dairesel bir şekilde inşa edilmiş taş bir duvarla çevrelenmişti. Koca alan bundan ibaretti. Sadeliği sayesinde amacı açıktı ve orada eğitim yapan askerlerin de morali yüksekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çeliğin çeliğe vurduğu, öfkeli naraları andıran seslerin yükseldiği bu ortam; kibir ve tembellikten arınmış gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart ve diğerlerinin geçtiği koridor, tüm talim alanını yukarıdan görebilecekleri bir hizmet girişine açılıyordu. Meckart oradan aşağıya baktı ve Felix’i aradı. Nerede olursa olsun dikkat çeken bir çocuktu, bu yüzden onu çabucak bulabileceğini düşündü ama&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Orada!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beklendiği gibi Felix’i bulma konusunda Crusch’tan daha iyisi yoktu. Meckart, onun bakış çizgisini takip ettikten hemen sonra kedi kulaklı çocuğu fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix; genellikle giydiği kız gibi kıyafetleri çıkarmış, kliniğin beyaz ve mavi çizgili şifacı üniformasını giymişti. Elini yaralı bir kişinin üzerine koymuş, ciddi bir yüzle şifa büyüsünü kullanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Aah, demek oradaymış. O zaman işi biter bitmez onunla konu—— hıggghh!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris’i biraz geç fark eden Fourier’in arkasına geçen Crusch, onun ağzını kapattı. Prens, yüzü kıpkırmızı kesilerek çırpındı. Bunu yapmasının sebebi ağzının kapatılması değil, Crusch’un ona sürtündüğünde hissetti duygu yüzündendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ekselansları, anlayışınız için teşekkür ederim ama&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Onun işini bölmeden geri dönmeyi düşünüyorduk. Değil mi, Crusch?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier’i zapt eden Crusch’ın gözleri, Meckart’ın sözleri üzerine büyüdü. Dudaklarını gevşetti ve başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra Fourier’i serbest bıraktı. Fourier, hâlen kızarık olan yüzüyle arkasını döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “A-A-A-Anlamadım ama&#8230; ikiniz için de sorun yok mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Evet—— bu kadarı yeterli. Yaptığım düşüncesizliğin farkına vardım ve dersimi aldım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, Felix için endişelendiğini dürüstçe itiraf ederek Fourier’in önünde başını eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier dertli görünüyordu ama Meckart’ın da başını eğdiğini görünce…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “P-Peki, anladım. Duygularınız ulaştı. Bu kadar yeter. Bugün olanları Ferris’ten saklayacağım. İstediğiniz bu, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Evet. Sizden beklendiği gibi Ekselansları, gerçekten de çok bilgesiniz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ha-ha, o da laf mı?! Ama madem şimdi dönmeyi düşünüyorsunuz, o zaman belli ki bolca vaktiniz var. Crusch bana eşlik et. Bahçede nadir bir çiçek açtı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier tarafından davet edildikten sonra Crusch, yandan bir bakışla Meckart’a baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart kızının bakışına nazikçe gülümseyerek başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Gidebilirsin. Ekselansları’nı rahatsız etmemeye dikkat et.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Peki. O zaman size eşlik edeyim, Ekselansları. Gösterin bana o çiçekleri.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Tabii, tabii! O zaman gidelim. Bu taraftan! Takip et beni!”</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="605" height="860" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-5.png" alt="" class="wp-image-5098"/></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Fourier koşar adımlarla uzaklaşırken Crusch ise daha yavaş bir tempoda da olsa onu takip etti. İkisinin uzaklaşmasını izlerken Meckart, her şeyin yoluna gireceğini hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong> “<em>Crusch şimdi normale döner. Kızımın kendi kendine yetebilme yeteneği zaten bir numaradır, bu yüzden değişiminin sebebi ortadan kalkarsa kolayca eski hâline dönecektir. Sadece bu bile başlı başına büyük bir kazanç olurdu ama bu sefer bir taşla iki kuş vurdum galiba.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “İyi şanslar&#8230; Elinden gelenin en iyisini yap.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart, sırtı hizmet girişine dönükken gözlerini kısıp aşağıda çalışan Felix’e baktı. Gurur duyduğu oğlu Ferris’in tüm o sıkı çalışmasını görebiliyordu sanki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Meckart:</em></strong><em> “Bizi uğurlarken hizmetkârlarımızın o ılık bakışlarının sadece Crusch’a yönelik değildi. Anlıyorum, demek ki yalnız hisseden sadece Crusch değilmiş. Kızım aynı babasına çekmiş, ikimiz de kendimizi doğru düzgün anlayamıyoruz.”</em> diye düşündü Meckart, elinde olmaksızın kahkahalara boğulurken.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>S O N</strong></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler – Ekstra Bölüm☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi’nin Çalışmaları ☆</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2025 19:17:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Crusch Karsten]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Argyle]]></category>
		<category><![CDATA[Fourier Lugunica]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=5085</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/">Mavi’nin Çalışmaları ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Bölümün ortalama okuma süresi 12 dakikadır. İyi okumalar dileriz. ← Ferris&#8217;in Sahneye Çıkışı Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler → ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ Çevirmen: QuantumPunch Redaktör: Bertiel Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/">Mavi’nin Çalışmaları ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/">Mavi’nin Çalışmaları ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 12 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<div class="wp-block-columns are-vertically-aligned-center is-not-stacked-on-mobile is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">←<a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/"> Ferris&#8217;in Sahneye Çıkışı</a></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler </a>→</p>
</div>
</div>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="975" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/fe56bd18c9d2e32ef3d2ea7205884972.jpg" alt="" class="wp-image-5090"/></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: <strong>QuantumPunch</strong></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><strong>Destekçiler: Donatus, Echi_dna, Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN, Ebubekir</strong>, Hexa</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier’den gelen o öneri, her zamanki gibi aniydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mekân; Lugunica Krallığı’ndaki Karsten bölgesi, Dük Karsten malikânesinin misafir odasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun, yeşil saçlı bir kız; elindeki siyah çay fincanını kenara koyduktan sonra başını yana eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Ferris’in kraliyet başkentindeki bir şifacıdan… yeni yetenekler kazanmasını mı istiyorsunuz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cesur bir duruşu ve kehribar rengi gözleri vardı. Henüz bir genç kızın taze görünümünü taşısa da yüz hatları o kadar belirgindi ki gelecekte dillere destan bir güzele dönüşeceği kesindi. O kızın adı Crusch Karsten’di.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Evet! Meckart bir süredir benden tavsiye istiyordu. Ben de Ferris’in şifa yeteneklerine çok değer verdiğim için bu teklifle geldim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’a cevap veren de bir o kadar yakışıklı, güzel bir oğlandı. Güneş gibi parlayan sarı saçları ve mücevheri andıran yakut kırmızısı gözleri vardı. Gelişigüzel bir şekilde gülümsediğinde ağzının kenarından beyaz sivri dişleri beliriyor, pervasız kişiliğini daha ilk bakışta ele veriyordu. Fourier Lugunica böyle biri olsa da kendisi Lugunica Krallığı’nın dördüncü prensiydi ki bu insanı şaşırtmıyor değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Babam Ekselanslarına mı danıştı? Ferris’in şifa yetenekleri gurur duyduğum bir şey ancak bunu göz önünde bulundurarak soruyorum: Babam size tam olarak ne danıştı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hım? Ferris’in şifa yeteneklerinin daha da gelişmesini isteyip istemediğini sordu. Senin kılıç talimlerine ben de katkıda bulunuyorum ama Ferris’in gelişim için daha çok potansiyeli var… En azından Meckart böyle diyor. Bu yüzden kraliyet kalesindeki saray şifacısından ders alması gerektiğini düşündüm.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Anlıyorum. Babamdan ve Ekselanslarından beklendiği gibi. Ne kadar keskin bir öngörü.” diyerek laf arasında bir iltifatta bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ah, lafı bile olmaz! Ama daha fazla övmene izin vereceğim! Hadi öv beni!” diye haykırdı, neşeyle kahkaha atarken dizine vuruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, hemen yanında sessizce duran kişiye hızlı bir bakış attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kestane rengi, ense hizasındaki saçları ve yuvarlak sarı gözleriyle kız gibi duran sevimli bir oğlandı. İncecik bedenini belli eden kadın kıyafetleri ve yarı insan kanı taşıdığından kendine özgü hayvan kulakları ve bir kuyruğu vardı. Hakkında konuşulan kişi, yani Ferris’ti bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, elleri dizlerinin üzerinde başı öne eğik bir şekilde sessizce oturan Ferris’e baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sen ne düşünüyorsun, Ferris? Ekselanslarının teklifini kabul etme niyetin var mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ben size aitim… Crusch-sama. Bu yüzden yanınızdan ayrılmak istemiyorum. Ama eğer gitmemi emrederseniz, o zaman…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakışları bir an boşlukta gezindi, ardından yalvarır bir ifadeyle sessizce Crusch’a baktı. Crusch, onun bu zayıf tavrı karşısında bir anlığına sessizleşti ve sonra Fourier’e döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Onu duydunuz, Ekselansları. Şahsen ben bu kararı hizmetkârımın özgür iradesine bırakmaktan yanayım ama… Ekselansları, bana emredebilir misiniz?”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1350" height="1920" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12.png" alt="" class="wp-image-5862" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12.png 1350w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12-1406x2000.png 1406w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12-703x1000.png 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12-768x1092.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/08/image-12-1080x1536.png 1080w" sizes="auto, (max-width: 1350px) 100vw, 1350px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><a href="https://x.com/mukuten_/status/1995993500941201555?s=20">Görsel Sahibi</a></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hım, sana neyi emretmemi istiyorsun?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bana Ferris&#8217;e kraliyet başkentine gitmesini emretmemi emredebilir misiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kelime oyunu yapıyordu. Ferris’in gözleri şaşkınlıkla irileşirken Crusch muzipçe gülümsedi. Ve sonra——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Tam anlamadım ama pekâlâ. Crusch, sana Ferris’e kraliyet başkentine gitmesini emretmeni emrediyorum!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Emriniz üzere, Ekselansları. Ferris.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hürmetle eğildi, ardından kehribar rengi gözlerini Ferris’e çevirdi. Ferris refleks olarak omuzlarını silktiğinde Crusch emri verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ekselanslarının dediğini yap ve kraliyet başkentindeki şifacıdan ders al.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris’in hatırlayabildiği kadarıyla bu, onun kraliyet başkentine ilk ziyaretiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini alan ejder arabasından inip kalenin altındaki şehre baktığında duygulanıp boğazı düğümlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “O-Oha…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Manzara o kadar nefes kesiciydi ki.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Görkemli, değil mi? Ben de buranın manzarasının harika olduğunu düşünüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanında gururla kollarını kavuşturmuş duran kişi, yolda birlikte geldiği Fourier’den başkası değildi. Bir asilzade olmasına rağmen olağanüstü derecede vurdumduymaz biriydi. Kraliyetten birinin, bir başkasının hizmetkârıyla aynı arabada sanki çok iyi arkadaşlarmış gibi seyahat etmesi pek bilinen bir şey değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Evet, muhteşem. Demek kraliyet başkenti burası… Lugunica Krallığı’nın en büyük şehri.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ve aynı zamanda yüzyıllardır benim ailemin koruması altında olan bir yer. Bu beni gururlandırıyor ve tüm bu sorumluluğun altında ezildiğimi hissediyorum. Ha ha, benden pek bir şey beklenmediğini bilsem de!” diye haykırdı, üzerine yorum yapması zor bir şey söyleyerek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Hayır, şey, öyle değil…” diye cevap verdi, ne diyeceğini bilemiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar kraliyet kalesinin ana kapısının girişinde dikilirken arkalarından bir ses duyuldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Güvenle döndüğünüzü görmek beni mutlu etti, Prens Fourier.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris arkasını döndü ve bunu söyleyen kişiye bakıp şaşkınlıkla yerinden sıçradı. Uzun bir adamdı ama sert ve gergin ifadesi bir çocuğun kalbi için biraz fazlaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine de Fourier, onun kim olduğunu anladıktan sonra dişlerini göstererek neşeyle gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ah, Marcos! Bizi karşılaman ne hoş! Ben yokken ortalık sakin miydi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Siz yokken biz -naçizane şövalyeleriniz- kraliyet başkentinin huzurunu korumak için tek vücut olarak çalıştığımızı bildiriyorum, Ekselansları. Neyse ki hiçbir huzursuzluk belirtisi olmadı ve halkımız barış içinde yaşıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hı-hım, fena değil! Ah evet, seni de Ferris’le tanıştırayım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier, Ferris’in elini tuttu ve onu hafifçe iterek resmî bir tavır takınan adamın -Marcos’un- önüne sürükledi. Bu ani hareket Ferris’i şaşırttı ama Fourier onun omzuna vurdu ve…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Bu Ferris. Ferris benim arkadaşımdır ve gelecekte seçkin bir şifacı olacak. Bir şey olursa ona güvenebilirsin. Kafan kopsa bile Ferris onu geri yerine sapasağlam yapıştırır!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ekselansları, beni biraz abartmıyor musunuz?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu aşırı övgü karşısında paniğe kapıldı. Ama Marcos, Fourier’in söylediği şey üzerine gözlerini kıstı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Yoksa siz Argyle Hanesi’nden misiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Soyadının aniden gündeme gelmesiyle Ferris’i bir endişe dalgası sardı, nefesi boğazına tıkandı. Yanındaki Fourier başını yana eğmişti ama görünüşe göre Marcos onun durumunu biliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris’in hayvan kulaklarına baktıktan sonra Marcos, düşünceli bir şekilde köşeli çenesine dokundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Hayır, özelinize girmek istemedim. Ekselanslarının arkadaşına karşı kabalık ettim. Sizi rahatsız ettiysem özür dilerim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris başını iki yana sallayarak Marcos’un özrünü geri çevirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Hayır… Kötü bir şey söylemediniz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şövalye cevap vermeden Fourier’e baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Onun bir şifacı olacağını söylediniz, yani daha önce bahsettiğiniz kişi o mu Ekselansları?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Aynen öyle! Şifacılar gerekli hazırlıkları yaptı, değil mi? Sonuçta Ferris buraya bunun için davet edildi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Her şey halledildi. Fakat askerler yakında talimlerine başlayacaklardır, bu yüzden oraya şimdi gitmeniz naçizane tavsiyemdir. Ve…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Marcos sesini alçalttı ve Fourier’in kulağına fısıldadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Bordeaux Zergev-sama, bugün bizzat denetim yapmak için gelecek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>(Ç.N: Kraliyet seçimi adaylarının toplandığı bölümde Emilia’ya yarı-şeytan diyerek aşağılayan şahıs.)</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “——? Bu bir sorun mu? Bordeaux’un biraz gürültücü olduğu doğru ama…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier kaşlarını çattı, Marcos ise onun hakkında konuştuklarını anlamasın diye Ferris’e bakmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Kulakları ve kuyruğu. Bordeaux-sama yarı-insanlardan hoşlanmaz. Bu yüzden onu görmemesi daha iyi olur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hadi canım, bu çok saçma. Eğer arkadaşlarını sadece kanlarına göre seçersen sonunda ayrımcılığa uğrayan sen olursun. Bunu Bordeaux’a benim yerime söyle.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Marcos:</strong> “Bunu ona kendiniz söyleyebilirsiniz, Ekselansları. Benim mevkim bu tür yorumlar yapmama engel.” diyerek bir adım geri çekildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier hoşnutsuz bir ifadeyle baktı ve sonra Ferris’e gelmesi için işaret etti. Onu takip eden Ferris, Marcos’a başıyla selam verip oradan ayrıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar gözden kaybolduktan sonra Marcos başını yana eğdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Marcos:</em></strong><em> “Argyle Hanesi’nin en büyük çocuğunun erkek olduğunu sanıyordum ama meğersem sevimli bir hanımefendiymiş.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Mana’nın temel kullanımlarını öğrendiğin söylenmişti. O zaman gerisini uygulamalı bir şekilde öğrenebilirsin. Ne de olsa burada her zaman yaralı birilerini bulabilirsin. Heh-heh-heh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kendine özgü kahkahasıyla konuşan; neredeyse bir iskelet kadar sıska, beyaz saçlı saray şifacısıydı. Fourier’in isteği üzerine kaleye gelen şifacı oydu ve krallığın hizmetindeki en mükemmel şifacılardan biriydi. Ancak tek o değildi, birkaç kişi daha kaleye gelmişti. Sadece Ferris’i eğitmek için oldukça abartılı bir karşılama olduğu kesin olmakla beraber Ferris, bunun Fourier’in iyi niyeti olduğunu anlıyordu ancak…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şifacı 1:</strong> “Yine şaka yapıyor olmalı, Ekselansları.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şifacı 2:</strong> “Yarı-insan bir kız mı? Hem de burada mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şifacı 3:</strong> “Ben bu işe karışmayı reddediyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durduk yere çağırıldıkları için şikâyet eden şifacıların sayısı az değildi. Gizlice konuşuyor olabilirlerdi ama Ferris’in kulakları, arkasından söylediklerini rahatlıkla duyabiliyordu. Marcos’un az önce Fourier’in kulağına fısıldadığı şey de bir istisna değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Pek iyi görünmüyorsun, Ferris. Yoksa gergin misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Astlarının saygısızlığından habersiz olan Fourier, başı öne eğik duran Ferris’e karşı düşünceli davranıyordu ve bu gülümseme Ferris’i üzüyordu. Fourier’e düşkün olduğu ve ona borçlu hissettiği için bu durum Ferris’in kalbini daha da sızlatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İskelet Şifacı:</strong> “Askeri talim alanı, kraliyet kalesinin hemen yanında. Şövalyeleri ve şehir muhafızlarını eğittikleri yer burası ama eğitimleri yoğun, hatta aşırı sert geçer. Bu yüzden her zaman kan kaybettikleri ve kemiklerinin kırıldığı söylenebilir, he-he-heh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskelet Şifacı, sürekli birilerinin yaralandığı bu yere bakıp güldü. İyileştirmeyi mi yoksa sadece kan ve vahşet görmeyi mi sevdiği belirsizdi ama diğer şifacılardan bir nebze daha iyi görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ferris onu takip etti ve yaralı şövalyelerle şehir muhafızlarını nasıl iyileştirdiğini izleyerek öğrendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Demek her şeyi şifa büyüsüyle iyileştirmiyorsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İskelet Şifacı:</strong> “Bir bireyin sahip olduğu mana miktarı sınırlıdır. Hafif yaraları iyileştirip dururken ağır yaralı birine manan kalmaması kabul edilemez bir şey. İnsanlar yaraların kolayca iyileştirilebileceğini düşündüklerinde pervasızlaşırlar. Mükemmel bir şekilde ustalaştıysa bir şifacı ölmek üzere olan birini kurtarabilir. Duruma göre kaderi bile bükebilecek bir güçtür bu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ölmek üzere olan birini kurtarabilir…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskeletŞifacı’nın bahsettiği durumu yakından tanıdığı için refleks olarak göğsünü kavradı. Bu ona Crusch’ı neredeyse öldürdüğü ve ardından olağanüstü bir güç açığa çıkararak onu kurtardığı anı hatırlatmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İskelet Şifacı:</strong> “İnsanları kurtarma gücü kesinlikle harikadır. Ama gücünü aşırı kullanmaktan kaçın çünkü insanlar buna alıştığında pervasızlaşmaya başlarlar ve sonunda bu yüzden hayatlarını kaybederler. He-heh-heh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Sanki bir ders almış gibi hissediyorum…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ferris:</em></strong><em> “Basit bir kesik veya çürüğe bandaj yaparak ya da suyla soğutarak ilk yardım yapabilirsin. Nasıl yapılacağı gösterilirse herkes de yapabilir.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">İskeletŞifacı, diğer şifacılara kıyasla birçok yönden alışılmışın dışında olabilirdi ama Ferris ondan gerçekten çok şey öğrenebileceğini hissediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O düşüncelerine dalmışken talim alanında bir ses yankılandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “——Şövalyeler körelmiş. Herkeste ruh eksik. Ruh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ses, girişin orada kollarını kavuşturmuş hâlde dikilen ve etrafa bakınan cüsseli kel bir adama aitti. Adam yaşlılık dönemine giriyordu ama dimdik duruşu ve yapılı bedeni, gençlik enerjisiyle doluydu. İşleyen demir pas tutmazmış derlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ardından hafif bir uğultu oldu ve İskeletŞifacı dışındaki tüm şifacılar ona doğru koşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Şifacılardan Biri:</strong> “Z-Zergev-sama! Sizi talim alanına getiren nedir…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Yaklaşmayın bana. Ne kadar da baş belası. Denetleme yaparken uğrayayım dedim. Görevinizi yerine getirin, görevinizi!” diye ağzından tükürükler saçarak bağırdı yaşlı adam. Bir yandan da talim alanında ilerlerken yağcılık yapmaya çalışanları uzaklaştırıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Talim alanının atmosferi aniden gerildi ve o ana kadar işlerini yarım yamalak yapan şehir muhafızları, eğitimlerini son vitese taktılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan—— Ferris; yaşlı adamdan, yani Bordeaux’tan saklanmak için kendini gizledi. Onun Marcos’un bahsettiği yarı-insanlardan hoşlanmayan kişi olduğundan emindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer fark edilir ve yaşlı adamın keyfini kaçırırsa Crusch’a ve Fourier’e sıkıntı çıkaracağını düşünerek hemen uzaklaşmaya çalıştı—— ama bu denemesi, omzunu yakalayan Fourier tarafından durduruldu. Ve sonra…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ah, Bordeaux! Görüşmeyeli uzun zaman oldu. İyi misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimse ne düşündüğünü bilmiyordu ama Ferris’i de peşinden sürükleyerek dosdoğru Bordeaux’a yöneldi. Ferris şaşkınlık içindeyken Bordeaux onların yaklaştığını fark edip gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Eğer bu Prens Fourier Ekselansları değilse kimdir?! Sizi talim alanında görmek ne kadar nadir bir durum. Ah, belki de öyle değildir. Duydum Ekselansları. Son zamanlarda kılıç ustalığına heves salmışsınız. Eğer sizin için de uygunsa birkaç hareket öğretmeme izin verir miydiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hayır, dur, yaşına uygun olmayan şeyler yaparsan belini incitirsin. Daha önemlisi, seni arkadaşım Ferris’le tanıştırmak istiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier, tıpkı Marcos’a yaptığı gibi Ferris’i, Bordeaux’un önüne itti ve Bordeaux beklediğinden daha arkadaş canlısı duran biriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Ferris’i görünce Bordeaux’un ifadesi buz kesti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Şu kulaklar ve o kuyruk… Sen bir yarı-insansın—— tüm saygımla Ekselansları, eğer size bir tavsiye verecek olursam…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Eğer bana arkadaşlarımı akıllıca seçmemi söyleyeceksen duymayacağım. Sana arkadaşımı tanıştıracağımı söyledim. Arkadaşlık zaten kurulmuş durumda. Kraliyetten birine elde ettiği şeyi bir kenara atmasını mı emrediyorsun?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “E-Ekselansları…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her zaman gülümseyen ve çoğu zaman dünyadan bi’ habermiş gibi görünen Fourier’in şimdi yüzü gergin, sesi ise sertti. Bu manzara karşısında Ferris’in nutku tutulmuştu. Ya da belki de oradaki herkesin aynı derecede nutkunun tutulduğunu söylemek daha doğru olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Kendini tanıt, Ferris. Benim arkadaşım ve Crusch’ın uşağı olmaktan utanmayacağın bir şekilde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sırtından yukarı doğru bir şeyin hareket ettiğini hisseden Ferris, emre uyarak bir adım öne çıktı. Kendisine tepeden bakan Bordeaux’a hürmetle eğildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Kendimi tanıtma fırsatı verildiği için onur duydum. Adım Felix Argyle. Dük Karsten’in kızı olan Crusch-sama’ya uşağı olarak hizmet etmekteyim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ve Ferris aynı zamanda benim de bir arkadaşımdır. Gelecekte de bir şifacı olacak. Anlaşıldı mı, Bordeaux?” dedi, kolunu Ferris’in omzuna atıp onu kendine çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Bundan sonra arkadaşımı küçük düşürmenize izin vermeyeceğim, sebebi her ne olursa olsun. Başkalarını düşüncesizce aşağılarsan bu yaptıkların eninde sonunda dönüp dolaşıp seni bulur. Bunu asla unutma!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Anlaşıldı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek olduğu yere diz çöküp eğildi—— en derin saygısını sundu. Yaşlı adam sonra ayağa kalktı ve Ferris’e baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Ekselansları sana onayını verdi. Bunun ne kadar büyük bir mesele olduğunun tastamam farkında ol. Onun beklentilerini karşıladığın sürece soyunu görmezden gelecek ve seni adil bir şekilde değerlendireceğim. Sana söz veriyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bordeaux yüzünü kaldırdı ve talim alanındaki herkesin duyabileceği bir sesle konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bordeaux:</strong> “Siz şövalyeler körelmişsiniz! Ancak sadakatimizi sunduğumuz krallık için hâlâ umut var! Bugünkü denetimin sonuçları, sırf bunu teyit edebildiğim için iyiydi. Sıkı çalışın savaşçılar!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bordeaux, tatmin olmuş bir şekilde güldükten sonra cüsseli bedeniyle talim alanını terk etti. Birkaç görevli peşinden gitti ve Ferris nihayet rahatladığını hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İskelet Şifacı:</strong> “Daha ilk günden epey bir kargaşa yaşandı. Bu ‘bir aylık çıraklığı’ sabırsızlıkla bekliyorum. He-he-heh.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İskeletŞifacı, bunun kendi sorunu olmadığını düşünerek pis pis güldü ve Ferris iç çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yanındaki Fourier’e baktı ve birkaç saniye tereddüt etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Ç-Çok teşekkür ederim, Ekselansları. Ama… böyle bir şey söylemeniz sorun olmaz mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hım? Bunu sana söylememe gerek olmamalı ama benim mevkim Bordeaux’unkinden daha yüksek! Ben bir kraliyettenim! O Bilgeler Konseyi’nin bir üyesi olsa bile ben ondan üstünüm! Ondan çekinmeme hiç gerek yok! Gerçi belki biraz, azıcık çekiniyorumdur!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Hi-hi… ama bu beni çok mutlu etti. Neden öyle şeyler söylediniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi her zamanki hâline dönen Fourier, utangaç bir şekilde parmağıyla burnunun altını kaşıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Kim bilir… Ama sözlerim samimiydi. Ş-Şey, Crusch’ın da bunda biraz rolü olduğunu kabul ediyorum… Ama bilirsin Ferris—— kadınları korumak erkeklerin görevidir!” diye bağırdı, kollarını kavuşturmuş ve o her zamanki neşeli gülümsemesi yüzüne takınmışken.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonda söylediği şeyi duyduktan sonra kendini tutamayan Ferris, içten bir kahkaha patlattı.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>S O N</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Ek Bölüm:</strong> <a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/takipcisinin-yoklugunda-gecen-gunler/">Takipçisinin Yokluğunda Geçen Günler</a></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/">Mavi’nin Çalışmaları ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 19:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Crusch Karsten]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Argyle]]></category>
		<category><![CDATA[Fourier Lugunica]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=4971</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Re:Zero - Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆, yan hikâyedir. Üçüncü hikâyemizde, Crusch Ferris'i tanıtmak amacıyla Prensle buluşuyor.</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 10 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<div class="wp-block-columns are-vertically-aligned-center is-not-stacked-on-mobile is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">← <a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/"><strong>Yeminler Bölümü</strong></a></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/"><strong>Mavi’nin Çalışmaları</strong></a> →</p>
</div>
</div>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1456" height="1158" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image2_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.webp" alt="" class="wp-image-4974" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image2_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.webp 1456w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image2_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-1000x795.webp 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image2_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-768x611.webp 768w" sizes="auto, (max-width: 1456px) 100vw, 1456px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: <strong>QuantumPunch</strong></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçilerimiz:&nbsp;Donatus,&nbsp;Echi_dna,&nbsp;Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>???:</em></strong><em> “Ensem gıdıklanıyor, altımdan hissettiğim esinti ise içimi bir tuhaf ediyor. Yine de çıplak omuzlarımda rüzgârı hissetmek hoşuma gidiyor. Sadece farklı giyinmenin dünyayı bu denli farklı hissettirmesine aklım ermiyor. Böyle olmamam gerektiğini biliyorum ama elimde değil. Kendimi salıverirsem eskisi gibi davranabilirim. Dikkatli olmalıyım.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>?????:</strong> “Ah, buradaymışsın. Tam zamanı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alışkın olduğu bir yolda, alışkın olmadığı bir kıyafetle yürürken arkasından bir ses duydu. Döndüğünde; sakallı, nazik görünümlü bir adamın sakince ona doğru yürüdüğünü gördü. Kırkına merdiven dayamış gibi görünse de her bir hareketi onu olduğundan daha yaşlı gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir deyişle yaşından büyük duruyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Dük Meckart?.. Sorun nedir? Çok hâlsiz görünüyorsunuz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Öyle olduğumu sanmıyorum ama… Gerçi doğruyu söylemek gerekirse bugün sırtım her zamankinden daha fazla ağrıyor… Öhöm, konumuz bu değil. Crusch’ı gördün mü?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Adam, yani Meckart, bu oldukça küstah cevabına karşın sakince gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Felix:</em></strong><em> “İyi huylu bir adam ama entrika ve aldatmacayla dolu siyasi savaşlar dünyasına hiç uygun olmadığını söylemeliyim.”</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o böyle olsa bile, krallığın en prestijli ailelerinden birinin ve aynı zamanda bir dukalığın şu anki başıydı. Bu yüzden etrafındakiler için işler pek kolay değildi. Meckart hakkında böyle düşünürken sorunun muhatabı parmağını dudaklarına götürdü ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Hımm, Crusch-sama bu sabah uzun bir gezintiye çıktı. Öğle yemeğine kadar döneceğini söyledi, yani yakında burada olur diye düşünüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Ne?! Uzun bir gezinti mi?! Neden?! Ona Prens Fourier Ekselanslarının ziyarete geleceğini ve onu karşılaması gerektiğini önceden söylemiştim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart’ın beti benzi attı, telaşlandığı apaçık ortadaydı. Felix ise acı acı gülümseyip köşkün koridoruna yerleştirilmiş büyülü zaman kristalini işaret etti ve&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Bu konuda, benim de… benim de cevap vermemi zorlaştıran durumlar var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cümlesinin ortasında kadınsı bir tona bürünen Felix’e bakan Meckart, sıkıntıyla kaşlarını çattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Bu kadar zahmete girdiğin için üzgünüm. Eğer Crusch&#8217;tan bahsediyorsak muhtemelen yine seni zorlamıştır, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Hayır, öyle bir şey yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yumuşak bir gülümsemeyle, kestane rengi saçlarını doğal bir hareketle omzunun üzerinden attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meckart onun bu hareketine bakarken bir iç çekti. Hem etkilenmiş hem de bu durumdan üzüntü duyuyor gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Görünüşe göre bu hâline gerçekten alışıyorsun, Felix.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genç bir kız gibi utangaç tavırlar sergileyen oğlanın adını seslenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun saçlarını kısacık kestirmiş, resmî erkek kıyafetlerini çıkarıp yerine şık kadın elbiseleri giymişti. İlk defa etek ya da dar çoraplar giyiyordu. Yarı insan veya canavar insanlar için özel olarak dikilmiş etekten dışarı uzanan ince, uzun kuyruğunu salladı. Ardından, yarı insan kedi kulaklarını öne çıkaracak şekilde saçını şekillendirdi ve cilveli bir gülümsemeyle yeni görünümünü tamamladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Felix:</em></strong><em> Ah, bir de saçıma o çok önemli beyaz kurdelemi takmayı unutmamalıyım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix Argyle, kendisinden istendiği gibi bir femboy rolünü böylece üstlenmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kadın kılığının şaşırtıcı derecede doğal durduğunu görünce hem şaşırdı hem de memnun oldu. Bu sayede, efendisine verdiği sözü en iyi şekilde yerine getirebilecekti. Onun hizmetinde olabilmek Felix’in en büyük mutluluğu olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu yüzden, böyle bir durumda bile işe yarayabilmeyi içtenlikle diledi, ancak&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Ne demek oluyor bu?! Ben buraya geldim ama Crusch ortalıkta yok!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Ha, ha-ha-ha!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek gergin bir kahkaha attı Meckart ve konuşmaya devam etti:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Kızım utangaç olabileceği bir yaşta. Ekselansları bizzat onunla görüşmek için buraya geldiğinden belki de bu yüzden ortaya çıkmıyordur!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Malikânenin kapısında laf dalaşına girmiş bu ikilinin arasına yakın zamanda girebilecek gibi durmuyordu. Biri, yüzü daha da beyazlamış ve çaresiz görünen malikânenin efendisi Meckart, diğeri ise ona diklenen, uzun sarı saçlı oldukça yakışıklı bir çocuktu. Felix ile hemen hemen aynı yaşlardaydı, yani on bir ya da on iki olmalıydı. Mücevher gibi parlayan kıpkırmızı gözleri vardı ve biraz kaygısız bir tonda konuşmuştu. Kürk mantosu, peşinden ayrılmayan hizmetkârları, içinden çıktığı lüks ejderha arabası ve bir dükün önünde eğiliyor olması; onun ne kadar önemli bir aileden geldiğini açıkça gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha doğrusu, kim olduğu aşikârdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> Demek Prens Fourier Lugunica Ekselansları bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Lugunica Krallığı’nın Dördüncü Prensi ünvanını taşıyan kraliyet ailesinden biri ve mevcut kralın oğluydu. Böylesine yüksek bir mevkiye sahip birinin bir dükün topraklarını ziyaret etme zahmetine girmesinin sebebi ise——</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Bütün bu gürültü de nereden geliyor diye merak etmiştim, meğer Ekselansları sizmişsiniz. Geldiğinizden haberim yoktu. Küstahlığım için özür dilerim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rüzgârda dalgalanan at kuyruğu yapılmış yeşil saçlarıyla bir yer ejderinin üzerinde beliren kız. Yer ejderini ustalıkla zapt ediyordu. Gerçek bir güzelliği vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzel bir kızdı, evet ama tatlı ya da sevimli gibi kelimeler ona yakışmıyordu. Duruşu, insanlara bir kılıcın keskinliğini anımsatıyordu. Cesur, güçlü bir yüzü ve delici bakışları vardı. Küçücük bir kız olduğuna inanmayı zorlaştıran heybetli bir duruşu ve herkesi kendine hayran bırakacak bir asaleti vardı. Onun Felix’in efendisi ve oradaki herkesin beklediği kız olduğuna şüphe yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Ooh, Crusch! İyi misin? Beni böyle bekletmek de ancak senden beklenirdi!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Özür dilerim. Ekselanslarının öğleden sonra varacağı söylenmişti. Öğle yemeğinden önce geleceğinizi beklemiyordum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Evet, seninle bir an önce görüşmek istediğim için yer ejderlerini hızlandırdım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier; kızın, yani Crusch Karsten’in gelişiyle büyük bir neşeye ve heyecana kapılmıştı. Övünerek cevap vermesine rağmen sözleri tamamen yersizdi ama o, sanki takdire şayan bir şey söylemiş gibi küstahça göğsünü kabarttı. Felix bunu görünce onun aynı duyduğu gibi biri olduğuna ikna oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch ve Fourier hoşbeş ederken bir dük ve aynı zamanda bir baba olan Meckart, onları huzur içinde izleyemedi. Hâlâ solgun olan yüzüyle araya girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Hey, Crusch. Ne kadar daha yer ejderiyle oynamayı planlıyorsun? Onu ahıra götür ve hemen kıyafetlerini değiştirdikten sonra geri gel. Duş almayı da unutma, tamam mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Evet, tamam. Felix, gel.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Babasından emir alan Crusch, hizmetkârların arasında duran Felix’i çağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix: </strong>“Tamam!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çağrıya bir köpekmiş gibi karşılık vererek hemen yanına koştu</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ejderi ahıra götür. Bir dahaki sefere uzun bir gezintide bana eşlik edebilirsin. Rüzgârlı bir günde oldukça keyifli oluyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Çalışmalarımdan sonra bunu yapmayı çok isterim. Ah, bir de bana öğretirken belimi ve ellerimi tutmanız gerekebilir, o yüzden…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sorun değil. Eğer yapmak istediğin buysa programına baktıktan sonra bir zaman ve tarih belirleyebilirsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözü kaptıktan sonra Felix yüzünde bir gülümsemeyle dizginleri tuttu. Crusch, Fourier’e başıyla selam verdi ve köşke doğru yönelmek üzereyken…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Ekselanslarını çok bekletme ve senin için hazırlanan elbiseyi giy. Hiçbir şikâyet kabul etmeyeceğim, Crusch.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “…Baba, sana defalarca söyledim. Artık elbise giymeyeceğim, yalnızca resmî erkek kıyafetleri giyeceğim. Uşağına verdiği sözü bozan bir efendi olmak istemiyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meckart:</strong> “Crusch…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, Meckart’ın yanlış anlamasını saygıyla düzelttiğinde Felix bunun sebebinin kendisi olduğunu anladı ve beti benzi attı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier o sırada araya girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Durun. Az önce söylediğin ne anlama geliyor? Benim bile anlayabileceğim şekilde konuş.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerekten lafın nereye gittiğini umursamadan baba-kız konuşmasına daldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, Fourier’e belirli bir sözü yerine getirmek için yemin ettiğini kısaca anlattı: Kadın gibi davranmayı bırakıp en iyi kılıç ustası ve soylu olmak. Felix bunu dinlerken gurur duyarken Meckart elini alnına koymuş, kızının geleceği için hayıflanıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier’in yüzü kıpkırmızı kesilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hayır, hayır, bunu yapamazsın! Ne diyorsun sen! Kadın olmayı bırakmak mı? Saçmalamayı kes! Böyle bir şeye izin vermem! Çünkü sen bir kızsın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ekselanslarının bana ne olmam gerektiğini söylemesinin haddini aşan bir davranış olacağına inanıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek duygusal davranan Fourier’e mantıklı bir şekilde karşılık verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Arggghhh!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek inledi Fourier, söyleyecek başka söz bulamayarak. Bakışları etrafta gezindi ve sonra Crusch’ın belindeki kılıca takıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Peki o zaman, kılıcını çek! Hırsının ne kadar büyük olduğunu bana kılıcınla göster!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “…Bir düello mu? Benimle Ekselansları arasında mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Evet! Kraliyet şatosunda kılıç dersleri alıyorum. Herkes yeteneğimin olduğunu söylüyor. Sana erkekle kadın arasındaki güç farkını bizzat öğreteceğim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerekten ilan etti Fourier, parlak bir yüzle yumruğunu gökyüzüne doğru savurarak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier hızla Meckart’a döndü, sonra bembeyaz kesilmiş düke gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Düello için bahçenin uygun olduğunu düşünüyorum! İki tahta kılıç getirin! Kızınızı tekrar bir kadına çevireceğim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Diyerek cesurca ilan etti.</p>






<p class="wp-block-paragraph"><strong>3</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, bahçeye bir paçavra gibi serilmiş olan Fourier’e şifa büyüsü yapıyordu. Düelloyu—— aslında bir infazdan farksız olan bu kapışmayı izlemişti ve hatanın kimde olduğundan emin değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hata, aradaki yetenek farkını idrak edemeden ona meydan okumaya cüret eden Fourier’de miydi? Yoksa kendini tutmasına engel olan Crusch’ın dobra kişiliğinde miydi? Her iki durumda da bu ikisinin birleşimi dördüncü prensin bu zavallı hâliyle sonuçlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Babam bembeyaz bir suratla yığılıp kaldı. Muhtemelen daha sonra beni azarlayacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Hımm, olabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, yorgun görünen ve hizmetkârlar tarafından taşınan Meckart’ın arkasından baktı. Kendi üzerinde tek bir ter damlasının bile olmaması, Fourier’in berbat dövüş becerilerini daha da acınası gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Uuh… K-Kıl payı, kıl payı farktı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Öyle mi? O zaman kıl epey kalın olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Crusch-sama, Ekselanslarına biraz daha nazik davranmazsanız kendini çok kötü hissedecek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu; tam da ona özgü, dosdoğru bir ifadeydi ama fazla dürüstçeydi. Bu yüzden Felix bir tavsiyede bulundu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçü, esintinin tadını çıkararak bahçenin bir köşesinde sohbet ediyorlardı. Fourier’e eşlik eden askerler ve köşkün hizmetkârları onları uzaktan izliyordu. Muhtemelen bunun ne kadar hoş bir manzara olduğunu düşünüyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Neyse, Crusch… Kılıç kullanmada bu kadar yetenekli olduğunu bilmiyordum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Hâlâ çok eksiğim var ama Ekselansları, söz sözdür. Bundan sonra beni kendi hâlime…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “B-Biliyorum. Bir sonraki maçımızda seni yenene kadar istediğini yapabilirsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yumuşak tavırlarla rövanş istemesi, onun bu sevilesi karakterinin bir parçasıydı ve Felix’in yüzünde alaycı bir gülümsemeye neden oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch da muhtemelen böyle düşünüyordu; zira dudakları gevşemiş, gülümsüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix ve Fourier, onun bu büyüleyici ve nazik gülümsemesiyle tamamen mest olmuşlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “G-Güçlü olmalıyım. Yoksa kraliyet ailesinin itibarını zedelerim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Öyle bir şey yok. Ayrıca, kılıçta ne kadar iyi olduğunuz Ekselanslarının ve kraliyet ailesinin prestijini azaltmaz. Kutsal kan yemini&#8230; Ejderha, krallığı koruduğu sürece halkın saygısı sarsılmayacaktır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hıhı… Ben öyle düşünmüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier duygularını hemen gizlemeye çalıştı ama Crusch onun sözlerini takip edip inkâr etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier, onun söylediklerini duyunca hoşnutsuz göründü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Eğer her şeyi Ejderha yapıyorsa o zaman kraliyet ailesi neden var? Bu benim zayıf kalmam için bir sebep değil. Senin gibi birinden… bir kadından daha zayıf olmam için bir sebep olmamalı!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ekselansları…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, onun yaşındaki erkek çocuklarının hoşlandıkları kızların önünde söyleyeceği türden inatçı sözlerdi. Ancak Felix, onun kendi zayıflığına karşı isyan edercesine söylediği bu sözlerle içgüdüsel olarak empati kurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar dizlerini kendine çekip kendi çaresizliğine ağladığı geceler olduğu için Fourier’in sözlerinin kalbine saplandığını hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu sözlerden derinden etkilenen tek kişi Felix değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “ ‘O zaman kraliyet ailesi neden var?’. ”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gözlerini ve ağzını açtı, yanaklarını gererek Fourier’in sözlerini tekrarladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch bile bu sözlerin zihninde ne kadar derinden yankılandığını o an bilmiyordu. Bilmese de bu sözlerin kalbinde bir iz bıraktığı ve ruhunu sarstığı, yadsınamaz bir gerçekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ekselansları, yine böyle kılıçlarımızı çarpıştıralım. Duygularınızın son derece asil olduğuna inanıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hım, öyle mi? Evet, dediğin gibi! Hımm, beni anladığına sevindim! Ama şey var! Bir dahaki sefere bana biraz daha nazik davranırsan sorun olmaz! Canımın yanmasını istemiyorum…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sana yumuşak davranırsam hiçbir şey öğrenemezsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Gerçekten de hiç nazik değilsin, değil mi?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Pıfıfıfıt—”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, Crusch’ın cevabını ve Fourier’in çığlığını duyduktan sonra kendini tutamayıp bir kahkaha patlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier, onun bu tepkisini görünce ilk defa Felix’e baktı. Felix bu saygısızlık için hemen özür dilemek üzere ağzını açmak üzereydi ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Sana da teşekkür ederim. Şifa büyüsünde şatodakilerden daha yeteneklisin. Oldukça hoş bir histi. Övgümü kazandın. Adın… evet, Ferris’ti!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parlak bir yüzle, yanlış adı cesurca söyledi. Ama o kadar kendinden emin görünüyordu ki Felix onu düzeltip düzeltmemesi gerektiğinden emin olamadı. Ve sonra…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “——Güzel bir isim. O kıyafet yüzünden asıl adın biraz tuhaf geliyor. Ferris kulağa hoş geliyor. Eğer sen de beğenirsen ben de sana böyle seslenmek isterim… Ne dersin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch nazikçe gülümsedi ve yanlışlıkla söylenen adı beğendiğini belli etti. Felix, şaşkın görünen Fourier’in önünde bu adı ağzında geveledi ve sonra başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ferris:</strong> “Evet, o zaman lütfen bana Ferris deyin. Bundan sonra Hanımımın ve Ekselanslarının bana bu isimle hitap etmesini isterim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fourier:</strong> “Hımm? Anlamadım ama neyse. Pekâlâ o hâlde Ferris, senden iyi işler bekliyor olacağım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fourier’in yüz ifadesi hiçbir şey anlamayan birininkine benziyordu ve yüzünün bu güzelliğini, gürültülü bir kahkaha atarak mahvetti. Felix buna acı acı gülümserken Crusch şefkat ve sevgiyle,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “——Ferris. Evet. Bu isim benim kadınıma daha çok yakışıyor gibi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu düşünmeden söylemesi, Fourier’in bir kez daha patlamasına ve Meckart’ın tekrar bayılmasına sebep olan bir kargaşaya yol açmıştı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="756" height="1075" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png" alt="" class="wp-image-4972" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image.png 756w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-703x1000.png 703w" sizes="auto, (max-width: 756px) 100vw, 756px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>&lt;&lt; <strong><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/"><strong><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/mavinin-calismalari/"><strong>Mavi’nin Çalışmaları</strong></a></strong></a></strong>&#8216;nda devam edecek ☆ >></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeminler Bölümü ☆</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 19:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Crusch Karsten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=4976</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/">Yeminler Bölümü ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Re:Zero - Ferris’in Sahneye Çıkışı ☆, yan hikâyedir. İkinci hikâyemizde, Felix şövelyelik yemini ederken yaşanan olayları anlatır.</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/">Yeminler Bölümü ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/">Yeminler Bölümü ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 11 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<div class="wp-block-columns are-vertically-aligned-center is-not-stacked-on-mobile is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">← <strong><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/">Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor</a></strong></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><strong><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı</a></strong> →</p>
</div>
</div>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="712" height="1024" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/resim-1.png" alt="" class="wp-image-4978" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/resim-1.png 712w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/resim-1-695x1000.png 695w" sizes="auto, (max-width: 712px) 100vw, 712px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: <strong>QuantumPunch</strong></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçilerimiz:&nbsp;Donatus,&nbsp;Echi_dna,&nbsp;Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “……!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tahta kılıcın ucu, savurulmasıyla beraber havayı yardı ve çocuk dişlerini sıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alnında ter taneleri birikmiş, parmak uçları çok hafif uyuşmuş, vücudu bitkinlikten ağırlaşmıştı. Ağır ağır nefes alırken omuzları inip kalkıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tahta kılıcı yere sapladı ve gökyüzüne baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nefes nefese kalmış, keten rengi saçlı bu çocuk; solgun tenli, ince yapılı bir bedene sahipti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sarı gözleri ve sırtına dökülen saçları vardı. İncecik bedeni ve yumuşak yüz hatları o denli bakımlıydı ki görenler sık sık cinsiyeti konusunda yanılgıya düşüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Henüz ergenliğinin başlarında olmasına rağmen gelecekte ne kadar alımlı biri olacağının işaretleri şimdiden görülebiliyordu. Belki de böylesine kıskanç bakışları üzerine çeken bu görüntüsünden kendisi de fena hâlde utanç duyuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Olacağına yemin ettiği adam ile şimdiki hâli arasında ne kadar da büyük bir uyumsuzluk vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Ihh…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Benliğinden tiksinme hissi yakasına yapışır yapışmaz çocuk, bu nahoş düşünceleri silkelemek istercesine tahta kılıcını yeniden kavradı. Kendini tekrar kılıç sallamaya zorladı ama parmaklarındaki güç henüz geri gelmemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tahta kılıç parmaklarının arasından kaydı ve savurmanın gücüyle havada dönmeye başladı. Kılıç havada taklalar atarak ilerlerken o da olduğu yerde durmuş, kendisiyle alay ederek gidişini izliyordu ki…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>?????:</strong> “Yine buradasın demek? Gayretin takdire şayan, Felix.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Arka bahçeye inmiş olan tanıdık bir ses, havada dönen kılıcı yakalarken konuşmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun şaşmaz hareketleri karşısında bir anlığına büyülense de çocuk, Felix, telaşla olduğu yere diz çöktü. Sonra başını kaldırıp kendisine yaklaşan kişiye titrek bir sesle konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Cr… Crusch-sama! Bu büyük kabalığım için naçizane özürlerimi sunarım. Benim dikkatsizliğim yüzünden…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Mesele değil. Öyle büzülme. Hem sen benden önce buradaydın, ben sonradan geldim. Sana seslenmeden kılıcının menziline girmek benim hatamdı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cömert karşılık, genç bir kızın henüz tiz olan sesinden geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü diz çökmüş Felix’in önünde duran kişi, onunla aynı yaşlarda bir kızdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşes Crusch Karsten; güzel, uzun, neredeyse siyaha çalan yeşil saçları, yiğit bakışları ve arzu dolu çehresi olan bir kızdı. Aynı zamanda hem Felix’in efendisi hem de kurtarıcısıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın kısılmış gözleri, Felix’in başının tepesine dikilmişti. Keten rengi saçlarının arasında onun en bariz özelliği -hayvan kulakları- görünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu, Crusch’ın Felix’i kurtardığı durumun asıl sebebi ve onun sonuna dek takip edeceği bu kişiye hizmet etmesine yol açan en büyük dönüm noktasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir zamanlar iğrenç bulduğu kulakları, şimdi hanımefendisinin önünde belli belirsiz bir gurur kaynağıydı. Hatta uzun kuyruğunun sallanışını tam kontrol edememesinden anlaşıldığı üzere, kendi düşündüğünden bile daha fazla gurur duyuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch bilinçli olarak ifadesini sert tutmaya çalışsa da Felix’in kızarmış yanaklarını ve sallanan kuyruğunu görünce o sert ifade aniden yumuşayıp şefkatli bir hâl aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Felix, ben de biraz talim yapmak istiyorum. Kılıcını bir süre daha ödünç almamın bir sakıncası var mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “E-Evet, tabii ki! Yanınızda&#8230; hayır, biraz kenarda izlesem sorun olur mu?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bu kadar mütevazı bir yer seçmene gerek yok. İzlemek istiyorsan istediğin yerden izle. Hizmetkârımın beni izlemesinden rahatsız olacak kadar hoşgörüsüz bir efendi olduğumu sanmıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in yüzü sevinçle aydınlanırken Crusch nihayet belirgin bir gülümsemeyle karşılık verdi. Ardından, Felix ona yol açınca dimdik bir duruşla pozisyon aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “…Şş.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O güzel duruşu ve tahta kılıçla yaptığı saldırının izlediği yol, Felix’in az önceki savuruşuyla tamamen aynıydı. Buna rağmen hızı, keskinliği, ağırlığı, parlaklığı ve ustalığı bariz bir şekilde farklıydı. Havanın kendisinin bile kesildiğini fark etmediğini düşündürtecek kadar net bir saldırıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette bu, büyük ölçüde Felix’in ona hayranlıkla bakmasından kaynaklanan bir yanılsamaydı ama onun kılıç becerisiyle kendisininki arasında dağlar kadar fark olduğu bir gerçekti. Kılıç becerilerini ayıran ve asla aşılamayacak derin bir uçurumdu bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “……İfaden ne kadar da kolay değişiyor, Felix. Az önce memnun görünüyordun, şimdiyse suratın bir karış.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ah……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taliminin ilk hareketini bitiren Crusch, onu izleyen Felix’e yandan bir bakış atıp düşüncelerini dile getirmişti. Efendisinin sözlerini duyan Felix, kendinden utanarak bakışlarını yere indirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bizim haneye geleli neredeyse yarım yıl olacak, değil mi?..… ‘Öyle miydi?’ Evet, öyle.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dilini yutan Felix’e bakan Crusch, kalbinden geçenleri okumuş gibiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, Crusch’ın uşağı olarak kabul edildiği günlerden bu yana hiçbir ilerleme kaydedemediğinin farkındaydı ve bundan utanç duyuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstisnasız her gün, Crusch’ın şövalyesi olmaya layık hâle gelmek için kendini zorlayarak tahta kılıcını sallıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bedeni, güçlenme isteğine ayak uyduramıyordu. Doğduğu evde uzun süre kapalı kalması yüzünden bedeni en önemli gelişim çağını hiçbir gelişme gösteremeden geçirmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bedenine binen bu yükün, rüzgârla yıkılan bir kumdan kalenin üzerine kum yığmak kadar anlamsız olduğunu çoktan fark etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bir kez daha yere bakıyorsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Şövalyeliğe giden yolun tıkandığını fark eden herkesin suratı asılır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Evet, doğru. Düşüncesizlik ettim. Kendi kılıç yeteneğime güvenemeseydim ben bile huzursuz olurdum. Bu konuda daha dikkatli olmalıydım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın bu anlayışlı sözleri, Felix’in kalbine bir hançer gibi saplandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saygı duyduğu efendisine özür diletmenin getirdiği suçluluk duygusu. Üstelik, onun sözleriyle kalbi zerre kadar yatışmamıştı. Kendini o kadar zavallı bir varlık gibi hissediyordu ki yerin dibine girip kaybolmayı diledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kurtarılmış olmasına rağmen onu kurtarana karşılığında değerli hiçbir şey veremiyordu. Bu durumda ettiği yeminin bile anlık gazla söylenen ve hemen unutulup gidecek sözler olarak görülmesi doğaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle düşünülmesini istemediği için hiçbir yere varamayacağını bile bile kendini kılıca adamaya devam etmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Felix.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ona seslenilmesiyle başını kaldırdığında Crusch’ın avlunun kenarına geçtiğini fark etti. Orada küçük bir çiçek bahçesi vardı ve bir bahçıvanın bakımıyla rengârenk çiçekler açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, onlardan birinin önünde çömeldi ve gelişigüzel bir şekilde sapından tuttu ——güzel bir çiçek açan ama onu keskin dikenlerle koruyan bir çiçekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Crusch-sama?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch hafif bir acıyla yüzünü buruşturunca Felix yanına koşup elini tuttu. Yakından bakınca beyaz parmağının ucunda bir kan damlası belirmiş, parmağından avucuna doğru süzülüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aceleyle bilincini toplayan Felix, içindeki manayı uyandırdı. O belli belirsiz hissi kendi parmak ucuna yerleştirdi ve zayıf mavi-beyaz bir ışık yayılarak Crusch’ın yarasını sarmaladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece birkaç saniye içinde yara kapandı ve kan silindikten sonra geriye hiçbir iz kalmadı. Bunu doğruladıktan sonra Felix rahat bir nefes aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Felix. Bundan sonra bile, hiçbir değerin olmadığına inanarak gözlerini bulandırmaya devam edecek misin?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Crusch-sama…… Yoksa siz?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaranın kaybolduğu elini açıp kapatan Crusch, şaşkın Felix’e doğru başını salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Başkalarını kılıcın gücüyle koruyan kişi —— şövalyenin bu demek olduğuna kim karar verdi? Bir şövalyenin değer verdiği şey güç değildir. Değer verdiği şey, iradedir. Başkalarını koruma iradesine kıymet verir. Eğer bir şövalyenin gücü yaralıları korumak için kullanılabiliyorsa o zaman gücünün yaralıları iyileştirmek için kullanılmasında da garip bir şey yoktur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Crusch-sama… bu… benim olmamı istediğiniz şey mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ben sadece bir şövalyenin nasıl olması gerektiğine dair düşündüklerimi söylüyorum. Açıkçası, benim hizmetkârım olan senin bir şövalye olman gerektiğini bile düşünmüyorum. Buna rağmen hâlâ şövalyelik konusunda endişelerin varsa… Kılıca dayanmayan bir şövalye olabilirsin. Hem de…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix nutku tutulmuşken Crusch gözlerini kapadı ve devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ben ölümün eşiğindeyken beni kurtaran sen oldun, Felix. O zamanlar, Kılıç Ustası bile orada olsaydı kurtarılamazdım. O anda orada beni kurtarabilecek tek kişi sendin. Öyleyse, benim gözümde kendine şövalye deme hakkını fazlasıyla kazandın.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun bu görüşünün Felix’in aşırı lehine olduğunu belirtmek gerekirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in Crusch’ı ölümün kıyısındayken kurtardığı doğruydu ama onu bu duruma düşüren de en başta kendisiydi. Crusch’ın sözleri, iyiliği kötülüğüyle dengelenmiş bir eylemi güzel gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Eğer kılıç seni büyülemeye devam ediyorsa seni durdurmayacağım. Ne de olsa genç bir delikanlının hevesini kırmak kadar zarafetsiz bir şey yoktur.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix hangi yolu seçerse seçsin Crusch’ın onu onaylayacağı kesindi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in inatçı kalbini eriten de efendisinden gelen bu ezici güvendi. Ne kadar zaman harcarsa harcasın Crusch’ın kılıçtaki ustalığının yanına bile yaklaşamayacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uzun zamandır farkında olduğu vazgeçme gerekliliğini nihayet kabul etmesi için bu kadarı yeterliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Şövalye olmaktan vazgeçmeyeceğim. Ama eminim ki alışılandan biraz farklı bir şövalye olacağım. Size inandığım için beni affeder misiniz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Ruhuna gölge düşürmediği sürece benim için bir sakıncası yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch tarzı bu kısa cesaretlendirme sözleriyle Felix nihayet rahat bir gülümseme takınabildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in gülümsemesini gören Crusch da hafifçe gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Gerçekten de güzel bir gülümsemen var. Belki bunu söylemek gururunu incitebilir ama etrafındakilerin kalbini usulca rahatlatan bir gülümsemen var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ben sizin gülümsemenizi seviyorum, Crusch-sama. Sizi takip etmek istediğimi kalbimin en derinliklerinden hissetmemi sağlıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Babam sık sık ‘Hiç de sevimli olmayan bir surat.’ der oysa.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sözleri şaka gibi geçiştirmeye çalıştı ama kehribar rengi gözlerinde bir acı parıltısı görünür oldu. Bunu fark eden Felix, bir anlığına ne diyeceğini bilemedi. Ama sadece bir anlığına.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Dük’ün sözlerinde sizi rahatsız eden bir şey mi var, Crusch-sama?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “……Yüzümden o kadar belli oldu mu ki hemen anladın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Hayır. Sanırım sizi her zaman izlediğim için anlayabildim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Her zamanki gibi dürüstsün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ses tonuna bir gülümseme katarak konuşan Crusch, küçük bir of çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Eğer hiç kızsı bir çekiciliğim olmadan doğacaksam erkek olarak doğmam daha iyi olurdu. Şüphesiz babam benim hakkımda böyle düşünüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Bu olamaz!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Hayır, sorun değil. Kalbimi incitmiyor. Ben de bunun tam olarak öyle olduğunu düşünüyorum. Dedikoducuların benim hakkımda nasıl konuştuğundan habersiz değilsindir herhâlde.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dük Karsten’in kızının kılıç delisi, yabani bir kadın olduğu; onun hakkında duyduğu şey buydu. Onun mizacından haberi olmayanlar, gerçeği bilmeden canlarının istediği gibi atıp tutuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bu çok tuhaf. Bir yandan kılıç kullanan bir kadın olduğum için azarlanırken diğer yandan dükalığı devralmak için her şeyi bir erkek gibi öğrenmem gerektiği sıkı sıkıya tembihleniyor. Etrafımdaki insanlar benim erkek mi olmamı istiyor, kadın mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın sesinde alaycılıktan eser yoktu. Taşıdığı şey, tam da dile getirdiği gibi saf bir şüpheden ibaretti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve etrafındakiler ne derse desin, Crusch’ın kendisi çoktan bir cevaba varmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sana bir şövalyenin nasıl olması gerektiği hakkında büyük büyük konuşuyordum ama benim seçebileceğim tek bir yol var. Dükalığı devralmak ve bir sonraki dük olmak. O yolda ne kılıç ustalığına ne de kadın olmaya yer var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……O zaman eninde sonunda kılıcı bırakmak zorunda mı kalacaksınız?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bana çiçek açma fırsatı verileceğini pek sanmıyorum. Ufak bir dileğim var oysa. Büyük bir eskrimci, Kılıç Ustası ya da o Kılıç Şeytanı seviyesine ulaşamasam bile en azından kendi sınırlarımı zorlamak isterdim… Dileğim bu olurdu.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch bu yüce idealini uçucu bir gülümsemeyle anlatırken Felix’in nefesi boğazında düğümlendi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir pişmanlık hissi kabarıp içini doldurdu. Crusch Karsten, herhangi bir şeyden vazgeçmek zorunda kalacak türden bir insan değildi. Hele ki en büyük arzusunu bir kenara itecek eylemlerde bulunmak zorunda kalması çok daha yanlıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ama… dükalığı devralsanız bile kılıç kullanmaya devam etmenin bir yolu olmalı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Felix?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Eğer söz konusu sizseniz, Crusch-sama, eminim her şeyi dengede tutarak ilerlemenin bir yolunu bulabilirsiniz. Dükalığı devralmak ve kılıç ustalığınızı nihai sınırına taşımak… Hiçbir şeyden vazgeçmenize gerek yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın gözleri fal taşı gibi açılırken Felix çaresizce yalvardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun bir şeylerden vazgeçerkenki hâlini görmek istemiyordu. Crusch, onun ağzının suyu akıtacak kadar istediği her şeye sahipti. Onu bir kenara atmasını izlemeye dayanmasının imkânı yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Eğer bir eksiğiniz varsa onu ben tamamlarım. Zayıf olduğumu biliyorum ve yapabileceklerim de sınırlı. Ama yine de! Yapacağım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Bunu söylediğine çok sevindim. Ancak yardım etmekten bahsetsen de… Belki dükün uşağı olabilirsin ama diğer ikisiyle nasıl bir ilgin olabileceğinden emin değilim…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Öyleyse!&#8230;&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’ın gözleri asla bulanmamalıydı. O, daima yukarı ve ileriye bakarak yürümesi gereken biriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karanlıkta, hiç gelmeyecek bir yarını bekleyerek hareketsiz durması gereken tek kişi kendisiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Öyleyse, sizin yerinize kız olma görevini ben üstlenirim, Crusch-sama!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Gördüğünüz gibi kılıç konusunda yardım edemem. Ama kız gibi olmaksa yardım edebilirim!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch ona hayretle bakarken Felix düşünmeden ağzından çıkanların anlamını kavradı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artık geri dönüş olmadığını düşünerek Felix dosdoğru Crusch’a baktı ve devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “……Ne dediğinin farkında mısın?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Farkındayım!&#8230;.. Hayır, aslında ne yapmam gerekeceğini tam bilmiyorum ama anlıyorum! Crusch-sama için bir kız olacağım!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, Crusch’a itiraz etme fırsatı vermeden soluksuzca bağırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ben… ben kız olma kısmıyla ilgilenirim, bu yüzden erkekliğimi size veriyorum! Lütfen, pek bir şeye benzemeyebilir ama lütfen kabul edin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Sen…… ah, haha.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in heyecandan fal taşı gibi açılmış gözlerini gören Crusch, aniden ciddi yüzünü koruyamadı ve gülmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix bir anlığına efendisinin tepkisinden endişelendi ama Crusch hemen başını iki yana salladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Uşağım tarafından sunulan bir şeyi kabul etmemek olmazdı doğrusu. Sonuç olarak……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu derken Crusch saçını tutan kurdeleyi çözdü ve nazikçe çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beyaz kurdelenin bağından kurtulan güzel yeşil saçları, esintide hızla dağıldı. Buna aldırmayan Crusch, çözülmüş kurdeleyi aldı ve kaskatı kesilmiş hâlde duran Felix’in keten rengi saçlarına taktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Büyük bir çiçeğin çiçek açması gibi kurdele, Felix adındaki çocuğu süslüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Hımm. Sana yakıştı… ya da belki bu bir iltifat sayılmaz?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Sayılır. Crusch-sama’nın ilgisi, her türlü takdirden daha değerlidir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünde mest olmuş bir ifadeyle Felix, dürüstçe gerçek hislerini ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Garip bir histi. Kılıç tutamayacak kadar zayıf elleri, onu istediği gibi taşıyamayan bacakları, çabucak enerjisi tükenen narin bedeni; daha bir an öncesine kadar bunları iğrenç bir lanet olarak düşünüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi, bunlar sayesinde efendisinin küçük bir isteğine karşılık verebildiği için bunları diğer her şeyden daha iyi bir hediye olarak düşünebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Eğer senin için tatsızlaşırsa istediğin zaman bana geri ver. Ben de sana verdiğini eksiksiz iade ederim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Bu asla olmayacak. O yüzden lütfen, daima yanınızda hizmet etmeme izin verin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Crusch:</strong> “Anlıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, Crusch’un düşünceli sözlerine tereddütsüzce yanıt verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch’un gülümseyerek memnun bir şekilde arkasını döndüğünü gören Felix, bir anlığına bu değerli kızın uğruna faydalı bir şey yapabildiğini hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonra, rüzgârda dalgalanan o güzel saçlarına bakarken,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Bunun yerine size yeni bir kurdele vermeme izin verin.” dedi, kendi saçını süsleyen kurdeleye dokunarak.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>&lt;&lt; <strong><strong><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/ferrisin-sahneye-cikisi/">Ferris’in Sahneye Çıkışı</a></strong></strong></strong>&#8216;<strong>nda devam edecek ☆ >></strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1350" height="1920" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9.jpg" alt="" class="wp-image-5485" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9.jpg 1350w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9-1406x2000.jpg 1406w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9-703x1000.jpg 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9-768x1092.jpg 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/G3QeSDsW8AArlX9-1080x1536.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 1350px) 100vw, 1350px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><a href="https://x.com/mukuten_">Görsel Sahibi</a></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/">Yeminler Bölümü ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felt-chan&#8217;ın Hapis Hayatı</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Felt]]></category>
		<category><![CDATA[Reinhard van Astrea]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=4948</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/">Felt-chan&#8217;ın Hapis Hayatı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Re:Zero - Felt-chan'ın Hapis Hayatı, yan hikâye. Reinhard, Felt'in elinde parlayan nişanı görmesinin ardından onu kendi malikânesine götürür.</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/">Felt-chan&#8217;ın Hapis Hayatı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/">Felt-chan&#8217;ın Hapis Hayatı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 8 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="2000" height="1428" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/c05d8c6800187c8c5f5057c290dccbde_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.webp" alt="" class="wp-image-4964" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/c05d8c6800187c8c5f5057c290dccbde_upscayl_2x_upscayl-standard-4x.webp 2000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/c05d8c6800187c8c5f5057c290dccbde_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-1000x714.webp 1000w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/c05d8c6800187c8c5f5057c290dccbde_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-768x548.webp 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/c05d8c6800187c8c5f5057c290dccbde_upscayl_2x_upscayl-standard-4x-1536x1097.webp 1536w" sizes="auto, (max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: Baran</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçilerimiz:&nbsp;Donatus,&nbsp;Echi_dna,&nbsp;Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uyandığım an hissettiğim ilk şey daha önce hiç tatmadığım bir yumuşaklık hissiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>???:</strong> “&#8230;Ne!?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir şey anlamamış hâlde başımı kaşırken doğruldum. Görüşüm hâlâ biraz bulanıktı. Bu sırada salyayla sırılsıklam olmuş bir yastık gördüm. Yani, sanırım yastıktı—— bu kadar yumuşağını daha önce hiç görmemiştim ama herhâlde öyledir. Etrafa bakınınca kısa sürede fark ettim ki üzerimi örten yumuşacık bir çarşafla birlikte kocaman bir yatağın üstündeydim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Neredeyim ben?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gecekondu mahallesinde büyümüş veledin tekinin asla barınamayacağı bir odada ve yatakta bulunmak ilk anda bana bunun bir rüya olup olmadığını düşündürdü. Benim için sabahlar eski bir kanepe, yıpranmış bir battaniye ve havadaki rahatsız edici bir kokuyla başlardı. Elbette bir gün bu hayattan kurtulmak gibi bir hedefim var ama bunun bir rüyada gerçekleşmesini istemem doğrusu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>???:</strong> “Bu gerçekten de içten içe dilediğim şey mi?&#8230; Ne kadar da garip bir rüya…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>????:</strong> “Uyanmışsınız gibi görünüyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tanımadığım birinin sesini duyduğumda dehşete kapıldım ve arkamı döndüğümde kapının yanında dikilen birini gördüm. O kızıl saçlı herifti. Hemen belimdeki bıçağa ulaşmaya çalıştım ama o anda fark ettim ki çıplaktım—— sadece üzerimi örten bir çarşaf vardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Saçlı Herif:</strong> “Eğer kıyafetlerin konusunda endişeleniyorsan onlar yıkanıp onarılıyor. Hizmetkârlar zaten geçici kıyafetleri getirecekler, sadece biraz daha bekle.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “&#8230;Bekle bir dakika.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Saçlı Herif:</strong> “Evet?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapıda duran kızıl saçlının zırvalarını dinleyecek modda değildim. Hemen dediğimi yapmasına sinir olmuştum ama ses etmedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Boş ver şimdi kıyafetleri, halledilmesi gereken daha acil şeyler var. Neden bahsettiğimi anlıyorsun değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kızıl Saçlı Herif:</strong> “Bazı tahminlerim var ama tam olarak emin olduğum söylenemez. Eğer söylerseniz…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ona pis pis bir bakış attığımı görünce, başkentteki en ünlü adamlardan biri olan o lanet olası kızıl saçlı herif&#8230; “Kılıç Azizi” Reinhard omuzunu silkti. Bu tepkisine ayar oldum ve yüksek sesle şu sözleri sarf ettim:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> Neredeyim ben?! Ayrıca beni bayıltıp buraya getirmekteki amacın ne?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bağırmam ve öfkem yüzünden çarşaf neredeyse üzerimden düşüyordu ama son anda yakalayabildim. Bu o piçin kıkırdamasına sebep olunca da sinirden deliye döndüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Saygısızlığım için özür dilerim. Size yaptıklarımın sebebini kısa ve öz bir şekilde açıklamama izin verin lütfen.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünde ciddi bir ifade ile diz çöktü ve mavi gözleriyle bana bakarken böyle söyledi.</p>






<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatakta bacaklarım açık, üzerimde sadece bir çarşafla otururken sinirle dilimi çıkardım. Onun oyununu oynamak zorunda kalmak hiç hoşuma gitmiyordu ama hiçbir şey bilmeden şikâyet etmenin bir faydası yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Peki soylu bir şövalyenin neden beni kaçırıp çıplak hâlde tutsak ettiğini anlatmakla başlayabilirsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Tamamdır, bu yanlış anlaşılmaya bir son verebilmek için olabildiğince dürüst olacağım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüzünde bir tebessümle şortunun cebine uzandı. Onu gecekondu bölgesinde gördüğüm zamandan farklı olarak üzerinde sade bir tişört, şort ve ceket vardı. Aslında hiç kimsenin böyle sıradan giyinip bu kadar şık göründüğünü görmemiştim, ne kadar da sinir bozucu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Öncelikle, başkentin yukarısında bulunan bu konut Astrea ailesine ait. Burayı çok sık kullanmayız. Ayrıca sizi bu kadar dar bir odada kalmaya mecbur ettiğim için affınıza sığınıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “İroni yapıyorsun değil mi? Bu odaya en az on çadır sığar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Elbette bunu kastetmedi ve duyarsız olmak da istemedi ama ben yine de kaşlarımı çattım. Ardından özür dileyip cebinden bir şey çıkardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: “</strong>Bunu hatırladığını düşünüyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dedi ve bana cebinden çıkardığı şeyi gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“&#8230;Bu çaldığım nişan değil miydi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Teknik olarak hayır. O nişan şu anda Emilia Hanım’ın ellerinde. Bu ise başka bir nişan ama aynı türden.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O konuşunca fark ettim de ejderhanın ağzındaki mücevherin rengi gerçekten hatırladığımdan farklıydı. Çalmaya çalıştığım kırmızıydı, bu ise yeşil.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“Öyleyse ne olmuş? Bu noktada artık ona ihtiyacım yok.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Lütfen elinize alın, anlayacaksınız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Neyi anlayacakmışım?” diye cevap vermek isterdim ama sustum. Reinhard’ın bakışı beni biraz korkuttuğu için değil, nişanı düşünmeden onun elinden almış olduğum içindi. O anda yeşil taşın parlamaya başladığını gördüm.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“Eee, ne oldu? Nişan sadece parlıyor ve ben hâlâ hiçbir şey anlamıyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: “</strong>Aslında ‘Nişan sadece parlıyor’ işin en önemli kısmı. Gördüğün gibi taş benim elimdeyken hiç ışık yaymamıştı. Ve sen de dahil çok az kişinin dışında hiç kimsede bu ışık yayılmıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“Taş mı?.. Seçti beni?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güldüm çünkü sadece parlak bir taş parçası yüzünden tüm bunları yapıyor olmasını saçma bulmuştum ama o her zamanki ifadesini değiştirmeden yüzüme doğru yaklaştı ve cevap verdi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Hayır, sizi taş seçmedi. ——Ejderha hanımefendiyi, yani sizi seçti&#8230; ya da belki de kader seçti diyelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “ ‘Kader’&#8230; Ha! Bir bu eksikti!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben de ciddi bir şey söyleyecek sanmıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Dinle Reinhard, ‘kader’ vazgeçen insanların kullanmayı çok sevdiği sihirli bir kelimedir. Hayat ‘kader’e inananlar için kolay olmalı, sonuçta her şeyin suçlusu o, değil mi?.. Ama benim buna ihtiyacım yok&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “ ‘Kader’ falan umurumda değil, ben göremediğim şeyleri takip etmeyeceğim. Neden bu durumdayken bu kadar mutlusunuz bilmiyorum ama beni bu işe bulaştırmayın. Kaçmayı seven insanların pes etmek için ‘kader’i bahane etmelerinden yoruldum. Güçsüzlük, akılsızlık, para ve hayal eksikliği tamamen onların suçu. Eğer ‘kader’ sadece zaafları örtmek için kullanılıyorsa buna ihtiyacım yok. Hayatımdan sorumlu olan tek kişi benim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“&#8230;”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reinhard&#8217;ın tek yaptığı bana ciddi bir ifadeyle bakmaktı. Ama bir süre sonra tekrar ağzını açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Felt Hanım, herkes kadere karşı gelemez. Ona karşı koyabilecek yeterliliğe, kararlılığa ve imkânlara sahip seçkin bir avuç insan ona karşı durabilir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Kes sesini, buraya seninle tartışmaya gelmedim. O küçük taş parlasa ne olur ki? Konuşma bitmiştir. Çadırıma geri döneceğim, kıyafetlerimi geri ver.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çıplak dolaşacak cesaretim yok, ayrıca o kıyafet bana Büyükbaba Rom’dan bir hediyeydi, onu da geride bırakamazdım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Maalesef isteğinizi yerine getiremem. Ejder Topu’nu parlatan kişi kendini kaleye tanıtma görevini üstlenir. Krallığın bir vatandaşı olarak bu kurala uymanız gerek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “&#8230;Ah, defol git! Krallığın vatandaşı mı?! Peki ya krallık benim için ne zaman bir şey yaptı?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: “</strong>Durumunuz ne kadar kötü olursa olsun eğer başkentte yaşıyorsanız krallığın korumalarından doğrudan veya dolaylı olarak yararlanırsınız. Bunları reddetmenize izin vermeyeceğim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Burada yaşamayı ben mi seçtim? Param olmadığı için şehirden ayrılmıyordum ama artık yeterince param var. O yüzden beni buradan çıkarın!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Yapamam, lütfen vazgeçin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir yere varmayacak bu konuşma sabrımı taşırmıştı. Reinhard her zamanki sakin ifadesini korumaya devam ederken, ben kontrolden çıkmaya başladım. Bu yüzden saçlarımı sertçe çektim, derin bir nefes aldım ve kendimi sakinleştirmeye çalıştım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “T-Tamam&#8230; Bahsettiğin konuyu sakince değerlendireceğim. Ancak karşılığında bir ricam olacak.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: “</strong>Yardımcı olabilirim. Ancak kaleden resmî bir yanıt alana kadar bu evde kalmanız gerekecek. Başka bir isteğiniz olursa cevaplamaya hazırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Kıyafetlerimi geri istiyorum. Beni daha ne kadar çıplak tutacaksın ha, soylu şövalye?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alaycı bir tonla konuştum ve Reinhard&#8217;ın gözlerinin hafifçe büyüdüğünü gördüm. Sonra özür dileyip bana sırtını döndü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Hizmetçiyi çağırayım, sanırım kıyafetleriniz hazır——”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “——Hoşça kal, aptal!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Reinhard’ın tereddütünden faydalandım ve yastığı ensesine fırlattım. Ona baktığım sırada yataktan fırlayıp koşmaya başladım. Göz ucuyla baktığımda yastığı eliyle yakaladığını gördüm, ama durmaya hiç niyetim yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Hah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yatağın çarşafını çekip açılacak şekilde fırlattım böylece hem onu görüş alanımdan hem de beni ondan gizlemiş oldum. Evet, bu onu geçip kapıdan kaçmak için mükemmel bir fırsattı ama&#8230; bu amatörce bir hareket olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “Bir daha asla görüşmemek üzere!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptığım şey geriye sıçrayıp pencereyi açmak ve perdeye sıkıca tutunmaktı. Konuşma sırasında kontrol ettiğim kadarıyla oda en fazla bir kat yüksekliğindeydi ve bu da düşüşü perdeyle yumuşatıp yere indiğimde kaçmam için güvenli bir yükseklik demekti. İşte o anda gerçekten kaçabileceğimden emin oldum…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt:</strong> “&#8230;Ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">——Ağırlığımı taşıması gereken perde, pencereye bağlı olan kısımdan kesilmişti. En kötüsü de kesiğin oldukça düz olmasıydı ki bir kılıçla bile o hâle getirmek kolay olmazdı ancak Reinhard&#8217;ın sadece açık bir eli vardı, bu da perdeyi onunla kestiği anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: </strong>“&#8230;Seni canavaaaaaaaaaaaar!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Son iki günde bana ikinci kez böyle sesleniliyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konuşurken pencereden atlayarak yanımdan geçti. Ancak duvarda koşarak hız kazanınca benden önce yere ulaştı ve beni bir yastıkla yakaladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“&#8230;Affedersiniz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte o an, vücudumu örten çarşaf sanki bir elbise gibi beni sarmıştı ve ben de o piçin kollarında küçük bir prenses gibi duruyordum. Öfkeliydim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Evi tanıtmamak benim hatam ancak katları birbirine bağlayan merdivenlerimiz var.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: </strong>“Demek ironi yapmayı öğrendin ha? Beni yere indir! Ayrıca daha ne kadar çıplak tutulacağım?!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu üzerimden atmaya bile çalıştım ama Reinhard kollarını sallayarak beni yine de dengede tuttu ve bırakmaya hiç niyeti olmadığını açıkça belli etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: “</strong>Eğer bu evden kaçmayı başarırsan pes edeceğim ancak hizmetçilerle birlikte bunu her ne pahasına olursa olsun engellemeye çalışacağımızı da hatırlatırım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: “</strong>Aman, şövalye sözü mü? Sonradan geri dönmek yok ama. Kaçabilirsem bir daha beni rahatsız edemezsin!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parmağımı yüzüne doğrultup söz vermesini sağladım. Kabul ettikten sonra yüzünü eve doğru çevirdi ve şöyle söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Görünüşe göre hizmetçiler dağınıklığı fark etmiş. Hadi odaya geri dönelim.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: “</strong>Hıh! Beni dikkatle taşıdığına emin ol, soylu şövalye!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Odaya vardığımızda yaşlı bir çift tarafından karşılandık. Reinhard&#8217;ın dediğine göre evin bakımını onlar üstlenmişti yani sadece üç kişiden kaçmam gerekecekti. Kolay olacaktı, sadece gece olduğunda bu evden tüyecektim.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: </strong>“&#8230;Hey, dinle.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard:</strong> “Yardımcı olabilir miyim? Size çok yakışmış hanımefendi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sefer sinirlenmiştim ama Reinhard o lanet olası gülümsemesini sürdürüyordu. Yanında masum bir gülümsemeyle rengârenk elbiseler tutan bir büyükannenin olduğunu gördüm. Üzerimdeki elbise ise o elbiselerden sarı renkte olandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: </strong>“K-Kendi kıyafetlerim nerede?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Reinhard: </strong>“Uygun bir şekilde saklanıyor ancak bu evdeyken lütfen burada bulunan kıyafetleri giyin. Endişelenmenize gerek yok, bir aydan fazla yetecek kadar aldık.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felt: “</strong>Piç kurusu! Yemin ederim kaçacağım, duyuyor musun? Yemin ederim!!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek bildiğim çığlığımın kesinlikle malikânenin her köşesinde yankılandığıydı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1350" height="1920" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1.png" alt="" class="wp-image-5837" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1.png 1350w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1-1406x2000.png 1406w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1-703x1000.png 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1-768x1092.png 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/image-1-1080x1536.png 1080w" sizes="auto, (max-width: 1350px) 100vw, 1350px" /></figure>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><a href="https://x.com/mukuten_">Görsel Sahibi</a></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>S O N</strong></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/">Felt-chan&#8217;ın Hapis Hayatı</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/felt-chanin-hapis-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆</title>
		<link>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/</link>
					<comments>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bertiel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 18:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kısım 3]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Crusch Karsten]]></category>
		<category><![CDATA[Felix Argyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.rezeroturkce.com/?p=4923</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/">Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Re:Zero - Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆, yan hikâyedir. İlk hikâyemiz, Crusch ile Felix'in nasıl tanıştıklarını anlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/">Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/">Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>

<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<p style="text-align: center;"><em>Bölümün ortalama okuma süresi 10 dakikadır. İyi okumalar dileriz.</em></p>


<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<div class="wp-block-columns are-vertically-aligned-center is-not-stacked-on-mobile is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph"></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-vertically-aligned-center is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"><a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/"><strong>Yeminler Bölümü</strong></a> →</p>
</div>
</div>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1700" height="1842" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-1.webp" alt="" class="wp-image-4924" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-1.webp 1700w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-1-923x1000.webp 923w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-1-768x832.webp 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-1-1418x1536.webp 1418w" sizes="auto, (max-width: 1700px) 100vw, 1700px" /></figure>
</div>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Çevirmen: <strong>QuantumPunch</strong></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Redaktör: Bertiel</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destekçilerimiz:&nbsp;Donatus,&nbsp;Echi_dna,&nbsp;Akari, Nurullqhx, Atakan Soner, Misertus, shingokuz, Lewysi, Taha Kurt, Künefe, agaligim, Katlicia, Lavedos, God’s Clown, Feylix, Samte, Only Rusen, Saitama ama jojo referansı, Allen Walker, Kayra Poyraz, LReiN</strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Destek vermek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://rezeroturkce.com/bilgi-kosesi/destek/">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Discord’a gelmek isterseniz&nbsp;<em><a href="https://discord.gg/rezeroturkce">TIKLAYIN!</a></em></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※ ※</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix Argyle küçükken dünya renksiz ve saydam bir yerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne rengi vardı ne sesi ne tadı ne de sıcaklığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ona ne bir şey verilmişti ne de ondan bir şey alınmıştı. En başından beri hiçbir şeye sahip değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi ellerini dahi göremediği zifiri karanlık bir odada; çok uzun zamandır yattığı, artık kendi kokusunun sindiği bir yatakta; hiçbir şey düşünmeden vakit geçirmek elinden gelen tek şeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ara sıra kapının altındaki aralıktan içeriye yiyecek itilirdi. Yalnızca o belli belirsiz zayıf ışığa güvenerek yerde sürünür, tıpkı bir köpek gibi hevesle yemeğe atılırdı. Soğuk yemeği elleriyle kavrar, bazen bir hayvan gibi burnunu kâseye daldırır, yemeğini ısırıp çiğnerken yüzünü sakarca kirletirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yemeği bittiğinde tepsiyi ve tabakları kapıya doğru iter, sendeleyerek yatağına döner ve sessizce vakit öldürürdü. Tabaklar bir ara kaldırılacak olursa buna hiç aldırış etmezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatta olmanın ne demek olduğunu unutmuş olsa da ölmek için bir sebebi olmadığından ölmüyordu. Sunulan yemeği ağzına götürmesinin de bundan öte bir anlamı yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ağzını açıp konuşmaya çalıştı. Sesinin çıkıp çıkmadığından pek emin değildi. Belki kulakları ölmüştü, belki de boğazı. Ya da belki de aslında ölü olan kendisi miydi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, kendini böylesi sonu gelmez düşüncelere kayıtsızca bırakarak zaman geçirirdi. Yaşam ve ölüm üzerine kafa yormayı da sayamayacağı kadar çok kez tekrarlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kez daha, sanki hava titreşmiş gibi hissetti. Ağzı kapalıydı. Konuşmaya çalışmamıştı. Duyduğunu sandığı şey neydi? Belki de odaya bir böcek girmişti. Kendi pisliği ve yemek yerken etrafa saçtıkları, böceklerin üreyip etrafta uçuşabileceği türden bir ortam oluşturmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiçbir şey hissetmemesine rağmen bir böcekle aynı odada zaman geçirme düşüncesi nedense nahoştu. Bir böcekten bile daha değersiz olan birinin bunu düşünmesiyle böcek alay eder miydi acaba?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine bir şey duydu. Belki de gülmüş müydü? Kendi yüzüne dokunmaya çalışırken parmakları boşluğu yokladı. Yüzünün nerede olduğunu bile unutmuştu. Tamamen çökmüş zihnine bir iç çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">…Ve tam o anda oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Cevap vermemenizi evet olarak kabul ediyorum!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yiğitçe bir ses duyduğunu sandıktan hemen sonra, kapı dışarıdan şiddetli bir gümbürtüyle tekmelenerek açıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Menteşeler darbeyle yerinden fırladı ve kapının önüne yığılmış olan tabaklar etrafa saçıldı. Bu ani girişle, kırılan çömleklerin sesiyle Felix’in bedeni sarsıldı ve yatağın üzerinden kapıya doğru baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapısını yitirmiş eşikten içeri süzülen parlak ışık ve havalanan toz zerrelerinin oluşturduğu manzara, hayallerden fırlamış gibiydi. O ışığın içinden küçük bir silüet sakince ilerledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Argyle hanesinin ilk çocuğu Felix Argyle burada mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix, sesin son derece duyguyla dolu olduğunu hissetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nihayetinde, dikkatle dinlenirse bu bir çocuğun sesiydi. Bilinçli olarak yiğitlik ve metanetle süslenmiş yaşına uygun tiz sesi, kulak zarlarından geçip kalbe saplanan bir sese dönüşmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat bu, abartılı bir şey değildi. Sesin sahibinin tavrında zorlama hiçbir şey yoktu. Konuşan kişinin bedeninin gelişimi, yüreğinin hızına yetişemiyordu. Hepsi bundan ibaretti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlâ yatağında yüzüstü yatan Felix, davetsiz misafire tek kelime etmeden baktı. Loş ışıkta gözleri kısılan misafir, karanlığa alıştığında nihayet Felix’i fark etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve ifadesini küçük bir tebessüme çevirerek,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???: </strong>“İşte oradasın. …Haydi bakalım, bu adaletsizlikten kurtulma vaktin geldi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyledi ve Felix’in pislik içindeki ellerini hiç tereddüt etmeden tuttu.</p>






<p class="wp-block-paragraph"><strong>2</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Başından aşağı ılık su dökülürken Felix nihayet olan biteni kavrayabiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Su, uzamış saçlarının arasından süzülüyor, tüm vücudundaki kiri temizliyordu. Başından aşağı dökülen temiz su, banyonun zeminine ulaştığında simsiyah bir renge bürünmüştü.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Bu oldukça ferahlatıcı, değil mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in üzerindeki kirin akıp gidişini izlerken onunla birlikte yıkanan kişi neşeyle konuştu. Solgun teninde hiçbir şey olmayan genç bir kızdı. Uzun yeşil saçları ve sarsılmaz bir inancı barındıran gözleri vardı. Güzel, ağırbaşlı yüz hatları onu yaşından beklenmeyecek kadar korkusuz gösteriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisinden büyük olmamasına rağmen aralarındaki büyük farkı hisseden Felix, ister istemez bakışlarını yere indirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Bakışlarını yere indirme. Gözlerin bulanır. Ruhun kararırsa yaşama sebebini de gözden kaçırabilirsin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix’in korkularını bir çırpıda kesip attı. Felix’in hâlâ düzgün hareket ettiremediği kollarını tutup bir bezle vücudunu temizlerken kızın teni tenine değiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vücudundaki kirler temizlenirken Felix, nihayet onun kim olduğunu merak etti. Neden onu o odadan çıkarmıştı ve neden şimdi yanındaydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Argyle hanesi, benim hanemin yetki alanı altındadır. Bir sorun görüp harekete geçmek gayet doğaldır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Yetki… alanı…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Doğru. Görünüşe göre bir süredir söylentiler varmış. Argyle ailesinin en büyük oğlu gayrimeşru bir çocukmuş, ondan nefret ediliyormuş ve varlığı malikânenin derinliklerinde gizleniyormuş diyorlardı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Gayrimeşru çocuk” sözleriyle Felix’in bedeni hafifçe titredi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O karanlığa atılmadan önce defalarca duyduğu kelimelerdi bunlar. Anlamlarını bilmese de kabul edilemez bir şey anlamına geldiğini biliyordu. Bu yüzden o yere konulmuştu…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Başının üzerindeki o kulaklar yüzünden gayrimeşru bir çocuk olarak görüldün.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Bunlar…”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Argyle hanesi bir insan ailesidir. Hâliyle anne ve babanın ikisi de insan. Buna rağmen senin yarı insan kulaklarına sahip olman, sadakatsizlik şüphesi uyandırmak için yeterliydi. Ancak bunun bir yanlış anlaşılma olduğu artık kanıtlandı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine bakışlarını indirmek üzereyken kızın bu sözleriyle Felix başını kaldırdı. Yüzü, nefesini hissedecek kadar yakınındaydı ve yanakları istemsizce kızarmaya başlamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Doğuştan sahip olduğum bir lütuf sayesinde başkalarının yalanlarını görebiliyorum. Annen sadakatsizlik etmemiş. Bizzat teyit ettim. Sonrasında Argyle soyağacını araştırıp sebebini buldum. Kulakların, dört nesil önceki uzak bir akrabandan gelen çekinik bir özellik.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Felix nefesini tutmuştu. Kız ona gülümsedi ve devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Her şey bir yanlış anlaşılmayla başlamış. …Hayatta olman bir günah değil.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız</strong>: “Kaldır başını, ileriye bak ve berrak gözlerle yaşa. Bunu hemen yapmak zor olabilir ama ben de sana yardım edeceğim. O yüzden şimdilik, lütfen bana inan.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">O an, sözlerini bitirirkenki gülümsemesi, kaygısız bir kızın gerçek yüzü gibiydi.</p>






<p class="wp-block-paragraph"><strong>3</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Banyo bittikten sonra giydiği yeni kıyafetler, hatırlayamayacağı kadar uzun bir sürenin ardından ilk defa giydiği şeylerdi. Kumaşın tenine yapışmaması ve parmaklarını üzerinde gezdirebilmesi de oldukça nostaljikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rüzgâr, yeni temizlenmiş tenini okşuyor; uzamış keten rengi saçları esintide dalgalanıyordu. Önünden giden malikânenin bir hizmetkârını takip ederek sanki yürümeyi yeniden hatırlıyormuşçasına titrek adımlarla, yavaş yavaş ilerledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hizmetkâr:</strong> “…Felix-sama, geldik.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşlı kâhya bunu söyleyerek bir kapıyı açtı ve bir rüzgâr esintisiyle geniş bir oda görüş alanına girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Argyle malikânesinin büyük salonunda yemekler açık büfe şeklinde dizilmişti ve karanlıktan kurtarılan en büyük oğlu karşılamak için hazırlıklar yapıldığı görülebiliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm gözler onun üzerindeydi ve Felix kalbinin hızla çarptığını fark etti. Nabzı sıklaştı, nefesi daralmaya başladı. Bir yere yaslanmadan ayakta duramayacağını hissetti ve destek olacak bir şeyler ararken eliyle yakındaki bir masadan destek aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Felix…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mırıltıların arasından bu ses Felix’in kulaklarına ulaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Düşünmeden o yöne baktı ve fark etti. Titreyen gözlerle ona dikkatle bakan, keten rengi uzun saçları olan bir kadının sesiydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annesiydi. Annesinin ifadesi kaskatıydı ve ağzını bir eliyle kapatıyordu. Yanındaysa sakallı bir adam vardı ve annesinin omzunu tutan bu kişinin babası olduğunu nihayet anladı. Anne ve babası tam orada duruyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Anne:</strong> “Felix, özür dilerim. Ben… biz…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu öyle bir yere atan anne babası, tam oradaydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Annesi bir adım öne çıktı ve hıçkırıklı bir sesle konuşmaya çalıştı ama Felix dinlemiyordu. Elini dayadığı masanın üzerinde gezdirdi ve sert, soğuk bir şeye dokunduğu anda sıkıca kavradı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir bıçak. Ters bir tutuşla kavradı ve sendeleyerek kendisine doğru yürüyen annesine baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “&#8230;…!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir adım atarsa ona ulaşacaktı. Bundan emin olduğu anda, Felix annesine doğru atıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak o kadar uzun süre hapsedildiğinden bacakları titremişti ve annesinin göğsüne nişanladığı darbe, onu sıyırmadan havayı kesti. Kadın tiz bir çığlık attı ve babası ile yakındakiler çığlığın nedenini anladı. Ama artık onu durdurmanın bir yolu yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nefret. Nefret ediyordu. Her şeyden nefret ediyordu. Her şeyden o kadar çok nefret ediyordu ki duramıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Aah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geriye doğru düşüp şimdi sürünerek kaçan annesine doğru bir kez daha atıldı. Bu sefer kaçmasına izin vermeyecekti. Gümüşi parıltıyı başının üzerine kaldırdı ve bıçağın ucu, annesinin göğsünü hedeflerken parladı…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>???:</strong> “Seni aptal!..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bıçağın ete saplanma hissi elini doldururken Felix şiddetli bir darbeyle yana doğru düştü. Bıçak elinden fırlayıp yerde şangırdadı ve büyük salonun halısı kırmızıya boyandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onu kesinlikle bıçaklamıştı. Başarmıştı. Bu ellerle intikamının hedefini…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Göğsünde birikmiş olan o durgunluk, sanki yeni açılmış bir delikten akıp gidiyormuşçasına kayboldu. Bu hisle Felix’in yüzünde karanlık bir gülümseme belirdi ve başını kaldırdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">…Yeşil saçlı kız kanlar içinde, büyük salonun zemininde yığılmış yatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayal etmediği bu manzara karşısında Felix’in aklı durdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya sessizleşti, renkler soldu ve sanki her şey donmuş gibiydi. O karanlık odada bulunduğu dünyayla aynı bir dünya açıldı ve tek fark, kızın kanamasının durmamasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka kimse hareket edemezken Felix sürünerek kıza doğru ilerledi ve yanına vardı. Güçsüz bedenini kollarının arasına alıp kaldırarak konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ne… neden… neden sen?..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “…Aptal.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kızın gözleri kapalıydı ve titreyen Felix’e kısaca cevap verdi. Uzun kirpikli gözlerini zorlukla araladı ve onun perişan yüzüne baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Gözlerini… aç. Başını kaldır ve ileriye bak. Berrak gözlerle yaşamak… içindeki karanlığı tatmin etmek demek değildir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ama, ama ben… o zaman ne yapmalıydım? Bu zalimce, değil mi? Haksızlık, değil mi? Böyle muamele gördükten sonra…… herkesi nasıl affedebilirim ki?&#8230;..”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Affetmene… gerek yok…… Yanlış anlama. Duygularında haklısın. Bu çok doğal. Sadece sen yanlış yoldan gitmeye çalıştın……”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Yanlış yol… Doğru… yol ne?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız: </strong>“Ruhuna utanç getirmeyecek bir yaşam tarzı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zayıf sesi, bu inancı aktarırken bir anlığına netleşti. Gözlerine güç geri geldi, başını kaldırdı ve konuşurken dosdoğru Felix’e baktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Asla unutma, Felix. ……Ruhuna leke sürdürmeyecek bir hayat yaşa.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Ah, aah, aaah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söylenmesi gerekeni söyledikten sonra kızın bedeninden kuvvet çekildi. Kollarındaki bedenin ağırlaştığını, içindeki yaşamın ise hafiflediğini anlayabildiğinde Felix, korkunç bir dehşet hissine kapıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yerde, ölü mü diri mi olduğunu bile anlayamadığı zamanlarda, kendi ölümünün defalarca bilincine varmıştı. O zamanların hiçbirinde hissetmediği bir korku, şimdi onu yönetiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “H… hayır. Hayır. Hayır, hayır, hayır, hayır…… Sen… olmaz. Olamaz!&#8230;..”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaybolan bir hayat.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Borçlu olduğu kişi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kızın ileriye bakan dürüst gözleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi ruhu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karışık zihninde sayısız kelime uçuşurken Felix tavana bakıp avazı çıktığı kadar bağırdı. Boğazı titreyerek, kan kusacakmış gibi haykırarak kızı saran ölümün derinleşen gölgesini reddetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aniden, Felix’in tüm bedeninden mavimsi beyaz bir ışık seli yayıldı ve ardından kızın bedenine sıçradı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1440" height="2048" src="https://rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2.webp" alt="" class="wp-image-4925" srcset="https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2.webp 1440w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2-1406x2000.webp 1406w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2-703x1000.webp 703w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2-768x1092.webp 768w, https://www.rezeroturkce.com/wp-content/uploads/2025/07/Yuce-Crusch-sama-Destani-Basliyor-2-1080x1536.webp 1080w" sizes="auto, (max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Felix gözlerini kırpıştırdı. Kendisinin bile farkında olmadığı, hiçbir zaman filizlenme şansı bulamamış bir büyü yeteneği —— krallığın tarihine adını yazdıracak kadar güçlü bir iyileştirme becerisine sahip olacak “Mavi” Felix Argyle&#8217;in ilk iyileştirme ışığıydı bu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İyileştirme gücü, kızın bedenine canlılık bahşetti; yarasını kapattı ve akıp giden yaşam manasını telafi etti. Solgun yanaklarına renk geri geldi ve tekrardan nefes almaya başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “…Görünüşe göre… ölümden kurtuldum. Anlaşılan… bana yaşamaya devam etmemi söylüyorsun.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Hı-hı. Şey… öyle. Evet yani.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kız gözlerini açarken Felix ona başını salladı ve kibar bir dille konuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sesinde, şüphesiz yalnızca saygı vardı. Kız, onu hatasından korumak için bedenini kalkan olarak kullanmıştı. O ölüden farksızken başını kaldırmasını sağlamış ve ona nasıl yaşayacağını öğretmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer onun ruhuna leke sürdürmeyecek bir şekilde yaşamasını diliyorsa o zaman…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “Lütfen yanınızda kalmama izin verin. Hayatımı sizin yanınızda tüketmek istiyorum. Ruhumu parlatmak için en iyi yerin orası olacağını biliyorum.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini bıçaklamış olan birinin sözlerini dinlerken gözlerinin bir kez kısıldığını anlayabildi. Korkuyla cevabını bekleyen ve farkında olmadan onu kollarında daha sıkı tutan Felix’e kız iç çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Crusch Karsten.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “……Ha?”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kız:</strong> “Benim adım Crusch Karsten. En azından efendinin adını öğrenmelisin.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch, hâlâ kendi başına hareket edemiyor olsa da gururla gülümsedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onunla kalmasına izin verileceğini anladığında Felix yukarı baktı ve ağladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Felix:</strong> “…Aah!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek bir sesle sel gibi akan gözyaşlarıyla ağlamayı unutmuş bir çocuk gibi, ağlamayı yeniden hatırlamış bir çocuk gibi, yeni doğmuş bir bebeğin ilk çığlığı gibi ağladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Crusch avucuyla başını okşarken uzun, çok uzun bir süre ağlamaya devam etti.</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">&lt;&lt; <a href="https://rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yeminler-bolumu/"><strong>Yeminler Bölümü</strong></a>&#8216;nde devam edecek >></p>



<p><a href="https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/">Yüce Crusch-sama Destanı Başlıyor ☆</a> başlıklı yazı önce <a href="https://www.rezeroturkce.com">Re:Zero Türkçe ile Novel Oku, Manga Oku, Anime İzle Ücretsiz</a> sitesinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.rezeroturkce.com/yan-hikayeler/yuce-crusch-sama-destani-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
